Theses supervised by Prof. Dr. Hacı Musa Bağcı
18 theses · Dicle University
Nesefi'nin Medârik'u-t Tenzil ve Hakâik'u-t Te'vil isimli tefsirindeki hadislerin tahric ve değerlendirilmesi (Fâtiha, Bakara ve Âl-i İmrân Sûreleri)
Bu çalışmanın konusu; Nesefî'nin Medârik'u-t Tenzil ve Hakâik'u-t Te'vil isimli tefsirinde Fâtiha, Bakara ve Âl-i İmrân sûrelerini tefsir ederken yer verdiği rivayetlerin tahric ve değerlendirilmesidir. Çalışma giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Nesefî'nin hayatı, yaşadığı coğrafya ve ilmi kişiliği hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde Fâtiha ve Bakara sûrelerinde, İkinci bölümde ise Âl-i İmrân sûresi'nde bulunan rivayetler tahric edilip değerlendirilmiştir. Yapılan araştırma ve kaynak taramaları neticesinde, Nesefî ve eserleri ile ilgili pek çok çalışma yapılmış olmasına rağmen yazıldığı günden bu yana tercih edilen ve okunan Medârik tefsirinde geçen rivayetlerin detaylı bir biçimde değerlendirildiği herhangi bir çalışmanın yapılmadığı tespit edilmiştir. Tarafımızca yapılan incelemede; Nesefî'nin rivayetleri senet açısından rivayet zincirine yer vermeden, metin açısından ise metni bütünüyle aktarmak yerine kasdını ortaya koyacak kısmı ile iktifa ederek ve kaynaklarda mevcut lafızları ile değil kendi ifadeleri ile manen aktardığı tespit edilmiştir. Çalışma boyunca, çalışma sınırları içinde tespit edilen her bir rivayet ile ilgili birincil olarak aynı ifadelerle yer aldığı kaynaklar, ikincil olarak küçük lafız farklılıkları ile bulunduğu kaynaklar ona da ulaşılamadığında aynı manayı ifade eden başka rivayetler üzerinden tahric ve sıhhat değerlendirmesi yapılmaya çalışılmıştır. Sıhhat değerlendirmesi yapılırken senette bulunan raviler ile ilgili dipnotlarda tam isim, cerh-ta'dil ve ittisal bilgisi verilmiş olup bu bilgiler ışığında bir değerlendirme yapıldıktan sonra varsa rivayetle ilgili diğer değerlendirmelere yer verilmiş olup ihtiyaç halinde metin tenkîdi de yapılmıştır. Sonuç kısmında ise araştırmadan elde edilen veriler doğrultusunda Nesefî'nin ilk üç sûrenin tefsirinde yer verdiği merfu rivayetlerin zayıf olanlarının sahih ve hasen olan rivayetlere oranla fazla olduğu tespit edilmiştir. Çalışmanın sonunda yer verilen tablolar ile rivayetler ile ilgili muhtasar bilgilerin bir arada görülmesi sağlanmıştır. Anahtar Sözcükler: Rivayet, Tahric, Nesefî, Tefsir, Medarik
Sıddîk Hasan Han (Ö. 1307/1890) ve Hadis Şerh Metodu
Bu çalışmada 1832-1890 yılları arasında Hindistan'da yaşamış, Hindistan'daki Ehl-i hadîs ekolünün kurucuları arasında kabul edilen, Ebû't-Tayyib Muhammed Sıddîk Bahâdır Han b. Hasen b. Alî el-Kannevcî ve hadis şerhleri incelenmiştir. Çok yönlü bir âlim olarak temayüz eden Sıddîk Hasan Han, hadis ilmi başta olmak üzere, İslâmî ilimler sahasında muhtelif dillerde (Arapça, Urduca ve Farsça) 220'den fazla eser kaleme almıştır. Müellifin özellikle hadis şerhi alanında dikkate değer iki önemli çalışması bulunmaktadır. Bu çalışmalar, Sahîhayn üzerine yazılmış muhtasarların şerhleridir. Bunların ilki, Buhârî'nin el-Câmiʿu's-Sahîh'inin muhtasarlarından et-Tecrîdü's-Sarîh üzerine yazılmış, ʿAvnu'l-Bârî li-halli Edilleti'l-Buhârî. İkincisi ise Müslim'in el-Câmiʿu's-Sahîh'inin muhtasarlarından Muhtasaru Sahîhi Müslim (el-Câmiʿu'l-Muʿlim bi-mekâsıdi Câmiʿi Müslim) üzerine yazılmış, es-Sirâcu'l-Vehhâc min keşfi Metâlibi Sahîhi Müslim b. Haccâc adlı şerhtir. Araştırmamız bir giriş ve üç bölümden oluşmuştur. Giriş kısmında çalışmanın konusu, önemi, amacı, metodu ve kaynakları hakkında bilgi verildikten sonra, "şerh" kavramı, hadis şerhine duyulan ihtiyaç ve şerhlerin ortaya çıkışı ve gelişimine değinilmiştir. Devamında Sıddîk Hasan Han'ın yaşadığı dönemde Hindistan'ın siyasi, sosyal, dini durumu ve dönemin İslâmî ekollerine temas edilmiştir. Birinci bölümde Sıddîk Hasan Han'ın hayatına ve ilmî kişiliğine yer verilmiş; şerhlerinin tanıtımı yapılmış ve şerhlerinde kullandığı kaynaklar belirtilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde Sıddîk Hasan Han'ın şerh metodu örneklendirme yolu ile ortaya konulmuştur. Üçüncü bölümde Sıddîk Hasan Han'ın şerhlerinde değindiği bazı hadis/sünnet ve akâid/kelâm meselelerine dair yaklaşımı ele alınmıştır. Çalışmanın sonunda Sıddîk Hasan Han'ın söz konusu şerhlerinde, başta Sahîhayn şârihleri olmak üzere kendinden önceki şârihlerden çok fazla istifade ettiği, hadisleri izah metodunda önceki şârihlerin etkisinde kaldığı, hadis yorumlarında nakilci bir yöntem benimsediği ve dolayısıyla kendine özgü bir şerh metodunun olmadığı anlaşılmıştır.
Çörek otu hadisinin tahric ve tahlili
İslam kültüründe Peygamberimizin (s.a.s.) hadisleri, Müslüman topluluğunun günlük yaşantısında yönlendirici bir rol oynamaktadır. Bu hadisler, dini öğretilerin yanı sıra sağlıkla ilgili bilgileri de içermekte olup, Tıbb-ı Nebevî geleneğinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Bu çalışma, özellikle çörek otu hadisi üzerinde odaklanarak, Tıbb-ı Nebevî ve bitkisel tedavi yöntemlerinin anlaşılmasına katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın giriş bölümünde, araştırmanın konusu, sınırları, amaç ve metodolojisi detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Birinci bölümde, hadisin kaynakları belirlenmiş ve hadisi nakleden râvîlerin adalet ve zabt durumları titizlikle incelenmiştir. İkinci bölüm ise, hadisin metin tenkidi yanı sıra şârihler tarafından nasıl yorumlandığı, hadisin Tıbb-ı Nebevî içindeki yeri ve bilimsel açıdan değerlendirilmesi üzerinde durulmuştur. Ayrıca, hadisin kaynak olarak vahiy ile ilişkisi de kritik bir bakış açısıyla ele alınmıştır. Çalışmanın sonucunda, çörek otu hadisinin sened açısından muhaddisler tarafından makbul bir rivâyet olarak kabul edildiği belirlenmiştir. Hadiste geçen "her hastalığa şifa" ifadesinin özel bir anlamda nem ve soğuktan kaynaklanan hastalıkları kapsadığı yönünde görüşler ortaya konmuştur. Ancak diğer yandan, çörek otunun tek başına her türlü hastalığa şifa olamayabileceği ve farklı şekillerde kullanılarak bazı durumlarda diğer malzemelerle birlikte kullanılmasının daha etkili olabileceği vurgulanmıştır. Bu bağlamda, Tıbb-ı Nebevî'nin kaynağının tecrübe mi yoksa vahiy mi olduğu konusunda çeşitli görüşler bulunduğu ve bu mesele üzerine daha derinlemesine araştırmaların gerekliliği vurgulanmıştır. Anahtar Kelimeler: Hadis, Vahiy, Tıbb-ı Nebevî, Çörek otu, Şifa.
Bir hadis kaynağı ve râvîsi olarak Ca'fer es-Sâdık ve hadis yorumculuğu
İslam düşünce tarihine mal olmuş pekçok şahsiyet ortaya çıkmıştır. Bulundukları asra şekil vermiş olan bu şahsiyetlerin etkileri günümüze kadar devam etmiştir. Bu etkili şahsiyetlerden biri kabul edilen ve iki ekolün yani Ehl-i Sünnet ile Şîa'nın ortak paydasında yer alan ve H. 80-148 yılları arasında yaşamış bulunan Ca'fer es-Sâdık'tır. Bu çalışmada öncelikle Ca'fer es-Sâdık'ın hayatı anahatlarıyla ele alınmış ve hayatıyla ilgili bazı tespitlerde bulunulmuştur. Ayrıca, Ehl-i Sünnet ve Şîa âlimlerinin çokça önemsediği bir şahsiyet olarak kabul edilen Ca'fer es-Sâdık'ın bir hadis kaynağı ve râvîsi olarak rivayet ettiği hadisleri karşılaştırmalı olarak belli örneklemler etrafında bazı seçkiler yaparak ele almayı ve onun hadis yorumculuğunu incelemeyi amaçlamıştır. Bu çerçevede Ca'fer es-Sâdık'ın nakletmiş olduğu rivayetlerin bazı sayısal değerleri de tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca, Ehl-i Sünnet'in Kütüb-i Tis'a eserlerinde bulunan Ca'fer es-Sâdık'ın mükerrer olmayan rivayetlerinin sened ve metinlerinin üzerinde birtakım değerlendirmeler ve analizler yapılmıştır. Bu amaç doğrultusunda Ca'fer es-Sâdık'la aynı çağda yaşamış olan İmam Mâlik'in Kütüb-i Tis'a eserlerinden olan el-Muvatta' adlı eseri ile, Şîa'nın temel kaynaklarından biri kabul edilen Küleynî'nin el-Kâfî adlı eserinde bulunan aynı paraleldeki bazı rivayetler üzerinde de benzer metodla bazı incelemeler yapılmıştır. Bu sonuçlardan hareketle Ca'fer es-Sâdık'ın Ehl-i Sünnet kaynaklarında bulunan bir kısım rivayetlerinin, Şîa temel kaynaklarında da ya aynı veya farklı formatlarla yer aldığı tespit edilmiştir.
