Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Hakan Öztürk

10 theses · Fırat University, Afyon Kocatepe University, Sakarya University

Master'sOpen AccessTR

İslam öncesinden Emeviler'in sonuna kadar Kahtânîler

İslam öncesi ve İslam sonrası Arap toplumlarında hayati bir konuma sahip olan kabilecilik anlayışı, tarihin her anında varolagelmiştir. Araplar arasında var olan bu kabilecilik anlayışının iktidara ve sosyal hayata yansımalarını tespit etmenin önemine binaen böylesi bir araştırmaya yöneldik. Araştırmamızda konuyla ilgili ilk dönem İslam Tarihi kaynakları okunmuş ve modern çağda yazılmış olan akademik çalışmalar incelenmiştir. Araplar arasında çok eski bir geçmişe sahip olan Kahtâni ve Adnânî kabileler karşılaştıkları ilk andan itibaren hep birbirlerine karşı muhalefet etmişlerdir. Her iki kabile de diğerine üstün gelmek ve iktidara sahip olmak için birbirleriyle savaşmışlardır. Hz. Peygamber (sav) risalet görevinden sonra toplum içerisinde barış ve huzuru tesis etmek için bu iki kabile arasındaki geçmişe dayanan muhalefeti ortadan kaldırmıştır. Her iki kabile mensubu bu süreçte aralarındaki muhalefeti bitirmiş, barış içerisinde yaşamışlardır. Fakat Hz. Peygamber'in (sav) vefatından sonra Ridde Olaylarıyla yeniden ortaya çıkan kabileler arası anlaşmazlıklar, Hz. Osman (ra) döneminde yeniden gün yüzüne çıkmıştır. Emevîlerin iktidara gelmesiyle birlikte bu anlaşmazlıklar şiddetlenerek artmıştır. İktidara gelen halife kendisine yakın hissettiği kabile mensuplarını önemli görevlere getirmiş onlara yetkiler vermiştir. Bu durumda diğer kabileler muhalefet konumuna düşmüş ve iktidarı elde etmek için başta isyanlar olmak üzere çeşitli yollara başvurmuşlardır. Kabilelerin yapmış oldukları bu isyanlar ve muhalefet, merkezi yönetimi zor durumda bırakmış, isyanların ortaya çıktığı bölgelerde huzursuzluklar baş göstermiştir. Sonuç olarak kabileler arası bu çekişmeler Emevîler devletini zayıflatmış ve yıkımına sebep olmuştur.

EmevilerKabilelerKahtaniler+4
Zuhal Taşkın
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslam tarihinde Emevîlerin yıkılışına kadar gerçekleşen darbe hareketleri

'İslam Tarihinde Emevîlerin Yıkılışına Kadar Gerçekleşen Darbe Hareketleri' isimli yüksek lisans tezi giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde darbenin tanımı, çeşitleri, İslam tarihindeki siyasi oluşumu ve darbeyi meydana getiren sebepler üzerinde durulmuş, çalışmanın konusu, amacı, önemi ve çalışmada kullanılan yöntem hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde ise Râşit Halifeler döneminde gerçekleşen darbe girişimleri üzerinde durularak yaşanan gelişmeler sebep ve sonuçları açısından değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise Emevî Devleti'nin yaklaşık doksan yıl süren hilafeti üzerinde durulmuştur. Emevîlerin siyasi tarihi genel hatlarıyla ele alınmış özellikle darbe girişimine sahne olan halifeler dönemi detaylı olarak incelenmiştir. Sonuç kısmında ise aktarılan bilgiler doğrultusunda bir sentez yapılmış, söz konusu darbelerin sebepleri, sonuçları ve içinde bulunulan toplumsal yapı genel hatlarıyla değerlendirilmiştir. Rivayetlerden de anlaşılacağı üzere çeşitli sebeplerle değişen hayat şartları insanları farklı düşünmeye itmiş, muhalif olan sesler uygun zemin ve ortam bulunca mevcut yönetime karşı aşırılığa varan adımlar atmış ve nihayetinde etkisi yıllar sonra bile devam edecek olan darbe olayları gerçekleşmiştir.

