Theses supervised by Prof. Dr. Kemal Kayıkçı

16 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Öğretmen ve okul yöneticilerinin görüşlerine göre milli eğitim bakanlığı örgütsel kariyer yönetimi uygulamaları ile eğitim çalışanlarının iş motivasyonu arasındaki ilişki

Bu çalışmanın amacı; eğitim çalışanlarının Milli Eğitim Bakanlığındaki mevcut örgütsel kariyer yönetimi uygulamaları hakkındaki görüşlerini belirlemek ve bu uygulamaların çalışanların iş motivasyonuyla ilişkisini incelemektir. Bu çalışmada nicel ve nitel verilerin birlikte kullanıldığı karma araştırma yöntemi kullanılmıştır. Karma araştırma yöntemlerinden ise açıklayıcı sıralı desen kullanılmıştır. Nicel araştırma yaklaşımının kullanıldığı birinci bölümde tarama modeli kullanılmıştır. Birinci bölümün evreni 2022-2023 eğitim öğretim yılında Antalya ilindeki 5 merkez ilçe (Aksu, Döşemealtı, Kepez, Konyaltı, Muratpaşa) sınırları içindeki 357 resmi okul/kurumda görev yapan 5015 öğretmen, 760 müdür yardımcısı ve 357 okul müdüründen oluşmaktadır. Çalışmanın örneklemini 798 eğitim çalışanı (357 öğretmen, 255 müdür yardımcısı ve 186 okul müdürü) oluşturmuştur. Nitel araştırma yaklaşımının kullanıldığı ikinci bölüm ise fenomenoloji deseni ile yürütülmüştür. Nitel bölümün çalışma grubu her ilçeden 1. öğretmen, 1 müdür yardımcısı ve 1 okul müdürü olmak üzere 15 eğitim çalışanından oluşmuştur. Nicel araştırma verileri örgütsel kariyer yönetimi ölçeği ve çok boyutlu iş motivasyonu ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Nitel araştırma verileri yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak toplanmıştır. Nicel verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama, standart sapma, basit korelasyon, parametrik testlerden ilişkisiz örneklemler için t-testi, ilişkisiz örneklemler için tek faktörlü varyans analizi (One Way ANOVA) kullanılmıştır. Nitel verilerin analizinde ise tema analizi, betimsel analiz ve içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda eğitim çalışanlarının mevcut örgütsel kariyer yönetimi uygulamalarını yetersiz buldukları sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim çalışanlarının örgütsel kariyer yönetimi uygulamalarına ilişkin görüşlerinin cinsiyet değişkenine göre işe alma boyutunda; yaş değişkenine göre yükselme ve memnuniyet boyutunda; görev değişkenine göre emeklilik ve planlama boyutunda; okul türü değişkenine göre yükselme ve memnuniyet ile emeklilik boyutlarında anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim çalışanlarının iş motivasyonuyla ilgili olarak dışsal düzenleme-maddesel ve dışsal düzenleme-sosyal unsurların kendilerini motive etmediği sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim çalışanlarının çok boyutlu iş motivasyonu ilişkin görüşlerinin yaş değişkenine göre dışsal düzenleme-maddesel, dışsal düzenleme-sosyal ve içsel motivasyon boyutlarında; öğrenim durumu değişkenine göre dışsal düzenleme-maddesel boyutunda; görev değişkenine göre dışsal düzenleme-maddesel boyutunda anlamlı farklılık gösterdiği sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim çalışanlarının görüşlerine göre mevcut örgütsel kariyer yönetimi uygulamaları ile iş motivasyonu arasında anlamlı bir ilişki olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Eğitim çalışanları Milli Eğitim Bakanlığının örgütsel kariyer yönetimi uygulamalarında özellikle liyakat, adil bir yükselme sistemi ve mali konularda sorunlar olduğunu; bu sorunların kendilerini olumsuz olarak etkilediğini ifade etmişlerdir. Eğitim çalışanları Milli Eğitim Bakanlığının örgütsel kariyer yönetimi uygulamalarına yönelik öneriler getirmişlerdir. Eğitim çalışanları; yükselme sisteminin adil olması, liyakata önem verilmesi ve ücretlerin artırılması durumunda iş motivasyonlarının artacağını ifade etmişlerdir.

Mehmet Daban
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin okul terki durumlarının incelenmesi

Bu çalışmanın amacı Akdeniz Üniversitesi öğrencilerinin okulu terk durumunun tespit edilmesidir. Bu araştırma karma yöntemle hazırlanmıştır. Araştırmanın nicel kısmını Akdeniz Üniversitesi Öğrenci İşlerinden alınan ve son 5 yılda (2018-2023) okulu terk eden öğrenci bilgilerinden oluşan verilerinin incelenmesi oluşturmaktadır. Araştırmanın nitel bölümünde araştırmacılar tarafından hazırlanan sorulardan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu veri toplama aracı olarak kullanılmıştır. Verilerin çözümlenmesinde içerik analizi kullanılmıştır. Çalışma grubunu Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesinde son 5 yılda okulu bırakan 14 öğrenci ve şu anda üniversitede görev yapan 6 yönetici olmak üzere 20 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırma sonuçları, okul terki durumunun yükseköğretimde yaygınlığına işaret etmektedir. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre; Akdeniz üniversitesinde son 5 yılda aktif öğrenci sayısı azalmış ve okul terk oranı ortalaması %10,7 olarak hesaplanmıştır. Erkek öğrencilerin okul terk oranın kız öğrencilerin okul terk oranından yüksek olduğu görülmüştür. Fakülteler açısından ise okul terk oranının Mühendislik ve İlahiyat Fakültesinde daha yüksek olduğu; Tıp ve Hukuk Fakültesinde daha az olduğu elde edilmiştir. Akdeniz Üniversitesinde son 5 yılda okul terk sebeplerinin: azami öğrenim süresini dolduran, kendi isteği, azami sürede son sınıf olmayan, kayıt yenilememe, başarısızlık, diğer ve yönetim kurulu kararı ile okuldan ayrıldıkları ve en fazla okul terkinin azami öğrenim süresini doldurma sebebiyle yaşandığı belirlenmiştir. Katılımcıların, ekonomik nedenleri, okul kaynaklı nedenleri ve bireysel nedenleri okuldan ayrılma nedeni olarak belirttikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların ekonomik neden olarak "maddi imkânsızlıklar ve kalacak yer sorunu olmasını" sebep olarak belirttikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların okuldan kaynaklanan neden olarak "atamalarının yapılmayacağını düşünmeleri, öğretim elemanlarının tutumu, uygulanan öğretim yöntemlerinin yetersizliği ve sosyal ortamların yetersizliği" gibi nedenleri okul terki nedeni olarak belirtikleri tespit edilmiştir. Bireysel nedenler olarak "bölümü bilinçli olarak seçmemeleri, başka bölümleri kazanmaları, öğrencilerin okul ortamına uyum sağlayamamaları, memur olarak işe başlamaları ve evlilik" gibi nedenleri okul terki nedeni olarak belirtikleri tespit edilmiştir. Katılımcıların çoğunluğu okul terkinin kendilerini olumlu etkilediğini söylemiş ve bu durumu iş hayatına erken atıldıklarını ve sevdikleri işi yapma imkânı bulduklarını belirterek açıklamışlardır. Okul terkinin kendilerini olumsuz etkilediğini belirten katılımcıların ise "zaman kaybım oldu, ekonomik özgürlüğü sağlayamadım ve hayalindeki mesleği yapamadım" dedikleri tespit edilmiştir. Öğrenci katılımcıların bazıları okul terkini önlemek için okuldan destek aldıklarını belirtirken çoğunluğunun destek almadıklarını belirttikleri ve yönetici katılımcılar öğrencilerin okul terkini önlemek için çaba göstermediklerini belirttikleri tespit edilmiştir. Okul terkini önleme konusunda katılımcıların: Okul rehberlik servisi destek olmalı, Burs imkânları arttırılmalı, Okul içerisinde iş olanakları arttırılmalı, Kalacak yer sorunu çözülmeli, Mezuniyet sonrası atanma garantisi olmalı, Oryantasyon çalışmaları önemsenmeli, Danışmanların görev alanı genişletilmeli şeklinde önerileri olduğu tespit edilmiştir.

Serpil Şahan
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Okul öncesi öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının iş doyumları ve mesleğe yönelik tutumları üzerine etkisi

Bu araştırma okul öncesi öğretmenlerinin örgütsel adalet algılarının iş doyumları ve mesleğe yönelik tutumları üzerine etkisini belirlemeyi amaçlayan nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırma evrenini Antalya ili Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu ilçelerinde Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel anaokullarında çalışan okul öncesi öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklem grubunu ise 2023-2024 eğitim öğretim yılında Antalya ili beş merkez ilçedeki (Kepez, Muratpaşa, Konyaaltı, Döşemealtı ve Aksu) Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel anaokullarında görev yapan okul öncesi öğretmenleri oluşturmuştur. Örnekleme alınan okullar kolay ulaşılabilir örnekleme yöntemine göre, öğretmenler ise seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışma grubunu 272'si resmi anaokulu, 91'i ise özel anaokulunda çalışan toplam 363 okul öncesi öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma verileri Kişisel Bilgi Formu, Polat (2007) tarafından Türkçe'ye uyarlaması yapılan Örgütsel Adalet Ölçeği, Weiss, Davis, England ve Lofquist (1967) tarafından geliştirilen ve Baycan (1982, s. 72-73) tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Minnesota İş Doyum ölçeği ve Demir (2016) tarafından öğretmenlere uyarlanan Öğretmenlik Mesleğine Yönelik Tutum Ölçeği kullanılarak elde edilmiştir. Araştırma verilerinin analizi SPSS 27 programı ile yapılmış ve %95 güven düzeyi ile çalışılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, iki grubun aritmetik ortalamalarının karşılaştırılmasında t testi, ikiden fazla grubun aritmetik ortalamaları arasındaki farkın belirlenmesinde varyans analizi ve sonucunda grupların aritmetik ortalamaları arasındaki farkın hangi gruplar arasında olduğunu tespit etmede post-hoc testlerinden LSD ve Scheffe çoklu karşılaştırma testlerine başvurulmuştur. Ölçek puanları arasındaki ilişkilerin belirlenmesinde korelasyon analizine başvurulurken bağımsız değişkenin bağımlı değişken üzerindeki etkisini belirlemek için regresyon analizi kullanılmıştır. Elde edilen istatistiksel sonuçlar değerlendirilirken anlamlılık düzeyi p<.05 olarak temel alınmıştır. Araştırma bulgularından edilen sonuçlara göre, öğretmenlerin örgütsel adalet algılarının çok yüksek, iş doyumu düzeyleri ve mesleğe yönelik tutumlarının yüksek düzeyde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerinin görevli oldukları okul türü göz önünde bulundurulduğunda resmi anaokullarında çalışan okul öncesi öğretmenlerinin, örgütsel adalet algıları, iş doyumu düzeyleri ve mesleğe yönelik tutumları özel anaokulunda çalışan okul öncesi öğretmenlerine göre yüksek düzeyde bulunmuştur. Okul öncesi öğretmenlerinin kıdemlerine göre yapılan analizlerde sadece örgütsel adalet algıları yönünde anlamlı farklılığa ulaşılmıştır. Okul öncesi öğretmenlerin görüşlerine göre, örgütsel adalet, iş doyumu ve mesleğe yönelik tutumları arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Yapılan regresyon analizinde; örgütsel adaletin iş doyumunu, örgütsel adaletin mesleğe yönelik tutumu ve iş doyumunun mesleğe yönelik tutumu anlamlı bir şekilde yordadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: okul öncesi, örgütsel adalet, iş doyumu, mesleğe yönelik tutum

Emine Büşra Yurtsever
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin okula ilişkin memnuniyet düzeyleri ve metaforik algıları ile hayallerindeki ideal okula dayalı bir model önerisi

Okul paydaşlarının merkezinde öğrenci yer almaktadır çünkü gerek öğretmen ve yöneticiler gerekse hizmetli, personel ve veliler gibi diğer paydaşlar okulla ilgili bütün faaliyetlerini öğrenciye kazandırılması beklenen bilgi, beceri, tutum ve alışkanlıklar için vardır. Öğrenciler zamanlarının önemli bir kısmını okulda geçirmekte ve eğitimden beklentilerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Bunun için gerek okula ilişkin kazanımlar gerekse onlara sunulan hizmetler okuldan memnuniyetlerini büyük oranda etkilediği düşünülmektedir. Bu araştırmanın amacı lise öğrencilerinin okuldan memnuniyet düzeylerini saptamak ve hayal ettikleri ideal okul kavramına dayalı görüşlerini tespit ederek bir okul model önerisi geliştirmektir. Bu çalışma, Sıralı açıklayıcı (Nicel- Nitel) desende karma yöntemde bir araştırmadır. Çalışmanın nicel bölümünde; Çalışma evrenine 2020-2021 eğitim öğretim yılında Antalya ilinde bulunan beş merkez ilçedeki tüm resmi lise türlerinden araştırmaya dahil edilen öğrenciler, kolay ulaşılabilir oransız küme örneklemesine uygun olarak seçilmiştir. Araştırmacı tarafından "Öğrencilerin Okul Memnuniyeti Ölçeği" geliştirilmiş, ön ve asıl uygulama yapılmıştır. Nitel bölümünde ise; Antalya ilinde bulunan beş merkez ilçedeki Anadolu lisesi öğrencileri ile yine araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanarak nitel görüşmeler yapılmıştır. Öğrencilerle yüzyüze görüşmeler yapılmış ve okula ilişkin metaforik algıları ile hayallerindeki okula ilişkin görüşleri alınmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, nicel bölüm için yapılan t-testi, aritmetik ortalama ve ANOVA ve LSD testleri sonucunda öğrencilerin memnuniyet düzeyleri; okulun boyutlarına göre genel memnuniyetleri "orta derecede memnunum" şeklindedir; aritmetik ortalamalar ise okulun en yüksek memnuniyet düzeyinin okuldaki öğretmen-öğrenci ilişkileri ve iletişim boyutunda; en düşük ortalamanın ise okulun fiziki yapısı, bahçe ve bölümlerinin yeterliği, ders içerik, program ve müfredatın öğrencilere uygunluğu boyutlarında olduğu görülmüştür. Cinsiyetlerine göre incelendiğinde; kız öğrenciler ile erkek öğrenciler arasında anlamlı fark olduğu; bu farkın da kız öğrencilerin memnuniyet algılarının erkeklere göre daha düşük düzeyde olduğu; sınıf düzeylerine göre; genel olarak anlamlı farklılık olduğu; bu farkın öğrencilerin sınıf düzeyleri yükseldikçe memnuniyetlerinin düştüğü; Lise türlerine göre ise; anlamlı farklılık olduğu; tüm boyutlarına göre bakıldığında, imam hatip liselerinde öğrenim gören öğrencilerin okuldan memnuniyet düzeylerinin diğer lise türlerindeki öğrencilere göre daha yüksek olduğu; Anadolu liselerindeki öğrencilerin ise tüm boyutlarda genel memnuniyetin görece düşük olduğu saptanmıştır. Nitel bölümde ise, Anadolu lisesi öğrencilerin görüşleri incelendiğinde okula ikilişkin metaforik algıları olumlu ve olumsuz olarak sınıflandırılmış ve gerekçeleri alınmıştır. Buna göre öğrencilerin İkinci Ev, Yuva, Eğlenceli bir Araç, Ağaç gibi olumlu anlam içeren metaforlar üretirken, Labirent, Hapishane, Yarı Açık Cezaevi, Jelibon, Ispanak ve İşyeri gibi olumsuz metaforları ürettikleri görülmüştür. Araştırma sonunda öğrencilerin mevcut okula ilişkin memnuniyetlerini etkileyen unsurlar ve hayallerindeki okula ilişkin görüşleri alınarak öğrencilerin hayallerindeki ideal okul modeli oluşturulmuştur. Buna göre, öğrencilerin hayal ettikleri okul üç boyut ve altı alt boyuttan oluşmuştur. Okulun yönetim, eğitim-öğretim, hizmet ve olanaklar olmak üzere üç boyutu bulunmaktadır. Okulun yönetsel yapısı ve işleyişi, okuldaki öğrenci-öğretmen ilişkileri ve iletişimi, ders içerik, program ve müfredatın uygunluğu, okuldaki eğitimin niteliği ve öğrenci gelişimine katkısı, okulun fiziki yapısı, bahçe ve bölümlerinin yeterliği, okulda öğrenciye sunulan hizmet ve olanaklar şeklinde ise alt boyutu olduğu ortaya çıkmıştır.

Eğitim yaşantıları memnuniyetiLise öğrencileriMetafor+4
Ümran Turan
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Pandemi sürecindeki yönetsel uygulamaların okulun örgütsel işleyişi ve paydaşları üzerindeki etkileri

Eğitim kavramı geçmişten günümüze bütün dünya ülkelerinin olduğu gibi Türkiye'nin de önemli gördüğü kavramlardandır. Çünkü eğitim çocukluktan başlayıp yetişkinliğe kadar uzayabilen bir süreçtir. Eğitilen de toplumu oluşturan; toplumun bu günü, yarını ve dahi geleceği olacak bireyleridir. Eğitimin sağlıklı bir şekilde yürütülebilmesi eğitim yönetimi sayesinde olur. Bu anlamda eğitim yönetimindeki karar verme sürecinin işleyişi ve işlerliği de çok önemlidir. Bu amaçla araştırmanın problemini, Pandemi Sürecindeki Yönetsel Uygulamaların Okulun İşleyişi ve Okul Paydaşları Üzerindeki Etkilerinin neler olduğu oluşturmaktadır. Araştırma'nın amacı; Milli Eğitim Bakanlığının uygulamak zorunda olduğu Uzaktan Eğitim Süreci'nin uygulanmasının ardından, bu süreç içerisinde en çok yer alan ve bizzat uygulayıcı olarak görev yapan, konuyla ilgili pek çok yaşantı geliştiren okul paydaşlarının, süreç ve uygulamalar yapılırken karşılaştıkları yönetsel uygulamalar ve bu uygulamaların okul paydaşları üzerindeki etkilerinin tespit edilmesidir. Okul paydaşlarının bu uygulama süreci içerisinde karşılaştıkları durum, olay ve yaşantılar yoluyla elde ettikleri tecrübe, gözlem ve yaşantılarına dair olan görüşlerinden yola çıkarak; sistemin içerisindeki yönetsel uygulamaların iyi işleyen, avantaj sağladığı düşünülen yönlerinin veya aksayan, dezavantaj olarak görülen yönlerinin tespit edilmesi sayesinde olumsuzlukların olumlu hale getirilebilmesi, dezavantajların da avantaj olarak nitelendirilebilecek yeterliliğe nasıl kazandırılacağına dair bir görüş oluşturmaya çalışılmıştır. Böylelikle yaşanılan sürecin devamında, sürecin uzaması halinde ya da gelecekte benzer bir durumla karşılaşıldığı zamana literatürümüze bu konuyla ilgili çözüm önerilerinin kazandırılması, bütün araştırmacı ve konu ile ilgilenen kişilere ulaştırılması açısından çalışmamız büyük bir öneme sahiptir. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim-öğretim yılında Antalya ili merkez ilçelerinden seçilen Kepez, Muratpaşa, Döşemealtı ve Konyaaltı ilçelerinde bulunan İlçe Milli Eğitim Müdürlüklerinde görevli Şube Müdürleri, resmi ilkokullarda görev yapan yönetici ve öğretmenler ile bu okullarda öğrenim gören öğrencilerin velileri oluşturmuştur. Çalışmadaki okul ve katılımcılar seçkisiz olmayan örnekleme tekniklerinden amaçlı örnekleme tekniği ile seçilmiştir. Bütün veriler için yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmış ve elde edilen veriler betimsel ve içerik analizi yöntemleri kullanılarak incelenip yorumlanmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre; Milli Eğitim Bakanlığı'nın yönetim anlayışı Merkezden yönetimdir ve yukarıdan aşağıya doğru bir hiyerarşik yönetim sistemi kendini göstermektedir. Katılımcılarımızın çoğunun 'Merkezi kararlar alınması' ifadesini belirtmeleri pandemi sebebiyle ortaya çıkan kaos ortamında dahi eğitim sistemimizin merkezden gelen yönetimsel kararlar dahilinde yönetildiğini desteklemektedir. Elde edilen bulgularımız pandemi sürecinde merkezi kararların kriz yönetimi şeklinde ele alınarak hızlı bir şekilde uygulamaya konulduğunu desteklemektedir. Ancak işleyişi değişen bu süreçteki en büyük dezavantajın daha önceden bu şekilde bir durumla karşılaşılmamış olması ve ilk defa uygulanmasından ötürü 'Kararlar değişmesi' bulgusuna ulaşılmış olmasıdır. Pandemi sürecinde alınan yönetsel uygulamaların yöneticiler üzerindeki etkilerine baktığımızda olumlu ve olumsuz olmak üzere, iki başlık altında toplandığını görmekteyiz. Bunlardan olumlu olarak; 'Kriz yönetimiyle ilgili tecrübeler kazandırma' bulgusu ortya çıkmaktadır. Pandemi sürecinde alınan yönetsel uygulamaların yöneticiler üzerindeki olumsuz yönde belirtilen etkilerine baktığımızda; 'Bazı idareciler sürece uyum sağlayamama' bulgusu aslında sürece ne kadar hazırlıksız yakalanıldığının bir göstergesidir. Bunun yanı sıra idareciler üzerinde psikolojik etkilerinin olması, stresi arttırması, yönetimsel açıdan zorlanılması, riskli durumlarda işe gidilmemesi bazıları tarafından fırsata çevrilmesi, yöneticilerin İl-İlçe yönetimleri ve veliler arasında kalınması gibi ortaya çıkan bulgular, kriz dönemlerinin ortaya çıkardığı birer sonuç olarak nitelendirilebilir. Araştırmamızdan elde etmiş olduğumuz 'Teknolojik ve maddi imkansızlıklar sebebiyle zorlanma' bulgusu, okullarda araç-gereç sağlamanın okul yönetiminin yönetsel bir sorunu olduğunu desteklemektedir. Öğretmen, öğrenci ve velilerin motivasyonunu sağlamada zorlanma; öğretmenlerin hazırlıksız yakalanması, telafi eğitimlerinde zorlanmaları, teknolojiyi kullanma konusunda sıkıntılar yaşamaları; öğrencilerin öğrenci başarılarının düştüğü, dikkat dağınıklığı ile birlikte odaklanamadıkları ve motivasyonda azalma meydana geldiği, psikolojik olarak etkilenmeleri, davranışsal olarak da olumsuz etkileri olduğu ve buna bağlı olarak okul kültürünün oluşmadığı şeklinde ve bunlara benzer bulgular da ortaya çıkmıştır. Pandemi sürecinde alınan yönetsel uygulamaların iç paydaşların okul algısı üzerinde etkilerinin olduğu, okulun iklimini ve okul kültürünü olumsuz yönde etkilediği, mesleki gelişim açısından katkı sağladığı, değerlendirme sürecinde olumsuz etkileri olduğu, kararların geç gelmesinden ötürü okulun işleyişinde sıkıntılar ve gecikmeler yaşandığı, birimler ve paydaşlar arasında kopukluklar ve iletişim sıkıntıları yaşandığı, okulun işleyişi aksadığı, kararların genele göre alınmasından ötürü işleyişte sıkıntılar yaşandığı ve yine kararların hızlı alınıp çabuk değişmesinden ötürü olumsuz etkilediği belirtilmiştir. Kriz ve olağan üstü durumlarda kararların çabuk alınması önemlidir ancak genele uygun olarak etkili kararların alınamaması ve kopuklukların ortaya çıkmasının işleyişi de olumsuz etkilediği görülmektedir. Anahtar Kelimeler: Pandemi Süreci, Örgütsel İşleyiş, Yönetsel Kararlar, Okul Paydaşları

COVID 19Eğitim yönetimiPandemiler+6
Leyla Kesik
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İlköğretim ve ortaöğretim kurumları yönetici ve öğretmenlerinin örgütsel destek algılarının çeşitli değişkenler üzerindeki etkisi hakkındaki görüşleri

