Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Dinç
10 theses · Hasan Kalyoncu University
Narrative terapi temelli grupla psikolojik danışma programının ergenlerin irade ve kaygı düzeylerine etkisi
Bu araştırmada, 'Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının Ergenlerin İrade ve Kaygı Düzeylerine Etkisi' ni incelemek amaçlanmıştır. Araştırmanın uygulaması; 2017-2018 eğitim-öğretim yılında, İstanbul ili Kağıthane ilçesinde bulunan Ebu Hureyre Kız Kuran Kursu' nda öğrenim gören 15-17 yaş aralığındaki öğrencilerle gerçekleştirilmiştir. Çalışma, basit seçkisiz örnekleme yöntemiyle belirlenmiş her biri kız öğrenci olan toplam 16 kişi ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma kapsamında; kişisel bilgi formu, katılımcıların irade düzeylerini ölçmek için Öz Düzenleme Ölçeği ve kaygı düzeylerini ölçmek için Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği kullanılmıştır. Deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilen bu araştırma, Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının uygulandığı bir deney grubu ve hiçbir işlem yapılmayan kontrol grubu olmak üzere toplam 2 çalışma grubundan oluşmaktadır. Araştırma sonucunda; Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının uygulandığı deney grubunda yer alan ergenlerin, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği'nden aldıkları puanların kontrol grubunda yer alanlara göre anlamlı düzeyde azaldığı görülmüştür. Ayrıca, beklenenin aksine deney ve kontrol gruplarının öz düzenleme becerileri arasında anlamlı bir fark saptanmamıştır. Anahtar Kelimeler: Narrative Terapi, İrade, Kaygı, Öz Düzenleme, Öz Denetim
Çevrimiçi oyun bağımlılığı olan ergenlerde baba rolünün değerlendirilmesi
Ergenler arasında oyun bağımlılığının gelişimi ile yüksek oranda ilişkili olan baba figürünün rolünün daha iyi anlaşılması, tedavi ve önleme programları geliştirmek için çok önemlidir. Bu doğrultuda araştırmanın amacı, çevrimiçi video oyun bağımlılığı olan ergenlerin babalarının aile içinde ve baba-çocuk ilişkisinde nasıl algılandığını incelemektir. Araştırma kapsamında 12-18 yaş arası (23 erkek, 8 kız) 31 kişiyle mülakatlar yapılmış ve "Sosyodemografik Özellikler ve Oyun Oynama Etkinliği Bilgi Formu" ve "İnternet Oyun Oynama Bozukluğu Ölçeği" uygulanmıştır. Mülakatlardan elde edilen veriler anlatı analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular, belirli babalık uygulamalarının çevrimiçi video oyun bağımlılığının gelişimi üzerinde önemli bir etkisi olabileceğini göstermiştir. Geleneksel, uzak ve otoriter baba figürü, baba ve çocuk arasındaki iletişim eksikliğine yol açabilmekte, bu da ergenlerin aşırı çevrimiçi faaliyetlere girmesine neden olabilmektedir. Sonuçlar, babaların mevcut ebeveynlik rolündeki yetersizliğinin, çevrimiçi oyun bağımlısı ergenlerin mevcut sorunlarının oluşumu üzerinde önemli bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur.
Üniversite öğrencilerinde psikolojik dayanıklılık, siber insani değerler ve çevrimiçi oyun oynama bozukluğu arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada siber insani değerler, psikolojik dayanıklılık ve çevrimiçi oyun oynama bozukluğu arasındaki ilişki incelenmiştir. Araştırma 2019-2020 eğitim-öğretim yılında Türkiye'de çeşitli üniversitelerde eğitim görmekte olan 813 üniversite öğrencisine Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık, İnternet Oyun Oynama Bozukluğu-Kısa Form ve Siber İnsani Değerler ölçeklerinin uygulanması ile gerçekleştirilmiştir. Ölçeklerden elde edilen veriler tek yönlü varyans ve bağımsız örneklem t-testi kullanılarak analiz edilmiştir. Siber insani değerler, çevrimiçi oyun oynama bozukluğu ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişki ise Pearson korelâsyon analizi ile incelenmiştir. Siber insani değerler ölçeği toplam puanları ile psikolojik dayanıklılık ölçeği toplam puanlarının internet oyun oynama bozukluğu ölçeği puanını yordama düzeyini belirlemek için Çoklu Regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon analizi sonuçları incelendiğinde; kendilik algısı, gelecek algısı, yapısal stil, barışçıl olma ve dayanışma alt boyutlarının çevrimiçi oyun oynama bozukluğunu yordadığı bulunmuştur. Sosyal kaynaklar, sosyal yeterlilik, aile uyumu, saygı, doğruluk-dürüstlük ve hoşgörü alt boyutlarının ise yordayıcı olmadığı gözlenmiştir. Yapılan korelâsyon analizi sonucuna göre siber insani değer puanları ile psikolojik dayanıklılık puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı ilişki bulunmuş, her iki değişken ile çevrimiçi oyun oynama bozukluğu puanları arasında ise istatistiksel olarak negatif yönde anlamlı ilişki bulunmuştur. Analizler sonucunda elde edilen veriler alan yazında yer alan çalışmalar doğrultusunda tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Siber insani değerler, Psikolojik dayanıklılık, Çevrimiçi oyun oynama bozukluğu
Suriye ve Türkiye kökenli ergenlerde psikolojik dayanıklılık ve sosyal medya kullanım düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı, Suriye ve Türkiye kökenli ergenlerin psikolojik dayanıklılığı ile sosyal medya kullanım düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Araştırma 2019-2020 yıllarında Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde öğrenim gören 10, 11 ve 12. sınıf Suriyeli ve Türk öğrenciler üzerine gerçekleştirilmiştir. Suriyeli örneklem grubu olarak 220 kız ve 165 erkek olmak üzere toplam 385 kişiye ulaşılmıştır. Türk örneklem grubu olarak 171 kız ve 184 erkek olmak üzere toplam 355 kişiye ulaşılmıştır. Ergenlere; Sosyo-Demografik Bilgi Formu, psikolojik dayanaklılık düzeylerini ölçmek için "Çocuk ve Genç Psikolojik Dayanıklılık Ölçeğinin Türk Kültürüne Uyarlaması" ve sosyal medya kullanım düzeylerini ölçmek için "Ergenler için Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği" uygulanmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler Sosyal Bilimler İçin İstatistik Programı (SPSS) 22.0 sürümü kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçeklerden elde edilen veriler betimsel analizler, pearson korelasyon analizi, regresyon analizi, T-Testi, anova, cronbach alpha gibi analizleri ile incelenmiştir. Araştırmaya katılım gösteren ergenlerin sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık düzeyleri arasında anlamlı bir ilişki bulunmuştur. Buna göre sosyal medya bağımlılığı yüksek olan ergenlerin psikolojik dayanıklılık durumlarının düşük olduğu saptanmıştır. Psikolojik dayanıklılığın alt boyutları ile sosyal medya bağımlılığı arasında da ilişki bulunmuştur. Suriyeli ve Türk ergenlerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri azaldıkça sosyal medya bağımlılık düzeylerinin arttığı görülmüştür. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, göçmen, psikolojik dayanıklılık, sosyal medya
