Theses supervised by Prof. Dr. Kadriye Buldukoğlu
10 theses · Akdeniz University
Hemşirelere göre yönetici hemşirelerin paternalistik davranış örüntülerinin hasta bakımı ile ilgili görevlerine yansıması
Bu çalışma, klinik hemşirelerin bakış açısına göre, servis sorumlu hemşirelerinin paternalistik davranış örüntülerinin hasta bakımıyla ilgili görevlerine yansımasının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veriler, hemşirelere ait demografik özellikleri ve servis sorumlu hemşirelerinin hasta bakımıyla ilgili görevlerini belirlemeye yönelik soru formu ve paternalizm ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma Antalya'da, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi ve Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu hastanelerde çalışan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 609 hemşire oluşturmuştur.Araştırmaya katılan hemşirelerin yaş ortalaması 31.8±6.1 olup, %69.6'sı evlidir. Hemşirelerin %44.8'i ön-lisans, % 41.7'si lisans mezunudur. Araştırmaya katılan hemşirelerin % 40.9'u Akdeniz Üniversitesi Hastanesi, %29.7'si Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, %29.4'ü ise Antalya Atatürk Devlet Hastanesi'nde çalışmaktadır.Hemşirelere göre SSH'nin paternalizm düzeyi ortalaması 4.3±0.8'dir. Servis sorumlu hemşirelerinin %60.4'ü yüksek paternalizm, % 39.6'sı ise düşük paternalizm grubunda yer almıştır. Hemşirelerin yaş, medeni durum, eğitim durumu ve çalışma sürelerinin, paternalizm puanlamasında etkili değişkenler olduğu saptanmıştır. Yüksek paternalistik tutuma sahip servis sorumlu hemşirelerinin hasta bakımı ile ilgili girişimlerde doğrudan görev aldıkları belirlenmiştir.Her üç kurumda çalışan servis sorumlu hemşirelerinin paternalistik davranışlar sergilediği ve bu davranışların hasta bakım uygulamalarına yansıdığı belirlenmiştir. Bu yönüyle araştırmamızda, servis sorumlu hemşirelerinin paternalistik yaklaşımları ve bakımın yönetimi ile ilgili uygulamaları konusunda anlamlı verilere ulaşılmıştır.Paternalistik davranışların çalışanların otonomisini kısıtladığı bilindiğinden, servis sorumlu hemşirelerinin davranışlarını katılımcı ve paylaşımcı tutum yönünde değiştirmelerine olanak sağlayan kurumsal düzenlemelerin geliştirilmesi önerilmektedir. Ayrıca hemşirelerin mesleki kararlarında özerk davranmasının önündeki bireysel ve kurumsal engellerin ve bunların çözümlerinin belirleneceği araştırmalara gereksinim bulunmaktadır.Anahtar kelimeler: Servis sorumlu hemşiresi, hemşirelik, bakım yönetimi, paternalizm, paternalistik tutum
Hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi
Bu çalışma hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada veriler, öğrencilerin demografik özelliklerini de içeren hemşirelik ve tıp öğrencilerinin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin belirlenmesine yönelik form ile iletişim becerileri envanteri kullanılarak elde edilmiştir. Çalışma Akdeniz Üniversitesi Antalya Sağlık Yüksekokulu ve Tıp Fakültesi'nde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini bu okullarda okuyan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 583 öğrenci (Hemşirelik=359, Tıp=224) oluşturmuştur.