Sünen-i Dârimî'nin kaynakları ve tasnif metodu
Araştırmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde, araştırmanın konusu, önemi, amacı, kapsamı, metodu ve araştırmada kullanılan kaynaklar ele alınmıştır. Birinci bölümde, Dârimî'nin hayatı incelenmiştir. İlk başlıkta, Dârimî'nin yaşadığı dönemin siyasî ve ilmî özellikleri; ikinci başlıkta ise, sosyal hayatı, memleketi, ilmî kişiliği ve ahlakî yönü gibi konular ele alınmıştır. Üçüncü başlıkta, Dârimî'nin ilmî çalışmaları, hocaları, öğrencileri ve eserleri tartışılmış; dördüncü başlıkta ise, onun i'tikâdi düşüncesi, sünnet anlayışı ve fıkhî görüşleri açıklanmıştır. İkinci bölümde, Sünen konusu ele alınmıştır. İlk başlıkta Sünen kavramı açıklanmış; İkinci başlıkta, Sünen'in telif amacı, Kütüb-i Sitte'ye dâhil olamaması, yazma nüshaları, rivayeti ve Sünen üzerine yapılan çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü başlıkta, Sünen'in kaynakları, kaynaklarının cerh-ta'dil durumu, rivâyetlerin kaynaklarına göre dağılımı, kaynaklarından rivâyetlerin tahammül keyfiyeti ve Kütüb-i Sitte ile ortak kaynaklar ele alınmıştır. Ayrıca, Sünen'in sözlü ve yazılı kaynakları ile Sünen'de kaynak kullanımı da tartışılmıştır. Üçüncü bölümde, Sünen'in tasnif metodu ve rivayet analizi üzerinde durulmuştur. İlk başlıkta, Sünen'in tasnifinde etkili olan faktörler, Sünen'in mukaddimesi, bölüm başlıkları ve bâb başlıkları ele alınmıştır. İkinci başlıkta, rivayetler, kaynak ve sıhhat yönünden incelenmiştir. Ardından Sünen'deki zevâid ve sülasî rivâyetlere geçilmiştir. Bu bölümün sonunda ise, Dârimî'nin bazı hadislerle ilgili değerlendirmeleri örneklerle açıklanmıştır. Sonuç kısmında ise, kısa bir değerlendirme yapılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgu ve tespitlere yer verilmiş ve bir takım önerilerde bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler Dârimî, Sünen, Hadis, Eser, Tasnif, İmâm, Muhaddis
Şark medreselerinde nahiv istişhadı olarak zikredilen hadislerin sıhhat açısından değerlendirilmesi
Şark Medreselerinde okutulan nahiv kitaplarında istişhad olarak zikredilen hadislerin sıhhat derecelerinin araştırıldığı bu çalışma, bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın amacı, önemi, metodu ve kaynaklarına yer verilmiştir. Birinci bölümde medreselerin tarihine değinilmiş, Suffe ve Nizamiye medreselerinin eğitim ve öğretimleri ele alınmıştır. Şark medreselerine ise daha geniş yer verilmiş ve hadislerle istişhad konusu tartışılmıştır. İkinci bölümde Şark Medreselerinde okutulan beş temel nahiv eseri olan Şerhu'l-Muğnî, Şerhu Katru'n-Neda, Hallu'l-Meâkîd, Behcetü'l-Mardiyye ve Fevaidu'd-Diyaiyye eserlerinde istişhad olarak zikredilen hadisler tahric edilerek istişhad mahallerine değinilmiş ve sıhhat dereceleri ele alınmıştır. Ayrıca her bir hadis konusu itibariyle değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında da bu araştırma ile elde edilen neticelere yer verilmiştir. Anahtar Sözcükler: Medrese, Şark Medreseleri, nahiv, Hadislerle istişhad, sıhhat derecesi
Muhammed el-Gazzâlî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve hadis anlayışı
