Dr. Öğr. Üyesi Melih Naci Ağaoğlu danışmanlığındaki tezler
10 tez · Tokat Gaziosmanpaşa University
Tokat kentiçi otopark sorununun incelenmesi ve öneriler
Günümüz şehir hayatında, nüfus ve araç sayılarındaki hızlı artışa bağlı olarak trafik yoğunluğu yaşanmaktadır. Bu yoğunluğa bağlı olarak hızla büyüyen kentlerde ulaşım sorunu ortaya çıkmaktadır. Ulaşım sorunlarının en önemlilerinden birisi ise otopark sorunlarıdır. Bu çalışmada da Tokat kent içi otopark sorunu ele alınmıştır. Amacımız Tokat'ta otopark durumunu incelemek, mevcut otopark sayılarını, kullanım özelliklerini ve kent merkezi için yeterli olup olmadıklarını göstermektir. Çalışmanın birinci aşamasında, Tokat kentinin bugün ve 10 yıl sonrası için yol dışı otopark ihtiyacı hesaplanmıştır. Bu kapsamda Almanya'da yapılan kabullere göre belirlenen otopark ihtiyacı hesap formülü kullanılmıştır. Çalışmanın ikinci aşamasında otoparkların tasarım ve uygunlukları incelenmiştir. Bunun için TS 10551 ve 31868 sayılı Otopark Yönetmeliği esasları dikkate alınmıştır. İki haftalık süre ile park etütleri yapılarak yol dışı otoparkların doluluk oranları bulunmuştur. İki cadde üzerinde yol kenarı park etütleri yapılmıştır. Yapılan etütlerde yol kenarına park eden taşıtların bekleme süreleri ve sayıları bir haftalık süre ile gözlemlenmiştir. Bu çalışma sonucunda Tokat kentinin hem bugün hem de gelecek 10 yıl için yeni yol dışı park alanlarına ihtiyacı olduğu anlaşılmıştır. Ancak, yol dışı otoparkların kullanım oranı düşüktür. Bunun sebepleri arasında otoparkların ücretli ve düşük kapasiteli olmaları, dağınık yerleşmeleri, halkın yeterince otopark kulanım bilincine ulaşamaması ve cadde üstü parklar vardır. Çözüm önerisi olarak, yol dışı otoparkların giriş-çıkış gibi özellikleri iyileştirilmeli, denetimleri yapılmalı, işaret ve levhaları sürücülerin görebileceği alanlara koyulmalıdır. Mevcut yol dışı otoparkların azlığı ve gelecekteki gereksinimin artışı otopark sorununun sadece yol dışı otoparklarla çözülemeyeceğini göstermektedir. Bu yüzden yol üstü park olanağı olan yollarda gerekli düzenlemeler yapılarak yol üstü otoparklardan maksimum seviyede yararlanılmalıdır. Yol üstü park alanları öncelikle kısa süreli park yapan araç sahiplerine ayrılmalıdır. Uzun süre park yapanlar caddeye en yakın yol dışı otoparklarına yönlendirilmelidir.
Sürücülerin trafikte alkol ve cep telefonu kullanımı konusundaki bilinç düzeylerinin incelenmesi: Bir anket/saha çalışması örneği
Dünya nüfusunun sürekli artması ve teknolojinin hızla gelişmesiyle araç sayısı ve buna bağlı olarak trafik kazalarında artışlar meydana gelmiştir. Artan trafik kazaları, maddi ve manevi kayıplara yol açmaktadır. Sürücü kusurları, araç kusurları, çevrenin olumsuz etkileri, yolun geometrik yapısı gibi etkenler trafik kazalarına neden olmaktadır. Sebeplerin doğru yöntemlerle tespit edilmesinden sonra alınan önlemlerle trafik güvenliği daha üst seviyelere çıkarılabilmektedir. Trafik güvenliği çalışmalarının temeli doğru bilgiye dayandığı için trafik kazalarını en aza indirmek doğru bilgiye ulaşmak ile mümkün olmaktadır. Trafik kazaları ile mücadelede etkinlik sağlanması için gerçek verilere sahip olunması gerekmektedir. Bu nedenle trafik kaza bilgilerinin sağlıklı tutulması ve güvenilir bir şekilde kayıt altına alınması son derece önemlidir. 2022 Yılında meydana gelen trafik kazalarının nedenleri incelendiğinde alkol kullanım oranının %0.88 olduğu, önceki yıllarda da bu oranın çok fazla değişmediği görülmektedir. 2022 Yılında farklı zamanlarda icra edilen cep telefonu denetimleri esnasında, altı gün içinde 8 403 sürücünün direksiyon başında cep telefonu kullandığı tespit edilmiştir. Bu çalışmada alkol ve cep telefonu kaynaklı trafik kazaları arasında ilişki kurulmuş, trafik güvenliğini arttırıcı denetim mekanizmaları anlatılmıştır. Türkiye genelini kapsayacak, sürücüler tarafından kullanılan "Sürücülerin Trafikte Alkol ve Cep Telefonu Kullanımı Konusundaki Bilinç Düzeylerinin İncelenmesi", konulu otuz üç sorudan oluşan anket çalışması yapılmış ve anket sonuçlarının yorumlaması yapılarak önerilerde bulunulmuştur.
Atık biyokütle külünün kilitli beton parke taşında kullanılmasının incelenmesi
Gelişmiş olan birçok ülkede artan kentleşme, sanayileşme ve altyapı gelişimine bağlı olarak kirlilik ve çevre sorunlarında artış yaşanmaktadır. Bu artış farklı türlerde tehlike ve biyolojik olarak parçalanmayan katı atıkların üretilip çevreye salınmasına yol açmaktadır. Atıkların fiziksel ve kimyasal özelliklerinin doğru tespit edilerek farklı sektörlerde alternatif ürün olarak değerlendirilmesi ülkelerin ekonomisine katkı sağlayacaktır. Atık malzemelerin depolanması veya taşınması da ekstra maliyet gerektirdiğinden genellikle içeriği ne olursa olsun direkt yok edilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu malzemelerin kaynak olarak değerlendirilmesi çoğu zaman daha avantajlı olabilmektedir. Bu çalışmada, Tokat ilinde faaliyet gösteren CEMAK Elektrik Enerjisi A.Ş.'den alınan biyokütle atığı külü çimento yerine kademeli olarak ikame ederek beton parke taşlarında kullanılabilirliği araştırılmıştır. Bu kapsamda beton parke taşı üretiminde kullanılacak olan kül yabancı maddelerden arındırılmış ve bilyeli değirmenden geçirilerek kullanıma hazır hale getirilmiştir. Bu kül, çimento yerine ağırlıkça %0, %5, %10, %15, %20, %25 ve % 30 oranlarında ikame olarak kullanılarak beton parke taşları üretilmiştir. Kontrol grubu ve diğer numune gruplarına boyut ve görünüş tayini, su emme oranı tayini, aşınma direnci tayini, yarmada çekme dayanımı, buz çözücü tuz etkisi ile birlikte donma-çözülme direnci tayini ve ultrasonik hız deneyleri yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre; biyokütle atığı külünün beton parke taşlarında çimento yerine ağırlıkça %15 oranına kadar kullanılabilir olduğu tespit edilmiştir.
Şehir içi toplu taşıma sorunları ve çözüm önerileri (Turhal örneği)
Gittikçe artan dünya nüfusu, ekonomik, kültürel ve teknolojik gelişmeler şehirlerde kent içi ulaşım sorunlarını karmaşık hale getirmiştir. Artan nüfus sonucunda kullanılan ulaşım araçları da çoğalmış olup bu da; gürültü, kirlilik, enerji tüketimi gibi birçok probleme neden olmuştur. Kent içi ulaşım planlaması bu noktada çok önemlidir. Sürdürülebilir kent içi ulaşım planlamalarında arz ve talepler belirlenirken sosyal ve ekonomik özelliklerin yanında birçok etkene de dikkat edilmelidir. Bahsedilen zararlar da göz önünde bulundurulduğunda çevre ve insan sağlığını olumlu yönde etkileyecek olan toplu taşıma alternatif olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplu taşıma sistemlerinin geliştirilmesi, ulaşım türlerinin faydalarını artırmak amacıyla bir arada planlanmasını ve işletilmesini gerektiren entegre ulaşım sistemleri kavramını gündeme getirmiştir. Sürdürülebilir kent içi ulaşımın sağlanmasında, entegre ulaşım sistemleri; toplu taşıma türlerinin birlikte planlanması, uyumlu bir şekilde çalışması ve arz-talep ilişkisi gözetilerek sorunlara çözüm üretilmesiyle mümkün olmaktadır. Ancak, özellikle küçük şehirlerde kullanılan dolmuş ve minibüs gibi ara toplu taşıma türlerinin, toplu taşımadaki rolü ve kullanıcılar açısından erişimdeki payı konusunda daha kapsamlı bir anlayış geliştirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra, bu tür araçların güzergâh, servis ve ücret entegrasyonunu zorlaştırması nedeniyle, toplu taşıma hizmet kalitesine nasıl olumsuz etkilerde bulunduğunu ve bu etkilerin kullanıcıların erişim deneyimini nasıl şekillendirdiğini incelemek büyük önem taşımaktadır. Bu tez çalışmasında kent içi ulaşım ve toplu taşıma ilişkisi kurulmuş, kent içi ulaşım ve toplu taşıma sistemlerinin çeşitleri ve bu sistemlerin özellikleri anlatılmış, kent içi ulaşımda entegrasyonun önemi ve çeşitlerinden bahsedilmiştir. Turhal örneğinde anket yapılarak istatistik ve verilere göre toplu taşımanın sorunları ve çözüm önerileri ele alınmıştır. Sonuç olarak toplu taşıma sorunlarının; güvenlik, otopark, konfor, sefer sıklığı, altyapı, teknolojik ve bilgilendirme levhaları gibi unsurların yetersizliğinden kaynaklandığı belirlenmiştir. Çözüm önerisi olarak ise; toplu taşıma sistemlerinin kurumsallaştırılması, kullanılan araçların yenilenmesi, ulaşılabilirliğin arttırılması ve toplu taşıma güzergahlarının her yönden ele alınıp iyileştirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Tokat ili mermer işletmelerinde ortaya çıkan atık mermerlerin ve kentsel dönüşüm beton atıklarının bitümlü sıcak karışımlarda kullanımının incelenmesi
Dünya nüfusunun hızlı bir şekilde artmasına bağlı olarak doğaya bırakılan atık miktarı her geçen gün hızla artmaktadır. Bu artış sonucunda ise sınırlı düzeydeki doğal kaynaklarımız sürekli bir azalış eğilimindedir. Doğal kaynakların sürdürülebilirliği ve tüketiminin azaltılması için, atık malzemelerin kullanılması oldukça önem kazanmıştır. Bu yüzden, ülkemizde ve tüm dünyada atık malzemelerin kullanımı ve ekonomiye kazandırılması hakkındaki yenilikçi çalışmalar her gün daha da artmaktadır. Atıl durumdaki bu malzemelerin değerlendirilmesi için yol inşaatları önemli bir yere sahiptir. Bu sebeple dünya çapında birçok kurum ve kuruluş atık malzemelerin yol inşaatlarında kullanımı ile ilgili geniş çapta araştırmalar yapmaktadırlar. Bu tez çalışmasında, Tokat ilinde yer alan mermer işleme tesislerinde ortaya çıkan mermer atıkları, kentsel dönüşüm atıkları ve doğal kalker agregaları çeşitli oranlarda karıştırılarak bitümlü sıcak karışımların binder tabakasında kullanılabilirliği araştırılmıştır. Çalışma kapsamında, kentsel dönüşüm atıkları ve mermer işleme tesislerinden alınan atık mermerler laboratuvar tipi çeneli kırıcıda öğütülmüş ve bu malzemelere KTŞ (Karayolları Teknik Şartnamesi) 2013' de verilen standart agrega deneyleri uygulanmıştır. Sonrasında 6 grup agrega karışımı oluşturulmuş ve bu karışımlara 7 farklı oranda (%3.5, %4.0, %4.5, %5.0, %5.5, %6.0, %6.5) bitüm ilave edilerek Marshall numuneleri üretilmiştir. Üretilen bu numunelerin Marshall parametreleri belirlenmiştir. Her bir karışım grubu için optimum bitüm oranı tespit edilerek sonuçlar katkısız numuneler ile kıyaslanmıştır. Sonuç olarak, bu atıkların bitümlü sıcak karışımların binder tabakasında kullanılabilir olduğu, bu sayede bölgede oluşan atıkların büyük bir kısmının geri kazanımının, ekonomiye katkı sağlayacağı ve çevresel açıdan yararlı olacağı görülmüştür.