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS-16 istatistik paket programı kullanılmıştır. İstatistiksel değerlendirmede, tanımlayıcı istatistikler, değişkenler arası karşılaştırmalar, ki-kare testi, Kruskall-Wallis testi, Mann-Whitney U testi ve t testi kullanılmıştır. Araştırmaya katılan hemşirelik öğrencilerinin yaş ortalaması 21.6±2.07, tıp öğrencilerinin yaş ortalaması 23.61 ±1.51' dir. Hemşirelik öğrencilerinin %78'i kız öğrencilerden, %22'si erkek öğrencilerden, tıp öğrencilerinin %44.6'sı kız öğrencilerden, %55.4'ü erkek öğrencilerden oluşmaktadır.Hemşirelik öğrencilerinin genel iletişim becerisi puan ortalaması 118.27 ±13.29, tıp öğrencilerinin genel iletişim becerisi puan ortalaması 117.55 ±10.48'dir. Öğrencilerin yaş, cinsiyet, devam ettikleri sınıf ve uygulama yaptıkları kliniklerin iletişim becerisi üzerinde etkili değişkenler olduğu görülmüştür. Öğrencilerin zor hasta algısı ve zor hasta ile iletişimlerinin iletişim becerileri ile ilişkili olduğu saptanmıştır. Her iki grup öğrenci için de ?iletişim kurulamayan hasta?nın zor hasta olduğu saptanmıştır. Hemşirelik öğrencileri için ?tedaviyi reddeden-işbirliği yapmayan? ve ?duygusal sorunu olan? hastaların zor hasta olduğu, tıp öğrencileri için ise ?anamnez veremeyen ya da yetersiz veren? hastanın zor hasta olduğu belirlenmiştir.Öğrencilerin zor hastalarla iletişimde güçlük yaşadıkları, zor hasta davranışı ile baş etmede en fazla duygu odaklı başetme yöntemlerini kullandıkları saptanmıştır. Problem odaklı başetme yöntemlerini ise kısıtlı düzeyde ve hastaya yönelik kullandıkları saptanmıştır. Öğrencilerin iletişimle ilgili derslerin yeniden düzenlemesini önerdikleri belirlenmiştir.Anahtar kelimeler: zor hasta, hemşire-hasta iletişimi, hekim-hasta iletişimi, hemşirelik eğitimi, tıp eğitimi
Şizofreni tedavisi almış bireylerin taburculuk sonrası erken dönemde hemşirelik bakım gereksinimleri ve öz-bakım güçlerinin belirlenmesi
Bu çalışma, şizofreni tedavisi almış bireylerin taburcu olduktan sonraki erken dönemde hemşirelik bakım gereksinimleri ve öz-bakım güçlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Araştırmaya Nisan 2013-Nisan 2014 tarihleri arasında bir üniversite hastanesinin psikiyatri kliniğinde yatarak tedavi gördükten sonra taburcu olan ve araştırmaya alınma kriterlerine uygun olan 31 birey alınmıştır. Araştırma verilerinin toplanmasında bireylerin tanıtıcı özelliklerinin ve taburculuk sonrası bakım gereksinimlerinin belirlenmesine yönelik Bakım Gereksinimleri Belirleme Formu ile Öz-bakım Gücü Ölçeği kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotlar, Kolmogorov-Smirnov, t-testi, Tek yönlü (One way) varyans analiz (ANOVA) testi, Duncan çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır. İstatistiksel anlamlılık ise p<0,05 ile tanımlanmıştır. Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalaması 35.58±11.57'dir. Bireylerin %58.1'i kadın, %41.9'u erkek olup, ortalama hastalık başlangıç yaşı 23.81±8.38'dir. Bireylerin öz-bakım gücü puan ortalaması 99.32±21.86 olarak belirlenmiş, ölçekten alınan en düşük puanın 46, en yüksek puanın 136 olduğu görülmüştür. Bekâr bireylerin, çocuğu olmayanların ve ailesinde ruhsal hastalığa sahip başka birey olanların öz-bakım gücü puan ortalamasının diğerlerine göre daha düşük olduğu belirlenmiştir (p0.05). Bireylerin büyük çoğunluğunun, hastalığı; "sıkıntı, çaresizlik, zor, şanssızlık" gibi olumsuz