Theses supervised by Prof. Dr. İhsan Bulut
19 theses · Akdeniz University, Atatürk University
Demre (Antalya) ilçesinin beşeri ve ekonomik coğrafyası
Antalya, coğrafi özellikleri ve iklim koşullarıyla Anadolu'da her dönem adından söz ettiren önemli yerleşimlerden biri olmuştur. Bölgenin tarihi birikimi ve kültürel çeşitliliği, ikliminin ve doğal güzelliklerinin yanı sıra farklı unsurları da bünyesinde barındırmasını mümkün kılmıştır. Bu çekici unsurları mikro düzeyde karşılayan ve çalışma sahasını oluşturan Demre, Antalya'nın tarım ve turizminde önde gelen yerleşimlerinden biridir. Antalya Körfezi'nin güneybatısında ve Fethiye Körfezi'nin doğusunda kalan yerleşme, Torosların batı ucu olan Bey Dağları silsilesi ile çevrelenmiş iklim ve yer şekilleri bakımından korunaklı bir saha üzerinde gelişim göstermiştir. Demre Çayı'nın getirdiği alüvyonların üstünde kurulmuş ve bu verimli saha üzerinde yerleşimini sürdürmüştür. Nüfusu 2022 yılı verilerine göre 27.691 olan ilçenin yüzölçümü 382 km2dir. Başlıca geçim kaynağı tarım olan araştırma sahasında turizm, Antalya'nın diğer sahil yerleşimlerine oranla geri kalmıştır. Bu durum temelde sahaya olan ulaşım koşullarının zor olmasından kaynaklanmaktadır. Doğal güzelliklerinin yanı sıra kültürel birikimiyle de zengin olan ilçe, Ortodoks Hıristiyanlığına uzun yıllar boyunca hizmet etmiş ve dini merkezlerinden birini oluşturmuştur. Çalışma sahası olan Demre, var olan imkanlar neticesinde beklenilen gelişmeyi göstermesi, nitelik ve nicelik olarak büyümesi yapılacak iyileşmelerle mümkündür. Bu çalışma Demre ilçe merkezinin insana dair olan tüm beşeri ve ekonomik özelliklerini somut şekilde ortaya koyma ve bu hususta gelişim için yapılacak olan planlamanın ilk basamağı olan ilçeyi tanımlama ve potansiyellerini tespit etme amacına uygun olarak tasarlanmıştır. Sahanın var olan coğrafi artılarının yanında geniş bir kültürel çeşitlilik sunması Demre'nin gelişmesi adına önemli çekicilikleri oluşturmaktadır. Araştırma sahası nitel araştırma yöntemlerinden gezi-gözlem metodu ve betimsel analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Saha için atılacak adımları daha somut ve net ifade edebilmek için SWOT analizi uygulanmıştır. Saha ile ilgili yerel halkla görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Demre Belediyesi, İlçe Tarım Müdürlüğü, Nüfus ve Orman İşletme Müdürlüklerinden vd. veriler temin edilmiş, Demre Halk Kütüphanesi ve çevre ilçe kütüphanelerinden kaynak sağlanmıştır. Alan yazından elde edilen kaynakların tümdengelim modeli kullanılarak bir bütün içinde açıklanmasına dikkat edilmiştir. Bu sayede elde edilen çalışmanın daha nitelikli olması amaçlanmıştır.
Karataş (Adana) ilçesinde çiftlik yerleşmelerinin gelişimi ve fonksiyonel değişimi
Bu tez çalışmasında, ekonomik fonksiyonunun yanı sıra kültürel ve çevresel etkileri önemli olan çiftlik yerleşmeleri ve bu yerleşmelerin değişimleri incelenmiştir. Çiftlik yerleşmelerinin çeşitli makalelerde, tez çalışmalarında kavramsal açıdan incelense de içerik olarak çok fazla incelenmediği görülmüştür. Bu nedenle çiftlik yerleşmelerinin önemli bir yere sahip olduğu hatta kitaplara, dizilere konu edinildiği bilinmektedir. Bu tezde konu olarak Adana ili Karataş ilçesinden örnek çiftlikler seçilmiş ve çalışma kapsamında yapılan arazi ziyaretleri ve çiftlik sahipleri ile görüşmeler sonucunda elde edilen bilgiler yorumlanmıştır. Adana hem verimli topraklara sahip olması, hem uygun iklim koşullarının bulunması hem de su kaynaklarının bol olması nedeni ile çiftlik yerleşmelerinin kökenlerinin çok eskilere dayandığı bir il olmuştur. Bu çiftliklerin bir kısmı nesilden nesile aktarılmayı başarabilmiş ve yerel ekonominin yanı sıra bölgesel ve ulusal ekonomiye de büyük katkılar sağlamıştır. 1980'li yıllardan sonra bir çoğu mahallelere dönüşen çiftliklerle birlikte sayıları günümüzde azalsa da çiftlik yerleşmeleri özellikle ekonomik yönünden hala önemini korumaktadır. Yapılan gözlem ve mülakatlar sonucunda gübre fiyatlarındaki artışın buna bağlı ürün verimliliğinin düşmesi, ürün çeşitlerinin değişmesi ve yine yaşanan iklim değişikliğinin de benzer sorunlara yol açması ve en önemlisi yeni neslin tarımla ilgilenmek istememesi çiftlik sahiplerinin rahatsızlık duydukları konuların başında gelmektedir. Bu tez çalışmasında bu sorunlara çözüm önerileri sunulmuştur. Fiyat artışlarına devlet desteği, iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini azaltmak için sürdürülebilir tarım yöntemlerinin tercih edilmesi, tarımsal turizme yer verilerek yeni neslin ilgisini çekmek, yeni tarım teknolojilerine gerekli yatırımın oluşturulması ve bu sayede tarımda verimin artırılması, çevre dostu tarım uygulamaları konusunda sağlanabilecek çalışmaların olumlu olabileceği vurgulanmıştır. Sonuç olarak, çiftlik yerleşmelerinin günümüzde de önemini koruduğu, gerekli yatırımlar ve var olan sorunların çözümlenmesiyle ekonomiye, sosyal ve kültürel gelişmelere katkısının daha büyük olabileceği düşünülmektedir.
Kovanlık Mahallesi'nin halk kültürü coğrafyası (Antalya-Döşemealtı)
Çalışmada Antalya ilinin Döşemealtı ilçesi sınırları içinde yer alan Kovanlık Mahallesi'nin halk kültürü coğrafyası üzerine durulmuş, halk kültürünün coğrafyası üzerinde analiz yapılarak sürdürülebilirliği ve korunması açısından önemi ortaya konmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür taramalarında halk kültürü , geleneksel tarım , hayvancılık kültürü ve yerleşme bir çok konu çalışılmış olduğu görülmüş ancak turizm olarak gelişmiş bir il olan Antalya sınırları içinde yer alan yenileşme ile unutulan halk kültürünün sürdürülebilirliği çalışılmamıştır. Halk kültürü içinde yetiştiğim için bu kültürü tanıma ve yaşama fırsatına sahip oldum günümüzde unutulan değerleri halk kültürü coğrafyası ile inceleyerek tekrardan dikkat çekeceği sürdürebilir olması ve yeni çalışmalara basamak olacağını düşünmekteyim. Çalışma kapsamında yöntem olarak sahaya gidilerek arazi çalışması yapılacaktır yerleşmenin fotoğraflar çekilerek arşivlenecektir. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kapsamında gözlem ve görüşme teknikleri uygulanacak. Görüşme yapılan kişiler amaca uygun konu hakkında ilgili ve bilgili kişilerden oluşacaktır. Konuya örneklem olarak Kovanlık Mahallesinde yer alan geleneksel yöntemler ile Kovanlık halısı dokuyan kişiler seçilmiştir araştırma konusu ile ilgili ön görüşmeler yapılarak halı dokuma tezgahında gerekli görülen noktalarda fotoğraf çekimleri yapılacaktır. Halı ustasına sorular sorularak ses kayıtları yapılacaktır.
Türkiye'de boğa güreşi festivallerinin kültürel ve ekonomik coğrafya açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmada Türkiye'de boğa güreşi festivallerin ortaya çıkışında coğrafi faktörlerin etkisi araştırılmış, festivallerin sosyoekonomik ve kültürel boyutlarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Türkiye'de boğa güreşi festivali düzenlenen 5 bölge (Karadeniz, Ege, Akdeniz, Doğu Anadolu, Marmara) 9 ilde (Artvin, Rize, Erzurum, Aydın, Muğla, İzmir, Denizli, Antalya, Bursa) saha çalışması yapılmıştır. Saha çalışması festival takvimine göre planlamış, düzenlenen 60'ı aşkın festivalden her ilde ve her bölgede en az bir festivale katılacak şekilde örneklem seçilmiştir. Örneklem olarak seçilen 23 festivalde, boğa yetiştiricisi ve organizatörlerden oluşan 58 kişi ile mülakat yapılmış, 922 kişiye anket uygulanmıştır. Toplanan veriler SPSS ve MAXQDA programları aracılığı ile analiz edilmiştir. Analiz sonuçları ve saha gözlemlerinden, boğa güreşi festivallerinin kırsal yaşamdan beslenerek ortaya çıktığı, zamanla aşırı ilgi görerek binlerce kişinin katıldığı etkinlilere dönüştüğü bulgularına ulaşılmıştır. Kitlelerin boğa güreşi festivallerine olan ilgisi festival düzenlenen destinasyonlara turist akışı olarak yansımış, bu durum sahada sosyoekonomik ve kültürel açıdan önemli kazanımlar oluşturmuştur. Festivaller kendi ekonomisini yaratmış, sahada büyükbaş hayvancılık sektörü festivallere göre yeniden yapılandırılmıştır. Festivallerin düzenlendiği destinasyonlar turizmden ciddi gelirler elde etmiş, boğa güreşi festivalleri bir turizm çekiciliği olarak kalkınmanın önemli bir aktörü olmuştur. Yöre sakinleri ile turistler arasında mekânın sınırlarını aşan sosyal ağlar kurulmuş bu ağlar ticari ilişkilerine yansıyacak şekilde genişlemiştir. Kırsal nüfusun yaşadığı yerle bağı güçlenmiş, yerel değerlere olan bağlılığı artmıştır. Anahtar Kelimeler: Boğa Güreşlerinin Coğrafi Temelleri, Boğa Güreşi kültürü, Boğa Güreşi Festivalleri, Boğa Güreşi Festivallerinin Sosyoekonomik Etkileri.
Antalya arıcılığının coğrafi esasları
Arıcılık, dünyanın diğer ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de son yıllarda önemli gelişmeler kaydederek, doğal dengeyi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini ve verimliliğini sağlayan bir sektör haline gelmiştir. Balın yanı sıra balmumu, polen, propolis, arı sütü, arı ekmeği ve arı zehri gibi ürünler de arıcılığın değerli ürünleri arasında yer almaktadır. Özellikle arı zehri ve propolis gibi arı ürünleri, dünya genelinde yaygın bir şekilde apiterapi uygulamalarında kullanılmaktadır. Bal arısı kolonilerinin doğal ortamda beslenmesi ve bakımı ile arı ürünlerinin elde edilme sürecinin ve arı kolonisinin işleyişinin gözlenmesi amacıyla gerçekleştirilen apiturizm, kırsal ve geleneksel üretim deneyimi sağlayarak arıcılığın yaygın olarak yapıldığı alanlarda geliştirilmesi gereken bir turizm türüdür. Bu çalışmada öncelikli olarak, arıcılığın Türkiye'de ve Antalya'da benimsenmesini etkileyen coğrafi faktörleri, arıcılık sisteminin çeşitlerini ve arı ürünlerinin kullanımı araştırılmış; ikinci olarak ise, Antalya'da çiftçilik yapan hanelerin geçimlerini güçlendirmeleri ve sürdürmeleri için arıcılığın uygulanabilir bir çeşitlendirme seçeneği olup olmadığı değerlendirilmiştir. Ayrıca Antalya ilinde mevcut arıcılığın durumu ve geliştirilme yolları arazi çalışmaları ve anketlerden elde edilen veriler ışığında belirlenmiştir. Ayrıca Antalya ili bal ormanları tespit edilerek geliştirilecek plan ve politikalara katkı sağlayabilmesi amacıyla değerlendirilmiştir. Bunun yanında arıcılar için gerekli ana nektar kaynağı bitkilerin haritalandırıldığı her dönem arıcılık için gerekli işlerin belirlendiği Antalya ili genelleştirilmiş arıcılık takvimi oluşturulmuştur. Çalışma nicel araştırma yöntemi ön plana çıkarılarak kurgulanmıştır. Çalışmada uygulanacak olan nicel yönteme göre iki tür veri kullanılmıştır. Bunlar birincil ve ikincil veriler olarak ayrılmaktadır. İkincil veriler, çalışmanın birinci, ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı basamaklarında uygulanacak olan analizlerde kullanılmak üzere; anket uygulaması sonucu elde edilecek olan birincil veriler ise çalışmanın dördüncü basamağında kullanılmak üzere toplanmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, arıcılık faaliyetlerinde sürdürülebilirlik sağlanabilmesi için tek tip ürün üretimi yerine farklı ürün profillerinin üretimine odaklanan bir üretim modelinin geliştirilmesi gerekmektedir. Ayrıca, bölgeler arası gezginci arıcılığın sabit arıcılığı ve bölgesel arıcılığı olumsuz yönde etkilediği, maliyet artışına neden olduğu ve arı hastalıklarının bölgeler arasında yayılmasına sebep olduğu belirlenmiştir. Sürdürülebilir bir arıcılık sistemi oluşturmak için, her bölgenin doğal özelliklerine ve arı popülasyonuna uygun bir bölgesel arıcılık modeli ve koloni yönetim stratejisi tanımlanmalıdır.
Kahramanmaraş'ta yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların Suriye ve Türkiye'deki durumlarının kadınlar coğrafyası açısından değerlendirilmesi
Bu yüksek lisans tezi Suriyeli sığınmacıların göçünün coğrafi ve feminist bakış açısından "Kahramanmaraş ve Suriyeli Kadın Sığınmacılar" özelinde kadınlar coğrafyası bağlamında ele alındığı bir çalışmadır. Suriye iç savaşının 2011 yılında başlamasının ardından Suriyeli sığınmacılar olarak kadınlar ve çocuklar göçün en fazla etkilenen unsurları olmuş, Türkiye'de Kahramanmaraş'ı çeşitli nedenlerden dolayı kendilerine yaşam alanı olarak seçmişlerdir. Kahramanmaraş'a adaptasyonları oldukça uzun ve zorlu bir süreci gerektiren sığınmacıların dil, etnik köken, kültür gibi değişen etkenlerle buradaki yaşama uyum sağlamaya çalıştıkları ortaya konulmuştur. Çalışmada ilk olarak göç, kadın ve coğrafya ekseninde "Suriyeli sığınmacı kadınların sosyoekonomik ve sosyokültürel değişimleri", disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınmış; göçün yapısı ve kuramları ile kadınların göçü arasında bağlantılar kurulmuştur. Çalışmanın örneklemini, Kahramanmaraş'taki Dulkadiroğlu ve Onikişubat merkez ilçelerinde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınlar oluşturmuştur. Çalışmada nicel ve nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Nicel yöntem olarak anket yöntemi, nitel yöntem olarak da derinlemesine mülakat yöntemi kullanılmıştır. Anket, farklı günlerde basit tesadüfi örneklemle 56 katılımcıya, derinlemesine mülakat ise amaçlı örneklemle 60 dakikalık görüşme süreleriyle 12 katılımcıya uygulanmıştır. Anket verilerinin analizi SPSS 26 programında analiz edilirken, derinlemesine mülakat sonucu elde edilen bilgiler betimsel analiz yöntemiyle analiz edilip, yorumlanmıştır. Katılımcıların sorulara cevapları hiç değiştirilmeden olduğu gibi bulgular kısmına aktarılmıştır. Sonuç kısmında göç coğrafyası ve kadınlar coğrafyası açısından Suriyeli kadın sığınmacıların sosyokültürel ve sosyoekonomik özelliklerinin genel durumu ortaya konulmuştur. Suriyeli kadın sığınmacıların uyum temel sorunları, sosyoekonomik ve sosyokültürel özelliklerinin değişimi ve uygulanabilir çözüm önerilerine sonuç kısmında yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Göç, Suriyeli Sığınmacı Kadınlar, Kadınlar Coğrafyası, Kahramanmaraş
Kars Selim ilçesinin kültürel coğrafi görünümü
Kültür konusu günümüzde pek çok disiplin tarafından ele alınmakta ve farklı biçimlerde yorumlanmaktadır. Bu yüksek lisans tez çalışmasında, coğrafya bilimi kapsamında farklı kültürel birikimlere sahip insan gruplarının ortaya çıkardıkları görünümler, doğal çevre- kültür çerçevesinde ve Selim ilçesi özelinde yorumlanmıştır. Araştırma sahası olan Selim ilçesi, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Erzurum-Kars Bölümü'nde Kars ili sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçe 1830 m yükseklikte, sınırları basık dağlarla çevrili bir plato sahasında kurulmuştur. Yükseklik ve eğim şartları, kuzeybatıdan güneydoğuya doğru azalmaktadır. 53 köy yerleşmesinden oluşan ilçedeki yerleşmeler, çoğunlukla düzlük alanlarda toplanmıştır. İlçenin en önemli su kaynağı, doğu- batı doğrultusunda uzanan Kars Çayı'dır. İlçenin yüksek bir konumda yer alması ve Sibirya Yüksek Basınç Merkezi'nin etkisiyle kış ayları oldukça soğuk geçmekte ve kış şartları uzun sürmektedir. Buna bağlı olarak yaz ayları ise serin geçmekte ve yaz mevsimi kısa sürmektedir. Sahanın topoğrafya ve iklim özellikleri, ilçede yapılan ekonomik ve sosyal faaliyetleri önemli derecede etkilemiş ve şekillendirmiştir. Selim İlçesi, Kafkasya ve Anadolu arasındaki geçiş bölgesinde olması nedeniyle sürekli göçlere, savaşlara ve farklı insan gruplarının yaşam tarzlarına tanıklık etmiştir. Uzun yıllar süren etkileşimler ve doğal hayatın zorlu koşulları neticesinde yöreye özgü kültürel unsurlar meydana gelmiştir. Çalışmadaki amaç, doğu sınır bölgesinde yer alan Selim ilçesi kültürünün, coğrafyanın hangi faktörlerinden etkilendiğini ortaya koymak ve kültür-çevre etkileşimini inceleyip coğrafya ile ilişki kurabilmektir. İlçeye bağlı köylerden Benliahmet, Sarıgün, Aşağı Kotanlı, Yenice, Koşapınar, Ağyar ve Eskigeçit köyleri ile Selim ilçe merkezi örneklem olarak seçilmiş ve bu yerleşmelerde yöre sakinleri ile görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Konu kapsamı çerçevesinde sahanın fiziki ve beşeri birçok unsurunun kültürel görünümler üzerinde etkili olduğu görülmüştür. İlçede yapılan tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birçok görünümü şekillendirdiği ortaya çıkmıştır. Geçmişten günümüze kadar ilçeye yerleşmiş olan farklı kültür grupları, yaşadıkları çevreyi farklı algılayarak çeşitli kültürel coğrafi görünümlerin oluşmasına yol açmışlardır. İlçenin doğal ve beşeri özellikleriyle şekillenen bu çeşitli görünümler, incelenmeye ve araştırılmaya değer görülmüştür.
Akdeniz ilçesi (Mersin) tarım coğrafyası
Akdeniz bölgesinde yer alan araştırma sahası Mersin ilinin nüfus büyüklüğü bakımından 4. büyük ilçesidir. Araştırma sahasının doğusunda Tarsus, kuzeyinde Toroslar, batısında Yenişehir ve güneyinde Akdeniz vardır. Araştırma sahası, tarımsal üretim ve özellikle sebze ve meyve tarımında önemli bir yere sahiptir. Araştırma sahasının şehir kır ayrımı yapmadan bir tarım alanı olduğunu söylemek mümkündür. 1960'lı yıllara kadar daha fazla geleneksel tarım yöntemlerinin uygulandığı araştırma sahasında, 1960'lı yıllardan sonra gelişen teknolojiler, zirai mücadeleler, tohum ıslahları ve özellikle plastiğin örtü altı materyali olarak kullanılmasıyla birlikte tarımsal üretim hızlı bir gelişme göstermiştir. Modern tarım yöntemlerinin tatbik edilmesinin yanında, araştırma sahasının verimli topraklar bakımından zengin olması, araştırma sahasının ılıman bir iklime sahip olması ve su kaynaklarının yeterlilik arz etmesi, araştırma sahasında tarımın ilerlemesinde tesirli olan temel öğelerdir. Araştırma sahasında görülen ılıman iklim sayesinde çok sayıda tarım mahsulü yetiştirilebilmektedir. Meyvecilik, özellikle zeytinciliğin yanında sebzecilik, hayvancılık ve diğer tarla bitkileri ziraatı da son zamanlarda gelişme göstermiştir. Sonuç olarak, bu çalışmada, araştırma sahasının tarımsal faaliyetleri coğrafi bir yaklaşımla değerlendirilmiştir. Araştırma sahasının tarımsal faaliyetlerine etki eden fiziki ve beşeri faktörler incelenmiş, coğrafi unsurların üretim üzerine olan etkisi sebep-sonuç bağı içerisinde değerlendirilmeye alınmış ve araştırma sahasının tarımsal potansiyeli ortaya konmaya çalışılmıştır. Anahtar kelimeler: Akdeniz İlçesi, Tarım Coğrafyası, Tarım, Hayvancılık
Hasandede geleneksel bağcılığının coğrafi esasları
Hasandede köyü, Kırıkkale il merkezine bağlı olup Ġç Anadolu Bölgesi-Orta Kızılırmak Bölümünde yer alır. Ankara -Kayseri devlet karayolu üzerinde bulunan köy, Merkez Ġlçe‟nin güneyinde 31,6 km2‟lik bir alan kaplamaktadır. Keskin ilçesine 5 km, Kırıkkale il merkezine ise 13 km uzaklıkta yer alır. Kırıkkale‟nin güneydoğusunda ve Kızılırmak nehrinin doğusunda yer alan Hasandede, kuzeyinde Alandağ, doğusunda Kızıldağ ve güneyinde Behrek Dağı ile çevrilidir. Güneybatısı çok verimli ve 15.000 dekarlık alan kaplayan tarla, bağ ve bahçelerle kaplıdır. Köyün en yüksek noktası 1100 m, en düĢük noktası 680 m, yükseklik amplitüdü 420 m, deniz seviyesinden ortalama yüksekliği ise 765 m‟dir. Yaz ayı, sıcak ve kurak, kıĢ ayı ise soğuk ve kar yağıĢlı geçer. Sıcaklığın en yüksek olduğu ay Ağustos ayı (38 °C) , en düĢük sıcaklık değerleri ise ocak ayındadır.( 1.2 °C‟ dir). Ġlkbahar ve kıĢ aylarında yağıĢ artar. En düĢük yağıĢ yaz aylarında 6.4 mm, en çok yağıĢ Aralık ve Ocak‟ta 44.7 mm olarak düĢer. Donlu gün sayısı Kızılırmak Nehri‟nin de etkisiyle 10-12 günü geçmemektedir. Hasandede köyünün nüfusu 2021 yılına göre 1017 kiĢidir. Nüfusun 519 „u erkek, 498 kiĢisi ise kadındır. Nüfusun tamamı Alevi mezhebindendir. Hasandede köyünün ağırlıklı olarak ekonomik ve kültürel anlamda etkileĢim halinde olduğu Ankara, Kırıkkale, KırĢehir ve Kayseri illeriyle olan bağlantısını köyün içinden geçen Kırıkkale-Kayseri yolu sağlamaktadır. Bağcılık ürünleri en önemli geçim kaynağı olup ayrıca buğday, arpa, mısır, kavun, karpuz, patates, Ģekerpancarı ve çeĢitli meyveler yetiĢtirilir. BüyükbaĢ hayvancılıktan ziyade küçükbaĢ hayvancılık daha yaygındır. Hasandede Türbesi de köyün tanınırlığı ve ekonomisi açısından önem arz eder. Hasandede köyü üzüm ve geleneksel ev tipi Ģarabı ile Ülkemizin her tarafında tanınmaktadır. Nüfusun hemen hemen tamamı Alevi/BektaĢi kültüründen olan köyde, kültürlerinde önemli yere sahip gereği Ģarap üretimi gelenekselleĢmiĢtir. Bağcılık, tarımsal faaliyetler içerisinde ön sıradadır. Üzüm, baĢta Hasandede olmak üzere, hem de civar köylerde de önemli bir geçim kaynağıdır. Bağcılıktan elde edilen ürün pazarlarda satılmasının yanı sıra, traktörlerin kasalarında Kırıkkale ve Ankara baĢta olmak üzere yol kenarlarında, iĢlek caddelerde ve sokaklarda yaĢ üzümü satarlar. Üzümden elde edilen diğer ürünler ise köyde fabrika ve atölye olmaması nedeniyle evlerin alt kısımlarında Ģarap, pekmez vb. yapmak amacıyla değerlendirilir. Köy, Türkiye genelinde Hasandede beyazı üzümü ve geleneksel ev tipi Ģarabı ile tanınmaktadır. Bu çalıĢmada unutulmuĢ geleneksel babadan oğula aktarılarak tarımı yapılan bağ ve ürünlerinin nasıl üretildiği üzerinde durulmuĢtur. Bağ tarımı ile uğraĢan köy hanesinden 63 kiĢi görüĢülmüĢ, literatür taraması yapılmıĢ ve geleneksel üzüm ve Ģarap yetiĢtiriciliği doğal faktörlerde dikkate alınarak kaleme alınmıĢtır. Üzüm ve Ģarap yetiĢtiriciliği ile ilgili mekânsal sorunlar ve çözüm önerileri tez çalıĢmasında ortaya konulmuĢtur. Anahtar Kelimeler: Omca, Köy, Geleneksel Ev Tipi ġarap, Cibre, Çortuk.
Antalya bölümünde meteorolojik ekstremler ile bitkisel fenoloji-verim arasındaki ilişkiler ve iklim değişikliği algısı
Küresel iklim değişikliği, Yerküre'nin her bölgesinde farklı şekillerde tecrübe edildiği gibi; insanoğlunun binlerce yıldır yaşadığı Akdeniz Havzasını daha fazla etkileyerek bir sıcak nokta haline getirmiştir. Artan sıcaklık değerleri, bölgedeki ekstrem hava olaylarının sayısı, sıklığı ve şiddetini artırarak; doğal ve beşeri sistemler üzerinde yoğun bir baskı kurmuştur. Bu doğrultuda Türkiye'nin Akdeniz Bölgesi-Antalya Bölümü'nde, 1980-2019 yılları arasında sıcaklık ve yağış ekstremleri ile bitkisel fenoloji, verim ve arazi kullanımı arasındaki ilişkiler ve bölgedeki iklim değişikliği algısı araştırılmıştır. Sıcaklık ve yağış ekstremlerindeki zamansal gelişimi belirlemek amacıyla toplam 30 adet indis incelenmiş; homojenlik analizi için PMF-test; eğilim analizleri için Modified Mann-Kendall ve Sen's Slope; mekansal analizler için enterpolasyon teknikleri ve kuraklık analizleri için SPEI yöntemleri kullanılmıştır. Ortalamalardan ziyade ekstrem hava olayları ile bitkisel fenoloji ve ürün verimi arasındaki ilişkiler, Pearson korelasyon analizleri ile incelenmiştir. Arazi örtüsündeki değişimler haritalanmış; iklim değişikliğinin tarımsal araziler üzerindeki etkileri, çiftçi ve ziraat mühendislerinin iklim değişikliği algıları; arazi çalışmaları, anket, mülakat ve gözlem yöntemleri ile belirlenmiştir. Analizler sonucunda bölgedeki sıcaklık artışlarındaki ilk kırılmanın 1990, ikinci kırılmanın ise 2010'lu yılların başında yaşandığı tespit edilmiştir. Küresel ölçekte yaklaşık 1°C artmış olan sıcaklıkların; 1980 yılından itibaren bölgede ortalama 2°C arttığı belirlenmiştir. Buna bağlı olarak ortalama yaz sıcaklıklarında yaklaşık 5°C, maksimum sıcaklıklarda 2.4°C ve minimum sıcaklıklarda ise 4°C'ye varan istatistiksel açıdan anlamlı sıcaklık artışları tespit edilmiştir. Sıcak hava dalgaları, sıcak gün ve geceler artarken; donlu günler, soğuk gün ve geceler azalmıştır. Bölgede mevsimsel yağış değişkenliği artmış; ekstrem yağışlar, özellikle Teke yarımadasının Akdeniz'e bakan kıyı ve yüksek kesimlerinde anlamlı artış eğilimleri sergilemiştir. Bölgedeki dolu yağışlarının, sıcaklıklarda ikinci kırılmanın yaşandığı özellikle 2010 yılından itibaren arttığı tespit edilmiştir. Kıyı şeridindeki bölgeler, nemli olma eğilimindeyken; iç kesimlerde artan şiddetli ve uzun süreli kuraklık olayları nedeniyle hidrolojik kuraklık riskinin arttığı tespit edilmiştir. Meteorolojik ekstremlerin ile yıllık tahıl verimi arasındaki anlamlı korelasyon katsayıları -0.48 ile 0.38 arasında değişirken; ekstremler, verimdeki varyansların %12-23'ünü açıklamaktadır. Yıllık portakal verimi için anlamlı korelasyon katsayıları -0.76 ile 0.87 arasında değişirken; ekstremler, verimdeki varyansların %57-75'ini açıklamaktadır. Yıllık zeytin verimi için anlamlı korelasyon katsayıları -0.63 ile 0.70 arasında değişirken; ekstremler, verimdeki varyansların %39-49'unu açıklamaktadır. Anlamlı korelasyon ilişkileri, genel olarak tahılların tohum gelişim ve başaklanma evrelerinde (kış, ilkbahar ayları); meyvelerin ise çiçeklenme ve meyve gelişim evrelerinde (ilkbahar, yaz ayları) tespit edilmiştir. Artan sıcaklık, kuraklık şartları ve yoğun tarımsal sulama faaliyetleri, iç kesimlerdeki su kaynaklarında ciddi seviye düşüşlerine neden olurken; aşırı göç ve şehirleşmenin de kıyı kesimlerde arazi örtüsünü yoğun şekilde değiştirdiği belirlenmiştir. Saha çalışmalarının ortak sonuçlarına göre; sıcaklık artışına bağlı olarak zirai hastalık ve zararlıların arttığı, ekim-hasat süresinin daraldığı ve verim kayıplarının arttığı; yağışlarda genel bir azalma olduğu, fakat yağış değişkenliği ve şiddetinin arttığı; kuraklık, bilinçsiz tarımsal sulama ve kaçak sondajlar sebebiyle yeraltı su seviyelerinin azaldığı; genel olarak ekstrem hava olaylarının sıklığı ve şiddetinin arttığı katılımcılar tarafından belirtilmiştir.
Malatya Yeşilyurt ilçesi'nin kültürel coğrafyası (Maddi kültür unsurlarına göre)
Yüksek lisans tezi olarak hazırlanan bu çalışmanın amacı, Malatya ili Yeşilyurt ilçesinin yemek, mesken ve giyim (maddi kültür) özelliklerine göre inceleyerek bölgede yaşayan insanların geçmişten günümüze kadar getirmiş olduğu kültürel birikimi ortaya koymaktır. Araştırmaya konu olan Yeşilyurt ilçesi, 12.11.2012 tarihinde kabul edilen ve 06.12.2012 tarihinde 28489 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren "On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnâmelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 6360 Sayılı Kanun" ile Malatya'nın, Büyükşehir statüsü kazanması; iki Merkez İlçe'den biri olarak tanımlanan Yeşilyurt, eski Yeşilyurt ilçesi ile Gündüzbey, Yakınca, Şahnahan, Dilek, Topsöğüt, Bostanbaşı beldeleri, ilden katılan 36 mahalle ve mahalle statüsü kazanan 39 köyün birleşmesi ile oluşmuştur. Bölgenin yemek kültüründe özellikle ekonomik faaliyetlerin son derece belirgin olduğu söylenebilir. Ayrıca yemek kültüründe yaşanan coğrafya da yetiştirilen ürünler ile de büyük bir paralellik olduğu söylenebilir. Karasal iklime bağlı olarak bölgede buğday ve hayvancılığın yaygın olarak yapılması yemek kültürüne de doğrudan etki etmiştir. Mesken kültüründe ise Yeşilyurt ilçesi kendine has özellikleri olan ve geleneksel Türk evi plan tipleri açısından farklı karakter sergileyen bir mesken tipine sahiptir. İslam dini ve Türk kültürünün derin izlerini taşıyan bu yapılarda bölgenin coğrafi özelliklerine uygun olarak iklim şartlarına göre dizayn edilen evlerde bölgenin fiziki yapımı ile çok uygun olan mimarisi oldukça dikkat çekicidir. Yeşilyurt ilçesinin giyim kuşam kültüründe ise en belirleyici rolün İslam dinine ait kurallar olduğu söylenebilir. Ayrıca bölgede yaşanan sert karasal iklimde giyim kuşam kültürü üzerinde son derece etkili olmuştur. Özellikleri verilen Yeşilyurt ilçesi kültürel coğrafyanın perspektifinde insan-kültür-mekân unsurlarıyla birlikte incelenmeye çalışılmıştır.
Göç ve turizm ilişkisi açısından coğrafi bir değerlendirme: Alanya'da yerleşik Almanlar
Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren uluslararası turizm hareketlerinin gelişmesi amacıyla yatırımların ve teşviklerin başlaması birçok tatil beldesi gibi Alanya'nın da turizm hacmini artırmış ve önemli bir turizm kenti haline gelmesini sağlamıştır. Uluslararası turizm hareketlerinde Türkiye'de önemli bir konumda olan Alanya aynı zamanda uluslararası göç hareketlerinin de yöneldiği bir turizm kentidir. Alanya'da tatil süreçlerini geçiren yabancılar bir süre sonra yerleşerek uluslararası göç hareketlerini gerçekleştirmektedir. Turist olarak geldikleri tatil bölgesinde göçmen olarak kalan yabancılar arasında Alman göçmenler her zaman dikkati çekecek bir profil oluşturmuşlardır. Alanya'da ikamet izni alan yabancılar içinde son yıllara kadar her zaman Almanlar ilk sırada yer almıştır. Bu çalışmada, Alanya'ya yerleşen Alman göçmenlerin, demografik, sosyo-ekonomik özelliklerini ve Alanya'ya uyum sağlama süreçlerini anket metodu ile ortaya koyarak turizm faaliyetlerinin uluslararası göç hareketlerine dönüşme sürecinde emekli/yaşlı göçmenlerin konumu sorgulanmıştır. Alman göçmenlerin Alanya'yı tercih etme nedenleri ve göç etme süreçleri ile göçmenlerin Alanya'ya sosyo-ekonomik ve kültürel etkisi coğrafi bir anlayış ile analiz edilmiştir.
Akdeniz havzası ülkelerinde nüfusun sosyoekonomik niteliklerinde değişimler ve beklentiler (1950-2100)
Tarih boyunca uygarlıkların doğuşuna tanıklık eden, kadim medeniyetler ve kıtalar arasında köprü vazifesi gören Akdeniz Havzası; beşerî, ekonomik ve kültürel bir etkileşim sahası olarak öne çıkmaktadır. Akdeniz Havzası, yalnızca Akdeniz'e kıyısı bulunan yirmi dört ülke için değil aynı zamanda Afrika, Asya ve Avrupa kıtaları için jeopolitik ve jeostratejik öneme sahiptir. Enerji arzının kalbinde yer alan Akdeniz Havzası; enerji naklinde, deniz ticaretinde ve turizm hareketliliklerinde dünyada ciddi paya sahiptir. Tüm bunlara ek olarak Akdeniz Havzası ülkelerinin demografik potansiyeli, yaşlı nüfus sorunuyla karşı karşıya olan Avrupa'ya nazaran havzanın önemini daha da arttırmaktadır. Dört bölümden oluşan bu çalışmada, Akdeniz Havzası Ülkelerinde Nüfusun Sosyoekonomik Niteliklerinde Değişimler ve Beklentiler (1950-2100) disiplinler arası bir yaklaşımla ele alınmıştır. Nüfus yapısı ile sosyoekonomik koşullar, siyasal ve kültürel gelişmeler arasında sıkı bir ilişki bulunmaktadır. Bu nedenle salt bir istatistiki nüfus çalışmasından ziyade nüfus yapısı ve dinamikleri tüm boyutlarıyla ele alınmaya çalışılmıştır. İlk bölümde nüfus ve nüfus coğrafyası kavramları teorik çerçevede açıklanmıştır. İkinci bölümde Akdeniz Havzası ülkelerinde nüfusun yapısal özellikleri ve mekânsal dağılışı incelenmiştir. Üçüncü bölümde nüfusun sosyoekonomik özellikleri ve gelecek tahminleri incelenmiştir. Dördüncü ve son bölümde Akdeniz Havzası ülkelerinin güncel sorunları ele alınmıştır.
Doğal ve yapay yüzen adaların rekreasyon alanı olarak kullanım potansiyeli
Dünya üzerinde doğal olarak oluşmuş yüzlerce yüzen ada bulunmaktadır. Keşfedilmiş birçok yüzen adanın dışında keşfedilmeyi bekleyen yüzen adalar da bulunmaktadır. Bu çalışma ülkemizde var olan doğal yüzen adaları ve ilk olan yapay yüzen ada kavramını ele almaktadır. Yüzen adaların ve yapay yüzen ada sisteminin ülkemizde yeterince benimsenmemesi bu çalışmanın temel amacını oluşturmuştur. Çalışmada ilk olarak ülkemizde ki doğal yüzen adaları korumak ve yapay yüzen adalar ile rekreasyon alanlarının cazibesinin artırılması hedeflenmiştir. Türkiye literatüründe yapay yüzen ada üzerine çalışma ve araştırma bulunmamaktadır. Literatürdeki bu eksikliğin giderilmesi ve yeni çalışmalara referans oluşturması amacıyla bu çalışma yapılmıştır. Türkiye'de yüzen adaların ve yapay yüzen ada sisteminin pek tanınıp bilinmemesine karşın gelişmiş ülkelerde bu konu üzerine eserler yazılıp yayınlar oluşturulmuştur. Gelişen teknoloji ve artan imkânlarla beraber bu tarz sistemlerle su kalitesi artırma, habitat yönetimi, göl restorasyonu, sulak alan restorasyonu, dalga kesici ve peyzaj çalışmaları yapılabilir. Bu çalışmada literatür taraması ve hazırlanan yüzen ada prototipinin süs göletinde yüzdürülerek test edilmiştir. Ülkemizde yapılan ilk yapay yüzen ada prototipi ile daha sonrasında yapılabilecek prototiplere örnek teşkil etmesi istenmiştir. Rekreasyon alanları dışında şehir içinde yer alan sulak alan, göl, gölet ve süs havuzlarında farklı boyutlarda yapılabilecek yapay yüzen adalar ile insanların bu yapıları görebilmesi bir diğer hedef noktası olmuştur. Yapılan çalışma sonunda araştırma konusun içeriği hakkında öneriler ileri sürülmüştür.
Serik ilçesi'nin doğal ve beşeri turizm kaynakları
Yüksek Lisans Tezi olarak seçilen konu, Serik İlçesi'nin Doğal ve Beşeri Turizm Kaynakları'dır. Bu çerçevede ilçenin doğal ve beşeri turizm kaynakları ile bu kaynaklara bağlı faaliyetler belirlenerek turizm açısından sahanın zenginliğinin ortaya konulması yanında turizme sağlanan katkının arttırılması amacıyla bu konu seçilmiştir. Akdeniz Bölgesi'nde, Antalya il merkezinin doğusunda sırtını Toros dağlarına yaslamış bulunan ilçe turizm kaynakları bakımından zenginlikler barındırmaktadır. İlçe bulunduğu konum nedeniyle farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. İlçe'de bu medeniyetlere ait çok sayıda kültürel miras bulunmaktadır. Aspendos, Sillyon, Pednelissos ve Harius Antik Kenti, ilçenin başlıca tarihi değerlerindendir. Batı sınırında Aksu Çayı, doğu sınırında da Köprüçay bulunan ilçe yaklaşık 1.500 km² yüz ölçümüne sahip olup, 66 mahalleden oluşmaktadır. 22 km kıyı uzunluğu bulunan ilçede deniz, kum ve güneş turizmi ile tarihi yapılar ve doğal güzellikler bir arada yer almaktadır. Arazi çalışmaları ve literatür taramalarıyla ilçe hakkında çok sayıda bilgi elde edilmiştir. Deniz turizminin canlı olduğu yerler Boğazkent, Belek ve Kadriye'dir. İlçe'de turizm, Belek Turizm Merkezi ile canlanmıştır. Turizme yönelik en büyük tesisler ve oteller de bu yerlerde bulunmaktadır. Jeep ve ATV safarileri ile macera turları, dağcılık ve trekking ilçede yapılan turizm faaliyetlerinden bazılarıdır. Tabiat harikası Zeytintaşı Mağarası, Uçan şelaleleri yanında ilçenin doğu sınırını çizen Köprüçay tarafından oluşturulmuş Köprülü Kanyon dikkat çekicidir. Köprüçay üzerinde rafting, Acısu Çayı üzerinde kano turları yapılmaktadır. Belek ve çevresinde yer alan koruma alanları içerisinde çeşitli kuş türleri, Belek sahillerinde deniz kaplumbağaları caretta carettaların üreme alanları bulunmaktadır. Kültürel açıdan Yörük kültürü ilçede canlılığını korumaktadır. İlçe'de sporun önemi büyük olup en fazla ilgi duyulan spor dalını yağlı güreş oluşturmaktadır. Güreşe verilen önem ve çok sayıda güreşçisi bulunan ilçe pehlivanlar diyarı olarak da bilinmektedir.
Kırsal kalkınma açısından Tunceli'nin coğrafi çevre potansiyelinin değerlendirilmesi
İnsanoğlunun tarih boyunca yaşadığı ekonomik ve toplumsal değişimler, birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Bu sorunların çözümü için yeni yaklaşımlar, siyasi politikalar birbirini takip etmiştir. Dünya üzerinde ülkeler arasındaki ekonomik ve refah seviyesindeki farklılıklar, gelişmiş, gelişmekte olan, gelişmemiş ülkeler şeklinde bir ayrımı ortaya çıkarmaktadır. Kaynakların yeterli ve dengeli kullanılması ile mekânlar arasındaki sosyo-ekonomik farklılıkların azaltılması ve bu farklılıkların kapatılması için gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkeler, çeşitli politikalar izlemişlerdir. Kırsal kalkınma dünya genelinde tüm ülkeler için önemli hale gelmiştir. Kırsal alanlarda yoksulluk, işsizlik, yanlış arazi kullanımı, su kaynaklarının azalması ve toplumsal diğer nedenlerle göçlerin gerçekleşmesi, kentlerde nüfus yoğunlaşması ve beraberinde gelen gecekondulaşma, çarpık kentleşme, kirlilik, ekonomik sorunlar gibi sorunlar, korunamayan doğal çevrenin bozulması kırsal alanlarda kalkınma faaliyetlerinin arttırılmasını gerekli kılmıştır. Çalışma alanı olan Tunceli, Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde bulunan, 8 ilçe ve 9 belediye, 43 mahalle, 361 köyü olan bir ildir. Tunceli'de son yıllarda kırsal alanlardan yoğun göç olduğu bilinmektedir. Tunceli kırsalının teknik altyapı, eğitim, sosyo-kültürel yapı, tarımsal üretim, istihdam gibi birçok alandaki sorunları buradaki nüfusun şehir merkezine ve yurtiçi-yurtdışı diğer yerleşmelere göçüne neden olmuştur. Tunceli'de sorunların çözümü, göçlerin engellenmesi, toplumsal refahın sağlanması ve ilin ekonomik sermayesinin yükselmesi için kırsal alanların temel sorunlarının belirlenmesi, çözümü için önerilerde bulunulması, coğrafi potansiyellerinin belirlenmesi ve sunulması önemlidir. Toplam 16 köyde yapılan çalışmada, köylerin genel durumu, köylerde yaşayan halkın sosyo-ekonomik yapısı, yaşadıkları köylerin sorunları ve çözümleri hakkındaki önerileri, kırsal kalkınma ile ilgili bilgi sahibi olup olmadıkları, kadınların aile içerisindeki statüleri ve kırsal kalkınma çalışmalarına katılımları hakkında bulgular ortaya çıkarılmıştır. Çalışmanın sonucunda, Tunceli'nin kırsal alanlarında çıkan sosyo-ekonomik sorunlar ve çözümler, kırsal kalkınmaya yönelik potansiyel ve öneriler köylerde yaşayan halkın da katılımı sağlanarak ortaya konulmuştur. Anahtar Kelimeler; Dünya, Türkiye, Tunceli, Kırsal Kalkınma, Kırsal Turizm, Kırsal Sanayi, Kadının yeri, Sorunlar, Çözümler, Kalkınma Potansiyeli
Akçay vadisinin yukarı çığırının (Esençay-Yörükoğlu arası) bitki örtüsü doğal ortam ve insan ilişkileri
Çalışma sahasının lokasyonu Muğla-Denizli il sınırını oluşturan Akçay'ın yukarı çığırını kapsamaktadır. Sahanın büyük bir bölümü Muğla il sınırları içerisinde kalmaktadır. Ege bölgesinin güneyinde bulunan saha Akdeniz iklimi bölgesi içerisinde kalmaktadır. Çalışmanın amacı, bitki örtüsün dağılışı ve karakteri açısından son derece önemli olan ekolojik şartların, bitki örtüsünün dağılışının ve insan ile bitki örtüsü arasındaki ilişkinin ortaya konulmasıdır. Bu amaç doğrultusunda iklim şartlarının, jeomorfolojik şartların, jeolojik yapının ve toprak şartlarının ortaya konması hedeflenmiştir. Bunun için Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nden alınan iklim verileri, sahanın yer şekillerini gösteren topografya haritaları, toprak haritası gibi farklı formatta materyal kullanılmıştır. İklim verileri düzenlenip analiz edilmiştir. Topografya haritaları ArcGIS 10.2.2 programı sayesinde sayısallaştırılmıştır. Büyük toprak gruplarını gösteren harita yorumlanmıştır. Arazi çalışmaları ve gözlemler yapılıp örnekler toplanmıştır. Bunun sonucunda bir vejetasyon çalışmasının ilk aşaması olan ekolojik şartların ortaya konulması sağlanmıştır. İklim verilerin analizi yardımı ile sahanın yağış şartları, yıllık ve mevsimlik rüzgârın durumu, sıcaklıkların uzun yıllık günlük, aylık ve yıllık gösterdiği özellikler ortaya konulmuştur. Saha iklim tasnifleri içerisinde tipik Akdeniz iklimi özellikleri sergilediği tanımlanmıştır. Tüm analiz çalışmaları sonucunda bitki hayatını kısıtlayan ve yön veren ekolojik şartlar ortaya konulmuştur. Vejetasyon haritası oluşturulmuştur. İnsan ve bitki örtüsü arasındaki ilişki ortaya konulmuştur. İnceleme alanının asıl bitki örtüsünü kuru orman karakterindeki Pinus brutia ormanları oluşturmaktadır. İnsan tahribi sonucunda çalı formasyona rastlanmaktadır. Bölgede esas itibariyle suyun noksanlığı bitki hayatını en çok kısıtlayan faktör olmuştur. Suyun varlığına bağlı olarak bitki örtüsünün dağılışında meydana gelen değişimler oldukça belirgindir. Liquidambar orientalis, Platanus orientalis ve Alnus orientalis var. orientalis gibi riperyan türlerin dağılışında bu bağlılık görülmektedir.
Alanya ilçesindeki esnafın turizm ve turist ile ilgili tutumları
Turizm, dünyada hızla değişim ve gelişim gösteren aynı zamanda dünyanın en çok kazandıran sektörlerinin başında gelmesi nedeniyle ülke ekonomilerinin vazgeçilmezlerindendir. Türkiye de turizm kaynakları bakımından zengin bir ülkedir. Bu sayede turizmden elde ettiği gelirler, ülke ekonomisinde önemli bir yer tutmaktadır. Türkiye'nin turizm başkenti olma yolunda ilerleyen Antalya, turizm ile ülkenin ekonomisine büyük katkı sağlamaktadır. Sahip olduğu özellikleri ile Türk turizminde ülkenin en önemli turizm merkezlerinden biri konumuna gelmiştir. Antalya, turizm çeşitlerinin hemen hemen hepsinin görüldüğü bir kenttir ve turizm için doğal, beşeri ve kültürel açıdan elverişli koşullara sahiptir. Antalya, turizm faaliyetlerinin rahatlıkla gerçekleştirilebildiği ve turizmle canlanıp gelişen, değişen birçok ilçeye sahiptir. Alanya da, Antalya'nın bir ilçesi olup, turizm bakımından oldukça gelişmiş bir şehirdir. Her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapan, kültürünü, doğal ve beşeri güzelliklerini, yaşayışını turizme adapte etmiş olan bu ilçe, ekonomik gelirlerinin çoğunu turizmden elde etmektedir. Yapılmış olan bu çalışmanın amacı da, turistlerle birebir iletişim halinde olan Alanya esnafının, turist olgusunu ne olarak algıladığını saptamak ve ilerde yapılacak olan turizm planlamalarına yardımcı olmaktır. Alternatif kaynakların da devreye girmesiyle, turizmde bütüncül bir yaklaşımla planlama ve değerlendirme anlayışının gerekliliğinin ortaya çıkmasıyla, sahanın yeni çalışmalara gereksinim duyduğu ortaya çıkmıştır. Yörenin ihtiyacını, halkını ve esnafını içine almadan yapılan planlamaların başarılı olmadığı ve istenilen sonuçlara ulaşılamadığı açıktır. Turizm plan, proje ve politikalarında bu tür çalışmaların dikkate alınması gerekmektedir. Yapılan çalışmada veri toplama ve gözlem yöntemleri kullanılmıştır. Anket ve birebir görüşme teknikleri uygulanmıştır. Ankette yer alan ifadeler beşli Likert Ölçeği kullanılarak değerlendirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Turizmin Gelişimi, Turizm Coğrafyası, Turist, Alanya Turizmi, Esnaf Algısı.
Maku bölgesi'nin turizm coğrafyası
Maku Bölgesi'nin Turizm Coğrafyası konulu bu çalışma bir doktora tezi olarak hazırlanmıştır. Pek çok konuda olduğu gibi turizminde en önemli kaynakları coğrafi çevreyle alakalı olanlarıdır. Çalışmada, Maku Bölgesi'nin Turistik değerleri tanıtılmaya ve turizm potansiyeli ortaya konulmaya çalışılmış olup, turizmle ilgili sorunlar ile çözüm önerileri birlikte sunulmaya gayret edilmiştir. Maku serbest ticari ve sanayi bölgesi kendine özgü doğal, sosyal ve ekonomik yapısı göz önüne alındığında, turizmin gelişmesi için önemli alternatif kaynaklara sahiptir. Gerçekten de, turizm potansiyeli ve kaynakları yönünden belli avantajları mevcuttur. Doğal kaynaklarının ve kültürel değerlerin zenginliği en önemlileridir. Özelikle bu bölgenin tarih boyunca ticari İpek yolu üzerinde bulunması yanı sıra sınır bölgesi olması münasebetiyle komşu ülkelerle (İran-Türkiye-Ermenistan ve Nahçivan) siyasi ve ekonomik ilişkileri söz konusudur.