Theses supervised by Prof. Dr. Nalan Ölmezoğulları

11 theses · Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty

Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de eğitim istihdam ilişkisi ve genç işsizliği sorunu

Genç işsizliği özelde ise eğitimli genç işsizliği sorunu günümüzün önemli makro ekonomik problemlerinin başında gelmektedir. Küreselleşmeyle birlikte nitelikli işgücü ekonomik gelişmenin en önemli unsuru haline gelirken, eğitim sistemine ise talep edilen nitelikte işgücü yetiştirme sorumluluğu yüklenmiştir. Eğitim ve istihdam arasındaki ilişki 1960'lı yıllarda Beşerî Sermaye Teorisi çerçevesinde şekillenmiştir. Teoriye göre eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltması, istihdamı kolaylaştırması beklenmektedir. Fakat günümüzde bazı ülkelerde eğitim seviyesindeki artışın işsizliği azaltamadığı görülmektedir. Bu durum eğitim ve istihdam arasındaki ilişkiyi tartışmalı hale getirerek, durumun geçerliliğini ve varsa sorunun tespit edilmesini gerektirmiştir. Çalışmada Türkiye'de 1988-2020 döneminde genç işsizliğini etkilediği düşünülen temel makroekonomik göstergeler ve yükseköğretim ile genç işsizliği arasındaki ilişki ARDL sınır testi aracılığıyla incelenmiştir. Yapılan ekonometrik analizler sonucunda yükseköğretim brüt okullaşma oranı, yükseköğretim harcamalarının GSYH içerisindeki payı ve reel ekonomik büyüme ile genç işsizliğini arasında pozitif ilişki tespit edilmiştir. Genç işsizliği ile genç işgücüne katılım oranı ve dışa açıklık arasında negatif ilişki tespit edilirken, enflasyon ile anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Anahtar Kelimeler: Genç İşsizliği, Yükseköğretim, ARDL sınır testi

ARDL Sınır TestiEğitimEğitim politikaları+7
Elif Nur Yavaş
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsiyet farkına dayalı ücret farklılaşması ve yoksulluğun kadınlaşması: Türkiye örneği

Türkiye'de yaşanan ücret farklılaşması çoğunlukla beşeri sermaye farklılıklarına ve ayrımcılığa bağlı olarak ortaya çıkmaktadır. Ayrımcılığın özellikle cinsiyetler arasında yaşanması ve kadınların ayrımcılık nedeniyle erkeklere göre daha düşük eğitim düzeyine ve deneyime sahip olmasının yanında erkeklerle aynı beşeri sermayeye sahip olsa bile duygusal ayrımcılık nedeniyle işgücü piyasasının dışında kalması ya da hak ettiğinden daha düşük pozisyon ve mesleklerde istihdam edilmesi ücret farklılaşmasını derinleştirmektedir. Bu durum, Türkiye'de yaşanan yoksulluk oranlarında en büyük payın kadınlara ait olmasına neden olmaktadır. Yoksulluğun temel belirleyicileri içinde yer alan gelir düzeyinin cinsiyetler arasındaki dağılımına bakıldığında erkeklere kıyasla kadınlarda daha düşük düzeylerde belirlendiğini, kadın yoksulluğunu arttırdığını ve sonuçta Türkiye'de yoksulluğun kadınlaşması durumunun ortaya çıkmasına etki ettiği görülmektedir. Kadın yoksulluğunun ve bu durumu ortaya çıkaran değişkenlerden biri olan cinsiyete bağlı ücret farklılaşmasının Türkiye'deki görünümünü analiz ettiğimiz çalışma üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde yoksulluk, kadın yoksulluğu, ücretin oluşumu ve ücret farklılaşmasını etkileyen durumlar kavramsal ve teorik çerçevede analiz edilmiş, konuya dair geniş literatür taramasına yer verilmiştir. İkinci bölümde cinsiyet farkına bağlı yaşanan ücret farklılaşması ve kadın yoksulluğunun Türkiye'deki durumu tarihsel olarak incelenmiş ve sürecin analizi için şekiller ve tablolar aracılığıyla istatistiki verilerden faydalanılmıştır. Üçüncü bölümde ise TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) tarafından yayımlanan 2003 ve 2019 yıllarına ait Hane halkı Bütçe Anketi verileri kullanılarak cinsiyetler arası ücret farklılaşmasının durumu iki yıl için de ekonometrik olarak tahmin edilmiştir. Elde edilen tahmin sonuçlarına göre Türkiye'de kadınların aleyhine gelişen ücret farklılaşması 2003 yılından 2019 yılına kadar geçen sürede etkili olmaya devam etmiştir. Bu durum Türkiye'de kadın yoksulluğunun hala bir önemli bir sorun olduğunun göstergesidir.

CinsiyetCinsiyet farklarıKadın iş gücü+6
Burcu Doğan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Tarım sektörünün küreselleşmesi ve Türkiye'de tarımsal dönüşüm

Türkiye tarımının, 1980 sonrası geçirdiği dönüşüm yeni bir tarımsal yapının oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu yeni yapı, tarımsal üretimde kendine yeterli olmayı amaçlayan Cumhuriyet Türkiyesinin 1980 sonrasında benimsediği ihracata dayalı büyüme modeline uygun görünse de gıda güvenliğini olumsuz yönde etkilemiştir. Neoliberal politikaları uygulayan uluslararası ekonomik kurumlarla gerçekleştirilen işbirlikleri, tarım alanında faaliyet gösteren kamu kurumlarının özelleştirilmesini ve tarım sektörünü düzenleyen yasaların serbestleştirilmesini gerektirmiş, bu şekilde açılan alana da çok uluslu şirketler yerleşmiştir. Çokuluslu şirketler, girdilerden pazarlamaya, üretimden finansmana kadar tarımın her alanında faaliyet göstermekte ve faaliyet gösterdikleri piyasalardaki rekabetçi yapıyı değiştirmektedir. Çokuluslu şirketlerin tarımsal tedarik zincirlerinin ana unsuru haline gelmesiyle birlikte tarımsal piyasalar yoğunlaşmış, bu da özellikle küçük üreticilerin karşı karşıya kaldığı maliyet ve pazarlama sorunlarını daha da artırmıştır. Diğer yandan, tarımsal ticaretin uluslararası piyasalara açılması ithalat artışıyla sonuçlanmış, ithalat artarken ihracatın aynı hızda artmaması stratejik ürün gruplarında net dış ticaret açıklarına yol açmıştır. Tarım üreticileri maliyet artışları karşısında yeterince desteklenmediğinde oluşan arz açıkları ithalat ile kapatılırken, ihracat olanakları yeterince değerlendirilememektedir. Türkiye'nin tarımsal dış ticaret yapısına bakıldığında, gıda güvenliğine yönelik ürün gruplarında ithalat eğilimin arttığı, ihracatta ise meyve ve sebzenin öne çıktığı görülmektedir. Küreselleşme, beklendiği gibi yeni bir tarımsal işbölümü getirmiştir. Ancak, tarımsal ihracat gelirleri gittikçe artan ithalat talebini karşılamaya yetmemekte; başka bir deyişle, tarımsal net dış ticaret açık vermektedir.

DönüşümKüreselleşmeTarım ekonomisi+3
Ebru Kapdan
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de ekonomik büyümenin yapısı ve istihdam etkileri

Yüksek oranlarda işsizlik yaşanan bir ekonomide sağlanacak yüksek bir büyüme performansının işsizlik oranlarını kendiliğinden düşüreceği yönündeki genel kanı son zamanlarda sorgulanmıştır. Çünkü Türkiye ekonomisi ve dünyanın birçok ekonomisinde yaşanan yüksek oranlı büyüme, gerekli/yeterli oranda istihdam artışı yaratmamış ve bu süreç istihdamsız büyüme olarak adlandırılmıştır. Ekonomik büyüme yaşam standartlarının yükseltilmesinde anahtar rol oynayan bir makroekonomik değişken olmasının yanı sıra bu değişkenin kendisinden beklenen bir sonuç olan istihdam artışını yaratmaması büyümenin niteliğinin ve kaynaklarının tartışılmasına yol açmıştır. bu çalışmada Türkiye'de ekonomik büyümenin yapısı ve istihdam etkileri ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Türkiye'de büyümenin istihdam etkilerinin incelenmesi için kullanılan yöntem Granger nedensellik analizi ve Johansen eş bütünleşme analizidir. 2000-2021 dönemi için uygulanan ekonometrik model sayesinde Türkiye ekonomisinde büyüme ve istihdam arasındaki ilişki ampirik olarak incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına göre iktisadi büyümeden istihdama ve istihdamdan ekonomik büyümeye doğru bir nedensellik ilişkisi tespit edilememiştir. Türkiye ekonomisinde 2000-2021 dönemi için ekonomik büyüme ve istihdam arasında ilişki gözlenmese de birinci bölümde hesaplanan istihdam esnekliği oranları Türkiye'de 2000,2002,2003,2004,2019 ve 2020 dönemleri için büyümenin istihdam yaratmadığını ortaya koymuştur.

EkonomiEkonomi politikalarıEkonomik büyüme+3
Esra Ulga
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Vergi ve gelir dağılımı arasındaki ilişki: Türkiye örneği

Gelir, geçmişten günümüze toplumda yaşayan bireylerin hayatlarını nasıl, nerede ve ne şekilde devam ettireceklerini belirleyen önemli bir unsur olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir unsurun, toplum içinde nasıl dağılması gerektiği literatürde tartışılan ve araştırılan bir konu haline gelmiştir. Bu çalışma da ilk olarak gelirden, gelir dağılımı teorilerinden, gelir dağılımı eşitsizliğinin tespitinde hangi ölçülerin kullanılabileceğinden ve gelir dağılımında verginin yeri ve öneminden bahsedilmiştir. Daha sonra vergi türlerinin ve sistemlerinin neler olduğu ve bu vergilerin gelir dağılımını nasıl etkilediği anlatılmıştır. Çalışmanın üçüncü bölümünde ise çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan vergi sistemleri araştırılmıştır. Çalışmada son olarak Türkiye'de gelir dağılımını sağlamada temel ölçütün "mali güç" olduğu çerçevesinde 2001 – 2017 yılları arasında Türkiye'de uygulanmakta olan vergi sistemlerinin gelir dağılımı üzerinde nasıl etki yarattığı incelenmiş ve Türkiye ile çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan vergi sistemleri karşılaştırma yapılarak açıklanmıştır. Sonuç olarak vergilerin gelir dağılımı üzerindeki etkileri, çeşitli ülkelerde uygulanmakta olan vergi sistemleri ve ülkemizde uygulanmakta olan vergi sistemlerinde yapılan değişiklikler çerçevesinde incelenmiş ve özellikle dolaylı/dolaysız vergiler aracılığıyla gelirin nasıl daha adil bir şekilde dağılacağı konusunda tavsiyelerde bulunulmuştur.

Gelir dağılımıGelir dağılımı politikalarıTürk ekonomisi+3
Çağatay Uzunyılmaz
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Nükleer santralin Türkiye ekonomisi açısından fayda ve maliyetleri

Günümüzde, enerji kavramı insanoğlunun günlük yaşamdaki ihtiyaçlarının giderilmesinde ve ülkelerin gelişiminde önemli rol oynayan vazgeçilmez unsurlardan biri haline gelmiştir. Nükleer enerji, birçok ülkede hem ülkenin elektrik enerji ihtiyacını gidermek hem de ticari bir ürün amaçlı kullanılmaktadır. Tez çalışması, Türkiye'de nükleer enerji girişimlerinin faaliyete dönüşmesi ve projeler planlanması sebebiyle bu enerjiden kaynaklanabilecek fayda ve maliyetlerin ekonomik çerçevede incelenmesi amacıyla yazıldı. Çalışmanın ilk bölümünde, enerji kavramı ve küresel çerçevedeki yeri açıklanmış, ikinci bölümünde ise nükleer enerjinin tarihi, özellikleri, olumlu ve olumsuz yönleri ve neticeleri ve dünyada genel durumu anlatıldı. Üçüncü bölümünde, Türkiye'nin enerji durumu, ekonomiyle enerji durmunun ilişkisi, Türkiye'nin nükleer enerji tarihi ve durumu anlatıldı. Çalışmanın dördüncü bölümünde ise nükleer enerjinin Türkiye için fayda ve maliyetleri incelendi. Ayrıca alternatif olarak değerlendirilen diğer enerji kaynakları nükleer enerji seçeneğiyle kıyaslanarak Türkiye için alternatif seçenekler aranmış ve nükleer enerjinin gerekliliği tartışıldı.

Akkuyu Nükleer Güç SantraliAlternatif enerji kaynaklarıEkonomik etki+7
Hazal Özlem Güneşli
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Oligopol piyasasında rekabeti kısıtlayan uygulamalar: Türkiye çimento sanayi örneği

Çimento üretimi Türkiye'deki en köklü sanayi dallarından birisidir. Çimento sanayi uzun yıllar boyunca devlet müdahalesine konu olmuştur. 1980'li yıllarda başlayan özelleştirme ve serbestleştirme sürecinin tamamlanmasıyla rekabetçi bir sanayi haline gelmesi beklenmiştir. Ne var ki Rekabet Kurumunun 1997 yılında göreve başlamasının ardından çimento sanayi Rekabet Kurulu soruşturmalarına konu olmuş, çimento üreticileri bu soruşturmaların ardından birçok kez cezaya çarptırılmıştır. Çimento sanayi Rekabet Kurulunun ilgisini çekmeye devam etmektedir. Bu çalışmanın amacı Türk çimento sanayindeki rekabet sorunlarını ele almaktır. Çalışmanın ilk bölümünde oligopol kuramı ve oligopol piyasalarda örtük anlaşmaların oluşumu ele alınmaktadır. İkinci bölümde ilk olarak kartel anlaşmalarının yapısal özellikleri ve zararları tartışılmaktadır. Daha sonra kartellerle mücadele konusuna yer verilmektedir. Son bölümde ise çimento sanayine ilişkin kurul kararları ayrıntılı bir şekilde incelenmektedir.

KartelOligopolRekabet+3
Volkan Gürsel
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Mobil telekomünikasyon piyasasında regülasyonun rekabet üzerine etkisi: Türkiye'de numara taşınabilirliği örneği

Bu doktora tez çalışmasında, değiştirme maliyetlerini azaltarak rekabetçi piyasa oluşturma çabaları, regülasyonun rekabet üzerine etkisi bağlamında Türkiye Mobil Telekomünikasyon Piyasası örneği ile analiz edilmektedir. Değiştirme maliyetleri tüketicinin fiyat hassasiyetini negatif ve müşteri sadakatini pozitif etkileyip bağımlılık ve eylemsizlik oluşturarak tüketiciyi mevcut durumdan memnun olmasa dahi tekrar aynı firmadan satın almaya yöneltir. Bu maliyetler piyasa aktörlerinin karar dinamiklerinin varsayılandan farklı gerçekleşmesine neden olarak piyasa yapısını şekillendirmektedir. Değiştirme maliyetleri iktisadi literatürde tespit ve tarif edildikten sonra düzenleyici otoriteler tarafından piyasada rekabeti oluşturmak ve rekabetçi yapıyı güçlendirmek için çeşitli yöntemlerle azaltılmak istenmiştir. Bu maliyetlerin oldukça fazla gözlemlendiği mobil telekomünikasyon piyasalarında da düzenleyici otoriteler mobil numara taşınabilirliği uygulaması ile bu maliyetleri azaltmak ve daha rekabetçi bir yapı oluşturmak istemektedirler. Ölçek, kapsam ve yoğunluk ekonomilerinin gözlendiği, yüksek ve çeşitli sabit, ortak ve birleşik maliyetlerin olduğu, karmaşık fiyatlama stratejilerinin kullanıldığı ve yüksek büyüme hızına sahip bu piyasalarda böylesine büyük bir müdahalenin etkilerini analiz etmek oldukça önemlidir. Uygulama örnekleri düzenlemenin etkilerinin ülkeden ülkeye farklılaştığını ve birçok ülkede başarısız olduğunu ortaya koymaktadır. Bu çalışmada rekabetin önemi ve regülasyonun gerekliliği ortaya konmakta ve rekabeti engelleyici etki olarak değiştirme maliyetleri ve bu değiştirme maliyetlerini azaltması beklenen mobil numara taşınabilirliği incelenmektedir. Son bölümde Türkiye Mobil Telekomünikasyon Piyasası ve mobil numara taşınabilirliği düzenlemesinin etkileri analiz edilmektedir. Ampirik analizde piyasadaki fiyat ve miktar arasındaki uzun dönemli ilişki yapısal kırılmalı eşbütünleşme analizi ile ortaya konmakta ve düzenlemenin bu ilişkideki etkisi incelenmektedir. Maliyet ve hedefler de dikkate alınarak elde edilen sonuçlar değerlendirildiğinde Türkiye'deki düzenlemenin bir hak ve rekabeti destekleyici politika olarak piyasada hareketlilik oluşturduğu ancak rekabetçi piyasa ve fiyatlar hedeflerini gerçekleştiremediği tespit edilmiştir.

Cep telefonuEşbütünleşmeMobil numara taşınabilirliği+4
Mikail Kar
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de kadınların işgücüne katılımında engeller ve çözüm önerileri

İşgücü piyasaları, emek arzının her zaman homojen bir yapıya sahip olmaması nedeniyle işgücünü arz ve talep edenlerin öznel koşullarının etkili olduğu piyasalardır. Davranışsal faktörler, işgücü arzının niteliği üzerinde etkilidir. Çalışanlarınzevkleri, aile içi konumları, gelir karşısındaki tercihleri, beklentileri, eğitimve meslekler işgücü arzını etkilemektedir. Üretim faktörlerinin etkin kullanımı, ekonomik kalkınmanın sağlanmasında en önemliunsurdur. Üretim faktörlerinden işgücünün kullanımında cinsiyet ayrımcılığına gidilmesi, kadınların işgücü piyasalarına girmeleri ve bu piyasalarda çalışma yaşamlarını sürdürme süreçlerindeki engeller, işgücü piyasalarının yapısında olumsuz etkilere yol açmaktadır. Kadın işgücünün, işgücü piyasalarında karşılaştığı başlıca sorunlar emek yoğun düşük ücretli işlerde, enformelsektörlerde ve kayıt dışı çalışmaları olarak sayılabilir. Kadınların çalışma yaşamına girerken ve çalışma yaşamı içindeyken karşılaştıkları cinsiyete bağlı ayrımcılığın önemli bir sorun olduğu yadsınamaz. Türkiye'de kadınların işgücüne katılımında, erkeklerin oldukça gerisinde yer aldığı görülmektedir. Ayrıca diğer dünya ülkelerindeki kadınların işgücüne katılımlarıyla karşılaştırıldığında da oldukça geri sıralarda olması dikkat çekicidir. Bu durumun nedenleri olarak, kadın işgücünün niteliksel gelişimini ve işgücü piyasalarında yer almasını sağlayacak mekanizmaların oluşmamış olduğu söylenebilir. Bu çalışmada, kadınların işgücüne katılımındaki engeller incelenmiş, işgücü piyasalarının işleyişi ile kadın işgücü arzını etkileyen teorik alt yapıya yer verilmiş, çözüm önerileri sunulmuştur.

Kadın Emeğini Değerlendirme VakfıÇalışan kadınlarİktisada giriş+5
Ayfer Ak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Petrol fiyatlarının Kazakistan ekonomisi üzerine etkileri

Petrol fiyatları, hem dünya hem de ülke ekonomisi açısından önemli bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Petrol fiyatlarının tahminleri yatırım projelerinin ve devlet bütçesinin oluşturulmasındaki temel göstergelerden birisidir. Fiyat artışı veya düşüşü ile oluşan fiyatlardaki değişiklik petrol ihraç ve ithal eden ülkeleri farklı şekillerde etkilemektedir. Bu çalışmada petrolün özellikleri, dünya petrol piyasasının eğilimi, petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların dünya ekonomisi ve özellikle Kazakistan makroekonomik göstergeleri üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Ekonomik etkiFiyatFiyat artışı+2
Gulnaz Aldıbekova
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Dünya petrol piyasasının yapısı ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmaların Türkiye ekonomisine etkileri

Petrol, yenilenemeyen bir kaynak olması sebebiyle hem dünya ekonomisi hem de Türkiye ekonomisi açısından oldukça önemlidir. Petrol fiyatlarındaki değişimler ülkeleri bulundukları konuma göre farklı şekillerde etkilemektedir. Petrol fiyatlarındaki artıştan petrol ihraç eden ülkelerin kârlı çıkması beklenirken, petrol fiyatlarındaki düşüşten petrol ithal eden ülkelerin daha olumlu sonuçlar alacağı öngörülmektedir. Ancak durum her zaman böyle olmamaktadır. Türkiye de petrol ithalatçısı ülkeler arasında yer almaktadır. Bu çalışmada dünya petrol piyasasının yapısı incelenmiş ve petrol fiyatlarında meydana gelen dalgalanmaların Türkiye ekonomisi makroekonomik göstergelerine etkileri ele alınmıştır.

Ekonomik etkiEnerji fiyatlarıFiyat hareketi+6
Alper Durak
Bursa Uludağ Üni̇versi̇ty · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00

Other supervisors