Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Füsun Curaoğlu
13 theses · Eskişehir Technical Üniversity, Anadolu University
Tasarım yönetiminde Endüstri 4.0 ile değişen paradigmaların belirlenmesi: Türkiye'de tasarım merkezine sahip olan firmalar üzerinden bir alan araştırması
Tasarım faaliyetlerinin endüstrinin stratejilerine uygun bir şekilde yürütülmesini sağlayan "Tasarım yönetimi" disiplininin, endüstrideki gelişmelerle değişip, yeni endüstrinin ve kullanıcıların ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde gelişmesi beklenmektedir. Tasarım yönetiminin tarihi 1. Endüstriyel Devrim ile başlamaktadır. Endüstrideki değişimlerle endüstrinin ve kullanıcıların beklentisi değişmiş, bu doğrultuda tasarım disiplini de bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde evrilmiştir. 2011 yılında Almanya'nın öncülüğünde ortaya çıkan Endüstri 4.0'ın bilişim teknolojisindeki gelişmelerin endüstriye veri, görsel teknolojiler ve yapay zeka alanlarında yansımasıyla gerçekleşeceği öngörülmektedir. Ancak yeni endüstride teknoloji sadece üretim fonksiyonlarını yerine getirmek için değil, holistik bir değer zinciri oluşturmak için kullanılacaktır. Bu değer zincirinin oluşturulmasında tasarım yönetimi etkin bir rol oynayabilir. Bu nedenle Endüstri 4.0'ın ihtiyaçlarına uygun tasarım yönetimi yöntemleri geliştirilmelidir. Bu çalışmanın amacı dördüncü sanayi devriminin gerçekleşmeye başladığı bu günlerde, Tasarım Yönetimi disiplininde Endüstri 4.0 ile değişen paradigmaları belirlemek ve Türkiye'de Tasarım Yönetimi anlayışlarının yeni endüstri ihtiyaçlarına uygunlukları ve son kullanıcıya sağladıkları faydayı tasarım merkezi olan firmalar üzerinden incelemektir.
Tarım makineleri sektöründe endüstriyel tasarım disiplini ile yeni ürün geliştirme süreçleri ilişkisi üzerine bir analiz
Bu çalışmada, tarımsal üretim alanının geleceğine dair endişelerin çözümüne katkı sunmak amacıyla, gelecek nesillerde ortaya çıkacağı ön görülen tarıma dayalı sorunların tasarım odaklı çözümü için yapılan girişimler incelenmiştir. Tarım araçları üretimi yapan işletmelerin teknoloji odaklı ürün tasarımları için, yeni ürün geliştirme süreçleri önemlidir. Bu çalışmada da tarım makineleri ve teknolojileri sektöründe üretim yapan işletmelerin yeni ürün geliştirme süreçlerinde endüstriyel tasarım disiplini ile olan ilişkileri incelenmiştir. Araştırmada tarımın ortaya çıkışından tarihsel süreç içerisinde insan araç etkileşimi incelenerek, tarımsal üretim tekniklerinin gelişimi paralellinde öncellikle endüstriyel tasarımın tarihsel süreçte yer aldığı alan tanımlanmıştır. İnsan araç ilişkisi tarım devrimi, sanayi devrimi ve teknoloji devriminin etkisiyle üretim ilişkilerini geliştirerek insan makine ilişkisi bir etkileşim haline dönüşmüştür. Süreçlerin devamında endüstriyel tasarım diğer disiplinlerle beraber tarım alanında ön plana çıkmaya başlamıştır. Uygulamaların sürdürülebilir olması için ürünlerin doğru bir şekilde üretiminin gerçekleştirilmesi mutlak koşuldur. Sürece dahil olan fonksiyonların birbirine entegre edilerek tam bir uyum içerisinde çalışması sağlanmalıdır. Özellikle ve öncelikle yeni ürün geliştirme süreçleri ile endüstriyel tasarım disiplininin ilişkisi bu fonksiyonların doğru kurgulanmasında başlıca etkendir. Bu tez çalışmasında da tarım makineleri üretim sektöründe bu ilişki incelenerek, ilişkinin süreç bileşenleri tarafından doğru olarak tanımlamasının sağlanması ve süreçlerin disiplinlerarası uygulamalara dönük olarak düzenlenmesinin gerekliliği gözlemlenmiştir.
