Theses supervised by Prof. Dr. Oğuz Sancakdar

13 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Kırsal kalkınma aracı olarak arazi toplulaştırması ve iptal davası yoluyla yargısal denetimi

Arazi toplulaştırması, ekonomik olarak tarımsal faaliyette bulunmaya imkan vermeyecek biçimde parçalanmış ve bozulmuş parsellerin, modern tarımsal işletmecilik esaslarına uygun şekilde birleştirilmesi ve yeniden düzenlenmesi işlemidir. Avrupa'da yasal düzenlemelere dayalı olarak 18. yüzyıldan bu yana uygulanmakta olan arazi toplulaştırması, tarımsal işletmelerin verimliliğini artırmanın yanı sıra kırsal alanların yaşam kalitesinin yükseltilmesinde de rol oynayan bir kırsal kalkınma aracıdır. Günümüzde arazi toplulaştırması; ulaşım, sulama, drenaj, toprak ıslahı, peyzaj, rekreasyon, doğa koruma gibi faaliyetleri de kapsayan bir kırsal alan düzenlemesi olarak kabul edilmektedir. Gündem 2000 reformundan sonra Ortak Tarım Politikasından ayrı bir kırsal kalkınma politikası oluşturan Avrupa Birliği, kırsal kalkınma politikalarının temeli oluşturan tüzüklerde yer alan ve doğrudan arazi toplulaştırmasına yer verilen ya da arazi toplulaştırmasını dolaylı olarak destekleyebilecek tedbirler aracılığı ile üye devletlere ve aday ülkelere finansal destek vermektedir. Hukuksal niteliği itibariyle bir idari işlem olan ve mülkiyet hakkı ile yakından ilgili olan arazi toplulaştırması, Türk hukuk mevzuatında 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nda düzenlenmiştir. Arazi toplulaştırmasının hukuka uygunluğu iptal davası yoluyla denetlenmektedir. Danıştay içtihatlarında özellikle ön koşullar yönünden "kesin ve icrai işlem" olma ve süre aşımı; idari işlemin unsurları yönünden ise şekil yönünden hukuka aykırılık halleri öne çıkmaktadır. Subjektif bir idari işlem olmasına karşın proje sahasındaki diğer malikleri de etkilemesi bakımından iptal kararlarının uygulanma şekli önem taşımaktadır. Çalışmanın birinci bölümünde arazi toplulaştırması, kırsal kalkınma boyutu ile ele alınmış; ikinci bölümünde hukuksal niteliği ve yargısal denetimine yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Arazi Toplulaştırması, Kırsal Kalkınma, Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Politikası, Mülkiyet Hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, İdari İşlem, İptal Davası, Yargı Kararlarının Uygulanması.

Arazi toplulaştırmasıAvrupa BirliğiAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi+7
Feruzan Şenol
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İdare Hukukunda kamu mallarından yararlanma

Kamu malları özel hukuk anlamındaki mallardan ayrı bir nitelik arz ettikleri için bu kategorideki mallardan yararlanmalar da özel bir öneme sahiptir. Kamu malları, nevilerine münhasır özellikleri neticesinde ayrı bir hukuki statüye tabi tutulmuşlardır.Toplumun kamu mallarından yararlanması, yararlanılan malın türüne göre değişiklik gösterebilir. Kimi mallardan herkes yararlanabileceği gibi kimi mallardan ise, sadece belli statüdeki kişiler yararlanabilir. Kamu mallarından yararlanma; anonim yararlanma, özel yararlanma ve özel istisnai yararlanma şeklinde gerçekleşmektedir.Anonim yararlanmalardaki yararlanma serbest, bedava ve eşit şartlarda gerçekleşirken; kamu mallarından özel yararlanmalarda ise, anonim yararlanmanın aksine, izne ve bedele tabi olup ayrıca geçicidir. Özel yararlanma usulünün, tahsis amacına uygun ve tahsisin yönünde gerçekleşirken; özel istisnai yararlanmalarda tahsisle bağdaşır, tahsise uygun fakat tahsisin gereklerinden olmayan yararlanmalar şeklinde gerçekleşmektedir.Özel ve istisnai yararlanmalar anonim yararlanmalardan farklı olarak, kişinin siyasal ve genel haklarının sağladığı hürriyetlerinin bir sonucu olmadığı gibi, kamu malının doğal niteliğinden veya tahsis cihetinden de kaynaklanmamaktadır. Dolayısıyla kamu malları üzerinde özel ve kişisel bir hukuki durum meydana gelmektedir. Bu durum sonucunda kişi, bu mallar üzerinde özel bir menfaat temin etmektedir.İhtilafları önlemek için, bazı özel kanunlarda hüküm altına alınan kamu malları olmakla birlikte yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla, kamu malları ve kamu mallarından yararlanmalar konusunda bir çerçeve kanun hazırlanmalıdır. Çıkarılacak bu çerçeve kanunda, tanımlar yapılmalı ve kamu mallarına ilişkin vasıflandırmalar ve yararlanma usulleri belirlenmelidir. Yargı organları da, kamu yararını ve kamu malları teorisinin amaçladığı hedefler doğrultusunda, yasal düzenlemeler çerçevesinde uygulamaya yön vermelidir. Doktrindeki çalışmalar da teorinin gelişmesine katkı sağlayacak biçimde, bu alan üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Kamu mallarıTahsisYararlanma+1
Refik Kiraz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kişisel sağlık verilerinin korunmasının pozitif temelleri ve AİHM kararlarından örnekler

