Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Özcan Aygün

14 theses · Trakya University, Muğla Sıtkı Kocman University

Master'sOpen AccessTR

Bursa ilindeki devşirme camiler

Avrupa ve Asya'nın kesişim noktalarından birinde bulunan Bursa, konumu sebebiyle ticaretin geliştiği bir yer olmuş, bu durum farklı kültürlerin etkin olmasına ve oluşmasına zemin hazırlamıştır. Ayrıca tarih öncesinden günümüze gelene değin pek çok kültüre ev sahipliği yapmıştır. Bu uygarlıklar içerisinde mimari faaliyetlerin en yoğun olduğu dönem Doğu Roma (Bizans) ve Osmanlı dönemleri olmuştur. Çalışmada, Doğu Roma kiliselerinden Osmanlı devrinde camiye dönüştürülen dört adet yapı tespit edilmiştir. Yapıların içerisinde günümüzde en iyi durumda olanı Fatih Cami'dir. Bu çalışmada; söz konusu devşirme camilerin tarihi gelişimi, plan, mimari, malzeme ve süsleme bakımından incelenerek günümüzdeki son durumu araştırılmış ve çeşitli kaynaklardan edinilen bilgiler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Kilise, Cami, Devşirme, Mimari, Roma, Bizans, Osmanlı,

Fevzi Mercanoğlu
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Avrupa resim sanatında dante ve ilahi komedya

Bu yüksek lisans tezi, Orta Çağ İtalyan edebiyatının önemli şairlerinden Dante Alighieri'nin İlahi Komedya adlı eserinin Avrupa resim sanatındaki yansımalarını incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada, Sandro Botticelli, William Blake ve Salvador Dali'nin İlahi Komedya'nın Cehennem bölümü üzerine yaptığı illüstrasyonlar analiz edilmiştir. Tez, bu üç büyük sanatçının Dante'nin epik şiirine getirdiği görsel yorumları ve bu yorumların sanatsal, tarihsel ve kültürel bağlamlarını ele almaktadır. Araştırmada, öncelikle Dante'nin hayatı ve İlahi Komedya eserinin içeriği hakkında, ardından Botticelli, Blake ve Dali'nin hayatı, sanatı ve Cehennem'i resmetme süreçleri hakkında bilgi verilmiştir. Son bölümde İlahi Komedya eserinin Cehennem bölümünün 34 kantosu ile ilgili bilgi verilmiş ve sanatçıların illüstrasyonları incelenmiştir. Botticelli, Rönesans dönemi sanatçısı olarak İlahi Komedya'yı detaylı ve sembolik bir anlatımla görselleştirmiştir. Blake, 18. yüzyıl İngiliz ressamı olarak, mistik ve sembolik sanat anlayışıyla yorumlamıştır. Dali ise 20. yüzyılın sürrealist sanatçısı olarak, modern bir bakış açısıyla Dante'nin eserine yeni bir yorum getirmiştir. Bu araştırmada nitel analiz yöntemi kullanılmıştır. Nitel analiz yöntemi, sanatçıların illüstrasyonlarında yer alan semboller, temalar ve sanatsal teknikler gibi unsurların derinlemesine incelenmesini sağlamıştır. Bu yöntemle, her bir sanatçının Dante'nin metnini nasıl yorumladığı ve görsel olarak nasıl ifade ettiği detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. Sonuç olarak bu tez, İlahi Komedya'nın sadece edebi bir başyapıt olmadığını, aynı zamanda görsel sanatlar aracılığıyla da büyük bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Botticelli'nin klasik çizgileri, Blake'in mistik imgeleri ve Dali'nin sürrealist vizyonları, İlahi Komedya'nın sanatsal yorumlarının zenginliği ve çeşitliliğini ortaya koymaktadır. Bu, Dante'nin eserinin sanatsal değerinin ve etkisinin yüzyıllar boyunca nasıl sürdüğünün bir kanıtıdır. Her bir sanatçı, Dante'nin metnini kendi sanatsal vizyonlarıyla yorumlayarak eserinin çok yönlülüğünü ve derinliğini vurgulamış ve Avrupa resim sanatına kalıcı katkılar sağlamıştır. Ayrıca bu tez, edebiyat ve görsel sanatlar arasındaki güçlü bağları ve etkileşimleri gözler önüne sermektedir. Sanat tarihi literatürüne katkı sağlamakta ve İlahi Komedya'nın sanattaki yerini daha iyi anlamamıza yardımcı olmaktadır.

