Prof. Dr. Cuma Yıldırım danışmanlığındaki tezler
10 tez · Gaziantep University
Acil serviste yatakbaşı ultrasonografi ile karotis doppler tepe akış hızı ve vena kava inferior çapı ölçümlerinin volüm değerlendirilmesindeki rolü
Acil servise başvuran hastalar arasında intravasküler volüm durumu düşük olan hastalarda dolaşım yetersizliğinden dolayı çoklu organ hasarı gelişir. Hipovolemik şok tedavisindeki gecikme ölüm oranını arttırabilir. Çalışmamızda hastalar acil servise başvurdukları anda yatak başı ultrasonografi ile daha önceden volüm durumunu gösterdiği ispatlanmış Vena Kava İnferior (VKİ) çap ölçümünü yaptık. Daha sonra yapılması daha kolay ve hızlı olan karotis doppler tepe akış hızı solunumsal varyasyonunu ölçtük. Bunları kıyaslayarak karotis dopplerin intravasküler durum hakkında ne kadar bilgi verebildiğini araştırdık. Çalışmaya 30 hipovolemik hasta ve kontrol grubu için 30 sağlıklı gönüllü alındı. VKİ çapları yatakbaşı ultrasonografi ile subksifoidal bölgeden inspiryumda ve ekspiryumda ölçüldü. Karotis arter tepe akış hızı solunumsal varyasyonu (ΔVpeak) ölçüldü. Hasta grubunun ultrasonografik ölçümleri 1000 cc izotonik NaCl infüzyonundan sonra tekrarlandı. Hasta ve kontrol grubu arasında değişkenlerin karşılaştırılmasında Independent Samples t test, hasta grubunun tedavi öncesi ve sonrası değişkenlerinin karşılaştırılmasında Paired t test kullanıldı. İstatistiksel olarak p değerinin <0,05 olması anlamlı kabul edildi. Hasta grubunda VKİ'un inspiryum çapı (0,24±0,23 cm) kontrol grubundan (1,44±0,33 cm) anlamlı derecede düşüktü (p<0,001). VKİ'un ekspiryum çapı hasta grubunda (0,78±0,38 cm) kontrol grubundan (1,79±0,37 cm) anlamlı derecede düşüktü (p<0,001). Karotis ΔVpeak hasta grubunda (87,87±35,71 cm/sn) kontrol grubunda (106,2±21,21 cm/sn) anlamlı derece düşük (p=0,047). Hasta grubunda 1000 cc izotonik NaCl infüzyonundan sonra VKİ'un inspiryumdaki çapı (0,61±0,4 cm) tedavi öncesi değerden anlamlı derecede yüksekti (p<0,001). Hasta grubunda 1000 cc izotonik NaCl infüzyonundan sonra VKİ'un ekspiryumdaki çapı (1,16±0,51 cm) tedavi öncesi değerden anlamlı derecede yüksekti (p<0,001). Karotis ΔVpeak hasta grubunda 1000 cc izotonik NaCl infüzyonundan sonra (84,82±38,35 cm/sn) tedavi öncesi değerle anlamlı fark saptanmadı (p=0,729). VKİ çapları ve karotis doppler ΔVpeak'inin yatak başı ultrasonografik ölçümleri; acil servise başvuran hastalarda hipovoleminin erken tanısının noninvaziv, hızlı ve güvenilir şekilde konulmasını sağlar. Ayrıca çalışmamız sonucunda karotis doppler ΔVpeak'i yatak başı ultrasonografi ile yapılan seri ölçümleri hipovolemik hastalarda yapılan sıvı tedavisinin takibinde yeterince faydalı olmamakla birlikte VKİ çaplarının ölçümü faydalı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Hipovolemi, Yatakbaşı ultrasonografi, Vena kava inferior, Karotis arter tepe akış hızı solunumsal varyasyonu
Dispne nedeniyle acil tıp kliniğine başvuran hastaların yönetiminde yatak başı odaklanmış ultrasonografi ile pulmoner ve kardiyak değerlendirme