İnsan haklarının korunması bilincinin giderek artması ve bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişim karşısında bireylerin özel hayatlarının ve kişisel verilerinin korunması her geçen gün önem kazanmaktadır. "Hassas veri" olarak nitelendirilen kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı kullanımı, kişilerin hem özel hayatın gizliliğini ihlal etmekte, hem de anayasal hak olan sağlık hakkını kullanmasının önüne geçmektedir. Kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı kaydedilmesi, ele geçirilmesi veya paylaşılması başta "insan Onuru"na aykırılık olmak üzere, giderek somut kimi olaylarda ayrımcılık da yaratabilmektedir. Örneğin HIV virüsü taşıyan kişinin (ki bu kişi henüz hasta değil, virüs taşıyıcısıdır) "kodlama usulü bilgi"leri idare tarafından gizlenmediği takdirde topluma ifşa olma nedeniyle dışlanmaya bağlı olarak sağlık yardımı almaktan kaçınacaktır. Bu durum hastanın sağlık hakkının kullanılmasının engellenmesi ve HIV virüsünün topluma yayılması riski nedeniyle toplumsal sorunlar da yaşanabilecektir. Bu nedenle kamu yararı ve kişinin sağlık hakkının kullanılmasından kaynaklanan özel yarar her somut olayda "ölçülülük ilkesi" çerçevesinde değerlendirilecektir. Çalışmamızda, kişisel sağlık verilerinin hukuka aykırı kullanımından kaynaklanan idarenin hukuki sorumluluğunun neler olduğu, kişisel sağlık verilerinin korunmasında idarenin hangi önlemleri alması gerektiği konuları pozitif hukuk ve AİHM kararlarından örnekler ışığında incelenmiştir. Çalışmamız, ülkemiz Anayasası, uluslararası mevzuat, 6698asayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu başta olmak üzere mer'i diğer mevzuat, öğreti ve konu hakkındaki literatürün taranarak değerlendirilmesi ile hazırlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Sağlık Hakkı, Kişisel Sağlık Verisi, Özel Hayatın Gizliliği, AİHM' in Özel ve Aile Hayatına Saygı Hakkı Kararları, Verilerin Korunması.

Avrupa İnsan Hakları MahkemesiHasta haklarıKişisel veri+4
Feray Özkan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Toplumsal dayanışmanın afet yönetiminde kullanımı

