Theses supervised by Prof. Dr. Binnur Gürler

23 theses · Dokuz Eylül University

DoctorateOpen AccessTR

Metropolis geometrik dönem seramiği

Bu çalışmada, Metropolis akropolünde bulunan Protogeometrik ve Geometrik Dönem'e tarihli seçme seramikler ile Bademgediği Kalesi kazılarında bulunan Geometrik Dönem'e tarihli seramikler incelenmiştir.Batı Anadolu'da, Geometrik Dönem tabakaları, çoğunlukla Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma Dönemi tabakalarının altında yer alır. Bundan dolayı, Batı Anadolu'daki kazılarda az miktarda Geometrik Dönem'e tarihli seramik ele geçmiştir. Tezimizin konusunu oluşturan seramikler bu açıdan ayrıca bir öneme sahiptir.Metropolis akropolünde bulunan seramikler birkaç sondajdan ele geçmiştir. Tez kapsamında yer alan 36 parça seramik, Metropolis kronolojisi için önemli veriler sunmuştur. Daha önceki çalışmalarda Metropolis'te 2. Bin yerleşimim İ.Ö. 1030 yıllarına kadar devam ettiği anlaşılmıştır. Bu çalışmayla birlikte, Akropol'deki yerleşimin kesintisiz olarak Protogeometrik Dönem ve Geometrik Dönem boyunca devam ettiği anlaşılmıştır.Bademgediği Kalesi höyüğünde yapılan kazılarda 6 tabaka tespit edilmiştir. En üstteki I. Tabaka tamamen Geometrik Dönem'e tarihlidir. Bu haliyle Bademgediği Kalesi Batı Anadolu kentleri içinde bir ilki oluşturmaktadır. Höyüğün kuzeyinde yapılan kazılarda, I. Tabaka'ya ait yaklaşık 780 parça seramik ele geçmiştir. Bu seramiklerin incelenmesi sonucunda; Bademgediği Kalesi I. Tabakanın başlangıç ve bitiş tarihleri tespit edilmiştir. Geometrik Dönem'e tarihli bazı yeni vazo formları Geometrik Dönem repertuarına katılmıştır. Batı Anadolu'nun en prestijli kaplarından olan kuşlu skyphosların yeni tipleri ortaya çıkmıştır. Bademgediği Kalesi I. Tabaka'nın kullanım süresi çok dar bir zaman dilimini kapsamaktadır. Bundan dolayı, Batı Anadolu'da bulunan ve tarihlemesi hayli problemli olan birçok vazo formunun tarihi, Bademgediği Kalesi buluntuları sayesinde daha sağlıklı biçimde tarihlenmiştir.

Cenker Atila
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
DoctorateOpen AccessTR

Elagabalus devri din ve sanat ilişkisi

Severuslar Hanedanlığı, Roma İmparatorluğunun görkemini yitirmeye başladığı İ.S. 193 - İ.S. 235 yılları arasına tarihlenmektedir. Çeşitli ekonomik sıkıntıların yaşandığı ve imparatorluğun geleceğini belirleyen politikaların uygulandığı bu dönemde İmparator Elagabalus, çarpık ilişkileri ve dinsel yaşamıyla en sıra dışı karakterlerden biri olarak ortaya çıkar. Suriye?nin Emesa kentinde ?Baal? inancını yürüten bir aileye sahip imparator, bu dine kendini adayacak şekilde yetiştirilir ve henüz 5 yaşında iken dinin başrahibi ilan edilir. Elagabalus, İ.S. 218 yılında henüz 14 yaşında bir çocukken tahta çıkar ve İ.S. 222 yılında 18 yaşında cesedi parçalara ayrılarak öldürülür. Bu derece nefret kazanmasında en büyük etken Henotheist bir yaklaşımla aynı adı taşıdığı tanrısı Elagabalus?u, Roma İmparatorluk değerlerini hiçe sayarak, baş tanrı Iüpiter?in de üstünde, devletin yeni baş tanrısı yapmaya çalışmasıdır. Hatta daha da ileri giderek, Roma kültünde son derece kutsal sayılan Vesta inancına kendini adamış bir rahibe ile evlenmesi, tepkilerin artmasında bir diğer önemli etkendir. Ayrıca imparatorun dininin, bir Romalı için sapkınlık olarak algılanan ayinleri, çocuk kurbanı, sünnet ve hadımlık gibi uygulamaları, kendisinin eşcinsel davranışları ve biseksüel ilişkileri yaşamının önemli detayları olarak aktarılır. Bu tezde Antik yazarların anlatımları, modern araştırmalar ve az sayıdaki maddi kültür kalıntılarının yardımıyla, İmparator Elagabalus?un söz konusu yaşantısı tanıtıldı ve yukarıda verilen iddiaların doğruluğu tartışılmaya çalışıldı. Özellikle imparatorun ele geçen büstleri üzerinde Fizyonomi (ya da Fizyognomi) yöntemiyle yapılan karakter analizi ilginç sonuçlara ulaşılmasını sağladı. Anahtar sözcükler: Severuslar Hanedanlığı, Emesa Antik Kenti, İmparator Elagabalus, Tanrı Elagabalus, Fizyonomi (Fizyognomi)

DinDin-sanat ilişkisiElagabalus+2
Handan Bilici Altunkayalıer
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
DoctorateOpen AccessTR