Askeri müdahaleEmevilerEmeviler Dönemi+1
Büşra Çelik
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hulefa-i Raşidin Döneminde Bizans İmparatorluğu ile münasebetler

İslamiyetten önce Araplar düzenli bir devlet yapısına sahip değillerdi. İslamiyetin doğuşundan sonra, Hz. Peygamberin hicretiyle başlayan devletleşme süreci, hızlı bir şekilde gerçekleşmiş ve dönemin iki büyük devleti Bizans ve Sasani İmparatorluklarıyla çok yönlü münasebetler başlamıştır. Bu iki devletten biri olan Bizans ile Hulefa-i Raşidin dönemi münasebetlerini bu çalışmamızda ele alacağız. Hulefa-i Raşidin dönemi, İslam dininin Arap yarımadası dışında hızla yayılmaya başladığı ve Bizans'ın uzun yıllar Sasanilere karşı mücadele verdiği topraklarının, Müslümanlar tarafından fethedilmeye başlandığı dönemdir. Bu çalışma giriş bölümü dahil olmak üzere üç ana bölümden oluşmuştur. Giriş bölümünde, Hulefa-i Raşidin dönemindeki Bizans ile münasebetlerin daha iyi anlaşılabilmesi için, Müslümanlarla Bizans İmparatorluğu arasındaki münasebetlerin başlangıç dönemi kabul edilen, Hz. Peygamber dönemi münasebetleri ele alınmıştır. Hulafa-i Raşidin dönemi ve daha sonraki dönemlerde gerçekleşen münasebetler, Hz. Peygamber dönemindeki münasebetlere göre şekillenmiştir. Birinci bölümde, İslam devletinin teşkilatlanmaya başladığı ve kurumsallaşmasını tamamladığı dönem olan Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer dönemi ele alınmıştır. Bu dönemde İslam devleti Bizans hakimiyetinde bulunan bölgelerin önemli bir kısmını ele geçirmiş, Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer, Hz. Peygamberin, Bizans'a karşı olan tutumunu aynı şekilde devam ettirmiştir. İkinci bölümde ise, Hulefa-i Raşidin döneminde, İslam devletinin zirve ve duraklama noktası olan Hz. Osman dönemi ile, münasebetlerin neredeyse tamamen durduğu ve İslam devleti adına gerileme dönemi kabul edilebilecek olan Hz. Ali dönemi ele alınmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde çok yönlü münasebetler ile ilgili genel bir değerlendirme yapılmış ve kronolojik bir sıraya bağlı kalınmaksızın, genellikle önceki bölümlerde üzerinde çok fazla durulamayan dini, ticari ve sosyal münasebetlerden bahsedilmiştir.

Bizans İmparatorluğuDört Halife DönemiSiyasi ilişkiler+2
Cihat Oğuz
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hz. Ali'nin hayatı ile ilgili farklı rivayetlerin tespiti ve değerlendirilmesi

Hz. Ali, çocukluğundan itibaren Hz. Peygamber'in yanında kalmış, O'nun yanında büyümüş, hayatının her safhasını Hz. Muhammed'in yanında geçirmiştir. Biz de bu çalışmamızda Resûlullah'ın en yakınında olan Hz. Ali'nin, Mekke dönemindeki doğumundan başlayarak, Hz. Peygamber'in vefatına kadar hayatından önemli bölümler aktardık. İslam dünyasında hakkında binlerce eser yazılmış ve halen yazılmakta olan Hz. Ali'yi ön plana çıkaran en temel faktör, Hz. Resûlullah'a her konuda teslimiyet göstermiş olmasıdır. Bu kadar ön planda olan bir sahabînin hayatı yazılırken, daha fazla değerli kılma adına, bazen çok farklı rivayetlerle karşılaşmak mümkündür.

BiyografiEhl-i beytHz. Ali+4
Mehmet Ali Ayyıldız
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

3-boyutlu yarı-simetrik ve psödo-simetrik hemen hemen alfa-kosimplektik manifoldlar

Bu tez çalışması beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, giriş kısmına ayrılarak genel bir literatür bilgisine adanmıştır. İkinci bölümde, gerekli temel tanımlar ve kavramlar sunulmuştur. Üçüncü bölümde, hemen hemen alfa-kosimplektik manifold yapısı tanıtılmış ve bir örnekle açıklanmıştır. Dördüncü bölümde, belli bazı yarı-simetrik hemen hemen alfa-kosimplektik manifoldları ile ilgili bazı sonuçlar elde edilmiştir. Beşinci bölümde, belli bazı üç boyutlu psödo-simetrik alfa-Kenmotsu manifoldları ayrıntılı bir şekilde ele alınmış ve bazı sonuçlar verilmiştir.

