Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Nihat Tosun
12 theses · Uşak University, Dicle University
İslâm hukuku ve günümüz hukukunda erkeğin mâli yükümlülüklerinin aile içi şiddetle ilişkisi
Bu çalışmada, insanoğlunun cennette başlayıp dünyada devam eden hayat yolculuğunun en önemli kesiti olan aile hayatında, erkeğin mâli yükümlülüklerinin aile içi şiddetle ilişkisi araştırılmıştır. Aile kurumunu tüm aşamalarında etkileyen birçok faktör mevcuttur. Dini değerler, örf ve âdetler, sosyal çevre, uygulanan yasalar, eğitim durumu ve ekonomik şartlar bu faktörlerden bazılarıdır. Aileyi etkileyen bu etmenler aileye olumlu katkılar sunsa da zaman zaman aile içi şiddete de neden olmaktadır. Aile içi şiddet üzerine yapılan çalışmalar "Aile içi şiddet", "Eşler arası şiddet", "Ailede çocuklara yönelik şiddet", "Kadına karşı şiddet" ve "Kadın cinayetleri" gibi farklı başlıklarda ele alınmaktadır. Ekonomik hayata dair yaşanan sıkıntıların aile içi şiddete etkilerini araştırdığımız çalışmamız bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Çalışmanın giriş kısmında araştırmanın amacı, önemi, yöntemi ve problem durumu ile ilgili bilgi verilmektedir. Birinci bölümde genel hatları ile ailenin tanımı, önemi ve türlerine yer verilmektedir. Bu bağlamda Kur'ân-ı Kerîm'de ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in hayatında aileye dair hükümlerde ele alınmıştır. Ayrıca şiddetin tanımı, türleri ve nedenleri ile birlikte şiddet olaylarına İslâm hukukunun bakışı ve güncel hukuk sistemindeki karşılıkları ele alınmıştır. İkinci bölümde ise İslâm hukukunda evlilikle beraber başlayan erkeğin mâli sorumluluklarının tanımı, delilleri, miktarı, çeşitleri ve şiddete etkileri ele alınmıştır. Sonuç bölümünde ise aile içi şiddete sebep olabilecek davranışların önüne geçebilmek adına bireylerin ve kanun koyucunun alması gereken tedbirler İslâm hukuku açısından değerlendirilmiş ve birtakım öneriler sunulmuştur.
Şevkânî'nin İrşâdü'l-Fuhûl adlı eserinde ef'âlu'r-rasûl
Müçtehitlerin genel olarak üzerinde ittifak ettikleri şer'î kaynaklar kitap, sünnet, icma ve kıyas olmak üzere dörttür. Bu temel kaynaklardan birisi olan Sünnet'in bir kısmını teşkil eden ef'âlu'r-rasûl de, fıkıh usûlünun önemli konularından biridir. Dinî hükümlerin Kitap'tan sonra ikinci sırada gelen Sünnet'ten istinbat edilmeleri, bu konunun bilinmesinin nedenli gerekli olduğunu ortaya koymaktadır. Şer'î hükümlerde taklidi kabul etmeyip, içtihad yoluyla hükümleri belirlemeyi prensip edinen Şevkânî, diğer ilimlerde olduğu gibi fıkıh ve fıkıh usulü ilimlerinde de önemli bir farklılığa sahiptir. Bu farklılığı sergilediği alanlardan birisi de fıkıh usulü ile ilgili günümüze ulaşan "İrşâdü'l-fuhûl ilâ tahkiki'l-hak min 'ilmi'l-usûl" adlı eseridir. Memzûc metodla yazılmış yani mütekellim ve fukahâ usulünün herbirinden istifade edilerek kÂleme alınmış usûl kitaplarındandır. Tek cilt olarak basılan eserin 16 sayfası ef'âlu'r-rasûl konusuna ayrılmıştır. Tezimizde Şevkânî'nin usulü ile ilgili genel kanaatin yanında onun ef'âlü'r-rasûl hakkında görüşü verilmeye çalışılmıştır. Zira onun bu konudaki görüşleri günümüzde kendilerine selefi, neo selefi veya reformist diyen bazı anlayışlara ilham kaynağı olmaktadır. Tezimizde, Şevkânî'nin usulde mütekellimun ve fukahâ metodunu mezc eden "İrşâdü'l-fuhûl ilâ tahkiki'l-hak min 'ilmi'l-usûl" adlı eseri çerçevesinde ef'âlu'r-rasûl konusu işlenmektedir. Bu çerçevede memzûc usulle ef'âlu'r-rasûl kavramı, kısımları ve ilgili konular ele alınıp tahlil edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamızda, genelde kavramlara yüklenen anlamlar ile ilgili farklı ekoller arasındaki ayrılıklar ve tartışmalar Şevkânî'nin bakış açısı ile tahlil edilip sunulmaktadır. Anahtar Sözcükler Şevkânî, Rasûl, Nebi, Ef'Âlu'r-Rasûl
Hanefî ve Şâfiîlerin Miras hukukundaki ihtilafları ve bu ihtilafların pratik neticeleri
İslam hukuk sisteminde şer'i hükümler kitap, sünnet, icma ve kıyas dediğimiz asli delillerden ve istihsan, istishab, kavli sahabi gibi tali delillerden elde edilir. Edille-i şer'iyye denilen bu kaynaklar, müçtehit imamlarımızın hüküm istinbatında başvurduğu temel kaynaklar ve yöntemlerdir. Bunun neticesinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Fıkhi mezhepler arasında doğan ihtilaflı meselelerin temelinde müçtehit imamlarımızın usul farklılıkları yatmaktadır. Bu farklılıktan kaynaklanan ihtilaflar insanlara rahmet olmuştur. Bu farklı görüşlerin irdelenip gün yüzüne çıkarılması güncel hayatımızda birçok problemin çözülmesine yardımcı olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, İslâm hukukunun önemli dallarından olan Miras Hukuku ile ilgili hususlarda fıkıh hazinemizin iki değerli mezhebi Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin farklı görüşleri tespit edilerek her iki mezhebin yaklaşımları incelenmiş ve pratikteki neticeleri tespit edilmiştir. Bu ihtilaflar ve delilleri tespit edilirken bu alanda yazılmış olan muteber eserler ve yapılan çalışmalar esas alınmış ve iki mezhep arasındaki farklı görüşler tahlil ve mukayese edilmiştir. Tezimiz bir giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırma konusu ve kapsamı, araştırmanın önemi, kaynak araştırma ve yöntemi gibi konulara değinilmiştir. Birinci bölümde miras hukukunun mahiyeti ve miras hukukunun genel konuları ana başlıklar altında ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Hanefîler ve Şâfiîler arasında meydana gelen ihtilaflar incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise miras taksiminde ortaya çıkan problemlerin mezheplerin ortaya koyduğu yöntemlerle nasıl çözüldüğü ve neticeleri belirlenmiştir.
Hanefî ve Şâfiîlerin Miras hukukundaki ihtilafları ve bu ihtilafların pratik neticeleri
İslam hukuk sisteminde şer'i hükümler kitap, sünnet, icma ve kıyas dediğimiz asli delillerden ve istihsan, istishab, kavli sahabi gibi tali delillerden elde edilir. Edille-i şer'iyye denilen bu kaynaklar, müçtehit imamlarımızın hüküm istinbatında başvurduğu temel kaynaklar ve yöntemlerdir. Bunun neticesinde farklı görüşler ortaya çıkmıştır. Fıkhi mezhepler arasında doğan ihtilaflı meselelerin temelinde müçtehit imamlarımızın usul farklılıkları yatmaktadır. Bu farklılıktan kaynaklanan ihtilaflar insanlara rahmet olmuştur. Bu farklı görüşlerin irdelenip gün yüzüne çıkarılması güncel hayatımızda birçok problemin çözülmesine yardımcı olmaktadır. Yapılan bu çalışmada, İslâm hukukunun önemli dallarından olan Miras Hukuku ile ilgili hususlarda fıkıh hazinemizin iki değerli mezhebi Hanefî ve Şâfiî mezheplerinin farklı görüşleri tespit edilerek her iki mezhebin yaklaşımları incelenmiş ve pratikteki neticeleri tespit edilmiştir. Bu ihtilaflar ve delilleri tespit edilirken bu alanda yazılmış olan muteber eserler ve yapılan çalışmalar esas alınmış ve iki mezhep arasındaki farklı görüşler tahlil ve mukayese edilmiştir. Tezimiz bir giriş, iki ana bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Girişte araştırma konusu ve kapsamı, araştırmanın önemi, kaynak araştırma ve yöntemi gibi konulara değinilmiştir. Birinci bölümde miras hukukunun mahiyeti ve miras hukukunun genel konuları ana başlıklar altında ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Hanefîler ve Şâfiîler arasında meydana gelen ihtilaflar incelenmiştir. Sonuç bölümünde ise miras taksiminde ortaya çıkan problemlerin mezheplerin ortaya koyduğu yöntemlerle nasıl çözüldüğü ve neticeleri belirlenmiştir.