Blake, WilliamCehennemDali, Salvador+5
Seren Tetikbaş
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Gülşen Dergisi (inceleme-metin)

Bu çalışma, Türk edebiyatında Tanzimat'ın ikinci nesli ile Servet-i Fünun dönemi arasında, 1885-1886 yıllarında yayımlanan Gülşen adlı derginin Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine aktarılmasını esas almaktadır. Çalışma; Giriş, Sonuç, Kaynakça ve Ekler bölümleri dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, Türk edebî dergiciliğinin tarihi süreci hakkında kısa bir değerlendirme sunulmaktadır. Birinci Bölüm üç alt başlıktan oluşmaktadır: İlk kısımda Gülşen dergisi biçimsel özellikleri açısından incelenmiş; ikinci kısımda içerik bakımından değerlendirilmiş ve üçüncü kısımda dergiye ait dizin üzerinde durulmuştur. İkinci Bölümde ise Gülşen dergisinin Osmanlı Türkçesiyle yayımlanan metinlerinin tamamı, günümüz Türkçesine aktarılmış biçimiyle sunulmuştur. Dergiyle ilgili değerlendirmelere ve ulaşılan bulgulara "Sonuç" bölümünde yer verilmiş; "Kaynakça" kısmında ise çalışmada yararlanılan kaynaklar sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dergi, Basın, Gülşen, Edebiyat

Ozgıour Gıousouf
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Auteur kuramı perspektifinde Ahmet Uluçay ve sineması

Bu tezin amacı auteur kuramı perspektifinde Ahmet Uluçay ve onun sinemasına bakmaktır. Kuram yönetmenin kendi yaşam hikayesi ve sinemasına bakarken sağlayacağı esneklikten ötürü tercih edilmiştir. Kuram 1950'li yıllarda Cahiers du Cinema Dergisi ve yazarları tarafından ilk defa ele alınmış ve daha sonra Fransız Yeni Dalga hareketini de başlatacak olan Rohmer, Truffaut, Godard gibi isimler yer almıştır.Kolektif çalışmayı gerektiren sinemada üretim süreçlerine dahil olan bir çok unsur olmasına rağmen asıl yaratıcının ve söz sahibinin yönetmen olduğu ve bunu yaparken filmlerine kendi anlayış ve üslubunu aktarabildiği görüşü üzerinde kuram şekillenir.Auteur eleştirisinde filmin estetik niteliklerinden çok, yönetmenin özgün kişiliği ve üslubunun filmlerine yansıyıp yansımadığına bakılır. Yönetmenin filmleri arasındaki bütünlük olup olmadığı, temalar ve motiflerin tekrarı ile bu tema ve motiflerin bir desen oluşturup oluşturmadığını inceler. Ahmet Uluçay kendi yaşam öyküsünden izler taşıyan filmlerinde kullandığı tema ve izlekler bir bütünlük oluşturup, kendine has bir anlatım tarzı ortaya koymuştur. Ahmet Uluçay içine doğduğu çevrenin ve sinemanın verdiği teknik imkanlarını kullanarak özgün bir anlatı oluşturabilmiş auteurdür.