Bu çalışmada, tenkitçi bir hadis anlayışına sahip olan Muhammed Gazzâlî'nin hayatı, ilmi kişiliği ve genel hadis görüşü, özellikle kendisinin kaleme aldığı eserler incelenerek ele alınmıştır. Yapılan araştırma ve kaynak taramaları neticesinde, çağdaş ilim adamı Muhammed Gazzâlî'nin ilmi kişiliği ve hadis anlayışı ile ilgili neredeyse yok denecek kadar çok az akademik çalışmanın yapıldığı tespit edilmiştir. Bununla birlikte fikir ve düşünceleriyle, memleketi Mısır ve İslam dünyasına damgasını vuran Gazzâlî'nin hadis anlayışının araştırılıp tespit edilmesi akademik olarak büyük önem arz etmektedir. Tarafımızdan yapılan incelemede; Gazzâlî'nin daha çok Kur'an ilimlerine yönelik çalışmaları olmakla birlikte, hadis sahasında da söz sahibi olduğu ve bu alanda da birkaç eser yazdığı saptanmıştır. Kaleme aldığı bu eserlerde hadis ve sünnete İslam'ın ikinci kaynağı olarak baktığı ve özellikle âhâd hadislerin Kur'an, mütevâtir ve amelî sünnet, akıl-bilim ve tarihi gerçekler bağlamında değerlendirilmesi gerektiğini belirttiği tespit edilmiştir. Ne yazık ki Gazzâlî, hadis ile ilgili düşüncelerinden dolayı şiddetle eleştirilip hadisleri hafife almak ve inkâr etmekle itham edilmiştir. Bütün bu inceleme ve tetkiklerin sonucunda; Gazzâlî'nin, hadisleri hafife alıp inkâr ettiği bir yana dursun, tam aksine, kendisinin gerçek bir hadis mudafii olduğu, hadis tartışmalarında klasik hadis anlayışının dışına çıkmakla birlikte, bu tartışmalarda itidal yolunu tutup ifrat ile tefrit arasında yer aldığı kanaatine varılmıştır.
Kütüb-i Sitte'nin kitabu'l-ilim adlı bölümlerinde geçen rivayetlerin hadis usûlüne kaynaklığı meselesi
Çalışmanın amacı Kütüb-i Sitte'nin Kitabu'l-ilim bölümlerindeki rivayetlerin, hadis usûlünün oluşmasında ve hadis tarihinde nasıl bir etki meydana getirdiğini ortaya koymaktır. Bunun yanında bu çalışma Kütüb-i Sitte'nin yazıldığı dönemlerde hadis usûlü adına neler yapıldığını ortaya koyacaktır. Ayrıca çalışma temel hadis usulü kaynaklarından konuyla ilgili kesitler sunarak Kitabu'l-ilim'lerden çıkardığımız sonuçları ve etkilerini mukayese etme imkânı da sunacaktır. Bu çalışma iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kitabu'l-ilim'lerin hadis usûlüne kaynaklığı meselesini ve mukayesesini ortaya koyduk. İkinci bölümde ise Kitabu'l-ilim'lerdeki rivayetlerin hadis tarihine etkisini ortaya koyduk
Tirmizî'nin Kitabu'l İlel'i özelinde hadis metodolojisi
Çalışmanın adı Tirmizî'nin Kitâbu'l-İlel'i Özelinde Hadis Metodolojisidir. Çalışma giriş, iki bölüm ve sonuç şeklinde, ele alınmıştır. Girişte hadis usulünün tarihsel sürecine ve önemine değinilmiştir. Bölümlerde ise; İlelü'l-hadis, Tirmizî'nin Kitâbu'l-İleli özelinde, hadis usulü, cerh ta'dîl ve hadis tasnifatına dair konular işlenmiştir. Araştırmanın temel amacı, İmam Tirmizî'nin, Kitâbu'l-İlel adlı eserinde yer alan hadis usulüne dair bilgileri araştırmak ve bu eserin içerik olarak bir hadis usulü eseri olduğunu ortaya koymaya çalışmaktır. Bununla beraber araştırmada tespit edilen bulguları klasik hadis metodolojisinin sunduğu bilgilerle karşılaştırmaktır. Böylece ilk dönem hadis metodolojisi ile klasik hadis metodolojisi arasında sınırlı da olsa bir farklılık olup olmadığını irdelemektir. Araştırmada İmâm Tirmizî'nin Kitâbu'l-İlel adlı eserinin içerik itibariyle bir hadis usulü eseri olduğu kanısına varılmıştır. Öte taraftan bazı temel noktalarda klasik hadis metodolijisinin sunduğu bilgilere alternatif bilgiler sunduğu tespit edilmiştir.
İbn Hacer el-Askalanî'ye nispet edilen Münebbihat adlı eserdeki merfu hadislerin değerlendirilmesi
Bu çalışma, halk arasında meşhur olup büyük hadis âlimi İbn Hacer el-Askalanî'ye nispet edilen Münebbihatu İbn Hacer diğer bir adıyla el- Munebbihât ale'l-İsti'dâd liyevmi'l-Mî'âd li'n-Nush ve'l-Vedâd adlı eserin içinde bulunan merfu hadislerin değerlendirilmesini konu edinmektedir. Bu eserin vaazlarda kullanılması ayrıca bazı medreselerde ders kitabı olarak talebelere okutulması sebebiyle içindeki hadislerin sıhhatini tespit etmek büyük önem arz etmektedir. Bizler bu çalışmamızda bu eserde senetsiz olarak zikredilen hadislerin sıhhatini tespit etmeye, senetlerini ortaya koymaya ve hadisin geçtiği asli kaynakları tespit etmeye çalışacağız.
Er-Rebî' B. Habîb ve El-Câmiu's-Sahîh adlı eseri
İbâdîlere göre, Rebî' b. Habîb'in el-Câmiu's-Sahîh adlı eseri hicrî ikinci asra ait hadis kaynaklarındandır. Rebî', İbâdiyye'nin önemli muhaddislerinden olup eseri de bu mezhep nezdinde en muteber hadis kaynağı, hatta Kur'ân-ı Kerim'den sonra en sahih dini eser olarak şöhret bulmuştur. Ancak İbâdîler dışındaki diğer İslâmî mezhepler açısından eser adeta meçhûl kalmıştır. Tezimiz boyunca eserin günümüze geliş serüveni, eserin Rebî'e aidiyeti, muhteva açısından eserin değeri, eserin şekil ve metin açısından diğer hadis kaynaklarıyla mukayese edilmesi, dönemin ilmî ve fikrî hareketlerin esere yansıması ve İbâdîlerin eserin sıhhati hakkındaki iddialarının doğruluğu gibi konular işlenecektir. Çalışmanın giriş kısmında tezin önemi, metodu, kaynakları ve genel olarak İbâdiyye mezhebi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde Rebî' b. Habîb'in hayatı ve ilmî kişiliği, ikinci bölümde eserin rivâyet açısından özellikleri ele alınmıştır. Üçüncü bölümde de eser dirâyet açısından analiz edilip değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise tezde varılan tespitler yer almıştır. Çalışma neticesinde tespit edilen sonuçlardan bazıları şunlardır: el-Câmiu's-Sahîh adlı eserin Rebî' b. Habîb'e aidiyeti problemi devam etmektedir. Ancak eser, şekil ve muhteva açısından hicrî ikinci asır hadis kaynaklarıyla önemli bir benzerlik içerisindedir. Eserde yer alan rivâyetlerin ekseriyeti, hem hicrî ikinci asır hem de üçüncü asırdaki meşhur hadis mecmualarında da yer almıştır. İbâdîlerin eserin sıhhatiyle ilgili iddialarının aksine diğer hadis kaynaklarında olduğu gibi Rebî'in el-Câmi'nde de sahih hadisin yanında zayıf hatta mevzû' rivâyetler yer almıştır. Şu ana kadar sadece İbâdîler tarafından kullanılan Rebî'in el-Câmi' adlı eseri, asıl nüsha ile ilgili önemli eksikleri olsa da ilmî araştırmalarda başvurulacak değere sahiptir. Anahtar sözcükler: İbâdiyye, Hadis, Rebî' b. Habîb, el-Câmi', Câbir b. Zeyd, Sened, Metin..
Namazı terk etmenin hükmü ile ilgili hadislerin değerlendirilmesi
İslâm, ibâdetler içinde namaza büyük bir önem atfetmiştir. Bunu gerek Kur'an-ı Kerim'de gerekse hadîslerde açık bir şekilde görebilmekteyiz. Hadîs kaynaklarında namazın önemi, fazileti ve namaz kılanlara vaat edilen mükâfatlardan bahsedilmekte, bunun yanında bilhassa bazı rivayetlerde saraheten veya zımnen namazı terk edenlerin kâfir veya müşrik olacakları bilgisi de yer almaktadır. Hadîs alanında namazla alakalı birçok akademik çalışma yapılmakla birlikte, namazın terk edilmesi ile ilgili hadîsler hakkında bir çalışma yapılmadığı fark edilmiştir. Bunun üzerine birçok hadîs kaynağında yer alan, ayrıca namazın terk edilmesinin kişiyi dinden çıkaracağını savunan kimselerin de eserlerinde sıklıkla zikrettikleri dört hadîs, senet ve metin açısından değerlendirilmesi yapılmak üzere tezimizin konusu olarak belirlenmiştir. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve metodu hakkında bilgi verildikten sonra namaz ibâdetinin İslam öncesi cahiliye dönemindeki durumu ile Kur'ân-ı Kerîm ve hadîslerde nasıl yer aldığına bakılmıştır. Birinci bölümde hadîslerin geçtiği kaynaklar tespit edilerek, bu hadîsler senet tenkidine tabi tutulmuş, hadîslerin isnâdlarının genel itibariyle sahîh olduğu sonucuna varılmıştır. İkinci bölümde ise söz konusu hadîsler metin tenkidi kriterleri açısından değerlendirilmiş, şârihlerin hadîsler hakkındaki yorumlarına yer verilmiş, ayrıca hadîslerin İslâmî ilimlerdeki kullanılma biçimine de temas edilmiştir. Sonuç olarak namazı terk etmek hakkındaki hadîslerin genel itibariyle isnâdlarının sahîh olduğu, metin tenkidi çerçevesinde yaptığımız değerlendirmeler V sonucunda ise bu hadislerde geçen küfür ifadelerinin, namazın farz oluşunu inkâr ederek terk etmek veya kişiyi dinden çıkarmayan amelî, mecazî ve nimet küfrü (nankörlük) şeklinde anlaşılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
İmam Nevevî ve Minhâc isimli eserinin hadis şerhçiliği açısından değerlendirilmesi
Muhtelif dönemlerde hadis ilmini yeniden ihya eden, bu ilme sistematik bir yapı kazandıran muhaddisler gelmiştir. İmam Nevevî, bu muhaddislerden bir tanesidir. Döneminde olduğu gibi günümüzde de etkisi her daim hissedilen İmam Nevevî'nin hayatı ve ilmî faaliyetleri farklı yönleriyle keşfedilmeyi bekleyen geniş bir alanı oluşturmaktadır. İmam Nevevî ve Minhâc İsimli Eserinin Hadis Şerhçiliği Açısından Değerlendirilmesi isimli tez çalışmamızda, İmam Nevevî'nin hayatı, eserleri ve Nevevî'nin ilgili eserindeki şerh metodu değerlendirilmiştir. Araştırmamızda Nevevî'nin şerhini oluştururken takip ettiği metodunun belirlenmesi ve müellifin kendine has olan dil ve üslûbunun şerhe olan yansımalarının tespit edilmesi hedeflenmiştir. Bu gaye doğrultusunda müellifin hayatı, eserleri ve yaşadığı dönem şartları genel hatları ile izah edilirken, bahsi geçen eserin muhtevası ve müellifin hadis tahlilindeki yöntemi detaylı olarak ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda müellifin hadisle ilgili değerlendirmelerine, yer verilmiştir. Seçilen misallerle Nevevî'nin fıkhî melekesine ve hadis yorumuna kattığı değere işaret edilirken satır aralarında müellifin sünnet algısına, ve mezheb bağlamında sergilediği duruşa temas edilmiştir. Yaptığımız okumalar neticesinde, döneminde sadır olan fikrî cereyanlar arasında sünnî düşünce yapısına sıkı sıkıya sarılan, batınî yorum karşısında zahire bakan, delilsiz ve gereksiz tevil yerine lafza bağlı kalan, sünnetin sübut bulduğu yerde gayrisine itibar etmeyen, "nakil" in öncülüğünde "akıl" ın verilerine değer veren, kelime tahlilinde bilgin, rical ilminde yetkin, fıkıhta engin, kaynak kullanımında zengin, metodunda özgün Şafiî bir Şârih ile karşılaşılmıştır.
İlk dönem hadis ve islam tarihi kaynaklarında veda hutbeleriyle ilgili rivayetlerin değerlendirilmesi
İlk dönem Hadis ve İslam Tarihi Kaynakları'nda Veda Hutbeleri ile ilgili birçok rivȃyetin nakledildiği görülmektedir. Araştırmamızda bu rivȃyetler tespit edilerek sened ve metin tenkȋdleri yapılmıştır. Konuyla ilgili nakledilen rivȃyetlerden hareketle Hz. Peygamber'in (a.s.) terviye gününden bir gün önce, arefe günü, kurban bayramının birinci, ikinci ve üçüncü günlerinde olmak üzere toplamda beş hutbe ȋrȃd ettiği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmamızda Hadis Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbeleri ile ilgili metinlerin farklı başlıklar altında parça parça, İslam Tarihi Kaynakları'nda bulunan Veda Hutbesi metinlerinin ise genelde tek başlık altında derlenerek nakledildiği tespit edilmiştir. Hutbeler ile ilgili çoğunluğu sahȋh olan rivȃyetlerin yanında zayıf ve uydurma olan rivȃyetlerin de bulunduğu belirtilmiş, sözkonusu rivȃyetlerden isnȃd açısından sahȋh olanlar metin tenkȋdi açısından farklı delillere arz edilmiştir. Çalışmamızda Allah Rasûlü'nün sözkonusu hutbelerinde ümmetine sadece Kur'an'ı bıraktığı sonucuna ulaşılmış, Veda Hutbelerinde recm cezasının yer almadığı belirtilmiş; Arab'ın aceme takvȃ dışında bir üstünlüğünün olmadığı ve hadislerin sonrakilere nakli ile ilgili rivȃyetlerin Hz. Peygamber'e aidiyetinin sahȋh olduğu vurgulanmıştır. Araştırmamızda isnȃd ve metin açısından sahȋh olan rivȃyetlerden istifade edilerek yeni bir metin inşȃsı oluşturulmuş ve bu metnin günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinleri ile bir karşılaştırması yapılmıştır. Bu bağlamda günümüzde meşhur olan Veda Hutbesi metinlerinin Rasûlullah'ın belirli bir günde ȋrȃd ettiği hutbeden ziyade hacda farklı günlerde ȋrȃd ettiği hutbelerden elde edilmiş bir derleme olduğunu söylemek mümkündür. Bununla beraber bu derlemelerde İbn İshȃk'tan nakledilen arefe günü hutbesinden daha fazla ilham alındığı görülmektedir. Anahtar Sözcükler Veda Hutbesi, Rivȃyet, Sened Tenkȋdi, Metin Tenkȋdi, Metin İnşȃsı, Kur'an, Arap-Acem.