Afetler birey ve toplumlar üzerinde fiziksel, sosyal, ekonomik etkilere yol açan toplumun baş edemediği büyük çaplı olaylardır. Afetlerin etkilerini azaltmak veya ortadan kaldırmak için toplumun afet yönetim sürecine dahil olması gerekmektedir. Toplumu oluşturan bireylerin afet öncesi, sırası ve sonrası aktif bir şekilde rol alması bütünleşik afet yönetim sisteminde önem arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, Türkiye'de afet yönetim sürecinde toplumsal dayanışmanın rolü ve önemini, afetlerde hangi sosyal ağların kullanıldığı, sosyal ağların afet yönetimine olan katkılarını ortaya koymaktır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden olan durum analizi kullanılmıştır. Amaçlı örneklem yöntemi kullanılarak, AFAD, Kızılay ve mahalle afet gönüllüleri gibi sivil toplum kuruluşlarının da dahil olduğu toplumu oluşturan bireylerle ve afet yaşamış kişilerle görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler durum analizi tekniği ile MAXQDA22 nitel analiz programında çözümlenmiştir. Yapılan nitel araştırma sonucunda; afetlerde toplumsal dayanışma ve iş birliği sağlanmadan süreci yürütmek mümkün görülmemektedir. Araştırma sürecinde 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş Depremi'nde toplumun her kesiminin afet bölgesinde veya bulunduğu bölgeden çalışmalara destek vermesi ve yardımlar göndermesi süreci olumlu yönde etkilemiştir. Araştırmada bireyler, yaşanan her krizde toplumun bir araya geldiğini ve dayanışma içerisinde sürecin yönetilebildiğini belirtmiştir. Bununla birlikte Türkiye'de afet öncesi dayanışma ve güven konusunda eksikliklerin olduğu araştırmamızda ortaya konmuştur. Sosyal ağların zayıflaması, güven duygusunun kalmamasına ve dayanışmanın azalmasına sebep olmaktadır. Bu bağlamda sosyal ağların afet yönetiminde ki katkılarını ortaya koyarak, sürdürülebilirlik konusunda önerilere çalışmamızda yer verilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda yaşanan afetlerde ki toplumsal dayanışma örnekleri ile toplumun afet yönetim sürecindeki rolü ve önemi ortaya çıkmıştır. Anahtar Kelimeler: Afet, Bütünleşik Afet Yönetimi, Toplumsal Dayanışma, Sosyal Ağ, Sosyal Sermaye.

Ayşe Yıldırım
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Modern devletin gözü: Gözetimin doğuşu ve dönüşümü

􏰁İnsan, her zaman merak edilen bir varl􏰄ık olmu􏰅tur ve ö􏰊yle olmaya devam edecektir. Zihnine ve bedenine duyulan merak ile insan, bak􏰄􏰅ışları􏰄n oda􏰆􏰄ğına yerle􏰅ştirilir. Bakış􏰄􏰅, kimi zaman ilahi bir gücü simgelerken kimi zaman devlet ya da serbest piyasa aktörleridir. Bakış􏰄􏰅, g􏰊öz gibi kavramlarla metaforla􏰅ştı􏰄rı􏰄lan gö􏰊zetim, doğ􏰆uş􏰅undan g􏰋ünümüze değ􏰆in insana dair bilgiyi elde etme yolları􏰄ndan birisidir. 􏰁İnsana dair elde edilen bilgi, tü􏰋m iktidarlar i􏰌çin önemli bir güç sa􏰆ğlar. Modernli􏰆ğin bir boyutu olarak g􏰊özetim, insan toplumsallığı􏰄􏰆􏰄n􏰄ın denetimini sa􏰆ğlar. 􏰁İlk olarak modern iktidar, disipline etmeyi amaç􏰌lar ve toplumda "ö􏰈􏰊teki"􏰉 olarak i􏰅şaretlediklerini kapatı􏰄r; gözetim, bu amaca özgülenen mekanlarda sürdürülür. Bu anlay􏰄􏰅􏰄ışın en somut 􏰊örnek􏰆i ise Bentham'ı􏰇􏰄n Panoptikon tasar􏰄ım􏰄ıd􏰄ır. Kurumsallaş􏰅mış􏰄􏰅 g􏰊özetimin mekansal yans􏰄ıması Panoptikonlardı􏰄r. 19. yü􏰋zyı􏰄l sonrası􏰄nda panoptikonun 􏰈kapatarak disipline etme􏰉 amacı􏰄nı􏰄 ger􏰌çekleş􏰅tirememesi 􏰋üzerine kat􏰄ı mekansall􏰄ık kı􏰄rı􏰄lı􏰄r ve yeni bir gözetim anlay􏰄􏰅􏰄ışının hakim oldu􏰆ğu dö􏰊nem baş􏰅lar. Rousseau􏰇'nun "İ􏰈􏰁nsan 􏰊özgü􏰋r do􏰆ğar oysa her yerde zincire vurulmu􏰅ştur.􏰉 cümlesi, panoptikon sonrası􏰄 dö􏰊nemi betimler; gözetim, g􏰋ündelik hayata yay􏰄ılmış ve insanı her y􏰊önüyle ku􏰅satmıştır.􏰄􏰅 Çal􏰄􏰅ışmada gözetimin eskil ya􏰅şamdan bug􏰋üne dek ge􏰌çirdiği dönüşüm incelenmi􏰅ş ve günümüzün gözetim pratiklerine etik bir pencereden bak􏰄ılmıştır. Anahtar Kelimeler: G􏰊zetim, Panoptikon, Modernlik, Kapat􏰄lma.

