Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Uçar
15 theses · Hasan Kalyoncu University, Dicle University
Ticaret Meslek Lisesi muhasebe bölümü öğrencilerinin işletmelerde beceri eğitimi uygulaması, uygulamanın verimliliğinin artırılması ve uygulamada karşılaşılan sorunlar, Gaziantep ilinde bir uygulama
Ülkemizde muhasebe eğitimi, mesleki ve teknik eğitim faaliyetleri içinde önemli bir yer tutmaktadır. Devlet kurumlarından özel sektöre, derneklerden vakıflara, meslek odalarından kooperatiflere kadar hemen her alanda muhasebe birimine olan ihtiyaç, muhasebe eğitimine verilen önemin sebebi olarak gösterilebilir. Ticaret Meslek Liseleri, muhasebecilik mesleğine personel yetiştirme görevini ifa ettiği için eğitim sistemimiz içinde ayrı bir öneme sahiptir. Bu çalışmada Ticaret Meslek Liselerinde verilen Muhasebe eğitiminin teorik yönünü kabaca inceledikten sonra muhasebe eğitiminin pratik aşaması olan işletmelerde beceri eğitimi uygulaması kapsamlı bir şekilde incelenmiştir. Gaziantep ilinde bulunan Ticaret Meslek Lisesi son sınıf öğrencilerine uygulanan anket ile öğrencilerin işletmelerde beceri eğitimi uygulaması hakkındaki görüşleri ortaya konulmuş ve bu görüşler doğrultusunda işletmelerde beceri eğitiminde karşılaşılan sorunlar tespit edilerek çözüm önerileri sunulmaya çalışılmıştır. Çalışmanın sonuç bölümünde işletmelerde beceri eğitimi uygulamasında karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerilerinin yanı sıra, Ticaret Meslek Lisesine öğrenci kabul esasları, muhasebe dersi öğretmenlerinin lisans eğitimi, meslek dersleri öğretmenlerinin adaylık eğitimi, işletmelerde beceri eğitimi uygulaması ile ilgili yapılması gereken yasal düzenlemeler hakkında da görüş belirtilmiştir. Anahtar Kelimeler: İşletmelerde Beceri Eğitimi, Muhasebe, Muhasebe Eğitimi, Staj, Stajyer Öğrenci, Ticaret Meslek Lisesi
Örgüt kültürü ve tükenmişlik üzerine ampirik bir araştırma (Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı örneği)
Bu çalışmada, tükenmişlik ile örgüt kültürü arasındaki bağlantılar irdelenmiştir. Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı' nda görev yapan personellerin tükenmişlik seviyeleri ve örgüt kültürü alt boyutları ile belirlenmiş, bunlar arasında ilişki olup olmadığı ve tükenmişlik seviyelerinin demografik sebeplerle değişip değişmediği açığa çıkarılmıştır. Çalışmada, Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı' nda görev yapan personeller araştırmanın çevresini oluşturmuştur. Çalışmada "Tam Sayım" yöntemi kullanılmış olup, çeşitli sebeplerden dolayı kurum personellerinin hepsi üzerinde uygulama yapmak mümkün olmamıştır. Bu çerçevede 2014 yılı içerisinde Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan 219 personele; Hee- Jae, Cho (2000)' dan monte edilen Örgüt Kültürü Ölçeği, Maslach' ın Tükenmişlik Ölçeği ve Demografik Özellikler 3 bölüm halinde ve 48 sorudan oluşan bir anket çalışması uygulanmıştır. Ortaya çıkan verilerin güvenilirlikleri, oranları, frekansları ve ortalamalar hesaplanmış, değerler t-testi ve tek yönlü varyans analizi kullanılarak incelenmiştir. Alt boyutlar için korelasyon analizi kullanılmış ve aralarındaki ilişkiler tespit edilmiştir. Bu çalışma sonucunda, Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı çalışanlarının örgüt kültürü algılamalarının genel olarak orta seviyede, tükenmişlik algılarının ise düşük seviyede olduğu tespit edilmiştir. Tükenmişlik alt boyutlarından kişisel başarı duygusunun, yaş farklılığına göre değişkenlik arz ettiği tespit edilirken, duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alt boyutları ile de demografik değişkenler arasında mantıklı bir fark tespit edilememiştir. Tükenmişlik alt boyutları ve örgüt kültürü alt boyutları arasında anlamlı ilişkiler bütününe rastlanmıştır. Bu çalışmanın, yöneticiler ve çalışanlar için örgüt kültürü ve tükenmişlik arasındaki ilişkilerinin olumsuzluktan kurtarılıp, bunu personellerin iş hayatına ve akabinde sosyal hayatına olumsuz yansımaması yönünde yönetim biriminde bu konuda fayda sağlayacağını temenni ederim. Anahtar kelimeler: Örgüt Kültürü, Tükenmişlik, Alt Boyutlar, Gaziantep Vergi DairesiBaşkanlığı Örgüt Kültürü Algıları, Personellerin Tükenmişlik Algıları
Türkiye'deki dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki etkilerinin belirlenmesine yönelik bir çalışma: İstanbul ili Kadıköy örneği
Devletin vergi gelirlerinin azalmasının temelinde vergi kayıp ve kaçakları ile kayıtdışılığın çeşitli faktörleri bulunmaktadır. Başta ülkenin siyasal, sosyal ve ekonomik gelişmişlik düzeyi ile doğrudan ilişkili olan kayıtdışılığın, en önemli nedenlerinden biri de, ülkenin uyguladığı vergi politikaları ve vergi uygulamalarıdır. Devletlerin vergi gelirlerini arttırmak için gerek vergi oranlarını arttırmaları ve gerekse vergi adaletsizliğine neden olan dolaylı vergilere ağırlık vermeleri, kayıtdışılığı ve dolayısı ile devletin vergi kaybını arttırmaktadır. Bu bağlamda, "Türkiye'deki Dolaylı Vergilerin Vatandaşlar Üzerindeki Etkilerinin Belirlenmesine Yönelik Bir Çalışma: İstanbul İli Kadıköy Örneği" başlıklı bu araştırma çalışmasında, dolaylı vergilerin vatandaşlar tarafından algılanması ve dolaylı vergilerin etkilerinin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu araştırma çalışmasının evrenini İstanbul ili Kadıköy ilçesinde yaşayan vatandaşlar, örneklemini ise araştırma evreninden rastgele örneklem seçimi yöntemi ile belirlenen kişiler oluşturmaktadır. Evrenin varyansı bilinmediğinden, %95 güvenilirlikte ve %5 hata payında sonuçlara ulaşabilmek için asgari örneklem büyüklüğü n=384 bulunmuştur. Bu bağlamda, araştırma evreninde 450 kişiye anket uygulaması gerçekleştirilmiştir. Anket formları düzenlenmiş ve 400 anketin analiz için veri setine dahil edilebileceği belirlenmiş ve n=400 olarak kabul edilmiştir. Bu araştırma çalışmasının modeli, kavramlar ve teoriye ilişkin bilgi ve veriler için literatür tarama yöntemi, uygulama çalışması için ise "betimleyici, ilişkisel tarama (survey)" modelidir. Bu araştırma çalışmasının verilerinin analizinde, sosyal bilimlerde yaygın olarak tercih edilen SPSS Paket İstatistik Programının 20.0 versiyonu kullanılmıştır. Araştırma anket sorularından elde edilen verilerin dağılımı için faktör analizi yapılmış ve verilerin normal dağılım gösterdiği tespit edilmiştir. Verilerin normal dağılım göstermesi nedeniyle, hipotezlerin sınanmasında 'parametrik' testler kullanılmıştır. Verilerin analizinde; frekans, dağılım, faktör ve tanımlayıcı istatistiksel (korelasyon) analizlerden ve iki farklı değişken arasında farklılık veya ilişki olup olmadığının belirlenmesini sağlayan, tek yönlü tek ana kütle t-testi, çift yönlü t-testi ve varyans (ANOVA) analizleri kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda elde edilen tüm bulgular sonucunda, "İstanbul ili Kadıköy ilçesi evreni özelinde dolaylı vergilerin, vatandaşların vergiye bakışları ve vergi algısı üzerinde etkisi var mıdır?" problem cümlesi; dolaylı vergilerin vatandaşların vergiye bakış açıları ve vergi algısı üzerinde olumsuz etkileri olduğu şeklinde cevaplandırılmıştır. Bu bağlamda vatandaşın vergiye bakış açısı ve vergi algısındaki negatif değişimin; sosyal adaleti, kayıtlı ekonomiyi, GSYH'yi, devletin yatırım ve kalkınma politikalarını, vergi gelirlerini, ekonomik, sosyal ve siyasal gelişmeyi ve milli gelir artışını olumsuz etkilediği sonucuna ulaşılmıştır. Bu araştırma sonucunda ulaşılan bulgu ve bilgiler sonucunda, araştırmanın başında hedeflenen, dolaylı vergilerin vatandaşlar üzerindeki etkileri belirlenmiş ve araştırma amacına ulaşmıştır. Bu bağlamda kamuya şu öneriler sunulmuştur: • Yeni kamu yönetimi anlayışı gereği, devletin tüm faaliyet ve harcamalarını şeffaf bir şekilde kamuya açıklaması, toplumsal anlamda devletin vergi gelirlerini etkin bir şekilde değerlendirdiği algısını güçlendirecek ve dolayısı ile vergiye bakış açısına pozitif katkı sağlayacaktır. Bu nedenle devletin şeffaflaşması ve hesap verebilirliğinin yaygınlaştırılması gerekmektedir. • Vergi gelirleri içindeki dolaylı vergilerin payının azaltılarak, servet ve gelir üzerinden alınan vergilerin arttırılması yönünde yasal düzenlemeler yapılmalı ve vergi tahsilinde etkinlik sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Verginin Etkin Kullanımı, Dolaylı Vergiler, Vergi Algısı, Vergi Adaleti, Şeffaflık.
KOBİ Türkiye Finansal Raporlama Standartlarının finansal tablolar üzerine etkisi ve Gaziantep'teki KOBİ'lerde bir araştırma
Küreselleşmenin etkisiyle günümüzde Küçük ve Orta Boy İşletmelerin (KOBİ), bilgi teknolojilerinin hızlı gelişmesi sonucunda ihracat ve ithalatı artmış, uluslar arası arenada yatırımcı bulmak daha kolay hale gelmiştir. Ayrıca hızlı teknolojik gelişmelerle dünya pazarlarına KOBİ'lerin büyük işletmeler gibi kolayca açılmasını sağlamaktadır. Uluslararası Finansal Raporlama Standardını (UFRS) hazırlayan Uluslar arası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK), tüm bu gelişmeleri göz önünde bulundurarak, KOBİ'ler için daha basite indirgenmiş bir muhasebe seti oluşturmuştur. KOBİ'ler için UFRS'ler Temmuz 2009'da yayınlanmıştır. Çalışmada, KOBİ'lerle ilgili genel bilgiler, KOBİ'lerin finansal raporlaması, KOBİ'ler için UFRS setinde yer alan standartların açıklamaları yapılmıştır. Ayrıca KOBİ'ler için UFRS'nin Gaziantep'te uygulanabilirliği ve finansal tablolara etkisi tespit edilmiştir. Araştırmada; KOBİ'ler için UFRS'nin finansal tablolara etkisini ölçebilmek için anket yapılmış ve sonuçları grafiklerle gösterilmiştir. Tezin son bölümünde elde edilen sonuç bulunmaktadır. Anahtar Kelimeler: KOBİ, KOBİ'ler için Uluslar arası Finansal Raporlama Standartları, Finansal Tablolar
Ortaögretim kurumlarında yöneticilerin öğrenciler üzerindeki liderlik performansları Gaziantep ilinde bir uygulama
Bu çalışma, ortaöğretim kurumlarındaki yöneticilerin, öğrenciler üzerindeki durumsal ve davranışsal etkilerini tespit etmek, bu etkilerin hangi liderlik özellikleriyle bağdaştığını belirleyebilmek ve yöneticilerin liderlik performanslarını belirleme amacıyla yapılmıştır. Bu çalışmada, veri toplama yöntemi olarak, bilimsel araştırma yöntemlerinden olan anket yöntemi tercih edilmiştir. Araştırmada kullanılan anket formu, literatürden yararlanılarak hazırlanmış 5'li likert ölçekli 42 sorudan oluşmuştur. Elde edilen araştırma verileri, istatistik paket programı SPSS.20.0 For Windows sürümü ile analiz edilmiştir. Veriler, öncelikle anket sorularının güvenilirlik analizi yapılarak alfa değeri bulunmuş, ardından araştırmaya katılan öğrencilerin demografik özellikleri frekans analizi ile belirlenmiştir. Bu analizlerin ardından veriler tanımlayıcı istatistik analizleri ve hipotezlerin test edilebilmesi için t-testi ve tek yönlü ANOVA analizi yapılmıştır. Bu çalışmada; okul yöneticilerinin liderlik özellikleri ve performansları ile öğrencilerin başarıları arasında bir ilişki var mıdır? ve Liderlik özellikleri taşıyan yöneticilerin problem çözme becerileri gelişmiş midir? sorularına cevap aranmaya çalışılmıştır. Araştırma verilerinin analizi sonucunda, araştırmaya katılan öğrencilerin büyük çoğunluğunun, okul yöneticilerinin liderlik özelliklerine sahip olduğuna inandıkları ve yönetim performanslarının bu doğrultuda; demokratik, şeffaf, eşitlikçi, yol gösterici, iletişime açık, çözüme odaklı, kısıtlamadan ziyade kuralları öğrenciler lehine esneterek uyguladıkları ancak taviz vermedikleri görüşünde olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bulgulara göre okul yöneticilerine, "çağdaş ve etkili bir yöneticilik için okul yöneticilerinin kişisel gelişimlerine önem vermeleri, bu bağlamda yönetim ve yöneticilik seminerleri, eğitimleri gibi eğitici ve geliştirici faaliyetlere katılmaları faydalı olacaktır" şeklinde bir dizi önerilerde bulunulmuştur. Yine elde edilen bulgulara göre araştırmacılara, "araştırmanın Türkiye ve diğer ülke veya ülkeler bazında karşılaştırması yapılması, yöneticilik performanslarının ülkelere göre değerlendirilebilmesini mümkün kılabilecektir" şeklinde öneriler getirilmiştir. Anahtar Kelimeler: Liderlik, Performans, Yöneticilik, Öğrenci, Problem Çözme.
Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinin vergilendirilmesi ve muhasebe uygulamaları
Muhasebe Sistemi Genel Tebliğinde dönemsellik ilkesi, "İşletmenin sürekliliği kavramı uyarınca sınırsız kabul edilen ömrünün, belli dönemlere bölünmesi ve her dönemin faaliyet sonuçlarının diğer dönemlerden bağımsız olarak saptanmasıdır. Gelir ve giderlerin tahakkuk esasına göre muhasebeleştirilmesi; hasılat, gelir ve karların aynı döneme ait maliyet gider ve zararlarla karşılaştırılması ...." şeklinde tanımlanmıştır. Ayrıca, gerek Türk Ticaret Kanununda gerekse de Vergi Usul Kanununda dönemsellik kavramına paralel olarak düzenlemeler yapılmış ve işletmelerin belli dönemler için değerlendirilmeleri zorunluluğu getirilmiştir. VUK' nun 174'üncü maddesinde yasal defterlerin hesap dönemi itibarıyla tutulacağı ve hesap dönemlerinin normalde takvim yılı olacağı, ancak 12' şer aylık özel hesap dönemlerinin de tayin edilebileceği belirtilmiştir. Bunlara paralel olarak, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesinde kazancın hesap dönemleri itibarıyla tespit olunacağı aynı şekilde Gelir Vergisi Kanunu'nun 1. maddesinde de gerçek kişilerin bir takvim yılı içerisinde elde ettikleri kazanç ve iratların gelir vergisinin konusunu oluşturacağı belirtilmiştir. Kural hesap dönemi olmakla birlikte, GVK' nın 42, 43, ve 44. maddelerinde düzenlenen ticari kazanç niteliği bulunan yıllara sari inşaat taahhüt ve onarım işlerinde yıllık hesap döneminden, dolayısıyla dönemsellik ilkesinden sapma olmuştur. Bu nedenle Gelir Vergisi Kanunu'nun 42, 43 ve 44'üncü maddelerinde düzenlenen ve Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, kurumlar vergisi mükelleflerine de uygulanan özel bir vergileme rejimi öngörülmüştür.
Transfer fiyatlandırmasında ilişkili kişi
Küreselleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan ve üretim süreçlerini farklı ülkelerde oluşturan çokuluslu şirketlerin karlarını artırma çabaları transfer fiyatlandırmasının öneminin daha da artmasına neden olmuştur. Transfer fiyatlaması dünyada olduğu kadar Türkiye'de önemi artan vergisel konulardan birini oluşturmaktadır. Bu çalışmada, 5520 sayılı yeni Kurumlar Vergisi Kanunu'nun Türk Vergi sistemine getirmiş olduğu en önemli yeniliklerden birisi olan "transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında ilişkili kişi" kavramı ve bu kavramın uygulamasında yaşanan sorunlar incelenmiştir. Bu kapsamda, transfer fiyatlandırması alanında başta OECD olmak üzere, ABD, Avrupa Birliği ve bazı gelişmiş ülkelerin yapmış oldukları çalışmalar incelenmiştir. 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile getirilen yeni düzenleme sayesinde, Türk vergi mevzuatının uluslararası mevzuata yakınlaştırıldığı ancak transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıtımında ilişkili kişi kavramının çok geniş kapsamlı tanımlandığı, bu tanımlamanın da belirsizliklere neden olduğu görülmüştür. Sonuç itibariyle, yapılan bu değişikliğin ilişkili kişi kavramının kapsamını çok genişlettiği ancak çalışmada ileri sürülen öneriler dikkate alındığında, uygulamada yaşanan sorunların birçoğunun yapılacak yasal ve idari düzenlemeler ile çözüme kavuşturulabileceği anlaşılmıştır
Sermaye yapısının kârlılık ve süreklilik üzerine etkisi BİST 100 üzerine bir çalışma
Sermaye yapısı ve kârlılık ilişkisi, literatürde üzerinde yaklaşık yarım asırdır konuşulan konulardan birisi olarak görülmektedir. Sermaye yapısının kârlılık ile herhangi bir ilişkisinin olmadığını ileri süren çalışmalar ve ilişkinin var olduğunu ileri süren çalışmalar akademik yazında mevcuttur. Ülkemizde bu konu, son yıllarda üzerinde çalışılan bir konu olmuştur. İşletmenin varlıklarının, hangi kaynaklardan oluştuğu, kârlılık ve süreklilik gibi işletme açısından önem arz eden değerleri etkilemektedir. Rekabetin arttığı günümüzde, sermaye maliyetinin işletme açısından en uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Kâr elde eden işletmelerin, faaliyetlerine yıllar itibariyle devam ettiği görülmektedir. Bu çalışmada, Borsa İstanbul'da faaliyet gösteren 100 işletmenin 2004-2014 yılları arasındaki bilanço verileri incelenmiştir. Bu kapsamda, işletmelerin yıllar itibariyle sermaye yapılarının nasıl değiştiği gözlemlenmiştir. Sermaye yapısı; öz kaynaklar, uzun vadeli borçlar, oto finansman kaynakları ve hisse senetlerinden oluşmaktadır. Çalışma beş bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde sermaye yapısı ile ilgili teoriler, sermaye yapısını oluşturan unsurlar ve etkileyen faktörler, sermaye şirketlerinin kârlılık ve süreklilik konuları yer almaktadır. İkinci bölümde konu ile ilgili yapılmış önceki çalışmalar yer almaktadır. Üçüncü bölümde materyal- method yer almaktadır. Dördüncü bölümde çalışma ile ilgili bulgular yer almaktadır. Son bölümde ise sonuç, tartışma ve öneriler yer almaktadır. PCSE (Panel-Corrected Standard Errors) sabit etkiler regresyon modeli sonuçlarına göre toplam kaynakları içerisinde özkaynakları fazla olan işletmelerin kârlılık oranlarının pozitif yönde etkilendiği tespit edilmiştir. Uzun vadeli yabancı kaynakların kârlılık üzerindeki etkisi istatistiksel açıdan anlamsız çıkmıştır. Yedeklerin kârlılık üzerindeki etkisi anlamlı çıkmıştır. Oto finansman kaynaklarını tercih eden işletmelerin kârlılık oranlarının negatif etkilendiği tespit edilmiştir. Yapılan analiz sonucunda uzun vadede zarar eden işletmelerin Borsa İstanbul'dan çıktıkları sunulmuştur. Kâr eden işletmelerin yıllar itibariyle faaliyetlerinde devam ettiği görülmektedir. Bu durumun süreklilik varsayımına uygun olduğu tespit edilmiştir. Anahtar Sözcükler: Sermaye yapısı, Kârlılık, Süreklilik, Finansal Yönetim, Panel Nedensellik Analizi
Vergi suç ve cezaları
Suç kavramı insanoğlunun geçmişten günümüze kadar sosyolojik etkileşimlerinin göz ardı edilemeyecek bir unsuru olarak karşıını/a çıkmıştır. Suçu oluşturan unsurlar /aman içerisinde bir infa/a tabi olmuş ve bu infazlar çeşitli yollarla yapılmıştır. Günümü/de ise suç ve ceza kavramı hayatın her alanında hiikiiın sürerken toplumu oluşturan bireylerin ödev ve sorumlulukları açısından da kaçınılma/ olmuştur. Dolayısıyla bu kaçınılmazlık her alanda olduğu gibi yurttaşlar için önemli bir ödev olan vergi konusunda da karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı ise suç ve ceza kavramlarının vergi suç ve ceza kavramlarına empoze edilmesi olmuştur. Aynı zamanda hükmedilen cezaların hukuki dayanakları bakımından doğru uygulanıp uygulanmadığı yargılama usulleri değerlendirilerek vergi suç ve cezalarının adil, eşit nitelikte olması gerektiği konularına vurgu yapılmıştır. Vergi tarihçesinden yola çıkarak vergi bir ülkede karşılıksız ve zorla alman bir nitelik taşımıştır. Bu kapsamda vergi suç ve cezaları incelemesi yapılırken vergiyi doğuran olay, verginin konusu ve verginin hukuki dayanağı konularına değinilmiştir. Böylece vergi suç ve cczalanna götüren yol haritası çizilerek, suç ve ceza unsurlarının temeline ve oluşumuna değinilmiştir. Vergi suç ve cezaları sonucunda yanlış yargılamalar ve yasal dayanağı olan veya olmayan vergi konusuna ilişkin itirazlara değinilerek idari ve yargısal çözümlerin nitelikleri ifade edilmeye çalışılmıştır.
Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin kurumsallaşmasının önündeki psikolojik engeller
KOBİ'ler dünya ekonomisine; yatırım, üretim, istihdam ve oluşturdukları katma değerle katkıda bulunurken, diğer taraftan da esnek üretim yapılarıyla ülkenin tümüne yayılmış olmalarından dolayı bölgesel ekonominin gelişmesine yardımcı olmaktadırlar. Türkiye'deki işletmelerin büyük bir çoğunluğu KOBİ niteliğindedir. Bu şirketler ayakta kalabilmek için kurumsallaşmanın gereklerini belli bir ölçüde sağlamak zorundadırlar. Bununla birlikte ticari ve ekonomik anlamda büyümek ve varlıklarını sürdürmek için uluslararası ticari ilişkilere girmek mecburiyetindedirler. Çünkü günümüzde küreselleşmenin etkileri bu gelişmeleri KOBİ'ler içinde kaçınılmaz kılmaktadır. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler (KOBİ) tüm ülkelerde belirgin bir ağırlığa sahiptirler ve ekonomilerin barometresi olarak değerlendirilirler. Büyük firmalardan farklı olarak kendilerine özgü benzersiz yönetim sitillerine, farklı organizasyonel yapılara ve farklı yönetimsel yaklaşımlara sahiptirler. Sahip oldukları karakteristik özellikler sebebiyle, bir takım avantajları ve dezavantajları söz konusudur. Bu firmalarda geleneksel yönetim anlayışının firma bünyesine direk olarak uygulandığında, organizasyonel ve yönetimsel anlamda bazı önemli problemler oluşmaktadır. Bunun en temel sebebi ise günümüzdeki yönetim anlayışındaki değişimdir. Firmalar bu noktada yaşamalarını sürdürebilmek için yeni stratejiler arama zorunluluğundadırlar. Anahtar Kelimeler: Kobi, Kurumsallaşma, Finans
Swap sözleşmeleri ve muhasebe işlemleri
Uluslararası arenada yaşanan ezici rekabet, işletmeleri birçok alanda tehdit etmekte, piyasalarda yaşanan gelişmeler ve ekonomik krizler ise yönetilmesi veya bertaraf edilmesi gereken riskleri beraberinde getirmektedir. Hiç şüphesiz, rekabet üstünlüğü sağlamak isteyen bir işletme, finansal kaynaklara ulaşmak ve beraberinde getirdiği riskleri yönetmek zorundadır. Ülkemizde türev ürünlerinin, kullanımı giderek artmakla birlikte, dünya piyasaları incelendiğinde yeterli seviyeye ulaşılamadığı görülmektedir. Bunun başlıca nedenlerinden biri türev ürünlerine taraf olacak kurum veya kuruluşların, bu finansal araçlar hakkında yeterli bilgiye sahip olmamalarıdır. Türev ürünlerin muhasebeleştirilmesine yönelik çok az sayıda çalışmanın yapılmış olması, bu alandaki bilgi birikiminin yetersiz olduğunun bir göstergesidir. Bu çalışma ile birlikte, ülkemizde de kullanımı giderek artan gelişmiş finansal araçlar hakkında bir literatür çalışmasının yapılması, türev ürünler içerisinde en yüksek hacme sahip Swap İşlemlerinin tanıtılması, Swap işlemlerinin muhasebeleştirme aşamalarının örnekler üzerinden açıklanması ve muhasebeleştirmede yaşanabilecek sorunların açıklanması amaçlanmaktadır. Anahtar Sözcükler: Finansal Araçlar, Türev Ürünler, Swap İşlemleri
İlişkisel pazarlama yaklaşımında bağlamsal pazarlama stratejisinin yeri ve bir uygulama
Günümüzde enformasyon ve iletişim teknolojilerinde yaşanan hızlı değişimler ekonomi alanı da başta olmak üzere, mikro ve makro düzeyde birçok alanda dönüşümün gerçekleşmesine neden olmuştur. İşletmelerin için de faaliyette bulunduğu dönem, müşterinin temel güç dengesi kaynağı olduğu "müşteri asrı" olarak tanımlanmaktadır. Keskin rekabet koşullarında işletmelerin müşterilerine karşı göstermiş olduğu tutumlar, işletmelerin başarılarında belirleyici bir faktör olarak önem kazanmaktadır. Kütlesel pazarlamadan bireysel pazarlamaya doğru bir eğilimin olduğu böyle bir ortamda "müşteriler ile kurulan bireysel, güçlü bağların" odak noktasını oluşturduğu ilişkisel pazarlama yaklaşımı ve bu yaklaşım temelinde bilişim teknolojisindeki gelişmeler ile geleneksel pazar etkileşiminin yıkıldığı elektronik pazar alanında, ortaya çıkan bağlamsal pazarlama stratejisi ön plana çıkan kavramlar arasında yer almaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, ilişkisel pazarlamanın uygulama boyutu olarak bağlamsal pazarlamada yapıyı oluşturan unsurların, ilişkisel pazarlamaya ve müşterilerin tekrar satın alma niyetine etkisinin olup olmadığının ampirik bir araştırma ile ortaya koymaktır. Araştırma kapsamında Gaziantep Havaalanında Miles&Smiles kart kullanan 400 müşteriye anket uygulanmıştır. Anket uygulaması sonucunda elde edilen veriler araştırma amaçları doğrultusunda çeşitli istatistiksel analizlere tabi tutulmuştur. Bu analizler sonucunda, bağlamsal pazarlama stratejisi unsurları ile ilişkisel pazarlama yaklaşımı unsurları arasındaki ilişkinin varlığı, bağlamsal pazarlama unsurlarının ilişkisel pazarlama unsurları üzerinde ve ilişkisel pazarlama unsurlarının tekrar satın alma niyeti üzerinde olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır. Anahtar Sözcükler:ĠliĢkisel pazarlama, bağlamsal pazarlama, bilgi teknolojileri
Küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ'lerin) finansman sorunlarının çözümünde kredi garanti fonu uygulaması: Diyarbakır ili örneği
Ülke ekonomisinin gelişmesinde büyük öneme sahip olan KOBİ'lerin yaşadıkları finansman sorunları, kullandıkları finansman teknikleri ve bu teknikler arasında kredi garanti fonlarının kullanım düzeyi ve etkilerinin incelendiği bu çalışma, dört bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümünde, KOBİ'lerin tanımı, özellikleri, avantajları, dezavantajları, Türkiye ve Dünya ekonomisindeki yeri ve önemi, KOBİ'lerin karşılaştıkları sorunlar ve nedenleri; ikinci bölümde ise KOBİ'lerin finansman sorunları çözümünde kullandıkları kaynaklar incelenmiştir. Üçüncü bölümde çalışmanın konusunu oluşturan kredi garanti fonlarının kuruluş amaçları, faydaları ve türlerinin yanı sıra, Türkiye uygulaması KGF A.Ş.'nin kuruluş amacı, ortaklık yapısı, teminat kullandırım şartları ve performans göstergelerinden detaylı bir şekilde bahsedilmiştir. Dördüncü bölümde, çalışmanın amacı doğrultusunda 75 KOBİ'den elde edilen anket verileri değerlendirilmiştir. Bu veriler SPSS 18.0 kullanılarak değerlendirilmiş, verilerin yorumlanmasında frekans, Ki-Kare ve korelâsyon testleri kullanılmıştır. Sonuç bölümünde ise elde edilen bulgular doğrultusunda çalışmadan faydalanabilecek taraflara öneriler yer almaktadır. Analiz sonucunda, KGF kefaleti kullanımının düşük olduğu, başvuran 9 firmadan sadece 6'sının fon kefaletinden faydalanabildiği görülmüştür. Ayrıca finansal planlama yapma ile finansman sorunu arasında anlamlı bir ilişki bulunamamış; finansal planlama ile hukuki yapı ve faaliyet alanı arasında pozitif, KOBİ ölçeği arasında ise negatif yönlü; banka kredisi kullanımı ile hukuki yapı arasında pozitif, yıllık ciro ve KOBİ ölçeği arasında ise negatif yönlü anlamlı ilişki bulunduğu, yapılan testler sonucunda ortaya çıkmıştır.
Alternatif bir kalkınma modeli olarak bölge kalkınma ajansları (bir alan araştırması)
Kamu yönetiminde ortaya çıkan yeni model ve yaklaşımlar, yönetim alanında etkililik ve verimliliği esas alan bir temeli esas almıştır. Hızlı karar alma ve sorunlara etkili çözümler bulma, bu yaklaşımların temel fonksiyonlarıdır. Kalkınma sorunuyla mücadele ve kalıcı politika geliştirebilmesi için merkezi yapılar dışında örgütlenmiş birimlere daha çok görev, yetki ve sorumluluk verilmesi, merkezi yönetim ve yerel yönetimler arasındaki yetki-kaynak dağılımının geleneksel yapısının değiştirilmesi gereksinimini de ortaya çıkarmıştır.Özellikle demokratik kültürün yaygınlaşmasına koşut olarak, refah düzeyindeki artış, nüfus vb. alanlardaki değişimler, gereksinim ve beklentilerin farklılaşmasına ve artmasına neden olmuştur. Bu durumun doğal sonucu olarak da alternatif yönetimler, yerel ortak gereksinimleri karşılayabilmek için ortaya çıkan yeni yapılar olarak dikkat çekmektedir ki Bölge Kalkınma Ajansları da (BKA) böyle bir ihtiyacın giderilmesi için ortaya çıkmış kurumlardandır.Tez, yukarıda verilen genel çerçeve ışığında ajansların Türkiye'nin kalkınma perspektifi itibariyle alternatif bir kalkınma modeli olup olmadığına ilişkin olarak mülki idare amirleri ve ajans çalışanlarının algılarını ölçmeyi amaçlamaktadır.Anahtar Kelimeler: Kalkınma, Bölgesel Gelişme, Kalkınma Ajansları.
UFRS uyarlı ve TDHP'ye göre hazırlanan temel finansal tabloların oran analizlerinin karşılaşılaştırılması Diyarbakır mermer sektöründe bir örnek uygulama
Son yıllarda küreselleşme ile birlikte sermaye uluslararasılaşmaya başlamış, şirketlerin birbirleriyle iletişimi artmış ve finansal tabloların genel kabul görmüş ilkeler ışığında hazırlanması zorunluluk haline gelmiştir. Türkiye, diğer dünya ülkeleri gibi Muhasebe ve Finansal Raporlama Standartlarında bir takım değişiklikler yapmıştır. Türkiye Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) tarafından yayınlanan Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (UFRS)'nı aynen tercüme ederek onaylamıştır. Bu çalışmanın amacı Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına Uyarlı Ve Tekdüzen Hesap Planı'na Göre Hazırlanan Temel Finansal Tabloların Oran Analizindeki Farklılıklar tespit etmektir. Bu çalışma Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulayan işletmelerin bilançolarında ve gelir tablolarında biçimsel yapı, kapsam ve içerik açısından meydana gelen farklılıkları kapsamaktadır. Karşılaştırmalı analiz sonuçları Tek Düzen Muhasebe Sistemi'ne ve Türkiye Muhasebe Finansal Raporlama Standartları'na göre düzenlenen bilançolar arasında biçimsel yapı, kapsam ve içerik açısından önemli farklılıklar olduğunu göstermektedir. Finansman giderlerinin aktifleştirme esasları, duran varlık ve stok değerlemeleri, zamanlama farklarından kaynaklanan ertelenmiş vergi varlığı ve yükümlülüğü, ayrılması gereken karşılıklar gibi birçok konuda ülkemizde uygulanan Tek Düzen Muhasebe Sistemi ile Uluslararası Finansal Raporlama Standartları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Çalışma içerisinde hesap grupları bazında meydana gelen bu farklılıkların finansal analize etkileri bir örnek uygulama ile açıklanmaktadır. Anahtar Kelimeler: Bilanço, Uluslararası Finansal Raporlama Standartları, Tek Düzen Muhasebe Sistemi, Oran Analizi