Theses supervised by Prof. Dr. Mehmet Ali Avcı
10 theses · Selçuk University
Yem bitkisi karışımlarına organik kükürtle gübrelemenin etkileri
Çayır ve meralar, çiftlik hayvanlarının temel kaba yem kaynağı olmalarının yanı sıra, doğal kaynakların korunması ve sürdürülebilirliği, yaban hayatının vazgeçilmez unsuru olmaları, canlı çeşitliliği ve genetik kaynak oluşturmaları ile farklı kullanım alanlarına hizmet etmeleri gibi çok sayıda ekolojik işlevi üstlenmiş doğal bitki örtüleridir. Bu işlevlerin başında, en önemli özellikleri olan kaba yem kaynağı olma rolleri gelmiştir. Çayır ve meralar özellikle yeşil oldukları dönemde nitelikli yem üretmişlerdir. Tür çeşitliliğinin fazlalığı, hayvanların dengeli beslenmelerine katkı sağlamıştır. Bu kadar önemli olmalarına rağmen, Türkiye'de meraların "orta malı" statüsünde olmaları, onların gerekli bakım ve ıslah çalışmaları yapılmadan kullanılmalarına neden olmuştur. Meralardan yararlanan üreticiler, çoban masrafı dışında genellikle başka bir giderleri olmadan bu alanlardan sınırsız ve kontrolsüz biçimde faydalanmışlardır. Bu durum, doğal mera alanlarının verimlerinin düşmesine ve her geçen gün azalmasına yol açmıştır. Hayvansal üretim de buna paralel olarak olumsuz yönde etkilenmiştir. Bu sebeple, hayvanların yem ihtiyacını karşılamak amacıyla yapay çayır ve meraların oluşturulması önem kazanmış ve gelecekte bu alanların kurulması bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu alanların sürekliliğinin sağlanabilmesi için gübreleme çalışmaları yapılması gerekmiştir. Ancak yoğun kimyasal gübre kullanımı, zamanla toprağın verimliliğini düşürmüş ve ekolojik dengeyi bozmuştur. Bu nedenle, günümüz tarım anlayışında organik tarım kapsamında çalışmalar yürütülmüş ve çevre dostu uygulamalar geliştirilmiştir. Bu çalışmada, yapay olarak kurulan küçükbaş, kanatlı ve büyükbaş meralarında kullanılabilecek uygun bitki karışımlarının belirlenmesi ve bu karışımlara farklı dozlarda uygulanan organik kükürtlü gübrelerin etkilerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, küçükbaş ve kanatlı hayvanlar için bir karışım örneği, büyükbaş hayvanlar için ise iki karışım örneği kullanılmıştır. Her karışım üzerine beş farklı kükürtlü gübre dozu ile birlikte kontrol amacıyla gübre uygulanmayan parseller de oluşturulmuştur. Elde edilen bulgular sonucunda, organik kükürtlü gübre kullanımının bitki örtüsü ve toprak özellikleri üzerine etkileri ortaya konulmuştur. Ayrıca, çalışma sonunda organik hayvancılık yapmak isteyen çiftçilere, kullanılabilecek uygun karışım örnekleri ile uygulanması tavsiye edilen kükürtlü gübre dozları önerilmiştir.
Tarımı yapılan bazı yonca (Medicago sativa L.) çeşitlerinin bitkisel özelliklerinin belirlenmesi
Bu tez çalışması, tarımı yapılan bazı yonca (Medicago sativa L.) çeşitlerinin bitkisel ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Türkiye'de hayvan beslenmesinde temel kaynak olan çayır ve meralar, aşırı otlatma ve bakım eksiklikleri nedeniyle zamanla verim ve kalite açısından yetersiz hale gelmiştir. Bu durum, hayvancılıkta kaliteli kaba yem ihtiyacının karşılanabilmesi için tarla koşullarında yem bitkilerinin yetiştirilmesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda yüksek verimli, kaliteli, hastalık ve zararlılara dayanıklı, kuraklığa ve soğuğa toleranslı genotiplerin belirlenmesi büyük önem taşımaktadır. Yonca, geniş adaptasyon yeteneği, yüksek protein ve karoten içeriği, düşük lif oranı, ayrıca silaj ve pelet üretiminde değerlendirilebilmesi nedeniyle "yem bitkilerinin kraliçesi" olarak anılmaktadır. Türkiye, 50'ye yakın yonca türü ile bu cinsin önemli gen merkezlerinden biridir. Ancak mevcut çeşitlerin birçoğu yurt dışı kökenlidir ve yerel ekolojik koşullara tam uyum sağlayamamaktadır. Bu nedenle, ülkemizin farklı ekolojik bölgelerinde yetiştirilen yonca genotiplerinin morfolojik ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi, yerli çeşit geliştirme çalışmalarına önemli katkı sağlayacaktır. Bu çalışma kapsamında, daha önce araziye ekilmiş 20 farklı yonca çeşidi üzerinde bitkisel ve tarımsal özellikler incelenmiştir. Gözlem ve ölçümler arasında ilk çiçeklenme ve meyve bağlama tarihleri, bitki habitusu, tüylülük ve antosiyan durumu gibi nitel özelliklerin yanı sıra; bitki boyu, ana sap kalınlığı, salkım uzunluğu, çiçek ve meyve sayısı, tek meyve ağırlığı, tohum verimi ve bin tane ağırlığı gibi nicel özellikler de değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler istatistiksel olarak analiz edilerek çeşiter arasındaki farklılıklar ortaya konulmuştur. Araştırma sonucunda, bölge koşullarına yüksek adaptasyon gösteren ve yem verimi ile kalitesi bakımından üstün özelliklere sahip çeşitlerin belirlenmesi hedeflenmektedir. Böylelikle, ülkemiz koşullarına uygun, yüksek verimli yonca çeşitleri belirlenmiş olacaktır.
Türkiye'nin farklı bölgelerinden toplanan domuz ayrığı (dactylis spp.) genotiplerinin morfolojik ve tarımsal özelliklerine dayalı bitki ıslahı amaçlı karakterizasyonu
Bu araştırma, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü'nde, danışman hocamızın danışmanlığında yürütülmekte olan 113O919 numaralı TÜBİTAK projesi kapsamında gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın amacı, Türkiye'nin farklı ekolojik bölgelerinden toplanan ve morfolojik açıdan tanımlanmış yaklaşık 3000 domuz ayrığı (Dactylis L.) genotipi arasından seçilen 30 farklı genotipin tarımsal özelliklerinin belirlenmesidir. Çok yıllık bir buğdaygil türü olan domuz ayrığında, bitkilerin ilk yıl tam gelişim göstermemesi nedeniyle veriler ikinci yıldan itibaren toplanmaya başlanmıştır. Bu doğrultuda, 2020–2021 yetiştirme sezonunda araziye şaşırtılan bitkilerden elde edilen veriler kullanılarak çalışmalar yürütülmüştür. Araştırma halen devam eden uzun soluklu bir proje sürecinin parçası olup, hem temel bilimsel bilgi üretimi hem de pratik uygulamalara katkı sağlamayı hedeflenmiştir. Çalışmada değerlendirilen genotipler doğadan toplanmış materyaller olup, çim alan uygulamaları, yem bitkisi üretimi ve çayır-mera ıslahı açısından potansiyelleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu kapsamda, her bir genotip için aşağıda belirtilen morfolojik ve tarımsal özellikler değerlendirilmiştir: çim kalitesi (1–9 skalası), mevsimsel renk değişimi (1–9 skalası), yaprak dokusu (1–9 skalası), yoğunluk (1–9 skalası), salkım oluşturma eğilimi (1–9 skalası), sonbaharda büyüme şekli (1–9 skalası), bitki boyu (cm), yaprak eni (mm), yaprak boyu (cm), ilkbaharda yeniden büyüme zamanı (1–9 skalası), salkım boyu (cm), son boğum uzunluğu (cm), bitki başına tohum verimi (g/bitki) ve 1000 tohum ağırlığı (g).Elde edilen veriler, domuz ayrığı genotiplerinin fenotipik varyasyonlarını ortaya koymakta ve bu türün farklı kullanım amaçları doğrultusunda (örneğin; yem bitkisi, çim alan bitkisi veya mera ıslah materyali) değerlendirilmesine olanak sağlamaktadır.
