Theses supervised by Prof. Dr. Erdoğan Hasdemir
10 theses · Gazi University
Çorum ili barajlarındaki su, sediment, toprak ve biyolojik materyallerde metal izlenmesi ve değerlendirilmesi
Bu çalışmada Çorum il sınırları içinde bulunan Çomar, Hatap, Yenihayat ve Alaca baraj göletlerinden alınan su, sediment ve Yenihayat baraj göletinden alınan yosun, toprak örneklerinde Cu, Cd, Cr, Fe, Pb ve Zn ağır metallerinin derişimleri belirlenmiş ve bunların yağışlı ve kurak dönemde barajlara göre değişimleri incelenmiştir. Ayrıca şebeke içme suyunu veren Yenihayat barajı ile arıtma işlemlerinden geçmiş çeşme suyu örneğindeki ağır metal derişimleri kıyaslanmıştır. Dört barajdan alınan su örneklerinin Cd dışındaki metaller için TSE ve WHO kriterlerine uygun olduğu görülmektedir. Cd derişimi standartların üzerinde çıkmıştır bunun sebebi topraktan yağışla suya geçen Cd derişiminin fazla olmasıdır. Yenihayat baraj suyu ve çeşme suyu karşılaştırıldığında çeşme suyunda analizi yapılan metallerin arıtma işlemi sonucunda TSE ve WHO içme suyu kriterlerine uygun olduğu ve baraj suyundan daha az derişimde olduğu belirlenmiştir. Bu da uygulanan gelenekselarıtma işleminin tayin edilen ağır metal derişimlerinin azaltılmasında etkiliolduğunu göstermektedir.Anahtar Kelimeler : Baraj gölü, Çorum, ağır metal, su, sediment, toprak,yosun
Bazı indol türevli schıff bazlarının elektrokimyasal davranışlarının incelenmesi, karbon yüzeyine bağlanma özellikleri ve analitik uygulamaları
Bu çalışmada, ilk olarak N-((1H-indol-3yl) metilen) tiyazol-2amin (IMT2A) ve N,N'-bis (indol-3-karboksaldimin)-1,2 diaminosiklohekzan (İndol-dach) Schiff bazlarının susuz ortam olan 0,1 M tetrabütilamonyum tetrafloroborat (TBATFB) destek elektroliti içeren asetonitril ortamında elektrokimyasal davranışları, transfer olan elektron sayıları, difüzyon katsayıları ve elektrot üzerindeki tepkime mekanizmaları dönüşümlü voltametri (CV), kronoamperometri (CA) ve döner disk elektrodu (RDE) ile incelenmiştir. Difüzyon katsayıları, IMT2A ve İndol-dach için sırasıyla (3,87±0,40)x10-6 cm2/s ve (4,88±0,65)x10-7 cm2/s olarak belirlenmiştir. Bu Schiff bazlarının çalışılan ortamda camsı karbon elektrot (GCE) yüzeyinde tersinmez yükseltgenme piklerine sahip oldukları; sırasıyla 2 ve 4 elektron vererek EC mekanizmasıyla yüzeye bağlandıkları öngörülmüştür. Çalışmanın sonraki aşamasında IMT2A ve İndol-dach Schiff bazlarının GCE yüzeyine elektrokimyasal olarak yükseltgenerek bağlanmasıyla IMT2A-GCE ve İndol-dach-GCE modifiye elektrotlar hazırlanmıştır. Hazırlanan yüzeyler CV, elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS), fourier dönüşümlü infrared spektroskopisi (FTIR), X-ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), profilometri, atomik kuvvet mikroskopisi (AFM) ve temas açısı ölçüm (CAM) yöntemleri kullanılarak elektrokimyasal, spektroskopik ve mikroskopik olarak karakterize edilmiştir. Ayrıca hazırlanan iki modifiye yüzey, askorbik asit (AA) ve ürik asit (ÜA) varlığında diferansiyel puls voltametrisi (DPV) ile dopamin (DA) tayininde kullanılmıştır. Benzer biçimde DA ve AA varlığında ÜA tayini gerçekleştirilmiştir. IMT2A-GCE ile gözlenebilme (LOD) ve tayin sınırı (LOQ) değerleri DA için sırasıyla 0,086 µM ve 0,29 µM; ÜA için sırasıyla 7,51 µM ve 25 µM olarak belirlenmiştir. İndol-dach-GCE ile ise LOD ve LOQ değerleri DA için sırasıyla, 0,18 µM ve 0,60 µM; ÜA için sırasıyla 9,73 µM ve 32,4 µM olarak belirlenmiştir. Hazırlanan elektrotların ticari ilaç serumunda DA ve idrar örneklerinde ÜA tayinlerinde kullanılabileceği gösterilmiştir.
Dopamin ve ürik asitin birinin varlığında diğerinin kare dalga voltametrisi ile tayini
Bu çalışmada, kare dalga voltametrisi kullanılarak dopamin (DA) ve ürik asit (ÜA) tayini için metot geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunun için ilk önce çeşitli destek elektrolit ortamlarında DA ve ÜA' nın yükseltgenme davranışları incelenmiştir. Buna göre H2SO4 ve fosfat tamponunun analiz için uygun olduğuna karar verilmiştir. Daha sonra H2SO4 ortamında pH taraması yapılarak DA ve ÜA' nın aynı derişimine karşılık en yüksek pik akımının elde edildiği pH 2,5 değeri analiz çalışmaları için uygun bulunmuştur. Diğer analiz ortamı için ön çalışmalar yapılmadan doğrudan pH 7,2 değeri kullanılmıştır. pH 2,5 H2SO4 ortamında analiz yapılırken DA ve ÜA' nın sırasıyla +0,480 V, +0,620 V' da ki yükseltgenme pikleri kullanılmıştır. ÜA varlığında DA analizi standart ekleme metodu ile yapılırken, DA varlığında ÜA analizi ise kalibrasyon grafiği metodu ile yapılmıştır. Daha sonra diğer bir destek elektrolit ortamı olan fosfat tamponu ile çalışmalara devam edilmiş ve DA ve ÜA' ya ait sırasıyla +0,140 V, +0,270 V' da ki yükseltgenme pikleri kullanılmıştır. Bu ortamda ise her iki tür standart ekleme metodu ile tayin edilmiştir. Her iki ortamda da ilk önce [DA] / [ÜA] = 1 iken çalışılmıştır. Daha sonra bu oran ( [DA] / [ÜA] ) değiştirilerek çalışmalar yapılmış ve pH 2,5 H2SO4 de özellikle [DA] / [ÜA] = 5 olduğu durumda çok daha düşük hatalar ile tayinler gerçekleşmiştir. Fosfat tamponu ortamında ise özellikle [ÜA] / [DA] > 1 olduğu durumda çok küçük hatalar ile analiz yapılabilmiştir. Bununla birlikte her iki ortamda da yapılan oran çalışmalarında kabul edilebilir sonuçlar elde edilmiştir. Daha sonra, hazırlanan sentetik numune ile çalışılmıştır. Bu sentetik numune için, pH 2,5 H2SO4 ortamında DA derişimi 9,76 x 10-6 M ve ÜA derişimi 14,63 x 10-6 M iken sonuçlar DA ve ÜA için sırasıyla (9,72 ± 0,10) ×10-6 M ve (14,67 ± 0,10) × 10-6 M olarak bulunmuştur. Bu çalışma için % hata DA tayini için -0,41, ÜA tayini için 0,27 olarak bulunmuştur. pH 7,2 fosfat tamponu ortamında aynı numune için sonuçlar DA ve ÜA için sırasıyla (9,70 ± 0,04) × 10-6 M ve (14,61 ± 0,18) × 10-6 M olarak bulunmuştur. Bu çalışma için % hata DA tayini için -0,61, ÜA tayini için -0,14 olarak bulunmuştur. pH 2,5 H2SO4 ortamında DA ve ÜA için gözlenebilme sınırı (LOD) sırasıyla 2,16 × 10-8 M ve 4,14 × 10-8 M, tayin sınırı (LOQ) ise sırasıyla 6,48 × 10-8 M ve 1,24 × 10-7 M olarak bulunmuştur. pH 7,2 fosfat tamponu ortamında DA ve ÜA için gözlenebilme sınırı (LOD) sırasıyla 2,28 × 10-8 M ve 2,13 × 10-8 M, tayin sınırı (LOQ) ise sırasıyla 6,84 × 10-8 M ve 6,39 × 10-8 M olarak bulunmuştur. Bu yönteme çeşitli anyon ve katyonların girişim etkileri incelenmiştir.Anahtar kelimeler : Dopamin, ürik asit, kare dalga voltametrisi, tayin
Bazı polimerik Schiff bazlarının elektroanalitik amaçlarla kullanımı
Bu çalışmada, öncelikle, 2-hidroksi-5-bromür benzaldehit poliakrilamit schiff bazı (PABSB) ve 2-hidroksi-5-klorür benzaldehit poliakrilamit schiff bazının (PACSB), Britton Robbinson tamponu (BR) destek elektrolit ortamında, elektrokimyasal davranışları ve elektrot üzerindeki reaksiyon mekanizmaları kare dalga voltametrisi (SWV), dönüşümlü voltametri (CV) ve kronoamperometri (CA) teknikleriyle incelenmiştir. Difüzyon katsayıları PABSB ve PACSB için sırasıyla 3,129 10-8 cm2/s ve 3,465 10-7 cm2/s olarak belirlenmiştir. Çalışmanın sonraki aşamasında indol-3-karboksaldehit poliakrilamit schiff bazı-camsı karbon (PAISBGC) ve indol-3-karboksaldehit-camsı karbon (In3KGC) modifiye elektrotları hazırlanmıştır. Yüzey modifikasyon işlemi PAISBGC için 0,1 M KCl ve In3KGC için ise 0,05 M tetrabütilamonyum tetrafloroborat (TBATFB) destek elektroliti içeren asetonitril ortamlarında elektrokimyasal yükseltgenme ile gerçekleştirilmiştir. Hazırlanan modifiye yüzeyler CV, elektrokimyasal impedans spektroskopisi (EIS), yansıtmalı absorpsiyon infrared spektroskopisi (RAIRS), X ışını fotoelektron spektroskopisi (XPS), elipsometri ve temas açışı ölçüm teknikleri kullanılarak karakterize edilmiştir. Ayrıca hazırlanan iki modifiye yüzey askorbik asit, ürik asit ve dopaminin birlikte olmaları durumunda diferansiyel puls voltametrisi ile tayinindeki girişimlerini giderebilmek amacıyla kullanılmıştır. In3KGC elektrot ile askorbik asit varlığında dopamin ve ürik asit tayini için ve PAISBGC elektrot ile askorbik asit ve ürik asit varlığında dopaminin tayini için yöntem geliştirilmiştir. In3KGC ile gözlenebilme sınırı ve tayin sınırı değerleri dopamin tayini için sırasıyla 1,70×10-6 ve 5,70×10-6 olarak ve ürik asit tayini için sırasıyla 4,99×10-6 ve 1,66×10-5 olarak belirlenmiştir. PAISBGC elektrot ile ise gözlenebilme sınırı ve tayin sınırı değerleri dopamin tayini için sırasıyla, 1,70×10-6 ve 5,67×10-6 olarak belirlenmiştir. Geliştirilen yöntem, dopamin için ticari bir ilaç formülasyonu ve ürik asit için idrar numunelerine uygulanmıştır.
Bakır ve bizmut'un kare dalga voltametrisi ile aynı anda tayini
Bu çalışmada, kare dalga voltametrisi kullanılarak Cu2+ ve Bi3+ iyonlarının aynı anda tayini için metot geliştirilmeye çalışılmıştır. Bunun için ilk önce kompleksleştirici olarak tiyosemikarbazit (TSC) kullanılmıştır. TSC bakır ile kompleks oluştururken (Ep= -0,32 V) bizmut ile etkileşmemiş ve analize bu özellikten yararlanılarak HClO4 (pH 2) destek elektrolit ortamında devam edilmiş ve dolaylı bir yöntem uygulanmıştır. Buna göre; 0 V civarında bakır ve bizmut iyonlarına ait toplam bir pik akımı (it) elde edilmiştir. Daha sonra ortama -0,32 V'da meydana gelen Cu2+-TSC etkileşimine ait indirgenme piki sabit kalana kadar yani çözelti içinde serbest Cu2+ kalmayana kadar TSC ilaveleri yapılmıştır. -0,32 V'daki bakıra ait sabit akım değeri ve kalibrasyon grafikleri kullanılarak 0 V civarındaki toplam akımın bakıra ait kısmı belirlendikten sonra bizmutun akım değeri bulunmuş, bizmuta ait bu akım değeri ile bizmut miktarı hesaplanmıştır. Çalışmanın bir diğer aşamasında değişik bir kompleksleştirici olan etilendiamintetraasetik asit (EDTA) kullanılmıştır. Bu çalışmada destek elektrolit olarak seçilen amonyak/amonyum klorür ortamında pH 8-11,5 arasında denemeler yapılmıştır. Böylece Cu2+-EDTA ve Bi3+-EDTA bileşiklerine ait indirgenme piklerinin birbirinden ayrılmaları incelenmiş ve her iki katyonun aynı anda doğrudan analiz edilebileceğide görülmüştür. Bunun üzerine metot [Cu2+]/[Bi3+]= 1 olan sentetik numuneye uygulanmış ve 1,92×10-5 M olan bakır ve bizmut sırasıyla (1,85±0,09)×10-5 M ve (2,0±0,3)×10-5 M olarak bulunmuştur. [Cu2]+/[Bi3+] oranları değiştirilerek yöntem denenmiş ve analizde bizmut miktarının bakıra göre fazla olması durumunda geri kazanımın daha fazla olduğu görülmüştür. Bu yönteme çeşitli anyon ve katyonların girişim etkileri incelenmiştir. Yöntem diğer bir çalışma olan H-noktası standart ekleme metodu (HPSAM) ile karşılaştırılmıştır.
Endüstriyel kaynaklı atık yağlar ve değerlendirme yöntemleri
Endüstriyel yağlar sanayinin hemen her alanında kullanılan teknolojinin vazgeçilmez girdilerindendir. Teknoloji gelişimine paralel olarak ta alet, araç, motor, makine gibi donanımlarda kullanılan yağların aynı oranda gelişmesi beklenmektedir. Bu anlamda endüstride kullanılan yağlara daha dayanıklı ve daha işlevsel olabilmeleri için kimyasallar ilave edilmektedir. Ancak belirli bir kullanım süresi sonunda fonksiyonlarını yitiren yağlar atık durumuna geçmekte ve içerisindeki kimyasallar dolayısı ile çevre ve insan sağlığı için tehlikeli sınıfına girmektedir. Temizlemenin en düşük maliyetinin kirletmemek olduğu düşüncesi ile 2004 yılı içerisinde ?Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği? yürürlüğe girmiş ve uygulanmaktadır. Endüstriyel yağ tüketimi her geçen gün artarken alınacak önlemlerin ve uygulamaların önemi de o derece artmaktadır. Yönetmelik ile birlikte üç kategoriye ayrılan yağların geri kazanılması, yüksek dereceli fırınlarda ilave yakıt olarak kullanılmaları bu ikisinin mümkün olmadığı durumlarda ise bertaraf tesislerinde zararsız hale getirilmeleri amaçlanmaktadır. Geri kazanma yönteminin hem hammadde tasarrufu, hem ithalat rakamlarının azaltılması, hem istihdam yaratması hem de çevre kirliliğini önlemesi amacı ile v en uygun yöntem olduğu düşüncesi içerisinde hazırlanan bu çalışmada, Türkiye'nin durumu gözler önüne serilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler : Madeni yağ, atık yağ, atık yönetimi, geri dönüşüm
Hava kirliliği ve Kastamonu şehir merkezi için değerlendirme
Bu tez çalışmasında, Kastamonu Şehir Merkezinin hava kirliliği açısındanmevcut durumu araştırılmıştır. Öncelikle genel bir hava kirliliği tanımlamasıyapılmış, kirliliğin nelerden kaynaklandığı, kirleticilerin neler olduğu, bunlarınne gibi etkileri olduğu anlatılmıştır. Daha sonra ise Kastamonu'daki havakirliliğinin mevcut durumu ortaya konulmuştur. Bunun için 2002-2005 yıllarıarasında Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuarı tarafındanyapılan günlük hava kirliliği ölçümlerinin sonuçlarından faydalanılmıştır.Ayrıca Meteoroloji Müdürlüğü'nden alınan meteorolojik bilgiler de (sıcaklık,rüzgar, nem oranı) kullanılmıştır. Ayrıca araç sayıları ve nüfus ile ilgili geleceğeyönelik projeksiyonlar yapılarak 2020 yılına kadar olan değerler bulunmuş veson bölümde de kirliliğin önlenebilmesi için çeşitli çözüm önerileri sunulmuştur.Anahtar Kelimeler : Kastamonu, Hava Kirliliği, Kirleticiler, SO2, PM
Arıtma çamurlarının özellikleri ve arazide değerlendirme imkanlarının araştırlması
ARITMA ÇAMURLARININ ÖZELL KLER VE ARAZ DEDEĞERLEND RME MKANLARININ ARAŞTIRILMASI(Yüksek Lisans Tezi)Sezen ŞÇGAZ ÜN VERS TESFEN B L MLER ENST TÜSÜOcak 2006ÖZETArıtma çamurlarının işlenmesi ve giderilmesinde en önemli konu arıtmaişlemleri sonucunda oluşan çamur ve katı maddelerin özelliklerininbilinmesidir. Çamurun özellikleri, çamur ve katı maddenin kaynağına veuygulanan arıtma işlemine bağlı olarak değişir. Bu çalışmada, arıtmaçamurlarının çevreye zarar vermeden ekonomik ve ekolojik biçimde giderilmesive değerlendirilmesi için uygulanan yöntemler arasından arazide değerlendirmeimkanları araştırılmıştır. Arıtma çamurlarının giderilmesi konusu, ülkemizdeyürürlükte olan yasal mevzuat içinde yer almaktadır, ancak mevcutyönetmeliklerimiz bu konuda yeterli olmamaktadır. Bu nedenle mevcutyönetmeliklerde arıtma çamurlarının giderimi konusundaki eksikliklerintamamlanmasına yönelik çalışmalar başlatılmalı ve biran önce uygulamayakonulmalıdır. Yapılan çalışmada çamurun arazide değerlendirilmesi ile ilgiliuygulamalar incelenmiş ve bu uygulamalar yasal mevzuat ve standartlaraçısından ele alınmıştır.Bilim kodu : 903. 1.074Anahtar Kelimeler : Arıtma çamuru, Arıtma çamurunun özellikleri,Arazide değerlendirme, Yasal mevzuatSayfa Adedi : 115Tez Yöneticisi : Prof. Dr. Erdoğan HASDEM R
TS-EN-ISO 14001 çevre yönetim sisteminin makine üreten bir fabrikada uygulanması
Bu çalışmada ISO 14001 Çevre Yönetim Sisteminin ortaya çıkışı, hangikuruluşlara uygulanabildiği, ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemi standartları vebu standartların özellikleri, kuruluşlara ne gibi faydalar sağladığı,uluslararası düzeyde çevrenin hangi boyutlarda olduğu, Türkiye'nin çevreboyutu ve çevre politikaları incelenmiştir.Türkiye'de faaliyet gösteren, daha önceden kurulmuş bir kalite yönetimsistemine sahip olan, makina üreten bir fabrikanın çevreye verdiği zararlartesbit edilmiştir. Daha sonrasında çevre yönetim sisteminin kurulması içingerekli olan düzeltici ve önleyici faaliyetler başta olmak üzere önlemler alınıp,gerekli dokümanlar hazırlanmıştır. ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemibelgesinin alınması için yapılan tetkiklerden bahsedilmiştir.Bilim Kodu : 912Anahtar kelimeler :Çevre Yönetim Sistemi, ISO 14000 Standardları, ÇevrePolitikasıSayfa Adedi :119Tez Yöneticisi :Prof. Dr. Erdoğan HASDEMİR
Organize sanayi bölgeleri ve çevre
Bu çalışmanın amacı Türkiye'de Organize Sanayi Bölgelerinin mevcut durumu ve çevre üzerindeki etkilerini incelemektir. Türkiye' de OSB, ilk kez 1962' de Bursa' da uygulamaya konmuştur ve dengesiz bölgesel gelişmenin, çarpık kentleşmenin yol açtığı sorunların çözümünde birer araç olarak benimsenmiştir. Tarımsal hammaddenin ve yeraltı zenginliklerinin değerlendirildiği OSB, sanayiler arası ilişkilerin de geliştirildiği birer merkezdir. OSB'lerin kurulması, denetlenmesi, kredilendirilmesi ve çeşitli kuruluşlar ile koordinasyonun Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca sağlanması, ülke çapında önemli gelişmelere yol açmıştır. Orta ve büyük ölçekli sanayi işletmeleri kentin dışında, kentten yeşil bantlarla ayrılan özel bölgelere yerleştirilmiş ve böylece çevreye kir, gaz, koku ve duman yayarak çevre kalitesini olumsuz yönde etkileyen sanayi kuruluşları, jeolojik etütlere de bağlı kalınarak kontrol altına alınabilmiştir. Bu çalışmalara bir örnek olarak Ankara Sanayi Odası l.OSB incelenmiştir. Bilim Kodu :912 Anahtar Kelimeler :OSB, Çevre Sayfa Adedi :144 Tez Yöneticisi :Prof.Dr. Erdoğan HASDEMİR