Zanaat ve endüstriyel tasarım ilişkisinde kültürel sürdürülebilirlik üzerine bir analiz
Zanaatı, Türk Dil Kurumu 'insanların maddeye dayanan gereksinimlerini karşılamak için yapılan, öğrenimle birlikte deneyim, beceri ve ustalık gerektiren iş' olarak tanımlamaktadır. Endüstrinin gelişmesi sürecinde insan ihtiyaçlarını karşılamak için yarışan endüstri, tasarım ve pazarlama disiplinleri karşımıza çıkmaktadır. Bu yeni dönem tüketim dünyasında zanaatın yeri, endüstriyel tasarım ile ilişkisi, zanaat ile bugüne gelen Türkiye'ye ait kültürel değerlerin konumu ve bu kültürel değerlerin sürdürülebilirliği bu araştırmanın konusunu oluşturmaktadır. Türkiye'de zanaat ile endüstriyel tasarım ilişkisini kültürel sürdürülebilirlik bağlamında araştırabilmek için öncelikle kültürel sürdürülebilirliği tanımlamak gerekmektedir. Kültürel sürdürülebilirlik, sosyal çevrenin topluma veya bireye sağladığı değerler, inanç sistemi, estetik, adalet, sağlık, eğitim güvenlik gibi insani gerekliliklerin uzun vadede sürdürülebilmesini ifade etmektedir. Türkiye'de zanaat, ortaya çıktığı alanın yerel kültürünün, halkın sosyal ihtiyaçlarının izlerini taşır. Bu nedenle zanaat, kültür değerlerinin yaşatılmasında önemli bir rol üstlenmektedir. Bu araştırma kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanan "Türkiye Geleneksel El Sanatları Haritası" göz önüne alınarak, Türkiye'deki zanaat alanlarının dağılımını içeren çalışma doğrultusunda veriler incelenerek, tasnif edilmiştir. Bu kapsamda çalışma, belirlenen en yaygın 3 ve yaygınlığı en az olan 3 zanaat alanı üzerinden yapılandırılmıştır. Çalışma karma araştırma yöntemine bağlı durum çalışması olarak planlanmıştır. Bu bağlamda belirlenen zanaat alanlarındaki zanaatkârlar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmakla birlikte, zanaatkârlara, devlet, kamu kuruluşu çalışanlarına, akademisyen ve tasarımcılara anket uygulanarak zanaat ve endüstriyel tasarım ilişkisinde kültürel sürdürülebilirlik açısından mevcut durum analiz edilmiştir.
Ambalaj tasarım sürecinde sürdürülebilirlik kavramı ve tasarımcı – kullanıcı açısından değerlendirilmesi: Karton ambalaj üzerine bir alan çalışması
İnsanlığın ilk çağlarından itibaren tasarım, hayatın her alanında varlığını sürdürmektedir. İnsanların, günlük yaşamlarını kolaylaştırmak için doğada buldukları malzemelere farklı formlar vererek, bir araya getirerek yaptıkları araç gereçlerle ilgili birçok kanıt günümüze ulaşmıştır. Sahip oldukları ürünleri ve eşyaları korumak da oldukça önemlidir. Yapılan araştırmalarda ambalaj ve ambalaj tasarımının insanlık tarihinin erken dönemlerinden itibaren var olduğu belirtilmiştir. Günümüzde tüketimin günden güne artması, doğal kaynak ve enerji kullanımı gibi sorunlar, hayatımızın her alanında sürdürülebilirlik kavramını karşımıza çıkartmaktadır. Ambalaj ürünleri için de sürdürülebilirlik oldukça kritik bir öneme sahip olup, ambalaj atıkları da ciddi sorun yaratmaktadır. Ambalajın sürdürülebilirliğe uygun tasarlanması ve üretilmesi yeterli olmamakla birlikte, tüketicinin de bu konudaki rolü oldukça önemlidir. Bu araştırma kapsamında ambalaj tasarım sürecinde tasarımcı tarafından alınan tasarım kararlarının tüketiciye nasıl aktarıldığı araştırılacaktır. Daha sürdürülebilir bir ambalaj döngüsü için hem tasarımcı hem de tüketici açısından neler yapılabileceğine dair verilerin toplanması hedeflenmektedir.
Türkiye'de endüstriyel tasarımcılar için yapılandırılan destekler: Süreçte devlet kurumları, özel sektör ve sivil toplum kuruluşlarının rolü
''Destek'' kavramını, belli bir potansiyele sahip, gelecek vaat eden ve katma değer yaratması öngörülen alanların geliştirilmesini sağlayacak bir yaklaşım olarak ele alabiliriz. Bu durumda desteklenmesi öngörülen unsurun, herhangi bir müdahaleye gerek olmaksızın var olabilmesi, sağlanacak destek ve teşviklerle birlikte sahip olduğu katma değer yaratma potansiyelinin mümkün olan en verimli şekilde ortaya çıkarılması beklenmektedir. Bir ürün ya da hizmeti üretmek için belli bir finansal kaynak ile üretim tesisi yatırımı yapılabilir, makine teçhizat alınabilir, ham madde tedarik edilebilir ve tüm üretim, pazarlama, satış, geri dönüşüm süreçleri planlanabilir. Ancak bu imkanların bir araya gelmesi ile elde edilecek sonuç olan, ürün ve/veya hizmetin ne kadar karlı, kullanışlı, satış odaklı, çevreci ve sürdürülebilir olacağı gibi pek çok etmen tasarımla birlikte ve tasarım odaklı bir yaklaşımla ele alınırsa önemli ölçüde yüksek, katma değerli bir süreç ve sonuçtan bahsedilebilir. Bu bağlamda tasarımın desteklenmesi, tasarım ve onu meydana getiren bileşenler için önemli olmakla birlikte, tasarımı destekleyecek taraflar için de elzemdir. Gelişmiş ülkelerin tasarımın yarattığı katma değeri fark ederek bu alana yatırım yaptıkları, destek ve teşvik mekanizmaları oluşturdukları ve bunun sonucu olarak pek çok alanda öncü olmayı başardıkları görülmektedir. Bununla birlikte Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler tasarım ile elde edilecek katma değere çok daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Bu çalışma kapsamında Türkiye'nin kendi parametreleri doğrultusunda oluşturulmuş, uygulanmış tasarım politikaları ve tasarıma sağlanan destekler ile ülkemizin mevcut tasarım ekosistemi incelenmiş, tasarım paydaşlarının birbirleri ile ilişkileri ve sorumlulukları sorgulanmıştır.
Stüdyo eğitiminde içgörü kavramı: Endüstriyel tasarım eğitimi lisans öğrencilerinin bu alandaki deneyimlerini incelemeye yönelik alan çalışması
Günümüzde tasarım eyleminin etki alanı genişlemiş; bir ürünün görünüşü veya işlevinden çok, insanın etkileşim kurduğu her türlü bağlamı kapsamaya başlamıştır. Kullanıcı anlamak ve onlara uygun kararlar alma yeteneğiyle doğrudan ilişkili olan yenilikçi çözüm önerileri bulmak ve rekabet gücünü arttırabilmek için firmalar, kullanıcı odaklı düşünme sistemini vizyonlarına entegre etmektedir. Bu sayede kullanıcıların davranış ve tercihlerindeki gerçek nedenleri derinlemesine anlamaya yarayan kullanıcı içgörüleri elde edilmektedir. Kullanıcı içgörülerini sektörde değer yaratmak için kullanmak; tasarımcıların var olan rollerini genişletmiştir. Endüstriyel tasarım eğitimi de kullanıcı merkezli bir yapıya sahiptir. Ancak öğrenciler, eğitimlerinin ilk senelerinde kullanıcı içgörülerini kavrayamamakta veya kavrasalar bile kullanıcı içgörülerini elde edememekte ve bu içgörüleri ürün geliştirme süreçlerinde kullanamamaktadır. Bu sebeple, endüstriyel tasarım programlarında öğrencilere kullanıcı içgörülerini elde etme ve bunları ürün geliştirme süreçlerinde kullanma becerilerinin kazandırılması önemlidir. Bu amaçla, Eskişehir Teknik Üniversitesi, Endüstriyel Tasarım bölümünde Ürün Tasarımı IV ve Ürün Tasarımı VI alan öğrencilerle anket, yarı yapılandırılmış görüşme ve kullanıcı içgörülerini elde etme ve kullanma yöntemleri üzerine bir çalıştay yapılması planlanmıştır. Bu çalışmalar sonucunda öğrencilerden elde edilen veriler analiz edilmiş ve çalışmanın sonunda elde edilen bulgular değerlendirilmiştir.
Endüstriyel tasarım-dijital oyun sektörü ilişkisi: tasarımcıların eğitimleri üzerine deneyim haritalama çalışması
Dijital oyun sektörü, teknolojik yenilikler ve küresel ekonomideki hızlı büyümesiyle yalnızca bir eğlence alanı olmaktan çıkmış, ekonomik ve kültürel dönüşümün önemli bir unsuru haline gelmiştir. Türkiye, dijital oyun sektörüne yapılan yatırımlarda Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biri olarak dikkat çekmekte; bu durum sektöre yönelik akademik ve sektörel araştırmaların artmasını sağlamaktadır. Ancak, sektördeki büyümenin sürdürülebilirliği için nitelikli iş gücü eksikliği önemli bir sorun oluşturmaktadır. Bu çalışma, Türkiye'de dijital oyun sektöründe nitelikli iş gücüne olan ihtiyacın karşılanması amacıyla endüstriyel tasarımcıların eğitim programlarının geliştirilmesine yönelik öneriler sunmayı amaçlamaktadır. Araştırmada, dijital oyun tasarımında endüstriyel tasarımcıların eğitim süreçleri ve sektörel rollerine dair kapsamlı bir analiz yapılmış, sektördeki eksiklikleri gidermek için eğitim programlarına yönelik öneriler geliştirilmiştir. Çalışma, bireysel görüşmeler yoluyla derinlemesine veriler elde ederek, dijital oyun sektöründeki tasarım süreçlerinin daha etkili hale getirilmesine katkı sağlamayı hedeflemektedir. Sonuçlar doğrultusunda hem akademik hem de sektörel bağlamda, dijital oyun sektörünün büyümesine ve Türkiye'nin uluslararası pazardaki konumunun güçlenmesine yönelik potansiyeller ve gelecek yönelimleri belirlenmiş, bu alan doğrultusunda endüstriyel tasarım eğitimine yönelik öneriler sunulmuştur.
Teknoloji odaklı uygulamaların tasarım eğitiminin öğrenme araçları olarak kullanılması: Tasarım stüdyosu dersi kapsamında gelecekçi öngörüler
Mekân, insan varoluşunun fiziksel ve bilişsel düzeyde biçimlenmesinde temel bir unsur olup, içmimarlık disiplini bu olguyu toplumsal, kültürel, psikolojik ve işlevsel boyutlarıyla bütüncül bir biçimde ele almaktadır. İçmimarlık eğitiminde merkezî bir yere sahip olan tasarım stüdyosu dersleri, çoğunlukla klasik yaklaşımlarla sürdürülmektedir. Ancak teknolojik gelişmeler, toplumsal dönüşümler ve kuşaklar arası farklılıklar doğrultusunda yeniden kurgulanma ihtiyacı doğmaktadır. Bu çalışmanın amacı, geleceğe yönelik bir eğitim modeli olarak "gelecekçi tasarım stüdyosu" yaklaşımının eğitim ve mekânsal boyutlarına ilişkin bir çerçeve ortaya koymaktır. Araştırma, karma yöntemle yürütülmüş; nitel aşamada akademisyenler ve öğrencilerle yarı yapılandırılmış görüşmeler ile çalıştay sürecinde kelime–kavram çağrışımı ve kart sıralama teknikleri kullanılmıştır. Nicel aşamada ise nörometrik ölçümlerle öğrencilerin bilişsel tepkileri analiz edilmiştir. Bulgular; gelecekçi tasarım stüdyosunun teknoloji tabanlı, çoklu duyu aktarımına imkân tanıyan, disiplinler arası, deneyime dayalı ve sanal asistan destekli bir yapıda kurgulanacağını göstermektedir. Nörometrik veriler, geleceğe yönelik bakış açısı kazanmanın eğitim sürecine katkılarını ortaya koymuştur. Sonuç olarak, gelecekçi stüdyo bağlamında teknoloji odaklı uyarlanabilir modellerin geliştirilmesine olanak sağlanmış ve teknoloji tabanlı, işlevsel ile deneyim odaklı yaklaşımları bütüncül biçimde irdeleyen metodolojik bir çerçeve oluşturulmuştur.
Teknoloji odakli platform olarak metaverse evreni ve yapay zeka: endüstri̇yel tasarim eğitimi açisindan bir analiz
Bu tez çalışması, yapay zekâ ve metaverse platformlarının endüstriyel tasarım eğitimi üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte tasarım süreçleri ve eğitim yöntemleri dönüşüme uğramış; dijital platformlar, tasarım disiplininde hem araç hem de ortam olarak yeni fırsatlar sunmuştur. Bu kapsamda, metaverse ve yapay zekâ kavramlarının tarihsel gelişimi, endüstriyel tasarımla ilişkisi ve eğitimdeki yeri literatür taramasıyla ele alınmıştır. Araştırmanın uygulama kısmında, Eskişehir Teknik Üniversitesi Endüstriyel Tasarım Bölümü 4. sınıf öğrencileriyle dört aşamalı bir workshop gerçekleştirilmiş; katılımcılar, Fortnite metaverse platformundaki avatarlar için yapay zekâ destekli ayakkabı tasarımı yaparak süreci deneyimlemiştir. Öğrenme eğrileri, platform kullanımı, yaratıcı süreçte yapay zekânın rolü ve tasarımcı kimliği bağlamında veriler toplanmıştır. Tematik analiz yöntemiyle değerlendirilen bulgular, yapay zekânın yaratıcılığı teşvik ederken özgünlük ve stil aktarımı gibi alanlarda sınırlamalar yarattığını ortaya koymuştur. Metaverse platformlarının ise tasarım farkındalığı ve dijital üretim süreçlerine katkı açısından eğitimde önemli rol oynadığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, yapay zekâ ve metaverse teknolojilerinin endüstriyel tasarım eğitiminde araç olarak kullanımı, pedagojik, estetik ve kültürel açıdan kapsamlı bir değişim gerektirmektedir. Bu tez, dijitalleşen yaratıcı tasarım süreçleri ve yeni nesil eğitim modellerine yönelik öneriler sunarak literatüre katkı sağlamaktadır.
Kullanıcı odaklı tasarım ve çömlekçi tornası: Taşınabilir mini çömlekçi tornası üzerine bir tasarım çalışması
Seramik, insanoğlunun varoluşundan beri yaşamın her alanında yer alan önemli bir malzeme olmuştur. Farklı şekillerde kullanılan seramik bazen günlük kullanım eşyası olarak bazense sanatsal ifade aracı olarak kullanılmıştır. Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan el aletleri ve çömlekçi tornası çeşitleri bu malzemenin nasıl şekillendirildiği hakkında tarihe ışık tutmaktadır. Çömlekçi tornalarının ilk örnekleri kil, taş ve ağaçtan yapılmıştır. Elle döndürülen farklı boyutlardaki tablalara sahip tornalardır. Ardından değişime uğrayarak ayakla döndülen torna örneklerine geçilmiştir. Günümüzde ise motorla döndürelen tornalar kullanılmaktadır. Teknolojiye paralel çömlekçi torna tipleri de gelişip değişmiştir.İlk örneklerden yola çıkılarak günümüze kadar gelen değişim süreci izlenmiştir. Bu doğrultuda kullanıcı odaklı ve teknoloji tabanlı taşınabilir mini çömlekçi tornası tasarlanması amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında yapılan literatür ve ön araştırmalar sonucunda piyasadaki çömlekçi tornalarında üreticilerin üründe tasarım parametrelerini yeterli olarak göz önünde bulundurmadıkları tespit edilmiştir. Kullanıcı beklentilerini karşılayabilecek beklentilere cevap vermek amacıyla kullanıcı odaklı görüşmeler yapılarak tasarım parametreleri belirlenmiştir. Kullanıcı odaklı parametreler yardımı ile yaratıcı süreç desteklenmiştir. Bu kapsamda yapılan çalışmada kullanıcı gereksinimlerini karşılayabilen, tasarım parametrelerini içinde barındıran, üretim kalitesini arttırmaya katkı sağlayabilecek özelliklerde kullanıcı odaklı ve teknoloji tabanlı mini çömlekçi tornası üretilmiştir. Anahtar Kelimeler: Mini çömlekçi tornası, Seramik, Sanat
Türkiye'nin modernleşme hareketleri paralelinde salon mekânı ve mobilya tasarımları üzerine dönem sineması üzerinden bir analiz
Türkiye'de modernleşme hareketleri gündelik hayatı değiştirmiştir. Böylece gündelik mekân ve gündelik eşyalar da değişime uğramıştır. Bu değişimler toplumun tarihinde temsiller ve semboller yaratmıştır. Bunlar; gündelik hayat mekânı olarak iç mekân ve gündelik eşya olarak mobilya olmuştur. İç mekân ve mobilya, toplumsal değişimin bir yansıtıcısı olarak toplumun modernlik deneyimleri hakkında veriler sunmaktadır. Bu çalışma kapsamında modernleşme sürecinin tanığı olarak salon iç mekânı ve mobilyaları, Türkiye modernleşmesinin temsili ve sembolü olarak ele alınmıştır. Bu tanıklık, modernleşme süreci ve gündelik hayat dinamikleri özelinde incelenmiştir. Bu süreci ve günlük hayatı yansıtan bir başka tanık Türk sinemasıdır. Türk sineması, iç mekân ve mobilya ilişkisinde gündelik olanın tanıklığına dair veriler sunmaktadır. Bu nedenle, modernleşme hareketleriyle birlikte gündelik hayatın değişimini yansıtan iç mekân ve mobilya iç mimarlık ve sinema disiplinleri ile birlikte karşılaştırmalı / eş zamanlı olarak analiz edilmiştir. Bu araştırmada, nitel araştırma yöntemine bağlı olarak görselleştirme metodolojisi / analizi (visual methodology/analysis) kullanılmıştır.
Teknoloji odaklı yeni yaşam biçimleri: Profesyonel içmimarların iç mekân tasarım yaklaşımları üzerine bir analiz
21.yy'da, teknolojik gelişmelerin etkisi ile hızla değişen toplumsal, sosyal ilişkiler ve alışkanlıklar iç mekân yapısı üzerinde oldukça etkili olmaktadır. Tarihsel süreçte de her devrimde ve önemlilik arz eden her sıçramada, insan ilişkilerine bağlı olarak günlük yaşam ve toplum, eş zamanlı olarak mekân değişmiştir. Bu değişimler sırayla değil, iç içe ve birbirinden her an etkilenerek olmuştur. Her değişim bir yeniliği getirmiş, her yenilik bir diğer yeniliği yaratmıştır. Bu zincirlemeler, aslında gelişimin kendisidir ve disiplinler arasıdır. Tarihsel olaylara ve etkileri göz önüne alındığında, değişimlerin her alanı farklı ölçülerde etkilediği görülmektedir. Tez kapsamına da sunulan bu ilişkiler içerisinde, 21.yy'da mekânın dönüşümünde etkili olan paradigmaları tespit etmek, bu paradigmaları sunmak ve iç mekân kriterlerinin 21.yy'da geldiği ve geleceği noktaları ele alınmıştır. Tüm bu dönüşen mekân anlayışları ve mekâna atfedilen yeni tanım ve kavramlardan yola çıkarak, teknolojik gelişmelerin mekân anlayışı üzerine getirdiği yaklaşımlar doğrultusunda özgün çalışmada, internet yoluyla anket çalışması; sonrasında içmimarlar ile yarı yapılandırılmış yüz yüze görüşmeler ile Türkiye'de içmimarlık alanının mevcut durumunu ortaya koymak ve geleceğe dair öngörüler belirlemek hedeflenmiştir. İçmimarların teknoloji odaklı mekânı nasıl tanımladıkları, geleceğe dair hangi yöntem ve fikirlerden yararlandıkları, geleceğin iç mekânına dair neleri öngördükleri çalışmada incelenmiştir.
Okul öncesi eğitim kurumlarında tuvalet iç mekanı tasarım kriterleri ve kullanıcı odaklı bir yaklaşım: 36-72 aylık çocuklar üzerine bir araştırma
Çocukluk çağı, doğumdan 18 yaşına kadar geçen süre olarak gösterilmektedir. Bu süre, gelişim süreçlerini de içermektedir. Gelişim, çok yönlü karmaşık bir süreçtir ve bu sürecin sağlıklı olarak devam etmesini sağlamak için gelişimin bütün yönlerinin ve gelişimi etkileyen mekansal faktörlerin bilinmesi gerekmektedir. Çocukların kullanıcı olduğu mekanların bu doğrultuda oluşturulması önemlidir. Kullanıcı olarak çocukların yoğunlukta olduğu mekanlara bakıldığı zaman okul öncesi eğitim kurumları önemli bir veri kaynağıdır. Okul öncesi eğitim kurumlarına devam edilen süreç içerisinde gerçekleşen eğitim süreçlerinden bir tanesi de tuvalet eğitimidir. Bu eğitimin sorunsuz şekilde gerçekleştirilebilmesi için mekansal ihtiyaçların sağlanması gerekmektedir. Bu çalışma kapsamında, 36-72 aylık çocukların tuvalet kullanım tercihlerini göz önünde bulundurarak okul öncesi eğitim kurumlarındaki tuvaletlerin tasarım kriterleri doğrultusunda kullanıcı odaklı bir yaklaşımla incelenmiştir. Okul öncesi eğitim kurumlarına ilişkin mevzuat incelenmiş ve saha gezileri yapılarak mevcut yapı hakkında veri toplanmıştır. Araştırma için gereksinim duyulan veriler mozaik yaklaşımla toplanmıştır. Bu kapsamda, çocuklarla yarı yapılandırılmış görüşme ve resim yapma tekniğiyle veriler toplanmıştır. Uzmanlarla yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Toplanan mevcut yapılardan elde edilen veriler, çocuklardan toplanan veriler ve uzmanlardan elde edilen veriler birlikte incelenmiştir. Sonuç olarak, okul öncesi eğitim kurumlarında yer alan mevcut tuvalet alanlarının kullanıcı olarak 36-72 ay grubu çocukların mekansal ihtiyaçlarının ve beklentilerinin değişim gösterdiği tespit edilmiştir. Gelecek hayatlarında ve eğitimlerine katkı sağlayabilmek için okul öncesi eğitim kurumlarında yer alan tuvalet alanlarının kullanıcı ihtiyaçlarının ve mekansal beklentilerinin oluşturulması bu çalışmanın ana çerçevesini belirlemiştir.