Şedd-i Rihâl (Üç kutsal mescide yolculuk) hadîsi ve değerlendirilmesi
Her ümmetin, dinden veya dinden olmayan kendine özgü birçok kutsalı bulunmaktadır. İslâm ümmetinin de kutsallığını dinden alan, zaman ve mekân bağlamında değerlendirilen kendine özgü bir takım kutsalı bulunmaktadır. Müslümanlar bu kutsallara canı ve malı pahasına, gerekli önemi verdiği oranda İslâm ümmeti, yitirmiş olduğu ve özlemini duyduğu gerçek değerine daha da yaklaşacaktır. Zira bu kutsallar, İslâm Ümmetine birçok faydanın yanında, Müslümanların kenetlenmesine vesile olan en önemli bir görevi icrâ etmektedir. İşte bu kutsalların en önemlilerinden biri âyet ve hadîslerde "Allâh'ın Evleri" diye adlandırılan mescidlerdir. Zira İslâm dininde ibâdet edilen mekânlar olarak mescidler, kutsal ve korunmuş mekânlar olarak kabul edilmektedir. Bu mescidler arasından üç büyük kutsal mescid (Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ) ayrı bir öneme sahiptir. Nitekim İslâm'da ilk kıble olan Mescid-i Aksâ, Allah'a ibâdet edilmek için inşâ edilen ilk mâ'bet olan Kâ'be ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) inşâ ettiği Peygamber mescidi olarak bilinen Mescid-i Nebevî'nin ayrı bir özelliği bulunmaktadır. Bu özellik hadîslerde sıkça ifade edilmiş bu hadîslerden biri çalışmamıza konu olan Şedd-i rihâl hadîsidir. Bu hadîs en genel anlamıyla (ibadet) amacıyla sadece üç kutsal mescide (Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ) yolculuk yapmayı teşvîk etmekle beraber onlara özel bir fazîlet atfetme anlamını taşımaktadır. Çalışmamız bir giriş ve iki bölümden ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, sınırları, amacı, önemi ve yöntemi hakkında bilgi verildikten sonra İslâm dinindeki kutsal mekân tasavvuru özellikle Kâbe, Mescid-i Nebevî ve Mescid-i Aksâ özelinde ele alınmaktadır. Birinci bölümde Şedd-i rihâl hadîslerinin geçtiği temel hadîs kaynaklar tespit edilerek, buralardaki metin ve anlamının yanında bu eserlerde yer alan rivâyetler şematize edilerek sened tenkidine tabi tutulmuş ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. İkinci bölümde ise söz konusu hadîsler metin tenkidi kıriterleri açısından değerlendirilmiş, hadîs şârihlerinin yorumlarına yer verilmiştir, Ayrıca hadîslerin İslâmî ilimlerdeki yansımaları yanında güncel tartışmalardaki boyutu ele alınmış, sonuç kısmında ise çalışmada ulaşılan sonuçlara değinilerek hadîs hakkında objektif bilgiler sunmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler Şedd-i Rihâl, Hadîs, Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebevî, Mescid-i Aksâ
İpek ve altın'ın erkeklere haram olduğuna dair rivayetlerin değerlendirilmesi
Bu çalışmada Ebû Mûsâ el-Eş'arî, Ebû Hureyre, Alî b. Ebî Tâlib, Muâviye, Berâ b. Âzıb, Abdullâh b. Ömer, İmrân b. Husayn ve Huzeyfe b. Yemân tarafından rivâyet edilen "ipek ve altın" hakkındaki hadîsler, sened ve metin açısından değerlendirilmeye tabi tutulmuştur. Yapılan kaynak taramaları sonucunda konumuzun muhtevasına sahip hadîslerin altmış rivâyeti tespit edilmiştir. Bu rivâyetlerin sened tenkidi kritiğine tabi tutulması sonucunda söz konus rivâyetlerin dokuzu zayıf, geri kalan diğer elli bir rivâyetin ise sahîh olduğu tespit edilmiştir. Rivâyetler sened tenkidi yapıldıktan sonra metin tenkidine tabi tutulmuş ve metin tenkidi açısından değerlendirilmiştir. Daha sonra şarihlerin hadisler hakkındaki yorumlarına ve hadîslerin İslâmi ilimlerdeki kullanımlarına yer verilmiştir. Bütün bu inceleme ve tetkiklerin sonucunda, metin tenkidi açısından Kur'ân ile aynı içeriğe sahip olduğundan ve kendi gibi hadislerle uyum içinde olduğundan dolayı hadislerin sıhhat açısından hiçbir problemlerinin olmadığı kanaatine varılmıştır. Anahtar kelimeler Hadîs, İpek, Altın, Kab, Helal, Haram, Tenkid, Sened,
Köpek edinme ile ilgili hadislerin tahrici ve değerlendirilmesi
Bütün toplumlarda gerek kırsalda gerekse şehir hayatında köpek edinilmekte ve beslenmektedir. İslam dünyasında da Hz. Peygamber'in hayvanlara karşı şefkat ve merhamet gösterilmesi emri nedeniyle Müslümanlar evlerinde veya kırsal bölgelerde koruma amaçlı köpekler edinmektedir. Hadis alanında şimdiye kadar köpeklerle alakalı olarak birçok akademik çalışma yapılmakla beraber, köpek edinme ile ilgili hadisler hakkında bir çalışmanın yapılmadığı tespit edilmiştir. Buradan hareketle hadis kaynaklarında geçen köpek edinme ile ilgili zikredilen üç hadisin senet ve metin açısından değerlendirilmesi yapılmak üzere tezimizin konusu olarak belirlenmiştir. Tezimiz bir giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın konusu, sınırları, önemi, amacı ve metodu hakkında bilgi verildikten sonra köpekle alakalı olarak tarihten günümüze köpeğin durumu ile Kur'an-ı Kerim ve hadislerde nasıl yer aldığına bakılmıştır. Birinci bölümde hadislerin geçtiği kaynaklar tespit edilerek, bu hadisler senet tenkidine tabi tutulmuş, hadislerin isnadlarının genel itibariyle sahih olduğu sonucuna varılmıştır. İkinci bölümde ise söz konusu hadisler metin tenkidi kriterleri açısından değerlendirilmiş, şarihlerin hadisler hakkındaki yorumlarına yer verilmiş ve en son olarak da fıkıh mezheplerindeki görüşlere ve tefsir ilmindeki kullanımına yer verilmiştir. Sonuç olarak köpek edinme hakkındaki hadislerin genel itibariyle isnadlarının sahih olduğu, metin tenkidi yönünden ise genel olarak hadislerde ziraat, sürü, avcılık vb. gibi durumlarda köpek edinmeye cevazın verildiği görülmüştür. Anahtar Sözcükler Hadis, Kırat, Köpek Edinme, Sevab, Sürü (Çoban) Köpeği, Av Köpeği
Alkame b. Kays en-Nehaî ve hadis ilmindeki yeri
Tezimizin konusu, Alkame b. Kays ve hadis ilmindeki yeridir. Tezimiz giriş ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş bölümünde Alkame b. Kays'ın ilminin büyük bir kısmını aldığı şehir olan Kûfe'nin coğrafi, sosyal, kültürel ve siyasi yapısını inceledik. Birinci ana bölümde Alkame b. Kays'ın hayatını ve ilmi kişiliğini inceledik. Alkame b. Kays'ın hadis ilmi yanında tefsir, fıkıh ve kıraat ilimlerinde de söz sahibi olduğuna kanaat getirdik. İkinci ana bölümde Alkame b. Kays'ın hadis ilmindeki yerini konu edindik. Burada Alkame'nin hadis bilgisini, hadis öğrenimini, hadis için yaptığı yolculukları, hocalarından aldığı hadis sayısını, en önemli hocalarını, hadisi hocalarından nasıl aldığını gösteren eda sigalarını, hadis öğretimini ve talebelerinin kendisinden aldığı hadis sayısını, yetiştirdiği önemli talebelerini, hocalarının ve talebelerinin hayat hikâyelerini, rivayet ettiği hadislerin hangi konularda yoğunlaştığını, rivayet ettiği hadislerin tabakalara göre dağılımını, hicri ilk asırda Kûfe hadisçiliğini son olarak Alkame b. Kays'ın Kûfe hadisçiliğindeki yerini ve sünnet anlayışını inceledik. Anahtar kelimeler Hadis, Kûfe, Alkame, Kütüb-ü Sitte, eda sigası, bâb, sika, ehl-i rey, ehl-i hadis, tabaka.