Sanat sinemasıTürk sineması
Metin Durak
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerinin karşılaştırılması

Amaç: Bu araştırmanın amacı, COVID-19 pandemisi sürecinde pandemi kliniğinde en az 1 ay süre ile çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi, tükenmişlik ve anksiyete düzeylerini belirlemek ve karşılaştırmaktır. Yöntem: Karşılaştırmalı tanımlayıcı, karşılaştırmalı, kesitsel ve ilişki arayıcı tipte olan bu araştırma, kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak 271 hemşire ile yürütüldü. Veri toplama işlemleri sosyal medya üzerinden katılımcılara online anket gönderilerek 15 Ocak-15 Mart 2022 tarihleri arasında gerçekleştirildi. Üniversite Sağlık Bilimleri Etik Kurulu'ndan etik onay ve katılımcılardan da onam alındı. Veriler, sosyo-demografik veri formu, Maslach Tükenmişlik Ölçeği, İş Stresi Ölçeği ve Endişe ve Anksiyete Ölçeği ile toplandı. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik dilimler, ki kare testi, Mann Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi ve Pearson korelasyon analizi kullanıldı. Tüm istatistikler p<.05 değeri anlamlılık düzeyi olarak kabul edildi. Bulgular: COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların erkeklerden, çocuğu olan hemşirelerin çocuğu olmayanlardan, haftalık çalışma saati 40 saat üzeri olanların 40 saatten daha az çalışandan, ailesinde COVID-19 tanısı almış olanların olmayanlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği duygusal tükenme puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkeklerin de kadınlardan Maslach Tükenmişlik Ölçeği kişisel başarı alt boyut puan ortalamalarının daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu belirlendi (p<.05). COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan kadınların endişe ve ankisyete ölçeği puan ortalamalarının erkeklerden daha yüksek ve istatistiksel olarak anlamlı olduğu saptandı (p<.05). COVID-19 kliniğinde çalışan ve çalışmayan hemşirelerin iş stresi ile duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve endişe ve anksiyete ile iş stresi ve kişisel başarı arasında istatistiksel olarak anlamlı negatif, endişe ve anksiyete ile duygusal tükenme arasında istatistiksel olarak anlamlı pozitif ilişki bulunmaktadır (p<.05). Sonuç: COVID-19 kliniğinde çalışıp çalışmama durumunun hemşirelerin tükenmişlik, iş stresi, endişe ve anksiyete yaşamalarını etkileyen bir faktör olmadığı belirlendi. Ancak, COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerde kadın olma, çocuk sahibi olma, 40 saat üzeri çalışma, ailesinde COVID-19 tanısının varlığı gibi faktörlerin duygusal tükenme ile endişe ve anksiyete düzeylerini etkilediği belirlendi. Ayrıca COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan erkek hemşirelerin kişisel başarı düzeylerinin negatif etkilendiği saptandı. Hemşirelerin iş stersi arttıkça ile duygusal dükenme ve duyarsızlaşmanın azaldığı, endişe ve ankisyeteleri arttıkça iş stresi ve duygusal tükenmenin arttığı belirlenmiştir. COVID-19 pandemi kliniğinde çalışan hemşirelerin endişe ve ankisyeteleri arttıkça kişisel başarılarının azaldığı saptanmıştır.

AnksiyeteCOVID 19Hemşireler+7
Hatice Hande Eldemir
Muğla Sıtkı Kocman University · Institute of Health Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Irak Türkmenlerinin medyadaki temsili: Basın ve görsel yansımalar

Bu çalışma, Irak Türkmenlerinin medyadaki temsillerini derinlemesine incelemek amacıyla, son bir yıl içinde Anadolu Ajansı'nda en yüksek etkileşimi alan 3 haber üzerinden yürütülen nitel bir söylem analizi sunmaktadır. Eleştirel Söylem Analizi (CDA) yöntemiyle gerçekleştirilen çözümlemede, haber başlıklarından metin içi metaforlara; görsel sunumdan aktör seçimlerine kadar çok katmanlı bir değerlendirme yapılmıştır. Haberler, genel olarak Türkmenleri "mağdur", "yardıma muhtaç" ve "hedef alınan topluluk" rollerine hapseden tekdüze bir mağduriyet anlatısı oluşturmuştur. Analiz, medyanın güç ilişkilerini yeniden üreten ideolojik kodları ve ses haklarını kimin elinde tuttuğunu ortaya koyarken; aynı zamanda ötekileştirme stratejilerinin nasıl işlediğini de vurgulamıştır. Resmî aktörlerin ve ajans muhabirlerinin sesi ön planda tutulurken, sıradan Türkmen vatandaşlarının doğrudan deneyimlerini paylaşma imkânı kısıtlanmıştır. Görsel analiz, haber görsellerinin metinle kurduğu etkileşimin "dramatik etki"yi pekiştirmek üzere biçimlendirildiğini göstermiştir. Sonuç olarak, medyada azınlık temsilinin kriz ve trajedi eksenli daraltılmış anlatılardan arındırılarak; toplumsal dayanışma, çözüm önerileri ve kültürel direniş boyutlarını da kapsayacak çok katmanlı bir model geliştirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda çalışmanın bulguları, medya kurumlarına ve içerik üreticilerine daha kapsayıcı temsiller oluşturma yönünde önemli bir yol haritası sunmaktadır. Anahtar Kelimeler: Medya Temsili, Eleştirel Söylem Analizi, Irak Türkmenleri, Azınlık Temsili, Mağduriyet Anlatısı

Ali Mukarrem Garip
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Gülşen Dergisi (inceleme-metin)

Bu çalışma, Türk edebiyatında Tanzimat'ın ikinci nesli ile Servet-i Fünun dönemi arasında, 1885-1886 yıllarında yayımlanan Gülşen adlı derginin Osmanlı Türkçesinden günümüz Türkçesine aktarılmasını esas almaktadır. Çalışma; Giriş, Sonuç, Kaynakça ve Ekler bölümleri dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında, Türk edebî dergiciliğinin tarihi süreci hakkında kısa bir değerlendirme sunulmaktadır. Birinci Bölüm üç alt başlıktan oluşmaktadır: İlk kısımda Gülşen dergisi biçimsel özellikleri açısından incelenmiş; ikinci kısımda içerik bakımından değerlendirilmiş ve üçüncü kısımda dergiye ait dizin üzerinde durulmuştur. İkinci Bölümde ise Gülşen dergisinin Osmanlı Türkçesiyle yayımlanan metinlerinin tamamı, günümüz Türkçesine aktarılmış biçimiyle sunulmuştur. Dergiyle ilgili değerlendirmelere ve ulaşılan bulgulara "Sonuç" bölümünde yer verilmiş; "Kaynakça" kısmında ise çalışmada yararlanılan kaynaklar sıralanmıştır. Anahtar Kelimeler: Dergi, Basın, Gülşen, Edebiyat

Ozgıour Gıousouf
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Feridun Fazıl Tülbentçi'nin romanlarında tarih

Bu çalışma, Ahmet Refik'ten sonra M. Turhan Tan, Reşat Ekrem Koçu, Abdullah Kozanoğlu gibi geniş kesimlere tarih sevgisi aşılayan, edebî değeri yüksek olmasa da sürükleyici tarihî romanlar yazan, hayatı ve edebî kişiliği üzerinde doğru dürüst bir çalışmanın yapılmadığı, edebiyat tarihçilerinin ilgisiz davrandığı, Feridun Fazıl Tülbentçi'nin romanlarında tarih temini ortaya koymayı temel almaktadır. Yazar tarihe olan merakı yüzünden Ankara ve İstanbul radyolarında tarihle ilgili programlar yapmıştır. Babasının da bir asker ve şehit yüzbaşı olması sebebiyle ilgilendiği tarih, radyo programlarında etkili olmasını sağlamış, bu programlarda yaptığı konuşmalarla kendisini çok sevdirmiştir. 1947 yılından itibaren arka arkaya romanlarını yayımlamaya başlamıştır. Bu romanları ile genç kuşaklara tarih bilinci ve sevgisini aşılamıştır. Bu açıdan tezimizin konusu olan yazarı ele almada onu Türk edebiyatı içerisindeki haklı yerine koymak, şimdiye değin hakkında çok fazla çalışma olmaması nedeniyle edebiyat dünyasına tanıtmak, yazar hakkında yapılacak çalışmalara bir kaynak olabilmek amaçlanmıştır.