Turizm faaliyetlerinin kent içi ulaşım ağına etkileri ve çözüm önerileri (Reşadiye örneği)
Dünya'da, teknolojinin gelişerek ulaşım imkânlarının çeşitlenmesi ile birlikte turizm hareketleri hızla artmıştır. Bu artış sonucunda, turizm merkezlerinde ulaşım sıkıntıları yaşanmaya başlamıştır. Özellikle turizm merkezlerine bağlantısı olan yollar üzerinde trafik hacmi ve trafik yoğunluğu artmıştır. Böylece, turizm merkezlerine bağlanan güzergâhlar üzerine yeni ulaşım planlamaları yapılması gereksinimi doğmuştur. Başta İstanbul olmak üzere, Türkiye'de bulunan önemli turizm şehirleri, turizm bölgelerinde yaşanan trafik yoğunluğuna bağlı olarak, çeşitli ulaşım planlamaları yapmış ve bu problemlere çeşitli çözümler bulmaya çalışmıştır. Bu tez çalışmasında, turizm faaliyetlerinin kent içi ulaşım ağına etkileri, önemli bir termal turizm şehri olan Reşadiye ilçesi örnek verilerek açıklanmaya çalışılmış ve ilçede yaşanan ulaşım problemlerine çözüm önerileri sunulmuştur. Çalışma kapsamında, Reşadiye'yi D-100 Karayoluna bağlayan, ilçe merkezi giriş kısmında bulunan Reşadiye Köprüsü'nün mobese araç sayım sonuçları aylara göre dağıtılmış ve çeşitli yöntemlerle yorumlanmıştır. Köprü girişinden sonra Şehir Merkezi ve Turizm Bölgesine ayrılan iki ana yolun araç sayımı manuel şekilde yapılmıştır. Sayımlar sonucu Turizm Bölgesi ve Şehir Merkezine yönelen araçların trafik hacimleri belirlenmiş ve bu yollar ile giriş köprüsü üzerinde hizmet düzeyi hesaplaması yapılmıştır. Hizmet düzeyleri hesaplanan yolların hangi gün ve ayda trafik yoğunluğu yaşandığı belirlenmiş ve bunun nedenleri araştırılmıştır. Yapılan araştırmalarda, ilçede yaşanan turizm faaliyetleri sonucu yaz aylarında kış aylarına oranla, araç sayımında önemli bir artış olduğu ve turizm bölgesine giden yol üzerinde hizmet kalitesinin yaz aylarında oldukça düştüğü sonucuna varılmıştır. Bunun nedeni, en çok termal oteller bölgesinde yazın yaşanan yoğunluktan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Elde edilen bulgular sonucunda ilçede yaşanan trafik problemlerine çeşitli öneriler sunulmuştur.
Üniversite yerleşkelerinde sürdürülebilir ulaşım ve bisiklet yollarının planlanması: Sivas Cumhuriyet Üniversitesi yerleşkesi örneği
Dünya nüfusu giderek artmaktadır, artan nüfus genel olarak şehirlerde yoğunlaşmaktadır. Hızlı bir şekilde nüfusu artan şehirlerde, nüfus artışına bağlı olarak çeşitli sorunlar ortaya çıkmıştır. Bu sorunların başında özellikle şehir içi ulaşım sorunları gelmektedir. Şehirlerde artan nüfusa bağlı olarak motorlu taşıt sayısı da giderek artmaktadır. Bu da çevreye ve insan sağlığına zarar vermektedir. Özellikle motorlu taşıtların çevreye saldığı zararlı gazlar, büyük kentlerde başta solunum sistemi olmak üzere insan sağlığına onarılamayacak hasarlar açmaktadır. Çevreye verilen zarar ve insan sağlığı gibi etkenler düşünüldüğünde sürdürülebilir ulaşım aracı olarak bisiklet kullanımı en uygun karardır. Bisiklet kullanımı insan sağlığına zarar vermemekte aksine insan kas iskelet sistemine fayda sağlamaktadır. Gelişmiş ülkeler ve ulaşım sitemleri incelendiğinde bisiklet kullanım oranının yüksekliği dikkat çekmektedir. Özellikle Avrupa şehirlerinde bisiklet kullanımı ve bisiklet yolları çok gelişmiş durumdadır. Türkiye'de son yıllarda başta büyükşehirler olmak üzere pek çok kentte bisiklet yolları yapılmış ve yapılmaya devam etmektedir. Bu çalışmada sürdürülebilirlik ve ulaşım ilişkisi kurulmuş, kent içi ulaşım sistemlerinin çeşitleri ve bu sistemlerin özellikleri anlatılmış, gelişmiş ülkelerde ve Türkiye'de bisikletli ulaşım örnekleri incelenmiş ve bisikletli ulaşım mevzuatı hakkında gerekli bilgiler verilmiştir. Gerekli analizler yapılarak Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Yerleşkesi için bisiklet yolu planlaması yapılmıştır.
