Theses supervised by Prof. Dr. Mustafa Yaşar Tınar
15 theses · Dokuz Eylül University
Çalışma kültürü farklılıklarının çalışma davranışları üzerine etkileri: Türkiye ve Polonya örneği
Çalışma kültürü, bireyin çalışma ile ilgili tutum ve davranışlarının bir bileşkesi olup bireysel, örgütsel, toplumsal vb. pek çok faktörden etkilenerek şekillenen karmaşık bir kavramdır. Bireyin çalışmaya bakış açısını biçimlendiren çalışma kültürü, içinde yaşanılan toplumun kültürü ile etkileşim halindedir. Dolayısıyla, her toplum, sahip olduğu değerleri, inançları, örf, adetleri ve kendine özgü kültürel dokusu ile çalışma hayatına etkileyebilmektedir. Bu anlamda bireyin çalışmaya bakış açısı, çalışmaya yüklenen anlam, çalışmaya bağlılık, çalışma disiplini ve çalışma davranışları toplumdan topluma farklılık gösterebilmektedir. Çalışma kültürü farklılıklarının çalışma davranışları üzerine etkisini Türkiye ve Polonya açısından inceleyen bu çalışma, çalışma kültürü farklılıklarını oluşturan tutum ve davranışların aralarındaki etkileşimi ele almıştır. Söz konusu etkileşim, çalışma kültürü modeli ile tespit edilmeye çalışılmıştır. Modelin sınanması amacıyla Türkiye ve Polonya?daki şekerli ve çikolatalı mamuller sektöründe bir alan araştırması yapılmış olup, şekerli ve çikolatalı mamuller sektöründe çalışan toplam 583 mavi yakalı çalışana anket uygulanarak çalışma kültürüne ilişkin tutumları elde edilmiştir. Çalışma davranışları ile ilgili veriler, firmaların insan kaynakları birim yöneticileri aracılığıyla elde edilerek modelin analizine dahil edilmiştir. Sonuçta, çalışmaya yüklenen anlam, çalışmaya bağlılık, çalışma disiplini gibi çalışma tutumları ile etkinlik, performans, devamsızlık, işten ayrılma gibi çalışma davranışlarının arasında bir etkileşim olduğu ve bu etkileşimin bir ürünü olan çalışma kültürünün Türkiye ve Polonya?da farklı değişkenlerin etkisiyle şekillendiği tespit edilmiştir. Çalışma kültürü alanında önemli bir boşluğu dolduracağı düşünülen bu çalışmanın, literatüre olan katkısının yanı sıra, gelecekte yapılacak bilimsel çalışmalara da yol gösterici olacağına inanılmaktadır.
Marina işletmeciliğinin bölgesel ekonomi ve istihdam üzerindeki etkileri Seferihisar Teos Marina örneği
Günümüzde ekonomik ve kitlesel bir olgu haline gelen turizmin ülke ekonomileri üzerindeki olumlu etkileri onun ekonomik yönünü daha da ön plana çıkarmıştır. Türkiye Turizminin en dezavantajlı olduğu konuların başında düşük gelirli turist gruplarına hizmet verilmesi bulunmaktadır. Ancak yat turizminde özel yatçılar ve bu yatlarla gelen turistler diğer turistlere göre daha üst gelir düzeyindeki turist grupları olmaktadır. Bu durumda yat turizmi ve yatların ihtiyaçlarının karşılandığı yat limanları önemli bir konuma gelmektedir. Deniz turizminin alt yapısını oluşturan yat limanları, diğer bir tabirle marinalar yatırım aşamasında sermaye yoğun, işletme aşamasında emek yoğun işletmelerdir. Verilen hizmetlerde insan emeğine ihtiyaç vardır. Dolayısıyla marina işletmelerinin kuruldukları yerdeki istihdama olumlu katkılarının olması doğaldır. Ayrıca o bölgeye ve genel ekonomiye de getiri sağlarlar. Marinaların ekonomik açıdan etkileri üç kısımda incelenebilir. Yatırım aşamasındaki etkileri araştırma ve projeler, ön izin, şantiye kurulumu ve personel ücretleri, yapı denetim giderlerinden oluşmaktadır. İnşa aşamasındaki etkileri her türlü bina ve mendirek imalatı akaryakıt ve atık istasyonları, hareketli vinç, elektrik su gibi alt yapı tesisat giderleridir. İşletme aşamasındaki etkileri ise personel ücretleri, tanıtım ve reklam giderleri, yasal harçlar, bakım onarım giderleri ve akaryakıt masraflarıdır. Marinaların işletme olarak doğrudan ekonomiye katkıları tekne bağlama gelirleri, karaya çekme ve teknik servis gelirleri, kira ve dalgıç hizmetlerinden elde edilen gelirlerden oluşur.Konu yatlar ve marina olduğunda çeşitli aşamalarda istihdam da söz konusudur. Bunlar yatların imalatı için gerekli istihdam, marinaların yatlara hizmet gerçekleştirmek için oluşturduğu istihdam, yatların marinalarda bekleme zamanında gerekli olan istihdam, yatların seyir sırasında gerekli olan istihdam ve yatların marinalarda bakım sırasında gerekli olan istihdamdır. Bununla beraber turizm sektöründe istihdam edilen işgücünün ne kadarının doğrudan turizm sektörüne ne kadarının bölge halkına hizmet sunduğunu saptamak güçtür. Turizm işletmelerinin kuruldukları bölge halkı ile iyi ilişkiler kurması onların ekonomi ve istihdama kazandıracaklarını destekleyecektir. Bu bağlamda marina işletmeleri genel ekonomiye katkı sağlarken turizm gelirlerinin yayılma özelliği sayesinde bölge halkının ekonomisine de katkı sağlayacaktır. Ancak marinaların kuruldukları bölgedeki istihdama katkıları bölge halkının beklentilerini karşılayacak seviyede olmayıp daha genel bir faydadan söz edilebilecektir. Anahtar Kelimeler: Marina, Yat Limanı, Marina İşletmeciliği, Marina İşletmeciliğinin Etkileri, Bölge Ekonomisi, Marina ve İstihdam.
İş stresiyle başa çıkmada yaratıcı drama yönteminin kullanılması
İş stresi, çalışanların psikolojik ve fiziksel sağlıklarını etkileyerek, olumsuz sonuçlara neden olmaktadır. İş stresiyle bireysel ve örgütsel anlamda başa çıkılması gerekmektedir. İş stresiyle başa çıkmada pek çok yol vardır. Bu yolların öğrenilmesi ve uygulanması için çalışanların belirli bilgi, beceri ve davranış edinmeleri gerekmektedir. Bu çalışmada, çalışanlara iş stresiyle başa çıkmak için gerekli bilgi, beceri ve davranış eğitimi bütünleştirilmiş olarak, daha önce sosyal bilimler ve çalışma yaşamında kullanılmamış bir yöntem olan yaratıcı drama ile, uygulamalı bir biçimde verilmiştir. Çalışmada, yaratıcı drama yönteminin iş stresi üzerindeki etkisi ve iş stresi ile başa çıkmada kullanılabilirliğinin araştırılması amaçlanmıştır. Araştırma özel ve kamu sektörlerinden 32 deney ve 32 kontrol grubu olmak üzere toplam 64 gönüllü katılımcı ile gerçekleşmiştir. Deney grubuna 18 atölyelik yaratıcı drama uygulanmış, kontrol grubuna hiçbir uygulama yapılmamıştır. Yaratıcı drama uygulaması başında ve sonunda katılımcıların, iş stresi, algılanan stres ve örgütsel stresleri ölçekler yardımıyla tespit edilmiştir. Analiz edilen veriler sonucunda, başta iş stres seviyeleri olmak üzere, algılanan stres ve örgütsel stres seviyelerinde anlamlı bir şekilde düşüş gerçekleşmiştir. Kontrol grubunda ise hiçbir anlamlı değişikliğe rastlanmamıştır. Bu sonuçlar ile iş stresi ile başa çıkmada yaratıcı drama yönteminin kullanılabileceğini söylemek mümkün gözükmektedir.