Smyrna terrakottaları

İÖ 4. yüzyılda Pagos (Kadifekale) eteklerinde yeniden kurulan Smyrna, Hellenistik Dönem'den itibaren Batı Anadolu'nun en önemli pişmiş toprak figürin üretim merkezlerinden biri haline gelmiştir. Dünyanın pek çok büyük müzesinde çok sayıda Smyrna kökenli figürin bulunmakta ve sergilenmektedir. Ancak bu müzelerin koleksiyonları içerisinde yer alan figürinler bilimsel çalışmalardan elde edilmemiş olup, büyük kısmının buluntu yeri tam olarak bilinmemektedir. Bu durum kayıtları detaylı tutulmuş bazı gruplar haricinde müzelerde korunan Smyrna figürinleri için köken sorunu yaratmıştır. 1930'lu yıllarda başlayan ve aralıklarla günümüze değin sürdürülen kazılarda ortaya çıkarılan figürinler ise Smyrna Antik Kenti'nde ortaya çıkarıldığı kesin olarak bilinen eserler olmaları açısından önem taşımaktadır. Kazılarda bulunan figürinler, bugüne değin kente ait olup olmadığı kesin olarak bilinmeyen eserler üzerinden yapılan değerlendirmelerin sınanmasını ve konu ile ilgili yeni verilere ulaşılmasını sağlamaktadır. 19. yüzyılın sonundan itibaren Smyrna figürinleri ile ilgili olarak gerçekleştirilen araştırmalarda, bazı teknik, tipolojik ve stilistik kriterler belirlenmiştir. Bu çalışma kapsamında ilk olarak Smyrna figürinleri ile ilgili bugüne değin yapılmış olan tüm çalışmalar incelenmiş, ve bu çalışmaların sonuçları kentte sürdürülen kazılar ve yeni buluntular ışığında tekrar ele alınmıştır. Böylece Smyrna atölyeleri için daha net teknik, stilistik ve tipolojik özellikler belirlenebilmiştir. Ayrıca Smyrna figürinleri ile ilgili detaylı ikonografik değerlendirmeler yapılarak elde edilen sonuçlar kentte varlığı bilinen kültler ve Antik Dönem'deki sosyal yaşam açısından değerlendirilmiş, pişmiş toprak figürinlerin Antik Smyrna'nın dini, siyasal, kültürel, toplumsal hayatındaki yeri belirlenmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Smyrna, figürin, pişmiş toprak, ikonografi, kabartmalı kaplar, pişmiş toprak sunaklar.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+6
Gözde Şakar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Müzesi'nden tapınak betimli roma dönemi sikkeleri

Manisa Müzesi'ndeki tapınak betimli Roma Dönemi sikkeleri toplam 57 adet olup, bunların büyük kısmı Lydia, bir kısmı da İonia, Mysia ve Pamphylia bölgesine ait İmparatorluk dönemine tarihlenen sikkelerdir. M.S. 2-3 yüzyıllarda basılmışlardır. Sikkelerin bir kısmı (ön yüzünde İmparator ve İmparatoriçe betimleri bulunanlar) merkez darphane basımıdır. Bunun yanı sıra otonom (bağımsız), pseudo-otonom (sözde bağımsız) şehir sikkeleri ve dönemin kentler arası ticari ilişkilerini kanıtlar nitelikte "Homonoia/Concordia" (genel bağlamda Homonoia sikkelerinin basım amacı siyasi ya da ticari ilişkilerden kaynaklanmaktadır) olarak adlandırılan uyum, birlik anlamı taşıyan örnekler de bulunmaktadır. Roma Dönemi altın, gümüş ve bronz sikkelerinin ön yüzlerinde genellikle İmparator ve İmparatoriçelerin profilden betimleri yer alır. Aynı zamanda sikkelerin ön yüzlerinde senatör büstleri ve dönemin önde gelen bazı magistratlarının betimleri de görülür. Sikkelerin arka yüzlerinde devletin siyasi, ekonomik ve toplumsal yönlerini belirleyen çeşitli figür ve yazılar yer alır. Örneğin, elimizdeki sikkelerin arka yüzlerinde yer alan tapınak betimleri dönemin mimari özelliklerini neredeyse bire bir yansıtmaktadır. Bunun yanı sıra sikke üzerindeki yazılar da sikkenin kullanıldığı dönemden, ait olduğu kente kadar birçok bilgi içerir. İmparatorluk Dönemi sikkelerinin en önemli özelliklerinden biri ön yüzde betimlenmiş olan kişilerin fizyonomilerinin aslına uygun olmasıdır. Bu da sikkenin tarihlenmesi ve tanımlanabilmesi açısından önem arz etmektedir. Anahtar Kelimeler: Sikke, Tapınak, İmparator, İmparatoriçe, Homonoia/Concordia, Roma Dönemi, Manisa Müzesi, Lydia Bölgesi, İonia Bölgesi.

Homonoia sikkeleri
Gülşen Kutbay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Manisa Müzesi ostothekleri

Manisa Müzesi ostothekleri de tarihsel olarak Geç Hellenistik dönem ve Roma İmparatorluk dönemlerini kapsamaktadır. Lidya Bölgesi kentlerinden bulunmuşlardır. Ostotheklerin üzerinde bulundukları bölgenin özelliklerini taşıyan bezemeler yer alır. Manisa Müzesi'ndeki örnekler de Lidya Bölgesinin özelliklerini taşımaktadır. Toplam 24 adet olmakla beraber, 7 adet bezemesiz sade, 1 adet boğa başlı, 2 adet koçbaşlı, 10 adet üzeri Yunanca yazılı, 3 adet anahtar deliği bezemeli, 1 adet el sıkışan iki insan bezemeli olarak sınıflandırılıp incelenmiştir. Bilgisayar çizimi ile ayrıntılı görsellik sağlanmıştır.

Pınar Mertelli
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Metropolis buluntuları ışığında Batı Anadolu'daki Hellenistik-Roma Dönemi mutfak kültürü