Devlet yönetim sistemlerinin İslam hukuku bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada İslam hukuk literatüründe önemli bir yer tutan, imamet, siyasetü's-şer'iyye ve edebü'l-kadı başlıkları altında incelenen devlet yönetimi şekli ve tarihsel tecrübede ortaya çıkmış olan, genel hukuk anlayışına dayalı devlet yönetim şekilleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, tezin konusu, amacı ve önemine değinilmiştir. Birinci bölümde, devlet düzenini oluşturan kurallar anlamında genel hukuk teorisi ve İslam hukuku kavramı ile arasındaki ilişki ağı anlatılmakta, genel hukuk teorisine dayalı devlet anlayışı ve İslam hukukuna dayalı devlet anlayışı arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. İkinci bölümde, tarihsel süreçte ortaya çıkan, modern devlet yönetim sistemleri olarak günümüze kadar uygulana gelmiş devlet yönetim sistemleri fikirsel alt yapılarını oluşturan ideolojilere de yer yer değinilerek tanıtılmış ve İslam hukukundaki devlet yönetim sistemi ile karşılaştırmalı bir biçimde değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise sonuç ve öneriler ele alınmaktadır.
Devlet yönetim sistemlerinin İslam hukuku bağlamında değerlendirilmesi
Bu çalışmada İslam hukuk literatüründe önemli bir yer tutan, imamet, siyasetü's-şer'iyye ve edebü'l-kadı başlıkları altında incelenen devlet yönetimi şekli ve tarihsel tecrübede ortaya çıkmış olan, genel hukuk anlayışına dayalı devlet yönetim şekilleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın giriş kısmında, tezin konusu, amacı ve önemine değinilmiştir. Birinci bölümde, devlet düzenini oluşturan kurallar anlamında genel hukuk teorisi ve İslam hukuku kavramı ile arasındaki ilişki ağı anlatılmakta, genel hukuk teorisine dayalı devlet anlayışı ve İslam hukukuna dayalı devlet anlayışı arasındaki benzerlikler ve farklılıklara değinilmiştir. İkinci bölümde, tarihsel süreçte ortaya çıkan, modern devlet yönetim sistemleri olarak günümüze kadar uygulana gelmiş devlet yönetim sistemleri fikirsel alt yapılarını oluşturan ideolojilere de yer yer değinilerek tanıtılmış ve İslam hukukundaki devlet yönetim sistemi ile karşılaştırmalı bir biçimde değerlendirilmiştir. Sonuç bölümünde ise sonuç ve öneriler ele alınmaktadır.