Bazı yonca (medicago sativa L.) genotiplerinin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Türkiye'de hayvanların beslenmesi genellikle çayır ve otlaklardan sağlanmakta olup, aşırı basınç nedeniyle verim ve kalite düşmektedir. Hayvanların kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak için tarla tarımında yem bitkilerinin yetiştirilmesi önerilmektedir. Bitki adaptasyonu için yüksek adaptasyon yeteneği, verim ve kalite özelliklerine odaklanan araştırmalar yapılmalıdır. Ekonomik bir üretim için kaliteli, yüksek verimli, böceklere, hastalıklara, soğuğa ve kurağa dayanıklı, bölge ekolojisine uyumlu bitkilerin seçimi oldukça önemlidir. Yonca bu bitkiler arasında ilk sırada yer almaktadır. Dünyada yetiştirilen ilk yem bitkilerinden biri olan yonca, yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılmaktadır. Yonca, Kuzey Yarımküre 'deki Sibirya ve Alaska gibi soğuk bölgeler, Afrika'nın sıcak ikliminin olduğu Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası illerinde geniş bir adaptasyon yeteneğine sahiptir. Bitki yüksek verimi, protein, karoten ve düşük lif içeriğinin yanı sıra silaj ve pelet yapımında kullanılması nedeniyle hayvan beslemede önem taşımaktadır. Ülkemiz tarımsal üretim bakımından kendine yeter ülkeler arasındadır. Buna karşılık, nüfus artışı gelişmiş ülkelere göre çok fazladır. Gelecek yıllarda gıda üretimimiz artan nüfusa karşılık veremeyebilir. Bu nedenle hayvansal ve bitkisel üretimimizi arttırmak zorundayız. Yüksek verimli bitki çeşitleri ve hayvan ırkları kullanmak bu problemi çözmeye yetmemektedir. Ayrıca, meralarımızın yetersiz ve bu alanlarda otlayan hayvanların verimsiz ve fazla sayıda olması, hayvansal üretimin düşük olmasına neden olmaktadır. Kısaca diyebiliriz ki insanımız beslenmesinde hayati öneme sahip hayvansal ürünlerin alınmasında kaliteli yem bitkilerine ihtiyacımız vardır. Türkiye çok sayıda bitki türünün gen merkezi olup, bitki çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Türkiye de 50 Yonca türü bilinmektedir. Ülkemizin farklı bölgelerinden daha önce toplanmış ve ıslah çalışmalarına başlanmış olan yonca bitkilerinin bazı tarımsal özellikleri bu araştırmamızın konusunu teşkil etmektedir. Yapılacak çalışmada seçilen yonca hatlarının 20 tanesinde tarımsal özellikler belirlenmiştir.
Festuca arundinacea schreb. genotiplerinin morfolojik ve tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Bu çalışmada, doğal populasyonlardan elde edilen kamışsı yumak (Festuca arundinacea Schreb.) genotipleri tarımsal ve morfolojik özellikler bakımından detaylı biçimde değerlendirilmiş ve bu özelliklerin yem bitkisi ile yeşil alan tesisine uygunluk yönünden potansiyelleri incelenmiştir. Araştırma sürecinde bitkilerin gelişimi boyunca yapılan gözlem ve ölçümler, özellikle çim kalitesi, yaprak dokusu, yoğunluk, büyüme formu, yaprak morfolojisi ve generatif verim unsurları gibi çok yönlü parametreleri kapsamıştır. Yapılan değerlendirmeler sonucunda bazı genotiplerin mera ve yem bitkisi olarak kullanılmaya daha elverişli olduğu; bazı genotiplerin ise yeşil alan tesisine uygun fizyolojik ve morfolojik özellikler taşıdığı belirlenmiştir. Araştırmada elde edilen fenotipik veriler arasındaki ilişkiler korelasyon analizi ile incelenmiş ve özelliklerin büyük bölümünün birbirleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkiler gösterdiği ortaya konmuştur. Özellikle bazı karakterler arasında gözlenen pozitif korelasyonlar, birden fazla özelliğin birlikte geliştirilebileceği çoklu seleksiyon stratejilerine olanak sağlayacak niteliktedir. Bu bağlamda, hem yem verimi hem de estetik görünüm açısından öne çıkan genotiplerin, farklı amaçlarla kullanılmak üzere uygunluk taşıdığı görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, soğuk iklimlere dayanıklı, düşük bakım gerektiren ve adaptasyon yeteneği yüksek yeni kamışsı yumak çeşitlerinin geliştirilmesine katkı sağlayacak nitelikte olup, aynı zamanda sentetik varyete ıslahı sürecinde seçim kriterlerinin belirlenmesine de rehberlik etmektedir. Bu yönüyle çalışma, hem bilimsel hem de uygulamaya yönelik ıslah çalışmalarına sağlam bir temel oluşturmaktadır.
Doğadan toplanan tavus otu(agrostis ssp.L.) genotiplerinde morfolojik farklılıkların belirlenmesi
Araştırma Selçuk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi, Tarla Bitkileri Bölümü Prof. Dr. İhsan ÖZKAYNAK araştırma alanında kurulmuştur. Araştırma; 113O919 no'lu TÜBİTAK projesi kapsamında ülkemizin farklı bölgelerinden toplanarak morfolojik özellikleri belirlenmiş yaklaşık 75 farklı Agrostis genotipleri içinden seçilen 30 adet bitkinin morfolojik özelliklerinin tespiti için kurulmuştur. Çalışmalar 2014 yılında başlamış ve halen devam etmekte olan araştırmanın bir bölümüdür. 2020-2021 yılında araziye şaşırtılan bitkilerin özellikleri belirlenecektir. Çünkü çok yıllık buğdaygil bitkilerinde ilk yıl veri bitkilerinin gelişimlerinin olmaması sebebiyle alınmamaktadır. Çalışmada, doğadan toplanmış olan Tavusotu (Agrostis ssp. L.) genotiplerin yeşil çim alanlarında, yem bitkisi olarak ve çayır mera alanlarının ıslahında kullanılabilirlik bakımından bazı tarımsal özellikler belirlenecektir. Çalışmada yapılacak gözlem ve ölçümler; Çim kalitesi (1-9 skalası), Mevsimsel Renk Değişimi (1-9 skalası), Yaprak Dokusu (1-9 skalası), Yoğunluk (1-9 skalası), Salkım Oluşturma Eğilimi (1-9 skalası), Sonbaharda Büyüme Şekli (1-9 skalası), Bitki Boyu (cm), Yaprak Eni (mm), Yaprak Boyu (cm), İlkbaharda Yeniden Büyüme Zamanı (1-9 skalası), Salkım Boyu (cm), Son Boğum Uzunluğu (cm), Bitki Başına Tohum Verimi (g/bitki), 1000 Tohum Ağırlığı (g) özelliklerinin verileri alınmıştır.
Doğadan toplanan festuca ssp. L. türlerinde morfolojik farklılığın belirlenmesi
Bu çalışma, Türkiye'nin farklı doğal alanlarından toplanan 30 farklı Festuca (L.) genotipinin morfolojik varyasyonlarının belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada yapılan gözlem ve ölçümler; Çim kalitesi (1-9 skalası), Mevsimsel Renk Değişimi (1-9 skalası), Yaprak Dokusu (1-9 skalası), Yoğunluk (1-9 skalası), Salkım Oluşturma Eğilimi (1-9 skalası), Sonbaharda Büyüme Şekli (1-9 skalası), Bitki Boyu (cm), Bitki Çapı (cm), Yaprak Eni (cm), Yaprak Boyu (cm), İlkbaharda Yeniden Büyüme Zamanı (1-9 skalası), Salkım Boyu (cm), Son Boğum Uzunluğu (cm), Bitki Başına Tohum Verimi (g/bitki), 1000 Tohum Ağırlığı (g) özellikleri incelenmiştir. Bu özellikler arasındaki bağlantılar korelasyon analizi ile belirlenmiştir. Elde edilen veriler korelasyon analiziyle değerlendirilmiş; bazı karakterler arasında anlamlı pozitif ilişkiler tespit edilmiştir. Bu durum, çoklu özelliklerin birlikte değerlendirilmesine olanak tanıyarak, çeşit geliştirme çalışmalarında seleksiyon etkinliğini artırabilecek potansiyeli ortaya koymaktadır. Araştırma sonucunda Festuca genotipleri arasında önemli düzeyde morfolojik varyasyon bulunduğu belirlenmiştir. Bu bulgular, Festuca türlerinin yem bitkisi ıslah programlarında genetik kaynak olarak değerlendirilmesinin yanı sıra, yerli çeşit geliştirme çalışmaları ve ekosistem temelli mera yönetimi stratejilerinin oluşturulması açısından da büyük önem taşımaktadır. Ayrıca, doğal Festuca popülasyonlarının morfolojik olarak karakterize edilmesi, tarımsal biyolojik çeşitliliğin belgelenmesine ve gelecekte yürütülecek ıslah çalışmalarına bilimsel temel sağlamaktadır.
Bazı korunga (onobrychis viciifolia scop.) genotiplerinin tarımsal özelliklerinin belirlenmesi
Ülkemiz tarımsal üretim bakımından kendine yeter ülkeler arasındadır. Buna karşılık, nüfus artışı gelişmiş ülkelere göre çok fazladır. Gelecek yıllarda gıda üretimimiz artan nüfusa karşılık veremeyebilir. Bu nedenle hayvansal ve bitkisel üretimimizi arttırmak zorundayız. Yüksek verimli bitki çeşitleri ve hayvan ırkları kullanmak bu problemi çözmeye yetmemektedir. Ayrıca, meralarımızın yetersiz ve bu alanlarda otlayan hayvanların verimsiz ve fazla sayıda olması, hayvansal üretimin düşük olmasına neden olmaktadır. Kısaca diyebiliriz ki insanımız beslenmesinde hayati öneme sahip hayvansal ürünlerin alınmasında kaliteli yem bitkilerine ihtiyacımız vardır. Meralarımızın hem hayvanı besleyecek hem de toprağı koruyabilecek kuvvetli gelişen, toprağı örten kökleriyle toprağı tutan ve çok iyi yem verebilen bir bitki kaynağına ihtiyaç vardır. Bitki genetik kaynakları, çevresel ve diğer baskılarla genetik erozyona uğramaktadır. Bitki genetik kaynaklarındaki çeşitliliğin saptanması, toplanması ve korunması, bitkisel çeşitliliğin sürdürülebilirliği bakımından son derece önemlidir. Genetik çeşitlilik türlerin yerel çeşitlerinin, yabani akrabalarının ve geçit formlarının birlikte bulunduğu yerlerde yoğunlaşmıştır. Türler kendi içlerinde milyonlarca genotip içerir. Toplanan örnekler toplam varyasyonun çok küçük bir modelidir. Bu nedenle, bitki genetik kaynaklarının korunmasında en geniş varyasyonu temsil edecek örneklerin toplanması önemlidir. Türkiye çok sayıda bitki türünün gen merkezi olup, bitki çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Türkiye de 52 korunga türü bilinmektedir. Yabani korungalar Batlık Denizi'nden, Akdeniz, Ön Asya ve Sibirya'ya kadar uzanan çok geniş bir alana yayılmıştır. Özellikle Anadolu-İran-Kafkasya üçgeninde yoğunlaşmış ve çeşitlenmiştir. Bu bölgelerden İran'da 53 türden 32'si (%60,4), Türkiye'de 52 türden 27'si (%51,9) ve Kafkasya da 39 türden 21'i (%53,4) endemiktir. Bu veriler doğrultusunda Türkiye'nin bu cins bakımından önemli gelişim merkezlerinden biri olduğu ortaya çıkmaktadır. Ülkemizin bu bölgesinden (Kars, Ardahan ve Artvin) daha önce toplanmış ve ıslah çalışmalarına başlanmış olan korunga bitkilerinin bazı tarımsal özellikleri bu araştırmamızın konusunu teşkil etmektedir. Yapılacak çalışmada şeçilen korunga hatlarının 20 tanesinde tarımsal özellikler belirlenecektir.
Doğadan toplanan korunga (onobrychis sativa lam.) genotiplerinde morfolojik çeşitliliğin belirlenmesi
Türkiye çok sayıda bitki türünün gen merkezi olup, bitki çeşitliliği bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden birisidir. Dünya da yaklaşık 170 korunga türü bilinmektedir. Yabani korungalar Baltık Denizi'nden, Akdeniz, Ön Asya ve Sibirya'ya kadar uzanan çok geniş bir alana yayılmıştır. Özellikle Anadolu-İran-Kafkasya üçgeninde yoğunlaşmış ve çeşitlenmiştir. Bu bölgelerden İran'da 53 türden 32'si (%60,4), Türkiye'de 52 türden 27'si (%51,9) ve Kafkasya da 39 türden 21'i (%53,4) endemiktir. Bu veriler doğrultusunda Türkiye'nin bu cins bakımından önemli gelişim merkezlerinden biri olduğu ortaya çıkmaktadır (Aktoklu 1995). Ülkemiz korunga cinsi bakımından bu kadar yüksek genetik çeşitliliğe sahip olmasına rağmen bu türlerin korunga ıslahında kullanılması oldukça kısıtlıdır. Özellikle yabani türler farklı stres koşullarına dayanım bakımından oldukça geniş adaptasyon yeteneğine sahiptir. Ayrıca ıslah çalışmalarında genetik varyasyonun arttırılması için en temel gen kaynaklarını oluşturmaktadır. Türkiye'de kültür korungasının da içinde bulunduğu Onobrychis cinsi Onobrychis seksiyonu dahil 33 takson doğal olarak yayılış göstermektedir. Bu taksonlar kültür korungasıyla aynı seksiyonda bulunmaları nedeniyle korunga ıslah programları için çok büyük önem taşımaktadır. Ülkemizde bulunan bu taksonlara ait popülasyonların toplanarak morfolojik, agronomik, sitolojik, kimyasal, genetik, fizyolojik ve yem kalite özelliklerinin araştırılması gerekmektedir. Bu sayede ıslah programları içerisinde amacımıza uygun taksonlar arasında melezleme çalışmalarıyla yeni çeşitler geliştirilebilecektir. Bu projede 28 tane tarımsal ve morfolojik özellikler üzerinde çalışılacaktır. Elde edilen sonuçlar geçmişte yapılan morfolojik sonuçlarıyla ilişkilendirilecektir. Yapılan çalışma tamamen orijinal olup gelecekte başlatılacak olan korunga ıslah programlarında kullanılacağı ümit edilmektedir. Konunun orijinalliği ile indeksli dergilerde yayınlanma ve atıf alma şansı da yüksektir. Araştırma çalışmalarından bazı gözlem ve ölçümler Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Prof. Dr. Abdülkadir AKÇİN Deneme tarlasında yapılırken, bazı ölçümlerde Prof. Dr. Ercan CEYHAN Islah Laboratuvarında yapılacaktır
Kendilenmiş domuz ayrığı (dactylis spp.) genotiplerinin bitkisel özelliklerinin belirlenmesi
Bu araştırma, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü deneme alanında, Prof. Dr. İhsan ÖZKAYNAK koordinatörlüğünde yürütülmektedir. Çalışma, TÜBİTAK tarafından desteklenen ve 113O919 numaralı proje kapsamında sürdürülen uzun süreli bir araştırmanın parçasıdır. Proje kapsamında, Türkiye'nin farklı ekolojik bölgelerinden toplanan yaklaşık 3000 farklı domuz ayrığı (Dactylis spp.) genotipi morfolojik olarak değerlendirilmiş; bu genotipler arasından ön elemeye tabi tutularak seçilen 30 farklı genotip bu çalışmanın materyalini oluşturmuştur. Araştırma, çok yıllık bir buğdaygil türü olan domuz ayrığı bitkisinin özellikle morfolojik ve bazı tarımsal özellikleri bakımından karakterize edilmesini amaçlamaktadır. Çalışmanın arazi denemeleri 2020–2021 yıllarında yürütülmüş olup, bitkiler 2019 sonbaharında araziye şaşırtılmıştır. Çok yıllık bitkilerde ilk yıl genellikle kök ve taç gelişimi ön planda olduğu için, morfolojik ve tarımsal gözlemler ikinci yıl itibariyle yapılmıştır. Bu nedenle, analizler bitkilerin ikinci gelişim dönemine ait veriler esas alınarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmada doğadan toplanan domuz ayrığı genotiplerinin, özellikle çim alanlarında kullanılabilirlikleri, yem bitkisi potansiyelleri ve çayır-mera ıslahı açısından uygunlukları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda genotiplerin çim kalitesi, mevsimsel renk değişimi, yaprak dokusu, yoğunluk, salkım oluşturma eğilimi, sonbaharda büyüme şekli gibi niteliksel (1–9 skala aralığında derecelendirilen) özellikleri ile; bitki boyu (cm), yaprak eni (mm), yaprak boyu (cm), ilkbaharda yeniden büyüme zamanı (1–9 skala), salkım boyu (cm), son boğum uzunluğu (cm), bitki başına tohum verimi (g) ve 1000 tohum ağırlığı (g) gibi kantitatif özellikleri ölçülmüş ve istatistiksel olarak değerlendirilmiştir.