Batı Anadolu'daki Hellenistik ve Roma Dönemi mutfak ve mutfak kültürünü incelediğimiz bu çalışmanın esas amacı Metropolis'te ortaya çıkarılmış kalıntılar ölçeğinde Antik Dönem'de Batı Anadolu'daki konutlarda mutfağın yerini ve önemini tespit edip mutfak kültürü hakkındaki bilgilerimizi arttırmaktır.Bu çalışmayı gerçekleştirmek için öncelikle antik kaynaklar taranmış, antik dönem mutfak mimarisi ile ilişkili olarak Metropolis'te ortaya çıkarılmış konutlar incelenmiş ve bu konutlar ile ilgili yayınlardan ve tezlerden faydalanılmıştır. Daha sonra Metropolis'te bulunmuş olan insan iskeletlerine ait çene kemikleri ve konutlarda bulunmuş hayvan kemikleri konunun uzmanları ile birlikte incelenerek Metropolis mutfak kültürü bağlamında, Metropolis insanının beslenme ve pişirme alışkanlıkları aydınlatılmaya çalışılmıştır. Son olarak da Metropolis buluntuları ışığı altında Batı Anadolu'nun Priene, Pergamon, Erthrai, Ephesos, Antandros ve Smyrna gibi diğer antik kentlerde konutlar da mutfak olduğu düşünülen mekanlar incelenerek Batı Anadolu'nun Hellenistik ve özellikle de Roma Dönem'i mutfak yapısına ışık tutulmaya çalışılmıştır. Konu çok geniş boyutlu bir yapıya sahip olduğu için konu bütünlüğünün dağılmaması için mutfağın konut içerisindeki konumu, mimari tarzları ve öncelikle mutfakla ilişkili olarak pişirme kapları incelenmiştir.Sonuç olarak: Antik yazarların da aktarmış olduğu veriler ışığında Batı Anadolu'da özellikle Roma Dönemi'nde tricliniuma sahip olan avlulu konutlarda mutfak mekanı olmalıdır. Konut içerisinde ki konumu olarak da genelde kanalizasyon sistemini ortak kullanabileceği latrina veya banyo gibi mekanlara yakın olarak inşa edilmiştir. Metropolis'te özellikle Tüccar evi olarak da anılan Ada-5 ve Resepsiyon Salonu olarak adlandırılan konutlarda mutfak yapısı olduğu düşünülen kısımlar aktarılmıştır. Metropolis'de bulunmuş insan iskeletlerine ait çene kemikleri ve hayvan kemikleri ışığında Metropolis insanın daha çok tahıl ağırlıklı bir beslenme alışkanlığına sahip olduğu ve çoğunlukla gıdalarını güveç tarzı kaplarda pişirdikleri anlaşılmıştır.Anahtar Kelimeler: Konut, Mutfak, Culina, Pişirme kapları, Kemikler

KonutKonut tasarımıMetropolis+4
Yaşar Serkal Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Kibyra kalıp yapımı kaseleri

Hellenistik Dönem seramik grupları içinde, kalıp yapımı kaselerin Anadolu'da önemli bir yeri vardır. Kalıp yapımı kaseler Anadolu ve Anadolu dışında kendi içlerinde bölgesel farklılıklar barındırmaktadır. Bunun yanı sıra dönemin evrensel felsefesi sonucu yerleşim merkezleri arasında etkileşim de söz konusudur. Kalıp yapımı kaseler metal kaplardan esinlenilerek üretilmeye başlanmıştır ve Anadolu'da özellikle İ.Ö. 2. yüzyılda yoğun olarak üretilip kullanılmıştır. Kaseler form gelişimi açısından çok, barındırdıkları dekor özellikleriyle tarihlenir ve adlandırılırlar. Kalıp yapımı kaseler kendi içinde çam kozalağı, küçük yaprak dekorlu, bitkisel, bitkisel-figürlü, konsantrik yarım daire, uzun taç yaprak ve ağ motifi dekoru gibi gruplara ayrılmışlardır. Gruplar arasında tarihleme açısından kesin geçişler azdır.Kibyra, bugün Burdur ilinin Gölhisar ilçesinde konumlanırken antik çağda Likya, Karia, Phrigia ve Pisidia bölgelerinin odağındadır. Geniş yayılım alanı ve görkemli yapıları ile Kibyratis'in başkentidir. Kibyra, Hellenistik ve Roma Dönemi'nde seramik üretimi açısından Anadolu'da önemli bir yere sahip olmalıdır. Bunu 2006'dan itibaren Burdur Müzesi, Akdeniz Üniversitesi ve Mehmet Akif Üniversitesi tarafındansürdürülen kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarından ele geçen seramiklerin niceliği ve niteliği kanıtlamaktadır.Kibyra kalıp yapımı kaselerinin oldukça özgün bir dekor stili vardır. Burada kullanılan birçok figür, şu ana kadar yayını yapılan kentlerin malzemeleri arasında görülmemektedir. Kentte yapılan kazı çalışmalarından ve yüzey araştırmalarından ele geçen kalıplar ve üretim hatalı malzemeler, kentin üretimini açıklamaktadır.Kibyra'da 2006'dan itibaren ele geçen kalıp yapımı kaseler arasında en yoğun gruplar bitkisel ve figürlü dekorasyona sahip kaselerdir ve bu gruplar, şu an ki incelemeler çerçevesinde İ.Ö. 2. yüzyılın başından İ.Ö. 2. yüzyılın ortalarına dek sevilerek kullanılmıştır. Kentte ele geçen çam kozalağı dekorlu kaseler grubun geç dönem özelliğini yansıtır ve İ.Ö. 2. yüzyılın ortalarına aittirler. Küçük yaprak dekorlu gruba ait kaseler oldukça özenli yapılmış ve İ.Ö. 2. yüzyıl ortalarından İ.Ö. 1. yüzyıl içlerine kadar üretilmiştir. Uzun taç yaprak dekoru kentte diğer merkezlere uygun olarak İ.Ö. 2. yüzyıl ortalarında varlık göstermektedir.Çerçevelerde İon kymationu, defne demeti, meander, spriral ve gioş motifi, makara-inci dizisi, boğa başları, yunuslar dekor olarak tercih edilmiştir. Madalyonlarda genellikle petalli çiçekler kullanılmıştır.İncelenen malzemeler arasında ithal malzeme bulunmamaktadır; ancak bu malzemelerde Pergamon, Ephesos ve Sardis üretimlerinin özellikleri saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) Kibyra 2) Kalıp Yapımı 3) Hellenistik 4 ) Seramik

Helenistik DönemKalıp yapımıKaseler+2
Başak Saygılı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Metropolis Hamam ve Latrinasında bulunmuş camlar