Ümmühan Sağlam
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Feridun Fazıl Tülbentçi'nin romanlarında tarih

Bu çalışma, Ahmet Refik'ten sonra M. Turhan Tan, Reşat Ekrem Koçu, Abdullah Kozanoğlu gibi geniş kesimlere tarih sevgisi aşılayan, edebî değeri yüksek olmasa da sürükleyici tarihî romanlar yazan, hayatı ve edebî kişiliği üzerinde doğru dürüst bir çalışmanın yapılmadığı, edebiyat tarihçilerinin ilgisiz davrandığı, Feridun Fazıl Tülbentçi'nin romanlarında tarih temini ortaya koymayı temel almaktadır. Yazar tarihe olan merakı yüzünden Ankara ve İstanbul radyolarında tarihle ilgili programlar yapmıştır. Babasının da bir asker ve şehit yüzbaşı olması sebebiyle ilgilendiği tarih, radyo programlarında etkili olmasını sağlamış, bu programlarda yaptığı konuşmalarla kendisini çok sevdirmiştir. 1947 yılından itibaren arka arkaya romanlarını yayımlamaya başlamıştır. Bu romanları ile genç kuşaklara tarih bilinci ve sevgisini aşılamıştır. Bu açıdan tezimizin konusu olan yazarı ele almada onu Türk edebiyatı içerisindeki haklı yerine koymak, şimdiye değin hakkında çok fazla çalışma olmaması nedeniyle edebiyat dünyasına tanıtmak, yazar hakkında yapılacak çalışmalara bir kaynak olabilmek amaçlanmıştır.

Ümmühan Sağlam
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Feridun Fazıl Tülbentçi'nin romanlarında tarih

Bu çalışma, Ahmet Refik'ten sonra M. Turhan Tan, Reşat Ekrem Koçu, Abdullah Kozanoğlu gibi geniş kesimlere tarih sevgisi aşılayan, edebî değeri yüksek olmasa da sürükleyici tarihî romanlar yazan, hayatı ve edebî kişiliği üzerinde doğru dürüst bir çalışmanın yapılmadığı, edebiyat tarihçilerinin ilgisiz davrandığı, Feridun Fazıl Tülbentçi'nin romanlarında tarih temini ortaya koymayı temel almaktadır. Yazar tarihe olan merakı yüzünden Ankara ve İstanbul radyolarında tarihle ilgili programlar yapmıştır. Babasının da bir asker ve şehit yüzbaşı olması sebebiyle ilgilendiği tarih, radyo programlarında etkili olmasını sağlamış, bu programlarda yaptığı konuşmalarla kendisini çok sevdirmiştir. 1947 yılından itibaren arka arkaya romanlarını yayımlamaya başlamıştır. Bu romanları ile genç kuşaklara tarih bilinci ve sevgisini aşılamıştır. Bu açıdan tezimizin konusu olan yazarı ele almada onu Türk edebiyatı içerisindeki haklı yerine koymak, şimdiye değin hakkında çok fazla çalışma olmaması nedeniyle edebiyat dünyasına tanıtmak, yazar hakkında yapılacak çalışmalara bir kaynak olabilmek amaçlanmıştır.

Ümmühan Sağlam
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm ve sanatta görsellik görme biçimleri

Turizm ve sanat, görsel tecrübelere dayalı alanlar olup, görselliğin ve görme biçimlerinin bu iki disiplinde önemli roller oynadığı görülmektedir. Görme biçimleri ile turizm ve sanat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu kavramların her iki alanda birbirlerini nasıl etkilediklerine bakmak yararlı olacaktır. Görsellik ve görme biçimleri, turizm ve sanat alanları ile derinlemesine etkileşim içerisindedir. Sanat, görsel ifadeyi ön planda tutarak insanları etkilemeyi amaçlarken, turizm ise bu görsel öğeleri deneyimleme ve paylaşma üzerine odaklanır. Her iki alan da görsel kültürün şekillenmesinde ve bireylerin dünyayı algılamasında önemli rol oynar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu ilişki daha da karmaşıklaşmakta ve zenginleşmektedir, bu da her iki disiplinde de yenilikçi ve dinamik gelişmelere zemin hazırlamaktadır. Sanatta ve Turizmde Görsellik, Görme Biçimleri, Sözcükler, İmgeler Yağlıboya resim ve fotoğraf arasında hem tarihsel hem de teknik açıdan güçlü bir ilişki vardır. Her iki sanat formu da görsel ifade araçlarıdır, ancak birbirlerinden farklı estetik ve pratik özelliklere sahiptirler. Fotoğrafçılığın 19. yüzyılda ortaya çıkışı hem sanat dünyasında hem de yağlıboya resim pratiğinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu iki alan arasındaki ilişkiyi şu açılardan ele alabiliriz; Fotoğrafın ortaya çıkışı, yağlıboya resmin işlevini değiştirmiş, ancak onun değerini azaltmamıştır. Aksine, fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, bu iki disiplin birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmiştir. Bugün hem fotoğraf hem de yağlıboya resim, farklı estetik ve anlatı olanakları sunarak görsel sanatlar dünyasında önemli yerlerini korumaktadır. Yağlıboya resimlerde nesneler çoğu zaman oldukları gibi gösterilir. Gerçekte bunlar satın alınabilir nesnelerdir. Bir nesnenin resmini yaptırıp aldığınızda, onu beze geçirtmek, o şeyi satın alıp evinize koymaktan pek de değişik bir şey değildir. Bir nesneye sahip olmakla yağlıboya resimde o nesnenin görüntüsüne sahip olmak arasındaki benzerlik, insan bilimci yaklaşımıyla çözümlenebilir. Bu çalışmayla fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, yağlıboya resim ile birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmesi, resimsel benzetmeden ne anladığımız, doğa görüntüleri, turizm, kadınlar, yiyecekler, soylular ve mitler gibi konuların görme biçimimize ve resmin koşullarına etkisinin değerlendirilmesi, toplumda sanatı seven bireylerin, sanatın gelişimine etkisini irdelemek amaçlanmıştır.

Emine Işık Olgaç
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm ve sanatta görsellik görme biçimleri

Turizm ve sanat, görsel tecrübelere dayalı alanlar olup, görselliğin ve görme biçimlerinin bu iki disiplinde önemli roller oynadığı görülmektedir. Görme biçimleri ile turizm ve sanat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu kavramların her iki alanda birbirlerini nasıl etkilediklerine bakmak yararlı olacaktır. Görsellik ve görme biçimleri, turizm ve sanat alanları ile derinlemesine etkileşim içerisindedir. Sanat, görsel ifadeyi ön planda tutarak insanları etkilemeyi amaçlarken, turizm ise bu görsel öğeleri deneyimleme ve paylaşma üzerine odaklanır. Her iki alan da görsel kültürün şekillenmesinde ve bireylerin dünyayı algılamasında önemli rol oynar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu ilişki daha da karmaşıklaşmakta ve zenginleşmektedir, bu da her iki disiplinde de yenilikçi ve dinamik gelişmelere zemin hazırlamaktadır. Sanatta ve Turizmde Görsellik, Görme Biçimleri, Sözcükler, İmgeler Yağlıboya resim ve fotoğraf arasında hem tarihsel hem de teknik açıdan güçlü bir ilişki vardır. Her iki sanat formu da görsel ifade araçlarıdır, ancak birbirlerinden farklı estetik ve pratik özelliklere sahiptirler. Fotoğrafçılığın 19. yüzyılda ortaya çıkışı hem sanat dünyasında hem de yağlıboya resim pratiğinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu iki alan arasındaki ilişkiyi şu açılardan ele alabiliriz; Fotoğrafın ortaya çıkışı, yağlıboya resmin işlevini değiştirmiş, ancak onun değerini azaltmamıştır. Aksine, fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, bu iki disiplin birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmiştir. Bugün hem fotoğraf hem de yağlıboya resim, farklı estetik ve anlatı olanakları sunarak görsel sanatlar dünyasında önemli yerlerini korumaktadır. Yağlıboya resimlerde nesneler çoğu zaman oldukları gibi gösterilir. Gerçekte bunlar satın alınabilir nesnelerdir. Bir nesnenin resmini yaptırıp aldığınızda, onu beze geçirtmek, o şeyi satın alıp evinize koymaktan pek de değişik bir şey değildir. Bir nesneye sahip olmakla yağlıboya resimde o nesnenin görüntüsüne sahip olmak arasındaki benzerlik, insan bilimci yaklaşımıyla çözümlenebilir. Bu çalışmayla fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, yağlıboya resim ile birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmesi, resimsel benzetmeden ne anladığımız, doğa görüntüleri, turizm, kadınlar, yiyecekler, soylular ve mitler gibi konuların görme biçimimize ve resmin koşullarına etkisinin değerlendirilmesi, toplumda sanatı seven bireylerin, sanatın gelişimine etkisini irdelemek amaçlanmıştır.

Emine Işık Olgaç
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm ve sanatta görsellik görme biçimleri

Turizm ve sanat, görsel tecrübelere dayalı alanlar olup, görselliğin ve görme biçimlerinin bu iki disiplinde önemli roller oynadığı görülmektedir. Görme biçimleri ile turizm ve sanat arasındaki ilişkiyi daha iyi anlamak için bu kavramların her iki alanda birbirlerini nasıl etkilediklerine bakmak yararlı olacaktır. Görsellik ve görme biçimleri, turizm ve sanat alanları ile derinlemesine etkileşim içerisindedir. Sanat, görsel ifadeyi ön planda tutarak insanları etkilemeyi amaçlarken, turizm ise bu görsel öğeleri deneyimleme ve paylaşma üzerine odaklanır. Her iki alan da görsel kültürün şekillenmesinde ve bireylerin dünyayı algılamasında önemli rol oynar. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte, bu ilişki daha da karmaşıklaşmakta ve zenginleşmektedir, bu da her iki disiplinde de yenilikçi ve dinamik gelişmelere zemin hazırlamaktadır. Sanatta ve Turizmde Görsellik, Görme Biçimleri, Sözcükler, İmgeler Yağlıboya resim ve fotoğraf arasında hem tarihsel hem de teknik açıdan güçlü bir ilişki vardır. Her iki sanat formu da görsel ifade araçlarıdır, ancak birbirlerinden farklı estetik ve pratik özelliklere sahiptirler. Fotoğrafçılığın 19. yüzyılda ortaya çıkışı hem sanat dünyasında hem de yağlıboya resim pratiğinde önemli değişikliklere yol açmıştır. Bu iki alan arasındaki ilişkiyi şu açılardan ele alabiliriz; Fotoğrafın ortaya çıkışı, yağlıboya resmin işlevini değiştirmiş, ancak onun değerini azaltmamıştır. Aksine, fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, bu iki disiplin birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmiştir. Bugün hem fotoğraf hem de yağlıboya resim, farklı estetik ve anlatı olanakları sunarak görsel sanatlar dünyasında önemli yerlerini korumaktadır. Yağlıboya resimlerde nesneler çoğu zaman oldukları gibi gösterilir. Gerçekte bunlar satın alınabilir nesnelerdir. Bir nesnenin resmini yaptırıp aldığınızda, onu beze geçirtmek, o şeyi satın alıp evinize koymaktan pek de değişik bir şey değildir. Bir nesneye sahip olmakla yağlıboya resimde o nesnenin görüntüsüne sahip olmak arasındaki benzerlik, insan bilimci yaklaşımıyla çözümlenebilir. Bu çalışmayla fotoğrafın sanat dünyasında kabul görmesiyle, yağlıboya resim ile birbirini zenginleştiren, bazen de birbirine meydan okuyan alanlar haline gelmesi, resimsel benzetmeden ne anladığımız, doğa görüntüleri, turizm, kadınlar, yiyecekler, soylular ve mitler gibi konuların görme biçimimize ve resmin koşullarına etkisinin değerlendirilmesi, toplumda sanatı seven bireylerin, sanatın gelişimine etkisini irdelemek amaçlanmıştır.

Emine Işık Olgaç
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Logoya yönelik tutumun kültürel miras üzerindeki etkisinin incelenmesi: Trakya Üniversitesi, Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi örneği

Bu çalışma, resmi kurumların logolarına yönelik tutumların, bu logoların şehirleri temsil etme üzerindeki etkisini incelemektedir. Logolar, sadece kurumların kimliklerini değil, aynı zamanda temsil ettikleri şehirlerin kültürel, tarihi ve coğrafi özelliklerini de yansıtır. Dolayısıyla, logolara yönelik tutumlar, bu görsel unsurların şehir kimliğini ne kadar etkili bir şekilde temsil ettiğini anlamada kritik bir rol oynar. Bu bağlamda, Edirne ilinin önemli kurumlarından Trakya Üniversitesi, Edirne Valiliği ve Edirne Belediyesi'ne ait logoların üniversite öğrencileri tarafından nasıl algılandığı ve bu algıların logoların şehri temsili üzerindeki etkisi araştırılmıştır. Araştırmada, Trakya Üniversitesi'nde öğrenim gören 411 öğrenciye anket uygulanmıştır. Anket formu hem fiziki hem de online olarak hazırlanmış ve katılımcılara yüz yüze ve online olarak uygulanmıştır. Araştırmanın logoların şehri temsil gücünü gösteren kapsamlı bir çalışma olması nedeniyle literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu çalışma logoların sahip olduğu özelliklerin hangilerinin şehri temsil üzerinde etkili olduğunu gösteren kapsamlı bir çalışmadır. Literatürde logonun sahip olduğu özelliklerin hangilerinin şehri temsil üzerinde daha etkili olduğunu gösteren çalışmalara rastlanmamış olması bu çalışmanın önemini daha da artırmaktadır. Aynı anda şehir için öneli olan üç farklı kurumun logolarına yönelik tutumu inceleyip, bunları birbiriyle karşılaştırması araştırma sonuçlarının genellenebilirliğini de artırmaktadır. Araştırmanın önemli bir yönü de hem şehrin sakinleri hem de şehre dışardan gelenlerden verilerin toplanarak bu kişilerin tutumlarının karşılaştırılmasına olanak tanımasıdır. Dolayısıyla hem şehir sakinleri hem de turistlerin bakış açısına dayanarak logoların yeniden dizayn edilmesine imkan sağlanmaktadır. Katılımcılar ankette yer alan ifadeler aracılığıyla logoların estetik değerlerini, sembolik anlamlarını ve kent kimliğine katkılarını değerlendirmektedir. Araştırma bulguları, her üç logoya yönelik logoya yönelik olumlu tutumların, logonun şehri temsil etme gücünü artırdığını göstermektedir. Trakya Üniversitesi logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, asimetrik-simetrik olması ve köşeli-yuvarlak olmasıdır. Edirne Valiliği logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, derinliksiz-derinlikli olması, asimetrik-simetrik olması, dengesiz-dengeli olması ve enine boyuna orantısız-orantılı olmasıdır. Edirne Belediyesi logosunun şehri temsili üzerinde etkili olan özellikler logonun yapay-doğal olması, hareketsiz-hareketli olması, basit-detaylı olması, derinliksiz-derinlikli olması ve dengesiz-dengeli olmasıdır. Bu araştırma, logoya yönelik tutumların, logonun şehri temsil etme üzerindeki etkisini vurgularken, şehir logolarının tasarımında dikkate alınması gereken önemli faktörleri de ortaya koymaktadır. Şehir logolarının, estetik değerlerinin yanı sıra, şehir kimliğini yansıtan sembolik unsurları da içermesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Ayrıca, logoların halk tarafından benimsenmesi ve tanınması için, logoların tasarımı sürecine yerel halkın da dahil edilmesi önerilmektedir. Bu, logoların şehir kimliğiyle daha uyumlu ve etkili olmasını sağlayabilir.

Görsel analizKimlikKültürel değerler+1
Bilge Erdem
Trakya University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2024
00

Other supervisors