Akışkan gözetimGözetimHapis cezası+4
Buse Dirik
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversitelerde disiplin rejimi

Kamu hukuku perspektifinden kurum düzenini olumsuz yönde etkileyecek durumlar, kamu hizmetinde aksamalara yol açar. Disiplin hukukunun spesifik amacı ise kurum düzenini temin etmektir. Bu amacı gerçekleştirebilmek için kurum ve meslek bazlı ayrımlar yapılarak çeşitli disiplin kuralları öngörülmüştür. Disiplini sağlamaya yönelik bu kurallar, farklı disiplin rejimlerini oluşturur. Üniversitelerin kurum düzenini sağlama ve koruma amacı ile getirilmiş kurallar bütünü ise üniversitelerde disiplin rejimini meydana getirmektedir. Disiplin kuralları, esasen kamu hizmetini gören kişilere yönelir. Ancak kimi durumlarda, hizmetin varoluş amacıyla sıkı sıkıya bağlı olan hizmetten yararlananlar da disiplin hukukunun kapsamına dahil edilir. Üniversitelerde kamu hizmetini görenler ve kamu hizmetinden yararlananlar, üniversitenin kurum düzenine riayet etmekle yükümlüdür. Bu bağlamda üniversitelerde kamu hizmetini görenler, akademik personel ve idari personelden teşekkül eder. Kamu hizmetinden yararlanıp disiplin rejimine tabi olanlar ise öğrencilerdir. Öğrenciler, üniversitelerdeki eğitim-öğretim hizmetinin varoluşuyla doğrudan ilgilidir. Üniversitelerde disiplin rejimi; akademik personel, idari personel ve öğrencileri temel alan kurallarıyla kurum düzenini korumayı amaçlar. Kişi esaslı bu ayrımlar ise alt disiplin rejimlerini oluşturur. Çalışmamızda üniversitelerde disiplin rejimi, disiplin kurallarının yöneldiği kişi temelli ayrımlarla ele alınarak yargı kararları ışığında açıklanmaya çalışılmıştır. Ayrıca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi Bireysel Başvuru kararlarında disiplin hukukundan kaynaklanan örneklere de yer verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Disiplin Hukuku, Disiplin Yaptırımı, Üniversite, İdare Hukuku, Akademik Personel, İdari Personel, Öğrenci.

Akademik personelBilimsel yayınDisiplin+6
Egemen Karaca
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Türk İdare Hukuku ve Avrupa Birliği Hukuku ışığında kişisel verilerin korunması

Kişisel veri, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi olarak tanımlanabilir. Örneğin, bir kişinin nüfus bilgileri, iletişim, sağlık ve mali bilgileri, özel hayatı, siyasi görüşü ile dini inancına ilişkin bilgiler, kişiyi toplumda yer alan diğer bireylerden ayıran ve onun niteliklerini ortaya koymaya elverişli olan kişisel verilerdir. Bilgisayar ve iletişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmeler, bir yandan kişisel verilerin toplanmasını ve paylaşılmasını kolaylaştırmış, diğer yandan da bireylerin kişisel verilerinin korunması haklarının hukuka aykırı şekilde ihlal edilmesine yol açmıştır. Bu bakış açısından yola çıkarak, verilerin korunması hususunda karşılaşılan zorluklar uluslararası hukukta uzun zamandan beri tartışılmakta ve dikkatli bir şekilde ele alınmaktadır. Kişisel verilerin korunması hakkı Türk hukukunda ağırlıklı olarak son yıllarda tartışılan bir konudur. Türkiye'de kişisel verilerin korunması hakkı 2010 yılında Anayasa'nın 20'nci maddesine eklenmiştir. Bununla birlikte Türk hukuku bakımından, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu bu alandaki ilk özel ve kapsamlı kanunu oluşturur. Bu tezin temel amacı, öncelikle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda yer alan genel kavramları ve kuralları, 95/46/AT sayılı Direktif ve 2016/679 sayılı Tüzük ile karşılaştırma yaparak açıklamak ve bu değerlendirme sonucunda elde edilen bilgileri idare hukuku ilkeleri çerçevesinde yorumlamaktır.

Avrupa Birliği hukukuHukuksal korunmaKamu hukuku+6
Cemal Başar
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Hukuki yönüyle Avrupa Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası'nın yapısı ve işleyişi

Avrupa Birliği, 1990'lı yıllardan bu yana bir "Ortak Güvenlik ve Savunma Politikası" oluşturmaya çalışmaktadır. Kurucu andlaşmalarda yer almasından günümüze kadar geçen süreçte giderek daha da önem kazanan bu politika, pek çok yönüyle Avrupa Birliğinin diğer politikalarından ayrılmaktadır. Avrupa Birliğinin ulusüstü yapısından farklılaşmakta olan bu politika, doğal olarak daha farklı bir hukuki süreç içerisinde yürütülmektedir. Çalışmamız, Avrupa Birliği'nin diğer politika alanlarından farklı olan bu sürecin incelenmesine özgülenmiştir. Çalışmamız üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ortak güvenlik ve savunma politikasının tanımı ve Avrupa Birliğinin kuruluş sürecinden bu yana kurucu andlaşmalardaki görünümü ele alınmıştır. İkinci bölümde ortak güvenlik ve savunma politikasının karar aşamaları incelenmiştir. Karar alma sürecinde yer alan Birlik kurumlarınave bu politika kapsamında görev alan çeşitli kurum ve kuruluşlara değinilmiştir. Üçüncü bölümde ise bu ortak güvenlik ve savunma politikası kapsamında yürütülen askeri ve sivil operasyonlar incelenmiştir. Operasyonların hukuki temeli ve Birleşmiş Milletler ile olan ilişkisi ele alınmış olup, uygulamadan örnekler verilmiştir. Bir askeri ve bir de sivil operasyon ayrıntılı olarak incelenerek, karar alma ve uygulama süreçleri ifade edilmeye çalışılmıştır.

Avrupa BirliğiAvrupa Birliği hukukuAvrupa Güvenlik ve Savunma Politikaları+6
Merve Küçük
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamu hastanelerindeki ameliyathane hemşirelerinin yasal sorumluluklarına ilişkin bilgi düzeylerinin araştırılması

Yaşam hakkının uzantısı olan sağlık hakkı; insanların, hiçbir ayrım gözetmeksizin, en yüksek düzeyde ulaşılabilir olan sağlık standardından yaralanmasını ifade eden temel bir haktır. Bu amaçla sunulan sağlık hizmetleri her geçen gün gelişmektedir. Yaşanan teknolojik gelişmelerin sağlık hizmetlerine hızlı yansımaları, sağlık meslek mensuplarının aynı hızla çağı yakalamalarını gerektirmektedir ve ameliyathaneler teknolojik gelişmelerden en çok etkilenen sağlık alanlarıdır. Sağlık hizmet sunumunun her aşamasında yer alan hemşireler, ameliyathanelerde cerrahi ekibin üyesi olarak hızlı teknolojik gelişmelere uyum sağlamak ve çağdaş hemşirelik rollerini yerine getirmek için her geçen gün daha fazla sorumluluk almaktadırlar. Hastaların en savunmasız olduğu sağlık hizmet alanlarının başında gelen ameliyathanelerde, hemşirenin savunucu rolünün ön planda olması, kurum politikalarının bunu destekler nitelikte olması; hastaların sağlık hakkından insan onuruna yakışır şekilde yararlanmalarını sağlar. Hastanın ameliyathaneye girmesiyle başlayan görev ve sorumluluk süreci hastanın ameliyathaneden çıkışına kadar her basamakta hemşirenin yasal sorumluluğunu doğurabilecek niteliktedir. Düşmeler, vücutta yabancı cisim unutulması, cerrahi doku materyallerinin kaybolması gibi tıbbi hatalı uygulamalar ameliyathane hemşirelerinin yasal sorumluluklarını doğurabilecek olaylardan bazılarıdır. Kamu hastanelerinde çalışan ameliyathane hemşireleriv görev, yetki ve sorumluluklarını bilmekle birlikte, kusurlu eylemlerinin yasal sonuçlarını da bilmelidirler. Ameliyathane hemşirelerinin rolleri gereği, kusurlu eylemlerinin hem hastalar hem kendileri için ağır sonuçları olabileceği düşüncesiyle çalışmamızda kamu hastanelerindeki ameliyathane hemşirelerinin yasal sorumluluklarına ilişkin bilgi düzeylerini araştırdık. Veri toplama aracımızda dört ayrı bilgi düzeyi alanı belirledik. Bu alanları; malpraktis-komplikasyon ayrımı, görev, yetki ve sorumluluk, İdare Hukuku sorumluluğu ve Ceza Hukuku sorumluluğu alanları olarak düzenledik. İlk bölümde belirlediğimiz dört bilgi düzeyine ilişkin temel kavramlara yer verirken, ikinci bölümde bulgularımızı paylaştık. Bulgularımız doğrultusunda sonuç ve önerilerimizi sunduk. Anahtar Kelimeler: Ameliyathane Hemşireliği, Kamu Hastaneleri, Malpraktis, Yasal Sorumluluk, Bilgi Düzeyi Araştırması.

Ameliyathane hemşireliğiAmeliyathanelerBilgi düzeyi+6
Pınar Ersu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Gümrük kabahatleri

İnsanların toplum halinde yaşamaları neticesinde toplum düzeni kavramı hâsıl olmuştur. Toplum düzeninin sağlıklı olarak sürmesi için bir takım kurallar ön görülmüştür. Bu kurallar içinde hukuk normları da yer almaktadır Bu normlara riayet edilmemesi halinde ise kamu gücüyle yaptırım uygulanmaktadır. Bu yaptırımlardan bir grubunu ise idari yaptırımlar oluşturmaktadır. İdare, üstlendiği genel güvenlik, genel sağlık ve kamu esenliği kavramlarını barındıran kamu düzenini sağlama görevi neticesinde idari yaptırım uygulama yetkisine haizdir. Kamu düzeni bünyesinde rekabet düzeni, imar düzeni gibi alt başlıkları taşır. Bu başlıklardan biri olarak değerlendirilen gümrük düzeni kavramının korunması için ön görülen gümrük kabahatleri çalışmamızın temelini oluşturmaktadır. Kabahatler neticesinde uygulanacak idari yaptırımlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından (Bendenoun v. Fransa Kararı) suç isnadı olarak nitelendirilmiş ve ceza hukuku temel ilkelerinin idari yaptırımlar için de uygulanacağı kabul edilmiştir. Uygulanacak idari yaptırımların temel hak ve özgürlükler üzerinde sınırlayıcı ve zorlayıcı etkilere sahiptir. Bu bağlamda idari yaptırımların hukuk devleti ilkesinin hayata geçirilmesi bakımından hukuka uygunluğu önem taşımaktadır. Çalışmamızda idari işlem olarak tesis edilen idari yaptırımların hukuka uygunluğu idari işlem teorisi veçhesinden değerlendirilecektir. Kabahatler genel teorisi pozitif hukukumuzda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu ile düzenlenmektedir. Kabahat fiillerini suç olmaktan çıkarma eğilimi pozitif hukukumuzda etkisini gösterse de tam olarak 5237 sayılı Kanun ile hayata geçirilmiştir. Gümrük kabahatleri de benzer bir süreç yaşamıştır. 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu ile kaçakçılık suç ve kabahatleri düzenlenmişti, gümrük kabahatleri 6455 sayılı Kanun ile 4458 sayılı Gümrük Kanununa aktarılmıştır. Çalışmamızda gümrük kabahatleri bu pozitif düzenlemeler doğrultusunda değerlendirilmiştir. Çalışmada gümrük kabahatleri anlamında bu düzenlemelerin bir uyum içerisinde olmadığı aksine bir yarış halinde olduğu görülmüş ve gümrük kabahatleri tüm yönleriyle değerlendirilmiştir.

Gümrük KanunuGümrüklerKabahatler Kanunu+7
Uğur Cem Türker
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Acil tıbbi müdahalede tedaviyi ret hakkı

Acil tıbbi müdahale; beklenmedik ve ani bir şekilde ortaya çıkan ve kısa süre içinde kişinin yaşamsal fonksiyonlarını tehlikeye düşürecek durumların varlığında, sağlık alanında gerekli eğitimleri alarak yasal anlamda bu müdahaleleri yapmaya yetkili kılınmış kişiler tarafından, insanın sağlığını, yaşamını, ve vücut tamlığını tehlikeye düşüren fiziki veya ruhi birtakım problemlerin önlenmesi, teşhis ve tedavisine yönelik olarak, tıp camiasınca kabul edilmiş kurallara uygun biçimde yerine getirilen girişimlerdir. Hasta Hakları Yönetmeliği'nin 24/7 maddesinde, hastadan, kendisine yapılacak tıbbi müdahale için rıza alınamadığı hallerde, hayati tehlike bulunması ve bilincinin yerinde olmaması ile hastanın bir uzvunun kaybetmesine veya işlemez hale gelmesine sebep olacak durumlarda, hastaya yapılacak müdahalenin rızaya bağlı olmadığı belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, Biyoloji ve Tıbbın Uygulanması Bakımından İnsan Hakları ve İnsan Haysiyetinin Korunması Sözleşmesi (BİYOTIP)'nin 8. maddesinde, herhangi bir acil durumda hastadan müdahale için muvafakat alınamadığı durumlarda, hasta veya yaralının sağlığı için yapılması elzem olan müdahaleler vakit kaybetmeden yapılabilir denilerek, hastanın hayati tehlikesinin bulunduğu ve bilincin kapalı olduğu durumlarda tıbbi müdahale için rıza şartının aranmadığı belirtilmektedir. Anayasa m. 17/2' de kişinin kendi geleceğini belirleme hakkı kapsamında tedaviyi reddin yasal dayanağı şöyle ifade edilmektedir: "Tıbbi zorunluluklar ve kanunda yazılı haller dışında, kişinin vücut bütünlüğüne dokunulamaz; rızası olmadan bilimsel ve tıbbi deneylere tabi tutulamaz." Hayati tehlikesi bulunan ve bilinci kapalı olan hastanın rızası alınamadığı durumlarda, hastaya uygulanacak acil tıbbi müdahale nedeniyle sağlık personeline bir kusur ve sorumluluk yüklenemez. Ancak tedaviyi reddeden hastanın bilinci kapanarak hayati tehlike arz eden bir durumda, acil tıbbi müdahalede bulunmayan sağlık personeli ise cezai bir yaptırımla karşılaşacaktır. Bu çalışmamızda; hasta hakları özelinde hastanın acil tıbbi müdahaleyi ret hakkının hukuki yönden tartışılması; hastanın yaşam hakkı üstündeki tasarrufunun sınırları ve bu şartlar altında müdahalede bulunan sağlık personelinin hukuki yönden değerlendirilmesi yer alacaktır.

Acil durumlarAcil tedaviSağlık hukuku+2
Dursun Alyaz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kamulaştırmasız el atma ve hukuki sonuçları

Temel hak ve özgürlüklerden biri olan mülkiyet hakkı, uluslararası sözleşmeler ve Anayasa tarafından koruma altına alınmıştır. Anayasa'ya göre mülkiyet hakkı, idare tarafından kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Ancak kimi zaman idare, bu sınırlandırmayı Anayasa'ya ve diğer kanun hükümlerine aykırı olarak yapmaktadır. Bu durumda karşımıza kamulaştırmasız el atma kavramı çıkmaktadır. Kamulaştırmasız el atma, idarenin hukuka aykırı bir eylemidir. İdare, gelişen şehirleşme ve nüfus artışı nedeniyle son zamanlarda kamulaştırmasız el atmaya sıklıkla başvurmaktadır. Çalışmamızın ilk bölümünde, kamulaştırmasız el atma kavramının tanımı, koşulları, hukuki niteliği, benzer kavramlarla farkları, gelişmelere açık bir yapıda olmasından ötürü tarihsel süreç içerisinde uğramış olduğu kanuni değişiklikler ele alınmıştır. Kamulaştırmasız el atmanın hukuki niteliği ve doğurduğu sonuçlar tartışılırken konuya ilişkin doktrin görüşlerine de çalışma içinde yer verilmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise fiili el atmanın tanımı, şartları, sonuçları ve fiili el atma aleyhine başvurulacak yargı yolları, mahkeme kararları ışığında ele alınmıştır. Kamulaştırmasız el atma, uzun bir süre sadece idarenin özel mülkiyetteki bir taşınmaza fiili el atması olarak kabul edilmiştir. Ancak verilen yargı kararları neticesinde, imar planlarında taşınmazın kamusal alana ayrılması ve idarenin pasif kalarak uzun yıllar imar planı kapsamındaki taşınmazları kamulaştırmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kısıtlanması da artık kamulaştırmasız el atmanın bir türü olan hukuki el atma olarak kabul edilmektedir. Çalışmamızın üçüncü bölümünde de yakın bir geçmişte hukukumuza girmiş olan hukuki el atma kavramının tanımı yapılmış, İmar Hukuku çerçevesinde koşulları ortaya konularak Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, Uyuşmazlık Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları doğrultusunda son yapılan değişikliklerle birlikte geçirdiği süreç ve aleyhine başvurulacak yargı yolları ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Kamulaştırma, Kamulaştırmasız El Atma, Fiili El Atma, Hukuki El Atma.

Kamu hukukuKamulaştırmaKamulaştırmasız el koyma+2
Hatice Betül Yurdagül
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Afetlerde arama ve kurtarma yönüyle mağaracılık faaliyetleri

Afetler konusunda acı bir geçmişi olan Türkiye'de afetler bugün halen ülkenin en önemli sorunlarından bir tanesidir. 1999 Marmara Depremi hem kamu hem sivil kesime acı tecrübeler katmıştır. Devletin afetlerle mücadele konusunda tek yetkili mercii olduğu anlayışı 1999 depremi ile geçerliliğini kaybetmiştir. Yaşanan bu büyük afette sivil toplum kuruluşları arama ve kurtarma ile iyileştirme çalışmalarına büyük ölçüde katkı sağlamışlardır. Bu katkı sonrası sivil toplum kuruluşlarının önemi bir kez daha anlaşılmıştır. Her ne kadar katkı sağlanmış olsa da sivil toplum kuruluşları ile kamu kurumları arasında koordinasyon sıkıntısı yaşanmıştır. Bu koordinasyon sıkıntısı kriz yönetimi anlayışının getirmiş olduğu bir sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Nitekim kayıpların bu kadar büyük olduğu bir afet sonrası Türkiye afetlerle mücadelede kriz yönetiminden risk yönetimine geçmiştir. Ancak bu geçişin tam olarak sağlandığını söylemek pek de mümkün değildir. 2009 yılında AFAD'ın kuruluşu ile birlikte yetki karmaşası ve koordinasyon problemleri ortadan kaldırılmaya çalışılmıştır. AFAD'ın yayınlamış olduğu Türkiye Acil Müdahale Planı işbirliğini ön plana çıkararak sivil toplum kuruluşlarını da sürece dâhil etmekle beraber arama ve kurtarma faaliyetlerinde genel bir ifadeye yer vermiştir. Mağaracılık ile çalışmalar yapan kulüp ve derneklerin burada kendisine yer bulabileceği bir muammadır. Tayland'da yaşanan mağarada mahsur kalma vakasından sonra bütün dünyada mağaralarda arama ve kurtarma hususunda ne kadar hazırlık olunması gerektiği anlaşılmıştır. Bu sebeple mağaralarda arama ve kurtarma yapan ekiplerin desteklenmesi ve afetlerle mücadelenin her evresinde sürece dâhil edilmesi büyük önem arz etmektedir.

AFADAfet yönetimiAfetler+4
Sinan Taşkın
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors