Theses supervised by Prof. Dr. Ali İrfan Aypay
13 theses · Afyon Kocatepe University
Cevrî'nin 111-166 ıncı gazellerinden 200 beyit şerhi
Toplumlar köklü kültür ve sanat birikimi ile geleceğe doğru yol almaktadır. Eski Türk Edebiyatı araştırmaları ile atalarımıza ait eserlerin gün ışığına çıkarılması amacıyla yapılan bu şerh çalışmaları günümüz toplumu ve gelecek nesiller için oldukça önem arz etmektedir. "Cevrî'nin 111-166 ıncı gazellerinden 200 beyit şerhi" adlı çalışma Cevrî Divan'ının gelecek kuşaklar adına daha iyi anlaşılabilmesi ve hak etmiş olduğu değeri kazanabilmesi açısından oldukça değerlidir. Aynı zamanda Cevrî Divanı'nın tarihe kaynaklık etmesi ve Cevrî'nin yaşamış olduğu dönemin daha iyi anlaşılabilmesi açısından önemlidir. Bu mihvalde geçmişten gelen zenginliğimizin yapı taşlarından bir tanesi olan Cevrî Divanı'nın gazellerinden 111 ile 166. gazeller arasındaki beyitlerden seçilen 200 beyit şerh edilmiştir. 17. yüzyıl şairlerinden Cevrî mahlaslı İbrahim Çelebi'nin Divanı'nın şerhi yapılırken klasik şerh usullerine bağlı kalınmıştır. Bu çalışmada, muhtevanın tam olarak anlaşılabilmesi için Hüseyin Ayan'nın "Cevrî Hayatı, Edebi Kişiliği, Eserleri ve Divanının Tenkitli Metni" adlı çalışmasından gazel metinlerinin kendisi verilmek suretiyle şerhi amaçlanmıştır. Çalışmada ilk olarak Cevrî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri yer almaktadır. Çalışmanın diğer bölümünde ise asıl araştırma konusu olan Cevrî'nin 111-166 ıncı gazellerine ait 200 beyit şerh edilmiştir. Şerh yapılırken ilk olarak beyitler nesre çevrilmiştir. Sonrasında günümüz Türkçesine aktarılarak açıklanmıştır. Bu açıklamaların temel amacını şairin beyitte anlatmak istediği anlam oluşturmaktadır. Her beyit dönemin şartları göz önünde bulundurulmak suretiyle farklı kaynaklardan faydalanılarak anlamları ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: 17. yüzyıl, Cevrî, İbrahim Çelebi, divan, şerh
Cevrî'nin 167-220 inci gazellerinden 200 beyit şerhi
"Cevrî'nin 167-220 inci Gazellerinden 200 Beyit Şerhi" adlı bu tez çalışmasında Cevrî Divanı'ndan seçilen iki yüz beyitin şerhi yapılmıştır. Bu çalışma ile on yedinci asrın şairlerinden olan Cevrî'nin sanat anlayışının, edebi kişiliğinin ve edebiyattaki yerinin anlaşılması hedeflenmiştir. Hazırlanan çalışma iki bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. İlk bölümde Cevrî'nin hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında, incelenen kaynaklardan yararlanarak genel bilgi verilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümü de Cevrî Divanı'ndan seçilen iki yüz beyitin şerhinden oluşmaktadır. Bu beyitleri şerh ederken klasik şerh metodu uygulanmıştır. Beyitler, önce günümüz Türkçesiyle nesre çevrilmiş, sonra seçilen beyitler açıklanmıştır. Böylece şairin anlatmak istediğinin günümüzde anlaşılması için çaba sarfedilmiştir. Beyitler açıklanırken edebi sanatlara da yer verilmiştir. Çalışmada beyitlerin asıl kaynağı olarak Hüseyin Ayan'ın hazırladığı "Cevrî Hayâtı, Edebî Kişiliği, Eserleri ve Divanı'nın Tenkîdli Metni" adlı kitap esas alınmıştır. Bu anlamda çalışmanın sahadaki yeni şerh çalışmalarının önünü açacağını düşünmekteyiz. Anahtar Kelimeler: Cevrî, divan, 17. yüzyıl, şerh.
Mecmua-i Gazeliyat (İÜ-TY03802) ın transkripsiyonlu metni ve MESTAP ölçütlerine göre sistematik tasnifi
Çalışmamız İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesinde (NEKTY03802) yerel yer numarasıyla bulunan Mecmua-i Gazeliyat isimli gazel mecmuasının çeviri yazı harflerine aktarımı ve sistematik tasnifinden oluşmaktadır. Mecmua-i Gazeliyat, seçme şiirlerden meydana getirilmiş bir mecmuadır. Kim tarafından derlendiği ve istinsah edildiği bilinmeyen 112 varaklı bu mecmuanın ne zaman istinsah edildiği de bilinmemektedir. Mecmua, divanlarda yer almayan şiirleri ve divanı olmayan şairlerin şiirlerini içermesi bakımından Türk edebiyatı için önemlidir. Çalışmamız, giriş ve sonuç bölümü hariç üç ana bölüme ayrılmıştır. Giriş bölümünde mecmualar hakkında genel bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Mecmua-i Gazeliyat'ın tanıtımı yapılmıştır. İkinci bölümde Necâtî, Zâtî, Üsküplü İshak Çelebi, Hayretî, Mesîhî, Âhî, Revânî, Şemʿî, ʿAmrî, Kâdirî, Nihânî, Ahmed-i Dâʿi, Nesîmî, Emrî, Bâkî, Şeyhî, Yahya Bey (Taşlıcalı) ve Saʿdî gibi 15-16. yüzyıllarda yaşayan Klasik Türk edebiyatı sanatçılarının gazellerinin bulunduğu mecmua; divanlarla kıyaslanarak çeviri yazı harfleriyle yer almıştır. Üçüncü bölümde mecmuada yer alan gazeller ve diğer şiirler Mecmualarının Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP) kapsamında sınıflandırılmıştır. Sonuç kısmındaysa ulaşılan sonuçlarla Mecmua-i Gazeliyat'ta yer aldığı halde divanlarda bulunmayan gazel ve beyitler belirtilmiştir.
Paris Milli Kütüphanesi 380 numaralı şiir mecmuası (62a-114b) (Metin-inceleme-nesre çeviri-MESTAP tablosu)
Bu çalışmada Paris Millî Kütüphanesinde bulunan 380 numaralı el yazma şiir mecmuasının dijital ortamda oluşturulmuş nüshası kullanılmıştır. Bütünü 114 varaktan oluşan Paris Millî Kütüphanesi 380 numaralı şiir mecmuasının 62a-114b arası varakları transkribe edilerek mecmuada belirtilen sayfa aralığındaki tüm şiirler günümüz Türkçesine aktarılmış, divanlarda veya farklı kaynaklarda mevcut bulunan şiirlerle farkları incelenmiştir. Mecmuanın istinsah tarihi kaydedilen şiirlerin müelliflerinden hareketle 16. yüzyıl olarak saptanmış fakat müstensihi hakkında kesin olarak herhangi bir bilgiye ulaşılamamıştır. İsmi zikredilen 58 şair ve kimliği belirlenemeyen şairlerin şiirlerinden oluşan, 296 şiirin kaydedildiği tespit edilen mecmuanın belli bir düzen dahi linde tertip edilmediği görülmüştür. Divan edebiyatının muhtelif nazım şekillerinden oluşan mecmuada 152 adet şiirle gazel nazım şeklinin en sık başvurulan nazım şekli olduğu saptanmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın giriş bölümünde çalışmanın konusu, amacı ve yöntemi hususunda genel bilgiler üzerinde durulmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde klasik Türk edebiyatında mecmua türü hakkında genel bilgiler verilmiştir. İkinci bölümünde mecmuanın çeşitli yönlerden incelemesi yapılmıştır. Mecmuada yer alan şiirlerin redif ve kafiye dağılımları, nazım şekilleri ve aruz kalıpları, şiir ve şairler dizini, kime ait oldukları belirlenemeyen mahlassız şiirler, mecmuada yer alan Arapça, Farsça, Boşnakça metinler ile nazire olarak kaydedilmiş şiirler tablolar halinde incelenmiştir. Bunun yanında mecmuada bulunan şairlerin biyografilerine yer verilmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise mecmuada karşılaşılan problemler, metin tesisinde takip edilen yöntemler verilerek mecmuada tespit edilen eksik ve hatalara değinilmiştir. Şiirin yoğun olduğu mecmuada nadiren yer alan mensur metinlerin varlığına da dikkat çekilmiştir. Bunun ardından mecmuada belirtilen sayfa aralığında yer alan şiirlerin transkripsiyonlu metni, metnin MESTAP tablosuna göre incelenmesi, divanlarda veya farklı çalışmalarda mevcut bulunan şiirlerle mecmuada bulunan şiirlerin karşılaştırılarak elden edilen farklılıkları, günümüz Türkçesine aktarımı verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Paris Millî Kütüphanesi, mecmua, nesre çeviri, divan şiiri
Paris Millî Kütüphanesi 380 numaralı şiir mecmûası (1a-61b) (Metin- inceleme- nesre çeviri- MESTAP tablosu)
Bu çalışmada Paris Milli Kütüphanesi (BNF) 380 numaralı şiir mecmûasının 1a- 61b yapraklarının transkripsiyonlu metni ve MESTAP'a göre tasnifi yer almaktadır. İncelenen kısmın 2 Arapça mensur metin ve 2 Farsça manzum metin dışında tamamı Türkçe manzum metinlerden oluşmaktadır. Toplamda 29 şairden 302 manzum metin bulunan bu mecmûada tespit edilen 4 kaside, 208 gazel, 17 muhammes, 6 murabba, 64 müfred, 2 mısra vardır. Arapça ve Farsça metinler de eklendiğinde bu sayı 306'ya çıkmaktadır. Çalışma mecmûanın tanımı ve mecmûada şiiri bulunan şairler ve tablolar, transkripsiyonlu metin ve günümüz Türkçesine çevirisi ve MESTAP tablosu olmak üzere üç ana bölümden oluşmaktadır. 15. ve 16.yy şairlerinin şiirlerinden oluşan bu mecmûadaki manzum metinler aruz vezniyle yazılmıştır. Eldeki verilerden 16.yy sonlarında veya 17.yy başlarında bir araya getirildiği düşünülen bu mecmûanın tamamı 114 varaktır. Çalışmaya konu olan kısım 1a-61a arası yapraklardır ve mensur 2 metin dışındaki bu sayfa aralığı bir şiir mecmûası özelliği göstermektedir. MESTAP'ta metinde incelenen, transkribe edilen yerler özet halinde sunulmuştur. Şiir mecmûaları yazıldığı devrin zevk anlayışını, şâirlerin eğilimleri ve birbirlerine bakış açılarını göstermeleri bakımından büyük önem arz etmektedir. Şiir mecmûaları herhangi bir sebepten ötürü eserleri günümüze ulaşamamış yahut bir divan tertip edememiş şâirleri de tanıtan tek kaynaktır. Bunların dışında dönemin şiire bakış açısını da yansıtır. Bu çalışmada yurtdışındaki mecmûalardan birini kapsamlı bir şekilde ele alarak bilim dünyasına tanıtıp katkı sağlamak amaçtır. Anahtar Kelimeler: 15-16.yy, Mecmûa, Paris Milli Kütüphanesi, Gazel, MESTAP
Hayali Bey'in gazellerinin (361-390) şerhi
"Hayali Bey'in Gazellerinin (361-390) Şerhi" adlı bu çalışmamız XVI. yüzyıl şairlerinden Hayali Bey Divanı'ndan seçilen otuz adet gazelin şerhinden oluşmaktadır. Çalışmamız, Hayali Bey'in gazellerinin anlaşılabilmesi ve hak ettiği değeri kazanması yönünden önem arz etmektedir. Çalışmamız ilk bölümünde Hayali Bey'in hayatı, edebi kişiliği ve eseri hakkında kaynaklardan ve incelediğimiz gazellerden yola çıkarak bilgi verilmiştir. İkinci bölüm Hayali Bey'in otuz adet gazelinin şerhinden oluşmaktadır. Gazelleri şerh ederken klasik şerh yöntemini kullandık. Her beyitten sonra kelimelerin anlamlarını belirterek, beyitleri öncelikle orijinal haliyle, sonra da günümüz Türkçesi ile nesre çevirdik. Daha sonra da beytin açıklamasına geçilmiştir. Açıklamalarda, kelimelerin divan şiirinde kullanım alanları, mecazi ve tasavvufi anlamları çeşitli kaynaklardan aktarılmıştır. Bu anlamlardan yola çıkarak şairin vurguladığı ve anlatmak istediği açıklanmaya çalışılmıştır. Her beyit sonunda mümkün mertebe edebi sanatlar izah edilmiştir. Sonuç kısmında, incelediğimiz gazellerden yola çıkarak Hayali Bey'in edebi kişiliği, tasavvufi eğilimi, orijinal hayalleri, kullandığı söz sanatları ve sevgili ile ilgili benzetme unsurları hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hayali Bey, Gazel, Şerh
Uygur atasözlerinin sentaksı
Uygur atasözlerinin sentaksı üzerine geniş ölçekli bir çalışma olmadığını gözlemleyerek bu konuyu işleme kararı aldık. Teze öncelikle Muhemmet Rehim'in Uyġur Xelq Maqal Temsilliri kitabını transkiribe ederek başladık ve hemen ardından bu eserin sözlüğünü oluşturduk. Sentaks üzerine yapılmış tasnifleri inceledikten sonra belirlediğimiz tasnif üzerinden Uygur atasözlerini yapısına göre sınıflandırdık. Bu sınıflandırma sonucunda Uygur atasözlerinin daha çok sıralı cümle yapısında kullanıldığını ve azımsanmayacak ölçüde de basit cümle yapısının kullanıldığını tespit ettik. Basit cümlelerin genel çoğunluğunu ise fiilimsi ile oluşan basit cümlelerin oluşturduğunu saptadık.
Taşlıcalı Yahya'nın 30 gazelinin (1-30) şerhi
"Taşlıcalı Yahya'nın 30 Gazelinin (1-30) Şerhi" adlı bu tez çalışmasında Yahya Bey Divanı'ndan alınan ilk otuz gazelin şerhi yapılmıştır. Bu çalışma ile XVI. yüzyıl şairlerinden biri olan Taşlıcalı Yahya Bey'in edebi yönünün, sanat anlayışının ve edebiyat tarihindeki yerinin daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır. Bu amaçla hazırlanan çalışma iki bölüm ve sonuç kısmından meydana gelmektedir. Çalışmanın ilk bölümünde Yahya Bey'in hayatı, edebi kişiliği ve eserleri hakkında kaynaklardan ve incelenen gazellerden yola çıkılarak bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, Yahya Bey Divanı'ndan alınan ilk otuz gazelin şerhinden oluşmaktadır. Bu gazelleri şerh ederken klasik şerh yöntemi uygulanmıştır. Klasik şerh yöntemine göre beyitler, önce günümüz Türkçesine göre nesre çevrilmiş, daha sonra da bu beyitlerin açıklamalarına geçilmiştir. Açıklamalarda, kelimelerin divan şiirinde kullanım alanları, mecazi ve tasavvufi anlamları çeşitli kaynaklardan aktarılmıştır. Bu anlamalardan yola çıkarak şairin vurguladığı ve anlatmak istediği açıklanmaya çalışılmıştır. Her beyit sonunda mümkün mertebe edebi sanatlar izah edilmiştir. Sonuç kısmında, incelenen gazellerden yola çıkarak Taşlıcalı Yahya Bey'in edebi kişiliği, şiirlerde ele aldığı konular, kullandığı söz sanatları hakkında bilgi verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Yahya Bey, gazel, şerh.
Musullu Es'ad Seyyîd Mehmed: Hayatı, edebî kişiliği ve dîvânı
Musullu Esad Seyyîd Mehmed, 18. yüzyıl Dîvân şairlerimizden biridir. Çalışmamızda Musullu Esad Seyyîd Mehmed'in hayatı, edebî kişiliği ve Dîvânı hakkında bilgiler verilmiş, Dîvân'ın transkripsiyonlu metni hazırlanmıştır. Musullu Esad Seyyîd Mehmed'in Dîvânından başka bir eseri bilinmemektedir.Musullu Esad Seyyîd Mehmed 18. yüzyıl şairlerinin genelinde olduğu gibi eserlerinde sade bir dil kullanmış ve mahallîleşme akımının etkisinde kalmıştır. Ayrıca tasavvufa pek değinmemiş ve şiirlerinde iç içe geçmiş manalara yer vermemiştir. Musullu Esad Seyyîd Mehmed dönemin meşhur şairlerinden Nedim'in etkisinde kalmış ve onun şiir tarzını benimsemiştir.18. yüzyıl şiir anlayışının ortaya konulmasında transkripsiyonlu metnini hazırladığımız bu Dîvân'ın az da olsa faydalı olacağını düşünüyoruz.
Sadi Karabâğî hayatı, edebî kişiliği, dîvânı ve incelemesi
Sadi Karabaği, 19. Yüzyılda yaşamış ve Azerî olup, Anadolu sahasında eser veren ve özellikle Amasya'da yetişmiş ve bu çevrede etkili olmuş bir Dîvân şairimizdir. Çalışmamızda Sadi Karabaği'nin hayatı, edebî kişiliği, Dîvânı ve incelemesi hakkında bilgiler verilmiş, Dîvân'ın transkripsiyonlu metni hazırlanmıştır.Sadi, eserlerinde sade bir dil kullanmış, yetiştiği çevrenin etkisiyle mahallî ağız özelliklerinin ve Azerî kökenli olması nedeniyle de Azerî şivesinin etkisinde kalmıştır. Tasavvufî yönü olan şairin, doğduğu bölgenin ve eğitim aldığı çevrenin etkileri, inanç dünyası şiirlerinde görülmektedir. Sadi Karabaği, yine Azerî ve özellikle Amasya'da etkili olmuş ve tasavvufî yönü güçlü olan Nigârî'nin etkisinde kalmıştır.19. yüzyılda Anadolu'da cereyan eden Divan şiiri anlayışının ortaya konulması için transkripsiyonlu metnini ve incelemesini hazırladığımız bu Dîvân'ın az da olsa faydalı olacağını düşünüyoruz.Anahtar Kelimeler: Sadi Karabaği, 19. yüzyıl, Dîvân şiiri, tasavvuf, Azerî.
Mecmûa-i Gazeliyat(Milli Kütüphane 06 Hk 319/1) Metin-İnceleme
Şiir mecmuaları edebiyat tarihimizde, yazıldıkları dönemin edebi zevkini yansıtması, kayıp olan eserleri gün yüzüne çıkarması, şairlerin herhangi bir sebeple divanlarına almadıkları şiir veya yazıları ihtiva etmesi ve divanı olmayan şairlerin şiirlerine yer vermesi açısından oldukça önemli eserlerdir. Mecmûa-i eş?ar ve Mecmûa-i devavin ismiyle derlenen mecmualar genellikle bir tür el kitabı mahiyetinde olduğu için fazla rağbet görmüş ve Osmanlı dünyasında oldukça yaygınlaşmış bir türdür. Çalışmamızın konusu olan, 06 Hk 319/1 numaralı ?Mecmûa-i Gazeliyat? isimli eser de XVI. yüzyılda yazıldığı tahmin edilen ve müellifi bilinmeyen bir şiir mecmuasıdır. İki bölümden oluşan mecmûanın ilk bölümünde kaside, murabba?, rubâ?i, muhammes, müseddes, müsebba?, müsemmen, terkib-i bend ve terci?-i bend nazım şekilleri yer alırken; ikinci bölüm ?Mecmûa-i Gazeliyat? başlığı ile pek çok şairin gazelini ihtiva eder. Çalışmamızda söz konusu eserin transkripsiyonlu metnini hazırlayarak, şiirlerin vezinlerini bulduk ve ulaşabildiğimiz kadarıyla divanları yayınlanmış olan şairlerin divanlarında yer alan şiirleriyle mukayese ettik. Ayrıca mecmûada yer alan şiirleri nazım şekilleri açısından tasnif ettik ve şiirlerine yer verilen şairler hakkında da kısaca bilgi verdik. Anahtar Kelimeler: Mecmûa, Mecmûa-i Gazeliyat, divan, nazım şekilleri
Dai Mehmet'in Nevhatü'l-Uşşâk isimli eseri: Transkripsiyon-inceleme
Mesneviler, divan edebiyatının en önemli kaynaklarından biridir. Gerek divan edebiyatı gerekse dönem hakkında bilgi vermesi ve kültürel aktarımda bulunması açısından son derece önem arz etmektedir. Beyit sınırlamasının olmaması, aruzun kısa kalıplarının kullanılması bu nazım şekline olan ilgiyi arttırmıştır. Üzerinde inceleme yaptığımız 06 Mil Yz A 6523/1 numaralı "Nevhatü'l-Uşşâk" adlı mesnevi de 17. yüzyılda Dai Mehmet tarafından yazılmıştır. 2126 beyitten oluşan mesnevide beş beyitlik bir gazel, 16 beyitlik bir kaside, yedi bentlik mütekerrir müsemmen, beşer bentlik iki mütekerrir murabba, üç kıt'a, bir Farsça beyit ve en sonda da yirmi dört beyitlik bir kıt'a-i kebîre bulunmaktadır. Eserin sonuna doğru ise üç parça hâlinde nesir kısımlar yer almaktadır. Çalışmamızı yaparken eserin dış özellikleri hakkında bilgi verdik. Şairin hayatına, edebi kişiliğine, eserlerine değindik. Sonrasında eseri, var olan diğer mesnevileri göz önünde bulundurarak şekil, içerik, dil ve anlatım yönünden inceledik. Eserin, transkripsiyonlu metnini hazırlayıp günümüz Türkçesine çevirerek veznini bulduk. İçerisinde bulunan farklı nazım şekillerini tespit edip sınıflandırdık. Anahtar Kelimeler: Mesnevi, Nevhatü'l-Uşşâk, nazım şekilleri.
Seyyid Nakib-zâde Ni'metî hayatı edebî şahsiyeti eserleri ve dîvânı
Seyyid Nakib-zâde Ni'metû 17. yüzyılda Bursa'da yaşamış önemli bir şair veömrünü ilme vakfetmiş bir şahsiyettir. Asıl adı Nimetullah'tır. 1020 (1610) tarihindedoğmuştur. Yaklaşık kırk yıl yaşamış ve 1060 (1650) tarihinde vefat etmiştir. Babasınınve dedesinin nakibü'l-eşraf olması dolayısıyla Nakib-zâde olarak tanınmıştır. BursaMedresesi'nde müderrislik ve Bursa Mahkemesi'nde baş kÄtiplik yapmıştır.Şiirde usta olan Nakib-zâde, güzel yazısıyla da nam yapmıştır. Muamma ve tarihkonusunda ayrı bir şöhrete sahiptir. TasavvÅ«fį şiirleriyle FuzÅ«lį'ye benzeme gayretindeolan şairin sosyal konulara yaklaşımında belirgin bir RÅ«hį etkisi vardır. Aşk ve tabiatkonularında ise BÄkį etkisiyle şiir yazmıştır.Ni'metû, çok uzun yaşamamış olmasına rağmen iki önemli esere imza atmıştır.Şairin asıl önemli eseri DįvÄn'dır. Ni'metû DįvÄnı'nın tek nüshası bulunmaktadır.Eserde kaside, mektÅ«b-ı manzum, şikÄyet-nÄme, terkib-i bend, tesdis, müseddes,tahmis, gazel gibi nazım şekillerine yer verilmiştir. Aruzu ustaca kullanan şair,sanatlarla da şiirini süslemiştir. Arapça ve Farsçanın inceliklerine vÄkıf olan şÄir,şiirlerinde bu vukufundan faydalanmıştır; fakat şiiri hiçbir zaman anlaşılmaz halegetirmemiştir. Yer yer halk söyleyişine yakın şiirler yazan şair, deyim ve atasözlerini desıkça kullanmıştır. Ni'metû'nin diğer önemli eseri de ŞÄhidį'ye nazįre olarak yazdığınısöylediği Tuhfe-i Ni'metû'dir. Bu eser bir lugat olup manzum olarak yazılmıştır. Her ikieserin de müstensihi şairin kardeşi olan Şeyhį Çelebidir.