Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Nesrin Kenar

10 theses · Sakarya University

DoctorateOpen AccessTR

Azerbaycan dış politikasının oluşumunda sivil toplum kuruluşlarının rolü ve önemi

Azerbaycan'da sivil toplum kuruluşlarının 1872 yılından itibaren oluşmaya başlamıştır. İlk oluşan sivil toplum kuruluşları yardım amaçlı veya toplumu bilinçlendirmek için eğitim amaçlı kuruluşlar olarak tanımlanabilir. Bu kuruluşların toplumsal sorunların üstesinden gelmeye başlaması ile siyasi alanda da oluşumların başlandığı görülmektedir. Sivil toplum kuruluşlarının asimilasyon politikalarına karşı toplumu bilinçlendirme görevi daha sonra bağımsızlık mücadelesi ile toplumu yeni bir oluşuma, bağımsızlık mücadelesine hazırladıkları görülmüştür. Çarlık Rusya'sı ve SSCB döneminde özgürlük mücadelesi vererek toplumsal hafızanın oluşmasına büyük katkılar sağladığı söylenebilir. 1918 yılında oluşturulan Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti döneminde ve 1992 yılında bağımsızlığına yeniden kavuşan Azerbaycan'ın dış politikasının temel parametreleri bu sivil toplum kuruluşlarının programları çerçevesinde şekillendiği söylenebilir.

AzerbaycanNeo-liberalizmSivil toplum örgütleri+2
Ziyadhan Hasanov
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Sömürge sonrası dönemde Afrika'daki İngiliz eski sömürgeleri ile İngiltere'nin ilişkileri; Nijerya, Kenya ve Güney Afrika Cumhuriyeti örnekleri

Afrika, köklü sömürgecilik geçmişiyle sömürgecilik tarihinde önemli bir yere sahiptir. Afrika sömürgecilik tarihinde derin izler bırakan İngiltere, bağımsızlık sonrası süreçte kıtayla ilişkilerini koparmamıştır. Aksine İngiltere'nin, eski sömürgeleri üzerindeki hakimiyeti, bağımsızlık sonrası dönemde de devam etmiş ve İngiltere, bu devletlerin uluslararası ilişkilerinde baskın konumda yer almıştır. Bu varsayım üzerine kurulan çalışma, Afrika'daki İngiliz eski sömürgelerinin sömürge sonrası ilişkilerinde İngiltere'nin durumunu ve konumunu araştırmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, İngiltere ile Afrika'daki İngiliz eski sömürgelerinin sömürge sonrası dönemde ilişkilerinin analiz edilmesi ve bu devletlerin uluslararası ilişkilerinde İngiltere'nin konumunun ortaya çıkarılmasıdır. Spesifik olarak ise çalışmanın örneklemini oluşturan ülkeler ile İngiltere'nin; siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel alanlardaki ilişkilerinin ortaya konulması amaçlanmaktadır. Sömürgeci ve sömürülen arasındaki tarihsel ilişkileri ve bu ilişkilerin günümüzdeki yansımalarını inceleyen postkolonyal teori, çalışmanın teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Sömürgeci güçlerin siyasal, ekonomik ve kültürel unsurlar aracılığıyla eski sömürgelerini şekillendirmeye devam ettiği varsayımı, çalışmayı postkolonyal teori bağlamında incelemeyi uygun hale getirmiştir. Çalışmada literatür taraması yapılarak çoğunlukla ikincil kaynaklar aracılığıyla veri toplama işlemi gerçekleştirilmiştir. Veriler yorumsamacı paradigma ışığında analiz edilmiş ve nitel araştırma tekniği kullanılmıştır. Bu doğrultuda nitel araştırma tekniği içerisinde tarihsel araştırma modeli ön plana çıkmıştır. Verilerin çözümlenmesi aşamasında teknik olarak, betimsel analiz yöntemi kullanılmıştır. Çalışma, sömürge sonrası dönemde İngiltere'nin Afrika'daki eski sömürgeleriyle ilişkilerini konu edinmiştir. Bu bağlamda çalışma iki ana bölüme ayrılmış, ilk bölümde sömürgecilik süreci ele alınırken, ikinci bölümde sömürge sonrası dönem incelenmiştir. İlk bölümde İngiliz sömürgeciliğinin gelişim süreci, yönetim şekilleri ve tasfiye süreci ele alınmıştır. İkinci bölümde ise bağımsızlık sonrası ilişkileri etkileyen unsurlar ve örnek ülkeler incelenmiştir. Çalışmanın örneklemi, İngiliz eski sömürgeleri olan; Nijerya, Kenya ve Güney Afrika Cumhuriyeti olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak, İngiltere'nin bağımsızlık sonrası dönemde -sömürge döneminde kurmuş olduğu sistemin yardımıyla- eski sömürgeleriyle genel olarak yakın ilişki kurduğu görülmüştür. Örnek ülkelerde görüldüğü üzere, bu süreç zarfında siyasi ilişkiler dalgalı seyir gösterirken, ekonomik ve sosyo-kültürel ilişkilerde İngiliz hakimiyeti devam etmektedir. Ancak özellikle Soğuk Savaş döneminden itibaren çok aktörlü uluslararası sistemin de yardımıyla İngiltere'nin etkinliğinin azaldığı söylenebilir.

AfrikaBritanyaGüney Afrika+5
Mustafa Ateş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan`da Türkiye ve Rusya algısı; Azerbaycan`ın Türkiye ve Rusya ile ilişkileri

Güney Kafkasya`da, Avrupa ve Asya`nın ulaşım-iletişim hatlarının buluşma noktasında, jeopolitik açıdan hassas bir bölgede bulunan, Rusya, Türkiye ve İran gibi güçlü ülkelerle sınır komşusu olan Azerbaycan, 1991`de SSCB`nin dağılmasının ardından bağımsızlığını elde ederek uluslararası sisteme bir aktör olarak katılmıştır. Azerbaycan Cumhuriyeti`nin bağımsızlığını ilk tanıyan devlet Türkiye Cumhuriyeti olmuştur. İlk günden itibaren Türkiye ile çeşitli alanlarda geliştirilen ilişkiler günümüzde stratejik işbirliği düzeyine kadar yükseltilmiştir. Rusya ile ilişkiler ise daha karmaşık bir karaktere sahiptir. Bu, tarihen Rusya`nın Azerbaycan`da gerçekleştirmek istediği "etki alanı" politikasıyla ilgili olmuştur. Bununla birlikte bağımsızlığın ilk yıllarında Rusya ile ilişkilerde mevcut olan sorunlar günümüzde önemli ölçüde ortadan kaldırılmıştır. Bu çalışmada Azerbaycan`ın Türkiye ve Rusya ile olan ikili ilişkileri araştırılmış ve bunun yanısıra Azerbaycan`da Türkiye ve Rusya algısı analiz edilmiştir. SSCB içerisinde uzun süre kardeş ülkeler olarak yaşayan Azerbaycan ve Rusya, aynı zamanda günümüz itibariyle birbirini kardeş ülkeler olarak adlandıran Azerbaycan ve Türkiye arasında ilişkilerin analizi özellikle Azerbaycanlıların Türkiye ve Rusya algısını anlamak açısından önemlidir. Azerbaycanlıların Türkiye ve Rusya ile ilgili birçok önyargıları veya olumlu düşünceleri yüzlerce yıl önce oluşmuş ve günümüzde de varlığını sürdürmektedir. Kısaca, Türk veya Rus imajı, etnik kalıpların olağan oluşum sürecinden dolayı oluşmaktadır. Bazı önyargılardan kurtulmak, ilişkilerin gerçek yüzünü anlamak ve Türk ve Rus algısının artı ve eski yönlerini ele alarak gelecekte Azerbaycan`ın bu iki ülke ile ilişkilerini daha da pekiştirerek olumlu yönde algıların gelişimine katkı sağlamak açısından bu araştırma önem taşımaktadır. Çalışmanın temel amacı Azerbaycan`da Türkiye ve Rusya algısı ve mevcut faktörleri tespit etmek, özellikle Türk ve Rus algısını ele alarak gelecekte Azerbaycan`ın bu iki ülke ile ilişkilerinin gelişmesine olumlu yönde katkı sağlamaktır. Anahtar Kelimeler: Uluslararası İlişkiler, Azerbaycan, Türkiye, Rusya, Algı

AlgıAlgılanan dışsal prestijAlgılanan güç+7
Rahim Babayev
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Bosna-Hersek'te dönüş göçü

1992-1995 yılları arasındaki Bosna Savaşını sonlandıran ve savaşan taraflarca imzalanan Dayton Barış Antlaşmasından sonra, savaş zamanı ülkelerinden dışarıya göç etmiş olan Bosnalı mültecilerin ülkelerine geri dönmelerini konu alan "Bosna-Hersek'te Dönüş Göçü" adlı bu tez, ulusal ve uluslararası politika belirleyicilerinin Bosna-Hersek'teki mülteci geri dönüşü üzerindeki etkilerini analiz etmeyi ve uzun vadede sürdürülebilir geri dönüşü uygulamaya koymadaki sorunları incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümde yapılandırılmıştır. Birinci bölümde, dönüş göçünün kavramsal çerçevesi çizilmiş, teorik kısım dönüş göçüne yönelik teorik yaklaşımlar üzerinden değerlendirilmiştir. İkinci bölümde kısaca Bosna Savaşı anlatılmış, savaşı sonlandıran Dayton Barış Antlaşması, Bosnalı mültecilere evlerine geri dönüş hakkı veren bölümünün yanında Bosna'da kurduğu yapıya dair sorunlu bölümleri ile birlikte ele alınmıştır. Son bölümde ise, Bosna-Hersek'te dönüş göçü ayrıntılarıyla incelenmiştir. Mültecilerin ülkelerine geri dönüş kararlarını etkileyen faktörler, geri dönenlerin Bosna-Hersek'te yaşadığı sorunlar ve bu sorunların çözümüne yönelik ulusal ve uluslararası çaptaki faaliyetlere yer verilmiştir. Yerel otoritelerin ve uluslararası toplumun bu konuda yaptığı çalışmalar anlatılmış, yıllara göre sayılarla dönüş göçü irdelenmiştir. Çalışmada nitel analiz yöntemi kullanılmış, Bosna-Hersek'e geri dönenlerin nüfusları söz konusu olduğunda nicel verilerden yararlanılmıştır. Bosna-Hersek'e geri dönen Bosnalıların sayısı yıllar içinde dalgalanmalar yaşamıştır. Dönüş göçü hem ülke dışındaki hem de ülke içindeki süreçlerden etkilenmiştir. Gelinen noktada savaş zamanı yurtdışına çıkan Bosnalıların çoğunun geri döndüğü görülmektedir. Ancak halen Bosna-Hersek'te geri dönenlerin sorunları başta olmak üzere dönüş göçü ile ilgili çözülmesi gereken sorunlar mevcuttur. Bu sorunların çözümü için ilgili taraflar ortak paydada birleşmelidir. Sonuç itibariyle Bosna-Hersek'te dönüş göçü ile ilgili var olan sorunlarda, konuyla ilgili tüm yerel ve uluslararası aktörler birlikte karar alıp birlikte hareket etmelidir. Böylece bu tutum, Bosna-Hersek'te dönüş göçü sürecindeki sorunların çözümüne katkıda bulunacak ve benzer durumlara örnek teşkil edecektir.

