Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hakan Özer
12 theses · Yeditepe University
Alexandre Cabanel'in sanatı
Bu tez Fransız ressam Alexandre Cabanel'e yöneltilen "zevksiz sanat" suçlaması, ve bu suçlamanın dönemsel ilişkilerini inceler. Bu incelemenin temelinde, yeni klasikçiliğin devrimci etkisine karşı tepkisel tutum ve bununla ilintili olarak ressamın yaşadığı dönemdeki sınıf çatışmaları göz önüne alınmıştır. Dönemin estetik yaklaşımlarına ve sanat akımlarına yalnızca konuyla bağlamları örtüştüğü çerçevede akronolojik olarak değinilmiştir. Dolayısıyla dönemin toplumsal çatışmaları, Cabanel'e yöneltilen suçlamayla karmaşık ve çoğunlukla dolaylı ilişkileri çerçevesinde incelenmiştir.
Creative mass actions in the 20th century and the aesthetics of everyday life
This study, which examines the relationship between art and daily life through the aesthetic actions spread among the masses on the streets, starting from the historical intersections of rebellion and creativity. Focusing on actuality, forms of mass expression, and social aesthetic pursuits, this study separates the historical relations of theoretical and practical approaches based on their periods and claims that it would include public movements to its subject through questions from daily life. Within the framework of these claims, in the second section of the thesis, aesthetics and dynamics of creative action were researched. The research results of the art and the artist's autonomy processes, which are the propaganda tool of the power and the bourgeoisie, inevitably constitute the basic structure of the study. In the third chapter, with the curiosity about the "History of the Relationship between Social Mobility and Art and Politics", the issues of Collective International Avant-garde Movements, Civil Disobedience, Counterculture, New Action Strategies and Digital Platforms brought this thesis to the subject of "Social Movements and Formations in Turkey After 2000", which is the fourth section. Undoubtedly, although there is no claim of writing based on the formation of a historian, this section at least aims to emphasize how functional aesthetics is in daily life, especially in social mobility since the 1960s. This thesis, which aims to show that many resistances and opposition organizations now prefer aesthetic forms of action over pro-violent actions because they are more functional, hopes to contribute to the peaceful and democratic ways of expressing themselves for new generations to have a more livable, egalitarian and just future.
Doğu sanatının Hint, Çin ve Japon sanatları üzerinden incelenmesi ve bu sanatların modern Avrupa sanatı üzerindeki etkileri
Bu tez çalışmasında, Batıda Modern Sanatın oluşum sürecinde Doğu kültürlerinin etkisi, özellikle Antik Hint, Çin ve Japon sanatları üzerinde durularak incelenmiştir. Doğu, tüm uygarlıklarını, sanat ve değerleriyle ele almak için oldukça derin ve kapsamlı bir konudur. Bu nedenle araştırma daha yakından bakılan Hint, Çin ve Japon uygarlıkları ile sınırlandırılmış; bu üç uygarlık tarihsel süreçleri içerisinde sanatlarının yanı sıra, sosyal, ekonomik, din ve inançları bakımından incelenirken, onlardan bağımsız düşünemeyeceğimiz Mısır ve İran uygarlıklarının sanatıyla Orta Asya Bozkır sanatına da değinilmiştir. Bu çalışmada ayrıca; Çin, Hindistan, Kore, İran gibi medeniyetlerden özümsediği biçimsel ve teknik ifade yöntemlerini, kendi sanatsal dilini şekillendirmek üzere kullanan ve Avrupa sanatını en dolaysız yoldan etkilediği düşünülen Japon sanatının ve diğer Batı dışı kültürlerin, Avrupa'daki modern sanat akımlarının oluşum süreçlerindeki etkisi de araştırılmıştır. Avrupa'da 19.yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başlarını kapsayan, sonrasında ise neredeyse günümüze kadar sanatın gelişimini etkileyen modern sanat akımlarının oluşumu; sanayileşme, savaşlar, uygarlaşma süreci ve sömürgecilik gibi birçok dinamiğin etkisi altında gerçekleşmiştir. Birbiriyle bağlantılı olan tüm bu toplumsal dinamikler, tarihin çok eski zamanlarından itibaren Doğu toplumları aleyhine gelişim göstermiştir. Bu durum Doğu'nun, ekonomik, coğrafi ve doğal kaynaklar bakımından olduğu kadar, kültürel ve sanatsal değerleri bakımından da sömürülmeleri ve böylelikle Batı'nın sanatsal arayışlarına kaynak teşkil etmeleriyle sonuçlanmıştır. Bu bağlamda Avrupalı sanatçıların, bir taraftan sanayileşme ve bununla bağlantılı bir toplumsal çöküşle karşı karşıya kaldığı, diğer yandan Rönesans'tan itibaren süregelen geleneğin reddedilmesiyle ortaya çıkan yeni sanatsal arayışlar ve yaratıcılık konusunda girilen iii çıkmazda Doğu'ya olan yönelimlerini incelemek, bu araştırmanın amacını oluşturmuştur.
Türk resim sanatında portre
Türk resim sanatında portre konusu, sanat tarihinde önemli bir yere sahiptir. Osmanlı döneminde portre sanatı, genellikle sultanların veya diğer önemli şahsiyetlerin portrelerinin yapılmasıyla sınırlıydı. Ancak, modern Türk resim sanatıyla birlikte portre konusu daha geniş bir kitleye ulaştı ve ressamların farklı tekniklerle kendilerini ifade etmelerine imkan tanıdı. Cumhuriyet dönemi sanatçıları, Batı sanatının etkisiyle portre sanatına farklı bir boyut kazandırdılar. Sanatçılar, gerçekçi veya üslupsal yaklaşımlarla portreler yaparak, farklı kişilikleri, duyguları ve karakterleri yansıtmayı hedeflediler. Bu dönemde portre sanatı, sadece zengin veya ünlü kişilerin portrelerinin yapılmasıyla sınırlı kalmadı ve sıradan insanların portreleri de yapılmaya başlandı. Modern Türk resim sanatında, portre konusu hala önemini korumaktadır. Geleneksel ve modern teknikler kullanılarak yapılan portreler, farklı kişilikleri, kültürleri ve duyguları yansıtmaktadır. Portre konusu, Türk resim sanatının zengin bir parçasıdır ve halen günümüzde de birçok sanatçı tarafından tercih edilmektedir. Bu çalışma ile birlikte Türk resim sanatında portre konusu ele alınmaya çalışılmıştır.
Oryantalist resimde iç mekan "mahrem"
Bu çalışma oryantalist resmin tanımını yaparken Oryantalist resim türünün örnekleri arasında sıkça rastlanılan mahrem mekanları konu eden çalışmaların neden daha tercih edilebilir olduğunu incelemek amacıyla yapılmıştır. Öncelikle Batı Dünyasında oryantalizm kavramı irdelenmiş, bu kavram irdelenirken sosyal, siyasal ve kültürel faktörlerle birlikte Doğu ve Doğu' ya özgü kavramların neden ilgi nesnesi haline geldiği üzerine araştırmalar yapılmıştır. Sanat tarihi içerisinde sıkça yer alan iç mekan resminin tanımı ile birlikte tanınmış ve farklı dönemlere ait örneklerine yer verilerek araştırma konusu desteklenmiştir. Mahrem olgusunun kavram olarak genel hatları ve resim sanatındaki karşılığı da sonrasında değinilecek olan Oryantalist resimde konu edilen mahrem mekanları açıklayıcı nitelikte olması adına araştırma konusuna dahil edilmiştir. Oryantalist resim geçmişten günümüze hala ilgi odağı olmaya devam etmektedir. Mahrem olgusunun da hala irdelenmeye ve merak uyandırmaya açık bir kavram olduğunu baz alırsak, Oryantalist resimde kullanılan mahrem mekanların da neden yapım aşamasında en çok tercih edilen mekanlar olduğunu bazı noktalarda çözümleyebiliriz. Gerek coğrafyanın ağırlıklı olarak mensubu olduğu dinin yasakları gerek Doğu hakkında anlatılan fantastik hatta yer yer kurmaca hikayelerinde etkisi ile Doğu halkı ve yaşam biçimleri geçmişte olduğu gibi günümüzde de merak öğesi olmaya devam edecektir.
Geleneksel Türk el sanatları bağlamında çağdaş bir yaklaşım -Hasbahçe
Var olmalarını sağlayan "polenleşme" süreci sebebiyle üreme ve çoğalmayı simgeleyen, görünüşleri sebebiyle "güzellik" algısı barındıran çiçekler farklı türleri ve arka planlarında yatan gizli anlamlarıyla, sanat tarihinin hemen her döneminde karşımıza çıkmıştır. Her ne kadar belirli bir döneme kadar resim hiyerarşisinin en alt sıralarında yer alsa da, kimi zaman mitolojik ve dini sahnelerde birer atribü olarak ayrıntılarda, kimi zaman söylenmek isteneni vurgulayan gizli botanik sembolizmlerinde, kimi zaman ise Fransız realist ve sembolistlerinin etkisiyle bir tuvali baştan başa kaplayan çiçek tarlaları ve nilüfer gösterimlerinde kendine yer bulmuştur. Geleneksel süsleme sanatlarında ise çiçeğe verilien önem kitap sanatlarında ve nakkaşlık pratikleerinde yeterince gözlemlenebilir bir durumdadır. Araştırma kapsamında her ne kadar çiçek temsiliyeti mitolojik gösterimlerde i hristiyan sanatında yer alsa da çiçeklerin sanatta süslemeci tavrı bağlamında kullanınmız üzerine yoğunlaşan ve bunu günümüz sanat pratiklerine çağdaş sananta taşıyan düşüncesini açık eden eser okumları yapılmıştır. fakat araştırmanın motivasyonu Zeynep Çilek Çimen, almış olduğu geleneksel sanatlar eğitimi ile nakkaşlık pratiklerini kullanarak sanat tarihindeki çiçek gösterimlerini yeniden sorgulabması araştırmanın birincil noktasını oluşturmuştur. Plastik sanantlarda süslemeci uslubun yerini günümüz sanat yaklaşımı üzerinden incelenmesi 12 eser üzerinden araştırmalar yapılarak incelenmiştir. Sanat alanıında çiççekler üzerinden incelenen bu konu süslemeci uslubbun günnümüz sanatına nasıl yansıdığını inceler. Çağdaş sanatta yerini alan ornamente kavramı ile sağladığı eleştiri üzerinden çok katmanlı bir anlayışla ele alınmıştır
16. yüzyıldan 20. yüzyıla resim sanatında mekanın gelişimi ve distopya olgusu
Bu araştırmanın konusu, 16.yüzyıldan 20.yüzyıla resim sanatının mekânsal gelişimi ve distopya olgusu üzerine inceleme yapmaktır. Bu konudan hareketle, araştırmanın literatür taraması olarak yürütülmesine karar verilmiştir. Dolayısıyla, araştırmanın birinci bölümünde giriş bilgisi sunulmuş ve ikinci bölümünde de ütopya ve distopya kavramları tanıtılıp Thomas More'un Ütopya'sı ile Yevgeni İvanoviç Zamyatinin "Biz" romanı tanıtılmıştır. Üçüncü bölümde ise mekân kavramı hakkında açıklama yapılmıştır. Ek olarak, araştırmanın dördüncü bölümünde de resim sanatının gelişimi ve mekân ilişkisi, ayrıca ütopya ile distopyanın resim sanatına yansımaları hakkında bilgi verilmiştir. Resim sanatında mekânın gelişimi üzerine yapılan çalışmalar incelendiğinde, mekânın gelişiminde, toplumsal ve kültürel özelliklerin, inanç sistemlerinin, bilim ve felsefe alanındaki gelişmelerin etkili olduğu belirlenmiştir. Eserlerde kullanılan mekân ve konular dönemlere göre farklılık gösterse de resim sanatında distopik mekân kullanımı hemen hemen her dönemde kendini göstermiştir. Örneğin; A. Lorenzetti'nin "Deniz Kenarında Şehir" isim tablosu Orta Çağ'da yapılmasına karşın ütopya fikrinin henüz adının konmadığı bir dönemde yapılmış olması yönüyle dikkat çekmektedir. Ayrıca, Hobein tarafından yapılan "Ütopya Haritası" resim sanatında ütotopik mekân kullanımının Rönesans'ta da kullanıldığını göstermektedir. Ayrıca, Laurana'ya atfedilen "İdeal Şehir Urbino" ve Carnavale'e atfedilen "Baltimore" eserleri de 15. yy. şartlarına göre ideal ve düzenli şehir kullanımını yansıtmaktadır. Ek olarak, Bosch'un "Dünya Zevkler Bahçesi" ve "Son Yargı" eserleri distopya olgusuna örnek olarak bu yıllarda ortaya çıkması bakımından önemlidir. Resminde distopik mekân kullanımı ilerleyen yıllarda da kendisini göstermiş olup Bruegel'in "Cockaigne Ülkesi" ve "Babil Kulesi" 16. yy. eserleri arasında gösterilebilir. Ayrıca, Snayer'in "Aire - Sur - La – Lys – Kuşatması" 17. yy. ve Cole'un "Arkadya Tarzı veya Kırsal Devlet" eseri ile Böcklin'in "Ölüler Adası" 19. yy. eserlerine örnek olarak verilebilir. Ek olarak Meidner'in "Yanan Şehir", Gross'un "Cenaze", Beckmann'ın "Gece", Carra'nın "Anarşist Galli'nin Cenazesi", 20. yy.'ın başlarında resim sanatında distopik mekânı kullanan sanatçılara örnek olarak gösterilebilinir. Anahtar Kavramlar: Resim, Ütopya, Distopya, Mekân, Distopik mekân
Geleneksel Yixing Zisha seramikleri ve günümüz seramik sanatına etkileri
Geleneksel Yixing Zisha seramikleri, Çin' in Jiangsu Eyaletinde, Taihu gölünün kıyısında bulunan Yixing bölgesinden çıkan, pekişmiş çini ( stoneware ) özelliklerine sahip özel bir kilden üretilir. Bu kil, yoğun gözenekli yapısı sayesinde çayın aroması ve rengini en iyi şekilde korur ve bu özellikleriyle dünyada en iyi çaydanlık malzemesi olarak kabul görmüştür. Çinli alimlerin heykel çalışmalarının da bulunmasına rağmen, çoğunlukla çaydanlık ve çay takımları üretilmiştir. Bu seramikler mor, kırmızı, yeşil, mavi gibi çeşitli renkleri olan, Jiangsu bölgesindeki madenlerden çıkan, benzersiz özelliklere sahip olan, Zisha (mor kum) kilinden elde edilirler. 17. yüzyılda ihracatın başlamasıyla, önce Çin çayı, sonrasında ise Yixing Zisha çaydanlıklarının Avrupa'ya ve sonrasında Amerika' ya ulaşmasıyla, modern seramik ustaları, tasarımcıları ve sanatçıları bu çaydanlıklara yoğun ilgi göstermişlerdir. Bu ürünler bazı ustalar tarafından taklit edilmiş, bazı sanatçı ve tasarımcılara da esin kaynağı olmuşlardır. Bu çalışmada, Yixing Zisha seramiklerinin tarihi, üretim teknikleri ve önemli ustaların çalışmaları detaylı bir şekilde incelenmiş, çağdaş seramik tasarımı, üretimi ve sanatı üzerindeki etkileri sanatçı ve ustaların çalışmaları analiz edilerek gözlemlenmiş ve Yixing Zisha seramik geleneğinin gelecekteki potansiyeli üzerine öngörülerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Yixing, Zisha, Kil, Seramik, Çaydanlık
Fotoğrafın gelişim süreci ve modern resim
Bu tez çalışmasında, fotoğrafın henüz var olmadan önce ışık yoluyla elde edilen görüntünün yüzey üzerine sabitlenene kadarki gelişimiyle birlikte, ampirik bir fenomen olduğunun üzerinde durulmuştur. Yüzey üzerine sabitlenen görüntü sonrasında ise fotoğrafın gelişim süreci tarihsel, teknik ve kavramsal açıdan ele alınmıştır. Teknik anlamda gelişen fotoğrafın 19.yüzyıl dönemindeki değişen toplumsal ve sosyal yapısı üzerinden sanata olan etkisi incelenmiştir. "Fotoğraf resim sanatını nasıl etkiledi", "resim sanatı neye evrildi", "fotoğrafla resmin ilişkisi, benzerliği ve ayrı durduğu noktalar nedir", "fotoğrafla resmin ortak kaygıları nelerdir" gibi sorulara akademik araştırma yöntemleriyle cevaplar aranmıştır. Fotoğrafın, aygıtın varoluşuyla birlikte bu etkenler üzerinden resim sanatına dahil oluş süreci ve resim sanatıyla ilişkisi detaylıca incelenmiştir. Fotoğrafın resim sanatına dahil oluşuyla birlikte güçlenen anlamlar ve anlatım biçimleri üzerinden özellikle Avangard dönem ve sonrası irdelenmiştir. Sanatın alışılmış anlamını sorgulayan, sanatı zaman zaman reddeden Avangard dönemdeki fotoğraf kullanımı resim sanatına yeni bir yön kazandırmıştır. Bu noktada resim ve fotoğraftaki görme biçimleri, göstergeleri, amaçları doğrultusunda veri taraması yapılmıştır. Bununla birlikte fotoğrafın sanata olan katkısı düşünsel ve kavramsal olarak irdelenmiştir. Son bölümde de, Postmodern süreçten günümüze kadarki evrede fotoğrafta bazı fotoğraf sanatçıları tarafından yeniden canlandırılan resimler ve resimde referans noktası olarak kullanılan fotoğraflar üzerinden örnekler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Camera Obscura, Fotoğraf Tarihi, Resim Fotoğraf İlişkisi, Avangard,, Modernizm, Postmodern Yaklaşımlar
René Magritte üzerinden etkilenen gelişen sanat eğilimleri
Çoğu sanatçı gibi Rene Magritte de bilinçaltının ortaya çıkardığı rüya ve sembollerine ilgi duymuştur. Sürrealizm içerisinde kendilerini ifade eden yöntem ve birçok metodlar yer almaktaydı. Dünyada gelişimlere kulak veren Sürrealizm, Dada gibi akımlar Freud'un, psikolojik açıdan dünyanın keşfi için rüyaları, dil sürçmelerini, psikanalizi bilimsel bir platforma taşıyarak, bilinçaltını konuşturmayı denemiştir. Bilinçaltının kilidini açmak için kullandığı yöntemlerden biri, kişinin rasyonel değil sezgisel olarak düşündüğü "serbest çağrışım" metoduydu. Sürrealist sanatçılar, burjuva sınıfının yaslandığı ve kışkırttığı maddiyatçılık, akılcılık, işlevsellik ve bunların üzerindeki süsleyici örtüler gibi duran ahlak, estetik ve sanat gibi değerlere karşıydılar. Kendilerine ve topluma "yabancılaşan" sanatçılar, toplum dışı kalır ve yeni bir çıkış yolu ararlar. Sürrealist manifesto (Aralık 1924'ten itibaren La Revolution Surrealiste'nin içinde basılmıştır.) sonrası sanatçıların eserlerinde avangart etkilerin varlığı dikkat çekiciydi. Bu araştırma özellikle Rene Magritte öncesi dünyada Sürrealizm - Dada akımını ve buna bağlı sanat hareketleri, Rene Magritte sonrası dönem resim sanatında sanatçı yapıtlarında Sürrealist etkilerin incelenmesini amaçlar. Bu hedefte içeriği Rene Magritte-Sürrealizm, Sürrealizm-Dada, Freud-Michel Foucault üçgeni üzerinedir. Bu bakış açısında çok az kaynak parçalar halinde karşınıza çıkmaktadır. Bu parçalanmayı önlemek ve araştırmacılara kaynak olması üzerine çalışılmış bir tezdir.
Deneysel fotoğraf anlayışının teknik gelişimi ve avangard sanat ilişkisi
Fotoğrafın icadı ve oluşum sürecinden başlayıp avangard dönem içerisindeki gelişimleri "Deneysel Fotoğraf" üzerinden inceleyen bu tez; tarihsel ve teknik açıdan fotoğrafa müdahaleyle yapılan deneysel çalışmaların amacının ne olduğuna ve kendi dönemi için ne ifade ettiğine dair veri taramasına dayalı bir araştırma içerir. Fotoğrafın icadıyla giriş yapılan ilk başlığın ardından, fotoğraf üretimine yansıyan "mimesis, yeniden üretim, hakikilik, gerçeklik ve biriciklik" gibi düşünce ve yaklaşımlar kavramsal açıdan incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise fotoğrafın eksik yönlerini tamamlamak, daha iyi bir görüntü elde etmek ve insanların beğenisini kazanmak adına yapılan ve ilk olma özellikleriyle önem arz eden müdahale edilmiş çalışmalar yer alır. Hemen sonraki süreçte fotoğrafın sanat türleriyle aynı statüye sahip olmasını isteyen fotoğrafçıların kurduğu High-Art, Pictorializm akımlarının kapsamlı incelemesi ve konu çerçevesinde iş üreten fotoğrafçıların çalışmalarının önemi vurgulanır. Son bölümde modern sanat çerçevesinde fotoğrafın sanatsal bir malzeme olarak kullanımı doğrultusunda konulara paralel olarak üretilen çalışmaların teknik başlıklar altında incelemesi yapılmıştır.
Yeni medya sanatı: Teknoloji-sanat birlikteliği
İnsanlık tarihinde, teknoloji ile sanat her zaman etkileşimde olmuştur. Teknoloji ile sanat arasındaki etkileşim gün geçtikçe artmıştır. Günlük hayatımızda teknolojinin etkilerini düşünerek bunu anlamak mümkündür. 20.yy. sonlarında gelişen yeni medya ve dijital iletişim teknolojisi, dış dünyayı anlamada yeni kavrayışlar sunmuştur. Bu çalışma, teknolojiyle bireyin buluştuğu yerde, gerçekliğin kavrayışı ve ortaya çıkan sinerjinin sanatların doğasına nasıl etki ettiği üzerine bir değerlendirmedir. Bu bağlamda Yeni Medya Sanatı ile toplumun dijitalleştirilmesi, kültürün medyalaştırılması, teknolojik gelişmelerin tüm sanat alanlarını ve hatta dünyayı tümüyle etkilemesi ele alınmaktadır. Bu tez, genel bağlamda teknoloji- sanat birleşiminden doğan yeni medya sanat alanının, toplum kültürü ve diğer sanat alanlarını nasıl etkilediğini açıklamaktadır. Bu etkilerin sanatçıların yapıtlarına nasıl yansıdığı, sanatçıların ve düşünürlerin kuramsal metinleri ışığında değerlendirmektedir. Yeni Medya Sanatının toplumu değişime uğratması, teknoloji-sanat ilişkilerinde yaşanan köklü değişimler ve bunun sanata yansımaları ile ilgili bilgilere kaynak olmayı amaçlamaktadır.