Şehirdeki yeşil alan, dışarıda geçirilen zaman, sosyal medya bağımlılığı ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişki
Bu çalışmada; şehirdeki yeşil alan, dışarıda geçirilen zaman, sosyal medya bağımlılığı ve psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişki araştırılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu Ankara, Antalya, Bursa, Gaziantep, İstanbul, Kayseri ve Kocaeli illerinden, 18-65 yaş aralığında 800 kadın, 245 erkek 1045 kişi oluşturmuştur. Çalışmada; araştırmacı tarafından geliştirilen Şehirdeki Yeşil Alan ve Dışarıda Geçirilen Zaman Anket Formu, Bergen Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği ve Yetişkin Psikolojik Sağlamlık Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma sonucunda; evlerinin yakınında yeşil alan olan katılımcıların karantina sonrası sosyal medya bağımlılık düzeyi, evlerinin yakınında yeşil alan olmayanlara göre anlamlı bir şekilde daha düşük bulunmuştur. Ayrıca katılımcıların psikolojik sağlamlılık düzeyi ile birlikte evin yakınında yeşil alan olması, karantina sonrası sosyal medya bağımlılığını anlamlı düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Evinde çiçek büyüten katılımcıların psikolojik sağlamlık düzeyi, evinde çiçek büyütmeyenlere göre anlamlı bir şekilde daha yüksek bulunmuştur. Ek olarak evlerinin penceresinden en az yeşil alan gören katılımcıların en düşük psikolojik sağlamlık puanına sahip olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: yeşil alan, sosyal medya, bağımlılık, psikolojik dayanıklılık, dışarıda geçirilen zaman
Madde kullanım bozukluğu olan/olmayan bireylerde kardeş ilişkisi, psikolojik dayanıklılık ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar
Günümüzde madde kullanımı ve buna bağlı olarak madde kullanım bozukluğu oranı giderek artmakta birçok problemi de beraberinde getirmektedir. Madde kullanım bozukluğuyla ilgili değişkenleri belirlemek tedavi ve önleme çalışmalarına yön verebilir. Literatürde madde kullanım bozukluğu ve aile arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar vardır. Fakat madde kullanımı ve kardeş ilişkisi hakkında çıkarım yapılabilecek sayıda çalışma bulunmamaktadır. Aynı zamanda psikolojik dayanıklılığın zorlu yaşam olaylarına etkisini inceleyen çalışmalar bulunmaktadır. Toplumda madde kullanımı olan kişilerin ilişkilerinin kopuk olduğuna dair yaygın genellemeler mevcuttur. Bu çalışmada madde kullanım bozukluğu olan ve olmayan bireylerde kardeş ilişkisi, psikolojik dayanıklılık ve ilişkilerle ilgili bilişsel çarpıtmalar arasındaki ilişkilerin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında, Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Amatem kliniğine başvuran madde kullanım bozukluğu tanısı almış opiyat ve methamfetamin kullanan 150 birey ile daha önce madde kullanım öyküsü bulunmayan 150 bireye "Kişisel Bilgi Formu", "Yaşam Boyu Kardeş İlişkileri Ölçeği", "Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği" ve "İlişkilerle İlgili Bilişsel Çarpıtmalar Ölçeği" uygulanmıştır. Anketlerden elde edilen veriler betimsel ve ilişkisel tarama modelleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda madde kullanım bozukluğu olan bireylerin madde kullanım bozukluğu olmayan bireylere kıyasla kardeş ilişkilerinin daha az olumlu olduğu tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra kendilik algılarının daha düşük, geleceğe yönelik bakış açılarının daha az olumlu, yaşama biçimlerinin daha az motive edici, sosyal yeterliliklerinin ve aile uyumlarının daha az, sosyal kaynaklarının daha verimsiz olduğu görülmüştür. Ayrıca ilişkilerde yakınlıktan daha fazla kaçındıkları, ilişki kurdukları bireylerden gerçekçi olmayan beklenti içine daha fazla girdikleri saptanmıştır. Anahtar kelimeler: madde kullanımı, kardeş ilişkisi, psikolojik dayanıklılık, bilişsel çarpıtmalar.
