Theses supervised by Dr. Öğr. Üyesi Özlem Erdem

12 theses · Munzur University

Master'sOpen AccessTR

Enjeksiyon yöntemi ile iyileştirilen bir zeminin taşıma gücünün teorik ve sayısal olarak karşılaştırılması

Ülkemizde meydana gelen depremler sebebi ile yapıların genel inşa kurallarını belirlemekle yetkili, çevre ve şehircilik ve iklim değişikliği bakanlığı, genel olarak yapıların dizayn ve yapım için gerekli kuralları bulunduran talimatlar ile standartlarında düzenlemeler getirerek deprem yüküne karşı dayanıklı yapıların inşa edilmesini amaçlamaktadır. Bu amaç kapsamında 2007 senesinde 'deprem bölgelerinde inşa edilecek binalar hakkında esaslar' yönetmeliğinde karar kılmış ve yayınlamıştır. Yönetmelikte, inşası yapılmış durumda bulunan binaların zemin niteliklerinin nasıl belirlenmesi gerektiği maddeler kapsamında belirtilmektedir. Bu durumda, zeminlerin sınıfları yük taşıma kapasitesi bakımından en yüksek seviyeden en düşük seviyeye doğru sıralandığında a, b, c, d olarak kategorize edilmiştir. Yerel zemin grupları ise zemin tabakasının en üst yüzeyindeki tabakanın kalınlığına ve zemin türünde ise z1, z2, z3 ve z4 olarak açıklanmaktadır. Yönetmelik verilerinde ise hâlihazırda bulunan veya yeni inşa edilecek yapılarda zemin tetkik raporunun hazırlanması uygun bulunmaktadır. Bu tez çalışması kapsamında yakın zamanda doğu Anadolu fayındaki harekete bağlı olarak Malatya-Elazığ merkez üssü gerçekleşen deprem sonucunda depreme dayanıksız olduğu tespit edilen binaların hızla yenilenmesine dayanıklı yapıların inşa edilmesi hızlanmıştır. Güçlü yapıların elde edilmesi gerekliliklerinin en başında yapıların yükünü zemine aktarmakta kullandığımız temeller ve en önemlisi ise zeminlerin taşıma gücüdür. Günümüzde meydana gelen hızlı nüfus artışı, sanayileşme ve kentleşme oranının artması, Türkiye'de yapı sahalarının hızlı bir şekilde bitmesine sebep olmaktadır. Bu sebeple, her yeni gün yeni imar alanlarının kullanılmasını zorunlu hale getirmektedir (Özdemir, A. ve Özdemir, M., 2006). Nüfus oranının artması ile birlikte yıpranmakta olan doğaya olan duyarlılığında artması, durumunda imara açılabilme ihtimali olan yeni alanlar, endüstri bölgelerine göre ve çevresinde bulunması gereken yapılar için uygun sahaların var olma durumu sürekli olarak daralmaktadır. Bu durum neticesinde mühendislik hizmetini en iyi verimle kullanabilmesi açısından, özellikleri bakımından yetersiz zeminlerin bulunduğu bölgeler kullanılması zorunlu duruma gelmiştir. Bu tür zeminler üzerinde oluşacak yapılaşma, taşıma kapasitesi, oturma, yer altı su durumu ile zemin niteliklerine bakımından sıvılaşma gibi mühendislik sorunlarını gündemde olmasına neden olmaktadır. Bu hususta taşıma kapasitesi yetersiz zeminlerin kullanılabilme durumuna getirilebilmesi uygun ıslah yöntemleri kullanarak sağlanması hem daha ekonomik hem de çevreye duyarlı bir seçenek olmaktadır. Bu tez kapsamında Elazığ ili merkez mahallesinde bulunan yapının yapılacağı zemin üzerinde gerekli değerlendirmeler yapılarak zemini, yapıyı güvenli bir şekilde taşıyacak ve bölgenin tektonik yapısında göz önünde bulundurarak depreme dayanıklı bir yapı, zemin oluşturulmaya çalışılmış gerekli deney ve çalışmalar yapılmış elde edilen veriler neticesinde uygun bulunan zemin iyileştirme metodu kullanılarak zemin iyileştirilmiş, taşıma gücü, sıvılaşma vb. riskler göz önünde bulundurularak öncesi ve sonrasında gerekli hesaplamalar yapılmış sonlu elamanlar metodu kullanılarak modellenmiştir.

Hüsna Gül
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Zeminlerin sıvılaşma potansiyelinin sayısal analiz yöntemleriyle incelenmesi, vaka analizi

Türkiye'nin deprem kuşağında bulunması, zeminlerde taşıma gücünün azalması ve deformasyonlar gibi riskleri beraberinde getirmektedir. Bu risklerin en önemlilerinden ve en kompleks konularından biri deprem etkisiyle oluşan sıvılaşmadır. Özellikle 1999 depremiyle önemi anlaşılan sıvılaşma, gevşek kumlu, siltli zeminlerde ve sığ yer altı suyu bulunan alanlarda deprem sırasında meydana gelir ve ciddi yapısal hasarlara yol açar. Sıvılaşma mekanizması, deprem süresince sismik dalgaların drenajsız, suya doygun ve gevşek zeminlerde kayma kuvvetleri oluşturarak zemin partiküllerinin yer değiştirmesine neden olmasıyla açıklanır. Ani ve kısa süreli hareketler nedeniyle suyun drene olamaması, gözenek suyu basıncının aniden artmasına yol açar. Bu basınç artışı, partikülleri bir arada tutan temas kuvvetlerini yok ederek zeminin dayanımını kaybetmesine ve bir sıvı gibi davranmasına neden olur. Deprem sırasında zemin tabakalarındaki sıvılaşma, zeminin rijitliğini ve mukavemetini değiştirerek mühendislik yapıları üzerinde ciddi olumsuz etkiler yaratır. En önemli sonuçları; temellerin taşıma gücü kaybı, aşırı oturmalar, yanal akmalar ve şev göçmeleri gibi yapısal hasarlardır. Bu durum, sıvılaşmayı mühendislik açısından büyük öneme sahip bir risk haline getirir. Dolayısıyla, kumlu ve siltli zeminlerde deprem anındaki sıvılaşma potansiyelini saptayabilmek amacıyla arazi, laboratuvar ve sismik parametrelerden elde edilen deneysel formüller ve ampirik bağıntılar kullanılarak sıvılaşma hesaplarının yapılması hayati önem taşımaktadır. Sıvılaşma tehlikesi analizleri, deprem büyüklüğü, merkeze uzaklık, zemin kompozisyonu ve sıkılık durumu gibi koşulların incelenmesini gerektirir. Bu tezde, SPT (Standart Penetrasyon Test) ve kayma dalga hızı (Vs) yöntemleri kullanılarak sıvılaşma hesaplamaları yapılacak; ayrıca sıvılaşmaya maruz kalmış bir alanın statik ve dinamik davranışları sonlu elemanlar yöntemiyle (Plaxis 2D programı) incelenerek zemin iyileştirmesi öncesi ve sonrası oturmalardaki değişimler değerlendirilecektir.

Barış Çetinkaya
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2026
00
Master'sOpen AccessTR

Endüstriyel hammadde olan kalsitin boya sektöründe kullanımı

Bu çalışma çeşitli sektörlerde endüstriyel bir hammadde olarak kullanılan kalsit mineralinin boya sektöründe kullanıma ilişkin bilgileri içermektedir. Genellikle canlıların kalsiyum ve karbonattan oluşan kabuk ve iskelet kalıntılarının deniz tabanına çökmesi ve milyonlarca yıl süren sedimantasyonu sonucu kireçtaşları oluşur, kireçtaşlarını oluşturan ana bileşen kalsit mineralidir. Kimyasal bileşimi kalsiyum karbonattır (CaCO3). Mohs sertlik skalasına göre sertliği 3 olup özgül ağırlığı 2,7-2,9 gr/cm3'tür. Endüstriyel hammadde olarak çeşitli sektörlerde kullanılmakta olup TÜİK verilerine göre 2017 yılı itibari ile tüvenan olarak üretilen kalsit miktarı yaklaşık 3.5 milyon ton, ayıklanmış olarak üretilen kalsit miktarı ise yaklaşık 3.2 milyon tondur. Ocaktan çıkartılan iri kireçtaşı blokları kırıcılardan ve eleklerden geçirilerek ortalama 130 mm ebatlarına getirilip buradan tesislere gönderilip öğütme işlemine tabii tutulur. Kullanılacağı sektöre göre istenilen boyutta üretilen bu iri kalsit malzemesi bir takım testlerden sonra uygun olması halinde paketlenerek ticari ürün haline getirilir. Bu çalışmada öğütülen kalsit numunesi üzerinde "tane boyutu ve dağılım analizi, renk (beyazlık) analizi, kimyasal (kalsiyum karbonat) analizi" yapılarak farklı iki tane boyutunda kalsit numunesinden dolgu malzemesinden iki adet su bazlı plastik iç cephe boyası yapılarak performans açısından karşılaştırılmış, dolgu malzemesi olarak kullanılan kalsitin boyaya kazandırdığı etkiler açıklanmıştır. 3 ve 30 mikron boyutunda öğütülmüş 2 kalsit numunesinden elde edilen iç cephe boyaları siyah bir zemin üzerine uygulanmış örtücülük performansları karşılaştırılmış, 3 mikron boyutundaki kalsit dolgu malzemesi ile elde edilen boyanın örtücülüğünün daha iyi olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca ince taneli dolgu malzemesinin boyaya kazandırdığı bir diğer avantaj ise satensi bir doku elde edilebilmesidir. İri taneli malzemeyle elde edilen boya yüzeye uygulandığında daha pütürlü bir yüzey oluşturmuştur. Anahtar Kelimeler: Kalsit, Boya, Endüstriyel Hammadde

Onur Yılmaz
Munzur University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Guleman ofiyoliti'ndeki (Gd, Türkiye) kromit cevheri içeren peridotitlerin petrojenezi

Türkiye'deki ekonomik krom cevheri oluşumlarının en önemlisi; Güneydoğu Anadolu–Zagros Sütur Kuşağı'nın içerisinde yer alan ve Neotetis ofiyolitlerinin en büyüklerinden olan Guleman Ofiyolitidir. Ofiyolit içerisinde gözlemlenen kromitler genel olarak harzburjitler içerisinde yer alan dünit kılıfları ile birlikte bulunmaktadır. Bu araştırma kromitlerin kökensel oluşumu ile ilişkili manto süreçleri ve tektonik aktiviteleri daha iyi anlamak ve de peridotitlerin manto kaynağı bölgesi, ergiyik–kayaç etkileşimi ve tektonik ortamını incelemek amacıyla yapılmış olunup, Guleman Ofiyoliti içerisinde yer alan 4 farklı bölgeden alınan kromit ve yan kayaç örneklerine ait mineral kimyası verilerini ve petrografik değerlendirmeleri sunmaktadır. Kromitler içerisinde mevcut olan Cr-spineller yüksek Cr# [(Cr/ (Cr + Al)) = 0.619-0.802] ve Mg# [(Mg/ (Mg + Fe+2)) = 0.66-0.72] ile düşük TiO2 (0.09-0.24) ve göreceli olarak değişken Al2O3 (10.23-20.40) içerikleri ile yer almaktadır. Burada sunulan mineral kimyası analizlerine göre, tüm Cr-spinellerin kompozisyonları magneziyokromitler ile uyumludur ve kimyasal olarak iki farklı grubun varlığına işaret etmektedir. İlk grup yüksek-Cr kromitler olup göreceli olarak daha yüksek Cr# (0.74-0.80) oranları ile temsil edilirken, ikinci grup ise ortaç-Cr kromitler olup yine göreceli olarak daha düşük Cr# (0.612-0.624) içerikleri ile karakterize edilmektedir. İlk grubun kimyasal kompozisyonu, kromitlerin ana ergiyiklerinin yay önü bir tektonik ortamdaki tipik boninitik ergiyiklerle benzer olduğuna işaret etmektedir. Buna karşın, ikinci grubun göreceli olarak daha düşük Cr# içerikleri, kromitlerin kökeni için heterojen bir kaynak içerisinde okyanus ortası sırtı bazaltları (OOSB) veya ada yayı toleyitleri (AYT) benzeri ana ergiyiklerin dahil olmasına işaret edebilir. Yine bu çalışmada ofiyolitin önemli bir bileşeni pozisyonunda bulunan ve bahsi geçen diyabaz, gabro ve kromitleri ihtiva eden yan kayaçlar üzerinde de ayrıntılı mineral kimyası çalışmaları yürütülmüştür. Yan kayaç örneklemeleri de kromitler ile aynı lokasyonlardan yapılmıştır. Yapılan bu çalışmada bahsi geçen harzburjitlerin nasıl bir tektonik ortamda oluştukları ve aynı zamanda kromit üretebilme potansiyeli bölgeler bazında irdelenmiştir. Yapılan çalışmalar ve çıkarımlar neticesinde, Güney Neotetis okyanusunun jeodinamik evrimi için yayınlanmış ayrıntılı jeolojik, jeokimyasal ve jeokronolojik veriler, Guleman ofiyoliti içerisindeki kromit ve yan kayaçların kökeni için yay önü ortamı, yay veya yay ardı açılımının erken evresi ortamları dahil bir okyanus içi dalma-batma zonunda oluşmuş olabileceğine işaret etmektedir. Guleman Ofiyoliti içerisindeki ultramafik kayaçlar ve kromit örnekleri üzerinde yürütülen petrografi çalışmalarında ise, kromit örnekleri dışında, ofiyolitin önemli bir bileşeni pozisyonununda olan yan kayaçlar (harzburjit) üzerinde de ayrıntılı petrografik çalışmalarında bulunulmuştur. Bu kapsamda 4 farklı bölgeden yan kayaç, harzburjit örnekleride alınarak, bu örnekler içerisindeki olivin, piroksen ve spinel minerallerinin EPMA (elektron mikroprob) yöntemi ile kimyasal kompozisyonları belirlenmiştir.

Raşit Karakuzu
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Karaçayır magmatik kayaçlarının mineralojik ve petrografik incelenmesi

Nadir toprak elementleri birçok jeolojik ortamda ve kaya topluluklarında birincil veya ikincil olarak bulunmasına karşılık, karbonatit oluşumları arama faaliyetleri için önemli hedef kayaları ifade etmektedir. Magmatik kökeni nedeniyle kökeni henüz tartışmalı olan kaya grubunda makroskobik dokuda büyük kalsit kristallerinin yanı sıra apatit, mika, amfibol, piroksen ve manyetit vb. mineraller de bulunmaktadır. Arazi gözlemlerinde bu kaya tipi yan kayaçlarla kesen ilişki gösteren stok, dayk ve damar tipinde bulunabilmektedir. Geç Kretase yaşlı Karaçayır plütonunda, Sivas ilinin kuzeyinde yer alan Karaçayır ilçesinde gözlenen karbonatit oluşumları, oldukça tipik dokuya sahip karbonatit yüzeylemeleri içermektedir. Dayk ve damar formundaki karbonatit oluşumları, ana kayaç olarak siyenitik kayaçları keser ve çoğunlukla orta ila iri kalsit kristallerinin yanı sıra apatit, mika, amfibol ve manyetit mineralleri içerir. Karbonatit mostralarından toplanan numunelerde makroskobik-mikroskobik gözlemlerin yanı sıra ayrıntılı izotop ve jeokimya çalışmaları ile köken, oluşum ve yaş verileri doğrulanmış olup, bölge Orta Anadolu'nun en tipik karbonatit mostralarına ev sahipliği yapmaktadır.

Neslişah Aktaş
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Aşağı Kaleköy Barajında heyelan nedeniyle oluşan göçmemekanizmasının araştırılması ve heyelan önleme tedbirleri

Heyelan; yamaçları oluşturan malzemenin yer çekiminin etkisi ile eğitim yönünde hızlı ya da yavaş hareketi olarak açıklanabilmektedir. Heyelanlar, Türkiye'yi çok yakından ilgilendiren depremler, su baskınları gibi, doğal afetler içerisinde yer alırlar. Heyelanlar doğal afetler kapsamında değerlendirilmektedir. Bu da heyelanın bir kütle hareketinden ziyade bir afet olduğunu göstermektedir. Diğer doğal afetlerde olduğu gibi heyelanlarda da afet durumu gerçekleşmeden çalışmalar yapılarak hem önleyici tedbirler alınabilmekte hem de afet sonrası durum için hasar oranları azaltılabilmektedir. Depremler, seller gibi heyelanlar da Türkiye'yi yakından ilgilendiren doğal afetlerdir. Yapılan çalışma içerisinde Bingöl ili içinde bulunmakta olan Aşağı Kaleköy Barajında ortaya çıkan bir heyelan incelenmekte ve bu heyelanı engellemek amacıyla ortaya konabilecek iyileştirme teknikleri araştırılmıştır. Elazığ Orman ve Su İşleri Bakanlığı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü 9. Bölge Müdürlüğü'nden elde edilen zemin etüt verilerinin kullanımıyla, incelenen kesitler üzerinde kısa ve uzun vadeli analizler meydana getirilmiştir. İnkometre arazi gözlemleri ve verilerine göre belirlenmiş olan yenileme düzlemlerinin kullanımıyla geri dönütler sağlanmış, kayma yüzeylerini temsil etmekte olan uzun süreli kalıcı zeminlerin parametreleri belirlenmiştir. Limit denge tekniğiyle iyileştirilmiş modellerin dinamik ve statik durumlar adına güvenlik katsayılarına bakılmış, şevlerdeki deformeler de incelenerek yapısal ögelerin tasarım değerleri de araştırılmıştır.

Dilek Elif Tan
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Mazıdağı (Mardin) fosfat yataklarının yan kayaçlarının incelenmesi

Fosfat yan kayaçları, fosfat mineralizasyonu sırasında farklı elementleri yüksek konsantrasyonlarda içerebilen materyallerdir. Bu durum, fosfat yan kayaçlarını değerli kaynakları olarak ön plana çıkarır ve fosfat madenciliği sırasında bu elementlerin geri kazanılması açısından önem arz etmektedir. Değerli elementlerin fosfat yan kayaçlarından çıkarılması, düşük konsantrasyonları ve karmaşık kimyasal yapıları nedeniyle teknik ve ekonomik dezavantajları kapsamaktadır. Bu süreç genellikle çeşitli kimyasal ve fiziksel işlemleri kapsar ve bu işlemlerin optimizasyonu maliyet etkinliği ve çevresel etkiler açısından önem taşır. Ayrıca tez çalışması kapmasında nadir toprak elementlerinin ekonomik değer taşıyor olabilirliği göz önünde bulundurulmuştur. Ekonomik olarak, fosfat yan kayaçlarından değerli elementleri geri kazanmak, bu elementlere olan küresel talebi karşılamak için alternatif bir kaynak sunmaktadır. Bu yaklaşım, değerli elementlerin geleneksel kaynaklarına olan bağımlılığı azaltabilir. Ayrıca, fosfat yan kayacında oluşabilecek değerli elementler fosfat madenciliği endüstrisi için ek gelir kaynağı oluşturarak ekonomik verimlilik sağlayabilir. Çevresel açıdan, fosfat yan kayaçlarının değerli elementler açısından değerlendirilmesi, atık malzemelerin yeniden kullanımını teşvik eder ve çevresel etkileri azaltabilir. Bu yaklaşım, fosfat madenciliğinin toplam çevresel ayak izini düşürmeye yardımcı olabilir ve atık yönetimi stratejilerinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle, fosfat yan kayaçlarının değerli elementlerin varlığı açısından değerlendirilmesi hem ekonomik hem de çevresel açıdan önemli fırsatlar sunmaktadır.

İrfan Yorulmaz
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
10
Master'sOpen AccessTR

Enjeksiyon yöntemi ile zemin sıvılaşmasının önlenmesi

Zeminlerde meydana gelen sıvılaşma olayı sonucunda geri dönüşü mümkün olmayacak seviyede hasarlar meydana gelebilmektedir ve bu bağlamda ilgili şartnameler dahilinde sıvılaşma analizinin yapılarak gerekli önlemlerin alınması elzemdir. Ülkemizde de 2023 yılında yaşadığımız Kahramanmaraş depremi ve bu deprem haricinde yaşanan, acı kayıplara neden olan birçok deprem sonucunda sıvılaşmanın yıkıcı etkileri kendini göstermiştir. Gerçekleştirilen bu çalışma kapsamında Elazığ il sınırları içerisinde sıvılaşma potansiyeli bulunan bir zemine inşa edilmesi düşünülen bir yapı inşaatına ait olan veriler kapsamında gerekli sıvılaşma analizleri yapılmış ve eldeki imkanlar değerlendirilerek permeasyon enjeksiyonu metodu vasıtası ile sıvılaşma riskinin ortadan kaldırılmasına karar verilmiştir. Permeasyon enjeksiyonu, zemin ortamın yapısını bozmadan, deforme etmeden daneler arasındaki boşluklara içeriği zemin özelliklerine göre tayin edilen bir harcın içitilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. İyileştirme işleminin ardından gerçekleştirilen saha deneyleri aracılığı ile tatbik edilen iyileştirme işleminin işlevini yerine getirip getirmediği kontrol edilmiş ve sıvılaşma riskinin ortadan kalktığı standart penetrasyon deneyinden elde edilen bu veriler üzerinden yapılan hesaplamalar ile iyileştirme öncesi ve sonrası durum mukayese edilerek gösterilmiştir. Bu bağlamda gelişmiş makine ve araç imkanlarına erişimin kısıtlı olduğu bu bölgede başarılı bir iyileştirme işlemi ortaya konmuştur.

Yahya Kılınç
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Malatya–Hekimhan (Hasançelebi varyantı) T2 tünelindeki mühendislik incelemeleri

Bu çalışma 2018-2019 Eğitim-Öğretim yılında Munzur Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Jeoloji Mühendisliği Anabilim Dalında Yüksek Lisans Tezi olarak hazırlanmıştır. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak yapılan Malatya - Hekiman - 16. Bölge Hududu Yolu 2. Kısım Km:70+000-104+280 kesiminin ikmal inşaatı yapım işi kapsamında Hasançelebi Geçişi varyantı T2 Tünelinde (88+608.00-88+953.00) uygulanan Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Bu çalışma Yeni Avusturya Tünel Açma Metodu (NATM) uygulanarak açılan bir tünelde yapılan mühendislik çalışmalarını içermektedir. Bunun için, tünellerin gerekliliğinden, öneminden ve çeşitlerinden bahsedilmiştir. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Kaya sınıflama sistemlerinden bahsedilmiştir. Kaya ve zemin birimlerinin mühendislik özellikleri anlatılmıştır, yapılan sondaj log verileri değerlendirilmiştir. Elde edilen bilgilerle tünel tipleri ve destekleri belirlenmiştir. Yapılan kazı çalışması ve destek terkiplerinde kullanılan malzeme hakkında bilgiler verilmiştir. T2 Tüneli kazı çalışmaları Sol tüpde 207, sağ tüpde 215 günde tamamlanarak ışık görülmüştür. Toplamda Sol Tüp 344.28 m, Sağ Tüp 367.08 metre desteklenmiştir. Bu desteklemelerde; 8602 metre süren, 54352 metre bulon, 612 adet iksa, 5360 m3 püskürtme beton ve 64631 m3 kazı yapılmıştır. Tünel imalat aşamasında karşılaşılan sorunlar ve çözümlerden bahsedilmiştir.

Erhan Deniz
Munzur University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Elazığ-Malatya yol ayrımı kuşsarayı yolu jeolojik-jeoteknik etüd çalışmaları

Bu çalışmanın amacı; Elazığ-Malatya Ayrmı Kuşsarayı İl Yolunun mevcut standardını yükseltmek, trafik akıcılığını ve güvenliğini arttırmak için yapılan genişletme çalışmalarında, yolun geçtiği zeminlerin mühendislik özelliklerini tespit etmek, varsa stabilite açısından kritik kesimlerini belirlemek, yapım çalışmalarında ihtiyaç duyulan malzemelerin temin edileceği ocakları belirlemektir. Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından planlanarak proje çalışmaları yapılan Elazığ-Malatya Ayrımı Kuşsarayı İl Yolu 0+000-14+8393,74 arası kesiminin projelendirme safhasında, 1/1000'lik Yatay (Plan)-Düşey (Profil) haritalar üzerinde, arazi çalışmaları, ofis ve laboratuvar çalışmaları yapılarak hazırlanan ve yapım esnasında kullanılacak Mühendislik uygulamalarını kapsamaktadır. Çalışma alanının genel jeolojisi incelenmiştir. Yapılan arazi çalışmaları ile Proje hattı boyunca geçilecek kritik kesimler, birimlerin sökülebilirliği, kazı-klas değerleri saptanmıştır. Büro ve laboratuvar çalışmaları ile de şev eğimleri ve stabilite problemleri, yarma malzemelerinin kullanılabilirliği belirlenmiştir. Çalışma alanı boyunca hmaksimum 18m'den büyük 16 adet kritik yarma ve hmaksimum 8m'den büyük 17 adet kritik dolgu kesiti tespit edilmiştir. Bu kesitlerde stabilite ve kinematik analizler yapılarak yarma ve dolgu şevlerinin duraylılığı belirlenmiştir. Çalışma alanında yarma ve dolgu kesitlerinde 14 adet araştırma çukuru açılıp laboratuvar deneyleri yapılarak yarma malzemelerinin dolguda kullanılabilirliği tayin edilmiştir. Elde edilen bilgilerle yapım esnasında karşılaşılabilecek jeolojik-jeoteknik problemler saptanmıştır. Yapım için gerekli malzeme ihtiyacının nerelerden karşılanacağı, imalata uygunlukları ve kullanılabilirlikleri değerlendirilmiştir.

Yusuf Cevher
Munzur University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Cip Barajı (Elazığ) sularının sulama dönemi fizikokimyasal özelliklerinin araştırılması

Yapılan bu çalışmada Elazığ İli kuzeybatısında bulan Cip Baraj Gölünde su kalitesinin özeliklerini incelemek amacıyla Nisan 2017- Temmuz 2017 Sulama döneminde Cip Baraj Gölünden su numuneleri alınarak su kalitesinin fiziko-kimyasal özelliklerine bakılmıştır. Araştırma süresince alınan numunelerden sıcaklık, pH, nitrit, nitrat, sodyum, potasyum, flor, klor, sülfat, bikarbonat, iletkenlik, oksidasyon redüksiyon potansiyeli, çözünmüş oksijen ve tuzluluk arazide ve laboratuvarda yapılan spektrofotometrik analizlerle tespit edilmiştir. Elde edilen analiz sonuçları "Kıta içi Su Kaynakları Sınıflarına" ve "TS 266" kriterlerine göre değerlendirilmiştir. Yapılan analizlerde klor düzeyi II. sınıf su (az kirlemiş sular) kalitesine, nitrit değerinin IV. sınıf sukalitesine (çok kirlenmiş sular) sahip olduğu tespit edilmiştir. Nitrat değeri ise nisan ve mayıs aylarında I. sınıf su (yüksek kaliteli sular) kalitesine sahipken haziran ve temmuz aylarında II. sınıf su (az kirlenmiş sular) kalitesindedir. İletkenlik değeri II. sınıf su (az kirlemiş sular) kalitesine sahip olduğu tespit edilmiştir. Diğer parametreler açısında su kalitesi I. sınıf su (yüksek kaliteli sular) kalitesi özelliklerini taşımaktadır veya TS266'ya uygundur. Elde edilen analiz sonuçları neticesinde Cip Baraj Gölü'ndeki sularda kirliliğin olduğu tespit edilmiş olup ve dönemsel olarak arttığı gözlenmiştir. Anahtar Kelimeler: Su Kalitesi,Cip Baraj Gölü, fiziksel ve kimyasal özellikler

Erbay Demir
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Tasarım parametreleri değişkenliği ile farklı hesap yöntemlerinin taşıma gücüne etkisi

Geoteknik mühendisliğinin temel amacı, yapıların inşasında katmanların fiziksel ve mekanik olarak incelenmesidir. Bu nedenle yapılara temel atılırken farklı yöntemlerle zemin analizleri yapılmaktadır. Zeminin taşıma gücünün belirlenmesi, zemine uygulanacak yükün doğru bir şekilde hesaplanması sonucunda ulaşılmaktadır. Zeminde oluşabilecek gerilmeler, güvenlik sınırı içerisinde olması büyük önem arz etmektedir. Zeminin güvenlik sınırları içerisinde taşıyabileceği yükün hesaplanması işi bu nedenle çok önemlidir. Zeminin taşıma kapasitesi sadece üzerine inşa edilen yapıların yükünü taşımak için tasarlanmamıştır. Toprağın rolü, toprağa sonradan eklenen ek yapıların yüküne dayanması toprağın taşıma gücünü etkilemektedir. Tahmin edilebileceği gibi, özellikle yüksek binaların zemin katlarında ve/veya bodrum katlarında kolon ve kiriş sayılarının azaltılması gibi uygulanamayan önlemlerin sonuçlarının oldukça zor olması beklenmektedir. Bir bina temelinin taşıma gücü kavramını incelerken iki önemli parametre dikkate alınmalıdır. Bunlardan ilki yük kapasitesi limiti, ikincisi ise izin verilen yerleşim miktarıdır. Yapının inşası sırasında yüklenen toprak ortamında sıkışma (oturma) meydana gelir. Oturmaların tamamlanma süresi ve toplam sayısı, katman kategorilerine ve yük tipine bağlıdır. Temel, üst yapı yüklerini taşıyıcı zemin tabakalarına aktarırken zeminde aşırı gerilmeye sebep olmamalıdır. Bu sebeple emniyetli temel tasarımında uygun bir güvenlik sayısı uygulanmalıdır. Geoteknik Mühendisliğinde, çeşitli üst yapı yüklerini güvenli şekilde zemine aktaran temellerin tasarımı son derece önemlidir. Bunun gerçekleştirilebilmesi için, zemin özelliklerinin derinlemesine incelenmesi gerekmektedir. Bu çalışmada taşıma gücü, farklı taşıma gücü yöntemleri ile tasarım parametrelerindeki ve zemindeki arazi çalışması sırasında oluşan belirsizlikler hesaba katılarak incelenecektir. TBDY-2018'de tasarım taşıma gücünün belirlenmesi için önerilen Temel Taşıma Gücü Dayanım katsayısı değeri uygulanmaktadır. Eurocode 8 de, bu katsayıya ilave olarak tasarım parametrelerinde de belirlenen katsayılar ile azaltma yapılmaktadır. Bu çalışmada, TBDY-2018'de önerilen katsayının uygunluğu ve ilave bir azaltmanın gerekli olup olmadığı araştırılacaktır.

Kazık taşıma gücüKilli zeminlerToprak zemin+1
Kevser Keser
Munzur University · Institute of Graduate Studies
2023
00

Other supervisors