Theses supervised by Prof. Dr. Cuma Akıncı
10 theses · Dicle University
Makarnalık buğday (Triticum durum Desf.) genotiplerinin morfolojik özellikleri ile verim ve kalite ilişkilerinin incelenmesi
Dünya genelinde değişen iklim değişikliği, kuraklık gibi gıda güvenliğini olumsuz etkileyecek abiyotik stres faktörlerini meydana getirmektedir. İnsan beslenmesinde kilit rol oynayan buğday dünya genelinde büyük öneme sahip bir tahıl türüdür. Bu tezde kuraklık stresi altında yetiştirilen makarnalık buğday genotiplerinin fizyolojik, morfolojik ve verim parametrelerine bakılarak, kuraklık stresine tolerası yüksek genotiplerin tanımlanması amaçlanmıştır. Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümüne ait araştırma ve geliştirme alanında 2021-2022 buğday yetiştirme sezonunda yürütülen bu araştımada, 20 farklı makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Araştırma sonucunda incelenen parametreler istatistik analize tabi tutulmuş olup genotipler arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar bulunmuştur (p≤0.01 seviyesinde). Genotiplerden ön plana çıkan YM 12 ve EYM 3 genotipleri, abiyotik stres faktörlerine karşı yapılacak ıslah çalışmaları için genetik materyal olarak yeni çeşitlerin ıslah edilmesinde katkı sağlayabilecektir. Tane verimi yönünden bakıldığında en yüksek değer 188,40 kg da-1 ile YM 12 genotipinde elde edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Makarnalık Buğday, Kalite, Genotip, Verim, Triticum durum
Arpa genotiplerinde (Hordeum vulgare L.) verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma CIMMYT tarafından geliştirilen bazı arpa hatları ve tescilli arpa çeşitlerinin verim ve verim unsurları yönünden performaslarını belirlenmesi amacıyla Diyarbakır ekolojik koşullarında, tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Araştırmanın sonuçlarına göre arpa hat ve çeşitleri arasında çiçeklenme gün sayısı, başaklanma gün sayısı, başaklanma dönemi SPAD değeri, başaklanma dönemi LAI değeri, bitki boyu, başak uzunluğu, başakta tane sayısı, başakta tane ağırlığı, tane verimi, bin tane ağırlığı ve protein içeriği bakımından istatistiki olarak önemli (P≤0.01) farklılıklar görülürken, çiçeklenme dönemi ve başaklanma dönemi NDVI değeri bakımından farklılık görülmemiştir. İncelenen arpa materyalleri arasında Şahin-91 çeşidi çiçeklenme gün sayısı (151 gün) ve başaklanma gün sayısı (146 gün) yönünden en geççi çeşit olurken, Mutant hat-1 olarak kodlanan hat en erkenci bulunmuştur. En yüksek başaklanma dönemi SPAD değeri TBT16-15 hattında (51.80), başaklanma dönemi LAI değeri ise Önder çeşidinde (6.33) tespit edilmiştir. Çiçeklenme döneminde NDVI değeri 0.64-0.72, başaklanma dönemi NDVI değeri ise 0.72-0.78 olarak ölçülmüştür. Bitki boyu yönünden Keçiburcu çeşidi (110.78 cm), başak uzunluğu yönünden Sur-93 çeşidi (8.63 cm), başakta tane sayısı yönünden Altıkat çeşidi (42.90), başakta tane ağırlığı yönünden DZ7-08 hattı (1.60 g) ve Hevsel çeşidi (1.61 g), tane verimi yönünden Kendal çeşidi (564.33 kg/da), bin tane ağırlığı yönünden Mutant hat-1 hattı (43.22 g) ve protein içeriği yönünden Şahin-91 çeşidi (%13.06) en üstün performaslar göstermiştir. Sonuç olarak araştırmada yer alan hatlardan incelenen özellikler açısından yüksek performans gösteren hatlar seçilerek ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere bir sonraki kademeye aktarılacaktır.
Aspir'de ems'nin (etil metan sülfonat) farklı dozlarının m1 ve m2 bitkileri üzerindeki etkileri
Çalışma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanı, sera ve laboratuar koşullarında 2021-2022 ve 2022-2023 yetiştirme sezonlarında aspir tohumlarına uygulanmış olan etil metan sülfonat (EMS) neticesinde M1 generasyonunda % 0, 25, 50 ve 75 dozlarında ve M2 generasyonunda ise % 0, 25 ve 50 dozlarında yürütülmüştür. İki yıl süreyle kış sezonunda yürütülen çalışmada, materyal olarak kullanılan Dinçer, Yektay, Balcı aspir çeşitleri Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsünden Olas, Linas ve Asol çeşitleri ise Trakya Tarımsal Araştırma Enstitüsünden temin edilmiştir. Çalışma 6 farklı aspir çeşidi tohumlarına etil metan sülfonat (EMS) kimyasal mutagenin farklı dozlarda uygulanmasının M1 ve M2 generasyonlarında bazı tarımsal özelliklerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Uygulanan EMS kimyasal mutageninin artan dozlarının laboratuar, sera ve tarla koşullarında çıkış oranını azalttığı belirlenmiştir. Aynı zamanda M1 ve M2 generasyonunda bitkilerin ölüm oranı artmıştır. Çiçeklenme gün süresi iki generasyondada artan mutagen dozlarından etkilenmemiştir. Kontrol bitkilerinde mutasyon uygulanan bitkilere kıyasla daha üstün özelliklere sahip olan bitkiler elde edilmiştir. M2 generasyonunda elde edilen mutant bitkiler incelendiğinde; uzun boyluluk dışında bodur bitkiler tespit edilmemişken M2 generasyonunda dozlar arttıkça bitki boyu önemli derecede azalmıştır. M1 ve M2 generasyonu incelendiğinde en yüksek varyasyon ilk dal yüksekliğinde görülmüştür. Her iki generasyonda da çok aşağıdan başlayan dallanmanın olduğu, bazı bitkilerde de ilk dallanmanın tepeye yakın bölgelerde olduğu görülmüştür. İlk dal yüksekliği dışında tablada tohum sayısı M1 generasyonunda tablada tohum sayısı Asol kontrol uygulamasında 31.72 adet iken % 50 EMS uygulamasında 13.32 adet olduğu yaklaşık % 60 oranında düşüş tespit edilmiştir.Dinçer çeşidinde dikenli bitkiler görülmüş ve dikenlilikte de varyasyonlar görülmüştür. Ayrıca çiçek renginde farklılıklar görülmüştür. Mutagenlerin etkisi incelenen özelliklerde önemli görülmüş olup negatif ve pozitif varyasyonların oluştuğu tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda aspir bitkisinde varyabiliteyi ve genetik çeşitliliği yükseltmek için tohumlara mutagen uygulamalarının yapılabileceği belirlenmiştir. İncelenen litaratürlerde fiziksel mutagenlerden ziyade kimyasal mutagenlerin mutasyon oluşturduğu görülmüştür. Aspirde genetik bakımdan varyasyon elde edebilmek için kimyasal mutagenlerden faydalanabileceği, elde edilen mutant bitkiler ile önümüzdeki yıllarda niteliklerin devam ettirebilmesi ile yeni çeşit ve hatların tesciline, ayrıca aspir Türkiye'de aspirde EMS mutagen çalışmasının daha önce yok denecek kadar az olan çalışma sebebiyle bu tez literatürede katkı sağlayacaktır. Anahtar Kelimeler: Aspir, EMS, Etil Metan Sülfonat, Mutasyon, Mutagen
Bazı makarnalık buğday (triticum durum l.) genotiplerinin kuraklık stresine dayanım yönünden karşılaştırılması
Bu araştırma, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin farklı su rejimlerine sahip tarımsal alanlarında yetiştirilen makarnalık buğday (Triticum durum L.) genotiplerinin morfolojik, fizyolojik ve verimsel yönünden performanslarını karşılaştırmalı olarak değerlendirmek amacıyla yürütülmüştür. Çalışma kapsamında, tarla, sera ve kök analizleri olmak üzere üç farklı deneysel yaklaşım kullanılmış; sulu ve kurak koşullarda 45 makarnalık buğday genotipinin gelişim parametreleri ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Tarla denemeleri sonucunda, genotipler arasında başaklanma süresi, bin tane ağırlığı, başak tane sayısı, bitki boyu, SPAD değeri ve tane verimi bakımından istatistiksel olarak anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Selçuklu-97, Fırat-93, Bağacak ve AYM-3 gibi bazı genotipler hem sulu hem de kurak koşullarda yüksek verim değerleriyle ön plana çıkarken; Zühre gibi erken olgunlaşan genotipler, kurak koşullara uyum açısından dikkat çekici bir adaptasyon göstermiştir. Kök çalışmalarında ise Burgos, Selçuklu-97 ve Maestrale gibi genotiplerin derin ve güçlü kök sistemleri sayesinde su stresi altında daha az verim kaybına uğradığı gözlenmiştir. Ayrıca, yüksek kök/sap oranı ve SPAD değerleri ile belirlenen fizyolojik dayanıklılık göstergeleri, genotiplerin stres koşullarındaki performanslarının tahmin edilmesinde etkili olmuştur. Araştırmanın sonuçları, suya erişim kapasitesi yüksek, fenolojik olarak çevreye uyumlu ve verim potansiyeli istikrarlı genotiplerin kuraklık toleransı yüksek çeşitlerin geliştirilmesinde kullanılabileceğini ortaya koymuştur. Özellikle değişken iklim koşullarının hâkim olduğu bölgelerde, hafif düzeyde uygulanan su stresinin fizyolojik aktiviteyi artırarak verimi olumlu yönde etkileyebileceği belirlenmiştir. Bu doğrultuda, ıslah programlarının yalnızca klasik verim özelliklerine değil, aynı zamanda kök morfolojisi ve fizyolojik göstergelere dayalı bütüncül seçim stratejileriyle yürütülmesi önerilmektedir.
Bazı ekmeklik buğday (Titicum aestivum L.) genotiplerinde morfolojik ve fizyolojik özeliklerin tam ve kısıtlı su koşullarında incelenmesi
Bu çalışma, yarı-kontrollü sera koşullarında 2025 yılında yürütülmüş olup, 10 farklı ekmeklik buğday (Triticum Aestivum L.) genotiplerinde morfolojik ve fizyolojik özeliklerin tam ve kısıtlı su koşullarında incelenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmada buğday genotipleri olarak Alada, Beyazhani, Ceyhan 99, DZ-7 59, DZ-17 1, Empire, Toros 1003, Tosunbey, Yerel 4 ve Yerel buğday çeşitlerinin hem verim hem de kalite özellikleri açısından %100 ve %50 tarla kapasitesi koşullarında test edilmiştir. Çalışmada başaklanma günü, çiçeklenme günü, SPAD (klorofil içeriği) değeri, bitki boyu, başakçık ve tane sayısı, başak uzunluğu, biyomas miktarı, tane ağırlığı ve saksı tane verimi gibi temel agronomik özellikler incelenmiştir. Analizler, genotip, uygulama ve genotip × uygulama etkileşimi açısından varyans analizine tabi tutulmuş; istatistiksel olarak LSD testi ile anlamlı farklılıklar belirlenmiş olup tüm özellikler bakımından istatistiksel olarak genotipler arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir (p<0.05). Özellikle Alada, Yerel 4 , Yerel 71, Toros 1003, Empire, Tosunbey ve DZ-17 1 öne çıkmaktadır. Sadece başak uzunluğu uygulama etkisinde istatistiksel olarak önemli bir fark tespit edilmiştir (p>0.05). Bu veriler, değerlendirilen bazı genotiplerin kuraklık stresine karşı yüksek tolerans oluşturduğunu ve bu durum genetik materyaller açısından kuraklığa dayanıklı olmaları açısından önemli olduğu belirtmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, sürdürülebilir buğday üretimi ve iklim değişikliğine karşı uyum açısından önemli katkılar sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Buğday, Genotip, Kuraklık, Morfolojik ve Fizyolojik Özelikler, Verim
Bazı ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) genotiplerinin sırta ekim sisteminde morfolojik, fizyolojik, verim ve kalite yönünden incelenmesi
2019 yılından itibaren bütün dünyada görülen Covid-19 virüs salgını, insan beslenmesinde birçok bitkinin üretimi gibi buğday üretiminin de ne denli önemli olduğunu açıkça göstermiştir. Bu süreçte ülkelerin kendi vatandaşlarına gerekli temel ihtiyaçlarını karşılamaları konusunda zorlandıkları ve talebi karşılayamadıkları görülmüş olup, bu tür dünya geneli salgınlara karşı önlemlerin alınması konusunda, bitkisel üretimin artırılmasıyla gıda ihtiyacının karşılanması hedeflenmektedir. Bu çalışmada bazı ekmeklik buğday genotiplerinin (yerel genotipler, ticari çeşitler, CIMMYT hatları ve Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi hatları); sırta ekim sisteminde, destekleyici sulamayla ve arttırılmış gübreleme ile birlikte maksimum düzeyde verim ve kalite elde edilmesi amaçlanmıştır. Yapılan SPAD ölçümlerinde en yüksek değere sahip genotip DZE-7 (60.93) iken en düşük değere sahip genotip YE-47 (42.92) olarak görülmüştür. Normalize edilmiş vejetasyon indeksi (NDVI) bakımından en yüksek değere sahip genotip 0.82 ile Avaric ve en düşük değere sahip genotip ise 0.62 ile Sagittario genotiplerinde gözlenmiştir. Başaklanma gün sayısı bakımından en erkenci 138.7 gün ile 14 STEMRRSN 6037 genotipi olurken, en geççi 162.56 gün ile DZE-3 genotipi olmuştur. Metrekarede başak sayısı bakımından en yüksek değeri veren 557.71 başak/m2 ile YE-98 genotipi iken en düşük değere sahip genotip 239.67 başak/m2 ile YE-68 genotipi olmuştur. Tane verimi bakımından en yüksek genotip 375,74 kg/da ile DZE-3 genotipinden elde edilirken, en düşük değer ise 89,43 kg/da ile Beşköprü genotipinde bulunmuştur. En yüksek protein oranı değerine sahip genotip %19,37 ile YE-98 genotipinden elde edilirken, en düşük değer ise %13,13 ile 13 STEMRRSN 6024 genotipinde bulunmuştur. Ayrıca en yüksek yaş gluten oranı değerine sahip genotip %43,36 ile YE-98 genotipinden elde edilirken, en düşük değer ise %29,4 ile 13 STEMRRSN 6024 genotipinde belirlenmiştir.
Makarnalık buğdayda fizyolojik ve morfolojik parametrelerin verim ve kalite ile olan ilişkisinin belirlenmesi
Bu çalışma; 25 adet makarnalık buğday genotipinde kolay ölçülebilen bazı fizyolojik ve morfolojik parametrelerin verim ve kalite ile ilişkisinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Çalışma GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi deneme alanında 2014-2015 ve 2015-2016 yetiştirme mevsimlerinde yağışa dayalı (kuru) ve ilave sulama şartlarında tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme desenine göre 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Korelasyon analizi sonucunda; fizyolojik ve morfolojik özellikler ile kalite parametreleri arasında önemli ilişkilerin varlığı tespit edilmiştir. Çalışmada iki yıllık verilere göre; tane verimi ile bayrak yaprak yeşil kalma süresi, bayrak yaprak kulakçıklarında antosiyanin yoğunluğu, üst boğum arası uzunluk, metrekarede başak sayısı ve başakta tane sayısı arasında olumlu, başak mumsuluğu ve yaprak dikliği ile olumsuz ve önemli ilişki tespit edilmiştir. Ayrıca protein oranı ile üst boğum arası uzunluk ve bayrak yaprak kulakçıklarında antosiyanin yoğunluğu arasında olumsuz ve önemli ilişki olduğu belirlenmiştir. Normalize edilmiş vejetasyon indeksi (NDVI) değerleri kullanılarak yapılan biplot analizi sonucunda; sulu ve yağışa dayalı uygulamalarda, karınlanma ve süt olum dönemlerinde elde edilen NDVI değerleri ile tane verimi arasında olumlu ve önemli ilişki olduğu belirlenmiştir. Ayrıca elde edilen kuraklık hassasiyet indeksi (KHİ) değerlerine göre mevcut genotipler içerisinde Fırat-93 çeşidinin 0.46 (KHİ) değeri ile en tolerant çeşit olduğu tespit edilmiştir. Karınlanma 23.42 (0C) ve hamur olum dönemi 34.29 (0C) bitki örtüsü sıcaklığı (BÖS), başaklanma 7.52 ve ZGS 71 dönemi 5.72 yaprak alan indeksi (YAİ), metrekarede başak sayısı 541.67 (adet) ve tane verimi 732.17 (kg/da) değeri ile öne çıkan Diyarbakır-81 çeşidinin ıslah programlarında ebeveyn olarak kullanılabileceği belirlenmiştir. Çalışma sonucunda; bayrak yaprak yeşil kalma süresi, yaprak dikliği, bayrak yaprak kulakçıklarında antosiyanin yoğunluğu, üst boğum arası uzunluk, metrekarede başak sayısı, başakta tane sayısı, başak mumsuluğu, karınlanma ve süt olum dönemi NDVI değerlerinin kuru ve sulu koşullarda seleksiyon unsuru olarak kullanılabileceği, fizyolojik parametreler bakımından öne çıkan Diyarbakır-81 çeşidi ve kurak şartlara en tolerant çeşit olduğu belirlenen Fırat-93 çeşidinin ıslah programlarında ebeveyn olarak yer alabileceği sonucuna varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Makarnalık Buğday, Fizyolojik Parametre, Morfolojik Parametre, Kalite
Diyarbakır koşullarında makarnalık buğdayın (Triticum turgidum L. var. durum) optimum ekim tarihinin belirlenmesi
Bu çalışma, Diyarbakır ekolojik şartlarında Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında yağışa dayalı (kuru) şartlarda 2017-2018 üretim sezonunda yürütülmüştür. Deneme 3 tekerrürlü olarak bölünmüş parseller deneme desenine göre kurulmuş olup, 5 farklı makarnalık buğday genotipi materyal olarak kullanılmış ve 6 farklı ekim zamanı (1-20 Ekim, 10-30 Kasım, 20 Aralık ve 10 Ocak) uygulanmıştır. Denemede, bitki boyları 66.32-86.83 cm, başak uzunluğu 5.2-6.01 cm, başaktaki başakçık sayısı 14.77-17.15 adet, başakta tane sayısı 22.8-33.33 adet, başaktaki tane ağırlığı 1.17-1.63 g, 1000 tane ağırlığı 43.64-46.84 g, tane verimi 304.28-547.84 kg/da, hektolitre ağırlığı 75.30-80.14 kg, protein oranı %13.41-16.79, yaş gluten %31.58-39.13 arasında değişim göstermiştir. İncelenen özellikler dikkate alındığında genotipler arasında istatistikî anlamda önemli farklılıklar gözlemlenmiştir. Tane verimi bakımından en yüksek değer III. ekim zamanında Sena (657.50 kg) çeşidinde belirlenirken, en düşük değer ise I. ekim zamanında Sena (281.81) çeşidinde bulunmuştur. Bin tane ağırlığı bakımından en yüksek değeri III. ekim zamanında Svevo (52.29 kg) çeşidinde belirlenirken, en düşük değer ise I. ekim zamanında Zühre (38.29 kg) çeşidinde bulunmuştur. Tane verimi bakımından III. ekim zamanının, genotip ortalamasına göre ise Sena çeşidinin ön plana çıktığı görülmektedir. Ekim tarihi geciktikçe verim ve verim unsurlarında düşüş görülmüştür. Bölgede buğday yetiştiriciliğinde ekim tarihi olarak da 10 Kasım tarihinin uygun olabileceği görülmüştür.
İleri ekmeklik buğday (Triticum aestivum L.) hatlarında verim ve kalite ilişkilerinin belirlenmesi
Bu çalışma, Diyarbakır ekolojik şartlarında Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi deneme alanında yağışa dayalı (kuru) koşullarda 2016-2017 üretim sezonunda yürütülmüştür. Çalışmada, Diyarbakır koşullarında bazı ekmeklik buğday genotiplerinin bazı verim ve kalite özelliklerini belirlemek amaçlanmıştır. Deneme, 4 tekerrürlü olarak tesadüf blokları deneme desenine göre kurulmuş olup, 3 tane tescilli çeşit ve 13 tane ileri kademede buğday hattı olmak üzere toplam 16 adet ekmeklik buğday genotipi materyal olarak kullanılmıştır. Denemede incelenen genotiplerde; başaklanma süresi 158.5-163 gün, fizyolojik olum süresi 190.2-193.7 gün, yaprak alan indeksi 2.93-4.35, bitki örtüsü serinliği 2.0-3.3, NDVI 0.29-0.85, SPAD 38.9-51.2, bitki boyu 77.6-95.0 cm, başak uzunluğu 5.8-6.9 cm, başakta başakçık sayısı 17.2-19.2 adet, başakta tane sayısı 30.2-46.0 adet, başakta tane ağırlığı 1.29-2.06 g, tane verimi 363.9-458.9 kg/da, bin dane ağırlığı 25.6-34.3 g, hektolitre ağırlığı 75.4-81.8 kg/hl, tanede protein oranı % 14.2-16.9, yaş gluten oranı %29.4 - %33.7, Zeleny sedimantasyon 42.4-51.7 ml ve tanede nişasta oranı %60.93-63.49 arasında değişiklik göstermiştir. İncelenen parametreler bakımından genotipler arasında istatistiki bakımından önemli farklılıklar olduğu gözlemlenmiştir. Çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında tane verimi ile tanede nişasta oranı arasında %1 düzeyinde pozitif yönde önemli ilişkiler tespit edilmiştir. Ancak önemli kalite kriterlerinden olan Zeleny sedimantasyon ve yaş gluten verimi ile negatif yönde önemli farklılıklar tespit edilmiştir. Bu veriler doğrultusunda verim ve kalite arasında zıt yönde ilişkiler olduğu belirlenmiştir. Tane verimi bakımından en yüksek veriler 24-HTWSN-2058, 16th IWWYT-IR-9817 ve 23-ISEPTON-6045 genotiplerinde belirlenmiştir. Kalite özellikleri yönünden ise 6STEMRRSN-6070 genotipinin bariz olarak öne çıktığı ve verim bakımından da tatminkar olduğu görülmektedir. Verim ve kalite verileri beraber ele alındığında 16th IWWYT-IR-9817 ve 6STEMRRSN-6070 genotiplerinin Diyarbakır şartlarında ümitvar olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
Diyarbakır ekolojik koşullarında bazı nohut (Cicer arietinum L.) genotiplerinin adaptasyon özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Dicle Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma alanında 2018 bahar yetiştirme sezonunda bazı nohut genotiplerinin adaptasyon özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Araştırma tesadüf blokları deneme deseninde 3 tekrarlamalı olarak kurulmuştur. Araştırmada tescilli 3 çeşit, F8 kademesinde 11 adet hat, ICARDA'dan temin edilen 4 adet hat ve 3 yerel genotip kullanılmıştır. Denemenin yürütüldüğü Mart ve Nisan aylarının yağışsız geçmesi nedeniyle bitki gelişiminin ilk günlerinde farklı devrelerde 4 kez sulama yapılmıştır. Tane verimi 155.3 kg/da ile 76.20 kg/da arasında değişmiş olup FLIP98-206C genotipi ön plana çıkmıştır. 100 tane ağırlığı 35.54-50.20 g arasında değişmiştir ve genotipler arasında 100 tane ağırlığı en yüksek değerler melez hatlardan elde edilmiştir. ICARDA kökenli hatların genellikle tane iriliği düşük olduğu için melez hatlardan daha yüksek tane sayısı üretmişlerdir. Araştırma sonucunda ICARDA hatlarının ve KONYA, Diyarbakır (N5-5) yerel genotiplerinin Diyarbakır koşullarında adaptasyonlarının uygun olduğu belirlenmiştir.