Theses supervised by Prof. Dr. Meltem Kutlu Gürsel

14 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Hukuki açıdan yenilenebilir enerji kaynaklarından jeotermal enerji: Avrupa Birliği ve Türkiye örneği

Gün geçtikçe artan enerji ihtiyacı ve geleneksel enerji kaynaklarında tükenme tehlikesi korkusu, yüksek fiyatlar ve bundan dolayı doğan dış devletlere karşı bağımlılık gibi yaşanan sorunlarının artması nedeni ile devletler yenilenebilir enerji kaynaklarının geliştirilmesi ve kullanım alanlarının genişletilmesine yönelmişlerdir. Jeotermal enerji kaynakları bu kaynaklara sahip olan devletlerin, yöneldikleri en önemli yenilenebilir enerji kaynaklarındandır. Söz konusu jeotermal enerji kaynakları, sanayi ve konut elektriğinin üretiminde, ısıtmada ve sıcak su ihtiyacının karşılanmasında kullanıldığı gibi, tarım ve turizm gibi çeşitli alanlardaki enerji ihtiyacını karşılama gücüne sahiptir.Jeotermal enerji kaynaklarından bu kadar çeşitli alanlarda yararlanma imkanlarının bulunması devletlerin konuya ilişkin hukuki düzenlemelerini ayrıntılı şekilde yapmalarına sebep olmuştur. Söz konusu düzenlemeler, ulusal boyutta karşımıza çıktıkları gibi Avrupa Birliği hukuku gibi düzenlemelerin içinde de Birlik boyutunda karşımıza çıkmaktadır. Bu da devletlerin konuya ne kadar ciddiyetle yaklaştıklarını göstermektedir.Jeotermal enerji kaynaklarına ilişkin Birlik boyutundaki düzenlemeler, Üye Ülkelere söz konusu kaynakların geliştirilmesi için birtakım yükümlülükler verirken, Birliğin organlarına daha çok bu konudaki gelişmeleri denetleme ve elde edilen verilere göre yasal düzenlemeleri şekillendirme yükümlülüğünü vermektedir. Ulusal boyuttaki düzenlemeler ise Türkiye'de olduğu gibi, doğrudan bu kaynakların aranmasına ve işletilmesine ilişkin emredici kuralları tayin ederek, jeotermal enerji faaliyetleri ile ilgili ruhsatı veren organları ve onların görev ve yetkilerini, ruhsat için başvuru yapabilecek kişileri, denetim hükümlerini ve idari cezalarını düzenlemektedirler.Anahtar kelimeler: Jeotermal enerji kaynakları, yenilenebilir enerji kaynakları, arama ve işletme ruhsatı

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuEnerji+3
Sergiy Kolomoyets
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Hukuki boyutuyla evrensel hizmet

Devlet kavramının tanımlanmasındaki aslî unsurlardan olan ve çogu kez?devletin islevi?ne denk olarak kabul edilen kamu hizmeti kavramında,özellikle son otuz yıl içinde ciddi bir degisiklik gözlemlenmektedir. AmerikaBirlesik Devletleri'nin liberal ekonomi uygulamaları, küresellesme süreciylebirlikte Avrupa ülkeleri hukuk sistemleri üzerinde kendisini göstermis, özelliklede Avrupa Birligi ile üye devlet hukukları üzerindeki etkisi kaçınılmaz halegelmistir. Avrupa yapılanmasının iktisadi anlayısının kamu hizmetleriüzerindeki ilk etkisi ise kamu hizmetinin klasik kavramlarındaki degisim ileortaya çıkmaktadır.Avrupa Birliginin liberal ilkelere dayalı ve serbest rekabet kurallarınınhâkim oldugu bir ortak pazarın yaratılması amacı, kamu hizmetleri alanınserbest rekabet araçlarına açılması sonucunu dogurmustur. Bu nedenle,Avrupa Birligi, bu amaca görece engel olan kamu hizmeti kavramına kendimevzuatında yer vermemis olup, bu kavram yerine, ?genel ekonomik yararhizmeti?, ?evrensel hizmet? ve ?kamu yükümlülükleri? gibi klasik kamuhizmetlerini hatırlatacak bir takım terimler kullanılmaktadır. Avrupa Birligievrensel hizmete iliskin ilk düzenlemesini, 1987 tarihli Telekomünikasyonalanının serbestlestirilmesine yönelik Yesil Kitap ile yapmıstır. Daha sonrabirçok metinde kendine yer bulan evrensel hizmet kavramı, iç pazarınaltyapısını olusturan telekomünikasyon sektöründe kabul edilmis ve bilgitoplumu saglama amacında oldugu vurgulanmıstır. 1992 tarihli Postahizmetlerine iliskin Komisyon tarafından hazırlanan Yesil Kitap'ta evrenselhizmet, ?Toplulugun bütününde, cografi konumlarından bagımsız olarakherkese ulasılabilir fiyat ve belirli bir kalitede saglanan temel hizmet? olaraktanımlanmıstır.Evrensel hizmet kavramının yasal bir düzenleme ile Türk Hukukundakendine yer bulması ise, 16.6.2005 tarih ve 5639 sayılı Evrensel HizmetinSaglanması ve Bazı Kanunlarda Degisiklik Yapılması Hakkında Kanun ilegerçeklesmistir. Bu düzenlemeyle, telekomünikasyon ve elektronik haberlesmehizmetlerinin evrensel hizmet kapsamına giren ve yerine getirilmesinde maligüçlük bulundugu için isletmeciler tarafından kaçınılan temel hizmetleryükümlülük olarak getirilmistir. Bu yükümlülügün yüksek maliyetler nedeniyleüstlenilmemesini bertaraf etmek amacıyla da bir finansman sistemiöngörülmüstür.Sonuç olarak evrensel hizmet kavramı, gerek Avrupa Birligiuygulamasında gerekse Türkiye'de, serbest piyasa ekonomisine açılan kamuhizmeti alanlarında bir yandan rekabet açısından güvence saglarken, digeryandan da piyasa basarısızlıgı durumuna karsı hizmetten yararlananlarıkoruyucu isleve sahiptir.Anahtar Kelimeler: Kamu hizmeti, Serbestlestirme, Genel Ekonomik YararHizmeti, Telekomünikasyon Hizmetleri, Evrensel Hizmet.

Kamu hizmetleriKamu hukuku
Eser Us
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Kamu Hukuku açısından klinik ilaç araştırmaları

Tezimizin konusu ?Kamu Hukuku Açısından Klinik İlaç Araştırmaları?dır. Tez çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, konu ile ilgili ana kavramlar tanıtılmaktadır. Klinik ilaç araştırmaları, ?insan üzerinde yapılan tıbbi araştırma? niteliğindedir. Bu nedenle, öncelikle ?insan üzerinde yapılan tıbbi araştırma? kavramı ve insan üzerinde yapılan tıbbi araştırmanın tarihsel gelişimi üzerinde durulmaktadır. Daha sonra ?ilaç? ve ?klinik ilaç araştırması? kavramları, klinik ilaç araştırmasının tarihsel gelişimi, klinik araştırmalarla ile ilgili temel uluslararası belgeler ile Türk Hukukunda konu ile ilgili mevzuat incelenmektedir. Ayrıca, klinik ilaç araştırmanın önemi ve klinik ilaç araştırmalarında devletin rolü, klinik ilaç araştırmasının hukuki niteliği ele alınmaktadır. Bunun yanısıra, konunun İdare Hukuku açısından önemi ortaya konulmaktadır. Son olarak, klinik ilaç araştırmasının sınıflandırılması ve aşamaları incelenmektedir.İkinci bölümünde, uluslararası belgeler ışığında klinik ilaç araştırmalarına ilişkin temel ilkeler incelenmektedir. Daha sonra bu ilkeler çerçevesinde, klinik ilaç araştırmalarında denek olan kişilerin hakları ele alınmaktadır. İkinci bölümde ayrıca, klinik ilaç araştırmasının koşulları ayrıntılı olarak anlatılmaktadır.Üçüncü ve son bölümünde, klinik ilaç araştırmalarında destekleyici tarafından yapılan iç denetim, idari denetim ve yargısal denetim anlatılmaktadır. Bu bölümde ayrıca, klinik ilaç araştırmalarında deneklerin sigortalanması konusuna yer verilmektedir. Son olarak, araştırma deneklerinin sigorta kapsamı dışında kalan veya sigortadan karşılanamayan zararları bakımından idarenin sorumluluğu konusu ele alınmaktadır.

Biyomedikal araştırmalarKamu Hukukuİlaçlar+1
Makbule Mine Turhan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
10
Master'sOpen AccessTR

Avrupa Birliği Hukukunda iptal davası

Avrupa Birliği kendisine Antlaşmalarla verilen büyük çapta yetkilere sahiptir ve iptal davası bu yetkilerin doğru ve yasal olarak kullanılmasını sağlamak suretiyle Avrupa Birliği Hukukunun gelişiminde çok büyük önem taşımaktadır. Adalet Divanı, Genel Mahkeme ve Kamu Hizmetleri Mahkemesi şeklinde üçlü bir yargılamadan oluşan Avrupa Birliği Adalet Divanı; ayrıcalıklı, yarı-ayrıcalıklı ve ayrıcalıklı olmayan davacılar tarafından tasarrufun ilanı, davacıya bildirimi yahut bunların olmaması halinde öğrenme tarihinden itibaren iki aylık süre içerisinde, yetkisizlik, esaslı şekil hatası, Antlaşmanın veya onun yürütülmesinde uygulanan Birlik normunun ihlali ya da yetkinin kötüye kullanılması sebeplerine dayanılarak açılan iptal davalarında, Birliğin belli tasarruflarının hukuka uygunluğunu inceleme yetkisine sahiptir.İptalin etkisi tasarrufun en başından itibaren geçersiz olmasıdır ve bu sadece davanın taraflarını değil herkesi bağlamaktadır. İptal davasında tasarrufun yalnızca tamamının değil bazı kısımlarının da iptali mümkündür. Tasarrufunun iptaline hükmedilen kurum, organ, kuruluş veya diğer birimler ise Mahkeme kararını uygulanması için gerekli önlemleri almak zorundadır.Anahtar Kelimeler: Avrupa Birliği Hukuku, İptal Davası, Avrupa Birliğinde Hukuka Uygunluk Denetimi,

Avrupa Birliği hukukuUygunluk analiziİptal davası
Seran Karatarı Köstü
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
DoctorateOpen AccessTR

Avrupa Birliği sermaye piyasalarının hukuki denetimi

Avrupa Birliği'nde 1990'lı yılların başından itibaren gelişen yeni düzenleyici yapı, klasik yürütme merci Komisyonun düzenleme yetkilerini genişletmiştir. Birliğin gittikçe genişleyen faaliyet alanlarının yarattığı iş yükü karşısında pek çok idari işlemin yürütülmesi, icrai kararlar alabilen, bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip Avrupa Ajanslarına bırakılmıştır. Bugün Avrupa Ajansları sağlık, çevre, enerji, havacılık, finansal hizmetler gibi çok çeşitli politika alanlarında karşımıza çıkmaktadır. Buna karşılık Komisyon ile ajanslar arasındaki yetki devrinin sınırlarını belirlediği kabul edilen Meroni doktrininin, özellikle son yıllarda Avrupa Ajanslarının lehine esnetildiği görülmektedir. Bu çalışmada Birlik kurumsal hukukunda yaşanan bu değişimler ışığında, Avrupa Birliği sermaye piyasaları alanında kural koyma, bireysel kararlar alma ve yaptırım uygulama yetkilerine sahip bir Avrupa Ajansı olan Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasalar Otoritesi (ESMA) incelenmektedir. Bu kapsamda birinci bölümde Avrupa Birliği sermaye piyasalarında denetleyici bir otoriteye duyulan ihtiyaç ve Birlik sermaye piyasalarının entegrasyonu hedefi doğrultusunda uyumlaştırılmış sermaye piyasası hukuku kaynakları ele alınmıştır. İkinci bölümde ESMA'nın kurumsal yapısı, görev ve yetkileri ile karar alma usulleri, son olarak üçüncü bölümde ise ESMA işlemleri üzerindeki yargısal denetim ve yargı dışı denetim yolları incelenmiştir. Böylece ESMA ile ilgili bağımsızlık, denetim ve hesap verebilirlik sorunlarının, idari usul güvencelerinin güçlendirilmesi ve mevcut hukuk yolları aracılığıyla giderilip giderilemeyeceği sorusunun cevaplanması amaçlanmaktadır. Avrupa Birliği idare hukukunun, ortaya konan sorunlara henüz etkili cevaplar geliştiremediği sonucuna varılmıştır.

Avrupa BirliğiDenetimHukuki denetim+3
Ege Okakın Erbaş
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

İdare Hukuku açısından Sosyal Güvenlik Kurumu ve yargısal denetimi

Ülkemizde gerçekleşen sosyal güvenlik reformu kapsamında, Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı Genel Müdürlüklerinin tüzel kişilikleri sona erdirilerek, sosyal güvenlik mevzuatı ile kapsam ve sınırları belirlenen sosyal güvenlik hizmetlerini sunmak üzere, kamu tüzel kişiliğini haiz, idarî ve malî açıdan özerk, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının vesayet denetimi altında faaliyet gösteren, ilgili Kanunlarda aksi belirtilmeyen durumlarda özel hukuk hükümlerine tabi olan SGK kurulmuştur. Kurum işlemlerinin yargısal denetiminde İş Mahkemeleri genel görevli mahkeme olarak belirlenmiş olsa da Kurumca gerçekleştirilen çoğu işlemin idari niteliği haiz olduğu görülmektedir. Bu açıdan Kurumun, özel hukuk ve kamu hukuku alanında gerçekleştirmiş olduğu işlemlerin hukuki niteliği konusunda gerek doktrinde gerekse yargı içtihatlarında tam bir fikir birliği bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. Kurum işlemlerinin özel hukuk ve kamu hukuku niteliklerinin belirlenmesindeki güçlüğe ilave olarak, uygulanan mevzuatın çok sık değişikliğe uğraması, sistematiğinin bulunmaması, dilinin sade olmaması da hukuki güvenlik ilkesi ile çelişmekte, ayrıca bu durum bireylerin sosyal güvenlik hizmetine erişim hakkını olumsuz etkilemektedir. SGK'yı idare hukuku açısından incelemekteki amacımız; niteliği itibariyle bir kamu hizmeti olan sosyal güvenlik hizmetini sunmakta olan Kurumun idari yapısını analiz ederek, Türk idare sistemi içerisindeki yerini tam olarak açıklamak, sunmuş olduğu hizmetleri, hukuki güvenlik ve sosyal güvenlik hizmetine hakim olan ilkeler açasından değerlendirmek, işlemlerinin hukuki niteliklerini ortaya koymak suretiyle, Kurumun yargısal denetimi kapsamında, adli idari yargı ayrımı bakımından ortaya çıkan görev uyuşmazlıklarını değerlendirmektir.

Ercan Şamlıoğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İdare hukukunda çocuğun korunması

Çocuk, tarih sahnesinin en başından beri yaşa dayalı ayrımcılığa uğramıştır. Yüzyıllar boyunca bu ayrımcılığın nesnesi olan çocuğun korunması önceleri yalnızca ailesini ilgilendiren bir alan olarak görülmüştür. Ancak daha sonra devlet kavramının dönüşümü ile birlikte çocuğun korunması görevi devletin sorumluluk alanının kapsamına dahil edilmiştir. Devlet, çocuğun korunmasına yönelik bu görevini şüphesiz ki idare aracılığıyla gerçekleştirmektedir. İşte bu nedenle idare hukuku açısından çocuğun koruması hususunun etraflıca incelenmesi oldukça önem arz etmektedir. Tez, iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde idare hukuku açısından çocuğun korunması kavramı, çocuğun korunması ile ilgili ulusal ve uluslararası hukuki kaynaklar ve idarenin çocuğu koruma sürecinin tarihi gelişimi ele alınmıştır. İkinci bölümde ise çocuğun korunması ile ilgili idari faaliyetlere hakim olması gereken ilkeler, idare tarafından çocuğun korunmasına yönelik yürütülen hizmetler ve bu hizmetlerin hukuki niteliği, çocuğun korunması ile ilgili idareler ile bu idarelerin görev alanları, çocuğun korunması ile ilgili idari işlemler ve çocuğun korunmasını sağlayan idarenin sorumluluğu ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: Çocuk, Çocuk Hakları, Çocuğun Korunması, Korunmaya Muhtaç Çocuk, İdarenin Çocuğu Koruması

Korunmaya muhtaç çocuklarÇocuk haklarıÇocuklar+2
Esma Nalbant Arabacı
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İdare hukuku açısından yatırımlarda devlet yardımları

Devlet yardımı tedbirleri temel ekonomi politikası araçlarındandır. Devleti ekonomik hedeflerine ulaştırmak bakımından sahip oldukları etki nedeniyle yatırımlara yönelik devlet yardımı tedbirleri anahtar önemdedir. Bu kapsamda idari bir faaliyet olarak yatırımlara devlet yardımı verilmesi ekonomik kalkınmanın sağlanmasına yönelik bir kamu hizmetidir. Türkiye'de yatırımlara yönelik çok dağınık bir devlet yardımı mevzuatı bulunmakta ve bütün devlet yardımı tedbirlerini düzenleyen genel bir kanun bulunmamaktadır. Bu durum yatırım devlet yardımı rejiminin temel ilke ve esaslarının ortaya çıkarılmasını zorlaştırmaktadır. Uygulamada idari bir faaliyet olan ve esas olarak idari işlem ve eylemlerle yürütülen devlet yardımı verme faaliyetinin kamu hukuku temelleri göz ardı edilmekte ve devlet yardımı tedbirleri neredeyse tamamen ekonomi politikası teori ve pratiği çerçevesinde düzenlenmektedir. İdare hukuku açısından yatırımlarda devlet yardımları konulu bu çalışmada amacımız idarenin devlet yardımı verme faaliyeti ve bu faaliyet kapsamında yerine getirilen idari işlemlerin hukuki niteliklerini, hukuki ilkelerini ve yatırımlara devlet yardımı verilmesinde temel usul olan teşvik belgesi usulünü idare hukuku esasları çerçevesinde incelemektir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde devlet yardımı kavramı ve anayasal dayanakları incelenmektedir. İkinci bölümde yatırımlara yönelik devlet yardımı tedbirlerine hakim olan temel ilkeler incelenmektedir. Bu kapsamda yatırımlara yönelik devlet yardımı tedbirleri öncelikle ekonomik kamu hukukunun ilkeleri açısından değerlendirilmektedir. İlgili bölümde devlet yardımı tedbirleri hakkında ülkemizin Türkiye-Avrupa Birliği ortaklık hukukundan ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülükleri de incelenmektedir. Çalışmamızın son bölümünde ise yatırımlara devlet yardımı verilmesinde temel idari usul olan teşvik belgesi usulü incelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Devlet Yardımı, Yatırım, Teşvik, Teşvik Belgesi, Sübvansiyon, Devlet Desteği, Ekonomik Kamu Yararı, Takdir Yetkisi, Eşitlik İlkesi

Devlet yardımıKamu yararıTakdir yetkisi+5
Ezgi Avcıoğlu Aksoy
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

İdari usul hukukunda hukuki güvenlik ilkesi

Bireyin idare karşısında hukuki güvenliğini sağlamakla yükümlü bir hukuk devletinde, bireyi kamu gücünün hukuka aykırı kullanımına karşı hukuki koruma yolları öngörülmelidir. İdari usul, kamu gücünü elinde bulunduran idarenin, bir idari faaliyetin gerçekleştirilmesi sürecinde uyması gereken, bireylerin işlemin yapılışına bazı haklarla katılabilmesini sağlayarak hukuki güvenliğini sağlamaya yönelik kurallar bütünüdür. İdari usul kurallarıyla idari işlemin yapılış sürecini belirli kurallara bağlamak suretiyle, henüz hukuki bir uyuşmazlık doğmadan, bireyin idare karşısında hukuki güvenliği sağlanmaktadır. Hukuk devleti ilkesinin gelişimine koşut olarak idari usul hukukunun gelişimiyle birlikte, idari işlemin yapılışı sürecinde, bireyi idare karşısında koruyacak yeni hukuki güvenceler yaratılmıştır. Bu doğrultuda pek çok Avrupa ülkesinde idari usul kanunları kodifiye edilmiştir. Günümüzde 2015 yılında Fransa'da da genel idari usulün kodifiye edilmesi ile birlikte, Avrupa'da genel idari usul kanunu olmayan ülke kalmamıştır. Tüm bu gelişmeler, idari usulün ayrı bir hukuk dalı olarak değerlendirilerek incelenmesini gerektirmiş, bu doğrultuda Avrupa'da pek çok akademik çalışmada "idari usul hukuku" ayrı bir hukuk dalı olarak ifade edilmeye başlanmıştır. Hukuk sistemimizde 1960'lı yıllardan bu yana, temel idari usul ilkelerine mevzuatta yer verilmesi bakımından önemli bir mesafe kat edilmiş olmakla birlikte, halen genel bir idari usul kanununun kodifiye edilememesinin eksikliği hissedilmektedir. Bireyin toplumdaki değişen konumu göz önüne alındığında, hukuk devletinin de ötesinde hukuki güvenlik ilkesinin tartışıldığı günümüzde, bu durum kabul edilebilir değildir. Bu nedenle, böyle önemli bir eksikliği, güncel gelişmeler ışığında yeniden gündeme getirerek vurgulamak bu çalışmanın temel amacıdır. Anahtar Kelimeler: İdari Usul, Hukuki Güvenlik, İdari İşlem, Hukuki Belirlilik, Haklı Beklentiler.

Hukuki güvenlikUsul hukukuİdare hukuku+2
Mehpare Çaptuğ
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İdare Hukuku açısından yapı denetimi

Türkiye Cumhuriyeti topraklarının büyük bir bölümü, yeryüzünün en aktif deprem kuşaklarından birinin içerisinde yer almaktadır. Bunun yanı sıra, nüfusun büyük bir bölümü de yüksek riskli deprem bölgelerinde ikamet etmektedir. Geçmişte yaşanan depremlerde yaşanan can ve mal kayıplarının büyüklüğü, yapı üretimi sürecinin devletin sıkı denetimi altında yürütülmesi zaruriyetini ortaya koymuştur. Dünyada hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler, kamusal nitelikteki tüm faaliyetlerin bizzat idare tarafından yapılmasına engel olmaktadır. Sosyal devlet anlayışının gün geçtikçe daha fazla alanda geçerlilik kazanması, tüm faaliyetlerin idare tarafından gerçekleştirilebilmesini imkânsız hale getirmektedir. Özellikle geçmişte yaşanan deprem ve diğer afetler sebebiyle ortaya çıkan sonuçlar, can ve mal güvenliği ile yakın ilişki içerisinde olan yapı üretimi faaliyetinin denetlenmesinde, idarelerin görevlerini eksiksiz olarak yerine getirmeleri hususunda aksaklıklar yaşandığını göstermiştir. Bu sebeple teknik nitelikte, bağımsız ve objektif yapı denetiminin teminini sağlamak maksadıyla, 2001 yılında 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun kabul edilerek yürürlüğe girmiştir. Yapı denetimi faaliyetini yürütmek üzere görevlendirilen özel hukuk tüzel kişiliğini haiz yapı denetim kuruluşları, bu görevlerini, yapı sahibi ile akdettikleri sözleşme ilişkisi içerisinde yürütürken, Yapı Denetimi Hakkında Kanun ile belirlenen idari merciler karşısında da sorumluluk taşımaktadırlar. Yapı denetim faaliyetinin kamusal niteliği, yapı denetimi faaliyetinde görev alan süjelerin, birbirleri ile ilişkilerini karmaşık hale getirmekte, denetimi yapan yapı denetim kuruluşlarının, faaliyetlerinin niteliğinin belirlenmesini de güçleştirmektedir. Tüm bu karmaşık ilişkiler, yapı denetimi faaliyetinin hukuksal olarak irdelenmesini gerektirmektedir. Yapı denetim faaliyetleri sırasında, yapı sahibi, yapı denetim kuruluşu, yerinden yönetimler ve merkezi yönetim arasındaki hukuki ilişkilerin bir gereği olarak, birçok idari işlem tesis edilmektedir. Bu işlemlerin, idare hukuku ilkeleri bakımından değerlendirilmesi ve yorumlanması, kamu menfaatleri ile yapı sahibi bireylerin hak ve menfaatlerinin dengelenmesi bakımından önemlidir. Bu kapsamda, çalışmamızın birinci bölümünde, yapı denetimi kavramı, doğuşu, gelişimi ve hukuki kaynaklar incelenmektedir. İkinci bölümde, yapı denetimi faaliyeti için kanunla görevlendirilmiş olan yapı denetim kuruluşları tarafından yapı denetim faaliyetlerinin yürütülmesi değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde ise yapı denetim kuruluşunun yükümlülükleri ve sorumluluğu irdelenmektedir. Anahtar Kelimeler: Yapı Denetimi, Yapı Denetim Kuruluşları, Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi, Mülkiyet Hakkı, İmar Kolluğu, Temel İlkeler, Kamusal Faaliyet.

DenetimKamu hukukuYapı denetimi+2
İlker Zeyrek
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İdare Hukuku açısından karayolları yapımı ve işletilmesinde idari denetim yetkisi

Karayolları, gerek ulaşım gerek taşımacılık faaliyetlerinde toplumsal yaşamın en önemli ihtiyaçlarından biri haline gelmiştir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte özellikle köprü, otoyol gibi yüksek maliyetli olan yolların yapımı için devlet kaynakları yetersiz hale gelmeye başlamış, sonrasında bu hizmetlerin görülmesi için özel hukuk kişilerine yetki verilmiştir. Karayollarının yapımı ve işletilmesi hizmetlerinin özel hukuk kişilerine devredilmesi, hizmetin yapımı ve işletilmesinde sorumluluğun kimde olduğu, denetim ve yaptırım uygulama yetkisinin kimde olacağı gibi soruları doğurmuştur. Çalışmamızda ilk olarak karayolları üzerinde yapım ve işletme faaliyetleri ortaya konulmuştur. İkinci bölümde ise bu faaliyetler üzerindeki idari denetimin, hizmetin idare veya özel hukuku kişisi tarafından yapılmasına ve işletilmesine göre ayırarak idare hukuku ve kamu hizmeti bağlamında değerlendirilmiştir.

DenetimKara yollarıKara yolu planlaması+5
İrem Karaali
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık Bakanlığının özel hastaneler üzerindeki denetim yetkisi

Sağlık hizmeti sunumunda özel hastaneler önemli bir katkı sağlamaktadır. Sağlık Bakanlığı'nın denetimi altında sağlık kamu hizmeti sunan özel hastanelerin faaliyetlerinin, hukuki dayanağı ruhsat işlemidir. Özel hastanelerin, fiziki yapısı, sağlık personel özelliği ve sayısı, tıbbi cihaz özellik ve sayısı Sağlık Bakanlığı'nın planlaması sonucunda belirlenmektedir. Özel hastaneler ruhsat aldıktan sonra sunacakları hizmetler ile ilgili faaliyet izin belgesi alarak hizmet sunmaktadır. Faaliyet izin belgesindeki hizmet birimleri de ayrı ayrı ruhsatlanmaktadır. Sağlık Bakanlığı'nın özel hastaneler üzerinde denetim görevi yönetsel görevi olup, bu bölümde hukuki dayanakları, denetim usulleri ve denetim sonucu uygulanacak idari yaptırımlara yer verilmiştir. Sağlık Bakanlığı'nın özel hastaneler üzerinde denetim hizmetinin kurulması ve icrasından doğan sorumluluğu hukuki dayanakları ve yüksek yargı kararları da dikkate alınarak değerlendirilmiştir.

DenetimHastanelerSağlık Bakanlığı+1
Adviye Onay Safa
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İdare hukuku açısından elektrik iletim hizmeti

Çalışmamızda öncelikle elektrik iletim hizmeti kavramı ele alınarak, elektrik kavramının ne olduğuna ilişkin görüşlere yer verilmiştir. Elektrik kavramının açıklanmasından sonra elektrik hizmetlerinin neler olduğu anlatılmış ve çalışma konumuz olan elektrik iletim hizmetinin gelişim sürecine değinilmiştir. Ülkemizde elektrik iletim hizmetine ilişkin hukuki kaynaklara yer verilmiş, bu hizmeti yürütülmesindeki ulusal ve uluslararası kaynaklar açıklanmış olup; elektrik iletim hizmetinin hukuki niteliği, unsurları, ilkeleri ve özellikleri ayrıca incelenmiş ve elektrik iletim hizmetinin gördürülmesinde ülkemizde uygulanan diğer usullerde incelenmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise elektrik iletim hizmetini ülkemizde yürüten TEİAŞ'ın elektrik sektöründeki hukuki konumu, organları ve personeli incelenmiş olup, TEİAŞ'ın elektrik sektöründe iletim faaliyetini yürütmesinden kaynaklı olarak hak ve sorumlulukları açıklanmış olup; TEİAŞ'in regülatör kurum olan EPDK ile arasındaki hukuki ilişki incelenmiş olup, TEİAŞ'ın tekel niteliğinin kaldırılmasının mümkün olup olmadığına ilişkin dünyadaki ve doktrindeki görüşler ışığında görüşlerimize yer verilmiştir.

ElektrikElektrik iletimiEnerji Piyasası Düzenleme Kurulu+7
Mert Gürler
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Rüzgar enerjisinin İdare Hukuku açısından incelenmesi

Sanayi devrimi ile birlikte enerjiye olan ihtiyaç artmış ve yirminci yüzyılın son dönemine kadar enerji üretimi için fosil yakıtlardan faydalanılmıştır. Ancak zamanla fosil yakıt tüketiminin çevreye zarar verdiği anlaşılmış ve yenilenebilir enerji kaynakları önem kazanmıştır. Bu yüzden rüzgar enerjisi de yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak elektrik üretim alanında önemli bir yere sahiptir. Bu enerji kaynağından faydalanmak için hukuki altyapısının kurulması gerekmektedir. Bu açıdan, Türk idare hukuku açısından rüzgar enerjisinden elektrik üretmek için ayrıntılı bir hukuki alt yapı oluşturulmuştur. Buna göre, rüzgar enerjisinden faydalanılarak elektrik üretmek isteyen özel hukuk kişilerinin üretim önlisansı ve lisansı alması gerekmektedir. İdari işlem teorisi bakımından üretim önlisansı ve lisansı birer idari işlem niteliğindedir. Üretim önlisansı ve lisansının elde edilmesi üretim tesisi kurulacak sahanın mülkiyet veya kullanım hakkının elde edilmesi, çevresel etki değerlendirmesine ilişkin kararın alınması gibi yasal şartlara bağlanmıştır. Bu şartların her biri de idare hukukunun bir ilkesini veya kurumunu ilgilendirmektedir. Bu çalışmada da, ilk olarak rüzgar enerjisi kavramı ve rüzgar enerjisinden faydalanılmasının tarihçesi açıklanmıştır. İkinci bölümde ise rüzgar enerjisinden elektrik üretiminde geçerli olan idare hukuku ilkeleri ele alınmıştır. Ayrıca önlisans ve lisans alma sürecinde özel hukuk kişilerinin yerine getirmesi gereken yükümlülükler belirtilmiş ve önlisans ve lisansın hukuki niteliği ortaya konmuştur. Son bölümde ise rüzgar enerji santrallerinin denetimi ele alınmış ve idarenin ve üretim lisansı sahibinin sorumluluk halleri idare hukuku ilkeleri çerçevesinde açıklanmıştır. Anahtar Kelimeler: Rüzgar Enerjisi, Rüzgar Enerji Santralleri, Üretim Önlisansı, Üretim Lisansı, İdari İşlem.

ElektrikElektrik üretimiEnerji+5
Pınar Öztaban
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00

Other supervisors