Bu araştırmanın amacı yönetici ve öğretmenlerin örgütsel destek algılarını saptamak ve bu algıların performansları, motivasyonları, örgütsel bağlılıkları üzerindeki etkisine ilişkin görüşlerini ortaya koymaktır. Araştırma nitel araştırma modelinde yapılmış olup bütüncül çoklu durum deseninde hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu 2021-2022 eğitim öğretim yılında Antalya ili Muratpaşa, Serik ve Manavgat ilçelerindeki ilk ve ortaöğretimde görev alan ve amaçlı örneklem çeşitlerinden ölçüt örnekleme tekniğine göre seçilen 9 yönetici ve 15 öğretmen oluşturmuştur. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla yapılan görüşme tekniği ile toplanmış ve betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda araştırmaya katılan öğretmenlerin çoğu uygulanan ödül sisteminin adil olmadığını belirtmişlerdir. Bunun yanında araştırmaya katılan okul yöneticilerinin çoğu ise öğretmenlerin tersine ödül sisteminin adil olduğunu belirtmişlerdir. Katılımcı öğretmenlerin çoğu eğitim sistemindeki ödül sürecinin şeffaf ve adil olmadığını, ikili ilişkiler ve siyasi unsurların sürece etki ettiğini, ödüllerin liyakat ilkeleri dikkate alınmadan verildiğini, öğretmenlerin iş koşullarından memnun olmadıklarını hatta ortamın öğretmenleri memnun etmek için düzenlenmediğini ve yıllardır bu koşullarda herhangi bir iyileşme olmadığını belirtmişlerdir. Ayrıca katılımcı öğretmenlerin çoğu eğitim öğretim için kullanılan yazıcı, akıllı tahta gibi gereçlerin de eksik olduğunu vurgulamışlardır. Katılımcı öğretmenlerin çoğu yönetim tarafından yalnız bırakıldığını ifade etmişlerdir. Eğitim sisteminde uygulanan ödül sürecinin güdüleyici, şeffaf, adil ve herkese eşit bir şekilde uygulanabilir hale getirilmesi için çalışmalar yapılmalı siyasi tercihler yerine liyakat ödüllendirmede ve yükseltmelerde esas alınmalıdır. İş koşulları öğretmenlerin ihtiyaçları ve kaliteli eğitim gereksinimleri dikkate alınarak yeniden düzenlenmelidir. Öğretmen ve yöneticilerin kendilerini geliştirmeleri yönündeki çabaları desteklenerek onların lisansüstü eğitim almaları özendirilmelidir. Anahtar Kelimeler: okul, öğretmen, yönetici, örgütsel destek

Eğitim kurumlarıOrtaöğretim okullarıYöneticiler+3
Pınar Bayram
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile pozitif psikolojik sermayeleri arasındaki ilişki

Araştırmanın amacı öğretmenlerin örgütsel adalet algıları ile pozitif psikolojik sermayeleri arasındaki ilişkiyi saptamaktır. Araştırma nicel araştırma yöntemiyle oluşturulmuş olup ilişkisel tarama modeline göre hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2021/2022 Eğitim- Öğretim yılında görev yapan Antalya ili ilk ve ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Örnekleme Antalya ili Konyaaltı, Muratpaşa ve Kepez merkez ilçelerinde; her ilçeden 10' ar olmak üzere toplam 30 okul random usulüyle seçilmiştir. Basit seçkisiz küme örnekleme yöntemi kullanılarak ulaşılan öğretmenlerin doldurduğu 376 ölçek değerlendirmeye alınmıştır. Araştırmada Uğurlu ve Üstüner (2011) tarafından Türkçeye uyarlanan "Örgütsel Adalet Ölçeği" ve Çetin ve Basım (2012) tarafından Türkçeye uyarlanan "Pozitif Psikolojik Sermaye Ölçeği" kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre öğretmenlerin pozitif psikolojik sermayelerine ilişkin en yüksek algı düzeyi özyeterlilik boyutundayken en düşük algı düzeyi ise psikolojik dayanıklılık ve iyimserlik boyutlarında olmuştur. Öğretmenlerin pozitif psikolojik sermaye algı düzeylerinde cinsiyet değişkenine göre anlamlı farklılık görülmezken; öğrenim durumu, mesleki deneyim, okuldaki görev süresi değişkenlerine göre ise anlamlı farklılık tespit edilmiştir. Öğretmenlerin örgütsel adalet algıları çalışanlarla ilişkiler boyutunda en yüksek düzeyde iken amirlerle ilişkiler boyutunda ise en düşük düzeyde bulunmuştur. İlk ve ortaokul öğretmenlerinin örgütsel adalet algıları arasında cinsiyet, öğrenim durumu, mesleki deneyim, okuldaki görev süresi değişkenlerine göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Öğretmenlerin psikolojik sermaye ile örgütsel adalet algıları arasında anlamlı, pozitif yönde doğrusal ve orta düzeyde bir ilişki bulunmaktadır. Özyeterlilik boyutunun, iyimserlik boyutu ile arasında orta, amirlerle ilişkiler boyutu ile arasında ise zayıf, pozitif yönde anlamlı doğrusal bir ilişki bulunmaktadır.

Pozitif psikolojik sermayeÖrgütsel adaletÖğretmenler
Şerife Feyza Kaya
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin psikolojik dayanıklılıkları ile örgütsel adanmışlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı öğretmenlerin psikolojik dayanıklılıkları ile örgütsel adanmışlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesidir. Çalışmada nicel araştırma yaklaşımına dayalı yöntemlerden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Manavgat, Serik ve Aksu ilçesinde Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ve özel okullarda görev yapmakta olan öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklem ise basit seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenen 527 öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan ''Kişisel Bilgi Formu'', Friborg ve ark. tarafından geliştirilen, Basım ve Çetin tarafından Türkçe uyarlaması yapılan ''Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği' ve Celep tarafından geliştirilen ''Eğitim Örgütlerinde Öğretmenlerin Örgütsel Adanmışlığı Ölçeği'' kullanılmıştır. Verilerin istatiksel analizinde frekans, yüzdelik, ortalama ve standart sapma değerleri hesaplanmıştır. Verilerin niceliksel analizinde t-Testi, ANOVA ve LSD istatistiki tekniklerinden faydalanılmış olup SPSS 24 programı kullanılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik dayanıklılıkları ile örgütsel adanmışlıkları arasındaki ilişkinin incelenmesinde korelasyon analizi yapılmıştır. Araştırmada öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık ve örgütsel adanmışlık düzeyleri cinsiyet, mesleki kıdemi, bulunduğu okulda çalışma süresi, okul türü, okul kademesi, okulun bulunduğu sosyoekonomik çevre, okul yöneticilerinin sosyal ve kültürel faaliyetleri destekleme değişkenlerine göre incelenmiştir. Araştırma sonucunda öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık ve örgütsel adanmışlık düzeylerinin yüksek olduğu tespit edilmiştir. Öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeyleri ile örgütsel adanmışlık düzeyleri arasında istatistiksel olarak pozitif yönlü, orta düzeyde anlamlı bir ilişki olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmenlerin psikolojik dayanıklılık düzeylerinde sırasıyla cinsiyet, mesleki kıdem, okuldaki hizmet süresi, okulun bulunduğu sosyoekonomik çevre, çalışılan okul kademesi değişkenlerine göre anlamlı farklılık görülmezken; okul yöneticilerinin sosyal ve kültürel faaliyetleri destekleme değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Öğretmenlerin örgütsel adanmışlık düzeylerinde sırasıyla cinsiyet, mesleki kıdem, okuldaki hizmet süresi, okulun bulunduğu sosyoekonomik çevre, çalışılan okul kademesi değişkenlerine göre anlamlı farklılık görülmezken; okul yöneticilerinin sosyal ve kültürel faaliyetleri destekleme değişkenine göre anlamlı farklılık gösterdiği görülmüştür. Bu araştırma bulguları sonucunda, öğretmenlere okul iklimini benimsetmek, okula aidiyet duygusunu güçlendirmek, psikolojik dayanıklılık ve örgütsel adanmışlıklarını düzeylerini arttırmak için, bir hizmet içi eğitim programları hazırlanabilir. Anahtar Kelimeler: Psikolojik dayanıklılık, örgütsel adanmışlık, öğretmen

Psikolojik dayanıklılıkÖlçeklerÖrgütsel adanma+1
Orkun Akbaba
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Türk eğitim sisteminde uzmanlaşma anlayışının incelenmesi

Eğitim bir ülkenin geleceğinin inşasında temel oluşturan en önemli süreçtir. Eğitimin bu sebeple doğru yönetilmesi toplumun yarınının heba edilmemesi açısından zorunluluktur. Toplumun yarınını oluşturacak olan nesil, eğitimin yarınını hesaplayan eğitim yönetimi anlayışıyla var edilebilirler. Bu doğrultuda eğitim örgütleri çağı yakalayacak bilişsel düzeyde dizayn edilmelidir. 21. Yüzyılın hızlı değişimine ayak uydurmak mecburiyetinde olan örgütler, başarıya ulaşabilmek için giderek karmaşıklaşan işlerde nitelikli insan gücüne dünden daha fazla ihtiyaç duymakta, bu doğrultuda iş bölümü ve uzmanlaşma yaratmaya çalışmaktadırlar. İnsan kaynağını ihtiyaç duyulan alana göre uzmanlaşmayı ve gelişimi sağlayamamak Türk Eğitim Sisteminin de temel sorunlarından biridir. Bu konuda Türk Eğitim Sisteminde geçmişten günümüze uzmanlaşma sürecine ilişkin çeşitli uygulamalar yapılmış fakat uygulamaların sürekliliği olmamıştır. Uzman yapılmak istenen çalışanlar nitelikli yetiştirilememiş, nitelikli olan uzmanlardan da yeterince faydalanılamamıştır. Sürekli meydana gelen sistem değişiklikleri ile uzmanlaşma uygulamaları çalışanların zihninde bir netlik kazanamamıştır. Bu noktadan hareketle Türk Eğitim Sistemimizin uzmanlaşma anlayışı ve MEB'in uzmanlaşmaya ilişkin uygulamaları araştırmamızın temel konusunu oluşturmuştur. Bu araştırmanın amacı; okul müdürü, öğretmenler, eğitim müfettişleri ve eğitim uzmanlarının geçmişten günümüze Türk Eğitim Sistemindeki uzmanlaşma sürecine ilişkin anlayışlarını belirlemek ve bu görüşler doğrultusunda Millî Eğitimi Bakanlığı'nın mevcut uzmanlaşmaya dair uygulamalarının insan kaynakları yönetiminin kariyer ilkesine ve çağdaş yönetim anlayışına göre değerlendirmesini yapmaktır. Yaptığımız çalışma ile sistem içerisinde varsa olumsuz durumları tespit etmek, bunları çözümlemeye ilişkin öneriler sunmak ve yeni uygulayıcılara kaynak oluşturmak hedeflenmektedir. Araştırmamızın çalışma grubu 2022-2023 eğitim öğretim yılında Antalya Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı ilçelerinde görev yapmakta olan yönetici ve öğretmenler ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki eğitim müfettişleri ile eğitim uzmanlarından oluşturulmuş 36 katılımcıyı içermektedir. Bu araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Çalışma grubunun oluşturulmasında gönüllülük esası dikkate alınmıştır. Veriler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış formu yoluyla toplanmıştır. Araştırma sonucunda bu uygulamalara ilişkin çeşitli bulgular tespit edilmiştir: uygulamaların süreklilik arz etmemesi, eğitim alanından olmayan insanların öğretmen yapılması, yöneticilik alımlarında liyakat aranmaması, uzmanlık sürecinde nitelikli eğitim süreçlerinin işletilmemesi, yetişmiş insan gücünün etkili kullanılmaması ve kaynakların israf edilmesi, uzmanlığa alım sürecinde siyasi eğilimlerin belirleyici olması, uzmanlaşmanın ekonomiye indirgenmiş kariyer basamağı uygulamaları ile yapılmaya çalışılması, yapılan faaliyetlerin çalışanların talepleri ve ihtiyaçları göz önünde bulundurulmadan merkeziyetçi bir şekilde tepeden inme yürütülmesi, objektif ve bilimsel kriterlerin olmaması gibi etkenlerin eğitim sisteminde yer aldığı saptanmıştır. Ayrıca, insan kaynakları yönetiminin kariyer ilkesi açısından değerlendirildiğinde mevcut uygulamaların uzmanlaşmayı motive etmekten uzak olduğu, eşitlikçi ve objektif bir anlayışa sahip olmadığı ve verilen unvanların görev tanımlarının olmaması sebebiyle işin tanımının ve analizinin yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Uzmanlaşma sürecinde objektif kriterlere ve yeterliğe dayalı ölçme araçları geliştirilerek kullanılmalı ve uzmanlar alanlarına uygun yerlerde ve eğitimin niteliğini artırabilecek şekilde değerlendirilmelidir.

Evrim İnceoğlu
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

İlkokul, ortaokul ve liselerin kalite unsurları açısından değerlendirilmesi

Her bireyin kaliteli ve nitelikli eğitim alması aynı zamanda bir insan hakkıdır. 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nda fırsat ve imkân eşitliği maddesi kapsamında eğitimde tüm bireylere kaliteli eğitim sağlanması esastır. Bu bağlamda bu çalışmada, ilkokul, ortaokul ve liselerin kalite unsurları ile ilgili bir ölçme aracının geliştirilmesi ve bu okul türlerinin kalite unsurları açısından değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu çalışma, okulların kalite unsurlarına ilişkin bir ölçeğin geliştirilmesini sağlaması, okul türlerine göre kalite durumlarını ortaya koyarak bu açıdan karşılaştırılmalarına ve eksikliklerinin tespit edilerek tamamlanmasına ilişkin önerilerin geliştirilmesine olanak vermesi bakımından önemlidir. Bu araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Antalya ili Muratpaşa, Kepez, Aksu Döşemealtı ve Konyaaltı ilçelerinde ilkokul ortaokul ve liselerde görev yapan müdür, müdür yardımcı ve öğretmenler oluşturmaktadır. Örneklemi ise gelişigüzel örnekleme yöntemiyle ile belirlenen 591 okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmen oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında araştırmacı tarafından geliştirilen okul kalite unsurları ölçeği kullanılmıştır. Verilerin analizinde t-testi, ANOVA ve post-hoc testlerinden Tukey testi kullanılarak, okul kalite unsurları düzeyi okul kademesi, okul türü, kıdem, görev türü, cinsiyet ve ilçe değişkenlerine göre incelenmiştir. Çalışma sonuçlarına göre, katılımcıların cinsiyetine, okul kademesine, okul türüne, katılımcıların görev türlerine ve ilçeye göre okulların kalite alt boyutları arasında anlamlı farklılıklar ortaya çıkmıştır. Liselerin destek bölümü ve bahçe düzeninin ilkokul ve ortaokullara göre, ilkokulların okul çevre ilişkisinin ortaokullara göre kalite unsuru düzeyinin daha yüksek olduğu görülmüştür. Fakat okul müdürü, müdür yardımcısı ve öğretmenlerin okul kalite unsurları düzeyi kıdem değişkenine göre incelendiğinde alt boyutlar arasında anlamlı farklılık oluşmadığı görülmüştür. Tüm okul kademelerinde etkili bir okul çevre işbirliği gerçekleştirmek için çift yönlü iletişim kanallarının sürekli açık tutulması sağlanmalıdır. Okul bahçeleri öğrencilerinin ihtiyaçlarına göre düzenlenmelidir. Türkiye'nin geleceği olan öğrencilerin eğitim gördüğü okullar planlanırken yeterince bütçe ayırmalı ve tam donanımlı eğitim kurumları planlanmalıdır.

Mustafa Ünet
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Okul yöneticilerinin makam güvencesinin yönetsel karar ve uygulamalar üzerindeki etkisi

Bu araştırma okul yöneticilerin makam güvencesinin yönetsel karar ve uygulamalar üzerindeki etkisini okul yöneticisi, yöneticilik geçmişi olan öğretmen ve şube müdürlerinin görüşleri ile ortaya koymak ve elde edilen bulgular eşliğinde öneriler geliştirebilmek amacıyla yapılan nitel bir çalışmadır. Araştırma durum çalışması desenlerinden iç içe geçmiş çoklu durum deseninde hazırlanmıştır. Araştırmanın çalışma grubu 2022-2023 eğitim-öğretim yılında Antalya ili Kepez, Konyaaltı ve Muratpaşa ilçelerinde görevli 18 okul yöneticisi, 9 yöneticilik geçmişi olan öğretmen ve 3 şube müdürü olmak üzere toplam 30 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların belirlenmesinde maksimum çeşitlilik ve kartopu örnekleme yöntemlerinden faydalanılmıştır. Araştırmada verilerin toplanması bireysel görüşme ve mevzuata bağlı doküman incelemesi ile gerçekleştirilmiştir. Katılımcılarla yapılan görüşmelerde araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi ve betimsel analiz yoluyla çözümlenmiştir. Araştırma, insan kaynakları yönetiminin önemli ilkelerinden biri olan güvence ilkesine (makam güvencesi) ilişkin Türk Milli Eğitim Sistemi'ndeki uygulamaları ortaya koyması, makam güvencesinin örgüt ve birey boyutu üzerindeki etkilerinin saptaması ve daha etkili bir işleyiş için uygulayıcılara öneriler sunması açısından önemlidir. Araştırma verilerine göre katılımcıların büyük çoğunluğu okul yöneticilerinin makam güvencesinin yeterli olmadığı görüşündedir. Makam güvencesi yetersizliği nedeniyle okul yöneticilerinin motivasyonunun düştüğü, kuruma aidiyet duygularının zayıfladığı, otoritesinin zayıfladığı, yetkilerini kullanamadığı ve üst yönetimin baskıcı tutumuna maruz kaldığı katılımcı görüşleri ile tespit edilmiştir. Katılımcılar okul yöneticilerinin makam güvencesi yetersizliğinin, kurumda disiplinsizliğe, öğretmenlerin veriminin düşmesine, eğitim öğretim sürecinin niteliğinin düşmesine neden olduğu görüşündedir. Anahtar Kelimeler: Makam Güvencesi, Okul Yöneticisi, Motivasyon, Yönetsel Karar

Eylem Kozak
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Resmi ve özel okulların kurum kültürü bakımından karşılaştırılması

İçinde birey bulunan her kurum bir kültüre sahip olduğu gibi, okulların da kendilerine has kültürleri vardır. Bireylerin içinde yer aldığı kurumu benimsemesi ve içinde yer aldıkları kurumun vizyonuna, misyonuna bağlılık duymasıyla; kurumların ilerlemesi, hedeflerine ulaşması arasındaki ilişki şüphesizdir. Eğitim sisteminin en önemli ve etken parçası olan okulların sahip olduğu kurum kültürü kendisini, çalışanlarını etkilediği gibi bir üst sistem olan toplumu da etkilemektedir. Okulun en önemli ve en açık özelliği, üzerinde çalıştığı hammaddenin toplumdan gelen ve topluma giden insan olmasıdır. Bu nedenle, okullarda kurum kültürü daha çok önem kazanmaktadır. Hal böyleyken ülkemizin en önemli kurumlarından olan resmi ve özel okullarda kurum kültürünün tespit edilmesi ve bu okulların birbirleriyle karşılaştırılması, içinde bulunduğumuz durumun aydınlatılması bakımından önemlidir. Bu anlamda bu araştırmada resmi ve özel okullarda kurum kültürünün betimlenerek karşılaştırılması amaçlanmıştır. Araştırmada görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırma verileri, örgüt kültürünün boyutlarını içeren görüşme sorularının katılımcılarla yüz yüze görüşülerek sorulması ve cevaplandırılmasıyla elde edilmiştir. Bunun için kullanılan veri toplama aracı yapılandırılmış görüşme formundan oluşmaktadır. Araştırmada kullanılan görüşme formu Cooke ve Rousseau'nun geliştirdiği "örgüt kültürü envanteri"nden yararlanılarak hazırlanmıştır. Araştırmada Antalya İlinde bulunan bazı resmi ve özel okullarda çalışan 24 öğretmen ve 6 yönetici ile görüşme yapılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, en büyük problemi resmî okullardaki öğretmenlere nazaran iş garantisi ve meslek yasası olmayan özel okul öğretmenlerinin içerisinde bulunduğu belirsizlik okul kültürünü içselleştirme noktasında en büyük engeli teşkil etmektedir. Bununla beraber resmî okullarda da özel okullara nazaran okul kültürünü oluşturmada önemli eksiklikleri söz konusudur. Bu araştırma ile resmi ve özel okullarda çalışan yönetici ve öğretmenlerin kurum kültürü algılarına göre elde ettiğimiz bulgularda ortaya çıkan farklılıklarla resmi ve özel okullarda kurum kültürünün betimlenmesi sayesinde, okulların genel amaçları ve okullarda görev yapan personelin gereksinimleriyle karşılaştırılmasının yararlı olacağı ve okul yönetimi alanındaki uygulamalara da katkı sağlayacağı düşünülmüştür. Anahtar Kelimeler: Kurum Kültürü, Özel Okul, Resmi Okul, Antalya

AntalyaDevlet okullarıKarşılaştırmalı eğitim+3
Damla Deniz Çakılcı
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Çocuğun okul öncesi eğitimine erişiminde ailenin ve devlet politikasının etkisi

Ebeveynlerin okul öncesi eğitim kurumlarının görevleri hakkındaki düşünceleri ve bakış açıları, okul öncesi eğitim konusunda yapılan tanıtımın yeterlilik durumu gibi nedenler çocukların okul öncesi eğitimine erişimini etkileyen unsurlar arasındadır. Ayrıca 66 aylık çocukların birinci sınıfa başlayabilme haklarının olması, okul öncesi eğitimin paralı olması, zorunlu olmaması gibi eğitim politikaları da çocukları okul öncesi eğitimden mahrum bırakabilmektedir. Bu durum da çocukların temel hakları arasında olan eğitimde fırsat eşitliği kavramına aykırı olduğunu göstermektedir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere çocukların okul öncesi eğitime erişebilmelerinde iki temel unsur aile durumu ve katkısı ile eğitim politikalarıdır. Okul öncesi eğitime erişimin önündeki engellerin tartışılarak bu eğitimden tüm çocukların faydalanabilmesi için çözümler üretilmesi önemli görülmektedir. Bu çalışma, okul öncesi çağında bulunan çocukların eğitime erişiminde eğitim politikalarının ve ailenin rolünü, önemini ortaya koymak için yapılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019 yılında Antalya İli Konyaaltı, Muratpaşa ve Kepez ilçelerindeki okul öncesi eğitim veren kurumların 9 okul müdürü, 10 okul öncesi öğretmeni, 15 çocuğunu okul öncesi eğitime gönderen aile ve 15 çocuğunu okul öncesi eğitime göndermeyen ailelerden oluşturmaktadır. Bu çalışmada veri toplama tekniği olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme esnasında ses kaydı alınmış, sonrasında kayıtlar yazıya dökülmüştür. Elde edilen verilerle içerik analizi yapılmıştır. Araştırma sonucunda; ailelerin çocuğun okul öncesi eğitime erişiminde, eğitim konusundaki bilinç düzeylerinin ve içinde bulundukları sosyo-ekonomik koşullarının etkili olduğu saptanmıştır. Ayrıca okul öncesi eğitimin öneminin farkında olan ailelerin finansal durumlarının çocuğun okul öncesi eğitim almalarında etkili olmadığı görülmüştür. Katılımcıların tamamı okul öncesi eğitimin kesinlikle zorunlu olması gerektiğini vurgularken, velilerin bu eğitimin paralı olmasına karşı olmadıkları görülmüştür. Birinci sınıfa başlama yaşının erkene çekilmesinin ve eğitimin zorunlu eğitim kapsamına alınmamasının okul öncesi eğitime erişimi olumsuz yönde etkilediği, bu durumda eğitimde fırsat eşitliği ilkesi ile çeliştiği saptanmıştır. Ayrıca okul öncesi eğitimin yeteri kadar tanıtımının yapılmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Okul Öncesi Eğitim, Eğitime Erişim, Eğitimde Fırsat Eşitliği

AileDevlet politikalarıEğitim hizmetleri+4
Gevher Güneş Karakoç
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Öğretmenlerin okullara ilişkin örgütsel adalet algıları üzerinde sendikaların etkisi

Bu çalışma sendikaların, öğretmenlerin okullara ilişkin örgütsel adalet algıları üzerindeki etkisini belirlemeyi amaçlamaktadır. Çalışma, öğretmenlerin eğitim örgütlerinde maruz kaldıkları, adaletsizlik yaratan olumsuz durumların belirlenmesi ve bu sorunlara bilimsel çözüm önerileri getirmek açısından oldukça önemlidir. Araştırmada nitel yöntem kullanılmakta olup çalışma fenomenoloji deseninde hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini 2020/2021 eğitim-öğretim yılı içinde Antalya ili Kepez ilçesinde yer alan ortaokul öğretmenleri oluşturmaktadır. Çalışma grubu ise ortaokul düzeyindeki okullarda çalışmakta olan 25 gönüllü öğretmendir. Çalışma grubunun oluşturulmasında gönüllülük dikkate alınmıştır. Bu araştırmada amaçlı örnekleme yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına ilişkin katılımcı teyidi sağlanmıştır. Sendikaların, öğretmenlerin okullara ilişin örgütsel adalet algıları üzerindeki etkisinin belirlendiği çalışmadan çıkan sonuç; öğretmenlerin okullarda sendikaların yarattığı adaletsiz uygulamalara maruz kaldığı yönünde olmuştur. Yetkili sendika üyesi öğretmenlerin örgütsel işleyişten memnun olduğu görülürken diğer sendikalara üye olan öğretmenler ile sendika üyeliği olmayan öğretmenlerin kendilerini baskı altında hissettiği, okul yöneticilerinin kendi üye oldukları sendika üyelerini okulda açıkça kayırdığı, özellikle ödül, ceza ve terfilerin dağılımı konusunda Türk Milli Eğitim sisteminin büyük bir çıkmazda olduğu görülmüştür. Araştırmada öğretmenlerin bir kısmının öğrenilmiş çaresizlik durumu içinde olduğu görülmüştür. Yetkili sendika üyesi öğretmenlerin okullarda ayrı tutulduğu görüşünün, katılımcılar tarafından tekrar tekrar ifade edildiği belirlenmiştir. Bu araştırma okullarda sendikaların sebep olduğu adaletsizliklerin öğretmenlerin örgütsel adalet algısını olumsuz yönde etkilediğini ortaya koymuştur. Örgütsel adalet algısındaki düşüklüğün, öğretmenlerin örgüte bağlılık düzeyleri ile örgütsel güven duygusunu zedeleyeceği bilinmektedir. Dolayısıyla okul yöneticileri ve üst düzey eğitim çalışanları sendikaların okullarda siyasi yapılar oluşturma çabasına engel olmalı, her öğretmenin hakkını koruma davranışı içinde olmalılardır. Kendi çıkarlarını örgütün çıkarlarının önüne koyanların, birlikte yükseldiği ideolojik düşünce düşüşe geçtiğinde, bu düşünce ile birlikte düşüşe geçeceği ve hak etmeyerek elde ettikleri tüm kazanımların hesabını vermek durumunda kalacağı unutulmamalıdır.

Adalet algısıEğitim sendikalarıEğitim yönetimi+5
Fatma Kübra Gökkaya
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde okulların algılanan durumları ve eğitim paydaşlarının değişen rolleri

Araştırmanın kuramsal çerçevesinde hayatımızı etkileyen Covid-19, Covid-19 ile beraber ilan edilen pandeminin eğitim üzerindeki etkileri, eğitimin alt sistemi olan ve kapatılan okulların eğitim paydaşları tarafından algısı, Covid-19 döneminde önlem olarak alınan uzaktan eğitim sisteminin getirilmesiyle meydana gelen eğitimde imkan ve fırsat eşitliğinin sorgulanması, eğitim paydaşlarının Covid-19 ile beraber okulda olduğu gibi değişime uğrayan ya da yeni tanımlanan rollerinin saptanmasına cevaplar aranmıştır. Bu araştırmanın amacı; Covid-19 ile birlikte meydana gelen pandemi sürecinde sosyal alanlarda alınan kısıtlama kararları doğrultusunda okulların yüz yüze eğitime kapatılmasıyla beraber okulların mevcut durumu ve eğitim paydaşlarının rollerinde meydana gelen değişimleri birçok yönüyle (okul algısı, fırsat ve imkan eşitliği, öğretmenlik mesleği, okulun amaçları) ele almak ve bu süreçte eğitim paydaşlarının yaşadıkları sorunları ortaya koymak ve bundan sonraki süreçler için uygulayıcılara öneriler sunmaktır. Kişilerin içinde bulundukları pandemi süreciyle ilgili içinde yaşadıkları ancak farkında olmadıkları deneyimlerini derinlemesine inceleyebilmek adına araştırmada nitel yöntem kullanılmış olup araştırma olgu bilim (fenomenoloji) deseninde hazırlanmıştır. Bu araştırma toplumun bir düzenleyicisi ve alt sistemi olan okulun eğitim paydaşları tarafından önemini vurgulamakla beraber, eğitimin temel ilkesi olan eğitimde imkan ve fırsat eşitliğinin sağlanamamasının getirdiği olumsuz sonuçları ortaya koymak ve öneriler getirmek, okulun merkezinde bulunan öğretmenin toplum üzerinde Covid-19' dan önce fark edilemeyen önemi ve Covid-19 süreciyle beraber öğretmenlere verilen yeni rollerin saptanması ve bu bağlamda eğitim sisteminde meydana gelen değişikliklerin vurgulanması açısından önemlidir. Araştırmanın çalışma evrenini 2020-2021 eğitim-öğretim yılında Antalya ili merkez ilçelerinden seçilen Kepez, Muratpaşa ve Konyaaltı'nda bulunan özel ve resmi liselerdeki yöneticiler, öğretmenler, öğrenim görmekte olan öğrenciler ve veliler oluşturmaktadır. Çalışma örnekleminin oluşturulmasında maksimum çeşitlilik dikkate alınmıştır. Çalışma örnekleminde yer alan okul ve katılımcıların seçiminde ise seçkisiz olmayan örnekleme tekniklerinden amaçlı örnekleme tekniği kullanılmıştır. Veriler yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak elde edilmiştir. Bu çalışmada araştırma sorularına ilişkin verilen cevaplar betimsel ve içerik analiz yöntemleri kullanılarak incelenmiştir. Elde edilen veriler, sonrasında belirlenen temalara göre özetlenip yorumlanmıştır. Araştırmadan elde edinilen bulgulara göre, 2019 Mart ayından itibaren tüm dünyayı etkileyen Covid-19 bireylerin özellikle sosyal hayatını kısıtlaması yönünde etkilemiş ve bireylerin kendilerini koruma altına alma, bu durumdan kurtulma gibi kaygı oluşturacak davranışlara ittiği saptanmış genel olarak tüm paydaşları olumsuz yönde etkilediği görülmüştür. Sosyal bir kurum olarak okulların Covid-19 sürecinde eğitim paydaşları tarafından mecaz yoluyla metaforik algılarına ulaştığımız genel sonuç, okulların "online" kavramı ile örtüştürülmesidir. Bu da bize uzaktan eğitimin bireyler tarafından teknoloji alt temelli algılandığını göstermiştir. Ancak bunun yanında eğitim paydaşlarının başka bir çoğunluğu ise yük, özlem, sosyalleşememek, değişim gibi olumsuz tutumlarını belirtmişlerdir. Covid-19'un eğitime yön vermesi ile birlikte okulların Covid-19'dan önce ve Covid-19 sürecinde nasıl algılandığının anlaşılabilmesi için karşılaştırmalı olarak sorulan soruların en çarpıcı bulgusu okulların Covid-19'dan önce eğitim yuvası, her şey, sevdiğim bir yer, düzen, yardımcı kuruluş olarak adlandırılırken Covid-19 sürecinde ise taban tabana zıt ifadelerle: " Benim gözümde okul yok, verimli olmayan işlevsiz bir yer, öğrencisiz boş bir alan, Eğitim yuvası değil artık, okul kültüründen uzak bir yer."ifadeleri kullanılarak eğitim paydaşları üzerinde toplumsal düzen, sosyalleşme, kültürel değerlerin aktarıcısı olarak okulların zihinlerde olumsuz algılandığı ve yok edildiği görülmüştür. Covid-19 sürecinde teknoloji temelli bir eğitim sistemi olan uzaktan eğitimin sorgulanması sonucu paydaşlar bu eğitim sisteminde öğretim sürecinin kısmen, okulun diğer amaçları olan sosyalleşme, hayata yön verme, toplumsal değerlerin öğretimi, akran iletişimi, denetim ve ölçme değerlendirme gibi amaçlarını gerçekleştiremediğini ifade ettikleri saptanmıştır. Eğitim sürecinde deneyimlerini aktaran uzmanlar olarak okulun temel taşı olan öğretmenlerin, okulun yönetimini sağlayan yöneticilerin, milli eğitim tarafından her yıl belirlenen programlar dahilinde okullarının türlerine göre yaptıkları eğitim planlamalarına ek olarak öğrencinin sağlığını koruma, sağlık bakanlığı ve emniyet müdürlükleriyle irtibat halinde olma, öğrencileri derslere dahil edebilmek için çeşitli iletişim kanallarından gruplar kurarak velileri bilgilendirme, yeni eğitim sistemi için teknolojik materyaller hazırlama gibi meslek tanımlarında olmayan yeni sorumluluklar edindikleri saptanmıştır. Eğitimde özel ve resmi olmak üzere iki farklı kurumun olması özel okullarda öğrencilerden alınan ücret karşılığında müfredat programları dışında verilen seçmeli ders seçeneklerinin farklılığı ve öğrencilerle birebir ilgilenilmesi açısından okul ve sınıf mevcutlarının azlığından kaynaklanan eğitim, Covid-19 sürecine kadar toplumun sosyal sınıfları arasında sadece imkanlar dahilinde tercihe dayalı bir uygulama olsa da Covid-19 ile birlikte özel okullarla resmi okullar arasında yapılan uygulamaların farklılığı sebebiyle sosyal sınıflar arasındaki makasın iyice açıldığını ortaya koymuştur. Sosyal şartları kısıtlı ve ekonomik durumu düşük olan velilerin öğrencileri bu süreçte evlerinde internet erişimine sahip olamamakla beraber hatta bazılarının evinde televizyon dahi olmadığı için hiçbir eğitim kaynağına ulaşamadığı, özel okullarda okuyan öğrencilerin ise hem internet erişimi ile ilgili bir sorun yaşamadığı hem de öğrencilere birebir danışmanlık hizmeti sağlandığı, her öğrencinin ayrıca eksikleri tespit edilerek etüt uygulamaları yapıldığı saptanmıştır. Bu sonuçlar, özel ve resmi okullarda eğitim gören öğrenciler arasında imkân ve fırsat eşitliği ilkesine ters düşen durumları ortaya koymuştur. Elde edilen bulgular ve literatür taraması sonucu uygulayıcı ve araştırmacılara sunulan önerilerden bazıları şunlardır: Uzaktan eğitim sürecinde teknolojik aksaklıklardan kaynaklanan sebepler yüzünden her öğrencinin eğitime aynı koşulda ulaşamaması sebebiyle öğretim süreci ve müfredat programlarıyla ilgili oluşan eksikliklerin tamamlanabilmesi için milli eğitim tarafından sistemli ve planlı olarak yeni eğitim-öğretim sürecine dahil edilebilecek ek çalışmalar düzenlenmesi; mesleki ve teknik liselerin uygulamalı dersleri uzaktan öğretim sisteminde hiçbir koşulda yapılamadığı için bu liselerdeki öğrenciler mesleki yeterliliğe ulaşamamıştır. Bu sebeple bu öğrencilere küçük gruplar halinde planlamalar yaparak akşam dersleri ya da hafta sonu atölye çalışmalarının planlaması uygulayıcılara önerilirken araştırmacılara ise şu öneride bulunulmuştur: "Bu çalışma kendini ifade edebilecek erişkin grup olan lise öğrencileri ile yapılmıştır. Bu çalışma ilkokuldaki eğitim paydaşları ile karma yöntem kullanılarak da yapılabilir."

COVID 19EğitimEğitim yönetimi+5
Melike Yayla
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Çok kültürlü okullarda iletişim ve etkileşimin incelenmesi: Bir durum çalışması

Bu çalışmanın amacı, çok kültürlü okullardaki iletişim ve etkileşimin diğer okullara göre farklılık gösteren yönlerini belirlemek, kültürel çeşitlilik ortamında paydaşlar arasındaki iletişim ve etkileşimin nasıl meydana geldiğini ve çok kültürlülüğün okuldaki iletişim üzerindeki olumlu ve olumsuz etkilerini belirlemektir. Araştırmanın bir başka amacı ise öğrencilerin çok kültürlü ortamda bulunmalarının, onların birer dünya vatandaşı olarak yetişmeleri vegelecekte dünya barışına katkı sağlayabilecek duruma gelmeleri üzerindeki etkileri belirlemektir. Ayrıca bu çalışma ile çok kültürlü okul ortamının öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimleri üzerinderki etkilerini saptamak hedeflenmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden bütüncül tekli durum çalışması deseni kullanılmıştır. Çalışma, Antalya İl Mill Eğitim Müdürlüğü'ne bağlıDöşemealtı ilçesinde hizmet veren hem Millî Eğitim Bakanlığı hem de Uluslararası nitelikteki Cambridge programlarını birarada yürüten ve aykırı durum örneklemesine göre seçilmiş bir okulda yapılmıştır. Çalışma grubunu amaçlı örneklem yöntemlerinden maximum çeşitlilik örneklemesine göre seçilen özel okulda görevli 12 Türk öğretmen, 7 yabancı uyruklu öğretmen, 6 veli ve 5 personel oluşturmaktadır. Veri toplama aşamasında bireysel yüz yüze görüşmeler yapılmış, görüşmeler esnasında katılımcılara önceden hazırlanan ve anlaşılırlığı denenmiş yarı yapılandırılmış sorular sorulmuştur. Türk ve yabancı uyruklu öğretmenlere 9 adet yarı yapılandırılmış aynı soru sorulmuştur. Veli ve personele sorulmak üzere aynı 6 adet soru hazırlanmıştır. Hazırlanan sorular, görüşme formu haline getirilmiştir. Görüşmeler sonucunda elde edilen verilerin analizi, tümevarımsal içerik analizi ve betimsel analiz yöntemleri kullanılarak yapılmıştır. Katılımcılardan alınan cevaplardan yola çıkılarak okuldaki çok kültürlülük ve kültürel çeşitlilik nedeniyle meydana gelen iletişim ve etkileşimin genel olarak paydaşları olumlu şekilde etkilediği, paydaşların okul öğrencilerinin tümünün belli bir seviyede hakim olması gereken iki temel dil olan İngilizce ve Türkçeyi-bilmiyorlarsa- öğrenme gayreti gösterdikleri, ortamdaki çeşitliliğin saygı, hoşgörü ve tolerans gibi evrensel değerlerin gelişmesine katkı sağladığı, okulda öğretmenler, öğrenciler ve okul idaresi olarak yardımlaşma ve anlayışın hakim olduğu, farklı kültürlerden gelen paydaşların bir arada bulunmalarıyla din, dil, örf adet ve gelenekler konusunda bilinçlendirme sağladığı ve tüm bunların etkisiyle öğrencilerin elde ettikleri tecrübeler doğrultusunda erdemli insan özellikleriyle iyi birer dünya vatandaşı olup dünya barışına katkı sağlayabilecekleri tespit edilmiştir. Öğretmenlerin de ortamdaki kültürel çeşitlilikten dolayı kendilerini hem kişisel hem de mesleki anlamda zorlandıkları alanlar olsa bile geliştirebildiklerinden dolayı mutlu oldukları sonucuna varılmıştır. Okuldaki kültürel çeşitliliğin tüm paydaşlar üzerindeki olumlu etkilerini artırmak amacıyla veli, öğretmen ve öğrencilerin birbirlerinin kültürlerini daha etkili bir şekilde öğrenebilmeleri için daha çok sosyal ve kültürel etkinliklerin düzenlenebileceği, hem Türk hem yabancı öğretmen ve personelin yabancı dil gelişimine katkı sağlamak amacıyla okulda dil kurslarının açılabileceği tespit edilmiş olup, öğretmenlerin birlikte çalışabilmelerini daha kolaylaştırmak için takım çalışmalarına daha çok yer verilmesi, okulda düzenlenen resmi toplantılarda farklı dillerde iletişim ve etkileşimi sağlamak amacıyla görevli personelin bulunduğundan emin olunması, farklı dil ve kültürlerde sözsüz iletişimin ne anlama geldiği ile ilgili eğitimlerin düzenlenmesi gerektiği sonucuna da varılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kültürel çeşitlilik, örgütsel iletişim, çok kültürlü okul, dünya vatandaşlığı, dünya barışı.

EtkileşimKozmopolitanizmKültür+6
Rabia Nilda Çorapcı
Akdeniz University · Institute of Educational Sciences
2021
10

Other supervisors