Sendikalı çalışmanın iş değerleri ve iş davranışları üzerindeki etkisi
Sendikaların toplumun demokratikleşmesinde, çalışma ilişkilerinin yasal düzene oturtulmasında ve işleyişinde, işçilerin hak ve menfaatlerinin korunup geliştirilmesinde olduğu kadar, çalışanların iş değerleri ve iş davranışları üzerine de önemli etkisinin varlığından söz edilebilir. Sendikal bağlılık, üyelerin sendikal sadakat, sorumluluk, gönüllü çaba ve inanç boyutlarından oluşmakta ve nihayetinde üyelerde sendikal doyum ve katılım sağlamaktadır. Sendika faaliyetlerinin etkinliği, gücü ve devamlılığı, sadece üyelerin sayısal çokluğu ile ilişkili değildir. Üyelerin niteliği ve sendikal bağlılığının varlığı da en az sayısal çokluk kadar önemlidir. İş değerleri, çalışanın işinde aradığı ya da arzuladığı nitelik, karşılık ve tatmin olarak çalışma gayretine etki eden faktörlerdir. Çalışanların sahip olduğu iş değerleri, performans, disiplinsizlik, devamsızlık, iş yavaşlatma, iş durdurma, fazla çalışma, örgütsel bağlılık gibi işe özgü davranışlarında önemli bir etkenidir. Bu anlamda iş değerleri ve iş davranışları sadece sendikaların değil işletme yönetimlerinin de ilgi odağıdır. Çalışmanın amacı; sendikaların, çalışanların iş değerleri ve iş davranışları üzerine etkisinin ortaya konulmasıdır. Bu sayede sendikaların, çalışanların iş değerleri ve iş davranışlarını olumlu yönde yönlendirebileceği faaliyet çeşitlendirmelerinin gerekliliği de ortaya konulacaktır. Diğer yandan, işletme yönetimlerinin sendikalara bakış açısının da olumlu yönde değişmesi sağlanmış olacaktır. Yapısal eşitlik modellemesi aracılığı ile sendikalı çalışmanın, iş değerleri ve iş davranışlarını olumlu yönde ve büyük ölçüde etkilediği ortaya konulmuştur. Özellikle, sendika ile işletme yönetimi arasında çatışmanın olmadığı ve sendikayla ortak hareket edilen işyerlerinde çalışanların hem iş geliştirme ve iş zenginleştirme çabaları ile yaratıcı fikirleri daha fazla kullanabildikleri hem de sendika organlarında ve faaliyetlerinde daha etkin yer alabildikleri tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Sendika, Sendikalı ÇalıĢma, Sendikal Bağlılık, ĠĢ Değerleri, ĠĢ DavranıĢları.
Yükseköğretim mezunlarının uzmanlık alanında istihdam sorunu ve iş doyumu
Küreselleşmenin etkisiyle birlikte işletmelerin başarılı olabilmesi, sahip olduğu en değerli ve taklit edilemeyen işletme varlığı olarak kabul edilen ?insan?ın etkin yönetimi ile mümkün olabilecektir. Yeni yönetim teknikleri ile çalışanlarına yaklaşan yöneticiler ancak ihtiyaç ve beklentileri tatmin edilmiş, motivasyonu sağlanmış ve işinden tatmin olan çalışanların çalışma yaşamında mutlu ve daha üretken olacağının bilincindedirler. Bu anlamda işletmeler açısından rekabet üstünlüğünü sağlama ve sürdürmede işinden doyum alan çalışan profiline sahip olmak ve söz konusu doyum düzeyini daha da yükseltmek çok büyük önem arz etmektedir. Sadece işletmeler değil toplum açısından da iş doyumu yüksek olan çalışanlar önem arz etmektedir.Bu araştırmada çalışanların uzmanlık alanlarında (eğitim aldıkları alanda) çalışmalarının iş doyumu üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu anlamda Türkiye'de mesleki eğitimin, okul-sanayi işbirliğinin desteklenmesi ve yöneticilerin de işletmenin faaliyet alanı ile ilgili ve bu konuda eğitim almış çalışanları tercih etmesi daha faydalı olacaktır. Araştırma Yükseköğretim mezunlarının uzmanlık alanında iş doyumu üzerine bir anket çalışması ile tamamlanmaktadır.Anahtar Kelimeler: İş Doyumu, İstihdam, İşsizlik, Yükseköğretim, Uzmanlık Alanı
Çalışanların yönetime katılması alanı olarak iş sağlığı ve güvenliği
Tezin konusu Çalışanların Yönetime Katılması Alanı Olarak İş Sağlığı ve Güvenliği'dir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, yönetime katılma ve iş sağlığı ve güvenliği konuları kavramsal olarak ele alınmış; tarafları, önemleri ve yararları konularına değinilmiştir.İkinci bölümde, yönetime katılım ile iş sağlığı ve güvenliği kavramları arasındaki ilişkiye vurgu yapılarak, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine katılımı, ülke örnekleri ve Türkiye örneği ışığında ulusal ve işyeri düzeyinde ele alınmıştır. Mevzuatla çerçevesi çizilmiş ulusal düzeydeki konsey tarzı oluşumlar ile işyeri düzeyindeki kurullar üzerinde durulmuştur.Üçüncü bölümde ise, Türkiye'de ulusal ve işyeri düzeyinde, çalışanların iş sağlığı ve güvenliği faaliyetlerine katılımı, Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulları ile İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun Tasarı Taslağı çerçevesinde değerlendirilmiştir.
Avrupa Birliği iletişim stratejisinin Türkiye'nin üyeliği açısından incelenmesi
Tezin konusu Avrupa Birliği İletişim Stratejisinin Türkiye'nin Üyeliği Açısından İncelenmesi'dir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır.Birinci bölümde, iletişim ve strateji kavramları ele alınmıştır. İletişim, temel öğeleri, çeşitleri açısından incelenmiş ve Avrupa Birliği'nin gelişiminde iletişimin öneminden bahsedilmiştir. Strateji ise, benzer kavramlarla ilişkisi ortaya konularak ele alınmıştır.İkinci bölümde, iletişim stratejisi kavramı çalışılmış, Avrupa Birliği iletişim stratejisi ile bağ kurularak, genişlemeye yönelik iletişim stratejisi, üyelik öncesi ve sonrası durumları itibariyle üye ve aday ülkeler bağlamında incelenmiştir.Üçüncü bölümde ise, Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki iletişim stratejisinin analizi yapılmıştır. Bu kapsamda, Sivil Toplum Diyalogu Programı, Türkiye'deki AB Bilgi Ağı ve Türkiye'nin Avrupa Birliği İletişim Stratejisi Çerçeve Taslağı değerlendirilmiş, iletişim stratejisinin Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katkısı ele alınmıştır.
AB Lizbon stratejisi ve uygulamalarinin Türkiye'nin ekonomi ve bilim-teknolojisi politikalarına etkisi
Lizbon Stratejisi 2000 yılından itibaren AB'nin gündeminde yer almaktadır. Lizbon Stratejisi'nde belirlenen hedef ve uygulamalar stratejinin temelini oluşturmaktadır. Lizbon Stratejisi 2010 yılına kadar Avrupa'yı dünyanın en dinamik, en rekabetçi bilgi ekonomisine dönüştürmeyi hedefler. Avrupa'nın geleceği açısından oldukça önemli olan bu strateji sanayi, bilim-teknoloji, istihdam, rekabet ve eğitim gibi pek çok politika alanını etkilemektedir.Lizbon Stratejisi, sadece AB üye ülkelerinin izlediği bir gündem değil aynı zamanda AB üyeliğine aday ülkelerin de takip etmesi gereken bir süreci oluşturur. Bu çalışmada, AB üyeliğine aday olan diğer ülkelerde olduğu gibi Lizbon Stratejisi uygulamalarının; Türkiye'nin ekonomi ve bilim-teknolojisi politikalarına etkisi incelenmeye çalışılmıştır.Anahtar Kelimeler: 1) Lizbon Stratejisi 2) Avrupa Birliği 3) Bilim- Teknoloji 4) Ekonomi 5) Bilgi Ekonomisi
Çalışma yaşamında bireysel temel yetkinlikler ve kazanılmasında okul öncesi dönemde anne baba yetiştirmesinin önemi
Çalışma yaşamındaki gelişmeler daha yetkin çalışanlara ihtiyaç duyulmasına yol açmıştır. Çalışma yaşamında yetkin bireylerin gelişimi sadece formal eğitim ve devamındaki informal eğitimin başarısına dayanmamaktadır. Yetkinlik kazanımı gelişimin temelinin atıldığı okul öncesi dönemde başlamakta ve ilerleyen dönemlerde geliştirilmektedir. Okul öncesi dönem bireyin sonraki dönemlere hazırlandığı bir dönemdir.Son yıllarda nöropsikoloji ve ekonomi alanında yapılan araştırmaların bulguları bireysel yetkinlik yönetiminin okul öncesi dönemde başlaması gerektiğini vurgulamaktadır. Okul öncesi dönem bireyin bilişsel potansiyelinin kalıcı olarak şekillendiği ve sonraki dönemlerdeki öğrenme performansını belirleyen öğrenme eğilimlerinin kazanıldığı bir dönem olarak bireyi çalışma yaşamına da hazırlamakta kaçınılmaz olan bir dönemdir.Bireyin yaşamının geri kalanında sağlıklı ve çalışma yaşamında yetkin olabilmesi anne babasının okul öncesi dönemde uygun, yeterli, sürekli ve tutarlı olarak sosyal uyarı gönderebilmesine bağlıdır. Okul öncesi dönemdeki yetkin anne baba yetiştirmesi bireyin geri kalan yaşamındaki performansını değiştirebilmektedir. Devletlerin ve toplumların bu dönemi kaçırmayan politikalar üretebilmesi bireysel, kurumsal ve toplumsal ekonomik, sağlık ve sosyal performansı belirleyecektir.Bireyin çalışma yaşamında yetkin performans gösterebilmesi için gerekli olan McCleland'ın Bireysel Temel Yetkinlik Modeli'ndeki ?başarıya odaklanma, bilgi edinme arayışı, empati kurma, insiyatif kullanma, işbirliği yapabilme, kavramsal düşünüş, özgüven ile etki ve nüfuz? yetkinlikleri, okul öncesi dönemde ?örnek olma? ve ?yönlendirme? boyutlarında yetkin anne baba yetiştirmesi ile kazandırılabilmektedir.
Sosyal girişimciliği etkileyen faktörlerin analizi
Sosyal girişimcilik, sosyal girişimci ve bu kişiler tarafından kurulan örgütler olan sosyal girişimler akademik alanyazında göreli olarak yeni kavramlardır. Ekonominin dinamizmini etkileyen sosyal girişimcilik özetle, toplumsal sorunlara çözüm bulmak amacıyla, sosyal etki için yenilikçilik içeren faaliyet olarak ifade edilebilir. Toplumsal sorunların farkında olan sosyal girişimciler, fırsatları belirleyebilme, yenilikçilik ve gelir elde etmeyi gerektiren girişimci yöntemler uygulayarak bu sorunların üzerine gitmektedirler.Bu çalışmada sosyal girişimcinin kim olduğu ve sosyal girişimci davranışı belirleyen faktörler araştırılmaktadır. Bu amaç doğrultusunda, internet üzerinden anket uygulama yöntemiyle, Ashoka ve Schwab Vakfı'na (sosyal girişimcilere fon sağlayan kuruluşlar) üye olan, 47 ülkeden toplam 205 sosyal girişimciden veri toplanmıştır. Sonuçta, sosyal girişimci davranışının yaratıcı liderlik stili, yaratıcı mücadelecilik, sosyal çevre, kendine güven, muhtaçlara yardım etme düşüncesi, maneviyatçılık, toplumsal dayanışmaya olan inanç, belirsizlikten kaçınma ve bireysel başarı yönelimi faktörleri tarafından olumlu etkilendiği, güç aralığı tarafından ise olumsuz etkilendiği görülmüştür. Ayrıca sosyal girişimci davranış, geçmişinde olumsuz yaşam deneyimi olan, kırsalda daha çok yaşamış, rol modele sahip olan bireylerde daha fazla gözlenmekte olup, insani gelişmişlik endeksine göre düşük düzeyde olan ülkelerde daha yaygındır.Sosyal girişimcilik alanında önemli bir boşluğu dolduran bu çalışmanın alanyazına olan katkısının yanısıra, sosyal girişimcilik davranışına yönelik elde edilen sonuçlar, uygulamacılar açısından sosyal girişimciliğin geliştirilmesi yönünde atılacak adımlarda yol gösterici olacaktır.
Küreselleşme sürecinde lojistik serktörü örneğinde işgücü niteliğindeki dönüşüm
Küreselleşme sürecinde teknolojik yenilikler, bilgi toplumu dönüşümü ve çalışma hayatındaki değişimler; lojistik işletmelerin yönetim biçimlerini, eğitim anlayışını ve bilgi ve otomasyon sistemleri kabiliyetini ve örgütlenmesini derinden etkilemiştir. Bunun yanında üretim biçimi ve dağıtım konseptleri değişmiş, yeni bir rekabet anlayışı gelişmiştir. Tüm bu gelişmeler lojistik sektörün işgücü dahil tüm ilgi alanlarında çok önemli değişim ve dönüşümler meydana getirmiştir.Bu bağlamda lojistik sektördeki gelişmeler ve değişim sürecinde lojistik işgücü niteliğine farklı bir odaklanma ihtiyacı olduğu ve bunun sistematik bir mantığa oturtulması ve nitelik denilen kısmen soyut bir anlayışın teorik destekli somut bir anlayışla ortaya koyulması gereksinimi bu tez çalışmasının başlangıç noktasını oluşturmuştur.Lojistik bir işletmenin önemli rekabet gücü kaynaklarından bir tanesi de entellektüel sermayesi yani ?eğitilmiş nitelikli işgücü?dür. Lojistik işgücünün nitelikli olması gelecekte var olmanın ön koşulu olarak değerlendirilmiştir. Lojistik işgücünün; bilişsel, duyuşsal ve devinimsel tedbirler ile istenilen yetkin davranış özelliklerine dönüşümü ile lojistik sektörün rekabet üstünlüğü sağlamasını öngören ?5E Lojistik İşgücü Niteliği Dönüşüm Yetkinlik Yönetim Modeli? lojistik işletmelere bu yönde yapılacak açılımın formülünü vermektedir.Modeldeki ?5E? lojistik bir örgütün nitelikli davranış yetkinlikleri geliştirmesi öngörülen; Etkinlik, Ekonomiklik, Emniyetlilik (Sürdürebilirlik), Esneklik ve Etiklik ve Estetik alanlarını simgelemektedir. Modelde lojistik işgücünün yukarıda belirtilen her bir alanda yetkin davranışları üretecek şekilde yönetsel ve eğitsel anlamda teçhiz edilmeleri öngörülmektedir. Önerilen model çerçevesinde söz konusu beş alanda lojistik işgücü niteliğinde oluşturulacak yetkinlik ile rekabet gücü unsurları olan pazar hakimiyeti, müşteri memnuniyeti, büyüme kapasitesi ve katma değer üretiminde avantaj sağlanarak rekabet üstünlüğü kazanılması öngörülmüştür.
Bölgesel kalkınma potansiyelinin harekete geçirilmesinde insan kaynağının rolü ve Balıkesir ili örneği
ÖZETTezli Yüksek LisansBölgesel Kalkınma Potansiyelinin Harekete Geçirilmesinde nsan Kaynağının Rolü veBalıkesir li ÖrneğiTolga ACARDokuz Eylül ÜniversitesiSosyal Bilimler EnstitüsüÇalışma Ekonomisi ve Endüstri lişkileri Anabilim Dalınsan Kaynakları ProgramıKalkınma, küresel fırsatlarla yerel donanımların uyumlaştırılması sonucundayaşanan bir dönüşüm sürecidir. Bu uyumun sağlanmasında kalkınma ile ilgili diğertüm kritik faktörler arasında tamamlayıcılık ilişkisini sağlayan, yani küresel fırsatlarıyakalayan ve bu fırsatları yerel donanımlarla uyumlu hale getiren ise nitelikli insankaynağıdır.Kalkınma kavramının başka bir boyutu olan ?Bölgesel Kalkınma? olgusu isebugün güncelliğini koruyan konulardan biri olma özelliğini sürdürmektedir. Bunedenledir ki; günümüzde bölgesel kalkınma politikalarının ülkelerin makropolitikalarında önemli bir yere sahip olduğu görülmektedir. Ülkeler, bir yandan küreselekonomilere entegre olabilme, diğer taraftan ülke içinde bütünleşmeyi gerçekleştirmeamacına yönelik yoğun çabalar göstermektedir. Bununla beraber günümüzde,bölgesel kalkınma anlayışında bölgesel potansiyellerin tespiti ve harekete geçirilmesibüyük önem arz etmektedir.Bölgeler sahip oldukları potansiyellerini, insana özgü bilgi ve yetenek olmaksızınharekete geçiremezler. Bireyin niteliğini ve verimliliğini geliştirmeye yönelik; eğitim,sağlık, beslenme, konut ve göç için yapılan yatırımlar bölgesel kalkınmanıngerçekleşmesindeki en önemli faktörlerdendir. Bölgesel kalkınma için, nitelikli insangücünün yetiştirilmesinin ve insan kaynakları yatırımlarının gerekliliği açıktır. Budoğrultuda yetiştirilen nitelikli insan kaynağı; sahip olduğu bilgi, beceri, ve tecrübeninyanında yaratıcı, yenilikçi ve girişimci kimliği ile bölgesel kalkınma potansiyellerininharekete geçirilmesinde ve bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesinde büyük roloynayacaktır.Bu çalışmanın amacı, bölgesel kalkınmanın gerçekleştirilmesinde insankaynağının rolünün belirlenmesidir. Bu bağlamda, Balıkesir ilinin kalkınmapotansiyellerini tespit etmek ve Balıkesir'in sosyo-ekonomik açıdan kalkınmasınınnasıl gerçekleştirilebileceğini araştırmak yine bu çalışmanın amacını oluşturmaktadır.Anahtar Kelimeler: 1) Bölgesel Kalkınma, 2) Bölgesel Kalkınma Potansiyelleri,3) nsan Kaynakları, 4) Girişimcilik, 5) Nitelikli nsan Kaynağı.
İşsizliğin psiko-sosyal boyutu ve çalışma yaşamına ilişkin değerler üzerindeki etkileri
Günümüzde, gerek toplumlar gerekse bireyler giderek karmaşıklaşan, çeşitlenen, kronikleşen ve küreselleşen sorunlar yaşamaktadırlar. İşsizlik, ekonomik, sosyal, kültürel, etik ve psiko-sosyal anlamda ciddi ve önemli etkileri olan sorunlardan biri olma yolundadır. İşsizlik, bireyin yaşamın tüm alanlarına (aile, iş, iş dışı yaşam), atfettiği anlam ve önemde farlılıklar yaratabilen bir süreçtir. İşsizliğe bağlı olarak yaşanan psiko-sosyal sorunlar, bireyin gereksinimleri, beklentileri ve değerlerinin önceliğini değiştirebilir. Bu bağlamda, çalışma yaşamına ilişkin değerlerde de değişimler söz konusu olabilir. Bu çalışmada, işsizliğin neden olduğu psiko-sosyal sorunlar incelenmiş ve çalışma yaşamı değerlerinin değişimi, işsizliğe bağlı olarak yaşanan psiko-sosyal sorunlar ile birlikte değerlendirilmiştir. Tez çalışması teorik ve uygulamadan oluşan dört bölümü içermektedir. İşsizlik, benzer kavramlar, işsizliğin nedenleri, türleri ve Türkiye ile diğer ülkelerde yaşanan işsizlik oranlarının açıklanmasına birinci bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde, bireyde işsizliğe bağlı olarak yaşanan psiko-sosyal sorunlar, işsizliğin etki alanları, toplumsal maliyeti, işsizliğin psiko-sosyal boyutunun işgücü piyasasına etkisi ve bilişsel süreci açıklanmıştır. Teorik açıklamaların son bölümünü oluşturan üçüncü bölümde ise, çalışma yaşamı değerleri sınıflandırılmış, değerlerin değişim sürecinde yer alan temel motivasyon kuramları ele alınmış, süreç ve toplumsal bakımdan değişim koşulları ve işsizliğin psiko-sosyal sonuçları ile çalışma yaşamı değerlerinin etkileşimi incelenmiştir. Tez çalışmasının uygulama kısmında, araştırmanın yapıldığı kent olan İzmir ve Ege bölgesine ait, nüfus ve istihdam yapısına ilişkin genel bir görünüm verildikten sonra, İzmir Emniyet Müdürlüğü'nde yapılan işsizlik ve suç bağlantısını araştıran çalışmanın bulguları ve İşsizliğin psiko-sosyal sonuçları ve çalışma yaşamı değerlerini tespit etmeye yönelik olarak İzmir İş ve İşçi Bulma Kurumu'nda gerçekleştirdiğim anket çalışmasının sonuçları sunulmuştur. i
Matematik eğitiminde mikrobilgisayar laboratuvarları ve kullanımı
ÖZET Bu çalışmada, birinci bölümde matematik öğretimi, matematik eğitimi ve matematik eğitiminin amaçlan ile ilgili kısaca bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, teknolojinin eğitimde kullanımı üzerine literatür taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde, matematiksel modellemeye tarihsel bir örnek verilmiştir. Ayrıca, matematik eğitiminde mikrobilgisayar laboratuvarların kullanımı ele alınarak, mikrobilgisayar laboratuvarlarında yaklaşık alan hesaplan üzerine uygulama yapılmıştır. Dördüncü bölümde, bazı sonuçlar verilip öneriler getirilmiştir.
Otel işletmelerinde müşteri memnuniyet anketi sonuçlarının çalışanların performansı üzerindeki etkileri
Bu çalışmada, otel işletmelerinde müşteri memnuniyet anketlerinin çalışan performansı üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Bu amaçla, İzmir, Manisa ve Kuşadası'nda faaliyet gösteren sekiz otelde toplam otuz yedi katılımcı ile görüşülmüştür. İnsan kaynakları, kat hizmetleri, ön büro, servis, mutfak gibi çeşitli departmanların müdürlerinden oluşan katılımcılarla, otellerde müşteri memnuniyeti anketlerinin uygulanması ve çalışanlara yansıtılması, performans değerlendirme sistemleri, çalışanların motivasyonu, işletmede uygulanan ödül/ceza sistemleri ve bunların çalışanların performansı üzerindeki etkilerini içeren görüşmeler yapılmıştır. Çalışmada, açık uçlu soruların yanı sıra sondaj soruları ile konunun derinlerine inmenin mümkün olduğu derinlemesine mülakat tekniği kullanılmıştır. Katılımcıların gözlem, deneyim, duygu ve görüşlerini anlamlandırarak belirli çıkarımlar elde edilmek istenmesi bu tekniğin tercih edilmesinde etkili olmuştur. Araştırma sonuçlarına göre, müşteri memnuniyet anketi sonuçlarının otel işletmeleri açısından önemli bir yeri olduğu görülmektedir. Anket sonuçlarının çalışanlara yansıtılması konusunda daha çok ödül sisteminin tercih edildiği saptanmıştır. Müşteri memnuniyeti anketinde yer alan, çalışanlar hakkındaki olumsuz yorumların dikkate alındığı, ancak, ceza yöntemine nadiren başvurulduğu görülmektedir. Ceza sistemi olarak genellikle; sözlü uyarı, disiplin uygulamaları, otelde çalışılmak istenmeyen bölümlerde çalıştırma, işten uzaklaştırma (misafirle kavga durumunda), bütün yollar denendikten sonra aynı hataları yapan çalışanlar için son olarak başvurulan işten çıkarma uygulanmaktadır. Çalışanların ödüllendirilmesi amacıyla, genellikle, ücret artışı, ayın elemanı olarak seçilen kişiye altın gibi maddi ödüllerin; çalışma arkadaşları önünde takdir etme, terfi gibi maddi olmayan ödüllerin kullanıldığı tespit edilmiştir. Ayrıca, bazı karşıt görüşler olsa da, genel olarak, müşteri memnuniyeti anketlerinin çalışanlara yansıtılmasının çalışanların motivasyonları üzerinde olumlu etkisinin olduğu söylenmektedir. Motivasyon artışı beraberinde performans artışını da sağlamaktadır. Araştırma sonunda, otel işletmelerinde müşteri memnuniyet anketlerinin çalışan performansı üzerinde olumlu etkileri olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Müşteri Memnuniyet Anketi, Çalışan Performansı, Motivasyon, Ödül / Ceza Sistemleri