Zorbalık taciz saldırganlığa maruziyet ölçeğinin Türkçe'ye adaptasyonu ve sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisi
Bu araştırmada Hall (2016) tarafından geliştirilmiş olan bir mağduriyet ölçeğinin Türkçe'ye adaptasyonu ve sosyal medya bağımlılığı ile ilişkisinin olup olmadığı araştırılmıştır. Araştırma 2020-2021 eğitim öğretim yılı, Gaziantep ilinde 461 ortaokul öğrencisine Zorbalık Taciz Saldırganlığa Maruziyet Ölçeği uygulanması ve diğer aşamada 965 ortaokul öğrencisine Zorbalık Taciz Saldırganlığa Maruziyet Ölçeği ve Ergenler İçin Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeklerinin uygulanması ile yapılmıştır. İkinci aşamada zorbalık ve sosyal medya bağımlılığı ilişkisi incelenirken aynı zamanda çeşitli demografik değişkenlerle olan ilişkileri ele alınmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; mağduriyet ölçeğinin Türkçe'ye adaptasyonu yapılmış olup, geçerlik ve güvenirlik düzeylerinin beklenen sınırlar içinde çıktığı saptanmıştır. Aynı zamanda mağduriyet türlerinin sosyal medya bağımlılığını etkilediği saptanmıştır. Kullanılan ölçekler arasında pozitif yönlü ve anlamlı ilişki bulunmaktadır. Elde edilen bulgular, literatürde yer alan verilere dayalı olarak tartışılmıştır.
Zor zamanlarda psikolojik dayanıklılık ve değer odaklı yaşam: Kültürel bağlamda karma yöntemler araştırması
Bu araştırmada zor zamanlarda değer odaklı yaşamın rolü incelenmiş olup yetişkinlere güç veren değer ve kaynakların kültürel bağlamda keşfedilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda araştırma, nicel ve nitel araştırma yöntemlerinin bir arada kullanıldığı karma yöntemler araştırması (açıklayıcı sıralı desen) modeli ile tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında korelasyonel desen, nitel aşamasında ise gömülü teori yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında yaşları 18-64 arasında değişen toplam 493 yetişkine ulaşılmıştır. Nicel aşamada 493 yetişkin arasından gönüllü olan, halihazırda psikolojik destek almayan ve Değer Odaklı Yaşam Ölçeğinden (DOYÖ) puan ortalaması 52 ve üzerinde, Depresyon, Anksiyete ve Stres Ölçeği (DASÖ) puan ortalaması 32 altında olan toplam 15 yetişkin, araştırmanın nitel aşamadaki çalışma gurubunu oluşturmuştur. Araştırmanın nicel aşamasında veri toplama araçları olarak, araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu dışında Depresyon, Anksiyete Stres Ölçeği, Değer Odaklı Yaşam Ölçeği ve Connor Davidson Psikolojik Sağlamlık Ölçeği (CDPSÖ) olmak üzere üç ölçek kullanılmıştır. Nitel aşamada ise, araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış formatta Görüşme Soru Listesi'nden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde, nicel aşamada aracılık analizini gerçekleştirebilmek amacıyla AMOS ve SPSS 23.0 paket programlarından yararlanılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Pearson Momentler Çarpım Korelasyon Katsayısı hesaplanmıştır ve Yapısal Eşitlik Modelinden Yol Analizi gerçekleştirilmiştir. Nitel aşamada ise gömülü teorinin veri analizi aşamalarını takip edebilmek ve inceleyebilmek amacıyla "MaxQDA" programından yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel aşamasında depresyon, anksiyete ve stresin değer odaklı yaşam ve psikolojik dayanıklılık (PD) ile negatif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkileri olduğu tespit edilmiştir. Psikolojik dayanıklılığın ise, değer odaklı yaşam ile pozitif yönde istatistiksel olarak anlamlı ilişkilere sahip olduğu görülmüştür. Psikolojik dayanıklılığın değer odaklı yaşam üzerinden depresyon anksiyete ve stres değişkenine dolaylı etkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur ve bu etki %6 olarak hesaplanmıştır. Nitel veriler için yapılan analizler neticesinde, zor zamanda değer ve kaynakların kişileri adeta bir zırh gibi koruduğu ve güç verdiği sonucuna ulaşılmıştır. Güç veren değer ve kaynakların göstergeleri arasında; iyi bir insan olabilmek, ruhu kirletmemek, anlamlı bir hayat yaşamak ve hayatta ve sağlıklı kalabilmek olduğu saptanmıştır. Bu değer ve kaynakların; genetik geçişli olduğu, mizaç özellikleri, kültür, önemli figürler, eğitim, medya araçları ve yaşam olayları tarafından edinildiği ve öğrenildiği tespit edilmiştir. Zor zamanlarda yetişkinlerin duygusal-bilişsel-davranışsal-sosyal ve manevi boyutlarda stratejiler kullanarak güçlü kalabildikleri görülmüştür. Tüm bu stratejiler, zor zamanın ardından kişilerde bahsi geçen beş boyutta bir büyüme gerçekleşmesine yol açmıştır. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, değerler, değer odaklı yaşam
Narrative terapi temelli grupla psikolojik danışma programının ruh sağlığı alanında çalışanların psikolojik dayanıklılık düzeylerine etkisi
Bu araştırma Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programının Ruh Sağlığı Alanında Çalışanların Psikolojik Dayanıklılık Düzeylerine Etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmanın örneklemi ruh sağlığı alanında aktif olarak çalışanlardan oluşmaktadır. 12 katılımcı deney grubu 12 katılımcı ise kontrol grubu olmak üzere toplamda 24 kişiden meydana gelmektedir. Araştırma kapsamında, katılımcıların psikolojik dayanıklılık düzeylerini ölçmek amacıyla Yetişkinler için Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma yarı deneysel desen kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Deney grubuna Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programı uygulanırken kontrol grubuna herhangi bir uygulamada bulunulmamıştır. Araştırma sonucunda, Narrative Terapi Temelli Grupla Psikolojik Danışma Programı uygulanan deney grubunda yer alan katılımcıların aldıkları puanların kontrol grubunda yer alan katılımcılara göre anlamlı düzeyde arttığı bulunmuştur.
Yetişkinlerde travmatik yaşantılar, duygusal yeme ve doğayla temas arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu araştırmada, yetişkinlerde travmatik yaşantılar, duygusal yeme ve doğayla temas arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmaya çevrimiçi uygulanan ölçme araçlarına erişen 284 kadın, 163 erkek olmak üzere toplam 447 yetişkin gönüllü katılmıştır. Araştırmada katılımcılara, Kişisel Bı̇lgı̇ Formu, Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (ÇÇTÖ) ve Travma Sonrası Belirtiler Ölçeği (TSBÖ) isimli iki ölçeğin birleşiminden oluşan Çok Boyutlu Travma Ölçeği (ÇBTÖ), Türkçe Duygusal Yeme Ölçeği (DYÖ) ve Doğayla Temas Bilgi Formu uygulanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, çocukluk çağı travmatik yaşantıları ve travma sonrası belirtiler ile duygusal yeme davranışı arasında pozitif yönlü anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Travma sonrası belirtiler ile doğayla teması içeren maddelere verilen yanıtlar arasında anlamlı farklılıklar olduğu bulunmuştur. Duygusal Yeme Ölçeğinin alt boyutlarından olan gerginlik durumlarında yeme ve kendini kontrol edememe ile Doğayla Temas Bilgi Formu maddelerinden yeşil alanlarla en sık kurulan temas şekli arasında anlamlı farklılık bulunmuştur. Sonuç olarak, travmatik yaşantılar ve belirtileri ile duygusal yeme arasında anlamlı ilişkilerin olduğu, travma sonrası belirtiler ile doğayla temas maddeleri arasında anlamlı şekilde fark olduğu görülmüştür. Duygusal yeme ile doğayla temas maddelerinden yalnızca biri arasında anlamlı fark görülmüştür.