ifadelerle tanımladığı, hastalığın seyri ve tedavisi konusunda bilgi eksikliklerinin olduğu, taburculuk sonrası ilaç kullanımı ve hastalık semptomlarıyla baş etme konularında bilgiye ve yardıma gereksinimleri olduğu, hastalık nedeniyle aile içi rollerinin, eş, çocuk ve yakın çevreyle ilişkilerinin olumsuz etkilendiği, tedavi ve bakımda aileleri dışında desteklerinin olmadığı, dini inanç ve manevi duygularının hastalıktan olumsuz etkilendiği belirlenmiştir. Bakım gereksinimleri açısından bireylerin taburculuktan sonra benlik kavramı, problem çözme ve baş etme, bilgi gereksinimi, rol ve ilişkiler, güvenli çevre, tedavi ve bakım, kendine bakım, uyku ve dinlenme ve manevi alanlarda bakıma gereksinimleri olduğu saptanmıştır. Buna göre şizofreni nedeni ile yatarak tedavi alan bireylerin taburculuğuna karar verilirken bu gereksinimlerin de göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu bireyler için taburculuk sonrasında da uygun bakımın sağlanması ve destek sistemlerinin geliştirilebilmesi için öz-bakım gücü düzeylerinin ve bakım gereksinimlerinin belirlenmesinin yol gösterici olacağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Şizofreni, taburculuk, hemşirelik bakımı, öz-bakım, öz-bakım gücü, psikiyatri hemşireliği, gereksinimler
Öğrenci ve mezun hemşirelerde bilişsel çarpıtmaların, mesleki benlik saygısı ve hemşirelik algısı ile ilişkisinin belirlenmesi
Bu araştırma, öğrenci ve mezun hemşirelerin bilişsel çarpıtmalarının, mesleki benlik saygısı ve hemşirelik algısına etkisi ve bu kavramların birbirleriyle olan ilişkilerinin ve bunları etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırma, bir üniversite hastanesinde ve bir sağlık yüksekokulunda yapılmıştır. Araştırmanın evrenini 322 mezun hemşire ve 338 öğrenci hemşire oluşturmuştur. Bu çalışmada "Mesleki Benlik Saygısı Ölçeği" ve "Bilişsel Çarpıtma Ölçeği" olmak üzere iki ölçek "Sosyodemografik Özellikler Soru Formu" ve "Hemşirelik Algısı Formu" olmak üzere iki adet soru formu kullanılmıştır. Bu araştırmada verileri değerlendirmek için tanımlayıcı istatistikler, Mann- Whitney U testi, Krusskall Wallis testi, One Way ANOVA, t testi ve ki kare testi kullanılmıştır. Normalliği değerlendirmek için Kolmogorow- Smirnov Normallik testi, varyans homojenliğini değerlendirmek için de Levene test kullanılmıştır. Mezun hemşire grubunun yaş ortalaması 31.36±6.89, öğrenci hemşire grubunun yaş ortalaması ise 20,99±1.89 olarak saptanmıştır. Öğrenci hemşire grubunun %60.7'si kadın, %39.3'ü ise erkektir. Mezun hemşire grubunun %94.4'ü kadın, %5.6'sı erkektir. Öğrenci hemşirelerde bilişsel çarpıtma ölçeğinin"olumsuz benlik algısı" ve "kendini suçlama" alt boyutlarına ait puan ortalamalarının, mezun hemşirelerde ise "çaresizlik" ve "umutsuzluk" alt boyutlarına ait puan ortalamalarının yüksek olduğu saptanmıştır. Öğrenci ve mezun hemşirelerde bilişsel çarpıtmaların, mesleki benlik saygısını ve hemşirelik algısını etkilediği saptanmıştır. Öğrenci ve mezun hemşireler, hemşirelik kavramını "fedakarlık yapan" temasına ait metaforlara benzetmiştir. Mezun hemşireler hemşireliği "tükenmişlik" ifadeleriyle anlatırken, öğrenci hemşireler "bakım" ifadelerini kullanmıştır. Her iki grup da ikinci bir şans verilse, hemşirelik mesleğini yeniden seçmeyeceğini belirtmiştir ve "mesleğe saygınlık kazandırılmalı" görüşünü ifade etmişlerdir. Öğrenci ve mezun hemşirelerde bilişsel çarpıtmaların varlığı saptandığından farkındalığı artırmak için eğitimler verilmesi ve daha kapsamlı sonuçlara ulaşılabilmesi için aynı konuda kalitatif çalışmaların yapılması önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, Bilişsel Çarpıtma, Algı, Mesleki Benlik Saygısı, Benlik Saygısı
Kanser tedavisi alan 6-12 yaş grubu çocukların annelerinin destekleyici bakım gereksinimleri, kendini damgalamave bakım yükü düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışma kanser tedavisi gören 6-12 yaş grubu çocukların annelerinin bireysel özellikleri, destekleyici bakım gereksinimleri, kendini damgalama ve bakım yükü düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı ve ilişki arayıcı tipte olan bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Servisi ve Ayaktan Tedavi Kemoterapi Ünitelerinde Nisan 2022-Nisan 2023 tarihleri arasında yapılmıştır. Ayaktan ve yatarak tedavi gören 6-12 yaş grubu çocukların anneler çalışmaya dahil edilmiş ve toplam 64 anne ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler, Anne Tanıtıcı Formu, Bakım Verenlerin Destekleyici Bakım Gereksinimleri Ölçeği, Kendini Damgalama Ölçeği/Aile ve Zarit Bakım Verme Yükü Ölçeği kullanılarak, yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, SPSS 22.0 programı ile analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan annelerin ortalamanın üstünde destekleyici bakım gereksinimleri olduğu (2.59±0.92), kendilerini damgalama düzeyleri puan ortalamasının düşük olduğu (23.04±10.78) ve bakım verme yüklerinin orta düzeyde olduğu (29.5±13.77) bulunmuştur. Annelerin bakım yükü, destekleyici bakım gereksinimleri ve kendini damgalama düzeyleri arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Annelerin, destekleyici bakım gereksinimleri ve kendini damgalama düzeyleri arttıkça bakım verme yüklerinin arttığı bulunmuştur. Bu sonuçlar doğrultusunda annelerin bakım sırasında yaşadığı zorluklar ve gereksinimlerine yönelik yapılacak girişimler ve hemşirelik bakımında sunulacak destek ile bakım yükünün azalacağı öngörülmektedir. Anahtar Kelimeler: bakım yükü, çocukluk çağı kanserleri, destekleyici bakım gereksinimi, kendini damgalama, konsültasyon liyezon psikiyatrisi hemşireliği
Kolaylaştırılmış anlamlandırma kuramına temellendirilmiş "aile destek programı" nın yoğun bakımda yatan hasta ailelerinin sıkışmışlık hissine ve kaygı düzeyine etkisinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı kolaylaştırılmış anlamlandırma kuramına temellendirilmiş aile destek programının, yoğun bakımda yatan hasta ailelerinin sıkışmışlık hissine ve kaygı düzeyine etkisini incelemektir. Yöntem: Bu çalışma ön test ve son test düzeninde, tek körlü, randomize kontrollü deneysel bir araştırmadır. Araştırmanın evrenini Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi I, II ve III' te yatan hastaların yakınları oluşturmuştur. Araştırmada veriler Kişisel Bilgi Formu, Sıkışmış Hissetme Ölçeği, Durumluk Kaygı Ölçeği ve Görsel Analog Skalası kullanılarak elde edilmiştir. Örnekleme dahil edilme kriterlerine uyan 16 müdahale ve 14 kontrol grubunda olmak üzere toplam 30 hasta yakınına ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SAS 9.4 paket programı kullanılmıştır. Verileri değerlendirmek için tanımlayıcı istatistikler, Shapiro-Wilk testi, Mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis H testi, parametrik olmayan bağımlı grup (eşli) karşılaştırma testlerinden İşaretli Sıra Testi kullanılmıştır. Bulgular: Kolaylaştırılmış Anlamlandırma Kuramına Temellendirilmiş Aile Destek Programı uygulanan müdahale grubundaki hasta ailelerinin ön test ölçümüne göre son test ölçümünde durumluk kaygı düzeylerinin azaldığı (S=68, p=0.0001), içsel sıkışmış hissi (S=18, p=0.0078) ve dışsal sıkışmış hissinin (S=39, p=0.0005) azaldığı ve farkların anlamlı olduğu saptanmıştır. Sonuç: Kolaylaştırılmış Anlamlandırma Kuramına Temellendirilmiş Aile Destek Programının yoğun bakımda yatan hasta ailelerinin durumluk kaygı düzeyine, içsel ve dışsal sıkışmışlık hissine olumlu bir katkısı olduğu saptanmıştır. Programın, yoğun bakımda hastası bulunan hasta yakınlarına destek olmak üzere kullanılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: aile destek programı, hasta yakını, kaygı, kolaylaştırılmış anlamlandırma kuramı, psikiyatri hemşireliği, yoğun bakım ünitesi
Roy uyum modeline temellendirilmiş depresyonda psikiyatrik bakım uygulamasının tedavi uyumu, genel öz yeterlik, benlik saygısı ve depresyon düzeyine etkisi
Amaç: Bu araştırmanın amacı Roy Uyum Modeline temellendirilmiş Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulamasının depresyon tanısı ile yatan hastalarda tedavi uyumu, genel öz yeterlik, benlik saygısı ve depresyon düzeyi üzerine etkisini belirlemektir. Yöntem: Bu araştırma randomize olmayan kontrol gruplu yarı deneysel bir çalışmadır. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde depresyon tanısı ile yatan ve araştırmanın kriterlerine uyan 21 kontrol, 21 Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulaması grubu olmak üzere 42 hasta ile Mart-Kasım 2020 tarihleri arasında yürütülmüştür. Veriler; Hasta Bilgi Formu, Morisky Tedaviye Uyum Ölçeği, Genel Öz Yeterlik Ölçeği, Rosenberg Öz Saygı Ölçeği ve Hasta Sağlık Anketi-9 ile toplanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara klinikte uygulanan rutin bakım uygulamaları dışında herhangi bir müdahale yapılmamıştır. Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulaması grubunun verileri Roy Uyum Modeline temellendirilmiş veri toplama formu ile toplanmış ve yatış süresince Roy Uyum Modeline temellendirilmiş Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulaması doğrultusunda psikiyatrik bakım verilmiştir. Veriler SPSS 26.0 paket programı ile değerlendirilmiştir. Bulgular: Depresyon tanısı ile yatan hastalarda Roy Uyum Modeline temellendirilmiş Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulamasının kontrol grubuna göre tedavi uyumunu artırdığı (p=0.000), benlik saygısını yükselttiği (p=0.000) ve depresyon düzeyini önemli ölçüde azalttığı (p=0.000) bulunmuştur. Hastaların genel öz yeterlik düzeyinde ise, istatistiksel olarak anlamlı bir fark olmadığı saptanmıştır (p=0.054). Sonuç: Araştırma sonuçları Roy Uyum Modeline temellendirilmiş Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulamasının depresyon tanısı ile yatan hastalarda tedavi uyumunu artırdığını, genel öz yeterlik düzeyine etkisinin olmadığını, benlik saygısını yükselttiğini ve depresyon düzeyini azalttığını göstermektedir. Uygulamalarda ve araştırmalarda Roy Uyum Modeline temellendirilmiş psikiyatrik bakım uygulamalarının sürdürülmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: depresyon, Roy Uyum Modeli, Depresyonda Psikiyatrik Bakım Uygulaması, Psikiyatri Hemşireliği
İnsan Bakım Kuramı'na temellendirilmiş hemşirelik bakımının ebeveynini kaybeden adölesanlarda travma sonrası büyümeye etkisi: Eylem araştırması
Amaç: Bu çalışmanın amacı, ebeveynini kaybeden adölesanlara verilen Watson'ın İnsan Bakım Kuramı'na temellendirilmiş hemşirelik bakımının travma sonrası büyümeye etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Bu çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden, radikal hümanist paradigmaya dayalı, katılımlı eylem araştırmasıdır. Çalışma dört katılımcı ile çevrimiçi görüşmeler aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada eylem öncesi ve eylem sonrası veriler, bireysel görüşmeler ve ölçekler (Yas Ölçeği, Travma Sonrası Büyüme Envanteri) aracılığıyla elde edilmiştir. Bu veriler doğrultusunda eylem sürecinde Omaha Sistemi aracılığıyla İnsan Bakım Kuramı'na temellendirilmiş bireysel hemşirelik bakımı verilmiştir. Girişimler Eğitim, Rehberlik ve Danışmanlık, Sürveyans ve Vaka Yöntemi kategorilerinde uygulanmıştır. Eylem öncesi ve eylem sonrası nitel veriler betimsel analiz yöntemi ile analiz edilmiştir. Nicel verilerde ise ölçek toplam ve alt puanları verilmiştir. Bulgular: Eylem sürecinde katılımcıların en çok yas ve ruh sağlığı ile ilgili problemler yaşadıkları belirlenmiştir. Eylem öncesinde katılımcılar yas süreci ile ilgili çeşitli zorluklar yaşadıklarını belirtmişlerdir. Bu zorluklarla; sosyal destek ve dikkatini başka yöne verme yolu ile baş ettiklerini ifade etmişlerdir. Eylem sonrasında ise; ebeveyn kaybının anlamının, yaşama etkilerinin, kayıpla baş etme becerilerinin değiştiğini ve olumlu değişimler yaşadıklarını ifade etmişlerdir. Ayrıca katılımcıların eylem öncesi ve eylem sonrası ölçek puanları karşılaştırıldığında Yas Ölçeği puanlarının düştüğü, Travma Sonrası Büyüme Envanteri puanlarının ise arttığı bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları, İnsan Bakım Kuramı'na temellendirilmiş hemşirelik bakımının, ebeveynini kaybeden adölesanlarda yas belirtilerini azalttığını ve travma sonrası büyümeye katkı sağladığını göstermektedir. Bu bağlamda İnsan Bakım Kuramı'na temellendirilmiş hemşirelik bakımının ebeveyn kaybı yaşayan adölesanlarda müdahale yöntemlerinden biri olarak kullanılması önerilmektedir.
Telefonla problem çözme müdahalesinin şizofreni tanılı bireylerin ilaç tedavisine uyumuna etkisi
Amaç: Bu çalışmanın amacı şizofreni tanılı bireylerde "Telefonla Problem Çözme Müdahalesi"nin ilaç tedavisi uyumuna etkisini belirlemektir. Yöntem: Öntest sontest yöntemi kullanılarak yürütülen bu randomize kontrollü çalışmaya 21 müdahale ve 24 kontrol olmak üzere toplam 45 şizofreni tanılı hasta katılmıştır. Veriler, Kişisel Bilgi Formu, İçgörünün Üç Bileşenini Değerlendirme Ölçeği, İşlevselliğin Genel Değerlendirilmesi Ölçeği Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği ve Son Değerlendirme Formu kullanılarak toplanmıştır. Her iki gruba da taburculuk öncesi "İlaç Tedavisine Uyum Eğitimi" verilmiştir. Taburculuk sonrasında kontrol grubuna kliniğin rutin uygulamaları ile müdahale grubuna ise iki ay süresince toplam sekiz takip araması olacak şekilde "Telefonla Problem Çözme Müdahalesi" kullanılarak bakım verilmiştir. Veriler nonparametrik testler kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışma sonrasında müdahale grubunda kendi isteği ile ilaç bırakmama (p<0,001) ve ilaç tedavisinin gerekliliğine inanma oranının arttığı (p=0.008), kontrol grubuna kıyasla da bu artışın istatistiksel olarak anlamlı düzeyde daha yüksek olduğu bulunmuştur. Uygulama sonrasında müdahale grubunun Tıbbi Tedaviye Uyum Oranı Ölçeği puanı artarken (p<0.001) kontrol grubunun azalmıştır (p=0.001). Müdahale grubunun ölçek puanının, kontrol grubuna kıyasla daha yüksek olduğu bulunmuştur (p<0.001). Sonuç: Bu çalışma Telefonla Problem Çözme Müdahalesinin şizofreni hastalarının ilaç kullanım özellikleri ve ilaç tedavisi uyumu üzerinde olumlu etkileri olduğunu göstermiştir. Bunun yanı sıra telefonun psikiyatri hemşireliği klinik uygulamalarına aktarımı konusunda yol gösterici olmuştur. Anahtar Kelimeler: tele-hemşirelik, telefon, tedavi uyumu, şizofreni, problem çözme
Psikiyatri kliniğinde yatan bireylerin stresle başa çıkma tarzları ile hemşirelik bakımını algılayışlarının travma sonrası büyüme düzeyine etkisi
Amaç: Bu çalışma psikiyatri kliniğinde yatan bireylerin stresle başa çıkma tarzları ile hemşirelik bakımını algılayışlarının travma sonrası büyüme düzeyine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipte olan bu çalışma, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Psikiyatri Kliniği'nde Şubat 2016-Şubat 2017 tarihleri arasında yapılmıştır. Çalışmada örneklem güç analizi yöntemiyle belirlenmiş olup, toplam 122 birey ile çalışma tamamlanmıştır. Veriler, "Kişisel Bilgi Formu", "Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği (SBTÖ)", "Hastanın Hemşirelik Bakımının Algılayış Ölçeği (HHBAÖ)" ve "Travma Sonrası Büyüme Envanteri (TSBE)" kullanılarak, yüz yüze görüşme yöntemiyle toplanmıştır. Veriler, SPSS 23.0 paket programında analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamasının 37±11 olduğu, %54.9'unun kadın olduğu saptanmıştır. Ayrıca katılımcıların %63.9'unun psikotik özellikli olmayan bir hastalığa sahip olduğu, tedavi sürelerinin 8±9 yıl, psikiyatri kliniğine yatış sayılarının 3±4 olduğu belirlenmiştir. Katılımcıların stresle başa çıkmada etkili yöntemleri kullandığı (54.95±14.74), hemşirelik bakımından memnun oldukları (25.73±12.41) ve yüksek düzeyde travma sonrası büyüme gösterdikleri (66.56±26.23) saptanmıştır. Ölçekler arasında yapılan korelasyonda SBTÖ (p< .001) ve HHBAÖ (p= .001) ile TSBE arasında istatistiksel olumlu yönde bir sonuç bulunmuştur. Sonuç: Çalışmaya katılan bireylerin, stresle etkili başa çıkma tarzlarını kullanmasının ve hemşirelik bakımı kaliteli olarak algılamasının travma sonrası büyüme düzeyini olumlu yönde etkilediği bulunmuştur. Bu sonuçlar ışığında, psikiyatri kliniğinde çalışan hemşireler ruhsal hastalığı olan bireylere etkili başa çıkma yöntemlerini öğreterek ve nitelikli, bireye özgü hemşirelik bakımı vererek, bireylerin travma sonrası büyüme düzeylerine katkıda bulanabilirler. Anahtar Kelimeler: travma sonrası büyüme, stresle başa çıkma, hemşirelik bakımı algısı, ruhsal hastalık, psikiyatri hemşireliği