Theses supervised by Prof. Dr. Fulya Sarvan

13 theses · Akdeniz University

Master'sOpen AccessTR

Bankacılık sektöründe birleşme ve satın almalarla büyüme eğilimleri: Osmanlı Bankası-Garanti Bankası birleşmesinin rekabet gücüne etkilerinin incelenmesi

Bu çalışmanın amacı, bankacılık sektöründe birleşme ve satın almalar yoluyla büyüme eğilimlerini ve bu bağlamda birleşme ve satın almaların rekabet gücüne etkilerini incelemektir. Çalışma sonunda bankacılık sektöründe rekabet gücü göstergeleri olarak performans karnesi boyutlarının analizi Garanti Bankası-Osmanlı Bankası birleşmesi örneğinde gerçekleştirilecektir.Çalışma üç bölümde gerçekleştirilmiştir. Birinci bölümde, banka kavramı ve bankaların işlevleri incelenmiş olup bu temelde bankaların sınıflandırılması yapılmıştır. Bankacılık sektöründe birleşme ve satın almalar yoluyla büyüme eğilimleri bağlamında birleşme ve satın alma kavramları irdelenmiş ve birleşmelerin avantaj ve dezavantajları üzerinde durulmuştur. Banka birleşmelerinin yapısal türleri, birleşme çeşitlerine göre belirlenmiş ve bankaların birleşme süreçleri evreler halinde incelenmiştir. Daha sonra ise bankacılık sektöründe rekabet gücü göstergesi olarak performans karnesi kavramı incelenmiş olup performans karnesinin maddi ve maddi olmayan gösterge unsurlarını içeren dört temel boyutu belirlenmiştir.Çalışma bankacılık sektöründeki birleşme ve satın almaların bölgeler itibariyle incelenmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda ikinci bölümde bankacılık sektöründeki birleşme ve satın almaların tarihsel sürecine değinilmiş olup birleşme ve satın almalar Amerika, Avrupa ve Asya bankacılık sektörleri temelinde incelenmiştir. Amerika bankacılık sektörü Latin Amerika ülkeleri, Avrupa bankacılık sektörü Avrupa Birliği ve Doğu Avrupa ülkeleri, Asya bankacılık sektörü ise Güneydoğu Asya ülkeleri çerçevesinde değerlendirilmiştir.Çalışmanın son bölümünde, Türk bankacılık sektöründe meydana gelmiş olan Garanti Bankası-Osmanlı Bankası birleşme örneği üzerinde durulmuş olup bu birleşmenin nedenleri incelenmiş ve birleşmenin süreçleri strateji evresi, araştırma ve değerlendirme evresi, sonuçlandırma ve entegrasyon evresi şeklinde üç evre olarak irdelenmiştir. Garanti Bankası-Osmanlı Bankası birleşmesine yönelik bulgular, birleşmenin rekabet gücüne etkilerini performans karnesinin dört temel boyutu olan finansal boyut, müşteri boyutu, süreçler boyutu ve öğrenme ve gelişme boyutunun analizi ile değerlendirilmiştir.

Banka birleşmeleriBankacılık sektörüBankalar+6
Gülden Akyol
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek çalışma saatlerinin kadın çalışanların sosyal rolleri ve çalışma performansı üzerine etkileri: Akdeniz Üniversitesinde bir araştırma

Bu çalışmanın temel amacı esnek çalışma sistemlerinin çalışan kadınların sosyal rolünü nasıl etkilediği ve performansına nasıl yansıdığını ortaya koymaktır. Çalışma hayatında esnekliği ortaya çıkaran nedenler ve kadın çalışanları esnek çalışmaya yönelten faktörlerin belirlenmesi, bu tercih sonrasında çalışanların ve örgütlerin elde ettikleri sonuçlar sorgulanmaktadır. Bu bağlamda araştırma kapsamında esnek çalışmanın iş-aile dengesi, örgütsel bağlılık, iş tatmini ve sonuç olarak çalışanların performansına etkisi ile ilgili alan yazını incelenmiştir.Bu anlamda araştırmanın örneklem alanı için hem mesai saatine uyma zorunluluğu olan idari personeli hem de yasal olarak olmasa da geleneksel olarak daha esnek mesai saatleri ile çalışan akademik personeli bir arada istihdam eden üniversite yapısı tercih edilmiş ve ulaşılabilirlik açısından da Akdeniz Üniversitesi çatısı altındaki birimler ele alınmıştır.Gerçekleştirilen çalışmada hazırlanan soru formu Antalya ilinde kurulu 1.656 akademik ve idari kadın çalışanı olan (Şubat 2010) Akdeniz Üniversitesinin çeşitli birimlerinde uygulanmıştır. Kullanılan soru formu 3 bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde, esnek çalışma saatlerine karşı tutum, esnek çalışma saatlerinin örgütsel bağlılık ve iş tatmini üzerindeki etkileri, iş-aile çatışması ve yaşam tatmini sorgulanmaktadır. İkinci bölümde algılanan iş performansını tespit edilmesine yönelik sorular bulunmaktadır. Son bölümde ise demografik sorular yer almaktadır.Çalışmada toplanan verilerden elde edilen bulgulara göre akademik bayan personel için esnek çalışma ile performans arasında doğrudan bir ilişki ortaya çıkmasa da işin esnekliğe uygunluğu artıkça örgütsel bağlılık ve iş tatmini artmakta, örgütsel bağlılık ve iş tatmini de performansı artırmaktadır. İdari personelin performans değerleri ile iş tatmini, işin esnekliğe uygunluğu, örgütsel bağlılık, yaşam tatmini, işin yaşam kalitesine etkisi, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti arasında herhangi bir ilişki saptanmamıştır. Tüm bu bilgiler ışığında akademik personele sunulan esnek çalışma saatlerinin örgütsel bağlılığı ve iş tatminini artırarak performansı olumlu yönde etkilediğini ileri sürmek mümkündür. Yapılan analizler göstermektedir ki, esnek saatler dışındaki iş tatmini, örgütsel bağlılık, yaşam tatmini, işin yaşam kalitesine etkisi, iş-aile çatışması ve işten ayrılma niyeti de idari kadın personelin performansını etkilememiştir. İdari kadın personelin performansı bu araştırma kapsamında yer almayan başka faktörlerden etkilenmektedir.Çalışmanın temel sınırlılığı örneklem alanının sadece Akdeniz Üniversitesi birimlerinden oluşmasıdır. Üniversitelerde esnek çalışma uygulamasının kadın çalışanların sosyal rolü ve çalışma performansı üzerine etkileri ile ilgili Türkiye'yi temsil edebilecek daha geniş çaplı yapılmış görgül araştırmalara ihtiyaç duyulduğu anlaşılmaktadır.

Esnek çalışmaEsnek çalışma saatleriKadın işçiler+9
Esin Gürkanlar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya Serbest Bölgesi yat üretim kümesinde bilgi paylaşım süreçlerinin incelenmesi

Bu tez Antalya Serbest Bölgesi'nde faaliyette bulunan yat üretim firmalarının biçimsel ve biçimsel olmayan bilgi paylaşım örüntülerini tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada bölgede bir yat üretim kümesinin mevcudiyetinin kanıtlanması yoluna gidilmeyecek, erken kümelenme yazınının firmaların fiziksel yakınlıkları tarafından yaratılan, özellikle firmalar arasındaki biçimsel olmayan bilgi paylaşımına dayalı bilgi temelli rekabet gücü ile ilgili varsayımlarını tespit etmek için bölgede gelişmekte olan bir yat üretim kümesi olduğu varsayılacaktır. Erken kümelenme çalışmalarının aksine son zamanlarda yapılan kümelenme çalışmaları, küme firmaları arasında bilginin homojen olarak dağılmadığını ve firmaların kümelenmenin sağladığı faydalardan yararlanma dereceleri üzerinde etkili olan pek çok faktörün var olduğunu işaret etmektedir.Kümelenme kavramı son 20 yılda akademik yazında ve ülkelerin ekonomik kalkınma planları içerisinde yer alan önemli bir konu haline gelmiştir. Kümelere olan bu artan ilginin arkasında yer alan faktörler, kümelenmenin bölgesel kalkınma, yenilikçilik ve küme firmalarının rekabet güçleri üzerindeki olumlu etkileri ile ilgilidir. Kümelenme yazını ve ilgili çalışmalar, kümelerin ekonomik büyümeyi ve yenilikçiliği tetiklediğini göstermektedir. Ancak bu olumlu katkılar firmalar arasındaki biçimsel ve biçimsel olmayan sosyal ağlar içerisinde paylaşılan bilginin harekete geçirdiği dinamikler vasıtasıyla mümkün olmaktadır. Kümede yer alan firmaların farklı düzeydeki yerel, ulusal ve uluslar arası sosyal ağların rekabetçilik güçler ve yenilikçilik üzerindeki etkilerini inceleyen geniş bir yazın bulunmaktadır.Bu çalışmanın saha araştırması Antalya Serbest Bölgesi yat üretim sektöründe yürütülmüştür. Saha çalışmasında, firmaların tedarikçiler, müşteriler, taşeronlar ve/veya diğer firmalar ile aralarındaki sözleşmeye dayalı biçimsel bilgi paylaşım örüntülerini ve firmaların teknik personelleri arasındaki biçimsel olmayan bilgi paylaşım örüntülerini tespit etmek için nitel ve nicel yöntemler birlikte kullanılmıştır. İlk aşamada firmaların operasyonlarına hâkim üst düzey birer yöneticileri ile yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmeler yapılmış, ikinci aşamada ise yat üretim sürecinde görev alan teknik personele (mühendis, mimar ve teknisyen) yüz yüze görüşme yoluyla tam yapılandırılmış bir anket formu uygulanmıştır. Bu yöntemler vasıtasıyla toplanan veriler her bir firmanın sözleşmeye dayalı biçimsel bilgi paylaşımını, küme içerisindeki firmaların yöneticileri arasındaki bilgi paylaşımını ve teknik personelin sosyal ağlar vasıtasıyla gerçekleştirdikleri biçimsel olmayan bilgi paylaşımlarının betimlenmesine olanak sağlamıştır.Çalışmanın bulguları bölgede faaliyette bulunan firmalar arasında sözleşmeye dayalı biçimsel ağlar aracılığı ile geniş bir bilgi paylaşımı olduğunu, üst düzey yöneticiler arasında biçimsel olmayan ilişkilerle paylaşılan bilginin çoğunlukla enformasyon niteliği taşıdığını, teknik personelin karşılaştığı problemleri çözümlemek ve/veya iyileştirmeler yapmak için ağırlıklı olarak kendi teknik ekiplerinde veya firmalarında çalışan bir diğer teknik personele danışmayı tercih ettiğini, bölgedeki firmaların teknik personeli arasında biçimsel olmayan bilgi paylaşımının sınırlı olduğunu göstermiştir. Bu nedenle, çalışmanın bulguları erken kümelenme yazınının varsayımlarını değil daha çok son zamanlarda yapılan kümelenme çalışmalarının bulgularını destekler niteliktedir.

Antalya Serbest BölgesiBilgi paylaşımıKümeleme+3
Fulya Almaz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Tur operatörü-otel kontenjan sözleşmelerinde eksiksizliğin belirleyicileri

Bu çalışmanın amacı tur operatörü-otel kontenjan sözleşmelerinde eksik sözleşme tasarımına neden olan işlem tehlikelerini belirlemektir. İşlem tehlikeleri, işlemin özelliklerine (varlık özgüllüğü ve belirsizlik) bağlı olarak oluşmaktadır. Çevresel belirsizlik fırsatçı davranma eğilimini arttırırken varlık özgül yatırımlar varlık özgül yatırımda bulunan tarafın eylemlerini ilişkinin sonlandırılması tehdidiyle sınırlandırabilmektedir. İşlem maliyeti teorisi işlem tehlikelerini teminat altına almada biçimsel (sözleşmeler) ve biçimsel olmayan mekanizmaların (güven) üstlendikleri rolleri açıklamaktadır. Bu çalışma teminat mekanizmalarının işlevleri üzerine yapılan teorik açıklamalara ampirik destek sağlamayı amaçlamaktadır. Tur operatörleri ve otel işletmelerinin ayrıntılı sözleşme yapmanın ek maliyetlerine katlanmaksızın daha saflaştırılmış ve eksiksiz sözleşmeler tasarlayarak uyarlanma maliyetlerini azaltabilecekleri varsayımına dayanan araştırmanın turizm sektörü için önemli anlamlar içereceği düşünülmektedir.Tur operatörü-otel kontenjan sözleşmelerinde yer alan/yer alması gereken şartları belirlemek için nitel araştırma tekniklerinden yararlanılmıştır. Farklı sözleşme tiplerine ait örneklerin karşılıklı olarak incelenmesi ve belirlenen sözleşme şartları üzerinde bazı otel yöneticileriyle yapılan mülakatlar ?sözleşmenin eksiksizliği? ölçeğinin yapılandırılmasına olanak sağlamıştır. Diğer kavramsal yapılara ait ölçekler alanyazınından faydalanılarak oluşturulmuştur. Geçerlilik ve güvenilirliği sınanan ?sözleşmenin eksiksizliğinin belirleyicileri? ölçeği Antalya'da faaliyet gösteren 1. sınıf tatil köyü, 5 yıldızlı otel ve 4 yıldızlı otel işletmelerine uygulanmıştır.Araştırmada, biçimsel olamayan bir mekanizma olarak güvenin işlemin özellikleri üzerinde biçimleyici bir etkiye sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Güven, turizm talebindeki yüksek belirsizlikte oteller ve tur operatörleri arasındaki bilgi paylaşımını teşvik ederek sözleşme yapma yeteneklerinin artmasını sağlamıştır. Böylece daha rafine ve eksiksiz sözleşmeler yapılabilmektedir. Bulgu, işlem maliyeti teorisinin, güvenin işlemin özellikleri ve sözleşmenin eksiksizliği arasında yön değiştirme ölçüsü olarak işlev göreceğine ve böylece daha karmaşık sözleşmelerin ek maliyetleri olmaksızın işlem tehlikelerinin çözümüne olanak sağlayacağına ilişkin açıklamaları tarafından desteklenmektedir.Çalışmanın uygulayıcılar için muhtemel bir anlamı, daha yüksek güven düzeyiyle tanımlanan bir ilişkide tur operatörü ve otel işletmesinin daha ayrıntılı sözleşme yapmanın ek maliyetlerine katlanmaksızın daha rafine ve eksiksiz sözleşmeler tasarlayabilecekleridir. Bu sonucun tur operatörlerine bağımlılıkları azalan ve tur operatörleriyle ilişkiye uzun süredir yatırım yapan otel işletmeleri için daha kuvvetli destek bulması beklenmektedir. Sözleşmenin eksiksizliği üzerine araştırmaların azlığı nedeniyle çalışmanın alan yazınına katkı sağlayacağı ümit edilmektedir. Sözleşmenin eksiksizliği ve güven arasındaki ilişkinin işlem maliyeti teorisinin varsayımlarıyla açıklanmasının ve varsayımlara ampirik destek sağlanmasının çalışmayı değerli kıldığı düşünülmektedir.

