Theses supervised by Prof. Dr. Ahmet Burçin Yereli

11 theses · Hacettepe University, Gazi University

DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de tarımsal KİT'lerin analizi ve yeni politika önerileri

Bu çalışmada temel olarak Türkiye'de KİT olarak faaliyetini sürdüren tarımsal işletmelerin analizi yapılmakta ve tespit edilen sorunların çözümüne ilişkin politika önerileri sunulmaktadır. Tarımsal KİT'lere ilişkin mali ve finansal analizlerde esas olarak 2014-2019 dönemi baz alınmıştır. Yeni Kamu Yönetimi anlayışı, çalışmaya dayanak temel doktrin olarak ele alınmıştır. Çalışmada farklı coğrafya ve gelişmişlik düzeyine sahip üç ülke; tarımsal politika, KİT sistemi ve tarımsal KİT'leri açısından ele alınarak ülke örnekleri olarak sunulmuştur. Söz konusu ülkelerden Polonya'da özelleştirme uygulamaları neticesinde mevcut durumda tarımsal KİT kalmaması nedeniyle son dönemde özelleşen tarımsal KİT'lere ilişkin özelleştirme yöntemi ve sonrasına ilişkin mali yapı kısaca açıklanmıştır. Ülkemiz KİT'lerine ilişkin ortak politika önerilerinin uygulanabilirliği, konunun özelliğine göre farklı ülke tecrübeleriyle de desteklenmiştir. Sonuç olarak çalışmada veri analizi yöntemi kullanılmak suretiyle her tarımsal KİT bazında tespit edilen sorunlar üzerine mali politikalar oluşturulmuş, SWOT analizi neticesinde KİT genelinde belirlenen yönetim sorununa yönelik ise mevzuat değerlendirmesi de yapılarak yeni bir yönetim ve ücretlendirme modeli önerilmiştir. Ayrıca çalışmada KİT bazında yapılan analizlerde tespit edilen bazı konulara ilişkin hukuki analizler de yapılmıştır.

Finansal analizKarlılıkKİT+4
Yalçın Arslantürk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu yatırımlarının belirleyicileri üzerine ampirik bir analiz

AB genelinde kamu yatırımlarının gayri safi yurtiçi hâsıla içindeki payı 1970'li yıllardan beri azalma eğilimindedir. Bu eğilimde zaman zaman toparlanmalar görülmüş olsa da kamu yatırımları hiçbir zaman eski düzeyine gelememiştir. Kamu yatırımlarına ilişkin bu durum AB genelinde büyümenin yavaşlaması, istihdam oranlarının düşmesi ve toplam verimlilikteki azalmalar gibi çok sayıda iktisadi sorunun da oluşmasına sebep olmaktadır. Kamu yatırımlarının bu denli düşük düzeylerde kalmasına yol açan sebeplerin tespit edilip gerekli tedbirler alındıktan sonra bu tür yatırımların artırılması sağlanmalıdır. Kamu yatırımları ekonomik, mali, politik, demografik, kurumsal ve küresel olmak üzere çok sayıda faktörün etkisi altındadır. Ancak mali ve kurumsal faktörler diğer faktörlere nazaran kamu yatırımlarını daha fazla etkileyebilmektedir. Dolayısıyla bu çalışmada devlet kırılganlığının, politik yolsuzluğun ve kamu borcunun eşik etkisinin kamu yatırımları üzerindeki etkisi AB 22 ülkesi için 1996-2018 aralığında araştırılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgulara göre devlet kırılganlığı ve kamu borcunun eşik etkisi kamu yatırımları üzerinde negatif ve istatistiki olarak anlamlı bir etki oluşturmaktadır. Politik yolsuzluk ise kamu yatırımları üzerinde pozitif ve istatistiki olarak anlamlı bir etki oluşturmaktadır.

Eşik etkisiKamu yatırımlarıPanel veri modelleri+1
İlker Yaman
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

OECD ülkelerinde mali yerelleşmenin belirleyenleri

Kamusal mal ve hizmetlerin yerelleşmiş sunumunun ekonomik etkinlik ve sosyal refah düzeyini artıracağı düşüncesiyle birçok ülkede alt düzey yönetimlerin ekonomik fonksiyonların yerine getirilmesindeki payını artırmaya yönelik faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Çalışmada gelir, alan, nüfus, kentleşme, etnik çeşitlilik, insani gelişme, küreselleşme, kurumsal faktörler, gelir dağılımı, ekonomik istikrar ve katılımcı bütçelemenin mali yerelleşme üzerindeki etkisi OECD ülkelerinin 2000-2016 yılları arasındaki verileri ve Panel Düzeltilmiş Standart Hatalar yöntemi ile ampirik olarak incelenmektedir.

Katılımcı bütçelemeMali yerelleşmeOECD ülkeleri+3
Tuğba Berçintürk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Sürdürülebilir kalkınma odaklı denetim anlayışı: Sayıştay için kurumsal ve işlevsel bir model önerisi

Yüksek denetim kurumları için yeni odak alanlarından biri Birleşmiş Milletler 2030 Gündemidir. Sürdürülebilir kalkınma amaç ve hedeflerini içeren Gündemin Sayıştayın tüm süreçlerine entegre edilebilmesi amacıyla yapılan bu çalışmada kurumsal ve işlevsel yapılar incelenmiştir. Buna göre; denetimlere yön veren temel aşamalarda (planlama, uygulama, raporlama, izleme, kalite kontrol ve güvencesi) çeşitli sorunlar bulunmakta olup, bu süreçlere sürdürülebilir kalkınma amaçları entegre edilmemiştir. Kurum organizasyon yapısı ve kapasitesinin de sürdürülebilir kalkınma odağında geliştirilmesi gerekmektedir. Sayıştay denetimleri ile sürdürülebilir kalkınmanın çeşitli boyutlarına etkide bulunulmasına rağmen bunlar ölçülememekte, yaratılan katma değer bilinmemektedir. Çalışma içerisinde geliştirilen sürdülebilir kalkınma odaklı denetim modelinin hayata geçirilmesi durumunda sayıştayın ülkemizin kalkınmasına katkıda bulunabileceği, Birleşmiş Milletler 2030 Gündeminin izlenmesi ve gözden geçirilmesi ile ilgili beklentinin karşılanabileceği düşünülmektedir.

DenetimEkonomik kalkınmaKalkınma+3
Mesut Ünal
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de e-devlet sürecinde elektronik tebligat ve kayıtlı elektronik posta (KEP) uygulaması

Son yıllarda enformatik teknolojilerinde görülen hızlı ilerlemeler, ülkelerin vatandaşlarına sunmuş olduğu hizmetlerin verimliliğini arttırmak amacıyla bilgisayar desteklie-Devlet uygulamalarının hayata geçirilmesine ortam hazırlamıştır. Hantal işleyen bir bürokratik yapıyı bünyesinde barındıran ve yüksek maliyetli, verimsiz sonuçların elde edilmesini de beraberinde getiren, "geleneksel devlet anlayışı" olarak nitelendirilen anlayış, zaman içerisinde yerini hizmet sunumunda daha verimli sonuçların elde edildiği ve yurttaşlara sağlamış olduğu maliyet ve zaman avantajları ile ön plana çıkan "elektronik devlet anlayışına" bırakmıştır. Çalışmada bu çerçevede,e-Devlet anlayışına geçiş öncelikle teorik anlamda incelenmiş olup, Türkiye'de bu kapsamda gerçekleştirilmiş olan yatırımlar hakkında bilgiler sunulmuştur. Daha verimli ve etkin sonuçlar kazanılmasına imkânsağlayan e-Devlet anlayışına geçişin akabinde ülkemizde yasal ve teknik altyapısı kurularak hayata geçirilen, Elektronik Tebligat ve Kayıtlı Elektronik Postasistemlerine ilişkin çalışmalar ve ilgili yasal mevzuatlar incelenmiştir. Bu doğrultuda bahsi geçen sistemlerin sağlam bir yasal zemin üzerine inşa edilmesi amacıyla bazı tespitlere yer verilmiş ve bu tespitler doğrultusunda çözüm önerileri geliştirilmiştir. Sonuç olarak, söz konusu sistemlerin ülkemize sağlamış olduğu katkılar ile gelecekte de sağlaması öngörülen katkıları analiz edilmiştir.

Elektronik devletElektronik tebligatKayıtlı elektronik posta+1
Göze Öztürk
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de haberleşme sektörünün gelişimi ve panel veri ile talep analizi

Haberleşme yaşamsal ihtiyaçlardandır. Günümüzde haberleşme talebindeki artış dijital platformların çeşitliliğindeki artışı yakalayan bir ivme ile sürmektedir. Ancak haberleşme sektörünün talebi çoğunlukla haberleşme araçlarına olan talep ile şekillenmektedir. Türkiye'de dünyadaki seyrine uygun şekilde sabit hat hizmetlerine olan talep düşerken, GSM ve genişbant internet hizmetlerine olan talep yükselmektedir. Bu çalışmada haberleşme sektörünün gelişiminin incelenmesi için 2002-2009 yıllarında Türkiye'de 26 bölgedeki hanehalklarının 12 grup ürüne ilişkin gelir (harcama) ve fiyat esnekliklerinin hesaplanması ve karşılaştırmalı bir bakış açısı benimsenerek analiz edilmesi amaçlanmıştır. Bu amaç için genişletilmiş doğrusal harcama sistemi kullanılmıştır. Model talep teorisinin kısıtları altında tahmin edilmiştir. Her bir ürün için fiyat esneklikleri negatif iken, gelir (harcama) esneklikleri pozitif olarak hesaplanmıştır. Çalışmada hanehalkı tüketim kalıpları ile ilgili edinilen veriler, Türkiye genelini kapsayan önceki çalışmaların sonuçlarını ve Engel eğrilerini doğrulamaktadır. Gıda ve alkolsüz içecek harcaması, giyim ve ayakkabı harcaması ihtiyaç malı iken, ulaşım, eğlence ve kültür, restaurant ve otel harcaması lüks maldır. Konut ve kira ve sağlık harcamaları birim esnektir. Haberleşme harcamalarının gelir (harcama) ve fiyat esneklikleri yaklaşık 1'dir. Dolayısıyla bu harcamaların talebi birim esnek kabul edilebilir. Bu nedenle haberleşme harcamalarının ihtiyaç malı olduğu söylenebilir. Bunun için haberleşme harcamalarındaki vergi artışına bağlı fiyat artışları, ilgili harcamaların hasılalarında büyük bir değişim yaratmayacağından Türkiye'de haberleşme hizmetleri üzerindeki vergilerde indirime gidilmelidir. Anahtar Kelimeler:1.Türkiye,2.Talep Analizi,3.Genişletilmiş Doğrusal Harcama Sistemi,4.Talebin Gelir ve Fiyat Esneklikleri5.Bütçe Payı

Panel veri modelleriTalep analiziİletişim sektörü
Işıl Fulya Orkunoğlu Şahin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Yerel yönetimlerin sermaye piyasaları yoluyla finansmanı: Yerel yönetim tahvilleri, yerel yönetim bankacılığı ve iller bankası uygulaması

Bu tez, yurtdışı uygulamalar da dikkate alınarak Türkiye'de yerel yönetimlerin sermaye piyasasından borçlanma seçenekleri ile borçlanma kapasitelerini belirlemeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede ilk olarak yerel yönetim bankacılığı uygulaması İller Bankası A.Ş. (İller Bankası) faaliyet ve mali yapısı ele alınarak incelenmiş, bir model önerisi getirilerek 2013-2015 yılları arasında yerel yönetimlerin ticari banka kredi faizleri, özel sektör borçlanma araçları faizleri ve Hazine Müsteşarlığı borçlanma faiz oranları dikkate alınarak bir senaryo analizi gerçekleştirilmiştir. Sonuç olarak iyi ihtimalde yerel yönetimlerin ticari banka kredileri için ödedikleri faiz oranlarından %18,33 oranında tasarruf etme imkanına sahip olacakları, İller Bankası borçlanmasının Hazine borçlanmasının 100 baz puan üzerinde ve komisyonunun da yine 100 baz puan olması durumunda faiz avantajı sağlanamayacağı ortaya konulmuştur. İkinci olarak yerel yönetimlerin kısa vadeli finansman ihtiyaçlarının giderilmesi ve mevcut nakitlerinin daha iyi şartlarda değerlendirilebilmesi amacıyla yerel yönetim para piyasası model önerisi getirilmiştir. Takasbank para piyasası ve Merkez Bankası verileri kullanılarak yapılan senaryo analizinde yerel yönetimlerin mevduatlarına %21'den %30'a kadar daha yüksek bir faiz geliri elde edecekleri, kredilerde ise %10'dan %25'e kadar daha düşük faiz maliyetine katlanacakları ortaya konulmuştur. Son olarak büyükşehir belediyeleri dışındaki belediyeler için İller Bankası aracılığıyla havuz yöntemiyle ihraç veya doğrudan İller Bankası'nın yerel yönetim bankacılığı faaliyeti kapsamında borçlanma önerilirken, büyükşehir/büyükşehir ilçe belediyeleri ve iştirakleri için değişken faizli, büyük tutarı yurtdışında ihraç edilmek üzere yurtiçi satışları da tahsisli satış yoluyla gerçekleştirilecek gelir tahsisli ortak (joint issue) bir tahvil ihraç modeli ve buna yönelik mevzuat değişiklik seti önerilmiştir.

BankacılıkBelediyelerFinansman+7
Mustafa Gümüş
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Büyükşehir belediyelerinin alternatif gelir potansiyelleri: İstanbul Büyükşehir Belediyesi üzerine bir inceleme

Bu tez çalışması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin gelir kaynakları üzerinde reform yapılmasının gerekliliğini ortaya koymak ve öz gelir kapasitesini artıracak önerilerde bulunmak amacıyla hazırlanmıştır. Ülkemizin kültür, sanat, turizm ve ekonomi başkenti olması nedeniyle kayıtlı nüfusunun çok üzerinde bir topluluğa hizmet sunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi, her geçen gün artan ve çeşitlenen yerel hizmet taleplerini kısıtlı imkanları ile karşılamaya çalışmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin 2014-2016 yıllarına ait bütçeleri üzerinde yapılan incelemeler neticesinde, giderleri ile orantılı gelir kaynaklarına sahip olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Gelir kaynaklarındaki yetersizliğin, bütçe açıklarının yıllar itibariyle artarak artan bir seyir izlemesine ve borç yükünün sürdürülemez bir yapısal soruna dönüşmesine neden olduğu görülmüştür. Bu kısır döngüyü kırmak için verimli gelir kaynakları oluşturularak bu yerel yönetim birimine tahsis edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda, merkezi hükümetten yapılan transfer miktarlarını artırmak yerine öz gelir kapasitesini artıracak düzenlemeler yapılması zorunluluğu belirtilmiş ve gelişmiş ülkelerin yerel yönetimlerinin gelir elde etme yöntemleri incelenerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik yeni gelir kaynakları önerilerinde bulunulmuştur.

BelediyelerBütçe açıklarıBüyükşehir belediyeleri+7
Dursun Ali Yazıcı
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Mali alan: Türkiye için bir uygulama

Çalışmada Türkiye'nin mali alanı Ostry vd. (2010) yaklaşımı aracılığıyla ölçülmüştür. Bu yaklaşım ile ilk kez gelişmekte olan bir ülkenin mali alanı ölçülerek literatüre bir katkının sağlanması amaçlanmıştır. Çalışmada öncelikle 1986-2017 örneklem dönemi için yıllık veriler kullanılarak Türkiye'nin birincil denge reaksiyon fonksiyonu hesaplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, Türkiye'de birincil dengenin gecikmeli borca tepkisi borç stoku arttıkça –mali yorgunluk davranışı göstererek- yavaşlamaktadır. Bunun yanında Türkiye'de son on yılda etkili olan uzun dönem devlet tahvili faiz oranları ve büyüme oranlarından yola çıkılarak faiz oranı – büyüme oranı diferansiyeli hesaplanmıştır. Buna göre diferansiyelin negatif olduğu bulgusuna erişilmiştir. Hesaplanan birincil denge reaksiyon fonksiyonu ile faiz oranı – büyüme oranı diferansiyeli bir araya getirilerek borç limiti; borç limitinden cari borcun (GSYİH'nin yüzdesi olarak) çıkarılması ile birlikte ise Türkiye'nin mali alanına ulaşılmıştır. Buna göre tüm riskler göz ardı edildiğinde Türkiye'nin sahip olduğu mali alan GSYİH'nin yaklaşık %72'sidir. Türkiye'nin görece geniş kabul edilebilecek bir mali alana sahip olmasının altında yatan temel sebep, uzun yıllar boyunca mali disiplin ile birlikte sürdürülen birincil fazlalar ve görece sağlanan yüksek derecedeki ekonomik büyüme sonucunda ulaşılan düşük borç/GSYİH oranı olarak kabul edilebilir. Ancak Türkiye'de hükümetler özellikle son yıllarda büyük alt yapı yatırımları için başvurulan kamu-özel işbirliği yatırım modeli doğrultusunda verilen hazine garantileri ve geçmiş yıllarda yanlış uygulamalar sonucu ortaya çıkan sosyal güvenlik açıklarının mali alanı daraltma ihtimaline karşı dikkatli olmalıdırlar. Bu doğrultuda mali alanın tüketilmesi riskini azaltmak, birincil fazlanın verilmesinin devamlılığını ve başta cari açık ile ilgili olmak üzere bazı yapısal reformları gerektirmektedir.

Birincil denge reaksiyon fonksiyonuBorçlarMali alan
Fatih Akbayır
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Vergi Ceza Hukukunda ölçülülük ilkesi (Yüksek yargı organları kararları bağlamında bir değerlendirme)

Aristoteles'in adalet tanımlamasında yer alarak toplumsal hayata filiz veren ölçülülük ilkesi, zaman içerisinde felsefî ve doktrinel bir görüş olmaktan çıkıp evrensel hukuk normu niteliğini almıştır. Günümüzde ölçülülük ilkesi, çağdaş hukuk sistemlerince benimsenen ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına yön verici temel hukuka uygunluk kriteri hüviyetindedir. Bu ilke 2001 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle Türk hukuk sistemi açısından da genel hukuk prensibi olmaktan çıkarak, riayeti zorunluluk arz eden anayasal bir norm haline dönüşmüştür. Böylece yapılan düzenlemelerin ve takdir edilen cezaların meşruiyeti için ölçülülük ilkesine uygun olmasının mecburiyetine dair tereddütler bertaraf edilmiştir. İlkenin arz ettiği bu önem çalışmanın amacında da belirleyici bir rol oynamıştır. Bu noktada çalışmanın amacı: Vergi Ceza Hukuku kapsamında verilen cezaların ölçülülük ilkesine uygunluk derecesini Türk yüksek yargı organlarının kararları bağlamında değerlendirmektir. Ayrıca ölçülülük ilkesinin daha etkin bir şekilde uygulanabilmesi maksadıyla çözüm önerileri sunulması çalışmanın diğer amacını teşkil etmektedir. Bu doğrultuda çalışmada öncelikle Vergi Ceza Hukuku kapsamında verilen cezalardan ve yapılan düzenlemelerden kaynaklanan uyuşmazlıkların yüksek yargıya intikal edenleri tespit edilmiştir. Sonrasında tespit edilen uyuşmazlıkların çözümünde ölçülülük ilkesi denetiminin yapıldığı kararlar belirlenmiş ve belirlenen kararların ölçülülük ilkesine uygunluğu değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme neticesinde: Türk hukuk sistemi açısından teori ve uygulama bağlamında ölçülülük ilkesinin örtüşen ve ayrışan yönleri gün yüzüne çıkarılmıştır. Gerek çalışmanın detaylandırılması gerekse sunulan çözüm önerilerini daha etkin ve isabetli kılmak gayesiyle ölçülülük ilkesinin unsurları ayrı ayrı ele alınmıştır. Ayrıca çalışmada Türk hukuk sisteminin ölçülülük ilkesinin gerekliliklerini ne ölçüde kabullendiği ortaya koyulmuş ve ilkenin Türk hukuk sisteminde nasıl daha etkin hale getirileceğine ilişkin görüşler ileri sürülerek Türkçe literatüre bir katkı yapılmaya çalışılmıştır.

Vergi HukukuVergi ceza hukukuVergi cezaları+3
Onur Uçar
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Türkiye'de Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sağlık harcamalarının farklı işsizlik senaryolarına dayalı olarak öngörülmesi: Bir simülasyon çalışması

Dünya genelinde, sağlık hizmetlerinin nicelik ve niteliğine ilişkin olarak sürekli artan bir talep gözlemlenmektedir. Bu talep, gerekli sağlık hizmetlerinin karşılanmasında; ülkelerin sosyal güvenlik sistemleri üzerinde finansal bir yük oluşmasını sonuç vermiştir. Artan sağlık hizmetleri talebiyle iktisadi olarak başa çıkmak, ülkeler için sosyal güvenlik kurumlarının sağlık harcamalarını izlemelerini de zorunlu kılmıştır. Bu harcamalar üzerinde kontrolü sağlayabilmek için politika yapıcılar sağlık hizmetleri taleplerini öngörür finansal tahmin raporlarına gerek duymaktadırlar. Yazına göre, sağlık hizmetlerinde talebe yönelik insan davranışlarını etkileyen başlıca etmenler arasında gelir yer almaktadır. Bu iktisadi bakıştan hareketle, hane halklarının sağlık hizmetlerine ilişkin talep davranışlarını belirleyici etmenlerin başında gelir ve gelir düzeyini belirleyen işsizlik olgusunun geldiğini düşünmek akılcı ve bilimsel olacaktır. Bu çalışmada, iktisadi bakış açısıyla ülkede geliri etkilemesi muhtemel değişkenler alınarak, farklı işsizlik düzeylerine göre 2016-2025 yılları arası Türk Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık harcama düzeyleri öngörülmüştür. Çalışmada, işsizliğin hane halkı davranışlarının biçimlenmesinde güçlü bir etken olduğu varsayılmıştır. İşsizliğin, Türkiye'nin Sosyal Güvenlik Kurumunun sağlık harcamaları üzerinde düşük pozitif yönlü etkisi olduğu saptanmıştır. Sonuçlar sağlık hizmetlerinden yararlanım politikaları ve sağlıkta dışsallığın da etkisiyle, işsizliğin sağlık harcamalarını artırdığını göstermektedir. Yüksek işsizlik düzeyi Sosyal Güvenlik Kurumunun daha fazla harcama yapmasına yol açmaktadır. Eğer işsizlik düzeyi yüksek olursa, ailelerin geliri düşerek, sosyo-ekonomik düzeyin kötüleşeceği kabul edilmektedir. Çünkü işsizlik, yoksulluğu artırıcı etkisinin yanı sıra kişilerin sağlıklarını da etkilemektedir. Bireylerin sağlık ve sağlık gereksinimleri üzerinde olumsuz etkisi olması muhtemel olan işsizlikle mücadelenin sağlık düzeyine katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

BenzetimSağlık harcamalarıSağlık hizmetleri+5
Tuncay Kara
Hacettepe University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10

Other supervisors