İslamiyet öncesi Türk aile töresinin İslam hukuku bağlamında incelenmesi
İslamiyet öncesi dönemde Orta-Asya'da yaşan Türkler göçebe bir yaşam tarzına sahiptirler. Toplumsal düzen, töre adı verilen sözlü bir hukuk ile sağlanmaktadır. Sekizinci yüzyıldan itibaren İslam dini ile tanışan ve gruplar halinde müslüman olan Türkler; o günden bugüne İslam dini kuralları ile yaşamışlardır. Türklerin müslüman olması ile ilgili çeşitli görüşler mevcuttur. Türklerin müslüman olmasının nedenini Türk töresinin İslam dininin kuralları ile benzer olduğunu savunanlar olduğu gibi Türklerin töresinin İslam dini ile benzer olmadığını, Türklerin müslümanlığa zorlandığını savunanlar da olmuştur. Aile ile ilgili hükümler her toplumda yaşayan ve gözlemlenebilen kurallardır. Türk töresinin aile ile ilgili kurallarını İslam hukuk bağlamında inceleyerek iki hukuk anlayışının birbirine benzerliğinin neler olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık on beş başlık altında incelenen bu konulardan on iki tanesinin birbirine benzediği belirlenmiştir.
İslamiyet öncesi Türk aile töresinin İslam hukuku bağlamında incelenmesi
İslamiyet öncesi dönemde Orta-Asya'da yaşan Türkler göçebe bir yaşam tarzına sahiptirler. Toplumsal düzen, töre adı verilen sözlü bir hukuk ile sağlanmaktadır. Sekizinci yüzyıldan itibaren İslam dini ile tanışan ve gruplar halinde müslüman olan Türkler; o günden bugüne İslam dini kuralları ile yaşamışlardır. Türklerin müslüman olması ile ilgili çeşitli görüşler mevcuttur. Türklerin müslüman olmasının nedenini Türk töresinin İslam dininin kuralları ile benzer olduğunu savunanlar olduğu gibi Türklerin töresinin İslam dini ile benzer olmadığını, Türklerin müslümanlığa zorlandığını savunanlar da olmuştur. Aile ile ilgili hükümler her toplumda yaşayan ve gözlemlenebilen kurallardır. Türk töresinin aile ile ilgili kurallarını İslam hukuk bağlamında inceleyerek iki hukuk anlayışının birbirine benzerliğinin neler olduğu ortaya çıkarılmıştır. Yaklaşık on beş başlık altında incelenen bu konulardan on iki tanesinin birbirine benzediği belirlenmiştir.
İslam Hukukunda nikah akdinin fonksiyonu ve sürdürülebilirlik problemleri
Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın amacını, İslam'ın muamelat noktasında nikâha ve dolayısıyla evlilik müessesine yüklemiş olduğu misyonunun irdelenmesi, akabinde de bu misyon ile bağlantılı olarak nikâhın sürdürülebilirliğini etkileyen problemlerin tespiti oluşturmaktadır. Bu tespit, aynı bir marazın teşhisi gibi, İslam'ın sunduğu prensiplerden bağımsız olarak inşa edilen nikâh müessesesinin, yaşamına devam etmesini engelleyen problemlere ışık tutmayı gaye edinmektedir. Girişte konunun önemi ve amacı, çalışmanın kapsam ve yöntemine yer verilmiştir. Birinci bölümde ise İslam hukukuna göre nikâhın mahiyetine dair; ne anlama geldiği, hükmü, nasıl gerçekleştiği, kurulabilmesi için gerekli olan şartların neler olduğu ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde de "insan" ve "toplum" için nikâhın nasıl bir fonksiyona haiz olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise öncelikle nikâh kurumunun yaşayan bir yapıya sahip olması sebebiyle en sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için İslam'ın ortaya koyduğu ve Müslüman olan bireylerden bu nizama göre yaşamalarını beklediği hususlar açıklanmıştır. Akabinde de İslamî bir niteliğe sahip olmaktan kısmî veya topyekûn olarak uzaklaşan bireylerin nikâh müesseselerini sürdürebilmeleri noktasında karşılaştıkları problemler irdelenmiş ve çözüm yollarının İslam hukukundaki varlığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Nikâh, Aile Hukuku, Boşanma, Nitelikli İnsan ve Toplum
İslam Hukukunda nikah akdinin fonksiyonu ve sürdürülebilirlik problemleri
Bu çalışma giriş ve üç bölümden oluşmaktadır. Çalışmamızın amacını, İslam'ın muamelat noktasında nikâha ve dolayısıyla evlilik müessesine yüklemiş olduğu misyonunun irdelenmesi, akabinde de bu misyon ile bağlantılı olarak nikâhın sürdürülebilirliğini etkileyen problemlerin tespiti oluşturmaktadır. Bu tespit, aynı bir marazın teşhisi gibi, İslam'ın sunduğu prensiplerden bağımsız olarak inşa edilen nikâh müessesesinin, yaşamına devam etmesini engelleyen problemlere ışık tutmayı gaye edinmektedir. Girişte konunun önemi ve amacı, çalışmanın kapsam ve yöntemine yer verilmiştir. Birinci bölümde ise İslam hukukuna göre nikâhın mahiyetine dair; ne anlama geldiği, hükmü, nasıl gerçekleştiği, kurulabilmesi için gerekli olan şartların neler olduğu ve çeşitleri incelenmiştir. İkinci bölümde de "insan" ve "toplum" için nikâhın nasıl bir fonksiyona haiz olduğu açıklanmaya çalışılmıştır. Üçüncü bölümde ise öncelikle nikâh kurumunun yaşayan bir yapıya sahip olması sebebiyle en sağlıklı şekilde yürütülebilmesi için İslam'ın ortaya koyduğu ve Müslüman olan bireylerden bu nizama göre yaşamalarını beklediği hususlar açıklanmıştır. Akabinde de İslamî bir niteliğe sahip olmaktan kısmî veya topyekûn olarak uzaklaşan bireylerin nikâh müesseselerini sürdürebilmeleri noktasında karşılaştıkları problemler irdelenmiş ve çözüm yollarının İslam hukukundaki varlığı ortaya konulmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Nikâh, Aile Hukuku, Boşanma, Nitelikli İnsan ve Toplum
Zihinsel engellilerde ehliyet
Tezimizin konusu zihinsel engellilerde ehliyet olduğu için ehliyet kavramını genişçe ele alıp; ehliyetin tanımı, bölümleri, ehliyet açısından insan hayatının dönemleri, ehliyeti daraltan, ortadan kaldıran sebepler ve genel olarak ehliyete etki eden durumları ayrıntıları ile yazdık. Araştırmamızın sonucunda orta ve ağır zihinsel engellilerde temyiz gücünün olmadığını, ancak hafif derece zihinsel engellilerde temyiz gücünün olduğunu gördük. Dolayısıyla vücûb ve eda ehliyeti açısından ayrıca velayet, vasiyet, ceza ehliyeti, nikâh, talak, mali duruma etki eden sebepler ve ibadetler hususunda bu iki grubu farklı değerlendirdik.Orta ve ağır derecedeki zihinsel engellilerin temyiz yani ayırt etme güçleri olmadığı için cünûn kapsamında, ancak hafif derecedeki zihinsel engellileri buluğ çağına erseler bile o akli yetiye sahip olmadıkları için mümeyyiz çocuk kapsamında değerlendirilmesini uygun gördük.
Zihinsel engellilerde ehliyet
Tezimizin konusu zihinsel engellilerde ehliyet olduğu için ehliyet kavramını genişçe ele alıp; ehliyetin tanımı, bölümleri, ehliyet açısından insan hayatının dönemleri, ehliyeti daraltan, ortadan kaldıran sebepler ve genel olarak ehliyete etki eden durumları ayrıntıları ile yazdık. Araştırmamızın sonucunda orta ve ağır zihinsel engellilerde temyiz gücünün olmadığını, ancak hafif derece zihinsel engellilerde temyiz gücünün olduğunu gördük. Dolayısıyla vücûb ve eda ehliyeti açısından ayrıca velayet, vasiyet, ceza ehliyeti, nikâh, talak, mali duruma etki eden sebepler ve ibadetler hususunda bu iki grubu farklı değerlendirdik.Orta ve ağır derecedeki zihinsel engellilerin temyiz yani ayırt etme güçleri olmadığı için cünûn kapsamında, ancak hafif derecedeki zihinsel engellileri buluğ çağına erseler bile o akli yetiye sahip olmadıkları için mümeyyiz çocuk kapsamında değerlendirilmesini uygun gördük.