Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Fatoş Bulut Ateş

13 theses · Çukurova University, Çağ University

Master'sOpen AccessTR

Kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirilme korkusu arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliğinin, toplumsal cinsiyet rolü stresini ve olumsuz değerlendirilme korkusunu yordayıp yormadığını açıklamaktır. İlişkisel tarama modeline uygun olarak gerçekleştirilen araştırmanın evrenini İstanbul ve Adana illerinde devlet üniversitesine devam eden üniversite öğrencileri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise İstanbul'da ve Adana'da farklı üniversitelerde öğrenim gören toplam 598 kadın üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak kişilerin toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesini ölçen; Gözütok, Toraman ve Acar-Erdol (2017) tarafından geliştirilen Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ölçeği (TCEÖ), kadınların toplumsal cinsiyet rollerinden kaynaklanan stres düzeylerini ölçen; Koç, Haskan-Avcı ve Bayar (2017) tarafından geliştirilen Kadın Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi Ölçeği (KTCRSÖ) vebireyin başkaları tarafından olumsuz ya da düşmanca değerlendirilmeye karşı toleransını ölçen, Türkçe'ye uyarlaması Çetin, Doğan ve Sapmaz(2010) tarafından yapılmış olan Olumsuz Değerlendirilme Korkusu Ölçeği Kısa Formu (ODKÖ) ve araştırmacı tarafından literatür ışığında oluşturulan Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Veri analizinde süreksiz değişkenlerin iki kategorili olduğu durumlarda Bağımsız Gruplar T-Testi, üç kategorili ve üstü olduğu durumlarda One Way ANOVA Testi yapılmıştır. Ayrıca toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirme korkusu arasındaki ilişkinin anlamlılığını test etmek için Pearson Momentler Çarpım Kolerasyonu ve doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Araştırma bulgularına göre, kadın üniversite öğrencilerinin toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet rolü stresi ve olumsuz değerlendirme korkusu öğrencilerin yaş, sınıf düzeyi ve baba eğitim durumuna göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Bunun yanı sıra her üç değişken de öğrencilerin anne eğitim duruma göre anlamlı bir farklılık göstermektedir. Buna göre, kadın üniversite öğrencilerinin anne eğitim durumu yükseldikçe toplumsal cinsiyet eşitliği düşüncesinin de arttığı; annesi lise mezunu kadın üniversite öğrencilerinin, ilkokul ve ortaokul mezunu olanlara göre daha fazla toplumsal cinsiyet rolü stresi yaşadığı ve annesi ilkokul mezunu olanların ortaokul mezunu olanlara göre olumsuz değerlendirilme korkusunun daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra, toplumsal cinsiyet eşitliği ile toplumsal cinsiyet rolü stresi arasında negatif yönde orta düzeyde anlamlı bir ilişki, toplumsal cinsiyet eşitliği ile olumsuz değerlendirilme korkusu arasında pozitif yönde düşük düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği, toplumsal cinsiyet rol stresini önemli derecede yordamaktayken iken olumsuz değerlendirme korkusunu düşük düzeyde yordamaktadır. Bu durumda toplumsal cinsiyet eşitliği olumsuz değerlendirme korkusunu yordamakta önemli bir etkiye sahip olmadığı düşünülmektedir. Elde edilen bulgular literatür neticesinde tartışılmış ve çeşitli öneriler getirilmiştir. Anahtar kelimeler: Toplumsal Cinsiyet Rolü Stresi, Olumsuz Değerlendirilme Korkusu, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

Cinsel kimlikCinsiyetEşitlik+7
Emin Kurtuluş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinde öz şefkatin yordayıcıları olarak ana babaya bağlanma ve yaşam doyumu

Bu çalışma, üniversite öğrencilerinin anne baba bağlanmalarının ve yaşam doyumlarının öz şefkatlerini ne derecede yordadığını incelemek adına yapılmış, ilişkisel tarama modelinde, betimsel bir araştırmadır. Araştırma evrenini 2018 – 2019 yılları arasında Çukurova Üniversitesinde farklı fakülte ve bölümlerde lisans öğrenimi gören farklı yaş düzeylerinden öğrenciler oluştururken, örneklemini ise evrenden tabakalı örnekleme yöntemi ile seçilmiş 'gönüllülük bilgilendirme metni' aracılığı ile öğrencilerin gönüllü katılımları esas alınmış 379 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın yordanan değişkeni olarak öz şefkat düzeyine dair veriler Öz Şefkat Ölçeği ile, yordayıcı değişkenler yaşam doyumu ve ana babaya bağlanmaya dair verileri ise Yaşam Doyumu Ölçeği ve Ana Babaya Bağlanma Ölçeği kullanarak elde edilmiştir. Örneklemden elde edilen veriler SPSS 17.0 istatistik paket programına girilerek araştırmanın tüm istatistiksel çözümlemeleri bu program yardımıyla gerçekleştirilmiştir. Verilerin analizi sonucunda kişinin öz şefkatini yaşam doyumu ve ana babaya bağlanma ölçeğinin anne koruma ve baba koruma boyutlarının yordadığı, kişinin yaşam doyumu düzeyini yalnızca babasının ilgisi ve öz şefkat düzeyinin yordadığı, kişinin öz şefkat düzeyi ile babasının ve annesinin ilgisi arasında ilişki mevcutken yordayıcılık barındırmadığı ve kişinin özerkliğine dair algıladığı anne baba tutumunun öz şefkat düzeyini etkilediği bulunmuştur. Anahtar kelimeler: Öz şefkat, yaşam doyumu, ana babaya bağlanma.

Ana-babaya bağlanmaYaşam doyumuÖz duyarlılık+2
Nazlı Tuğba Şendir
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Aile içi şiddete maruz kalan ve kalmayan kadınların evlilik kurgularının incelenmesi

İki aşama olarak planlanan bu araştırmada Çalışma 1' in amacı aile içi şiddete maruz kalan kadınların evliliklerine dair sahip oldukları kişisel yapıları ortaya çıkarmak; Çalışma 2' nin amacı ise ve aile içi şiddete maruz kalan ve kalmayan kadınların evlilik kurgularını incelemektir. Çalışma 1 nitel çoklu durum çalışması, Çalışma 2 ise nicel çoklu durum çalışması modelinde tasarlanmıştır. Veri toplama aracı olarak Çalışma 1'de Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu, Çalışma 2'de ise Kişisel Bilgiler Formu, Şiddete Maruz Kalma Bilgi Formu ve Repertuar Ağı Formu kullanılmıştır. Çalışma 1 için yapılan içerik analizi sonuçlarına göre aile içi şiddete maruz kalan kadınların evliliklerine dair kullandıkları kişisel yapılar sırasıyla şu şekildedir: "etkili iletişim- çatışma/kavga", "sakinlik-saldırganlık/tehdit", "aşk/sevgi-sevgisizlik", "maddi rahatlık-ekonomik sıkıntılar", "mutluluk-mutsuzluk", "eş desteğinin olması-eş desteğinin olmaması", "ilgi-ilgisizlik", "saygı-saygısızlık", "köken aileden özerk olma-köken aileye bağımlı olma", "güven-güvensizlik". Çalışma 2' de elde edilen bulgulara göre ise aile içi şiddete maruz kalan kadınlar, kendi evliliklerini olumsuz özellikler ile nitelemişlerdir. Aile içi şiddete maruz kalan kadınlar, kendi evlilikleri ile ideallerindeki ve örnek olarak gördükleri evliliklerin benzer ve farklı yönlerinin olduğunu belirtmişlerdir. Aile içi şiddet görmeyen kadınlar ise kendi evlilikleri ile ideallerindeki, hayallerindeki ve örnek olarak gördükleri evliliklerin benzer özellikler içerdiğini belirtmişlerdir. Ayrıca aile içi şiddete maruz kalmayan kadınlar güncel evliliklerini olumlu kişisel yapılar ile ilişkilendirmiştir. Bu araştırmadan elde edilen bulgulara göre aile içi şiddete maruz kalan kadınlar, evliliklerini bazı yönlerden olumlu bazı yönlerden olumsuz algılarken; aile içi şiddete maruz kalmayan kadınlar, evliliklerini olumlu olarak değerlendirmektedirler. Anahtar Kelimeler: Aile içi şiddet, kişisel yapı, element, repertuar ağı tekniği, evlilik kurgusu

Aile içi şiddetEvlilikKadınlar+1
Rümeysa Daş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Birinci basamak sağlık hizmetlerinde hastaların psikolojik destek ihtiyaçlarının saptanması

Dünya Sağlık Örgütü, sağlığı, "Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir" şeklinde tanımlamıştır. Üstelik, ülkemizde uygulanmakta olan Aile Hekimliği modeli ile bütüncül bir yaklaşım olarak biyopsikososyal yaklaşım önem kazanmıştır. Bu araştırmada, birinci basamak sağlık hizmetlerinde psikolojik destek ihtiyacını ve niteliğini saptayarak, hizmet kalitesinin ve performansın arttırılması için psikolojik destek hizmetlerinin iyileştirilmesi yönünde birinci basamak sağlık hizmetlerine katkı yapmak amaçlanmıştır. Bu uzman kadrolarla ve alana yönelik spesifik bilgi ve tecrübeyi üretecek uzmanlaşmayla olabilir. Örneklem olarak, sosyoekonomik düzeyi, eğitim düzeyi gibi değişkenler açısından benzer olan bir bölgedeki aile sağlığı merkezinde veriler toplanmıştır. Aile sağlığı merkezine başvuran 100 kişinin psikolojik destek ihtiyaçlarını saptamak için bir form ile veri toplandı. 69 kişiyle de bu konuda bireysel deneyim ve algılarını öğrenmek için görüşme yapıldı. Hastalar yüksek sıklıkla psikolojik destek almak istediklerini, aile sağlığı merkezlerinde psikolojik destek hizmetinin verilmesinin uygun olduğunu ve bu durumun, hizmet açısından birçok avantajları bulunduğunu ifade etmişlerdir. Kaygı ve korkuyla başetmek başta olmak üzere, diğer birçok konuda psikolojik destek hizmetlerinin verilmesini istediklerini dile getirmişlerdir.

Birinci basamak sağlık hizmetleriHastalarPsikolojik destek+2
Semra Akın
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Boşanmış ebeveynlerin ortak ebeveynliğe yönelik algılarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, boşanmış ebeveynlerin, eski eşleri ile ortak ebeveynlik konusundaki deneyimleri hakkındaki görüşlerini betimlemek, ortak ebeveynliğe ilişkin yeterlik algılarını ortaya çıkarmak ve bu konuda ihtiyaç hissedilen çalışmalara yönelik önerileri belirlemektir. Nitel araştırma yöntemlerinden görüşmenin kullanıldığı çalışmada farklı illerden farklı sosyo-ekonomik ve eğitim düzeylerine sahip 19 kadın, 7 erkek olmak üzere 26 katılımcı yer almıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme yoluyla toplanan verilerin analizinde içerik analizi yöntemi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda, boşanma sonrasında ortak dil oluşturabilen boşanmış ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili ortak karar alabildikleri, etkili iletişim kurabildikleri, çocuk yetiştirmede ortak amaçlarda buluşabildikleri, görev ve sorumluluk paylaşımında işbölümü yapabildikleri, birbirlerinin ebeveynlik becerilerini onaylayarak destekledikleri, kişisel ve kültürel farklılıklara rağmen çocuğun faydasını gözeterek ortak kararda buluşabildikleri görülmüştür. Ortak karar almalarının kendileri, çocukları ve ebeveynlik ilişkileri üzerinde olumlu psikolojik yansımalarının olduğu görülmüştür. Boşanma sonrasında ortak dil oluşturamayan boşanmış ebeveynlerin çocuklarıyla ilgili ortak karar almada zorlandıkları, çatışmalı iletişim içinde oldukları, çocuk yetiştirmede farklı tutum ve önceliklerinin olduğu, görev ve sorumluluk paylaşımının olmadığını, birbirlerinin ebeveynlik becerilerini onaylamayıp zayıflatarak ortak karar alamadıkları görülmüştür. Boşanma öncesi ortak dil oluşturmayı başaramayan ebeveynlerin boşanma sonrasında da ortak dil oluşturamadıkları görülmektedir. Anahtar kelimeler: Ortak Ebeveynlik, Boşanma, İşbirliği, Ebeveyn-çocuk ilişkisi, aile sistemi

Ana-baba algısıBoşanmış ailelerDeneyim+2
Emel Örnek Topcu
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

3-6 yaş arasında çocuğu olan babaların duygu düzenleme becerileri ve babalık rolü algısı ile çocuğun duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada 3-6 yaş aralığında çocuğu olan babaların babalık rolü algıları ile ebeveyn duygu düzenleme becerilerinin çocuklarının duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma yaşları 24 ile 58 arasında değişen ve ülkenin farklı yerlerinde ikamet etmekte olan 305 baba ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada babaların babalık rolü algılarına ilişin veriler 'Babalık Rolü Algı Ölçeği' (Kuzucu, 1999), babaların ebeveyn duygu düzenleme becerilerine ilişkin veriler 'Ebeveyn Duygu Düzenleme Ölçeği' (Gültekin Ahçı, Akdeniz, Harmancı, Akaroğlu ve Seçer, 2020) , çocukların duygu düzenleme becerilerine ilişkin veriler 'Duygu Düzenleme Ölçeği' (Batum ve Yağmurlu, 2007) ve katılımcıların kişisel bilgilerine ilişkin veriler araştırmacı tarafından bu araştırma kapsamında oluşturulmuş 'Kişisel Bilgi Formu' kullanılarak elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilmiş olan veriler SPSS 24.0 paket programıyla Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu, T Testi ve Çoklu Regresyon kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda babaların duygu düzenleme becerileri ile babalık rolüne ilişkin algıları arasında pozitif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Babaların duygu düzenleme becerileri ile çocukların duygu düzenleme becerileri arasındaki ilişkiye bakıldığında ise babaların duygu düzenleme becerileri ile Değişkenlik/Olumsuzluk arasında negatif yönlü ve anlamlı bir ilişki bulunduğu, Duygu Düzenleme Kontrol ile arasında pozitif yönlü ve anlamlı bir ilişki olduğu görülmüştür. Babaların babalık rollerine ilişkin algıları ile çocukların duygu düzenleme becerilerinden Değişkenlik/Olumsuzluk ile arasında negatif yönlü anlamlı ilişki olduğu görülmüştür. Bunun yanında babanın babalık rolüne ilişkin algılarının ve babaların duygu düzenleme becerilerindeki yetkinlik düzeylerinin çocuğunun cinsiyetine göre farklılaşmadığı görülmüştür. Ancak çocukların duygu düzenleme becerileri ile cinsiyetleri arasında anlamlı bir farklılaşma olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Babaların duygu düzenleme beceri düzeyleri ile babalık rolü algılarının Değişkenlik/Olumsuzluk'u yordamasına ilişkin yapılmış olan çoklu regresyon analizi sonuçları incelendiğinde ise babanın çocuğunun duygularından kaçınıyor olması Değişkenlik/Olumsuzluk'u pozitif yönde anlamlı olarak yordarken, babanın çocuğunun duygularını yönelmesi ve babaların babalık rolü algısı negatif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Babaların duygu düzenleme beceri düzeyleri ile babalık rolü algılarının Duygu Düzenleme Kontrol'ü yordamasına ilişkin yapılmış çoklu regresyon analizi incelendiğinde Babanın çocuğunun duygularına yöneliyor olması, babanın kendi duygularını ve çocuğunun duygularını kabul etme düzeyi ve babalık rolüne ilişkin algısı Duygu Düzenleme Kontrol'ü pozitif yönde anlamlı olarak yordadığı görülmüştür. Anahtar kelimeler:Babalık, babalık rolü, duygu düzenleme, baba çocuk ilişkisi

BabalarDuygu düzenlemeEbeveynlik rolleri+5
Gizem Gökpınar
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algılarının incelenmesi: Nitel bir çalışma

Bu çalışmanın amacı, okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algılarını ortaya çıkarmaktır. Aynı zamanda okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili ne gibi uygulamalar yaptığını, uygulamalar esnasında ne gibi sorunlarla karşılaştıklarını ve bunları nasıl çözdüklerini ortaya çıkarmak amaçlanmaktadır. Bu çalışma, nitel bir çalışma olup, çalışmada nitel araştırma desenlerinden yaşanmış bir olguyu betimlemeye yarayan fenomonolojik desen kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu farklı illerde görev yapan 40 okul öncesi öğretmeni oluşturmuştur. Veriler, toplamda 8 sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla, öğretmenlerle yapılan yüz yüze ve online görüşmelerle toplanmıştır. Araştırmada elde edilen görüşme verileri, içerik analizi yöntemiyle temalar şeklinde düzenlenmiştir. Bulgular sunulurken ortaya çıkan her bir temaya ait veriler tabloda gösterilmiş, daha sonra başlıklar halinde bu temalar alıntı gösterilerek değerlendirilmiştir. Araştırma sorularının ortaya koyduğu cevaplar sonucunda 7 başlık belirlenmiş ve sonuçlar detaylıca incelenmiştir. Öncelikle katılımcıların kız ve erkek öğrencilerine dair tanımlamalarına, kız ve erkek öğrencilerinden rol, özellik ve sorumluluk anlamındaki beklentilerine ve toplumsal cinsiyet eşitliğinden ne anladıkları konularına verdikleri yanıtlar incelenerek okul öncesi öğretmenlerinin toplumsal cinsiyet eşitliğine dair algıları ortaya çıkarılmıştır. Genel olarak katılımcıların toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik algıları olumlu olsa da, öğrencilerine dair tanımlamalarının ve beklentilerinin toplumsal cinsiyete dair kalıp yargıları içerdiği görülmektedir. Daha sonra, okul öncesi öğretmenlerine sınıf içinde veya dışında toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek yaptıkları uygulamalar sorulmuş, öğretmenlerin toplumsal cinsiyet eşitliği ile ilgili başlı başına uygulamalar yapmaktan ziyade, toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek davranış geliştirdikleri sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca öğretmenlere toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalık kazandırmak amacıyla veli ve öğrencilerine ne gibi uygulamalar yaptıkları, herhangi bir uygulama yapmayan öğretmenlere ise uygulama yapsalardı bu konuyla ilgili ne gibi uygulama yapacakları sorulmuş, yaptıkları uygulamalar ve uygulama önerileri ortaya çıkarılmıştır. Ortaya çıkan sonuç; uygulama yapmayan öğretmenlerin uygulama önerileri sundukları görülmüş ancak bunları hayata geçirmedikleri görülmüştür. Son olarak, okul öncesi öğretmenlerine toplumsal cinsiyet eşitliğine dair yaptıkları uygulamalarda ne gibi sorunlar yaşadıkları ve bu sorunlara ne gibi çözüm önerileri getirdikleri sorulmuş, bunun sonucunda birçok öğretmen herhangi bir problem yaşamadığı ifade etmiştir. Anahtar kelimeler: Cinsiyet, toplumsal cinsiyet, ayrımcılık, kalıp yargı, cinsiyetçilik.

Hayrunisa Işıl
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sanat terapisi uygulamalarına dayalı psikoeğitim programının işitme engelli çocukların duygusal okuryazarlık becerilerine etkisi

İşitme engelli öğrenciler genellikle duygusal ve davranışsal zorluklarla karşılaşmaktadır. Duygu düzenlemesine odaklanan programların uygulanmasının işitme engelli öğrencilerde duygusal zeka, öz yönetim, öz farkındalık, ilişki yönetimi ve sosyal farkındalığı önemli ölçüde geliştirebileceği ileri sürülmektedir. Bu doğrultuda, yapılan araştırmada, işitme engelli öğrencilere yönelik duygu eğitiminin duygusal süreçlerindeki etkisi ele alınmıştır. Bu araştırma, araştırmacı tarafından geliştirilen Sanat Terapisi Uygulamalarına Dayalı Psikoeğitim Programı'na katılan işitme engelli çocukların sanat terapisinin duygu düzenleme becerilerine dair puanları üzerindeki etkililiğini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemi kullanılarak yürütülmüştür. Bunun yanında çalışma sonrasında anket oluşturularak sürece dair katılımcıların fikirleri çeşitli sorularla alınmıştır. Araştırmada kullanılan ölçek ilkokul öğrencinilerinin duygusal okuryazarlık becerilerini değerlendirmek amacıyla geliştirilmiştir. 18 sorudan oluina ölçek, "Bireysel Duygusal Süreçler" ve "Toplumsal Duygusal Süreçler" isimleri verilen iki alt boyuttan oluşmaktadır. Ölçeğin Cronbach Alpha değerinin .829 olduğu görülmüştür. Ölçekten alınan yüksek puan duygusal okuryazarlığın yüksek olduğunu göstermektedir. Oluşturulan ölçeğin madde faktör yükleri ve ölçeğin güvenirlikleri istenilen düzeydedir. Araştırmanın bağımsız değişkeni ön test ve son test ölçümleri arasında sadece deney grubuna uygulanan ve araştırmacı tarafından geliştirilen 10 haftalık Sanat Terapisi Uygulamalarına Dayalı Psikoeğitim Programıdır. Araştırmanın bağımlı değişkeni ise işitme engelli çocukların duygusal okuryazarlık düzeyleridir. Araştırmaya katılan 7 öğrenciye yönelik duygu eğitimi verilmiş, 7 kişilik diğer öğrenci grubuna müfredat gereği sağlanan eğitim verilmiştir. Deney grubunun duygusal süreç puanlarının eğitim öncesinde ve sonrasındaki farklılıkları incelendiğinde, toplumsal duygusal süreçler ve bireysel duygusal süreç toplam puanlarının kontrol grubuna kıyasla daha yüksek olduğu sonucu elde edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulguların gelecekte yapılacak diğer araştırmalara ve öğrencilere yönelik uygulamalara katkı sağlayabileceği düşünülmektedir. Bu araştırmada, işitme engelli öğrencilerine yönelik duygu eğitiminin duygu süreçlerine olan etkileri incelenmiştir. Bulgular doğrultusunda, duygu eğitimi alan işitme engelli öğrencilerin duygusal süreç puanlarının eğitim almamış olan kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Araştırmanın bulguları, duygu eğitiminin öğrencilerin duygusal süreçleri üzerinde anlamlı ve olumlu etkilerinin alabileceğini göstermektedir. Bu araştırmanın bulgularını destekleyici olarak gelecekte yapılacak araştırmalar ve öğrencilere yönelik uygulamalarda daha fazla katılımcı sayısının sağlanması, duygu eğitiminin süresi hakkında düzenlemeler yapılmasının öğrencilerin duygusal süreçlerindeki iyileşmeyi değerlendirme konusunda katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Duygusal süreçler, duygu düzenleme, işitme engellilik, eğitim-öğretim faaliyetler

Aytaç Yeşilkaya
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu ve aile etkileşimi: Madde kullanım bozukluğu olan genç yetişkinlerin ve ailelerinin gözünden bağımlılık öncesine ve sonrasına bir bakış

Bu araştırmanın amacı madde kullanım bozukluğu olan genç yetişkinlerin madde bağımlısı olmadan önce ve olduktan sonraki aile ilişkilerinin nasıl olduğunu, aile dinamiklerinin maddeye başlama ve bağımlı olma sürecini nasıl etkilediğini, bağımlılık sonrasında aile dinamiklerinin nasıl değiştiğini bağımlı kişi ve ailesinin gözünden değerlendirilip ortaya koymaktır. Bu doğrultuda 18-26 yaş arası 20 madde kullanım bozukluğu tanısı almış genç yetişkin ile bu kişilerin ailelerinden en az bir temsilciyle yarı yapılandırılmış bir görüşme formu aracılığıyla toplam 40 görüşme yapılmıştır. Araştırmada fenomenolojik desen kullanılmış, veriler analiz edilirken de içerik analizi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda MKB olan gençlerin çocukluk yaşantılarında ebeveyn kaybı, aile içi şiddet, ailesel madde kullanımı, aile içi iletişimde kopukluk, ilgi ve sevgi eksikliği olduğu bulunmuştur. Aile içi ilişkilerin olumsuz olmasının yanı sıra yetersiz denetimin varlığı, yaşa uygun olmayan şekilde para bulundurma ve araba kullanma davranışları, aşırı güven duyma, okula devam etmeme, ailenin ve gencin bağımlılık-maddeler konularında bilgisiz oluşu, boş kalma yaşantılarının varlığı gençler için madde kullanımı açısından riskli bulunmuştur. Madde kullanımının yaygın olduğu yerlerde yaşamak, madde kullanan arkadaşlara sahip olmak ve bu kişilerle çok zaman geçirmek yine bağımlılık riskini artıran etmenlerdir. Bağımlılık yaşantısının kişiyle ailesi arasındaki iletişimi bozduğu, çatışmaları artırdığı ortaya çıkmıştır Madde bağımlılığının aileyi duygusal, ekonomik ve fiziksel olarak kötü etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Tedavi sürecinde ise ailenin desteğinin çok önemli olduğu, bu süreçte ailenin de hastalık ve tedavi hakkında tedavi ekibinden bilgi/eğitim alması gerektiği ortaya çıkmıştır. Tedavi başarısı için destekleyici bir aile ortamı, kullanan arkadaş çevresinden uzaklaşmak, spor benzeri bir uğraş edinmek, tedavi sisteminin içinde kalmak önemli bulunmuştur. Araştırmada elde edilen diğer bir bulgu ise çocukluk yaşantısındaki aile ilişkilerine dair ve maddeye başlama sebeplerine dair bakış açısının aileler ve genç yetişkinler arasında farklı olmasıdır. Anahtar Kelimeler: Aile, madde kullanım bozukluğu, madde bağımlılığı, genç yetişkinlik, nitel araştırma

Merve Gümüş Yarmalı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencileri arasındaki akran zorbalığının öğretmen perspektifinden değerlendirilmesi

Bu araştırma, lise öğrencileri arasındaki akran zorbalığına yönelik öğretmen görüşlerini ve yaklaşımlarını belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Araştırma kapsamında derinlemesine bilgi sahibi olmak ve günümüzün yaygın problemlerinden olan akran zorbalığını mümkün olduğunca tüm yönleriyle öğretmen gözünden betimlemek hedeflenmiştir. Bu yüzden nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik yaklaşımın mevcut araştırmamızın amacına uygun olduğu düşünülmüş ve araştırma fenomenolojik yaklaşımla yürütülmüştür. Çalışma grubunu farklı illerde yaşamını ve görevini sürdüren, farklı lise türlerinde görev yapmaya devam eden 19'u kadın 6'sı erkek toplam 25 branş öğretmeni oluşturmaktadır. Katılımcılardan görüşme yoluyla veri toplanmış, katılımcı onayı ile alınan ses kayıtlarının transkripti çıkarılmış ve yazılı dökümanlar içerik analizine tabii tutulmuştur. Yapılan analizler sonucunda katılımcılar tarafından çoğunlukla sözel ve fiziksel zorbalığa vurgu yapıldığı, en az değinilen zorbalık türünün siber zorbalık ve cinsel zorbalık olduğu, akran çatışması ile akran zorbalığının birbirinden farklı kavramlar olarak değerlendirildiği görülmüştür. Katılımcılar tarafından en sık zorbalık nedeni olarak dile getirilen faktör aileye bağlı durumlar olmuş, bunu öğrencilere ve onların gelişim dönemlerine bağlı özelliklerin yapısı, eğitim-öğretim ortamına bağlı faktörler ve toplumsal yapı ve yaşantılara bağlı faktörler takip etmiştir. Katılımcılar mağdur öğrencileri genellikle sessiz, öz savunma becerisi zayıf öğrenciler olarak ifade etmiş ve mağdur öğrencilerin zorbalk sürecinde sosyal izolasyon yaşadıklarını, akademik başarılarının düştüğünü ve daha birçok olumsuzluk yaşadıklarını belirtmişlerdir. Zorba öğrenciler ise genelde popüler ve güçlü algılanan, farkındalık düzeyi düşük öğrenciler olarak nitelendirilmiş; onların süreçten nasıl etkilendiği noktasında ise katılımcıların bir kısmı bunun üzerine daha önce düşünmediklerini ve zorba öğrencilerin nasıl etkilendiğine dair somut veriler ortaya koymanın zor olduğunu belirtmiş, bir kısmı keyif aldıklarını ve güç kazandıklarını belirtmiş, ancak kısa ve uzun vadede mağdurla benzer olumsuz etkilere de maruz kalabildiklerini ifade etmiştir. Katılımcılar zorbalığa müdahale ederken sıklıkla zorba öğrenciye sözel uyarılarda bulunma, rehberlik servisi ile iş birliği sağlama, etkileşimli etkinlikleri arttırma gibi stratejilere başvurduklarını, zorba ve mağdur öğrenciye yönelik tutum ve tepkilerinin farklılaşabildiğini ifade etmiş, ancak birçok katılımcı uzun vadede objektiflik kazanabildiklerini belirtmiştir. Katılımcılar ailelerle iş birliği sağlamak için genellikle aileyi bilgilendirme, aile ile ortak strateji oluşturma gibi stratejileri tercih etmektedirler. Öte yandan birçok katılımcı da ailelerle iş birliği sağlamanın güçlüklerinden bahsetmiş ve bu yüzden aile ile iş birliği sağlamadığını/sağlayamadığını belirtmiştir. Katılımcılara göre izleyici öğrenciler genelde taraf tutma eğiliminde olma, sessiz kalma ve zorbayı kışkırtma gibi yaklaşımlar sergilemekte ve bu şekilde zorbalığa süreklilik kazandırmakta, ancak bu öğrenciler mağdurun yanında yer aldığında zorbalığın önlenmesi kolaylaşmaktadır. Katılımcılar zorbalıkla mücadele etmek için ailelerde ve öğretmenlerde farkındalığı arttırma, gerekli iş birliklerini arttırma, pdr hizmetlerinin önemini arttırma ve farkındalık temelli grup çalışmaları yürütme gibi önerilerde bulunmuş; öğretmenlerin işlevsel olmayan yaklaşımlarını, ailelerle iş birliği sağlamanın zorluğunu, müfredat, eğitim politikaları, rehberlik ve idare ile ilgili olmak üzere eğitim-öğretim ortamına ilişkin olumsuz durumları, okul dışındaki toplumsal çevreyi kontrol etmenin zorluğunu ve sosyal medyadaki kontrol mekanizmasının yetersizliğini zorbalıkla mücadeleyi zorlaştıran faktörler olarak değerlendirmişlerdir. Anahtar Kelimeler: Akran zorbalığı, ergen, lise, öğretmen,

Onur İbrahim Atay
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Ebeveynlerin duygu sosyalleştirme davranışlarını yordamada evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlığın rolü

Bu araştırma, ebeveynlerin duygu sosyalleştirme davranışlarını yordamada evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlığın rolünü belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Ayrıca ebeveynlerin duygu sosyalleştirme, evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlığının birbirleri ile ilişkisi ve cinsiyete göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu okul öncesi dönemde (36-72 ay) çocuğu olan evli anne ve babalar oluşturmaktadır. Araştırma verileri 2024-2025 güz döneminde Sakarya'nın Adapazarı, Arifiye, Erenler, Kaynarca, Serdivan ilçelerinde çocuğu okul öncesi eğitime devam eden 340 ebeveynden toplanmıştır. Bu ebeveynlerin 300' ü (%88.2) anne, 40'ı (%11.8) babadır. Araştırmada ebevynlerin psikolojik sağlamlığına dair veriler "Kısa Psikolojik Sağlamlık Ölçeği" (Doğan, 2015), evlilik doyumuna dair veriler "Evlilik Yaşamı Ölçeği" (Tezer, 1996) ve duygu sosyalleştirme davranışlarına dair veriler "Çocukların Olumsuz Duyguları ile Baş Etme Ölçeği" (Yağmurlu ve Altan, 2010) kullanılarak elde edilmiştir. Ayrıca katılımcıların demografik özelliklerini belirlemek amacıyla "Kişisel Bilgi Formu", veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Araştırmada, ebeveynlerde psikolojik sağlamlık, evlilik doyumu ve duygu sosyalleştirme davranışlarının cinsiyete göre anlamlı bir fark gösterip göstermediği bağımsız örneklem t-testi ile analiz edilmiştir. Araştırmada değişkenlerin birbirleriyle ilişkisini belirlemek için Pearson Momentler Çarpım Korelasyonu; psikolojik sağlamlık ve evlilik doyumunun, duygu sosyalleştirme davranışlarını yordayıp yordamadığını test etmek için ise çoklu regresyon analizi kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre hem evlilik doyumu hem de psikolojik sağlamlık ile destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme tepkilerinden sıkıntı-endişe tepkileri ve cezalandırıcı tepkiler arasında düşük düzeyde negatif yönlü anlamlı ilişki elde edilmiştir. Evlilik doyumu ile destekleyici duygu sosyalleştirme tepkileri (duygu ifadesini teşvik etme, duygu odaklı tepkiler ve problem odaklı tepkiler) arasında ise düşük düzeyde pozitif yönlü anlamlı ilişki belirlenirken, psikolojik sağlamlıkla ile destekleyici duygu sosyalleştirme tepkileri arasında anlamlı bir ilişki belirlenememiştir. Psikolojik sağlamlık ve evlilik doyumunun, duygu sosyalleştirme davranışlarını yordayıp yordamadığını belirlemek için yapılan Çoklu Regresyon Analizi sonucunda, evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlık toplam puanlarının duygu sosyaleştirme alt boyutlarından cezalandırıcı tepkiler, duygu ifadesini teşvik etme, duygu odaklı tepkiler, problem odaklı tepkiler puanlarını anlamlı düzeyde açıkladığı görülmektedir. Regresyon kat sayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde, psikolojik sağlamlık sıkıntı-endişe tepkileri alt boyutunun anlamlı bir yordayıcısı iken evlilik doyumunun, sıkıntı-endişe tepkileri alt boyutunun anlamlı bir yordayıcısı olmadığı görülmektedir. Ayrıca evlilik doyumunun destekleyici duygu sosyalleştirme tepkilerinin anlamlı bir yordayıcısı olduğu (duygu ifadesini teşvik etme, duygu odaklı tepkiler ve problem odaklı tepkiler), psikolojik sağlamlığın ise destekleyici duygu sosyalleştirme tepkilerinin anlmalı bir yordayıcısı olmadığı belirlenmiştir. Anneler üzerinde yapılan regresyon analizlerine göre, evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlık toplam puanlarının, duygu sosyaleştirme alt boyutlarından sıkıntı-endişe tepkileri, cezalandırıcı tepkiler, problem odaklı tepkiler puanlarını anlamlı düzeyde açıkladığı görülmektedir. Regresyon kat sayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde, annelerde psikolojik sağlamlık, sıkıntı-endişe tepkileri alt boyutunun anlamlı yordayıcısı iken, evlilik doyumunun sıkıntı-endişe tepkileri alt boyutunun anlamlı yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Ayrıca annelerde evlilik doyumu, problem odaklı tepkiler alt boyutunun anlamlı yordayıcısı iken psikolojik sağlamlığın, problem odaklı tepkiler alt boyutunun anlamlı yordayıcısı olmadığı belirlenmiştir. Babalar için yapılan regresyon analizi sonucuna göre ise evlilik doyumu ve psikolojik sağlamlık toplam puanlarının destekleyici duygu sosyalleştirme tepkilerini ifade eden tüm alt boyut puanlarını (duygu ifadesini teşvik etme, duygu odaklı tepkiler, problem odaklı tepkiler) anlamlı düzeyde açıkladığı görülmektedir. Regresyon kat sayılarının anlamlılığına ilişkin t-testi sonuçları incelendiğinde, babalarda evlilik doyumu duygu ifadesini teşvik etme alt boyutunun anlamlı yordayıcısı iken, psikolojik sağlamlığın duygu ifadesini teşvik etme alt boyutunun anlamlı yordayıcısı olmadığı bulunmuştur. Ayrıca babalarda psikolojik sağlamlık duygu odaklı tepkiler ve problem odaklı tepkiler alt boyutlarının anlamlı yordayıcısı iken, evlilik doyumunun duygu odaklı tepkiler ve problem odaklı tepkiler alt boyutlarının anlamlı yordayıcısı olmadığı belirlenmiştir. Anahtar Sözcükler: duygu sosyalleştirme, evlilik doyumu, psikolojik sağlamlık

Neslihan Dönmez
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Psikolojik danışmanlık ve psikoloji eğitiminde yapay zekâ kullanımı: Sistematik bir derleme

Bu sistematik derleme, psikolojik danışman eğitimi ve psikoloji eğitiminde yapay zekâ (YZ) uygulamalarının kullanımını inceleyen 2019–2025 yılları arasında yayımlanmış 21 çalışmayı kapsamaktadır. Scopus, ERIC, Web of Science ve TR Dizin veri tabanlarında yapılan taramalara; ulusal/uluslararası hakemli makaleler ile yüksek lisans ve doktora tezleri dahil edilmiştir. Bulgular, ChatGPT, Claude ve Gemini türü YZ araçlarının danışman eğitiminde üç temel işlev üstlendiğini göstermiştir: (a) rol yapma pratiği için simüle danışan sağlama, (b) nesnel ve açıklayıcı geri bildirim üretme ve (c) sanal danışman/süpervizör rolü yapma. Nicel bulgular, empati, yansıtıcı dinleme ve diğer temel danışmanlık becerilerinde tutarlı gelişmeler bildirmiştir. Terapötik becerilerde küçükten orta düzeye kadar gelişmeler arasında raporlanmış; öz-yeterlik puanları anlamlı biçimde artmış ve empati düzeylerinde iyileşme görülmüştür. Öğrenci deneyimleri genel olarak olumlu olup, çalışmalarda %85'e varan memnuniyet oranları, azalan kaygı ve artan özgüven dikkat çekmiştir. Bununla birlikte stajyerler, sözel olmayan iletişimin eksikliği ve zamanla aşırı idealize edilmiş YZ yanıtları gibi sınırlılıklara vurgu yapmıştır. YZ uygulamalarının etkililiği, öğretim bağlamına göre değişmiştir. Net performans kriterleri olan öğretilebilir becerilerde ve çoklu haftalara yayılan uygulamalarda daha güçlü kazanımlar elde edilirken; karmaşık terapötik yargılar için bulgular daha değişken kalmıştır. YZ'nin nesnel geri bildirimleri yüksek performans doğruluğu sağlamış olsa da duygusal nüanslarda daha düşük puanlar gözlenmiştir. Bazı çalışmalarda, kendilik yansıtma süreçleri doğrudan YZ geri bildiriminden daha güçlü öz-yeterlik artışları üretmiştir. Genel olarak bulgular, YZ'nin özellikle acemi danışmanlar için temel danışmanlık becerilerini geliştiren, erişilebilir ve ölçeklenebilir bir tamamlayıcı araç olduğunu göstermektedir. Bununla birlikte, insan odaklı pedagojinin yerine geçmekten ziyade, onunla dengeli bir entegrasyon içinde kullanılması gerektiği vurgulanmaktadır. Anahtar kelimeler: Yapay zekâ, psikolojik danışman eğitimi, sistematik derleme, simüle danışan, otomatik geri bildirim, beceri eğitimi

Meryem Şen
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Yaratıcı drama temelli etkinliklerin okul öncesi çocukların problem çözme ve sosyal beceri düzeylerine etkisi

Bu araştırma Yaratıcı Drama Temelli Etkinliklerin okul öncesi eğitime devam eden çocukların Problem Çözme Becerisi ve Sosyal Beceri düzeylerine olan etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Bu araştırmada "Ön Test-Son Test- Kontrol Gruplu Yarı Deneysel Desen" kullanılmıştır. Araştırmaya Mersin ili, Tarsus ilçesi, Yenice Mahallesi' nde bulunan,4-6 yaş grubu okul öncesi sınıfı bulunan iki okul dâhil edilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu 18'i deney 18'i de kontrol olmak üzere 36 sabah grubu çocuk oluşturmaktadır. Çalışmada veri toplama aracı olarak 5-7 Yaş Problem Çözme Beceri Ölçeği (PÇBÖ) ve Okul Öncesi Sosyal Beceri Ölçeği (OSBED) kullanılmıştır. Çalışma sürecinde deney grubundaki 18 çocuğa araştırmacı tarafından hazırlanan Yaratıcı Drama temelli Etkinlikler 5 hafta boyunca haftada 3 gün toplamda 15 atölye 30 ders saati uygulama yapılmıştır. Kontrol grubundaki çocuklara MEB okul öncesi eğitim programı uygulanmıştır.Kontrol grubunda yer alan çocuklara MEB programı dışında herhangi bir yaratıcı drama etkinliği uygulanmamıştır. 5-7 Yaş Problem Çözme Beceri Ölçeği (PÇBÖ) resimli bir ölçek olup, her çocuğa bireysel olarak araştırmacı tarafından, ön test ve son test olarak uygulanmıştır. Çocukların sosyal beceri düzeylerini ölçmek için Okul Öncesi Sosyal Beceri Ölçeği (OSBED) kullanılmıştır. Ölçek formları okul öncesi öğretmenleri tarafından her bir çocuk için ayrı ayrı doldurulmuştur. Araştırmada değişkenler arası farklılıkları analiz etmek için gruplar arası karşılaştırmalarda Mann Whitney U testi, gruplar içi karşılaştırmalarda Wilcoxon testi kullanılmıştır. Araştırmanın sonucunda; Yaratıcı drama temelli etkinliklerin,deney grubunda yer alan çocukların problem çözme becerileri toplam puanlarının artmasında anlamlı düzeyde etkiye sahip olduğu görülmüştür. Kontrol grubunda yer alan çocukların problem çözme becerileri açısından ön ve son test puanları arasında anlamlı farklılık çıkmamıştır. Bununla birlikte Yaratıcı drama temelli etkinliklerin çocukların sosyal beceri puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olmadığı görülmüştür. Bu değişken açısından deney ve kontrol grubunda yer alan çocuklar arasında anlamlı farklılık çıkmamıştır. Anahtar kelimeler: Okul öncesi, problem çözme, sosyal beceri, yaratıcı drama

EtkinlikOkul öncesi eğitimOkul öncesi çocuklar+4
Bahar Değirmenci
Çağ University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00

Other supervisors