Bosna-Hersek-SaraybosnaDayton Barış AnlaşmasıGeri dönüş+5
Mertcan Yoldaş
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Çevresel güvenlik bağlamında sınır aşan sular sorunu (Nil Havzası örneği)

1960'lı yıllardan itibaren akademik çevrelerde ve uluslararası alanda çevre sorunlarının güvenlik üzerindeki etkileri ile ilgili kayda değer bir endişe bulunmaktadır. Bu endişeler çevre ile güvenlik bağlantılarının kurulmasına yol açmıştır. Soğuk Savaş sonrası dönemde ortaya çıkan yeni tehditler ve farklı güvenlik yaklaşımlarını ortaya çıkarmıştır. Çevresel güvenlik kavramı, yeni güvenlik kavramı ile ortaya çıkan yaklaşımlardan biridir. Su kaynakları, çevresel güvenlik, sosyo ekonomik kalkınma ve insan refahı için önemli doğal kaynaktır. Ancak su kaynaklarının kısıtlı olduğu bölgelerde anlaşmazlıklar ortaya çıkmaktadır. Bu durumun en yaygın görüldüğü alanlar ise sınır aşan su kaynaklarıdır. Bu çalışma, su kaynakları ile çatışma arasındaki ilişkiyi çevresel güvenlik yaklaşımı bağlamında incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, çevresel güvenlik kavramı teorik olarak incelenmiş ve çevre sorunları ile çatışma arasındaki ilişki ortaya konmuştur. İkinci bölümde, sınır aşan su kaynakları ile çatışma arasındaki ilişki incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise Nil Havzasının kıyıdaş devletleri arasında su kaynaklarının tahsisi ya da su kalitesinin bozulması ile ilgili sorunların nedeni ya da etkeni olduğu bir çatışmanın oluşma olasılığı incelenmiştir. Çalışmada nitel analiz yöntemi kullanılmış ancak gerekli görülen yerlerde nicel verilere de yer verilmiştir. Sonuç olarak, su kaynaklarının kalitesinin bozulması ve miktarının azalması havza ülkelerinin sosyal, ekonomik ve siyasi yapılarını etkileyerek anlaşmazlığı tırmandırmaktadır.

GüvenlikNil HavzasıNil Nehri+4
Özlem Baştan
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği ve Türkiye'nin mülteci politikalarının insani güvenlik ekseninde karşılaştırılması

Bu çalışmada uzun yıllardır mülteci akınlarına maruz kalan AB ve Türkiye'nin mülteci politikaları, insanın güvenliğini merkeze alan insani güvenlik yaklaşımı ekseninde karşılaştırılmıştır. Çalışmanın amacı, mülteci politikaları karşılaştırılırken, vatandaşı oldukları ülkenin korumasından mahrum kalmış ve uluslararası koruma arayan insanların güvenliklerinin göz önünde tutulduğu ve insan güvenliğinin amaç edinildiği bir bakış açısı ortaya koyabilmektedir. Bu doğrultuda, AB ve Türkiye'nin mülteci politikaları tarihten günümüze incelenmiş ve insani güvenliğe uyum konusunda dönemsel ayrımlar belirlenmiştir. İnsani güvenliğin korkudan kurtulma ve ihtiyaçların karşılanacağından emin olma ilkeleri ile yaklaşımın koruma ve güçlendirme çerçevesi, mülteci politikalarının karşılaştırılmasında temel olarak kullanılmıştır. Çalışma boyunca, uluslararası anlaşmalar, AB Konseyi ve Komisyonu kararları, Tüzük ve Yönetmelikler ve Türkiye'nin AB süreci ilerleme raporları gibi birincil kaynaklar üzerinden incelemeler gerçekleştirilmiştir. İnsani güvenliğin açıkladığı, çalışmanın kuramsal açıklamalar kısmında BM bünyesinde hazırlanan kurucu metinlerden faydalanılmıştır. Sivil toplum kuruluşları tarafından hazırlanan raporlar ve araştırma verileri çalışmada başvurulan önemli kaynaklardır. Çalışmada insani güvenlik ekseninde gerçekleştirilen mülteci politikaları karşılaştırmasında elde edilen sonuç, AB'nin de Türkiye'nin de mültecilerin güvenliğini, insani güvenlik ilkeleri doğrultusunda sağlayamadığı yönündedir. Mülteci ve sığınmacıların sayısının artması ile ulusal güvenlik endişeleri ağır basmakta ve insani güvenlik çerçevesine uyumu zorlaştırmaktadır. Ancak Türkiye özellikle 2011 yılı sonrasında hayata geçirdiği düzenlemelerle insani güvenliğin sağlanması adına olumlu adımlar atarken; AB, mültecilerin Birlik dışında tutulduğu sınır politikaları ile insani güvenlikten uzaklaşmaktadır.

Avrupa BirliğiGöç politikalarıKarşılaştırmalı analiz+3
Zehra Abdullahoğlu
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Küçük devletlerin dış politikaları: Ermenistan örneği

Bu çalışmada küçük devlet kavramı bağlamında Ermenistan dış politika ve belirleyicileri incelenmiş ve bundan sonraki hedefleri, amaçları, stratejileri ve hamlelerinin neler olabileceği araştırılmıştır. Ermenistan'ın dış politika stratejilerinin ve araçlarının ve gelecekte ortaya çıkabilecek muhtemel yönelimleri değerlendirilmiştir. Böylece Türkiye'nin ve Azerbaycan'ın Ermenistan ile ilgili konularda dış politika yapımına katkı sağlayacak verilerin üretilmesi hedeflenmiştir. Ermenistan'ın hangi dış politika stratejilerini ve araçlarını kullanmakta olduğu bu stratejilerin ve araçların etkinliği, böylece Ermenistan'ın önümüzdeki dönemde izleyeceği dış politikalarının tespit edileceği düşünülmüştür. Bu çalışmada araştırmanın amaç ve hedeflerine hizmet edecek şekilde literatür taramasına dayalı nitel bir yöntem izlenmiştir. Bu bağlamda literatür taraması yapılmış, uluslararası belgeler araştırılmıştır. Ayrıca internet ortamında makale ve yayınlar taranmıştır. Sonuç olarak Ermenistan'ın önemli bir küçük devlet olduğu, diasporası güçlü ve etkili olduğu, küresel güçler olan Rusya ABD rekabetinde çıkar ilişkilerinin merkezinde yer aldığı AB'nin de ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı ve bölgede en çok yardımın yapıldığı ülkelerden biri olduğu belirlenmiştir. Dış politika belirleyicileri arasında milli bir bilinç sağlayıcı olarak soykırım meselesini sürekli gündemde tutmaya çalıştıkları, Türkiye ile olan sınırını tanımadığı, Azarbaycan ile ezeli bir rekabet ve düşmanca ilişkiler içinde bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinde, çözülemeyecek sorunlar gibi görülen soykırım meselesi tarihçilere bırakıldığında, Ermenistan'nın sınırı tanımamasıyla ilgili ulusal hukuku hiçe sayan, keyfı düşüncesi gözardı edildiğinde, ikinci Karabağ savaşından sonra toprakların gerçek sahibi olan Azerbaycana Karabağ toprakları verildiğinde Türkiye Ermenistan sınır kapısı açılarak ticaret gelişmiş olacak ve böylece iki ülke arasında işbirliği sağlanmış olacaktır.

ErmenistanUluslararası ilişkilerUluslararası politika
Orkhan Jafarlı
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Azerbaycan'ın Avrasya Bı̇rlı̇ğı̇'ne yönelı̇k polı̇tı̇kaları

Bu araştırmada Azerbaycan'ın Avrasya Birliği'ne yönelik politikaları ve yaklaşımları incelenmiştir. Bu doğrultuda öncelikle Avrasya Birliği ve üye ülke politikaları ile Birliğin oluşumunun uluslararası ilişkilere etkileri değerlendirilmiştir. Azerbaycan'ın Avrasya Birliği'ne yönelik politikalarının etkilerinin neler olduğu, Azerbaycan'ın ulusal çıkarları açısından üye olup olmamasının ne gibi avantajlar sağlayacağı araştırılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden doküman taraması yapılmıştır. Araştırılması hedeflenen konularda, konu ile ilgili resmi belgeler, tezler, bilimsel kitaplar ve makaleler, gazeteler ve diğer haber kaynaklarından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda; Güney Kafkasya'daki kırılgan yapının istikrarlı duruşunda, büyük ölçüde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin tarafsızlığı veya dengeli dış politikasının etkisi olduğu belirlenmiştir. Rusya'nın liderliğinde kurulan Avrasya Birliği'nin Azerbaycan sınırında oluşturulması ve AB benzeri bir örgütlenme özelliği taşıması, genişlemeci bir yaklaşım benimsemesi Azerbaycan ve diğer bölge ülkelerini de ilgilendirmesi yönüyle önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu birlik ekonomik bir proje olduğu kadar siyasi bir proje olarak da değerlendirilmiştir. Bu yönüyle Azerbaycan'ın Birliğe yaklaşımı üzerinde siyasi etkenlerin daha ağır bastığı söylenebilir. Azerbaycan son yıllardaki hızlı gelişimi ile birlikte yeni İpek yolu olarak söylenebilecek ekonomik entegrasyon girişimine dahil olması çok faktörlü ekonomik politikası için destekleyici bir unsur olarak belirtilebilir. Stratejik bir ortak olarak Rusya ile ve bölgedeki diğer ülkeler bile ekonomik ve ticaret alanında işbirliği yapmış olması Azerbaycan'a daha da güçlü kılabilir. En önemli faktörlerden biri olan halkın güvenliği konusunda Rusya'nın baskıcı politikalarına karşı bir savunma kalkanı oluşturabilir milli çıkarlar doğrultusunda ekonomik kalkınması istikrara kavuşabilir. Bunun dışında Azerbaycan, Rusya'nın entegrasyon projelerine olan mesafeli duruşunu ekonomik koşullardan daha çok egemenlik ve bağımsız bir enerji politikasını sürdürme kabiliyeti açısından oluşabilecek maliyetleri hesap etmesinin etkisi olduğu söylenebilir.

Kanan Mammadov
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kosova'daki azınlıklar; Brüksel görüşmeleri ve Sırp azınlığın entegrasyonu

Demokratik ve çok etnik yapılı devlet olarak insan hakları özellikle azınlık hakları uluslararası standartlara göre düzenlenen Kosova'da 1999 çatışmasından bağımsızlığına kadar ve ardından Brüksel görüşmelerinde Sırp azınlığının entegrasyonu konusunda önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu tezde, uluslararası alanda azınlıkların korunması ile ilgili hukuki süreç, azınlık tanımı ve azınlık hakları hakkında kavramsal çerçeve oluşturulmuş ve bu çerçevede Kosova kuruluşundan itibaren kapsamlı bir kurumsal ve yasal çerçevenin geliştirerek sağladığı ve güvence altına aldığı azınlık hakları yanında diğer ayrıcalıklı haklar yoluyla Sırp azınlığın nasıl entegre edilmeye çalışıldığı incelenmiştir. Bu tez ayrıca tüm bu haklar karşısında Sırp azınlığın topluma entegre olma konusunda neden direndiğini ve bu çerçevede Sırbistan'ın Kosova'ya müdahaleleri doğrultusunda Kosovalı Sırpların entegrasyonuna olan etkisi etkisi incelenmiştir. Özellikle çatışma sonrası kurulan yeni bir devlet olan Kosova'da azınlık hakları ve entegrasyonu konusunda detaylı bir araştırma gerçekleştirilmiştir. Kosovalı Sırpların entegre olamamasının nedenleri ve azınlıkların diğer bir devletin iç işlerinde kullanılması ve azınlık entegrasyonunun diplomatik görüşmelerle nasıl çözümlenmeye çalışılması konusunda ilgili çalışanlara önemli bir kaynak arz edecektir. Bu çalışma, milliyetçi tarihsel akışın gerçekleştiği Kosova örneğinde yapılan analizlere dayanarak, uluslararası idaresi (UNMIK) ve Kosova Devleti tarafından Kosovalı Sırplarınin entegrasyonu yönünde alınan önlemlerin uygulanmasını ve Kosovalı Sırpların Kosova toplumuna entegrasyonunu engelleyecek şekilde sınırladığını iddia etmektedir. Bu çerçevede Kosova'da Kosova Sırpların entegrasyonu sorununu oluşturan en önemli nedenlerden biride tarihten itibaren devam eden yayılmacı Sırp milliyetçiliğidir. Bu nedenle çalışmada UNMIK idaresi döneminde Kosova'da devlet inşası sürecinde Sırbistan'ın müdahale olgusunun nasıl ortaya çıktığı ve bu müdahalenin Kosovalı Sırplarının entegrasyonuna ve Brüksel antlaşmasının uygulanmasına etkileri araştırılmaktadır.