Dispne acil tıp kliniklerinde sık karşılaşılan bir semptomdur. Altta yatan nedenin hızlı tanımlanması prognozu iyileştirir. Tanı için çoğunlukla görüntüleme yapılması gerekmektedir. Bu nedenle dipsne ile başvuran hastaların tanı sürecinde yatak başı odaklanmış ultrasonografi kullanımının değerini araştırdık. Gaziantep Üniversitesi Acil Tıp Kliniği'ne başvuran 77 hasta prospektif olarak incelendi. Araştırmacı tarafından odaklanmış kardiyak ultrasonografi ve yatak başı akciğer ultrasonografi uygulandı. Başvurulan hekim tarafından istenilmiş ise laboratuar ve görüntülemeler incelendi. Hastaların nihai tanısı başvurulan hekim tarafından etki altında kalmadan belirlendi. Kesin tanılar ile ultrasonografi sonucunda elde edilen veriler karşılaştırıldığında akut kalp yetmezliği (AKY) hastalarının sistolik fonksiyonları anlamlı oranda deplese bulundu (p=0,001). İnferior vena cava inspirasyon ve ekspirasyon çapları anlamlı oranda yüksek bulundu (p=0,004 ve p=0,024). Kaval indeks anlamlı oranda düşük bulundu (p=0,001). Yatak başı akciğer ultrasonografi protokol algoritmalarına göre sensitivite ve spesifite sırasıyla pulmoner ödem için %96,8 ve %95,7 , pnömoni için %87,5 %97,8 saptandı. AKY grubunda Troponin I ve NT-proBNP düzeyleri anlamlı oranda yüksekti (p=0,001). Ortalama USG uygulama süresi direkt grafi ve bilgisayarlı tomografiye göre önemli ölçüde düşüktü. Elde ettiğimiz veriler literatürle uyumlu şekilde sonuçlandı. Dispne ile başvurmuş hastalarda yatak başı odaklanmış ultrasonografi yüksek tanısal doğruluk oranlarıyla güvenle uygulanabilir.
Acil serviste yazılan reçetelerin analizi–retrospektif 2 yıllık çalışma
Amaç: Bu çalışmanın amacı; acil servise başvuran hastalara reçete edilen ilaçların analizini yapmaktır. Gereç Ve Yöntem: 01.06.2013-01.06.2015 tarihleri arasındaki iki yıllık süre içinde Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisine başvuran ve reçete yazılan hastaların yaş, cinsiyet, ICD tanı kodları, geliş zamanları ve yazılan ilaçlar incelendi. İstatistiksel analiz için SPSS 22.0 paket programı kullanıldı. Bulgular: 01.06.2013-01.06.2015 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Servisine başvuran hasta sayısı 358.437'dir. Bunun 189.437'si erkek, 169.336'sı kadın hastadır. Bunlardan 40.875 hasta herhangi bir servise yatış verilmiştir. 1010 hasta eks olmuştur. 39.867 hasta ise ya başka kuruma sevk edilmiş ya da reçete yazılmadan taburcu olmuştur. 276.685 hastaya reçete yazılmıştır. Reçete yazılan 140.573 hasta (%50,8) erkek, 136.112 hasta ise (%49,2) kadındır. Yaş sınıflamasına baktığımızda en çok başvuru 16-35 yaş aralığında olup 151.994 (%54,9) hastadır. ICD-10 tanı kodlama sistemine göre en çok başvurunun J tanı koduyla solunum sistemi hastalıkları olduğu görülmüştür. En çok başvuru yapılan günlere bakıldığında hafta sonu ve hafta içi günler arasında anlamlı bir fark görülmemiştir. Cuma, Cumartesi, Pazar günleri kadın hasta başvurularının daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Saatlere göre başvuru sıklığı incelendiğinde en çok başvurunun 20.00-21.00 saatleri arasında, en az başvurunun ise 03.00-06.00 saatleri arasında olduğu görülmektedir. Yazılan ilaçlar incelendiğinde toplam 310.404 kutu ilaç yazıldığı ve bunun 97.682 (%31,6) kutusunun antibiyotik olduğu tespit edilmiştir. Antibiyotikleri 84.667 (%27,6) kutu ile ağrı kesici ilaçlar takip etmektedir. Sonuç: Acil servisler her türlü hastanın 24 saat direk başvurabildiği sağlık tesisleridir. Sevk zincirinin olmadığı ülkemizde birçok hasta acil olmayan sağlık problemlerini de acil servislerde çözmeyi tercih etmektedir. Bu nedenle acil servisten en çok reçete edilen ilaçlar antibiyotik ve analjezik grubu ilaçlar olmuştur. En çok başvurunun diğer sağlık tesislerinin kapalı olduğu mesai saatleri dışında olması da bunun en önemli göstergesidir. Anahtar Kelimeler: Acil Servis, Akıllı İlaç Kullanımı , Reçete Yazımı ,Triaj, ICD10
Kalıcı tünelli port kateteri takılan hastalarda sedatif ajanların stres hormonları ve yüksek duyarlı troponin üzerine etkisi
AMAÇ: Bu çalışmada acil serviste santral venöz kateter takılan hastalarda uygulanan sedasyon ve analjezi kombinasyonlarının; ağrı skalaları, anksiyete, ACTH, Kortizol ve Yüksek Duyarlı Troponin (High Sensitive Troponin I (hsTnI)) üzerine olan etkilerini araştırdık. MATERYAL VE METOD: Bu çalışma prospektif olarak, 01 Mart 2015-01 Eylül 2015 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na Hematoloji ve Onkoloji tarafından port kateteri takılma endikasyonu konulan 90 hasta üzerinde yapıldı. Hastalar; Midazolam-Ketamine kombinasyonu, Midazolam-Fentanil kombinasyonu ve Propofol uygulanan 30'ar kişilik 3 gruba ayrıldı. Hastaların kan basıncı, nabız değerleri ve solunum sayıları değerlendirildi. Visuel Analog Skala (VAS) kullanılarak ölçeklendirilen ağrı düzeyleri, Beck Anksiyete Ölçeği kullanılarak anksiyete düzeyi ile kan numunesi alınarak ACTH, Kortizol ve Yüksek Duyarlı Troponin değerleri port takılma işlemi öncesi (0.dakika) ve sonrası (30.dakika) olmak üzere kaydedildi. Bu değerler kıyaslandı. İstatistiksel değerlendirme için, Windows için SPSS 18.0 (SPSS Inc, Chicago, Illinois, ABD) paket programı kullanıldı ve tüm karşılaştırmalarda p<0.05 istatistiksel anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Gruplar arasında cinsiyet ve yaş açısından anlamlı istatistiksel bir fark yoktu (p=0,836 ve p=0,182). Her üç sedasyon grubundaki hastalarda anlamlı anksiyete azalması oldu. Midazolam-Fentanil ile Propofol yapılan hastalarda ağrı düzeyindeki azalma anlamlı bulundu. Midazolam-Fentanil ile Propofol grubunda sistolik ve diastolik kan basıncında anlamlı bir düşüş oldu. Her üç sedasyon grubundaki hastalarda anlamlı solunum sayısı artışı olmadı. Midazolam-Ketamin grubu ile Midazolam-Fentanil grubundaki hastaların nabız sayılarındaki anlamlı artış oldu. Midazolam-Ketamin ile Propofol grubundaki hastalarında kan ACTH düzeylerindeki anlamlı artış bulundu. Her üç sedasyon grubundaki hastalarda anlamlı Kortizol değişikliği bulunmadı. Her üç sedasyon grubundaki hastalarda anlamlı hsTnI artışı bulundu. Hastalarda hsTnI değerleri açısından gruplar arası anlamlı fark yoktu. TARTIŞMA VE SONUÇLAR: Santral Venöz Kateter (SVK) gibi minör cerrahi girişimlerde sedatif ajanlar acil servisteki etkin, güvenli ve kolay uygulanabilirler. Acil servislerde invaziv işlem uygulanacak hastalara anksiyolitik ve sedatif ilaçlara ek olarak analjezik ilaçların da eklenmesini önermekteyiz. ANAHTAR KELİMELER: Port kateter, Sedasyon, Anksiyete, Troponin
Acil servise yeni başlayan intörn doktorlarda beck anksiyete ölçeği ve stres hormonlarının karşılaştırılması
AMAÇ: Çalışmamızda acil servislerdeki çalışma koşullarının intörn doktorlar üzerinde oluşturduğu anksiyetik etkiyi ve bu anksiyetenin etiyolojisinde rol oynayan hormonal faktörleri araştırmayı hedefledik. MATERYAL VE METOD: Bu çalışma prospektif olarak 01 Mayıs 2017 - 31 Ekim 2017 tarihleri arasında acil servisde hekim adayı olarak çalışan 74 intörn doktor üzerinde yapıldı. İntörn doktorlar acil servisde 2 aylık periyodlar halinde çalışan 3 gruba ayrıldı. Acil servis stajına başlanan ilk gece nöbetinde ve stajı bitirme esnasındaki son gece nöbetinde sabah saat 07.00 civarında intörn doktorlardan kan örnekleri alındı. Eş zamanlı olarak intörn doktorlardan Beck anksiyete ölçeğini doldurmaları istendi. Kan örneklerinden ACTH, ANP ve CCK hormonları çalışıldı. Staj öncesi ve sonrası hormon düzeyleri ile beck skorları birbirleriyle kıyaslandı. İstatiksel değerlendirme için SPSS 22,0 (SPSS Inc, Chicago, Illınois, USA) paket programı kullanıldı ve tüm karşılaştırmalarda P<0,05 istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Araştırmaya %47,3'ü (n=35) erkek, %52,7'si (n=39) kadın olmak üzere toplam 74 intörn doktor dâhil edildi. Katılımcıların yaşları 23 ile 27 arasında değişmekteydi. Tüm intörn grubunda staj sonrası beck skoru ile ANP ve CCK düzeyleri anlamlı olarak yüksek bulunurken staj öncesi ve sonrası ACTH düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmedi. Erkek intörn doktorlarda staj sonrası beck skoru ve ANP düzeyleri anlamlı olarak yüksek tespit edilirken, ACTH ve CCK düzeylerinde staj öncesi ve sonrası arasında anlamlı farklılık tespit edilmedi. Kadın intörn doktorlarda staj sonrası beck skoru, ACTH ve ANP düzeyleri anlamlı olarak yüksek tespit edilirken, CCK düzeylerinde anlamlı farklılık tespit edilmedi. TARTIŞMA VE SONUÇ: Acil servisler stres ve anksiyetenin yoğun olarak yaşandığı yerlerdir. Doktorlar başda olmak üzere tüm sağlık personeli bu anksiyeteye yoğun olarak maruz kalmaktadır. Psikoterapiye ilave olarak hormon düzenleyici ilaç tedavilerini içeren multidisipliner bir yaklaşım geliştirerek bu anksiyeteyle baş edebiliriz. Bu multidisipliner tedavi yaklaşımı içerisinde anksiyete etiyolojisindeki hormonları düzenleyici ilaçlar daha etkin kullanılabilir. ANAHTAR KELİMELER: İntörn Doktor, Stres, Anksiyete, Beck Anksiyete Ölçeği, Stres Hormonları
Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı erişkin acil servisi maliyet analizi (Bireysel performans ve havuz sisteminin karşılaştırılması)
AMAÇ: Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servisi'nin 01.01.2014-31.12.2017 yılı idari, mali ve tıbbi verilerinin kullanılarak acil serviste havuz sistemi ve bireysel performans uygulamasını karşılaştırmayı hedefledik. MATERYAL VE METOD: Acil Tıp Anabilim Dalı'na bağlı olarak çalışan Erişkin Acil Serviste 01.01.2014 ile 31.12.2017 tarihleri arasında faturalandırılan tüm hizmetler ve bu süre içinde belgelenmiş olan tüm gelirler ve giderler çalışmaya alındı. Verilerin analizinde Geleneksel Maliyet Analizi yöntemi kullanılarak; acil servis birim hasta maliyeti hesaplandı. Veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak analiz edildi. BULGULAR: Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servis'in 01.01.2014-31.12.2017 yılı personel brüt maaş hariç toplam geliri 28.772.620,91 TL, toplam gideri 28.424.209,47 TL olarak hesaplandı. Personel maaşları merkezi bütçeden ödendiğinden brüt maaşların dâhil edilmediği maliyet hesaplamasında 2014 yılında 25.831,54 TL zarar, 2015 yılında 137.780,99 TL kar, 2016 yılında 148.427,62 TL zarar, 2017 yılında 384.889,61 TL kar edilmiş dört yıllık toplamda 348.411,44 TL kar elde edilmiştir. Dört yıllık toplam maliyetin ortalama olarak % 48,11 i gibi yüksek bir oranını personel giderleri oluşturmaktadır. SGK tarafından hasta başına hastaneye ödenen ortalama birim gelirin (muayene ücreti ve hastalara yapılan tüm girişimsel işlem ücretleri dâhil) ortalaması 47,12TL olarak hesaplanmıştır. Acil servis personel brüt maaş hariç birim hasta maliyetinin ortalaması 46,62 TL olarak hesaplanmıştır. Birim hasta başına düşen personel katkı payı maliyeti ortalaması 22,51 TL olarak tespit edilmiştir. SGK tarafından 2014-2017 yıllarında ödenen acil birim muayene fiyatı acil hastalar için 15,50 TL'dir. TARTIŞMA VE SONUÇ: Sağlık hizmetleri sunumu, finans desteği, hizmet sürecinde tedarik unsurları gibi çok boyutlu ve kapsamlı aşamaları olan bir bütündür. Tüm işletmeler gibi hastaneler de birer sağlık işletmesidir. Temelde kar amacı gütmeyen sağlık kuruluşları olmakla birlikte sağlık kurumları hizmet sunumlarında sahip oldukları kaynakları verimli bir şekilde maliyet etkin kullanmak durumundadırlar. Performansa göre döner sermaye gelirlerinden ek ödeme sistemi hem maliyet etkinliği açısından daha güçlü hem de gerçek anlamda çalışan personeli ödüllendirme ve işe motive etmeye yardımcı bir sistem gibi görünmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Acil servis, Maliyet, Maliyet analizi, Peformansa Dayalı Ek Ödeme Sistemi
Acil servise baş ağrısı ile başvuran hastalarda yatak başı ultrasonografi ile optik sinir çapı ölçümü
AMAÇ: Çalışmamıza acil servise baş ağrısı şikâyeti ile başvuran 18 yaş üstü hastalar dahil edilmiştir. Baş ağrısı ile başvuran hastalara yatakbaşı yapılabilen ve non invaziv bir yöntem olan ultrasonografi ile bakılarak, bilateral optik sinir çapı ölçümleri yapılıp BT bulguları ile kıyaslanarak arada benzerlik olup olmadığının tespiti amaçlanmıştır. MATERYAL VE METOD: Bu çalışma Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı, Acil Tıp Kliniği'nde yapıldı. Acil servise baş ağrısı nedeni ile başvuran 18 yaş üzeri şuuru açık, koopere ve oryante erişkin hastalar çalışmaya alınmıştır.6.0- 13.0 MHz frekans aralığına sahip lineer prob kullanılarak her iki göz optik sinir çapı ölçüldü. Her iki göz kapatılarak göz kapağı üzerine jel sürüldü; ardından lineer prob ile kısa aks süpürme şeklinde görüntü alındı. Optik diskin arkasından 3 mm gerisinden optik sinir çapı ölçüldü. Çapı 5 mm'den yüksek olan ölçümler patolojik olarak kabul edildi. Klinik pratikte USG uygulamaları temel ve ileri USG kursu almış acil asistanı Dr. Tutku Tek tarafından yapıldı. Çalışma 1 (bir) yıl içinde tamamlandı. Çalışma, istatistiksel olarak power analiz yapıldıktan sonra belirlenen sayı olan; 64 baş ağrılı ve 64 baş ağrısız hasta çalışmaya alındı. Çalışma verileri SPSS 22.0 Windows versiyon paket programıkullanılarak istatistiksel olarak değerlendirildi. BULGULAR:Çalışmaya katılan 64 adet baş ağrılı 64 adet baş ağrısı olmayan 18 yaş üstü hastanın bilateral optik sinir çap ölçümü değerlendirmesi sonucunda; optik sinir çap ölçüm değerlerinin cinsiyetlere bağlı olmadığı, aynı yaş grubundaki baş ağrılı grup ve baş ağrısız grup kıyaslandığında baş ağrılı grupta optik sinir çap ölçüm değerlerinin yüksek olduğu, intrakranyal patolojilerin olduğu tarafta, kataraktın olduğu tarafta, eski SVO sekelinin, posttravmatik eksternal hematomun olduğu tarafta optik sinir çap ölçüm değerinin sağlıklı olan tarafa kıyasla artmış olduğu saptandı. Çalışmaya alınmaya karar verilen 35 yaşında baş ağrısı şikâyeti ile başvuran komorbid hiçbir hastalığı olmayan bir kişide insidental retina dekolmanı saptandı. SONUÇ:Baş ağrısı acil servise sık başvuran şikayetlerdendir. Altta yatan patoloji çok geniş bir yelpazede olabileceği için hızlı ve doğru tanı koyabilmek bazı hayatı tehdit edecek durumların önlenmesi için çok önemlidir. Ultrasonografi; yatak başı yapılabilmesi, noninvaziv olması ve maliyeti düşük olması nedeniyle son yıllarda acil serviste sıklıkla kullanılmaya başlanmıştır. Çalışmamızda optik sinir çap ölçümünün BT ile aynı doğrultuda sonuçlar çıkartmış olması ultrasonografi ile hastaların ilk değerlendirmesinin yapılabileceğini gösterebilir. Optik sinir çap ölçümünün ultrasonografi ile yapılmasının yaygınlaşıp standardize edilebilmesi için daha birçok çalışmaya ihtiyaç olduğu aşikardır. ANAHTAR KELİMELER: Acil servis, Baş ağrısı, Optik sinir, Ultrasonografi, Oküler Ultrasonografi, İntrakranyal Basınç
Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Acil Tıp Anabilim Dalı erişkin acil servisi maliyet analizi
Bu çalışmada Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servisinin 2011 yılı idari, mali ve tıbbi verilerinin kullanılarak acil servis birim hasta maliyetini hesaplamayı amaçladık.Acil Tıp Anabilim Dalı'na bağlı olarak çalışan erişkin acil serviste 01.01.2011 ile 31.12.2011 tarihleri arasında faturalandırılan tüm hizmetler ve bu süre içinde belgelenmiş olan tüm gelirler ve giderler çalışmaya alındı. Verilerin analizinde Geleneksel Maliyet Analizi yöntemi kullanılarak; acil servis birim hasta maliyeti hesaplandı. Veriler Microsoft Office Excel programı kullanılarak analiz edildi.Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Erişkin Acil Servis'in 2011 yılı personel brüt maaş dâhil toplam gideri 4.026.436,70 TL, toplam geliri 3.682.551,21 TL olarak hesaplandı. Aynı yıla ait toplam zarar 343.885,49 TL olarak tespit edilmiştir. Toplam maliyetlerin % 46,15 i gibi yüksek bir oranını personel giderleri oluşturmaktadır. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hasta başına hastaneye ödenen ortalama birim gelir (muayene ücreti ve hastalara yapılan tüm girişimsel işlem ücretleri dâhil) 49,47 TL olarak hesaplanmıştır. Acil servis personel brüt maaş dâhil birim hasta maliyeti 54,09 TL olarak hesaplanmıştır. Personel maaşları merkezi bütçeden ödendiğinden brüt maaşların dâhil edilmediği maliyet hesaplamasında 403.655,12 TL kâr elde edilmiştir. Acil servis personel brüt maaş hariç birim hasta maliyeti 44,05 TL olarak hesaplanmıştır. Birim hasta başına düşen personel brüt maaş maliyeti 10,04 TL olarak bulunmuştur. Birim hasta başına düşen personel brüt maaş+katkı payı maliyeti 24,96 TL olarak tespit edilmiştir. SGK tarafından 2011 yılında ödenen acil birim muayene fiyatı 15,50 TL'dir.Kamu hastaneleri kâr amacı gütmeyen sağlık işletmeleridir ve asli görevi vatandaşların sağlık ihtiyaçlarının en iyi şekilde karşılanmasıdır. Bununla birlikte kaliteli ve sürekli hizmet sunabilmek için kurumun gelir-gider dengesinin kâr lehine gözetilmesi gereklidir. Bu bağlamda sağlık hizmeti sunan bu kurumların ayrıca bir işletme olarak dikkate alınması ve değerlendirilmesi gereklidir. Özellikle kamu hastanelerinde maliyet analizinde en önemli soru genel bütçeden ödenen personel maaşlarının maliyet analizine dâhil edilip edilmeyeceğidir. Kuruma ödenen eşit birim hasta muayene ücretinden ziyade, hastanın tıbbi ağırlığına, triyaj koduna ve-veya acil serviste geçireceği tahmini süreye göre ücretlendirilmesi daha uygun olacaktır.
Acil servise renal kolik ile başvuran hastalarda tedavinin ve yatak başı ultrasonografi ile renal değerlendirmenin klinik takibe etkisi
AMAÇ: Bu çalışmada acil servise renal kolik ile başvuran hastalarda uygulanan analjezik tedavi kombinasyonlarının, ultrasonografi bulguları ve ağrı skalaları üzerine olan etkilerini araştırdık. MATERYAL VE METOD: Bu çalışma prospektif olarak, Eylül 2013-Eylül 2014 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'na renal kolik ile başvuran 100 hasta üzerinde yapıldı. Hastalar; tramadol, deksketoprofen, tramadol-midazolam kombinasyonu ve deksketoprofen-midazolam kombinasyonu uygulanan 25'er kişilik 4 gruba ayrıldı. Hastaların kan basıncı, nabız değerleri ve yatak başı renal ultrasonografi (USG) bulguları değerlendirildi. Visuel Analog Skala(VAS) ve Renal Kolik Semptom Skoru(RKSS) kullanılarak ölçeklendirilen ağrı düzeyleri, tedavi öncesi (0.dakika) ve tedavi sonrası (30.dakika) olmak üzere kaydedildi. Bu değerler kıyaslandı. İstatistiksel değerlendirme için, Windows için SPSS 18.0 (SPSS Inc, Chicago, Illinois, ABD) paket programı kullanıldı ve tüm karşılaştırmalarda p <0.05 istatistiksel anlamlı kabul edildi. BULGULAR: Gruplar arasında cinsiyet ve yaş açısından anlamlı istatistiksel bir fark yoktu (p=0,951 ve p=0,890). Üre, kreatinin, beyaz küre değerlerinde anlamlı istatistiksel bir fark görülmedi (p=0,403, p=0,261 ve p=0,780). Hastaların %70'inde tam idrar tetkiğinde eritrosit saptandı. VAS ve RKSS değerlerinde tedavi öncesine (0.dakika) göre, tedavi sonrasında (30.dakika) tüm gruplarda anlamlı bir düşüş tespit edildi. Gruplar arası kıyaslamada en fazla düşüş tramadol-midazolam kombinasyonu verilen grupta oldu. Yine bu grubun diğerlerinden farklı olarak tedavi sonrası (30.dakika) hem sistolik hem diastolik tansiyon değerleri istatistiksel olarak anlamlı ölçüde düşük bulundu. Yatak başı ultrasonografi bulgularındaki değişikliklere bakıldığında diğer parametrelerde bir değişiklik bulunmazken, ağrıyan taraf böbrek parankim çapında en fazla değişiklik yine tramadol-midazolam kombinasyonu verilen grupta görüldü. TARTIŞMA VE SONUÇLAR: Akut renal kolik hastaları acilde değerlendirilirken yatakbaşı USG ve RKSS skorlama sistemi kullanılmalıdır. Hastaların tedavilerine analjezik ilaçlara ek olarak anksiyolitik ve sedatif ilaçlar da eklenmelidir.
