Theses supervised by Prof. Dr. Faik Kantar
13 theses · Akdeniz University
Bölge verim aşamasında kuru fasulye (Phaseolus vulgaris L.) ıslah hatlarında bitki gelişmesi ve verim kriterlerinin incelenmesi
Bu çalışma, bölge verim aşamasında 4 ileri ıslah hattı (KN303, KN338, ÇYRL, HNG) ve 2 adet tescilli çeşit (Kantar-05, Elkoca-05) olmak üzere 6 farklı genotipin Antalya'nın Elmalı ilçesinde, 1095 m rakımlı tarla koşullarında bitki gelişmesi ve bazı verim özellikleri incelenmesi amacıyla yürütülmüştür. Deneme 2014 yılında Tesadüf Blokları Deneme Desenine göre 4 tekerürlü olarak kurularak, hatların verim ve verim kriterleri belirlenmeye çalışılmıştır. Deneme verilere göre hatlar ve tescilli çeşitler arasında verim ve verim kriterleri yönünden önemli farklılıklar ortaya çıkmıştır. Fizyolojik olum yönünden en erkenci 93 gün ile Kantar-05 çeşidi, en geç olgunlaşan ise 129 gün ile ÇYRL hattı olmuş, fakat kuru tane verimi bakımından ÇYRL hattı 231.47 kg/da ile en verimli hat olmuştur.
Bodur taze fasulye genotiplerinin sonbahar, ilkbahar ve yaz dönemlerinde agro-morfolojik özellikleri, bitki gelişimi ve verim potansiyellerinin araştırılması
Bu çalışma, 38 taze bodur fasulye çeşit ve hattı ile ön ıslah çalışması başlatmak amacıyla yürütülmüştür. Çeşit ve hatlar sonbahar geç ekim, ilkbahar erken ekim ve geç yaz şartlarında bitki gelişmesi ile tohum tutma özelliklerini incelenmiş ve UPOV tarafından belirlenen 30 morfolojik özellik yardımıyla yakınlık dendogramları çıkarılmıştır. Sonbaharda serin şartlarda GV-51, USK-1, KTH-6, KTH-24, ML-30, ML-60, HK-37 ve HK-18 genotipleri en yüksek taze bakla verimi ve tohum tutma potansiyeline sahip olmuşlardır. İlkbahar erken ekiminde bitki başına ve parsel başına taze bakla verimi ve bakla sayısı açısından PI-368052, LGNY-4-97, HK-8, HK-18, GV-51, BRD-21, F1 (PI 549875 x HK-37) melezi, PI-549901 ve PI-549902 en yüksek performans göstermiştir. Geç tarla ekimlerinde LNY-4-97, AYD-2, HK-8, ML-30 ve PI 549875 en yüksek taze bakla vermişlerdir. AYD-2, PI 608450, LNY4-97, PI 549998 ve LGYNY-4-97 genotiplerin baklalarında taze tüketimi kısıtlatan kılçıklılık özelliği tespit edilmiştir. Temel Bileşen Analizi (TBA)'nde Eigen (öz) değeri 1'in üzerinde değer veren 7 adet bileşen toplam varyasyonun %75.43'ünü açıklamıştır. Bakla özellikleri (genişliğin oranı, zemin renk yoğunluğu, eğrilik derecesi ve genişliği) ve bakla sayısı temel bileşen 1 ve 2'de varyasyona en yüksek katkıyı (0,70-0,73) vermiştir. Bitki başına taze bakla verimi ile bakla sayısı arasında istatistiksel olarak önemli oranda pozitif korelasyon katsayısı (r= 0,851) hesaplanmıştır. Kümeleme analizinde hesaplanan benzerlik dendogramında genotipler 2 ana gruba ve her grup 2 alt gruba ayrılmıştır. Kümeleme analizinde PI-549902, PI-549875, HK-18 ve HK-33 çeşit ve genotipleri ile ML-30, PI-486351, PI-549622 ve BT-69 genotipleri genetik olarak birbirlerine en uzak çeşit ve hatlar olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak eldeki veriler daha sonra yapılacak olan ıslah çalışmaları açısından tartışılmıştır.
Toprak düzenleyici ve biochar uygulamasının tarla şartlarında bodur taze fasulye verimi üzerine etkisi
Bu çalışma 2022 yılında ilkbahar döneminde Burdur ili Bucak ilçesinde açık tarla koşullarında gerçekleştirilmiştir. Toprak düzenleyici ve biochar uygularının bodur taze fasulye verimi üzerine etkisi araştırılmıştır. Phaseolus vulgaris L. türüne ait "Bourgondia" çeşidi ve "GV-51" genotipi bitki materyali olarak kullanılmıştır. Çalışmada toprak düzenleyici olarak bir ticari formül ve biochar kullanılmıştır. Uygulama dozları toprak düzenleyiciler için 26 kg/da olarak belirlenmiştir. Araştırmada, çıkış süresi, ilk çiçeklenme tarihi, çıkış oranı, bakla boyu, bakla eti kalınlığı, bakla eni, bakla ağırlığı, hasattaki bitki sayısı, parsel başına bakla verimi, dekara bakla verimi ve bitki başına bakla verimi incelenmiştir. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Çalışmada amaçlanan konu, tarla şartlarında bodur taze fasulye yetiştiriciliğinde kullanılan ticari gübre uygulamalarını azaltmaktır. Yapılan çalışma sonucunda Bourgondia çeşidi ve GV-51 genotipi 15 cm ile ticari gübrede en uzun bakla boyuna sahip olarak tespit edilmiştir. Bourgondia ve GV-51 genotipi 19 mm ile biochar gübresinde en fazla bakla enine sahip olup bakla eninin genel ortalamaları için GV-51 genotipinin etkisi önemli olarak belirlenmiştir. Bakla kalınlığı GV-51 genotipinde 10.83 mm ile formül gübresinde, Bourgondia çeşidinde ise en fazla 10.46 mm ile biochar gübresinden elde edilmiştir. Dekara taze bakla verimi üzerine uygulama ve çeşitin etkisi istatistiki olarak önemsiz bulunmuştur. Taze bakla verimi 1638,21 kg/da ile 2552,5 kg/da arasında değişmiştir. Dekara taze bakla verimi Bourgondia da 2243,48 kg/da olurken GV-51 de 2075,63 kg/da olarak kaydedilmiştir. Sonuç olarak oturak fasulye çeşidinde ve genotipinde taze bakla verimi üzerine gübre uygulamasının etkisi önemsiz olarak belirlenmiştir. Ancak elde edilen yüksek taze bakla verimlerinin ileri çalışmalar için ümit vaat ettiği düşünülmektedir.
Yerel taze fasulye genotiplerinin karakterizasyonu ve ısıtmasız sera şartlarında performanslarının araştırılması
Bu çalışmada daha önce yürütülen çalışmalar kapsamında seçilen 8 saf hat ve 4 genotip olmak üzere toplam 12 yerel sarılıcı taze fasülye (Phaselous vulgaris L.) genotipi için ısıtmasız sera şartlarında ticari çeşit Helda ile kıyaslamalı olarak bitki performansının ve soğuk toleransının değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Ayrıca 4 genotip için UPOV ve TTSM Fasulye Özellik Belgesi kuralları doğrultusunda 41 özellik bakımından fenolojik ve morfolojik gözlemler gerçekleştirilmiştir. Çalışma materyali daha önce yapılan çalışmalar kapsamında ülkemizin farklı lokasyonlarından temin edilmiştir. Yerel genotipler için çiçeklenme süresi, bakla genişliği, kalınlığı, uzunluğu ve ağırlığı, bitki başına bakla sayısı ve verimi, bitki başına tohum sayısı ve verimi, parsel tohum verimi üzerine araştırmalar gerçekleştirilmiştir. Soğuk toleransının araştırılması amacıyla hücre elektrolit sızıntısı ve klorofil floresans ölçümleri yapılmıştır. Elde edilen verilerin değerlendirilmesi için SPSS istatistik programı kullanılmıştır. Yapılan bu çalışma sonucunda bakla uzunluğu açısından BN-23 ve HK-38 sırasıyla 21.30 ve 20.53 cm ile yerel genotipler arasında en uzun bakla boyuna sahip genotipler olarak belirlenmiştir. GV-41 ve HK-38 bakla genişliği açısından sırasıyla 27.9 ve 26.42 mm ile ticari çeşit Helda'dan daha üstün bulunmuştur. Bakla ağırlığı yerel genotipler için 9.05 g ile 28.33 g arasında değişiklik gösterirken, GV-41 28.33 g bakla ağırlığı ile en iyi sonuç veren genotip olarak belirlenmiştir. Verim açısından GV-41, ANTO ve BN-23 ön plana çıkmıştır. Soğuk toleransı açısından yapılan inceleme sonucunda önemli derece değişim tespit edilmemiştir. Bunun sebebini yüksek hava sıcaklıkları ile ilişkilendirmek mümkündür. Fenolojik ve morfolojik açıdan karşılaştırılan 4 yerel genotip için ticari çeşit Helda ile kıyaslamalı olarak yapılan gözlemler sonucunda BN-23, HK-38 ve VN-16 sahip olduğu özellikler bakımından yapılacak sarılıcı taze fasülye ıslah çalışmalarında kullanılması öngörülürken, VN-50 için daha çok barbunya tipi olduğu ve yapılacak barbunya ıslah çalışmaları için kullanılabileceği öngörülmüştür.
Türkiye'den toplanan yerel bamya (Abelmoschus esculentus L.) genotiplerinde morfolojik varyasyonun incelenmesi ve karakterizasyonu
Bu çalışma Türkiye'nin faklı bölgelerinden toplanılan 26 yerel bamya çeşit ve genotipi (BLK-1, MGL-2, MGL-3, MGL-4, MGL-5, MGL-6, MGL-7, MGL-8, MGL-9, MGL-10, AYD-11, AYD-12, AYD-13, MGL-14, UIS-15, UIS-16, USK-17, AYD-18, GAN-19, STD-20, GAN-21, DZL-22, DZL-23, Akköy-11, Kabaklı-11, Marmara-1) içinde morfolojik ve fenolojik özellikler açısında varyasyonun incelenmesi amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi, Ziraat Fakültesi seralarında yürütülmüştür. Çalışmada yerel bamya genotipleri sera şartlarında ekilmiş ve UPOV kriterleri dahil 34 morfolojik ve fenotipik açısından gözlem ve ölçümler yapılmıştır. Elde edilen veriler istatistiki olarak analiz edilerek yerel bamya gen kaynakları içinde varyasyon araştırılmış, genotiplerin yakınlık dereceleri incelenmiş ve %50 çiçeklenme ve meyve hasat zamanı için toplam sıcaklık istekleri hesaplanmıştır. İncelenen morfolojik ve fenolojik karakterlerde varyasyon gözlemlenmiştir. İncelenen karakter arasında en büyük varyasyon sırasıyla parsel başına tohum verimi, %50 bakla bağlama için toplam sıcaklık isteği, %50 çiçeklenme için toplam sıcaklık isteği, bitki boyu, bitki başına tohum verimi, yaprak sapı uzunluğu, ilk meyvenin çapı, meyve: olgunlaşmış meyvenin uzunluğu meyve: olgunlaşmış meyvenin çapı, çiçeklenme zamanı, bitki başına meyve sayısı ve ticari hasat zamanı değerlerinde bulunmuştur. İncelenen özellikler bakımından genotipler arasında önemli farklılıklar bulunmuştur. Agromorfolojik özellikler kullanılarak genotiplerin yakınlık dereceleri hesaplanmış ve ıslah çalışmalarında ebeveyn olarak kullanılmak erkenci, morfolojik özellikleri ve bakla özellikleri açısından öne çıkan genotipler belirlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Bamya, Fenolojik Gözlem, Genotip, Morfolojik Gözlem
Domateslerde (Lycopersicon esculentum L.) kırılma karakterinde genotipik ve çevre etkilerinin incelenmesi
This study investigated the stem breakage problem in tomato (Lycopersicon esculantum L.). Kinking (nicking) is the name given to the breaking of tomato stems. This problem causes tomato fruits to remain small and yield loss. The genetic, environmental and physical causes of the nicking problem affecting tomatoes were investigated. This study aims to minimize the damage by reducing the nicking problem. The frequency of occurrence of this problem in the hybrids in the gene pool, the frequency of its occurrence in the lines and the variability of the same lines in different environmental conditions were investigated. Phenotypic observations were taken in the trials conducted in the spring, autumn and winter seasons of 2019. A total of 3854 materials were analyzed including 3508 hybrids and 346 lines. Frequency analyzes showed that the frequency of the kinking character was very high. In these analyzes, it was observed that the frequency of the kinking character of the 2019 winter lines were lower than in other seasons. When all materials analyzed, a positive and significant relationship was found between kinking and truss stem length. At the same time, there was a negative but significant relationship with harvest difficulty character. No significant relationship was found between kinking and other traits. In addition, no comment could be made on the hereditary feature of the kinking character, and it is thought that the kinking character is affected by environmental factors such as temperature, light and humidity. Therefore, hybridisation programs are suggested using these materials and selections should be made for short and strong peduncles in breeding programs. GWAS studies and , QTL analyzes are recommended for a better understanding of the inheritance of this character.
Bacillus subtilis ve Bacillus amyloliquefaciens kültürünün turfanda patates (Solanum tuberosom L. var Universia)'te biyomas verimi üzerine etkisi
Bu çalışma, tarla koşullarında ilkbahar erken ve sonbahar geç dönemde ekimi yapılan patateslerde, mikrobiyal gübre uygulamasının bitki büyüme ve verim üzerindeki etkisini araştırmak amacıyla yürütülmüştür. Akdeniz Üniversitesi Deneme Çiftliği'nde 4 tekerrürlü Kontrol (mikrobiyal ve ticari gübre uygulaması yok), Standart Gübre Uygulaması, Mikrobiyal Gübre Uygulaması (Bacillus subtilis ve Bacillus amyloliquefaciens) ve Standart Gübre Uygulaması+ Mikrobiyal Gübre Uygulaması olmak üzere dört ayrı uygulama incelenmiştir. Antalya'da ilkbahar erken ve sonbahar geç büyüme mevsiminde 9 Ocak 2016 ve 15 Ağustos 2016' tarihlerinde tarlaya ekim yapılmadan hemen önce Solanum tuberosum L.var Universia yumrularına Bacillus subtilis ve Bacillus amyloliquefaciens oluşan mikrobiyal gübre 1 ml / 10 L su oranında yumrulara uygulanmıştır. Çiçeklenme döneminin başlangıcında, Mikrobiyal Gübre Uygulaması ve Standart Gübre Uygulaması+ Mikrobiyal Gübre Uygulaması parsellerindeki bitkilere 1 ml / 100 L su oranından oluşan mikrobiyal gübre yapraklara püskürtme şeklinde uygulanmıştır. Bitki büyümesi, gelişme ve verim parametreleri ölçülmüştür. Bacillus subtilis ve Bacillus amyloliquefaciens kültürü, kontrol ile karşılaştırıldığında, bitki çıkış süresini kısaltmış, bitki büyümesini arttırmış, daha büyük yumru oluşumu gözlemlenmiş ve yumru verimi arttırmıştır. Mikrobiyal Gübre Uygulamasının avantajı, sezona bağlı olarak Standart Gübre Uygulaması+ Mikrobiyal Gübre Uygulaması ile karşılaştırılabilir niteliktedir. Mikrobiyal Gübre Uygulaması kontrole göre ilkbaharda % 9.2 yumru verimini arttırmış, sonbahar döneminde ise kontrole göre % 9.7 verimde artış sağlamıştır. Mikrobiyal Gübre Uygulaması toplam biyomas verimi üzerindeki avantajı, sonbaharda kontrole göre daha da yüksek (% 13) olmuştur. Sonuç olarak, pahalı ticari mineral gübrelerin yerine mikrobiyal gübrelerin kullanılması soğuk kış döneminde hafif kıyı iklim bölgelerinde iki hasat döneminde de düşük gübre girdisi ile patates üretimi sağlanabilir. Turfanda patates üretiminde Mikrobiyal Gübre Uygulamasının zengin mikrobiyolojik flora ile rotasyonda sonraki sezona verimli toprak bırakacaktır.
Yerel biber gen kaynaklarının fenolojik ve morfolojik özelliklerinin araştırılması ve soğuk stresi açısından fenotiplenmesi
Bu çalışmada 23 yerel biber (Capsicum annuum L.) gen kaynağı ve 9 adet ticari çeşit olmak üzere toplam 32 adet genotipin UPOV ve IPGRI kriterlerine göre fenolojik ve morfolojik karakterizasyonu ile soğuk stresi açısından fenotiplenmesi amaçlanmıştır. Yerel biber gen kaynakları Batı Anadolu Bölgesinde farklı il ve ilçelerin temin edilmiştir. Bazı yerel genotiplerde çimlenme olmaması nedeniyle çalışmaya 26 adet genotip ile devam edilmiştir. Fide döneminde ilk yaprak oluşumundan itibaren sıcaklık 25˚C'den 5˚C'ye kademeli olarak belirli süre düşürülmüştür ve 5˚C'de ise 24 saat bekletilerek fide dönemi soğuk zararı tespiti yapılmıştır. Büyüyen fideler sera koşullarına aktarılmıştır. Genotipler sera koşulları ve fide dönemi olmak üzere 50 özellik bakımından incelenmiştir. Yapılan gözlem verilerini değerlendirmek için SPSS istastik programı kullanılmıştır. Temel koordinat analiz, UPGMA ve Ward's tekniği ile oluşturulan dendogramlar ile genotipler 6 gruba ve her grupta birden fazla alt gruplara ayrılmıştır. Üzerinde çalışılan karakterler açısından yerel biber genotipleri arasında polimorfizm olduğu belirlenmiştir. Yerel gen kaynaklarının ticari çeşitlere göre fenolojik ve morfolojik özellikler bakımından farklı soğuk stresine tolerans açısından üstün olduğu tespit edilmiştir. Takoz oranı düşük olması ile MGL-14 ve BRS-23, verimlilik bakımından MNS-18 ve AYD-21 yerel genotipleri ön plana çıkmaktadır.
Bacillus sp. bakteri karışımının marul'da (Lactuca sativa) biyomas üretimi ve klorofil miktarı üzerine etkisi
This study was carried out in order to investigate the effects of Bacillus subtilis VKPM B-10641 (DSM 24613) and Bacillus amyloliquefaciens VKPM B-10642 (DSM 24614) and В-10643 (DSM 24615) mixture applications on the yield and yield components of lettuce (Lactuca sativa L. cv. Funly) under greenhouse conditions. The experiment investigated three treatments as Control (T1), Standard Chemical Fertilizer Application (T2) and Standard Chemical Fertilizer Application + Microbial Fertilizer Application (T3) in a Completely Randomized Blocks with 4 replications on experimental farm of Akdeniz University, Faculty of Agriculture in Antalya in spring in 2015. Plant growth parameters of root length, root collar diameter, root fresh and dry weights, stem diameter, head height, head diameter, number of leaves, fresh weight of leaves, dry matter percentage of leaves, brix, chlorophyll content, leaf color and marketable head yield were measured. The effect of treatments was found significant on leaf color and marketable head yield with a decrease on green color parameter b value of 37,71 ± 0,46 b* which was 4 % less than control treatment and an increase in total yield. As a combined effect of all traits on commercial yield, microbial and chemical fertilizer application gave the highest marketable head yield. Total yield of microbial and chemical fertilizer applied blocks were 2808,38 ± 154,80 kg/decare and 20 % higher than control and 11 % higher than chemical fertilizer applied treatment. According to the increase rates by chemical fertilizer application alone and microbial and chemical fertilizer combination, it is suggested that microbial fertilizers in combination with chemical fertilizers may be used in order to increase lettuce yields.
Kinova (Chenopodium quinoa L. Cv Atlas)tohumlarında çimlenme üzerine gamma radyasyonu lethal dozlarının belirlenmesi
Bu çalışma kinova (Chenopodium quinoa L. Cv Atlas)'da çimlenme üzerine gamma radyasyonunun etkisini araştırmak ve lethal doz değerlerinin tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla Akdeniz Üniversitesi Araştırma Hastanesinde bulunan Cobalt 60 kaynağı kullanılarak kinova tohumları 0, 50, 100, 150, 200, 300, 400 ve 500 Gy gamma radyasyonu dozlarına maruz bırakılmıştır. Her doz için 300 tohum kullanılmıştır. Işınlanmış tohumların çimlenme ve fide gelişmesi laboratuvar şartlarında araştırılmıştır. Çimlenme yüzdesi ve fide mortalite verileri Probit model kullanılarak analiz edilmiş ve elde edilen ışınlanmış tohumların çimlenme yüzdesi ve fide mortalitesi değerleri kullanılarak LD50 değerleri hesaplanmıştır. M1, M2 generasyon tohumlar ile Akdeniz Üniversitesi deneme alanlarında 2016-2017 yılları sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde 2.1 M x 5 M ebatlarında 3 sıralı parsellerde yetiştirilerek bitki gelişimi izlenerek, fenotipik mutasyonlar kayıt altına alınmış ve her generasyonda mutant tipler belirlenerek ayrı ayrı hasat yapılmıştır. 400 ve 500 Gy γ radyasyon dozuna maruz bırakılan tohumlarda çimlenme ve bitki gelişimi gözlemlenmiş fakat bitkilerin tohum bağlamadığı tespit edilmiştir. M2 generasyonunda tohum saponin oranı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, 0, 50, 100, 150, 200, 300, 400 ve 500 Gy gamma radyasyonu dozlarında tohum çimlenme yüzdeleri sırasıyla % 47,67, %46,67, %44,00, %45,67, %49,00, %46,33, %33,67 ve %34,67 olurken fide mortalite yüzdeleri sırasıyla % 1,00, %4,00, %4,00, %4,33, %8,33,%9,33, % 13,67 ve %17,67 şeklinde kaydedilmiştir. Fideler daha sonra tarla şartlarında parsellere aktarılarak bitki gelişmesi izlenmiştir. Uygulanan gama radyasyonu dozları arttıkça tarla şartlarında fide mortalitesi artmış ve bitki boyları azalmıştır. Tarla şartlarında M1, M2 generasyonlarında fenotipik mutasyonlar gözlenmiştir. 0, 100, 150 ve 200 300 Gy dozlarında tohum saponin miktarı %0,24, %0,06, %0,08, %0,10 ve %0,10 arasında değişmiştir. Tarla şartların bitki boyu, dallanma, yaprak ve çiçek rengi ve tohum rengi açısından fenotipik açılımlar gözlenmiştir. Çalışma ile M1, M2 generasyon dönemlerinde elde edilen veriler tartışılmış ve oluşan fenotipik varyasyonlar gösterilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kinova, 60Co, Fenotip, Varyasyon, Mutasyon
Kinova (Chenopodium quinoa L. Cv Atlas) tohumlarında çimlenme üzerine gamma radyasyonu lethal dozlarının belirlenmesi
ÖZET KİNOVA (Chenopodium quinoa L. Cv Atlas) TOHUMLARINDA ÇİMLENME ÜZERİNE GAMMA RADYASYONU LETHAL DOZLARININ BELİRLENMESİ Cengiz İÇEL Yüksek Lisans Tezi, Tarımsal Biyoteknoloji Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Faik KANTAR Haziran 2019 Sayfa; 46 sayfa Bu çalışma kinova (Chenopodium quinoa L. Cv Atlas)'da çimlenme üzerine gamma radyasyonunun etkisini araştırmak ve lethal doz değerlerinin tespit edilmesi amacıyla yürütülmüştür. Bu amaçla Akdeniz Üniversitesi Araştırma Hastanesinde bulunan Cobalt 60 kaynağı kullanılarak kinova tohumları 0, 50, 100, 150, 200, 300, 400 ve 500 Gy gamma radyasyonu dozlarına maruz bırakılmıştır. Her doz için 300 tohum kullanılmıştır. Işınlanmış tohumların çimlenme ve fide gelişmesi laboratuvar şartlarında araştırılmıştır. Çimlenme yüzdesi ve fide mortalite verileri Probit model kullanılarak analiz edilmiş ve elde edilen ışınlanmış tohumların çimlenme yüzdesi ve fide mortalitesi değerleri kullanılarak LD50 değerleri hesaplanmıştır. M1, M2 generasyon tohumlar ile Akdeniz Üniversitesi deneme alanlarında 2016-2017 yılları sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde 2.1 M x 5 M ebatlarında 3 sıralı parsellerde yetiştirilerek bitki gelişimi izlenerek, fenotipik mutasyonlar kayıt altına alınmış ve her generasyonda mutant tipler belirlenerek ayrı ayrı hasat yapılmıştır. 400 ve 500 Gy γ radyasyon dozuna maruz bırakılan tohumlarda çimlenme ve bitki gelişimi gözlemlenmiş fakat bitkilerin tohum bağlamadığı tespit edilmiştir. M2 generasyonunda tohum saponin oranı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre, 0, 50, 100, 150, 200, 300, 400 ve 500 Gy gamma radyasyonu dozlarında tohum çimlenme yüzdeleri sırasıyla % 47,67, %46,67, %44,00, %45,67, %49,00, %46,33, %33,67 ve %34,67 olurken fide mortalite yüzdeleri sırasıyla % 1,00, %4,00, %4,00, %4,33, %8,33,%9,33, % 13,67 ve %17,67 şeklinde kaydedilmiştir. Fideler daha sonra tarla şartlarında parsellere aktarılarak bitki gelişmesi izlenmiştir. Uygulanan gama radyasyonu dozları arttıkça tarla şartlarında fide mortalitesi artmış ve bitki boyları azalmıştır. Tarla şartlarında M1, M2 generasyonlarında fenotipik mutasyonlar gözlenmiştir. 0, 100, 150 ve 200 300 Gy dozlarında tohum saponin miktarı %0,24, %0,06, %0,08, %0,10 ve %0,10 arasında değişmiştir. Tarla şartların bitki boyu, dallanma, yaprak ve çiçek rengi ve tohum rengi açısından fenotipik açılımlar gözlenmiştir. Çalışma ile M1, M2 generasyon dönemlerinde elde edilen veriler tartışılmış ve oluşan fenotipik varyasyonlar gösterilmiştir. ANAHTAR KELİMELER: Kinova, 60Co, Fenotip, Varyasyon, Mutasyon
Yazlık kabak bitkisinde (Cucurbita Pepo) erken sarı renk (Precocious Yellow) ve Tüysüzlük (Glabrous) özellikleri için QTL analizi ve markır geliştirme
Kabak bitkisinin tüylü (dikenli) olması nedeniyle, mevcut koşullarda kabak üreticileri hasat yaparken bitkideki tüyler meyvede deformasyonlara neden olup kaliteyi düşürmektedir. Erken sarı renk özelliğine sahip meyvelerde meyveler hızlıca sarı renge dönüşerek üreticilerin zamanından önce hasat yapmasını sağlamakta olup dişi çiçek oranını arttırarak verim artışına neden olmaktadır. Bu tez çalışmasında seçilecek tüysüzlük ve erken sarı renk özelliği için yeni kabak çeşitlerinde tüysüzlük özelliği ile hasat döneminde meyvede deformasyon sebep vermeyerek kaliteyi düşürmemeyi ve erken sarı renk genine sahip olan çeşitlerde, erken hasat ve verimi arttırma hedefleri için ilgili özelliklerde markır geliştirmek amaçlanmıştır. Erken sarı gen özelliği için geri melezleme 3'de tekrarlanan olarak kullanılıp, monogenik dominant çeşidi ele alınmıştır. Dikensizlik (tüysüzlük) özelliği için geri melezleme 5'de tekrarlanan olarak kullanılmış monogenik çekinik çeşidi ele alınmıştır. Çalışmada yapılan genotipleme için yaprak örneği analizinde DNA saflaştırılmasında CTAB protokolü uygulanarak, SNP (Single Nucleotide Polymorphism-Tek Nükleotid Polimorfizmi) markırı kullanılmıştır ve QTL (Quantitative Trait Locus- Kantitatif özellik lokusu) haritalama yöntemi ile gerçekleştirlmiştir. Fenotip gözlemde erken sarı gen özelliğinde meyve dış kabuk rengi ve meyve sap rengine bakılarak gözlemi yapılmıştır. Dikensizlik özelliğinde bitki yaprak sapı gözlemi yapılarak gerçekleştirilmiştir. F2 generasyonda, Tüysüzlük ve erken sarı renk özellikleri için yapılan fenotipik gözlemde açılım oranı 1:2:1 olarak tespit edilmiştir. Genotipleme çalışmalarında yapılan analiz sonuçları neticesinde erken sarı renk özelliği için, 2 SNP markırı X krozomunda yaklaşık 20cM ve 22cM arasında bulunan pozisyonlarında SQ-0002662 ve SQ0002421 lokuslarında bulunan genlerin log10 değeri yaklaşık 70 bulunarak markır geliştirilmiştir. Yapılan QTL haritalamada yaklaşık 70 kb (0-2 cM) uzaklığında, E kromozomunda Cp4.1Eg07840 potansiyel aday gen bulunduğu gözlemlenmiştir. Bulunan aday gen Arabidopsiste ki tüysüz (Glabrous-2) ile benzerlik gösterdiği gözlemlenmiştir. ANAHTAR KELİMELER: CTAB, erken sarı renk, kabak, moleküler markırlar, QTL, SNP, tüysüzlük
Phenotyping and genotyping of phaseolus sp genotypes from chilling and freezing stress tolerance
Beans are cultivated in open areas for fresh or dry grains all over the country and beans are cultivated in greenhouses for fresh consumption purposes in winter. Chilling (temperatures below 10 ° C) and freezing stress (temperatures below 0 ° C) are considered to be the most important stress factors limiting the production of the plant during generations in the late spring and early autumn. Tolerant varieties to be developed by utilizing plant genetic resources are of great importance for ensuring safe production. In this study, it was aimed to develop chilling and freezing tolerant varieties using Phaseolus vulgaris species containing 130 genotypes including ecotypes collected from high altitudes. The bean genetic resources were tested at seedling stage for chilling stress at 0 oC, at 5 oC and for freezing stress at -3 oC at cell and plant level in the climate chambers. Genotypes subjected to chilling and freezing stress were subjected to selection by performing measurements of cell membrane stability, chlorophyll measurement, leaf color and visual scale (cold damage index) at seedling stage. As a result of the measurements made, it was determined that the most important criterion for determining the chilling and the freezing stress tolerance is the visual evaluation (cold damage index). Of the genotypes tested for freezing stress, 55 genotypes belonging to groups 1, 2 and 3 of the cold damage index were selected for further studies. The molecular characterization of the 55 score collection was determined by the Sequence Related Amplified Polymorphism (SRAP) method. Molecular characterization studies were performed using 27 ISSR primers to generate the dominant data. In total, 211 DNA fragments were scored, 109 of which were polymorphic. Future field and greenhouse adaptation studies using selected genetic resources will provide safer crops in early spring and late autumn and winter with the development of fresh bean varieties tolerant to chilling and freezing stress.