Hazırlanan bu tezin temel amacı Metropolis Hamam-gymnasium kompleksinde yapılmış kazılar sırasında bulunan camların form özelliklerini belirlemek ve bulundukları mekânlar ile aralarındaki bağlantıyı irdelemektir. Bu amaca yönelik olarak yapılan çalışmada 191 adet bir forma ait cam buluntu, 26 adet bilezik parçası ve pencere camları ele alınmıştır.Tez kapsamında ilk olarak Metropolis Antik Kentinin kısa bir tarihi anlatıldıktan sonra Hamam-gymnasium kompleksinin bulunduğu insula'da 1997-2000 yılları arasında yapılan kazılar kısaca anlatılmış.?Hamam-gymnasium buluntusu camların form özellikleri? başlığıyla katalogda değerlendirilmiş olan 217 adet buluntu kendi içinde kâseler, tabaklar, kavanozlar, unguanteriumlar, şişeler, bardaklar, kandiller, pencere camları ve bilezikler olarak ana gruplara, kendi aralarında ise alt gruplara ayrılmışlardır. Bu bölümde cam buluntular ile kompleks arasında daha kolay bağ kurulabilmesi için kompleksin kazıları yapılırken tutulan ?günlük kazı defterleri? nden de faydalanılmıştır. Katalog bölümünde formların tanımı, üretim tekniği, tarihlendirilmesi ve paralellerine yer verilmiştir.Sonuç bölümünde buluntu grupları kronolojik olarak değerlendirilmiştir. Hellenistik dönem tek bir parça ile temsil edilirken, buluntuların büyük bölümünü oluşturan Roma Dönemi camları kapsamlı olarak ele alınmıştır. Bu alanda üst kotlarda, dolgu toprak içinde ya da bu alana geç dönemde yapılmış mekânlar içerisinde bulunan Orta Bizans devrine tarihlendirilmiş camlar da görmezden gelinemeyecek kadar yoğun olduğu için bu tez kapsamında değerlendirilmiştir.Yapılan bu çalışmayla komplekste bulunan cam formları, bu formların yapım teknikleri, pencere camlarının yapı ile ilişkisi, kentte yerel üretimin varlığı tespit edilmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: Cam, Cam Formları, Hamam-Gymnasium, Latrina, Metropolis.

Antik şehirlerArkeolojik kazılarCam+5
Emine Akkuş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Anadolu'da antik çağ altın ve gümüş takı buluntuları: Araştırmaların aşaması hakkında bir değerlendirme

Bu çalışma, Anadolu'da antik dönem altın ve gümüş buluntuları üzerine yapılmıştır. Çalışmanın amacı, Anadolu takı buluntularının incelenmesi ve yapılan çalışmaların değerlendirilmesidir.Bu hedef doğrultusunda, takı yapımında kullanılan malzemelerin, üretimi ve kullanımı incelenmiştir. Altın ve gümüşün kullanılmaya başlamasından Bizans Dönemine kadar olan zaman diliminde takılar sınıflandırılmıştır. Sınıflandırma içinde, takı ve takı sanatının gelişimi ve değişimi örneklerle incelenmiştir.M.Ö.3.binden itibaren kullanılan altın ve gümüş takılar ile ilgili araştırmalar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Anadolu takı sanatı hakkında çıkarımlar yapılmıştır.Anahtar Kelimeler: Altın, Gümüş, Anadolu, Takı

AltınAnadoluAntik Çağ+5
Şerife Dili
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
21
Master'sOpen AccessTR

Antalya Müzesi'nde bulunan geç antik çağ kandilleri

Bu çalışmada ilk olarak mum ve meşalenin ne zamandan itibaren ve ne şekilde kullanıldıkları kısaca anlatılmıştır. Devamında kandillerin tarihsel gelişimi, yapım tekniği, üzerinde kullanılan bezeme ve yazıtlar, bölümleri ve kandil ticareti incelenmiştir. Ayrıca Candelabrum, Lykhnoukhoi ve Laterna gibi aydınlatma araçlarının ne zaman ve ne şekilde kullanıldıklarına da değinilmiştir. Bir diğer bölümde benzer kandiller tiplere ayrılmıştır, tipler ayrıntılı bir şekilde incelenmiştir. Ayrıca katalogda yer alan kandillerin omuz ve diskus bezemeleri ile damga özellikleri de ele alınmıştır. Çalışmanın son kısmını katalog oluşturmaktadır. Katalog kısmında Antalya Müzesi'nde bulunan yaklaşık 400 adet satın alma, zor alım ve bağış yolu ile gelen kandillerin, konuyu kapsayan belirli bir kısmı ele alınmıştır. Bu bölüm çark ve kalıp yapımı kandiller olarak ikiye ayrılmıştır. Toplam 39 adet kandilden oluşan katalogda her bir kandilin hamur rengi, bezemesi, durumu ve benzer özelliği belirtilmiştir. Çizim ve fotoğraf belgelemeleri de yapılmıştır. Katalogdaki en erken kandiller M.S. 2.-3. yüzyıla tarihlenirken en geç örnekleri 7.-8. yüzyıla tarihlendirilir. Anahtar Kelimeler: Antalya Müzesi, Geç Antik Çağ, Seramik, Kandil.

AntalyaAntalya MüzesiArkeolojik eserler+3
Nurgül Nergiz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Smyrna Agorası'nda ele geçen ticari amphoralar (1998-2006 kazıları)

Roma, tarihi boyunca ekonomik ve siyasi çalkantılardan geçmiştir. 4. yüzyılda, kargaşayı durdurmak için imparatorluğun ikiye bölünmesinden sonra Batının tam tersi Doğu Roma, ticaret ve ekonomi sayesinde ayakta kalmıştır, 4. yüzyılda ekonomik canlılık söz konusudur. Bu durumda, Smyrna Agorası'ndaki amphora buluntularını değerlendirirken, agoranın yeniden inşa edildiği 2.yüzyıl sonu/3. yüzyıl başı ile Roma'da genel olarak ekonomik çıkışın başladığı 4. yüzyılı beraber düşünmek gerekir. Bu tezde, Smyrna agora yapısında ele geçen Hellenistik ve Roma dönemi amphoraları, üretim yerlerine göre gruplandırılmış, bu verilerden bir istatistik elde edilmeye çalışılmış ve bu buluntulardan bir katalog oluşturulmuştur. Helenistik dönemde üretilmiş amphoraların, Roma dönemi amphora buluntularının yanında oldukça az olduğu gözlemlenmiştir. Smyrna agorasındaki amphora buluntuları gruplandığında, Akdeniz'in her yönünden az veya çok ürün geldiği görülmektedir. Bu gruplardan Ege üretimi olanlar sayıca ilk sırada yer almaktadır. Akdeniz'de üretim merkezi, 3. yüzyıl ortası-4. yüzyıl ortasında, batıdan doğu yerleşimlere kaymıştır. Aynı şekilde Smyrna agorasında da Kilikia ve Doğu üretimi amphoraların yaklaşık bu dönemlerde yaygınlaştığı fark edilmektedir. Roma'nın genel ekonomik durumunun Smyrna'yı da etkilediği ortaya çıkmaktadır. Örneğin, 330 yılından itibaren Mısır, annonayı Roma yerine Konstantinopolis'e yönlendirmiştir. Böylelikle, buğday sevkiyatının başlamasıyla birlikte Konstantinopolis güzergâhındaki liman kentlerine Afrika kökenli malların girdiği görülmektedir. Smyrna agorasındaki Afrika üretimi amphoralar da 4-5. yüzyıllarda artmaya başlamıştır.

AgoraAmforalarHelenistik Dönem+3
Gülay Karcı Ağlar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Frig yontu sanatı ve etkileşimleri

Frigler, I. Binde Anadolu'nun siyasi ve kültürel tarihinde önemli bir rol üstlenmişlerdi. Son derece gizemli ve etkileyici işçiliğiyle göze çarpan kaya anıtları ise Frig sanatı ve kültürünün, kaya mimarisinin, en özgün eserleridir.Çalışmamızda, Frig inancındaki Ana Tnrıça/ Matar Kubile ile ilgili olarak Kaya mimarisi ( Fasadlar, Atlarlar ve Orthostatlar), Heykel grupları ( taştan, fildişinden ve kemikten yontulmuş idoller) ve bazı ahşap mobilyalar incelenecektir. Bu anıtlar ve heykel grupları, Frig Ana Tanrıça Kültü ve diğer Kültürlerle olan etkileşimleri hakkında bize ipuçları sağlayacaktır.Frigler Anadolu'ya M.Ö. 1200'lerdeki ? Ege Göçleri? ile gelmişlerdir. İlk olarak Anadolu'nun merkezinde Hititlerinde yerleşim katlarının bulunduğu Hattuşa, Alacahöyük, Pazarlı ve Alişar'da yaşamışlardır. M.Ö. 8.yy. da Gordion'da kendi medeniyetlerini kurmaya başlamışlardır.

Tayfun Işıklar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2008
00
Master'sOpen AccessTR

Antik dönemde kadın ve süslenme

Antik Dönemde kadınların süslenmesi üzerine yaptığımız bu çalışma, Yunan ve Roma odaklıdır. Ancak, bu kültürleri etkileyen Akdeniz coğrafyasındaki Mezopotamya, Mısır, Minos ve Etrüsk gibi daha eski toplumlara da kısaca değindik. Böylece çok yaygın ve açık bir etkiyi ortaya koyduk. Toplumların gereksinimleri, inanışları ve koşulları doğrultusunda değişim görülse de.Kötü hava koşullarından korunmak için hayvan postu ile bedeni örtmek, giderek giysiye dönüşmüştür. Giysiler, hem Yunan hem de Roma'da basit biçimlidir. Kare veya dikdörtgen biçimli tek veya iki parça kumaştan oluşur. Sonra kumaş, bedene sarıldı ve broşlar, iğneler veya dikiş yoluyla omuzlardan birleştirildi. Giysiler, bol kesimliydi ve ayak bileklerine kadar uzundu. Bedene sarılış biçimleri veya drapeler ve pililerle farklılık yaratıldı. Bu giysiler, genellikle üst üste giyildi.Minos ve Doğu kültüründen etkilenen Yunan kadını peplos, khiton, himation ve epiblema giydi. Saçlarını basit biçimde taradı ve eşarp, kurdele veya saç filesi ile başının üzerinde topladı. Özellikle Eski Mısır mücevher teknikleri geliştirilerek muhteşem takılar yaratıldı. Kadınlar saçlarını, başlarını, kulaklarını, boyunlarını, kollarını, parmaklarını, giysilerini ve hatta bütün bedenlerini süslediler.Etrüsk ve Yunan kültüründen geniş biçimde etkilenen Roma, sembolizme önem verdi ve kadınlarını, toplumdaki statüleri ve görevlerine göre giydirdiler. Örneğin toga praetexta, özgür doğmuş kız için; tunica recta, gelinler için; stola, evli ve anne olan kadınlar için; ricinium da dul kadınlar içindi. Roma toplumunda bütün kadınlar, giysiler kadar sembolizme göre saçlarını taradılar. Özellikle imparatoriçelerin saç biçimleri, dönemler içinde, lüle yığınlarıyla çok süslü ve şatafatlı bir biçime dönüştü. Mücevhercilik, Yunanlılardan daha üstün değildi.Yunan ve Roma'da kumaş türleri ve süslemeleri zengindir. Roma'da, sürpriz olmayan bir biçimde renkler de sembolizmle yorumlandı.Mısırlıların sandalı ile başlamış olan Yunan ve Roma kültürlerinin ayakkabı macerası, gelişti ve kapalı ayakkabı ve botlara dek ulaştı.Kozmetik, yine bütün kadınlar için çok önemliydi. Kadınlar, güzellik için, zararlı bile olsa şaşırtıcı malzemeler uyguladılar.İlk kez Sümer'de başlayan tapınak rahibelerinin baş örtüsü, peçesi, erdem ve iffete dönüşmüş olarak Yunan ve Romalı kadınları ev dışında kapatmıştır.Her konuda moda vardır ve dönemlere göre değişmiştir.

Ulfet Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna antik kentinde bulunan pişmiş toprak figürinler

İ.Ö. 4. yüzyılda Pagos (Kadifekale) eteklerinde yeniden kurulan Smyrna, Hellenistik ve Roma İmparatorluk dönemlerinde antik dünyanın önemli pişmiş toprak figürin üretim merkezlerinden biriydi. 18. ve 19. yüzyıllarda bulunan yüzlerce Smyrna üretimi figürin bugün Avrupa ve Amerika'da çeşitli müzelerde sergilenmektedir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde kentte bulunmuş olan bu figürinlerin buluntu yerleri kesin olarak bilinmemekte olup belirli bir kontekste ait olmadıklarından bugüne kadar hep teknik ve stilistik açıdan değerlendirilmişlerdir.Bu çalışmanın konusu olan 42 adet figürin ve figürin parçasının büyük kısmı Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk sistemli kazı çalışmalarından biri olan ve aralıklarla günümüze kadar devam eden Smyrna Agorası kazılarında ele geçmiştir. Bunun dışında incelenen eserlerin bir bölümü de Kadifekale ve çevresinde bulunmuştur. Çalışılan eserler Smyrna'da arkeolojik kazılar çerçevesinde bulunup buluntu yeri net olarak bilinen ilk figürin grubu olması açısından önemlidir. Bu durum Smyrna'da bulunan bir figürin grubunun ilk kez buluntu yeri ve kontekst açısından değerlendirilebilmesini sağlamıştır.Eserler teknik ve stilistik açıdan değerlendirilmiş ve bu değerlendirmelerin sonuçları çeşitli müzelerde bulunan diğer Smyrna üretimi figürinler ile karşılaştırılmıştır. Bu çalışmanın sonucunda, incelenen eserlerin, konu ile ilgili pek çok kaynakta belirtilen bu üretim merkezine özgü teknik ve stilistik özellikleri taşıdıkları görülmüş bunun yanında Smyrna'nın şimdiye kadar derinlemesine incelenmemiş Roma dönemi figürinleri ile ilgili yeni veriler elde edilmiştir. Varılan sonuçlar eserin buluntu yeri ve varsa kontekst verileri ile birlikte ele alınarak, incelenen figürinlerin işlevleri ve üretildikleri tarihler ile ilgili öneriler yapılmıştır.Bu çalışma, halen devam eden kazı çalışmalarında ele geçecek olan diğer figürin gruplarının anlaşılmasına da katkı sağlayacaktır.Anahtar Kelimeler: Smyrna, figürin, pişmiş toprak, Hellenistik, Roma.

Gözde Şakar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu'da podyum mimarisinin oluşumu

Bu çalışmada, Batı Anadolu'da Podyum Mimarisi'nin oluşumu, Tapınak Mimarisi ve Mezar Mimarisi'nin arkeolojik ve yazınsal malzemelerin değerlendirilmesiyle hazırlanmıştır. Tapınak Mimarisi'nde Smyrna, Neandreia, Larisa, Phokaia, Erythrai ve Miletos'daki Athena Tapınakları ile Pergamon'da yer alan Prostylos planlı tapınaklar ele alınmıştır. Mezar Mimarisi'nde de İ.Ö. 6. yüzyıla tarihlenen Taş Kule, Piramit Mezar ve II. Kyros'un Mezarı ile İ.Ö. 5. yüzyıldan İ.Ö. 3. yüzyılın ilk çeyreğine kadar yapılan altı mezar anıtı incelenmiştir.Bu çalışmacının amacı, Podyum mimarisi formunun ortaya çıkışını araştırmak ve İ.Ö. 2. yüzyılın başına kadarki seyrini incelemektir. Sonuç bölümünde ise tüm veriler ışığında podyum mimarisinin ortaya çıkışı ve 500 yıllık uygulamasına dair görüşler özetlenmiştir.Anahtar Kelimeler:1-Podyum2-Batı Anadolu3-Tapınak4-Mezar5-Mimar

AnadoluAnadolu mimarisiBatı Anadolu+6
Mete Mutlu Şahan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Batı Anadolu'da Pers mezarları

Bu tezden, Anadolu'da yaklaşık iki yüzyıl boyunca egemenlik süren Pers İmparatorluğu'nun, Batı Anadolu toprakları üzerinde yaptırdığı mezar yapılarının dekoratif ve mimari özellikleri incelenmiştir. Bu anıt mezarlar ve tümülüsler hakkında günümüze kadar edinilen bilgiler derlenmiş ve akılda kalan sorulara yeni yorumlar getirilmeye çalışılmıştır.Her biri aslında birer tez konusu olabilecek bu tümülüs ve anıt mezarlar arasında zaman zaman karşılaştırmalara gidilerek ortak bir sanat stili bulunmaya çalışılmıştır. Bu mezarların incelenmesi ile dönemin diğer sanat eserleri arasındaki benzerlikleri, örnekler verilerek belirtilmiştir. Bu inceleme sonunda ?Anadolu-Pers? adı verilen yerel bir ikonografi oluşturulmuştur.

AnadoluBatı AnadoluDekoratif ögeler+4
Deniz Utku Erdem
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Parion'un Bizans Dönemi sırlı seramikleri

Parion Antik Kenti, Troas Bölgesi'nin kuzeyinde, bugünkü Çanakkale ili Biga ilçesi sınırları içerisindeki, Kemer Köyü'nde yer almaktadır. Kentle ilgili kalıntılar daha çok köyün kuzeydoğusunda yer alan Bodrum Burnunda yoğunlaşmaktadır. 2005 yılından bu yana Parion Antik kenti kazıları sırasında ele geçen sırlı seramik buluntular bu araştırmanın materyalini oluşturmaktadır. Elde edilen bulgular ışığında seramiklerin tarihlendirilmesi, sınıflandırılması yapılmıştır. Kazı sezonları içinde ele geçen Bizans Dönemine ait olduğunu saptanan 326 sırlı seramik içinden, bilimsel yöntemler kullanılarak, hamur rengi, form, süsleme ve çeşitli sır tekniklerine göre incelenmiş ve bunlardan 194 tanesi değerlendirmeye alınarak kataloğu hazırlanmıştır. Kataloğa alınan seramiklerin 171 tanesi beyaz hamurlu olup MS 9-11. yüzyıla, 23 tanesi ise kırmızı hamurlu olup MS 12. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Seramikler, bulundukları tabakadaki sikkelere, mimari buluntulara ve diğer kontekst malzemeye, göre tarihlendirilmiştir. Parion'da bulunmuş sırlı seramik parçalarının bir bölümünün yerel üretim olduğu diğer bölümünün ise ticaret yolu ile geldiği düşünülmektedir. Bu da bize seramiklerin Parion Antik Kenti'nin Bizans Dönemi'ndeki sosyo-ekonomisi içindeki yaşam, biçim ve gereksinimleri hakkında önemli veriler sunacaktır. Ayrıca kazı çalışmalarından elde edilen verilere göre Troas Bölgesindeki diğer kentlerle ve yakın çevresiyle olan ilişkilerinin aydınlatılmasında önemli rol oynayacaktır.

Bizans DönemiParionSeramik sanatı+2
Umut Büyüme
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
10
Master'sOpen AccessTR

Myrina yakınında bir Roma villası

Günümüzde İzmir İli Aliağa ilçesi yakınlarında yer alan Myrina' nın kuruluşu, birçok kentte olduğu gibi efsanelere dayandırılmıştır. Antik Çağda Attika-Delos Birliğine bağlı, 12 Aiol kentinden biri olan kentin adı, Roma Döneminde Sebastopolis olarak değiştirilmiştir. Zamanla tekrar Myrina ismiyle anılan kent hakkında gün yüzüne çıkmayı bekleyen pek çok bilgi vardır. Tez konusunu; Myrina kentinin 1300 m doğusunda yer alan alanda, 2014- 2015 yılları arasında, İzmir Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından yürütülmüş olan bir kurtarma kazısından elde edilen buluntular oluşturmaktadır. Çalışma alanından açığa çıkarılmış olan Roma villasının bulunduğu tabaka odak noktası alınarak, alandaki diğer tabakalar da incelenmiştir. Söz konusu villaya ait tespit edilen 13 mekanın içerisinden ele geçen buluntular incelenip, yapıyı tarihleme ve kullanım amacını saptayabilmek adına önem arz edenler kataloğa alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Myrina, Roma, Villa, Konut

Arkeolojik eserlerArkeolojik yerleşimKlasik Roma mimarisi+7
Begüm Düztaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna Agorası Bouleuterion seramikleri

Smyrna Antik Kenti gösterişli kamusal yapıları ile antik çağın önemli yerleşimlerinden birisidir. Bu alan içerisinde gerçekleştirilen kazı ve restorasyon çalışmaları 2007 yılından itibaren aralıksız ve sistematik bir şekilde sürdürülmektedir. Çalışma kapsamında Smyrna Agorası Geç Roma Bouleuterion Yapısı üzerinde 2008 - 2016 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucu ortaya çıkarılan Hellenistik Dönem Seramikleri incelenmiştir. Kazı çalışmaları sonucu alan üzerinde Hellenistik Dönemden 20. yüzyıl sonuna kadar kesintisiz bir kullanımın sürdürülmüş olduğu tespit edilmiştir. Bu yoğun kullanımın söz konusu alanda ciddi anlamda tahribata sebep olduğu ve bu nedenle tabakalar arasındaki geçişlerin artarak, mevcut malzemenin de karışık bir şekilde ele geçmesine neden olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle malzemenin tamamı bulunduğu tabakayla değil analojik tarihlendirme yapılarak değerlendirilmiştir. Çalışmanın amacı, Geç Roma Bouleuterion'unda ele geçen Hellenistik dönem seramiklerinin kronolojik ve tipolojik tespitinin yapılarak öncelikli olarak yapıyla olan ilişkisinin irdelenmesini sağlamak ve bu çerçevede Smyrna Agorası Hellenistik Dönem seramik repertuarını yeni buluntularla değerlendirmektir. Geç Roma Bouleuterionu Hellenistik Dönem seramikleri içinden form veren ve dönem özelliği yansıtan 200 parça tez kapsamında değerlendirmeye alınmıştır. İ. Ö. 4 - 1. yüzyıl arasına tarihlendirilen çeşitli seramik gruplarının özellikle İ. Ö. 2. yüzyılda yoğun artış göstermiş olduğu sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Smyrna, Agora, Bouleuterion Yapısı, Hellenistik Dönem, Seramik

Antik şehirlerArkeolojiArkeolojik eserler+6
Gizem Alkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
11
Master'sOpen AccessTR

Metropolis tiyatrosunda bulunmuş olan terra sigillatalar

Metropolis tiyatrounda 1991-2007 yılları arasında yapılan kazılarda bulunmuş olan terra sigillata ve geç roma kırmızı astarlı seramikleri çalışmanın konusudur. Terra sigillata seramikleri, Doğu terra sigillatalar ve Batı terra sigillatalar olarak iki ana grupta incelenir. Yapılan çalışmada 24 parça Doğu sigillata A, 501 parça Doğu sigillata B, 164 parça Doğu sigillata C, 77 parça Geç Roma kırmızı astarlı seramiği incelenmiştir. Tespit edilen parçalar içinden tanımlanabilir 224 parça değerlendirilmiştir. Terra sigillatalar, iyi işçilik, iyi fırınlanmış kaplar ve iyi perdahlanmış kırmızı, parlak astarlı seramiklerdir. Batı sigillataların ortaya çıkışı erken imparatorluk dönemi, MÖ 1.yy, olarak kabul edilirken, Doğu sigillataları için bu tarih MÖ 2. yüzyılın ortaları olarak gösterilir. Geç Roma kırmızı astarlı seramikleri ise 3. yüzyılın ortasından 6. yüzyıla kadar devam etmektedir. Metropolis tiyatrosu sigillataları incelendiğinde yoğunluğun Doğu sigillata B türünde olduğu görülmektedir. Kentin yamaç evleri, stoa ve palaestra sigillatalarına bakıldığında da tiyatrosunda olduğu gibi Doğu sigillata A formu az, Doğu sigillata B ve C seramiği yoğun olarak görülmektedir. Ayrıca kentte yerel taklit olarak tanımlanabilecek parçalar da saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Tiyatro, Terra Sigillata Seramiği, Doğu Terra Sigillata, Erken İmparatorluk Dönemi, Geç Roma Seramiği.

ArkeolojiArkeolojik alanlarArkeolojik kazılar+7
Özlem Makinist
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi Kalkolitik Dönem ölü gömme gelenekleri

Ölümle ilgili sahip olduğumuz bilgi ve bireyin öleceğiyle ilgili farkındalığı, insanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliktir. Ölüm; bütün canlıların yaşayacağı bir deneyim ve belki de herkese eşit olan tek olgudur. Bir son, kayboluş, yok oluş gibi görülen ölüm olgusu, belki de bu yüzden bin yıllardır merak konusu olmuştur. Ölüye yapılan merasimler, geçmişten günümüze farklılıklar gösterse de genel olarak 'onu bir daha göremeyecek olma' duygusundan kaynaklanan ritüeller dahilinde şekillenir. Çalınan müzik, okunan dua- ağıt, yapılan sunu ölüye son görevi yerine getirmek veya onu uğurlamak üzere farklı şekillerde gerçekleştirilmiştir. Ölümden sonra yaşama inanan toplumlar, hem ölen kişiye saygı hem de geride kalanların toparlanması açısından çeşitli ritüellerle ölüye eşlik etmiş, zamanla bu törenleri çeşitlendirmiş ve günümüze kadar gelmesini sağlamışlardır. Gömme biçimi, gömme şekli ya da mezar tiplerinin çok çeşitli olması, ölüm ve sonrasının değişim veya benzerlikler göstererek günümüze kadar geldiğinin, ölümün her dönemde önemsendiğinin kanıtıdır.

Arkeolojik eserlerArkeolojik kazılarArkeolojik yerleşim+6
Meltem Karatekin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afyon Müzesi'nde sergilenen kapı tipi mezar stelleri

Afyon Arkeoloji Müzesi envanterine kayıtlı 14 adet Kapı betimli mezar stelinin incelendiği bu yüksek lisans tezinde, Bölgenin tarihi coğrafyasına ve ölü gömme gelenekleri ile mezar tiplerine değinilmiştir. Daha sonra konumuzu oluşturan kapı betimli mezar stelleri hakkında genel bilgiler verilip, malzeme, işçilik, ikonografi ve kronoloji açısından değerlendirilmiştir. Steller öncelikle tiplerine göre sınıflandırılmış, daha sonra üzerlerinde yer alan bezeme ve yazıtlarla değerlendirilmeye çalışılmıştır. Ev-mezar geleneğinin bir yansıması olan bu kapı betimli mezar stelleri Phrygia bölgesine özgü tiplerdir. Sadece Phrygia bölgesi ve tek tük de olsa komşu sınır bölgelerde karşımıza çıkmaktadırlar. Yerel atölyelerde yapıldığı düşünülen bu steller birçok gruba ve alt tipe sahiptir. Hepsindeki ortak nokta ise merkezde bir kapı motifinin işlenmiş olmasıdır. Alınlık ve süsleme elemanları ise atölyeye ve bölgeye göre farklılık göstermektedir. Bu tip steller genellikle M.S. 2.- 3. yüzyıllar arasına tarihlendirilmektedir.

Afyon MüzesiArkeolojiAttik steller+6
Ezgi Duman
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Smyrna agorası mozaikli yapı ve seramikleri

Antik dönemin Ionia bölgesinde önemli bir kent olan Smyrna, kent merkezinde konumlandırılan Agora ile antik çağdan beri dikkat çekmiştir. Smyrna kentinde ilk kazı çalışmaları 1932-1941 yılları arasında Müze Müdürü Selahattin Kantar ve Rudolf Naumann tarafından başlatılmıştır. Bu kazı çalışmaları yalnızca Agora ile sınırlı kalmıştır. 1996 yılına gelindiğinde kentte kazılar yeniden aktif hale gelmiştir. Ancak bu kazılar da yine Agora ile sınırlı kalmıştır. 2007 yılı itibariyle İzmir'deki arkeolojik çalışmalar Smyrna'nın diğer arkeolojik alanlarına yayılırken Agora yine yoğunluklu olarak çalışmaların odaklandığı alan olmuştur. Bu çalışmalar sonucu Agora, bizlere farklı dönemlere ait birçok özellik sunmuştur. Hellenistik, Roma ve Erken Bizans Dönemlerinde aktif olarak işlev görmüş Agora'nın, Batı Portikosu dışında kuzeyindeki Bazilika yapısı ortaya çıkarıldığı gibi hemen batısında kendisi ile ilişkili Bouleuterion ve Mozaikli yapılarla bağlantılı olduğu tespit edilmiştir. Smyrna Agorası Mozaikli Yapısı'ndan elde edilen buluntular, kentin ve oldukça geniş olan Agora'nın çok katmanlı bir yerleşim dokusuna sahip olması sebebiyle dönemsel olarak çeşitlilik göstermiştir. Bu sebeple yapı üzerinde tarihsel açıdan kesinlik sağlayan tabakalara ulaşılamamıştır. Elde edilen seramik buluntuları, karşılaştırma yöntemi ile değerlendirilmiş ve tarihlendirilmiştir. Yapı'nın İS. 2. yüzyılın sonlarında inşa edildiği bilgisiyle, tez kapsamı içinde Mozaikli Yapı kazı çalışmalarında elde edilmiş Roma Dönemi seramikleri incelenmiştir. İncelenen seramik grupları içinde Roma Dönemi'nde özellikle servis amaçlı kullanılmış olan Terra Sigillata ve Geç Roma kırmızı astarlı seramikleri önem taşımaktadır. Bununla birlikte pişirme kapları, servis/sofra kapları ve diğer seramik formları da detaylı bir şekilde ele alınmıştır.

AgoraMozaik sanatıMozaik tekniği+5
Gizem Tunç
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors