Prof. Dr. İbrahim Arslan danışmanlığındaki tezler
19 tez · Gaziantep University
Geri dönüşümün ekonomilere katkısı
Değişen ve gelişen dünya konjonktüründe bireyler hızlı tüketim alışkanlıklarına sahiptir. İnsanların bu artan tüketim alışkanlıklarına bağlı olarak ortaya çıkan atıkların her geçen gün miktarı ve karakterizasyonu artarken ne olacağı konusu geri dönüşüm kavramının önemini artırmaktadır. Dünya ekonomileri için önemli bir sorun olan bu atıklar hem doğa hem ekonomi hem de canlı yaşamı için önemli bir sorun teşkil etmektedir. Bu sorunu ortadan kaldırırken aynı zamanda ekonomilere katkı sağlaması amacıyla geri dönüşüm kavramı son zamanlarda ülke ekonomilerinde oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Bu çalışmada geri dönüşümün ekonomilere bir katkısı var mıdır? sorusuna cevap aranırken geri dönüşüm açısından Türkiye'nin Dünya ekonomilerindeki konumunu tespit ederek geri dönüşüm açısından gelişmesi için neler yapılabileceğini ortaya koymak amaçlanmıştır. Sonuç olarak Türkiye'nin Dünya ekonomileri içerisinde geri dönüşümden istenilen verimin alınamadığı tespit edilmiş bu bağlamda gerek politika yapıcılara gerek özel sektör ve bireylere önerilerde bulunulmuştur.
Türkiye'de özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesi
Eğitim, bireylere özgü özelliklere göre planlanmalıdır. Devamlılık gerektiren bir dönem olan eğitim, bireylerin hal ve hareketlerinde gözle görülür gelişmeler sağlamasına yönelik yapılan çalışmayı tanımlayan süreçtir. Sosyal devlet ilkesiyle aynı paralellikte hareket eden devlet okullarında verilen eğitimin yetersiz olması ve gelişen teknoloji seviyesine ulaşılamaması gibi durumların ortaya çıkması sonucunda veliler çocuklarını özel eğitim kurumlarına gönderme kararı almıştır. Türkiye'deki özel eğitim kurumlarının nicelik olarak incelenmesiyle ilgili araştırmam üç bölümden oluşmaktadır. Yapılan araştırmanın ilk bölümünde Türk eğitim tarihiyle özel eğitimin tanımlaması, amacı, önemi ve temel ilkelerinde söz edilmiştir. Bununla beraber özel eğitime ihtiyaç duyan bireylerin sınıflandırılması ve özel eğitimde engelli bireylerin nüfusu konusu incelenmiştir. İkinci bölümde ise özel eğitim kurumlarının tarihçesiyle, fiziksel koşulları ve özel eğitim öğretmenleri ile özel eğitim öğretmeni yetiştirme politikaları araştırılmıştır. Üçüncü ve son bölümde ise özel eğitim kurumlarının etkinliğinin belirlenmesine yönelik araştırma yapılmıştır. Elde edilen veriler ışığında özel eğitim kurumlarının sayısının geçmişten günümüze arttığı görülmektedir. Özel eğitim kurumlarının sayısının artmasıyla özel eğitim kurumlarında çalışan eğitimci ve personel sayısının arttığı gözlemlenmektedir.
Dijitalizm ve kripto para ilişkisi
Dijitalizm'in en yaygın ve bilinen tanımına göre teknik ilerleme sonucunda ortaya çıkan ve reelden sanala doğru geçişi ifade eden bir kavram olarak tanımlanmaktadır. Etkisi özellikle son çeyrek asırda artış gösteren ve arkasındaki teknolojik dinamizmle birlikte her geçen gün hayatımıza daha fazla giren dijitalizm ekonomik alanda ise sanal paralar ile kendini göstermektedir.Kripto paralar arkasında yer alan ileri teknolojik altyapı ve sahip olduğu karmaşık şifreleme algoritması sayesinde oldukça güvenli enstrümanlar olarak ön plana çıkmaktadır. Güvenlik olarak ileri boyutlarda olsa da kötü amaçlı kullanımlar içinde birçok unsuru barındıran kripto paralar günümüz ekonomi dünyasında her geçen gün daha fazla ilgi görmeye devam etmektedir. Özetle bu çalışmanın amacı dijitalizm ile kripto paralar arasındaki ilişkiyi incelemektir. Çalışma toplamda dört ana bölüm ve bağlı alt bölümlerden oluşmaktadır. Çalışmada kripto paraların parasal ekosistem içerisindeki yeri kapsamlı bir şekilde açıklanarak kripto paraların gelişim süreci detaylı bir şekilde incelenmiştir. Çalışmada dijitalizm kapsamında kripto para ile olan ilişkiyi incelemek için dört temel gösterge kullanılmıştır. Bu göstergeler ise küreselleşme, internet kullanımı, teknolojik ilerleme ve sosyal medya kullanımıdır. Bu göstergeler ile kripto paraların ilişkisi istatistiki veriler yardımıyla incelenmiş ve sonuç olarak dijitalizmde yaşanan pozitif gelişmelerin kripto paraları da pozitif olarak etkilediği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Dijitalizm, kripto para, küreselleşme, sosyal medya, teknolojik ilerleme.
Türkiye'de ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan iktisat politikalarının değerlendirilmesi (1980-2022)
Çağımızda devletin ve bireylerin ekonomik davranışları, tutumları, gelenekleri, ticari faaliyetleri ve bu faaliyetleri düzenleyen hukuk kuralları ile teknoloji düzeyinin yarattığı ekonomik düzen, insan ihtiyaçlarını karşılamasını sağlamaktadır. Ekonomik düzen, kapitalist (piyasa), kolektivist (kamu) veya karma ekonomik sistemlerden biri vasıtasıyla işlemekte ve üretim yapılmaktadır. Ancak ülkeler aynı ekonomik sistemi kullansa da üretim seviyeleri farklı olabilmektedir. Kalkınmış olarak adlandırılan sanayileşmiş ülkeler daha fazla üretim kapasitesine ve daha fazla kişi başına milli gelire sahiptir. Bu durumun temel nedeni, ülkelerin farklı miktarda sahip oldukları doğal kaynaklar, fiziki ve beşeri sermaye ve teknoloji düzeyidir. Para ve maliye politikaları farklı ekonomik yaklaşımlar içerisinde ele alınmakla beraber bu yaklaşımlar arasındaki esas tartışma maliye politikası üzerindedir. Yapılan çalışmalarda maliye politikalarının ekonomik gelişme üzerindeki etkilerinin farklı olduğu bildirilmiştir. Bu çalışmada genişletici iktisat politikasının Türkiye'de ekonomik büyüme üzerindeki etkisi incelenmiştir.
Gıda kaybı ve israf sorunu
Gıda kaybı ve israfı, dünya ve Türkiye için endişe verici bir durum haline gelmiştir. Günümüz dünyasında milyonlarca insan açken birçok insan ise obezite ile mücadele etmektedir. İnsanların bir kısmı gıda yardımına ihtiyaç duyarken bir kısmı tarafından da tonlarca gıda israf edilip çöpe atılmaktadır. Gıdaların savurgan ve bilinçsiz bir şekilde tüketimi, gıdanın üretiminde kullanılan tüm kaynakların boşa harcanmasına neden olmaktadır. Bu çalışmanın amacı, gıda kaybı ve israfına dikkat çekmektir. Bu çalışmada, tüketim, israf ve tasarruf kavramlarına değinilmiştir. Ayrıca bu çalışmada, gıda kaybı ve israfının tanımına, gıda tedarik zincirinde yaşanan gıda kaybı ve israfının sebeplerine, dünyada ve Türkiye'de gıda israfının boyutu incelenmiş olup Türkiye'de gıda israfını azaltmaya yönelik yapılan çalışmalara yer verilmiştir. Son olarak da Gaziantep ilinde serpme kahvaltıda meydana gelen tahmini israf miktarı ve maliyetleri ile ilgili beş işletme ile birebir görüşmeler yapılmış olup görüşme sonuçları tablolaştırılmıştır.
Döviz kur oynaklığı ve dolarizasyon ilişkisi: Türkiye üzerine ampirik bir analiz
Uluslararası ticaret ortamının sektörel ve bölgesel kompozisyonunda meydana gelen dönüşüm döviz kurunun hem ülkeler hem de uluslararası entegrasyonlarda taşımakta olduğu önemi büyük ölçüde artırmıştır. Piyasalar küresel anlamda gelişen iletişim ağı ve bilgi ile örülmüş uluslararası arbitraj hareketleriyle birlikte tek bir piyasa haline gelmiştir. Bu açıdan küreselleşen finansal dinamikler ekseninde sosyal ve ekonomik etkenlerin çeşitlenmesi de dikkate alındığı zaman döviz kuru hareketlerinin analizi daha önemli hale gelmiştir. Bu çalışmada TCMB veri tabanından Aralık 2012: Ağustos 2022 dönemine ait aylık veri olarak döviz kuru, toplam yabancı mevduatlar ve toplam mevduatlar alınarak dolarizasyon ve oynaklık değişkenleri hesaplanmış ve bu değişkenler arasındaki ilişki ekonometrik yöntemler kullanılarak analiz edilmiştir. Dolarizasyon ve oynaklık değişkenleri için yapısal kırılma testi ile LWZ kriterine göre birer kırılma tespit edilmiş her bir değişken için sırasıyla Mayıs 2016 ve Mayıs 2021 kırılma tarihleri olarak görülmüştür. Aynı değişkenlere LS-LM ve Yapısal Kırılmalı ADF Birim Kök Testleri uygulamış test sonuçlarına göre değişkenlerin seviyede durağan olduğu belirlenmiştir. Bu değişkenler için ayrıca Granger nedensellik testi uygulanmış değişkenler arasında iki yönlü Granger nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Ayrıca regresyon analizi sonuçları oynaklığın dolarizasyon üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğu göstermiştir. Bununla birlikte regresyon modeli sonuçları dolarizasyon seviyesinde Mart 2018 tarihinde önemli bir artış olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Döviz kuru, Dolarizasyon, Para ikamesi, Oynaklık
Dijitalizmin kadın istihdamı üzerindeki etkileri
İnsanlık tarihinde toplumsal ve evrensel hayata doğrudan etki eden birçok değişim meydana gelmiştir. Etkileri bakımından en önemlilerinden biri olan teknolojik gelişmeler, diğer bir anlamı ile dijitalleşme olmuştur. Bu çalışmada ülkemizde ve dünyada kadın istihdamının günümüze dek olan değişim ve süreçsel gelişimi incelenmiş, kadın istihdamının sosyal, ekonomik, bireysel ve toplumsal olarak dizitalizmin üzerindeki etkileri değişik etmen ve etkiler çevresinde değerlendirilmiş ve ortaya konulmuştur. Emek piyasasının anahtar kalemleri olan iş gücü ve istihdam gibi unsurlar, iletişim ve mobilite alanında sınırların kalktığı küreselleşme çağı ile birlikte her gün alan fark etmeksizin büyüyen teknolojinin gelişimi, artan nüfus ve buna bağlı olarak ortaya çıkan ihtiyaçlar, toplumsal, çevresel, iklimsel, ekonomik ve sosyo-kültürel alanlarda yaşanan her türlü talepler, farklı yeni iş kollarının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Emek faktöründe ortaya çıkan yapısal ve işlevsel değişimler, kadınlarında emek-iş yaşamında çeşitli sektörlere ve iş kollarına girmelerinin önünü açmıştır. Bu çalışmada, kadın istihdamının tarihsel olarak ortaya çıkışı, nedenleri, değişim ve etki süreçleri incelenmiştir. Son yüzyıldan günümüze, kadınların emek iş gücü piyasasında yaşadıkları sorunlar ortaya konulmuştur. Ülkemizde kadınların en çok yaşadığı sorunların başında gelen toplumsal cinsiyet eşitsizliğine dayalı olarak dijitalizmin kadın istihdamı üzerindeki etkileri olumlu ve olumsuz yönleriyle ele alınmıştır.
Türkiye'de teknolojik gelişimin ekonomik büyümeye etkisi
Ekonomik büyümeyi arttırmaya yönelik çeşitli eğilimler olsa da teknolojik ilerlemenin temel bileşeni olan ve Ar-Ge harcamalarının nihai sonucu kabul edilen patent sayısı ekonomik büyümenin sağlanmasında önemli bir rol oynamaktadır. 1990'ların başında, Ar-Ge'ye dayalı içsel büyüme modelinin yapısıyla birlikte inovasyon kavramı büyümenin merkezi haline gelmiştir. Bu bağlamda, ekonomik büyümeyi sürdürmek ve uluslararası rekabet avantajını kullanmak isteyen ülkeler, kaynaklarının etkin ve rasyonel kullanımını sağlamak amacıyla Ar-Ge harcamalarına ağırlık vermeye başlamıştır. Bu bilgiler ışığında bu tez çalışmasında Türkiye'de 1991-2020 dönemini kapsayacak biçimde, patent başvuru sayısı, sermaye ve işgücünün ekonomik büyüme üzerinde ki etkileri ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmektedir. Elde edilen sonuçlara göre, değişkenler arasında uzun dönemli eşbütünleşik ilişkinin olduğu ve patent sayısının kısa ve uzun dönemde ekonomik büyüme katkı sağladığı, kısa dönemde ekonomik büyüme üzerinde herhangi bir anlamlı etkiye sahip olmayan iş gücünün uzun dönemde ekonomik büyümeyi arttırdığı ve son olarak sermaye miktarının uzun dönemde ekonomik büyümeyi anlamlı bir şekilde etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. İnovasyonu güçlendiren, insan sermayesini besleyen ve sermaye dağıtımını optimize eden dayanıklı bir yaklaşımın Türkiye'nin sürdürülebilir ve kapsayıcı ekonomik büyüme hedeflerini gerçekleştirmede etkili olacağı söylenebilmektedir.
Dış göçün sosya-ekonomik etkileri: Kilis ili örneği
Suriye'de meydana gelen iç savaş ve istikrarsızlık nedeniyle milyonlarca Suriyeli, yaşadığı toprakları terk etmek zorunda kalmıştır. Bu kitlesel göç hareketi, yalnızca bölgesel dinamikleri değil, aynı zamanda küresel düzeyde insani bir krizi de beraberinde getirmiştir. 2011 yılından bu yana Türkiye, 3,5 milyonu aşan Suriyeliye ev sahipliği yaparak, bu göç dalgasından en fazla etkilenen ülkelerden biri olmuştur. Bu çalışma, 2011'den itibaren kitlesel olarak Türkiye'ye gelen ve bugün önemli bir nüfusa ulaşan Suriyeli sığınmacıların, temel ihtiyaç alanlarında karşılaştıkları sorunları kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Çalışmanın amacı, Suriye iç savaşı sonrası dış göç alan Türkiye'nin Suriye'ye komşu sınır ili olan Kilis ile ilgili göçün olumlu olumsuz etkilerini anket, betimleyici istatistik ve derleme yöntemleri kullanarak Türkiye genelinde göçün olumlu olumsuz etkilerinin daha kolay anlaşılmasını sağlamaktır. Anahtar sözcükler: Göç, İç savaş, Göçün etkileri, Suriye iç savaşı
Üçüz açık hipotezinin geçerliliği
Dünyada 1980'li yıllarda ortaya çıkan İkiz Açık sorununun tespitinde tasarruf ve yatırımların önemi göz ardı edilmiştir. Ekonomik büyümenin temel belirleyicilerinden olan tasarruf ve yatırım göstergeleri küreselleşmenin hız kazanması ile önem kazanmıştır. Ekonominin iç denge unsuru olan bütçe açığı, tasarruf ve yatırım açığı, ile dış denge göstergesi olan cari işlemler açığının aynı anda varlığıÜçüz Açık olarak adlandırılmaktadır. Birbirlerini etkileyen bu dengelerin herhangi birinde görülen olumsuzlukların ülkelerin ekonomik istikrarının bozulmasına neden olacağı üzerinde durmaktadır. Üçüz Açık Hipotezi temelinde ele alınan bu çalışmanın birinci bölümde ekonomik istikrar olgusuna teorik ve iktisadi düşünceler tarihindeki gelişimi açısından yer verilmekte ve ekonomik istikrarsızlık durumunda bütçe politikalarına dayalı çözüm önerileri detaylı bir şekilde incelenmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ödemeler bilançosu ve ana kalemleri ortaya konulduktan sonra cari işlemler hesabına ve cari işlemler dengesini açıklamaya yönelik yaklaşımlara yer verilmektedir. Üçüncü bölümde ise İkiz Açık ve Üçüz Açık Hipotezlerinin kavramsal çerçevesine ve bunlara yönelik yaklaşımlara yer verilerek, 1980'den itibaren Türkiye ve OECD ülkelerinin ekonomik gelişmeleri üzerinde durulmaktadır. Yöntem ve modelin sunulduğu dördüncü bölümde, çalışmada kullanılan verilerin analizi için yararlanılantestlerden bahsedilmektedir. Son olarak, beşinci bölümde analizden elde edilen sonuçlara yer verilmektedir. Çalışmada 1980-2014 yılları arası yıllık veriler kullanılarak hazırlanan birinci ve üçüncü modellerde Türkiye'de ve OECD ülkelerinde Üçüz Açık Hipotezinin geçerliliği test edilirken ikinci modelde Türkiye'de Üçüz Açık Hipotezi ile ekonomik büyüme arasındaki ilişki irdelenmektedir. Analiz sonuçlarında Türkiye'de Üçüz Açık Hipotezinin geçerli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. OECD ülkelerinde kısa dönemde Üçüz Açık Hipotezi geçersiz iken uzun dönemde geçerli olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Türkiye için yapılan analiz sonuçları, cari işlemler açığından özel tasarruf- yatırım açığına doğru nedensellik ve cari açıktan bütçe açığına doğru tek yönlü nedensellik olduğunu göstermektedir. OECD ülkelerinde ise cari işlemler açığı ile tasarruf–yatırım açığı arasında çift yönlü nedensellik ilişkisi olduğu görülmektedir.
The effect of exchange rates on economic growth (A case study of Algeria)
This study evaluates the effect of Exchange Rates on Economic Growth (A Case Study of Algeria). The time series data were used during the period 1996 to 2014. I take the augmented dickey fuller test (ADF), philipps-perron test (PP), Johansen Test for Cointegration, and Vector Error Correction Model (VECM), with the support of other estimation techniques test of (Jarque – Bera) to test the normal distribution model, and the test of goodness of the model with auto correlation between second degree error (LM) and test of self-regression condition with (ARCH) error .was employed to show the effect of exchange rate on economic growth in Algeria. The explanatory or independent variables in this study are Real Exchange Rate (REXR), Broad money (BM), and Exports (EXP), while the Gross Domestic Product (GDP) was used as dependent variable. The results shows that there is a positive relationship between real exchange rate and economic growth at both the short-run and long-run. The results reveals that appreciation in the value of Algerian Dinar promotes economic growth at both the short-run and long-run. It also reveals that (BM) have negative relationship with (GDP) at both the short-run and long-run .and Export happens to be positively related to (GDP) at both the short-run and long-run .to reach the goal of the study which is to find out the relationship between the change in the exchange rate and economic growth in theory and practice . we came to several conclusions that the dinar exchange rate affects also it is influenced by both economic growth, broad money, the export across multiple channels such as interest rate, monetary policy. Based on the findings of this study, the researcher recommended that, since dinar appreciation increases economic growth at both the short-run and long-run, then the policy of dinar depreciation in order to increase exports and employment in the economy might not be the suitable policy for Algeria .the best idea is to allow the exchange rates to be determined by the forces of demand and supply. Algeria should also establish a very strict measures on import in order to protect and expand our local industries. This can be easily done by providing an export subside and also imposes the importing tariffs. This will increases patronization of products made in Algeria and also make Algerian dinar stronger, thus boosting a nation's economy. And finally the researcher recommended that the Central Bank of Algeria should guide the exchange rate in the economy considering its shock effect in all time. Key words: exchange rates, economic growth, financial policy.
Türkiye'nin Avrupa Para Birliğine katılımının incelenmesi
Avrupa Para Birliği, ekonomik entegrasyonda önemli bir deneyimdir; buna olan ihtiyacın önemini ikinci dünya savaşının bitmesinden sonra Avrupa'da yarattığı ekonomik yıkım ve zararlar belirlemiştir. Bu olaylar eski kıta içindeki ülkeler arasındaki yardımlaşma ve iş birliğine bir uyarı olmuştur, şu anda körfez iş birliği para sistemi yapmak ve uygulamak peşindedir. Bu çalışma Avrupa Para Birliği'nin hazırlığı, Türkiye ve Avrupa Para Birliği üye ülkelerinin arasındaki farklıkları ve benzerlikleri göstermektedir. Optimum para alanı teorisindeki gelişmeleri – şartlar – ve standartların çalışması bu tezin başlangıç noktası olmuştur. Avrupa Para Birliği'nin durumu, ((oluşma süreci, Fikirler – Aşamalar – Karşılaştığı sorunlar ve kuruluşuyla birlikte yapılan çalışmalar)) Araştırma ve Çalışma Maastricht Anlaşması'nın öngördüğü standartları ve Optimum Para Alanı Teorisiyle ne kadar uyuştuğunu göstermektedir. Türkiye ekonomisine yönelik çalışma ve Avrupa Para Birliği'ne katılma isteğinin sebebine, tarihsel açıdan bakılacaktır. Türkiye'nin Avrupa Para Birliği'ne katılmak için müzakereleri başlatmasıyla, zaman içinde Türkiye ekonomisindeki gelişmeler ve gümrük birliğinin uygulanmasıyla iki taraf açısından ve birliğin iki taraf arasında değerlendirmeye çalışmak ve günümüzdeki Türkiye ekonomisinin ulaştığı gelişme ve Avrupa Para Birliği'ne katılımı için Türkiye ekonomisinin yeterliliği, entegrasyonu ve çıkarlarını açıklamak ve göstermektir. Bu çalışma sadece para birliğine katılımı araştırma konusunu olarak almıştır, zira 1963 Ankara antlaşmasının 24. maddesi gereğince açık bir şekilde tam üyelik dışındaki tüm öneriler reddedilmiş ve bahis konusu edilmemiştir. Bu nedenden dolayı Türkiye tam üyelik maddesi(ayrıcalıklı bir ortaklık) önerisini reddetmektedir.
Orta gelir tuzağını belirleyen faktörler ve yükselen ekonomiler üzerine bir analiz
Orta gelir tuzağı (OGT) kavramı, genellikle bir süre hızlı bir şekilde büyüyerek orta gelir düzeyine ulaşan; ancak daha sonra yüksek gelir düzeyine ulaşmakta zorlanan ülkeleri ifade etmektedir. Orta gelir grubunda olan ülkelerin temel iktisadi sorunlarından biri, düşük gelir grubundan orta gelir grubuna yükselişte gösterdikleri başarılı büyüme performansını, yüksek gelir grubuna geçişte başaramamalarıdır. Bu çalışmanın amacı, üst-orta gelir grubunda yer alan seçilmiş 16 ülkenin 1996-2015 dönemi verileriyle OGT için belirleyici olan faktörlerin analiz edilmesidir. Üç temel bölümden oluşan bu çalışmada ilk olarak, kavramsal ve teorik çerçeve ile ampirik literatür ortaya konulmuş; daha sonra OGT'yi belirleyen faktörler ekonometrik olarak panel eşbütünleşme ve nedensellik testleri ile analiz edilmiş ve analiz bulguları yorumlanmıştır. Analizde söz konusu ülkeler arasındaki yatay kesit bağımlılığı (YKB) dikkate almak amacıyla ikinci nesil panel birim kök testlerinden faydalanılmıştır. Modeldebağımlı değişken olarak kişi başı GSYİH (Y) ve OGT'yi belirleyen faktörler bağımsız değişkenler olarak ar-ge harcamaları (ARGE), dış açık oranı (DAO), internet kullanım oranı (IKO), eğitim harcamaları (EH), işgücü verimliliği (IV), bilimsel makale sayısı (BMK), enflasyon oranı (ENF) ve işsizlik oranı (IO) değişkenleri kullanılmıştır. Panel eşbütünleşme analiziyle, bağımlı değişken ile bağımsız değişkenler arasında eşbütünleşme ilişkisi tespit edilmiştir. Panel nedensellik analizi sonucuna göre, Y'den DAO ve ARGE değişkenlerine doğru, IKO, IV ve BMK değişkenlerinde ise Y'ye doğru tek yönlü nedensellik ilişkisi tespit edilmiştir. Y ile IO ve EH değişkenleri arasında çift yönlü bir nedensellik bulgusuna rastlanmıştır. Y ile ENF değişken arasında herhangi bir nedensellik ilişkisine rastlanmamıştır. Çalışmada elde edilen ampirik bulgular çerçevesinde OGT'den kaçınmak için orta gelir grubunda yer alan ülkelere yönelik politika önerileri sunulmuştur.
Türkiye ve TRC1 Bölgesi'nde kadın istihdamının mukayeseli analizi
Türkiye'de ve TRC1 Bölgesi'nde ataerkil yapının hâkim olması sebebiyle kadın istihdamı önemli bir sorun olmaktadır. Kadın istihdamını arttırmaya yönelik birçok düzenleme yapılmış, politikalar uygulanmaya çalışılmışsa da hiçbir zaman kadın istihdamı istenilen seviyeye ulaşamamıştır. Kadın işgücü, ülke refahı, kalkınması ve kalkınmanın sürdürebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Kadın işgücünün mevcut durumunun analizi uygulanacak politikalara ışık tutması açısından önem arz etmektedir. Bu amaçla Türkiye'de ve TRC1 Bölgesi'nde kadının işgücüne katılımını etkileyen başlıca faktörler (eğitim durumu, yaş) çerçevesinde kadın işgücü, 2007-2017 yılları arasında incelenmiştir. Çalışmada kullanılan veriler Türkiye İstatistik Kurumu veri tabanından elde edilmiştir. İstatistiki veriler portföyünde uygulanan regresyon, korelasyon ve frekans analizlerinin sonuçlarına göre değerlendirilmeler yapılmış; Eğitim seviyesi ile işsizlik arasında negatif yönlü bir ilişki mevcut iken eğitim seviyesi ile istihdam arasında pozitif yönlü bir ilişki olduğu sonuca varılmıştır. Ayrıca ataerkil yapının kadın işgücü üzerinde baskıcı ve belirleyici yapıya sahip olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: İstihdam, İşgücü, İşsizlik, Kadın İstihdamı, Kadın İşgücü, Çalışma Hayatında Kadın.
Banka kredilerinin ekonomik büyüme üzerindeki etkisi:Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinde uygulama
Dünyanın bütün ülkesi sürdürülebilir ekonomik büyüme hedeflemektedir. Bu hedefe ulaşmak için iç finansmanın en önemli iç kaynağı olan ve kalkınma projeleri ile ekonomik büyümeye ekonomik sektörlere banka kredisi vererek katkıda bulunan bankacılık ve finans sektörüne ilgi artmaktadır. Körfez ülkelerinin ekonomisi, GSYIH 'nın%50 ' a varan gelirleri için petrole bağımlıdır ve 2014 yılında ekonomik büyümesi, düşen petrol fiyatları nedeniyle düşüş başlamıştır. Bu yüzden daha güvenli ve sürdürülebilirlik iç finans kaynakları aranmasına neden olan, Körfez ülkelerinde bankacılık sektörü en iyi finansman kaynağı olarak ortaya çıkmıştır. Bu araştırmanın amacı, banka kredisinin Körfez İşbirliği Konseyi Ülkelerinin (Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar, Bahreyn, Umman) ekonomik büyüme üzerindeki etkisini 2008-2017 dönemi için bir bütün olarak ekonomi düzeyde ve ekonomik sektörler düzeyinde tanımlamak ve ölçmektir. hangi ekonomik sektörlerin ekonomik büyümeye en büyük katkısı olduğunu bilmek, ekonomik büyüme ile bu büyümenin banka kredisi üzerindeki etkisini bilmek amaçlı yapılan araştırma, değişkenlerin periyodik verilerine ve çalışmanın örnekleminin ölçülmesi ile (kredi fonksiyonu - üretim fonksiyonu) Cobb-Douglas üretim fonksiyonuna dayanarak, nicel standart yöntemler "Panel Verileri" yöntemi, özellikle "Sabit ve Rastgele Modalar" yöntemi, " Birim Kök Testlerinde" ve " Panel Eşbütünleşme Testleri " uygulanmıştır. Çalışma, bir bütün olarak banka kredisinin ekonomik büyüme (GSYİH- petrol dışı) üzerinde olumlu bir etkisinin olduğunu ve GSYİH'daki değişimin%44'ünü oluşturduğunu göstermiştir.ve pozitif etkiye rağmen, hala istenen orana ulaşamamıştır, ancak sektör düzeyinde, sonuçlar inşaat ve hizmet sektörlerinde banka kredisinin GSYH'ye etkisini gösterirken, tarım ve sanayi sektörlerinde herhangi bir etkisi olmamıştır. Aynı zamanda çalışma, bir bütün olarak ekonomi düzeyinde banka kredisinde değişiminin% 34'ünü oluşturan GSYİH'nın (petrol dışı) banka kredisi üzerinde olumlu bir etkisi olduğunu ortaya koymuştur, ancak Sektör düzeyinde, petrol dışı GSYİH'nın inşaat sektöründeki banka kredisine etkisi varken, diğer ekonomik sektörlerde etkisi yoktur. Banka kredisinin ve GSYİH'nın karşılıklı bir ilişki içinde olduğunu görmekteyiz, yani banka kredisinin GSYİH'nın daha büyük bir bölümünü etkilemesine rağmen birbirlerini etkilediğini anlamaktayız. Çalışma, Sektörlerin hangisi en fazla GSYİH'ya katkıda bulunmasıyla ilgili, hizmetler ve sanayi sektörlerinin, ekonomik büyümeye katkıda bulunan en önemli sektörler olduğunu göstermiştir. Araştırma, Körfez bankacılık sektörünün ekonomik büyümeye katkısının iyileştirilmesine katkıda bulunabilecek bir dizi öneri sunmaktadır.
Türkiye'de çocuk bakımının kadın işgücü üzerinde etkileri ve hukuki düzenlemeler
Kadınların işgücü istihdamına baktığımızda dünya genelinde artmakta olduğunu görmekteyiz. Toplumdaki sosyal değişimler, eğitim seviyelerinin artması, yasal düzenleme ve yeni çalışma şekilleri kadınların işgücü piyasasında daha çok yer almasını sağlamıştır. Bu tüm toplumlar için olumlu bir gelişmedir. Ancak, kadınlar çalışma yaşamında, cinsiyet ayrımcılığının bir sonucu olarak, erkek işgücüne nazaran daha düşük işgücü seviyesine sahip olmaktadırlar. Bununda en önemli sebebi çocuk bakımında anneye ihtiyaç duyulmasıdır. Bu sorunları çözümlemek ve toplumda sosyal adaleti, sosyal refahı sağlamak için uluslararası örgütler, hükümetler, sendikalar politikalar geliştirmişlerdir. Bu çalışmada, çocuk bakımı ve çalışma yaşamında kadın işgücü sorunları incelenmiş olup, sorunları çözümlemeye yönelik geliştirilen politikalara yer verilmiştir.
İbn Haldun'un iktisadi görüşleri ışığında iktisadi kalkınma ve İslam ülkelerinde azgelişmişlik sorunsalı
İbn Haldun, Orta Çağ'da yaşamış, sahip olduğu derin kavrayışla tarih, tarih felsefesi, sosyoloji, ekonomi gibi disiplinlerin öncüsü ve kurucusu olarak nitelendirilmiştir. Düşünürün ekonomiye dair tespitleri geniş bir perspektife sahip olup devleti ve uluslararası ticareti kapsayan bir iktisadi anlayıştır. A. Smith, D. Ricardo, J. M. Keynes gibi ekonomistlerden yüzyıllar önce ekonomik teorilere ilişkin bazı tespitler yapmıştır. İbn Haldun, bir ülkenin iktisadi büyüme ve kalkınmasının unsurlarını; düşük vergilendirme, asgari devlet müdahalesi, mülkiyet haklarının korunması, adalet mekanizmasının, politik istikrarın ve ekonomik özgürlüklerin temin edilmesi ile sağlanabileceğini dile getirmiştir. Bu bakış açısıyla İbn Haldun'un büyüme ve kalkınma anlayışının az gelişmiş kategorisinde bulunan İslam ülkelerine çözüm olacağı kanaatine ulaşılmıştır. Seçilmiş İslam ülkelerinde ekonomik özgürlük endeksi, yargı etkinliği ve mülkiyet hakları, uluslararası ticaret özgürlüğü göstergelerinin ekonomik büyümeye etkisinin ölçülmesi amacıyla 2000-2017 dönemini kapsayan verilerle ekonometrik analizler yapılmıştır. Dört farklı modelin kurulduğu çalışmada serilerin ve panelin yatay kesit bağımlılığı test edildikten sonra durağanlıklarının sağlanması ve eşbütünleşme ilişkisinin tespit edilmesi amacıyla ikinci nesil birim kök (Pesaran CIPS) ve eşbütünleşme testi (Durbin-Hausman) kullanılmıştır. Eğim katsayılarının heterojenliğini test etmek amacıyla da Pesaran ve Yamagata (2008) tarafından geliştirilen Delta testi kullanılmış olup heterojen oldukları belirlendikten sonra eşbütünleşme katsayı tahmincileri olarak Panel CCE ve Panel AMG kullanılmıştır. Genel olarak ekonomik özgürlük endeksinin; alt bileşenler olarak da mülkiyet haklarının ve uluslararası ticaret özgürlüğünün ekonomik büyüme ile ilişkisinin istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Değişkenler arasında nedensellik ilişkisinin tahmini için Emirmahmutoğlu ve Köse (2011) panel nedensellik testi uygulanmış ve beklentilere uygun sonuçlar elde edilmiştir.
Türkmen doğalgazının Türkmenistan ekonomisine yansımaları
Orta Asya bölgesinde hidrokarbon rezervleri bakımından en zengin ülkeleri arasında yer alan Türkmenistan 1990 yılında SSCB' nin dağılmasının ardından 1991 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur. Sahip olduğu doğalgaz rezervleriyle dünyada dördüncü sırada yer alan Türkmenistan bağımsızlığını ilan etmesinin ardından enerji politikasında değişikliğe gitmiş ve ülkede yeni bir dönem başlamıştır. Özellikle büyük ve kaliteli doğalgaz rezervlerine sahip olan Türkmenistan enerji sektöründe önemli üretim ve ihracat potansiyeline sahiptir. Günümüzde Türkmenistan yıllık ortalama 65 milyar metreküp doğalgaz üretmekte olup, kabul ettiği programlar çerçevesinde ürettiği bu doğalgaz hacmini 2030 yılına kadar 230 milyar metreküpe ulaştırmayı ve onun 180 milyar metreküpünü de diğer ülkelere ihraç etmeyi hedeflemektedir. Günümüzde Türkmenistan'ın yaptığı toplam ihracatının %94,8'ini enerji ürünleri teşkil etmekte olup, bunun %67,7'ini doğalgaz oluşturmaktadır. Bağımsızlığının ilk yıllarına kadar ürettiği doğalgazı sadece Rusya'ya satabilen Türkmenistan, bugün Rusya'nın yanı sıra Çin ve İran'a da doğalgaz satmaya başlamıştır. Yakın gelecekte bu ülkelerin arasında Pakistan ve Hindistan da yer alacaktır. Ürettiği doğalgazı ihraç etme yollarının çeşitlendirilmesi Türkmenistan'ın enerji politikasının en önemli önceliklerinden birisi olmaya devam etmektedir.
Sağlıkta dönüşüm politikalarının kalkınmaya etkisi
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de Sağlıkta Dönüşüm Programı'nın (2003) kalkınmaya olan etkilerini incelemektir. Ülkelerin kalkınmasında önemli rol oynayan sağlık politikaları açıklanarak yapısal değişikliklerin kalkınma üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Beşeri sermayenin en önemli bileşenlerinden olan sağlık ile kalkınma arasında teorik olarak bilinen ilişkinin ekonometrik analizinin yapılması önem arz etmektedir. Bu amaçla 1975-2012 dönemine ait yıllık verilerle Türkiye'deki sağlık alanında görülen gelişmelerin kalkınma üzerindeki etkisi açıklanmaktadır. Kalkınma göstergesi olarak kişi başına düşen gelirdeki artış oranı ve bebek ölüm hızı ele alınarak, iki model kurulmaktadır. Bağımsız değişken olarak da kişi başına düşen toplam sağlık harcamaları, kişi başına düşen yatak sayısı, toplam sağlık kurumu sayısı ve toplam sağlık harcamalarının milli gelir içindeki payı ele alınmaktadır. Analiz kapsamında temel birim kök testlerinden ADF ve PP ile Lee-Strazicich (2003) tarafından geliştirilen yapısal kırılmalı birim kök testi ve Hatemi-J (2012) Asimetrik Nedensellik testi gerçekleştirilmiş; SDP kapsamında uygulanan politikaların sağlık göstergelerinde iyileşmelere yol açarak, kalkınmayı pozitif etkilediği sonucuna ulaşılmıştır.