Güven ilişkisiKonaklama işletmeleriOteller+3
Alp Yenidoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Tedarik şebekelerinde biçimsel ve ilişkisel yönetişim: Türk otomotiv endüstrisinde bir araştırma

Türk otomotiv endüstrisi tedarik şebekesinde yürütülen bu çalışmada tedarik zinciri yönetiminde şebeke ortakları tarafından ortaklaşa üretilen operasyonel ve stratejik faydaların, işbirlikçi bir yönetişim stratejisinin uygulanmasıyla tedarikçi firmaların rekabet konumunu güçlendirebileceği ve böylece tedarik şebekesinin rekabet performansını arttırabileceği fikri savunulmaktadır. Şebeke ortakları arasındaki ortak eylem davranışını biçimsel ve ilişkisel yönetişimin üstünlüklerini birleştiren bir işbirlikçi uyarlanma stratejisi olarak kullanan bu çalışma, işlem maliyeti teorisi, kaynak temelli bakış açısı ve ilişkisel yönetişim bakış açısının birbirlerinin tamamlayıcıları oldukları tezine dayanmaktadır. Ortak eylem biçimindeki iki yönlü yönetişim, sadece işlem maliyetlerinden tasarruf sağlamak için ekonomikleştirme güdüsüyle, özgül varlıkları fırsatçılık riskine karşı korumamakta, aynı zamanda, örgütler arası rantlar elde etmek için strateji oluşturma güdüsüyle, işlem belirsizliğini bir şebekedeki karşılıklı bağımlı üyelerin işbirlikçi tepkisiyle yönetmektedir. Bir başka ifadeyle ortak eylem işlerin planlanması ve uygulanmasında belirsizliği azaltan ve eylemleri etkin kılan bir yönetişim stratejisidir. Bu stratejinin kullanımı işlem ve üretim maliyetlerini azaltan operasyonel faydalar kadar ilişki taraflarının çevresel değişimleri tanımlama ve bu değişimlere yanıt verme yeteneklerini arttıran stratejik faydalar yaratmaktadır. Örneğin, yeni ürün geliştirme kapasitesi tedarik şebekesinin rekabet performansını arttıran uzun süreli stratejik bir fayda olarak düşünülmektedir.Bu çalışmada işbirlikçi bir uyarlanma stratejisi olarak ortak eylem davranışı biçimsel kontrol ve güven mekanizmalarıyla ilişkilendirilmiş ve bu suretle Türk otomotiv endüstrisi tedarik şebekesinde yönetişim mekanizmalarının tamamlayıcı unsurları araştırılmıştır. Yönetişim mekanizmaları arasındaki ilişkilerin daha geniş bir teorik çerçevesini geliştirmeyi amaçlayan bu çalışmada mülakat tekniğine dayalı nitel yöntem ve soru formu tekniğine dayalı nicel yöntem birlikte kullanılmıştır. Teorik model ve hipotezleri test etmek için ampirik veri, Türk otomotiv endüstrisinde faaliyet gösteren birinci kademe yan sanayi işlemlerinden elektronik posta tekniğinin kullanımıyla toplanmıştır. Araştırma sonunda ulaşılan, etkin kullanılabilir soru formu sayısı 104'tür. Teorik model LISREL paket programında yapısal eşitlik modellemesinin kullanımıyla tahmin edilmiştir. Türk otomotiv endüstrisinden elde edilen bulgular, biçimsel kontrol ve güven mekanizmaları ortak eylem davranışının bir düzeyiyle pozitif ilişkiliyken, yönetişimin tamamlayıcı bakış açısına destek sağlamaktadır.Literatürdeki boşluktan hareketle bu çalışma şu katkıları sağlamaktadır: İlk olarak, bu çalışma işlem maliyeti teorisi, kaynak temelli bakış açısı ve ilişkisel yönetişim bakış açısı temelinde bütünleştirici bir model geliştirerek ilgili literatürü genişletmektedir. Biçimsel kontrol ve güven sadece teşvik yoğunluğu ve uyarlanma işlevine (işlem maliyeti teorisi temelinde) değil, aynı zamanda bilgiyi paylaşma ve üretme işlevine (kaynak temelli bakış açısı ve ilişkisel yönetişim bakış açısı temelinde) sahiptir. İkinci olarak, kaynak temelli bakış açısının gerekçeleri temelinde ilişkiye-özgü yatırımlar işlem maliyeti teorisinde varsayıldığı gibi dışsal bir değişken değildir, belirsizlik ve biçimsel kontrol arasında aracı olarak işlev görmektedir.İlişkiye-özgü yatırımlar tedarikçi firmaların ilişkideki merkez firma konumundaki imalatçı firmaların tedarikçi değiştirme maliyetlerini arttırmakta ve stratejik varlıklara yapılan yatırımlardan elde edilen değerin daha adaletli tahsisine olanak tanımaktadır. Bu anlayış, şebeke ortakları arasındaki ilişkilerin, ortak değer yaratmak için sözleşme öncesi işbirliğinin ve yaratılan ortak değerin tahsisi meselesinden kaynaklanan sözleşme sonrası çıkarcı pazarlıkların karmaşık bir etkileşimini içerdiğini yansıtmaktadır (Ghosh ve John, 1999; Subramani, 2004). Karmaşık ve belirsiz iş çevrelerinde bilgiyi işleme gereksinimi iş süreçlerine dayalı rutinlerin ve değişimlere yanıt vermeyi kolaylaştıran eylemlerin işbirlikçi yönetişimini zorunlu kılmaktadır. Şebeke ortakları arasındaki ilişkilerin yapı ve süreç mekanizmalarının birlikte kullanımıyla desteklenen ortak eylem stratejisi imalatçı firmaların sözleşme sonrası fırsatçı eylemlerini azaltmaktadır.Sonuç olarak bu çalışma, yüksek işlem belirsizliği altında gerçekleştirilen işlemlerin örgütler arası rantlar yaratmak için eş özgül varlıklara ve örgütler arası rutinlere daha fazla yatırımlar yapmayı teşvik eden işbirlikçi bir stratejiyle yönetilmesi gerektiği (Asanuma, 1989; Rangan vd., 1993; Mahapatra vd., 2010) fikrini desteklemektedir. Bu yüzden, Vivek vd. (2008) çalışmasıyla uyumlu olarak bu çalışma, açıklamalarını işlem maliyetlerinden değer yaratma anlayışına kaydırarak, ilişkiye-özgü yatırımların temel kimliğindeki değişimi açıklamaktadır. Ayrıca literatürdeki temel araştırma bulgularıyla karşılaştırıldığında bu çalışmadaki ampirik araştırma, biçimsel ve ilişkisel yönetişim mekanizmalarının kullanımını etkileyebilen farklı bir kurumsal çevre olarak Türkiye'deki otomotiv endüstrisinde gerçekleştirilmiş, böylece mevcut bilgi birikimine katkı sağlanabileceği düşünülmüştür.

Otomotiv endüstrisiTedarikTedarik birimleri+4
Tuğba Gürçaylılar Yenidoğan
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
10
Master'sOpen AccessTR

Dağıtım kanalı işlem maliyetlerinin fırsatçılık ve işbirliği açısından değerlendirilmesi: Türkiye otomotiv sektörü dağıtım kanalı üzerine bir uygulama

Bu çalışma, işbirliği ve fırsatçılığın sözleşme ilişkilerindeki karşıt rollerini işlem maliyeti yaklaşımı açısından açıklama amacıyla gerçekleştirilmiştir. Varlık özgüllüğü ve belirsizlik ortamında taraflar arasında yapılan sözleşmelerde eksikliklerin olması taraflar arasında fırsatçı davranışlara zemin hazırlamaktadır. Bu durumda taraflar varlık özgül yatırımlarını teminat altına almaya yönelik girişimlerde bulunmaktadır. İşbirliği literatürde varlık özgül yatırımları güvence altına alan bir mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Bu anlamda bu çalışma işbirliğinin, fırsatçı davranışlardan doğabilecek işlem maliyetlerine yönelik bir savunma mekanizması olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini sorgulamaktadır. Çalışmada fırsatçılık ile işbirliği arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinin ardından bu iki kavramın işlem maliyetleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir.Otomotiv sektörü hızlı ve dinamik yapısı dolayısıyla bu çalışmanın ilgi odağını oluşturmuştur. Bayilik sözleşmesi temelinde yapılanan otomotiv sektörünün dağıtım kanalının bu anlamda araştırmaya uygun bir zemin olduğu düşüncesiyle ampirik uygulama Türk otomotiv sektörü dağıtım kanalında yer alan bayiler üzerinden yürütülmüştür. Bu kapsamda literatürdeki çeşitli araştırmalardan oluşturulan bir anket formu, bayi yöneticilerine, bağlı bulundukları ASF ile ilişkilerini değerlendirmeleri için, internet üzerinden dağıtılmış, ve toplanan 54 anket üzerinden analizler yapılmıştır. Toplanan anketler, SPSS 13 ve Minitab 16 paket programları kullanılarak tahmin edilen regresyon modelleri çerçevesinde analiz edilmiştir.Bu çalışmanın, bayi ASF ilişkisinden doğan işlem maliyetlerini değerlendirmede, fırsatçılık ve işbirliğinin rolünü belirlemesi açısından literatüre katkı sağlaması beklenmektedir. Bu kapsamda fırsatçılığın belirleyicileri olarak teoride genel kabul görmüş olan varlık özgüllüğü ve belirsizliğin bu çalışmada işbirliğinin belirleyicileri olarak ele alınıp alınamayacağı sorgulanmış ve söz konusu ilişkiyi destekleyici nitelikte bulgular elde edilmiştir. Bu anlamda çalışmanın, sözleşme ilişkilerinde varlık özgüllüğü ve belirsizliğin işbirliğinin belirleyicileri olarak değerlendirilmesi yönünde elde ettiği bulgular açısından da literatüre katkı sağlaması ümit edilmektedir. Çalışmada, otomotiv sektörü dağıtım kanalını oluşturan bayilerin karşı karşıya geldikleri işlem maliyetlerinin fırsatçılık ve işbirliği boyutunda değerlendirilmesinin bu konuda alan yazınında mevcut boşluğu doldurması beklenmektedir. Bu çalışmanın hem işlem maliyeti teorisinde işlem özellikleri olarak ele alınan varlık özgüllüğü ve belirsizliğin işbirliğini açıklamadaki rolü, hem işbirliği ve fırsatçılık arasındaki ilişkiyi ampirik bulgularla destekleyerek ortaya koyması, hem de dağıtım kanalı işlem maliyetlerinin değerlendirilmesine ampirik bulgularla destek sağlaması açısından önem taşıdığı düşünülmektedir.

Dağıtım kanallarıFırsat değerlendirmeOtomotiv+3
Sibel Düden
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde dengeli performans karnesine dayalı strateji haritalarının geliştirilmesi: Akdeniz Üniversitesi Hastanesi için bir model önerisi

Bu tez çalışmasının amacı Dengeli Performans Karnesi olarak bilinen performans değerleme sisteminin hastane uygulamalarını inceleyerek Türkiye'deki hastanelere örnek oluşturması açısından bu sistemin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde oluşturulması için bir model önerisi geliştirmektir.Dengeli Performans Karnesi 1990'lı yıllarda Kaplan ve Norton tarafından geliştirilen bir performans ölçüm sistemidir. Dengeli Performans Karnesi yaklaşımı, bir organizasyonun yönetim sisteminin tüm boyutlarının bütünleştirilmesini sağlamakta ve yöneticilerin işletmelerini değerleme tarzları ile zaman ve kaynaklarını kullanış şekillerini önemli ölçüde etkilemektedir. Dengeli Performans Karnesi, kısa ve uzun dönemli amaçları, finansal olan ve olmayan performans ve sonuç göstergeleri arasındaki ilişkiyi, neden sonuç hiyerarşisi içerisinde dengeli bir şekilde işletme stratejisine yansıtmayı amaçlamaktadır.Bu çalışmanın ilk bölümünde performans kavramı, performans yönetimi sistemi, gelişimi, özellikleri, yararları ve aşamaları üzerinde durulmuştur. Daha sonra Dengeli Performans Karne tanımı, tarihsel gelişimi, boyutları, tasarımı, yararları ve strateji haritaları kavramlarından bahsedilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde ilk olarak farklı ülkelerden farklı özelliklere sahip hastanelerin Dengeli Performans Karnesi uygulama örnekleri verilmiştir. Bu örneklerde Dengeli Performans Karnesi uygulayan hastanelerin özellikleri, Dengeli Performans Karnesi uygulama nedenleri, yöntemleri ve uygulama sonuçları anlatılmıştır. İkinci olarak alan yazında Dengeli Performans Karnesi ile ilgili yapılan çalışmalardan bahsedilmiştir. Üçüncü olarak alan yazında önerilen modeller ve incelenen Dengeli Performans Karnesi hastane uygulamaları çerçevesinde örnek bir Dengeli Performans Karnesi uygulama modeli oluşturulmuştur.Çalışmanın üçüncü bölümünde ilk olarak Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nin tanıtımı yapılmış ve hastane Dengeli Performans Karnesinin dört boyutu açısından incelenmiştir. Hastanenin misyonu, vizyonu, stratejik planı ve hizmet süreçleri incelenerek performans değerlendirmede kullanılan finansal ve finansal olmayan göstergeler elde edilmiştir. İkinci olarak, geliştirilen Dengeli Performans Karnesi uygulama modeli hastanenin organizasyon yapısı da dikkate alınarak uygulanmıştır. Modelin uygulamasının her aşamasında yapılması gerekenler anlatılmış ve hastanenin mevcut misyon ve vizyonu stratejik amaçlara ve göstergelere çevrilerek örnek bir Dengeli Performans Karnesi ve strateji haritası geliştirilmiştir. Son olarak sonuç bölümünde hastanede böyle bir yöntemin uygulanabilmesi için yapılması gereken değişiklikler ve uygulamalar anlatılmıştır.

Dengeli ölçüm kartıHastanelerHastaneler-üniversite+6
Selma Erzurumlu
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya kesme çiçek ihracatçılarının küresel rekabet gücünün Porter'ın Elmas modeli ve kaynak temelli yaklaşım açısından araştırılması

Bu çalışma Antalya kesme çiçek sektörünün küresel rekabet gücünü Porter'ın Elmas modeli ve kaynak temelli yaklaşımın kavram ve çerçevesi içinde değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ulusların belli endüstrilerdeki rekabet üstünlüklerini açıklamada yaygın biçimde kullanılan Porter'ın Elmas Modeli'nin eksik bıraktığı dahili faktörleri de değerlendirmek üzere her iki yaklaşımın birlikte kullanılması uygun görülmüştür. Bu temel çerçeve içinde yürütülen saha çalışmasının Antalya'da yakın bir tarihte hızla büyüyen ve dünya kesme çiçek ihracatında bir yer edinmeye başlayan kesme çiçek sektörünün rekabet gücünü engelleyen yapısal problemlerine ışık tutması beklenmektedir.Antalya kesme çiçek ihracatçılarının küresel rekabet gücünün araştırılması önemli bulunmuştur, çünkü Antalya'da faaliyette bulunan bu ihracatçı kümesi Türk kesme çiçek ihracatının %95'ini gerçekleştirmekte olup, küresel mal zincirine dahil olmuş durumdadır. Diğer yandan Türkiye'de kesme çiçek sektörüne yönelik bazı yayınlar bulunmakla birlikte, özellikle küresel rekabet gücüne yönelik derinlemesine analiz ve alan yazın çalışması bulunmamaktadır. Türk kesme çiçek endüstrisinde etkin olan Antalya'daki bu ihracat kümesinin analizi, alan yazındaki bu eksikliği gidermiş olacaktır.Bu tez çalışmasında önce dünyada ve Türkiye'de kesme çiçek sektörü tanıtılmış, ardından ulusal endüstrilerin rekabet gücünün açıklanması için ortaya atılan çeşitli teorilere yer verilerek, dünyada kesme çiçek sektöründe önemli yeri olan ülkelerin kesme çiçek endüstrilerinin küresel rekabet gücünü inceleyen çalışmalar açıklanmıştır. Tez çalışmasının son bölümünde Antalya kesme çiçek kümesinin küresel rekabet gücünün değerlendirilmesine yönelik saha çalışmasının bulgularına yer verilmiştir. Araştırmanın örneklemini Antalya kesme çiçek ihracatını yönlendiren 35 aktif firma oluşturmaktadır. Bu örneklem grubunun resmi kayıtlardaki Türk kesme çiçek ihracatının %95'ini gerçekleştirdiği tespit edilmiştir. Değerlendirme Elmas Modeli belirleyicileri ve kaynak temelli yapıyı açıklayan anket soruları ile yapılmış olup, ilgili anket soruları araştırmacı tarafından alan yazında yer alan çeşitli kaynaklardan derlenerek hazırlanmıştır, anket soruları firma yöneticilerine yüzyüze görüşme yoluyla yöneltilmiştir.Araştırma bulguları Antalya kesme çiçek ihracatçılarının Elmas'ın belirleyicilerinden önemli bazı faktör koşullarında ve talep koşullarında yetersiz kaldığı, firmaların küçük ölçekli ve ar-ge ve yenileşim konularındaki stratejilerinin yetersiz olduğu, bağlantılı ve destekleyici sektörlerden bazılarında bölge dışına ve yurtdışına bağımlılık bulunduğu, yerel düzeyde sağlanan kurumsal işbirliklerinin ve devlet desteğinin yetersiz görüldüğü, kaynak temelli bakış açısından da sektör firmalarının sahip olduğu kaynakların genellikle vasat düzeylerde kaldığı tespit edilmiş, bu çerçevede sektöre yönelik öneriler geliştirilmiştir.