Riemann eğrilik tensörüRiemann manifolduTemas metrik manifoldları
Esra Taş Ulukavak
Afyon Kocatepe University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Merkezi çelik çaprazların çelik yapılar üzerindeki etkisinin sarsma tablası deneyleri ile belirlenmesi

Deprem kuşakları üzerinde bulunan ülkemizde, çelik yapı kullanımı giderek artmaktadır. Çelik yapılarda yanal kuvvetlere (deprem, rüzgar) karşı kullanılan en önemli yöntemlerden birisi çelik çapraz kullanımıdır. Bu çalışma, deneysel ve nümerik olarak iki aşamada tamamlanmıştır. Deneysel aşamada planda ve düşeyde düzensizlik durumları bulunan farklı çelik yapı modellerine, merkezi çelik çapraz etkisini araştırabilmek için sarsma tablası yardımıyla üç farklı deprem kaydı uygulanmıştır. Deprem kayıtlarının uygulanması sırasında çelik yapı modelleri üzerine yerleştirilen akıllı cihazlardan ( ios ve android işletim sistemine sahip akıllı telefonlar) veri alımı yapılmış ve geleneksel ivmeölçer ile karşılaştırılmaları yapılmıştır. Karşılaştırmalar sırasında Seismosignal programından faydalanılmıştır. Çalışmanın nümerik aşamasında Sap2000 sonlu eleman program yardımıyla çelik yapılar modellenmiş ve aynı deprem kayıtları ile analiz yapılmıştır. Sonlu eleman analizlerinde kullanılan periyot değerleri, sönüm oranları serbest tireşim deneyleri ile hesaplanmıştır. Akıllı cihazlardan ve ivmeölçerden elde edilen veriler ile Sap2000 sonlu eleman programından elde edilen veriler doğrulanmaya çalışılmıştır. Sonuçlar incelendiğinde akıllı cihazların ivmeölçerler kadar doğruluk payı olmadığı gözlemlenmiştir

Hüseyin Güç
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sismik izolatörlü yapıların tasarımına etki eden faktörlerin incelenmesi: Sakarya örneği

Bu çalışmada, yalıtım sisteminin tasarımı TBDY(2018)'de tanımlanan Etkin Deprem Yükü Yöntemi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. TBDY(2018) kriterleri dikkate alınarak, 4 katlı betonarme bir yapı altında kurşun çekirdekli kauçuk izolatörün tasarımı yapılmış olup karakteristik dayanım oranı (Q/W) ile periyot (T) değişiminin sismik izolatör davranışa etkisinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bir sismik izolatörün tasarımı farklı zemin sınıfı, periyot ve karakteristik dayanım oranı parametreleri göz önüne alınarak incelenmiştir. Ayrıca, depremsel olarak izole edilmiş yapılarda fay hattından uzaklığın sismik izolasyonlu yapı tepkisi üzerindeki etkisi incelenmiş, bu amaçla Sakarya'da bazıları fay hattına yakın diğerleri fay hattından uzak olmak üzere on altı lokasyon seçilmiştir. Sismik izolasyon seviyesinde oluşan yerdeğiştirme, kesme kuvveti ve ivme yerdeğiştirme tepki spektrumları belirlenmiş ve sismik izolatörlerin davranışına etki eden parametreler incelenmiştir. Tasarımcıların izolasyon sisteminin tasarım parametrelerini hızlı bir şekilde belirlemelerini sağlamak için değerli bir görsel araç olan taban kesme oranı-deplasman grafikleri elde edilmiştir. Ayrıca, taban kesme oranı-deplasman metodolojisinin genel kullanımının, yalıtım sistemlerinin hızlı ve doğru ön tasarımını büyük ölçüde kolaylaştırdığı gösterilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgulara göre, fay hattından uzaklığın, zemin sınıfının, izolatör periyot değerinin ve karakteristik dayanımının maksimum izolatör deplasmanı (MİD) ve maksimum izolatör kuvveti (MİF) değerini önemli ölçüde etkilediği sonucuna varılmıştır.

KauçukSismik yalıtımYapı analizi+1
Esra Alasaf
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Science
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Beyhâki'nin Delâilü'n-Nübüvve'sinde Hz. Muhammed'in risâlet öncesi yaşamı ile ilgili rivayetlerin tahlili

Delâil tarzı eserler Hz. Peygamber'in nübüvvetinin delillerini kanıtlamak için yazılmış eserlerdir. İslam coğrafyasının fetih hareketleri neticesinde kısa sürede genişlemesi, Müslümanların pek çok farklı dini ve etnik gruplarla karşılaşması ve diğer din mensuplarıyla yapılan nübüvvet tartışmaları Hz. Peygamber'in nübüvvetinin delillerinin en detaylı şekilde yazılması gerektiğini hissettirmiştir. Böyle bir ortamda nübüvvetin ispat edilmesinin gerekliliği doğmuş ve delâil türü kitaplar meydana getirilmiştir. Ancak Hz. Peygamberin doğumundan önce, doğum anında ve doğumundan sonrası ile ilgili bazı olaylara yönelik rivayetler herhangi bir tarih tenkidine tabi tutulmadan toplanmıştır. Hz. Peygamber'in yaşamını anlatan siyer kitapları incelendiğinde risâlet öncesi dönem ile ilgili muhtevanın az olduğu görülür. Malumatın yeterli olmaması bu dönem ile ilgili bir boşluk oluşturmaktadır. Ancak Delâil-Hasâis tarzı eserler incelendiğinde risâlet öncesi dönem ile ilgili pek çok rivayetin varlığı ön plandadır. Ayrıca bu rivayetlerin neredeyse hepsi Hz. Muhammed'in ileride peygamber olacağına bir delil olarak sunulmaktadır. Böyle bir durumda bu rivayetleri ele alıp incelemek ve tahlil edip karşılaştırmak son derece gereklidir. Bu tezin konusu Beyhakî'nin Delâilü'n-Nübüvve adlı eserinde Hz. Peygamber'in risâlet öncesi yaşamına yönelik verdiği rivayetlerin senet, metin ve tarih metedolojisi açısından karşılaştırılıp ortaya konulmasıdır. Beyhakî'nin Delâilü'n-Nübüvve'si Hz. Peygamber'in risâletine dair pek çok hususu ortaya koymuş bir eserdir. Bu çalışmada Allah Resulü'nün nübüvvet öncesi yaşamı ile ilgili rivayetler ele alınmış; ilk dönem İslam tarihi kaynakları, siyer ve megâzî kitapları ve delâil-hasâis tarzı eserlerdeki rivayetler karşılaştırmalı olarak tahlil edilip değerlendirilmiştir. Bu araştırma Beyhakî'nin Delâil'inin bir tarihçi gözüyle incelenmesi ve tahlil edilmesi açısından da önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalar neticesinde Beyakî'nin Delâil'inin Hz. Peygamber'in nübüvvetinin ispatı konusunda ne kadar hacimli ve seçkin bir eser olduğu sonucuna ulaşılmış ve bu eserde yer alan rivayetlerin tahlil edilmesinin Hz. Peygamber'in risâlet öncesi yaşamının doğru anlaşılması açısından ne kadar önemli olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Beyhakî, Delâil, Delâilü'n-Nübüvve, Hz. Peygamber, Risâlet, Risâlet öncesi

Mehmet Can Ayaz
Fırat University
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Sezai Karakoç ve Nurullah Genç'in şiirlerindeki ortak temalar

Geleceği inşa ve imar edebilmek için geçmişi iyi bilmek, sağlam temeller ve kökler üzerine gelecek binasını oturtmak gerektiği herkesçe bilinen bir husustur. Buna göre kökleri geçmişe bağlı dalları atiye uzanan bir ağacın şimdi ve gelecek için güzel meyveler vereceği muhakkaktır. Bunun farkında olan sanatçıların, bilhassa şairlerin eskimez yeni olarak kalabilmeyi başardıkları görülmüştür. Bu bakımdan gelenekten beslenen şairlerin gelecek inşasında daha ziyade söz sahibi oldukları tecrübe edilmiştir. Nitekim bu çalışmada geleneğe bağlı kalan günümüz şairlerinden Sezai Karakoç ve Nurullah Genç'in bu yönleri göz önünde bulundurularak şiirlerinde geçen ortak temalar üzerinde durulmuştur. Böylece her iki şairin şiirlerinde yer alan dinî, tasavvufî, insan ve âleme dair temalar karşılıklı olarak incelenmiştir. Modern çağda bireyin manevi arayışına önemli katkılar sunan bu iki şair eserlerinde, bireysel ve toplumsal sorunları, hadiseleri sorgulayıcı ve eleştirel bir üslupla derinlemesine ele almaktadır. Çalışma kapsamında, Sezai Karakoç'un "Gün Doğmadan" adlı şiir kitabı ile Nurullah Genç'in "Mahrem ve Münzevi" adlı şiir kitabı incelenmiş; bu eserlerdeki dinî ve tasavvufî unsurların yansımaları detaylı bir biçimde ortaya konulmuştur. Çalışmada, şairlerin şiirlerindeki manevi derinliğin modern dünyanın varoluşçu sorunlarına çözüm arayan bireyler için nasıl bir rehberlik sunduğuna odaklanılmıştır. Tez iki ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, Sezai Karakoç ve Nurullah Genç'in şiirlerinde dini ve tasavvufi temalar incelenmiş; "Allah Teâlâ", "Peygamber" ve "Ahiret" gibi dini kavramların yansıma biçimleri analiz edilerek tasavvufi kavramlar ve şahsiyetlerin etkisi tartışılmıştır. İkinci bölümde ise, şairlerin şiirlerinde insan ve âleme ilişkin temalar ele alınmıştır. İnsanın bireysel ve toplumsal hallerine vurgu yapılarak "benlik", "aşk", "ölüm" ve "anne" gibi kavramlar detaylı bir şekilde incelenmiş; âlem temaları çerçevesinde "zaman", "tabiat" ve "kozmik unsurlar" gibi konulara yer verilmiştir. Bu incelemeler, şiirlerdeki varoluş felsefesinin anlaşılmasına yönelik derinlemesine bir analiz sunmaktadır. Çalışmada içerik analizi, mukayese ve anlama dayalı şerh yöntemleri kullanılmış, dini-tasavvufi temalar, şairlerin yaşamı ve dönemleriyle ilişkili bir biçimde ele alınmıştır. Sonuç olarak, Sezai Karakoç ve Nurullah Genç'in edebî ve manevî mirasını anlamak ve aktarmak amacıyla böyle bir çalışma yapılmıştır. Her iki şairin şiirlerindeki din, insan ve alem algısı aracılığıyla modern bireye yeni bir bakış açısı sundukları tespit edilmiştir. Elde edilen bulguların, edebiyat ve tasavvuf çalışmalarına katkı sağlayacağı ve şairlerin eserlerindeki derin manaların daha geniş bir okuyucu kitlesi tarafından anlaşılacağı yönünde bir kanaat oluşmuştur.

Uluslararası İlahiyat Programıİlahiyat
Esra Sünen
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Emeviler devrinde el-Cezire

Sınırları iki doğal nehir Fırat ve Dicle'den oluşan Cezîre bölgesi Anadolu, Irak ve Suriye topraklarının bir kısmını kapsayarak belli bir sınır bölgesi ve kavşak noktası oluşturmuştur. Tarihin çok eski dönemlerinden beri var olan bu topraklar birçok farklı devletler tarafından yönetilmiş olup stratejik önemini hep korumuştur. Sahip olduğu coğrafî konum, doğal geçitler ve sınır hattına yakınlığı sayesinde Cezîre toprakları İslâm devleti tarafından erken dönemde farkedilmiş, İslâm ordularının fetih hareketleri sonucunda Müslümanların kontrolüne geçmiştir. Stratejik önemi, verimli topraklara sahip oluşu ve tampon bölge görevi görmesi ilerleyen dönemlerde de önemini korumasına neden olmuştur. Bölge özellikle Emevi devleti döneminde askerî ve idarî açıdan bir merkez haline gelmiştir. Emevi devleti ile kurumsallaşan yönetim anlayışı merkezi otoriteyi pekiştirmiştir. Valilik sistemi de bu doğrultuda şekillenmiştir. Cezîre gibi önemli ve hassas bölgelerde ise bu yaklaşım daha görünür bir hale gelmiş; valiler genel olarak askerî ve siyasî tecrübesi yüksek isimler arasından seçilmiştir. Bazı valiler merkezin otoritesini sıkı bir şekilde uygularken, bazıları ise bölgedeki güçlerle ilişkiler kurmayı tercih etmiştir. Ortaya çıkan farklı yönetim anlayışı bölgenin idarî istikrarını doğrudan etkilemiştir. Emevi devletinin son dönemlerinde yaşanan siyasî istikrarsızlıklar sürecinde Mervan b. Muhammed devletin merkezini Dımaşk'tan Harran'a taşımıştır. Böylece Cezîre toprakları taşra özelliğinden merkez özelliğine taşınmıştır. Bu çalışma, Cezîre bölgesinin İslâm hâkimiyetine geçiş sürecini ve Emeviler dönemindeki idarî yapılanmayı incelemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda bölgenin taşra statüsünden merkezi idareyle daha sıkı ilişkiler geliştiren bir yapıya dönüşüm sürecini, atanan valileri ve uygulanan idarî politikaları ele almıştır. Çalışma, klasik kaynaklarla modern araştırmaların analizi yoluyla yürütülmüştür. Sonuç olarak yapılan bu çalışma, Emeviler döneminde Cezîre bölgesinin idarî dönüşümünü halifelerin politikaları ve valilik uygulamaları temelinde analiz ederek, taşra-merkez ilişkilerine dair katkı sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: İslam Tarihi, Hz. Ömer, Emeviler, el-Cezîre, Mervan b. Muhammed

Muazzez Arpacık
Fırat University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00

Other supervisors