Tıp eğitiminde simülasyonun önemi ve simülasyon eğitimi ile acil tıp ekibinin kardiyopulmoner resüsitasyon uygulamasında takım performansının artırılması
AMAÇ: Bu çalışmada tıp eğitiminde simülasyonun önemini, simülasyonla eğitimin kardiyo-pulmoner resüsitasyonda takım performansını artırıp artırmadığını ve tıp eğitiminin kalitesini artırmak için yapılması gerekenleri araştırdık. MATERYAL VE METOD: Çalışma Eylül 2013 ve Kasım 2013 tarihleri arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı tarafından yürütüldü. Tıp fakültesi 3. Sınıf öğrencilerinden gönüllü olan 120 kişi 4 gruba ayrılarak Temel Yaşam Desteği eğitimi verildi. Eğitim yöntemleri olarak; geleneksel yolla eğitim, basit manken üzerinde simülasyon yöntemi ile eğitim, yüksek teknoloji içeren manken üzerinde simülasyon yöntemi ile eğitim ve kendi kendine eğitim yöntemleri uygulandı. Takım performansı değerlendirmesi için kontrol listeleri kullanıldı. Uygulamalar kamera ile kaydedildi. İstatistiksel olarak verilerin analizinde Independent-Samples T testi, One-Way Anova (Robust Test: Brown-Forsythe) , Post Hoc analizler için Tukey ve Games-Howell, Paired-Samples T test, Repeated Anova (Wilks' Lambda), Mc-Nemar testi Monte Carlo Simülasyon tekniği ve Pearson Chi-Square testi kullanıldı. İstatistiksel anlamlılık değeri p<0,05 olarak kabul edildi. BULGULAR: Tüm grupların cinsiyet ve yaş ortalamalarına göre dağılımları arasında anlamlı bir fark yoktu (sırasıyla p=0,311-0,217). Tüm grupların teorik bigi düzeylerinin eğitimler sonrası arttığı test edildi. Bu artışta gruplar arasında anlamlı bir farklılık yoktu (p>0,067). Ancak teorik bilgi düzeylerindeki bu artış takım performansı düzeylerindeki artışla uyumlu değildi. Takım performansı ve beceri yeterliliğinde simülasyonla eğitilen 2 grup diğer gruplara göre anlamlı ölçüde daha başarılı bulundu (p<0,001). Simülasyonla eğitilen bu iki grubun arasında performans değerlendirmelerinde anlamlı bir fark yoktu (p=1). Geleneksel yöntem ile eğitilen grupla kendi kendine eğitim alan grup arasında takım performansı açısından anlamlı bir fark yoktu(p=1) ancak beceri değerlendirmesinde kendi kendine eğitim alan grup daha başarılı oldu (p=0,018). Uygulanan anket sonuçlarına göre öğrencilerin kendine olan güveni genel olarak artmıştı(p<0,001). Performans değerlendirmeleri için kullanılan kontrol listeleri kendi aralarında mükemmel düzeyde korelasyon göstermekteydi (p<0,001). SONUÇLAR: Simülasyonla eğitim tekniği resüsitasyon gibi karmaşık olayların yönetilmesinde takım performansını, beceri düzeyini ve öğrencilerin kendilerine olan güvenlerini artırmaktadır. Bu nedenle tıp eğitimine entegre edilmesi gerekmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Simülasyon, resüsitasyon, takım performansı.