AntalyaKaynak tabanlı maliyetlemeKesme çiçekler+7
Nurcan Akbaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde zeytinyağı ihracatı için gerekli standadizasyon, kalite ve belgelendirme çalışmaları üzerine bir araştırma

ÖZET Bu tez çalışması, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde zeytinyağı ihracatının geliştirilmesine katkıda bulunacak standardizasyon, kalite ve belgelendirme konularının ele alınarak teknik engellerin ortaya konulması ve uyum sürecinin önemli adımlarının belirlenmesi amacıyla hazırlanmıştır. Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne uyum sürecinde kalite, belgelendirme ve standardizasyon ihracatçı firmaların Avrupa Birliği pazarında rekabet etmesine ve ihracatın geliştirilmesine önemli ölçüde katkı sağlayacak konulardır. Kalite, belgelendirme ve standardizasyon faaliyetlerinin uyumlu olması; uluslararası ticaretin engel yaratacak yapıya dönüşmesinin önlenmesi, ticaret hacminin arttırılması, ihracatı yapılan ürünlerin dış ülkelerdeki prestijinin korunması ve bir ülkede yapılan işlemlerin (deney, belgelendirme) ihracat yapılan ülkede tekrarlanmasını ortadan kaldırması gibi nedenlerden dolayı önemlidir. Yapılan çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Temel kavramların yer aldığı birinci bölüm, Avrupa Birliği ve Gümrük Birliği, Türkiye Avrupa Birliği ilişkileri ve Türkiye'nin Gümrük Birliği süreci, kalite, belgelendirme ve standardizasyon ile dünya zeytinyağı sektörünün tanıtılmasını içermektedir. İkinci bölüm, Türkiye'nin zeytinyağı ihracatı açısından kalite, belgelendirme ve standardizasyon çalışmalarının incelenmesi amacıyla, Türkiye zeytinyağı sektörünün tanıtılması, zeytinyağı ihracatı ile ilgili teknik engellerin ortaya konulması ve uyum çalışmalarından oluşmaktadır. Üçüncü bölümde ise, Türk zeytinyağı sektörü ile ilgili bir alan çalışması yer almaktadır. Yapılan alan çalışması keşfedici ve tamamlayıcı bir araştırma modeli üzerine kurulmuş olup, araştırmanın evrenini Türkiye'de zeytinyağı üretimi ve ihracatı yapan 35 firma oluşturmaktadır. Alan çalışmasında veri toplama aracı olarak anket formları geliştirilmiştir ve bunların geri dönüş oranı % 77 olarak gerçekleşmiştir. Araştırma bulguları, firmaların zeytinyağı üretimi ve ihracatı, ihraç pazarları, üretim standartları ile kalite ve belgelendirme çalışmaları, ihracatta karşılaştıkları engeller, belgelendirme sonuçları ve firma bilgileri olmak üzere altı başlık altında toplanarak değerlendirilmiştir.

Avrupa BirliğiBelgelendirmeGümrük Birliği+5
Gül Fidan Apaydın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2002
00
Master'sOpen AccessTR

Türk şarapçılık sektörünün rekabet analizi: Tekel üzerine bir araştırma

ÖZET Bu çalışmanın amacı, Türk şarapçılık sektöründe rekabeti etkileyen etmenlerin incelenmesi yoluyla sektörün rekabet üstünlüğüne sahip olduğu alanları belirlemektir. Sektörün mevcut durumunun saptanması yoluyla sektörün güçlü yönlerini etkin olarak kullanılacağı ve zayıf yönlerindeki gelişmelerin ise dikkatle takip edileceği beklenmektedir. Çalışma sonunda Türk şarapçılık sektörünün rekabet gücüne uygun stratejiler belirlenecektir. Çalışma üç bölümde gerçekleştirilmiştir. Birinci bölümde, dünya şarap sektörünün geçmişi, bugünü ve geleceği tartışılmıştır. Şarapçılık sektöründe son dönemde önemli değişiklikler yaşanmaktadır. Yüzyıllar boyunca şarapçılıkta Avrupa ülkelerinin egemenliği sürmüştür. Bu gün ise Yeni Dünya ülkeleri egemen üreticilerin pazar paylarından çalmaktadırlar. Bu bölümde yaşanan gelişmeleri saptamak amacıyla şarapçılık ile ilgili temel kavramlara değinilmiş ve dünya şarapçılık sektöründe görülen eğilimler, büyük üretici ve tüketiciler ile dünyanın büyük pazarları incelenmiştir. Çalışma Türk şarapçılık sektörünün rekabet üstünlüklerini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu amaçla ikinci bölümde rekabetle ilgili kavramlara değinilmiş, yazandaki teorik yaklaşımlar incelenmiştir. Saha çalışmasında kullanılacak olan Porter'ın Beş Güç Analizi Modeli yine bu bölümde incelenmiştir. Bu bölüm içerisinde daha sonra Türk şarapçılık sektörünün bugünkü durumuna değinilmiştir. Türkiye'de şarap üretimi ve tüketimi ile Türk şarap sektöründe faaliyet gösteren önemli kuruluşlar bu bölümde incelenmiştir. Türk şarapçılık sektörünün SWOT analizi yine bu bölümde gerçeldeştMlmiştir. Çalışmanın son bölümünde, sektördeki rekabeti analiz etmek için Tekel şarap işletmeleri üzerine bir alan çalışması gerçeHeştirilmiştir. Bulgular Porter'ın Beş Güç Analizi Modeli'ne göre değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda Türk şarapçılık sektörünün rekabet gücünü etkiyen en önemli etmenin bağcılık olduğu ortaya konulmuştur. Bağcılık, sektörün hem en güçlü olduğu alan hem de en zayıf olduğu alandır. Türk şarapçılığının bağcılık odaklı stratejiler ile rekabet gücünü arttıracağı belirlenmiştir. Sektörün rekabet gücünün özellikle kırmızı şaraplarda toplandığı bir diğer bulgudur. Beyaz şaraplarda ise sektör yeterli gözükmemektedir. Bu nedenle Türk şarap üreticilerinin güçlü oldukları kırmızı şarapları öne çıkartarak rekabet etmelerinin uygun olacağı belirlenmiştir. vıı

Rekabet analiziTEKELTekel+3
Mehmet Özer Demir
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2003
00
Master'sOpen AccessTR

Hastanelerde halkla ilişkiler faaliyetleri ile kalite yönetimi ilişkilerinin Akdeniz Üniversitesi Hastanesi örnek olayı bağlamında araştırılması

Bu tezin amacı, hastanelerde halka ilişkiler faaliyetleri ile kalite yönetimi çalışmaları arasındaki ilişkiyi, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi örnek olayı bağlamında inceleyerek açıklamaktır. Tezin birinci bölümünde genel kavramlar başlığı altında halkla ilişkiler ve toplam kalite yönetimi üzerine yapılan literatür araştırması anlatılmıştır. İkinci bölümde ise hastanelerde kalite yönetimi ile halkla ilişkiler faaliyetleri anlatılarak aralarındaki ilişki açıklanmıştır.Tezin üçüncü bölümünde ise, Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde 1996 yılında başlatılan kalite çalışmaları ile halkla ilişkiler faaliyetleri anlatılarak aralarındaki ilişki incelenmiştir. Bu bölümde Akdeniz Üniversitesi Hastanesinden alınan veriler kullanılmıştır. Bu araştırmanın belli başlı veri toplama yöntemleri, görüşmeler, gözlemler ve doküman incelemeleridir. Bu veriler, Hastanenin 2002-2005 yılları arasında poliklinik ve klinik hastalarına uyguladığı hasta anketleri, 2005 yılına ait ?Memnuniyet, Dilek-Öneri ve Şikayet Kutuları Verileri?, 2005 yılına ait ?Çalışan Memnuniyet Anketi? dir. 1996-2006 yıllarında üst düzey yönetimde görev yapan Dekan, Başhekim ve Başhekim Yardımcıları ve Hastanenin tez konusu ile ilgili bölümleri ile yüz yüze yapılan görüşmelerden elde edilen bilgi, belge ve görüşler kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı, 1996-2004 yıllarında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Halkla İlişkiler Bölümü Sorumlusu olarak görev yaparken edindiği bilgi, izlenim ve deneyimlerinden de yararlanmıştır. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi örnek olayında yapılan çalışma sonucunda, hastanede 1996 yılında ?Toplam Kalite Yönetimi Hazırlık Eylem Planı? çerçevesinde başlatılan kalite çalışmalarına, halkla ilişkiler faaliyetlerinin gerek hastanede kalite kültürünün oluşmasında gerekse hasta memnuniyet ve şikayetlerinin ölçülmesinde önemli bir katkıda bulunduğu görülmektedir. Üst yönetimin desteği ile kalite eğitimlerine ve hakla ilişkiler faaliyetlerine önem verilen 1996-2003 yılları arasında hasta şikayetlerinde azalma olduğu tespit edilmiştir. 2004 yılından itibaren hasta memnuniyetinde görülen nispi düşüşün ve hasta şikayetlerindeki artışın da çeşitli nedenlerle kaliteye tahsis edilen kaynaklarda ve çabalarda ortaya çıkan azalmayla paralel gittiği de tespitler arasındadır (2005 yılında çeşitli nedenlerle kalite eğitimlerinin azaltılması, hasta şikayetlerinin 2005 Mart ve Ağustos ayları arasında altı ay gibi uzun bir süre değerlendirilmemesi hasta şikayetlerinin artmasına neden olmuştur. 2005 yılında hastanenin hastane çalışanlarına uyguladıkları anket sonucunda, çalışanların hastanede yapılan kalite çalışmaları ve halkla ilişkiler faaliyetlerini gerekli ama yetersiz gördükleri anlaşılmaktadır).

Halkla ilişkilerHastanelerKalite+3
Suna Sönmez Günaydın
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2006
00
DoctorateOpen AccessTR

TÜSİAD'ın söylemleri aracılığıyla toplumu inşa girişimlerinin 24 ocak kararları ve izleyen süreç bağlamında eleştirel bir incelemesi

Bu araştırmada, TÜSİAD'ın söylemleri aracılığıyla devletin iktisat politikası araçlarını neden ve nasıl dönüştürdüğünün 24 Ocak kararları ve izleyen süreç bağlamında eleştirel bir incelemesinin yapılması amaçlanmıştır. Ekonomik eylemlerin, başta kendi faaliyet çevreleri olmak üzere, ulusal iş sistemi ve dünya sistemi olarak adlandırdığımız iç içe geçmiş kurumlar ve ilişkiler ağından oluşan bir sosyal doku içinde yerleşik olduğu bilinmektedir.Çalışmanın ilk bölümünde bu yerleşikliğin ulusal kaynakları olarak, her ülkenin kendine özgü bir kurumsal mantık, bir otorite ilişkileri modeli, bir ulusal iş sistemi yaratmasına neden olan tarihsel geçmişinin, kültürünün ve sanayileşmeye giriş zamanının belirleyici olduğu kurumsal yapısı incelenmiştir. İkinci bölümde Dünya Sisteminin örgütlenmesi incelenmiştir. Dünya Sisteminde iki örgütlenme dönemi ve bu dönemlerde Türkiye'nin Dünya sistemine nasıl ve hangi koşullarda eklemlendiği ve bu örgütlenme tarzlarında devletin yeniden hangi araçlarla ve nasıl biçimlendirildiği sırasıyla ele alınmıştır. Kendini kuşatan bu kurumlar ağı içinden TÜSİAD'ın nasıl sıyrılıp da içinde yerleşik olduğu ve varlığının temeli olan devleti yeniden inşa girişiminde bulunabildiği, çalışmanın üçüncü bölümünde `kurumsal girişimcilik' kavramına başvurularak incelenmeye çalışılmıştır.Bu çalışmada, Radikal Hümanist Paradigmanın kuram oluşturma yaklaşımı ve bu paradigma içinde Eleştirel Kuram, soruşturma yaklaşımı olarak tercih edilmiştir. Yöntem olarak, eleştirel kuramın temel varsayımlarıyla uyumlu ve onun metodolojisi olan Eleştirel Söylem Analizi (ESA) esas alınmıştır. ESA'nin ayrıntılı dilbilgisel analizleri çok sayıda metin üzerinden çalışmada zorluk yaratmakla birlikte metin, etkileşim ve bağlamı birlikte analiz etmesi açısından, daha etraflı sonuç almada isabetli bir seçim olmuştur. Araştırma modeli olarak ise Seo ve Creed'in kurumsal kurama uyarladığı Benson'un diyalektik yaklaşımı kullanılmıştır. Modelin kuramsal çerçevesi, uygulamada güçlü aktörlerin başlattığı değişimi kapsayacak şekilde deneysel olarak genişletilmiştir. Analiz iki aşamalı olarak yürütülmüştür. Analizin ilk bölümünde TÜSİAD'ın söylemleri aracılığıyla devleti yeniden inşa girişimleri TÜSİAD metinleri üzerinden incelenmiştir. İkinci aşamada ise dönem yazını ve basın derlemeleri üzerinden, TÜSİAD'ın söylemindeki önerilerin pratikte bir yapısal dönüşümle sonuçlanıp?sonuçlanmadığı incelenmiştir.Analizin sonuçları, TÜSİAD'ın söylemleriyle devletin iktisat politikası araçlarının dönüşümünde öncülük ettiğini, üstelik iktisat politikalarını da aşan hayli kapsamlı bir kurumsal girişimcilik örneği sergilediğini göstermiştir. Araştırma bulguları, TÜSİAD'ın bu süreci tek başına yönetmediği, siyasi, askeri, entelektüel ve uluslararası çevrelerle işbirliği yaptığını göstermiştir. TÜSİAD'ın kurumsal girişimci olarak ortaya çıkmasında, kendi konumu, ülke koşulları ve uluslararası koşullardan kaynaklanan pek çok iç ve dış etmenin etkili olduğu görülmüştür. TÜSİAD'ın mevcut kurumsal düzenlemeler içinde çıkarlarının zedelenmesi ve maruz kaldığı çeşitli kurumlar arası çelişkiler, böyle bir girişime kalkışmasına neden olmuş ve kurumsal ve sosyal statüsü ise değişimi olanaklı kılmada kendisine yardımcı olmuştur.Mevcut sosyal sistem içinde yerleşik, çıkarları kurumsal yapı tarafından fazlasıyla karşılanan TÜSİAD'ın uzun süre maruz kaldığı çelişkiler, diğer aktörler karşısında egemen konumunun aşınmasına neden olmuştur. Bu durum, diyalektik yaklaşımın kavramlaştırmasıyla kurbanlaşan TÜSİAD'ın, içinde yerleşik olduğu yapı ile arasına mesafe koyarak mevcut kurumlara eleştirel bakmasına neden olmuştur. Uluslararası kurumsal yapı ile ulusal kurumlar ve büyük burjuvazi arasındaki karşılıklı bağımlılıkların gücü, bu kurumların birbirinden bağımsız alternatif reçeteleri uygulamalarını ve dereceli bir değişimi mümkün kılmamıştır. Dünya sisteminin eşzamanlı krizi, şok etkisi yaratarak içerde yaşanan krizi derinleştirmiş ve TÜSİAD'ın yerleşik yapılardan kolektif bir kalkış yaratmasına yardımcı olmuştur. Maruz kaldığı kurumsal çelişkileri kendi çıkarları lehine kullanan TÜSİAD, böylece radikal bir değişim için diğer aktörleri ve kaynakları harekete geçirebilmiştir.TÜSİAD'ın ulusal ve uluslararası farklı kurumsal yapılar arasında sınır köprüsü konumunda olması, kendisine değişim için gerekli olan alternatif çerçeveyi sağlamada yardımcı olmuştur. Kurumsal ağ içindeki güçlü konumu ise çok çeşitli kaynakları harekete geçirmesini ve uluslararası ve yerel pek çok aktörün desteğini kazanmasını kolaylaştırmıştır. Araştırma sonuçları, seçilen modelin uygulamada kullanışlı bir çerçeve sağladığını ve modelin çerçevesinin güçlü aktörlerin başlattığı değişimi de açıklamak üzere genişletilebileceğini göstermiştir.TÜSİAD'ın söylemsel stratejisinde sorunsallaştırılan alanların, bu kurgusal çerçeveye hayli uygun olarak yeni kurumlar ve kurallar olarak somutlaştığı görülmüştür. Yeni yönetim yapısının kurumları, devletin piyasa aktörleriyle eşit koşullarda iktidarı paylaştığı üst kurullar olarak ortaya çıkmıştır. Yönetim merkezileşmiş ve kişiselleştirilmiş, kurumlar parlamenter denetimin dışına çıkarılmış ve devletin iktisat politikası araçlarının kontrolünün piyasaya geçtiği bulgulanmıştır.

Şükran Gölbaşı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00
Master'sOpen AccessTR

İşletmeler arası ilişkilerin oluşturulması ve sürdürülmesi kararlarında etkili faktörlerin Antalya ili mobilya imalat KOBİ'leri bağlamında araştırılması

Günümüzün şiddetli rekabet ve çalkantılı piyasa ortamında, değişen koşullara en hızlı biçimde yanıt geliştirme zorunluluğu işletmelerin birbirleri ile olan ilişkileri üzerine daha dikkatli bir biçimde eğilmelerine, daha sıkı, birbirine daha bağlı ilişkiler geliştirmelerine neden olmaktadır. İşletme stratejileri gereği gerçekleştirilen bu sıkı sözleşmeler son dönemde araştırmacılar açısından da oldukça dikkat çekici bir hal almıştır.Son dönemin dikkat çeken bu konusu bu çalışmada farklı bir boyutu ile ele alınmıştır. Çalışma, işletmelerin iş ilişkilerini geliştirmeleri esnasında karşılaşabilecekleri olumsuz sonuçları en aza indirebilmek için ilişkiye taraf diğer işletmeye dair ne gibi kriterler oluşturduğu sorusu ile başlamış ve işletmelerin ilişki oluşturma ve sürdürme sürecinde karşı tarafa ait beklentilerinin neler olduğu üzerine yoğunlaşmıştırBu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde işletmeler arası ilişkilerin yıllar içindeki gelişimi ve türleri anlatılmaktadır. İkinci bölümde ilişkilerin oluşturulması ve sürdürülmesi kararlarında etkili faktörler verilmiştir. Son bölümde ise araştırmanın veri toplama araçları ve analizleri açıklanmıştır. Bu bölümde ayrıca araştırmanın bulguları ve yorumları da yer almaktadır.Çalışma örneklemi olarak seçilen Antalya ili Akdeniz Sanayi Sitesinde yer alan mobilya imalatçılarından site içinde veya dışında iş yaptığı işletmeler ile ilgili ilişkilerinin yapısı ve bu ilişkilerin seçim süreci hakkında bilgi toplanmıştır. Oluşturulan soru formunda alan yazını üzerinde yapılan incelemeler sonucu işletmelerin gerçekleştirdiği ilişki türlerine ait sorular ile seçim sürecinde etkilenmeleri olası kriterler işletme yöneticilerine sunulmuştur. Beşli likert ölçeği ile bu kriterlerin işletmeler açısından önem derecesi sorgulanmış ve seçim kriterleri bu bulgular ile sıralandırılarak yorumlanmıştır. Bu bulgular ışığında işletmelerin ilişkiye girerken ve ilişkiyi sürdürürken ilk olarak ilişkiye konu olan tarafın, ürünü zamanında teslimine, ürün kalitesine, satış sonrası destek hizmetlerine ve ürün fiyatına dikkat ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda göze çarpan en önemli nokta işletmelerin taraf seçerken ekonomik davrandıkları, sosyal faktörleri oluşturan bazı kriterleri ise önem dağılımında en alt sıralara attıklarıdır. Araştırmanın en önemli sonucu olarak kabul edebileceğimiz bu bulgu işletmelerin iş ilişkilerinde akrabalık, hemşehrilik ilişkisine ekonomik faktörlere oranla daha az önem verdiklerini göstermektedir.

KOBİMobilya endüstrisiMobilya sektörü+2
Esin Gökbayrak
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2007
00

Other supervisors