Tokat yöresine ait atık mermerlerin beton parke taşında ince agrega olarak kullanılabilirliğinin incelenmesi
Birçok gelişmiş ülkede olduğu gibi ülkemizde de geri dönüşüm önemli bir faktördür. Fabrikalarda meydana gelen atık malzemelerin geri dönüştürülmesi, ekonomiye katkı sağladığı gibi çevre kirliliğinin önlenmesinde de olumlu rol üstlenmektedir. Mermerler, sanatsal alanlar ve eşya yapımı dışında inşaat sektöründe de büyük bir yer edinmektedir. Binaların iç ve dış cephe kaplamalarında, mutfak, banyo, merdiven döşemelerinde ve beton agregası olarak beton üretiminde ve çeşitli yapı elemanlarında kullanılmaktadır. Bu çalışmada da Tokat ili mermer işleme tesislerinde ortaya çıkan atık mermerlerin beton parke taşlarında ince agrega olarak kullanılabilirliği incelenmiştir. Bu kapsamda geleneksel beton parke taşlarında kullanılan agrega ile atık mermer agregalarına gereken deneyler yapılmıştır. Bu iki agrega grubu ile önce doğal agregalar kullanılarak kontrol karışımları hazırlanmıştır. Daha sonra ince agrega olarak %25, %50, %75 ve %100 oranlarında atık mermer ikame edilerek beton parke taşları üretilmiştir. Hem kontrol grubu için hem de atık mermer katkılı karışım grupları için gerekli deneyler yapılıp elde edilen sonuçlar boyut ve görünüş, mukavemet, su emme oranı, aşınma direnci ve donma/çözülme direnci bakımından incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre; mermer atıklarının beton parke taşlarında %50 oranına kadar kullanılabilir olduğu tespit edilmiştir.
Beton ve asfalt yolların tercih kriterlerinin analizi
Tez çalışması kapsamında, genel hatları ile beton yolların tanımı, önemi ve asfalt yollar ile aralarındaki farklar hakkında bilgiler verilmektedir. Beton yolların diğer yol türlerine tercih edilebilmesi için hızlı, güvenli, ekonomik, yapım tekniği basit ve konforlu olmalıdır. Beton yolların yapısal ömürleri, ekonomik kazanımları, dayanımları, sürüş güvenliği, konforu, akaryakıt tasarrufu, gece görüş avantajı, hammadde avantajı, uygulanabilirliği, gibi üstünlüklerinden bahsedilerek güncel yapım teknikleri hakkında bilgi verilmiştir. Beton ve asfalt kaplamalı yollar arasında ki ilk yapım maliyeti, bakım maliyeti, yapının kullanım ömrü gibi bilgilere yer verilerek beton yollar ve asfalt yollar arasında tercih yapılması sağlanmaktadır.
Yüksek hızlı trenin bölgesel kalkınmaya etkileri (Karaman örneği)
Günlük yaşantımızın vazgeçilmez bir parçası olarak görülen ulaştırma sistemi; ekonomik ve sosyal girdileriyle toplumu sürekli etkileyen bir yapıya sahiptir. Ulaştırma sektörü; üretim sürecinin önemli bir parçasını oluşturması ve gerektirdiği önemli yatırımların ekonomide yarattığı etkiler açısından toplumların ekonomik yapıları içinde ağırlıklı bir yere sahiptir. Toplumsal yaşamda modernleşmeye paralel olarak ulaşım hareketliliği artarken, yük ve yolcu taşımacılığında toplumun ekonomik-sosyal yapısı, üretim biçimi ve ekonomik çıkarlar kendine özgü bir ulaştırma türünü de ortaya çıkarmaktadır. Bu tezde, Türkiye'de yolcu taşımacılığında yıllar geçtikçe önemi artan yüksek hızlı tren yolcu taşımacılığı incelenmektedir. Bu konuda Türkiye'deki ulaşım ağının merkezinde bulunan Konya ili esas alınmıştır. Gelecekteki ulaşım politikalarının belirlenmesine ışık tutması açısından, ileriye yönelik tahminlerin yapılabilmesi için şu anki değerlerden yola çıkarak yolculukların formüle edilmesine çalışılmıştır. Bunun için de Konya ilinin verilerinden yola çıkılmıştır. Tez çalışması kapsamında, Türkiye'de ve Dünya'da, ulaşımda her geçen gün önemi artan ve bu alanda yatırımlar gerçekleştirilen yüksek hızlı tren hatlarının geçiş güzergâhlarındaki bölgelere sosyal, ekonomik, kültürel yönden etkilerine değinilmiştir