Keriman Sadıkay
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kosova'da devlet inşası: Ulusal ve uluslararası dinamikler açısından bir değerlendirme

Kosova, Balkanlar'da stratejik konumuyla uzun süredir insanlık tarihinde ve gündeminde yer almış bölgedir. Çeşitliliğiyle savaşların yapıldığı, büyük acıların yaşandığı, güçlü ülkelerin egemenliği altında olduğu, zaman zaman yönetimlerin değiştiği bir yerdir. İki kutuplu dünyanın sona ermesi ve sosyalizmin çökmesiyle Yugoslavya'nın dağılma sürecinde yaşanan olaylar ve çatışmalar, uluslararası kamuoyunun özellikle Bosna'da yaşananların tekrarlanmaması için Kosova'da çözüm çabaları olumlu sonuç verdi. Soykırımcı Miloseviç rejiminden kurtulmasına vesile olmuştur. Sırbistan'a yapılan müdahale (Hava Harekâtı) sonrasında ve Kosova'da savaşa yol açan sebepler göz önünde bulundurulduğunda, BM yönetimi altında bulunan UNMIK'in kurulması, bu yönetimin Kosova hükümetinin inşası üzerindeki etkisini ifade etmektedir. Bu tez, UNMIK tarafından kurulan devlet kurumlarını ve bunların 2008 yılına kadar işleyişini ve idaresini incelemektedir. Tezde bağımsızlığa giden yollar ve nihai anlaşma ile ilgili çözüm planlarının hazırlanması. Ahtisaari planı Kosova ve Sırbistan için ne ifade ettiği, planın yürütülmesi ve bağımsızlığın ilanından sonra Kosova'nın devlet olarak inşası irdelenmektedir. UNMIK'in döneminde Kosova'nın nihai statüsü için başlatılan müzakereler sırasında Kosova'daki yetkililere devredilen geçici öz-yönetim, tam egemen bir devlet olma yolundaki Kosova'nın yönetim ve işleyişi incelenmektedir. Tezde, UNMIK'ten EULEX'e Kosova'nın bağımsızlığına ilişkin denetleme ve EULEX'in görevi Kosova yetkililerine hukukun üstünlüğü konusunda yaptığı danışmanlığını da incelemektedir. Bağımsızlığının ilanından sonra Kosova'nın kendi ayakları üzerinde durarak devlet kurumları oluşturduğunu ve bu kurumların devleti ne kadar hızlı ve ne yönde inşa ettiğini, ayrıca devlet yapısını, ülkenin konumunu ve uluslararası toplumdaki tanınırlığını araştırmaktır. Sırbistan ile diyalog, müzakereler ve yapılan anlaşmaların yerine getirilmesi, bunların Kosova'nın egemen bir devlet olma yolundaki etkileri AB ve Batı ülkelerinin bu müzakerelerdeki rolü irdelenmiştir. Kosova egemen devlet olduktan sonra komşu ülkeler, uluslararası örgütler ve kurumlarla olan ilişkilerinin hangi düzeyde olduğu ve bu düzeyde gereklilikleri yerine getirip getirmediği irdelenmektedir.

Barış inşasıMilli egemenlikMilli kimlik+6
Bajram Hodza
Sakarya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors