Prof. Dr. Oktay Yıldız danışmanlığındaki tezler

11 tez · Düzce University, Karadeniz Technical University

DoktoraAçık ErişimTR

İç Anadolu kurak sahalarında dikim çukuru, hümik asit ve jasmonik asit uygulamasının, Toros sediri (Cedrus libani), karaçam (Pinus nigra), kızılçam (Pinus brutia), badem (Amygdalus communis) ve iğde (Elaeagnus angustifolia) fidanlarının tutma ve büyüme başarısına etkisi

Bu çalışmanın amacı İç Anadolu'nun kurak bölgelerinde yapılan ağaçlandırma çalışmalarında fidanların tutma ve büyüme performanslarını arttırmak için dikim çukuru derinliği, hümik ve jasmonik asit işlemlerinin bazı ağaç türlerinde denenmesidir. Çalışmada karaçam, kızılçam ve sedir ile yapraklılardan iğde ve badem kullanılmıştır. Denemede blok deseni içinde faktöriyel desen kullanılmıştır. Bloklar Karapınar, Sazlıpınar ve Ayrancı yöresindeki ağaçlandırmaya tahsis edilmiş sahalarda oluşturulmuştur. Faktörlerden ilki fidanların yastık üzerindeki dikim yerleri olup iki farklı derinlikten oluşmaktadır; 1-Bakanlığın uygulaması (U= yastığın orta kısmı), 2- pulluklarla açılan şerit üzerinde oluşturulacak hat boyunca 40-50 cm derine dikimi (D) içermektedir. Hümik asit (HA) ve jasmonik asit (JA) ise ikişer dozdan oluşmaktadır (H= yüksek, L = Düşük). İşlem ünitelerinde büyüme mevsimi boyunca arazideki hacimsel nem içerikleri periyodik olarak ölçülmüştür. Dikim bloklarına ait toprağın tarla kapasitesi ve solma noktasındaki nem değerleri belirlenmiştir. İkinci büyüme dönemi sonunda fidanların tutma oranları ile çap ve boy ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Her sahada beş olmak üzere toplam 15 profil çukuru açılmış 0-150 cm arası 30'ar cm'lik derinlik kademelerinde örneklenerek toprağının fiziksel ve kimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca her işlem ünitesinden alınan yaprak örneklerinde kuraklık stresinin belirlendiği; Fotosentetik parametreler, bağıl su içeriği (RWC), lipid peroksidasyonu, H2O2 miktarı ve antioksidan enzim miktarları gibi bazı fizyolojik ve biyokimyasal ölçümler yapılmıştır. Fidanların derine dikildiği çukurlarda toprak neminin nisandan eylüle kadar geleneksel dikim yapılan kısımlara oranla yaklaşık %50 daha fazla olduğu belirlenmiştir. Derin dikim yapılan kısımlarda yine fidanların büyüme oranlarının önemli oranda yüksek olduğu belirlenmiştir. Hümik ve jasmonik asidin fidan performansına etkisi birbirlerinin oranları ve dikim çukuru derinliğine bağlı olarak değişmektedir. Çalışma verileri bu tür kurak sahalarda fidanların derine dikilmesinin başarı şansını arttıracağını göstermektedir. Elde edilen sonuçların yöredeki uygulamalamacılar tarafından değerlendirilerek kurak bölge ağaçlandırmalarında başarının artmasına katkı sağlaması beklenmektedir.

Abdullah Hüseyin Dönmez
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Orman yangınlarının kısa vadede erozyon ve besin kaybına etkisi

Akdeniz bölgesindeki her yıl binlerce hektar orman alanı yangınlarla tahrip edilmektedir. Bu çalışmanın amacı Mersin'in Aydıncık ve Gülnar yöresinde 2021 yılında çıkan yangından sonra kısa vadede sahadan besin kaybı ve erozyon miktarını belirlemektir. Çalışma 300 metre ile 1100 m yükseltiler arasında yer alan farklı çağlardaki meşcerelerde yapılmıştır. Sahalarda yangın sonrası kül ve toprak örneklemeleri ile makilik alanda yanmadan kalan dal örneklemeleri yapılmıştır. Ayrıca yangın öncesi sahadaki biyokütle miktarını tahmin etmek için yanmamış makilik alanlarda biyokütle örneklemesi yapılmıştır. Çalılık alanda yaklaşık 28 ton ha-1 biyokütle ve yaklaşık 5 ton ha-1 ölü-örtü olduğu belirlenmiştir. Yangın sonrası sahada yaklaşık 7 ton ha-1 yanmamış çalı gövdeleri dikili kuru olarak kalmıştır. Bütün sahalardaki kül kalınlığı meşcere bazında değişmeksizin ortalama 1.7 ± 0.7 cm olarak belirlenmiştir. Yangın görmemiş kontrol sahalarındaki toprağın hacim ağırlığı 1.25 g cm-3 civarında iken yangın sonrası ilk 20 cm derinliğindeki toprağın hacim ağırlığı kontrol sahalarındakine göre c, b, a ve bozuk kızılçam meşcerelerinde yaklaşık % 35 ve makilik alanda ise yarı yarıya düşmüştür. Yangından yaklaşık bir ay sonra yapılan ölçümlerde toprağın N yoğunluğu kontrol sahalarına göre makilik, bozuk ve b çağındaki kızılçam sahalarındaki yaklaşık 2.7 kat artmıştır. Erozyonu belirlemek için sahaya çakılan kazılarda bir yıl sonra yapılan ölçümlerde toprak seviyesi üstündeki kül dahil tüm sahalarda yaklaşık 2 cm kadar düşmüştür. Yangından yaklaşık bir yıl sonra yapılan ölçümlerde sahaların genelinde ilk 20 cm derinliğindeki N yoğunluğu maki ve bozuk sahalarda diğer meşcerelerdekinden yaklaşık 1/3 oranında daha fazladır.

Ali Ördek
Düzce University · Lisansüstü Eğitim Enstitüsü
2024
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İç Anadolu kurak bölge ağaçlandırmasında kullanılan dişbudakların (Fraxinus anqustifolia) beslenme durumlarının belirlenmesi

Çalışmada İç Anadolu'nun Aksaray, Ereğli, Karapınar, Emirgazi yörelerinde farklı zamanlarda dikilen dişbudak (F.angistifolia) fidanlarının beslenme durumları incelenmiştir. Çalışmanın amacı; 1- İç Anadolu'nun kurak sahalarında dikim yoluyla getirilmiş dişbudak ağaçlarının beslenme durumunu yapraklarındaki besin içerikleri analizleriyle belirlemek ve bu besin içerikleri ile toprak özellikleri arasındaki ilişkileri ortaya koymak, 2- İç Anadolu'nun kurak sahalarında dikim yoluyla getirilmiş dişbudak ağaçlarının azot içeriklerini Batı ve Orta Karadeniz'deki daha nemli ortamlarda yetişen bireylerden elde edilen verilerle karşılaştırmak, 3- Böylece kurak ve yarı-kurak bölgelerde yapılan ağaçlandırma çalışmalarına katkı sağlayabilecek veriler üretmektir. Çalışmada farklı yıllarda dikilmiş dişbudak ağaçlarından Haziran-Temmuz 2014 yıllarında yaprak örneklemesi yapılarak N, C, P, K, Fe, Zn analizleri yapılmıştır. Ayrıca örnekleme yapılan ağaçların etrafından toprak örnekleri alınarak, toprağın tanecik bileşimi, EC, pH, kireç, ESP, KDK değerleri belirlenerek bitkilerin besin yoğunluklarının toprak özellikleri ile ilişkisi incelenmiştir.

AğaçlandırmaDişbudakKurak alan
Özgül Mutlu
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2015
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İç Anadolu'nun kurak bölgelerindeki ağaçlandırma çalışmalarında kullanılan bazı ağaç ve çalı türlerinin tutma ve büyüme performansları

Bu çalışma İç Anadolu step iklimine sahip olan Acıpınar, İncesu, Karapınar, Sazlıpınar ve Emirgazi yörelerinde, kurak bölge bitkilendirmesi olarak oluşturulan deneme bloklarında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ağaç türü olarak dişbudak (Fraxinus angustifolia) ve karaçam (Pinus nigra), çalı türü olarak ebucehil (Calligonum polygonoides), badem (Amygdalus orientalis) ve katırtırnağı (Spartium junceum) deneme sahalarına dikilmiştir. Sahaların toprak özelliklerini belirlemek için her deneme ünitesinden toprak örnekleri alınmış ve dikimden sonra bütün fidanların çapları ve boyları ölçülmüş ve aynı ölçümler araştırmanın 3.yılında da tekrarlanarak göreceli çap ve boy büyümeleri karşılaştırılmıştır. Toprak analizleri sonucu hiçbir sahada ilk 20 cm toprak derinliğinde tuzluluk sorununun olmadığı, bununla birlikte her sahada yüksek kireç bulunduğu belirlenmiştir. Üçüncü yılın sonunda dişbudak fidanlarından yaklaşık % 60'ının, karaçam fidanlarından ise % 40'ının tuttuğu tespit edilmiştir. Mutlak boy artım değerlerine bakıldığında dişbudak türünün karaçama göre ortalama % 140 daha fazla boy artımı yaptığı görülmektedir. Üçüncü yılın sonunda dikilen badem fidanlarının % 97'si yaşarken, katırtırnağında bu oran % 42, ebucehil çalısında ise % 26 olarak tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda en başarılı türlerin badem ve dişbudak olduğu belirlenmiştir. Dolayısıyla bu iki türün İç Anadolu'nun kurak bölgelerindeki restorasyon çalışmalarında kullanılabileceği sonucuna varılmıştır.

Hilal Arslan
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2018
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İç Anadolu sodik sahalarında jips ve kükürt uygulamasının toprağa kısa vadede etkisi

Bu çalışmada İç Anadolu'nun vadi tabanlarında bulunan ve erozyona yatkın olan tuzlu-sodik toprakların jips ve kükürt uygulaması iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Uygulamadan üç yıl sonra Jips ve kükürt uygulanan sahalarda kontrol sahalarına göre ESP değerinin % 59 azaldığı belirlenmiştir. Fakat toprağın işlemesi + kimyasal uygulamasının, hiç işlem yapılmama durumuna göre sahalardaki infiltrasyon oranını önemli oranda arttırdığı belirlenmiştir. İkinci yılın sonunda kimyasallardan jips uygulaması daha iyi sonuç vermesine rağmen üçüncü yıl sonunda yapılan ölçümlerde toprağın infiltrasyon oranında her iki kimyasal uygulanan sahalar arasında önemli bir fark görülmemektedir. Sonuç olarak çalışmadan elde edilen ilk veriler jips ve kükürt uygulamasının sodyumu toprak profilinden yıkadığını ve toprağın infiltrasyon kapasitesini arttırdığını göstermiştir. Bu çalışmadan elde edilen ve takip edecek yani çalışmalardan elde edilecek özellikle uzun vadeli sonuçların yöredeki çalışmalara katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar sözcükler: Restorasyon, Esp, İnfiltrasyon, İç Anadolu, Toprak İyileştirmesi.

Burak Altınay
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Batı Karadeniz Düzce yöresinde bozuk orman alanlarının yalancı akasya (R. pseudoacacia L.) ile ağaçlandırılmasının topraktaki azot birikimine etkisi

Bu çalışma, Karadeniz bölgesinde bulunan, bozulmuş orman alanlarında (çalılar) kurulmuş beş yaşındaki yalancı akasya plantasyonlarında gerçekleştirilmiştir. 2009 yılında, Düzce vadisinin kuzeyindeki üç farklı bölgede yer alan bozulmuş orman alanlarında ki tüm odunsu ve otsu bitki örtüsü, bir fırça tırmıkla donatılmış bir buldozerle alandan uzaklaştırıldı. Buldozere bağlı diğer bir ekipman yardımıyla plantasyon sahasında 80-90 cm toprak derinliğinde toprak işleme gerçekleştirildi. 2009 un sonu ve 2010 yılının ilk aylarında sahaya 2+0 çıplak köklü fidanların dikimi gerçekleştirildi. Uygulaması gerçekleştirilen alanlarda dikimi takip eden dördüncü yılda sahaya ait vejetasyon kontrolleri gerçekleştirildi.2015 yılı Temmuz ve Ağustos aylarına gelindiğinde yapılacak analizler için her bir deneme ünitesi ait 30 adet fidandan örneklemeler yapıldı. Toprak örneklemeleri ise her örnek ağaca ait 3 farklı yönde, 4 farklı uzaklık derecesinde (0, 50, 100 ve 200 cm ) ve 30 cm toprak derinliğinde gerçekleştirilmiştir. Alınan örnekler üzerinde pH, tanecik yoğunluğu, toplam azot ve karbon analizleri gerçekleştirildi. Beş yıl içerisinde Kuzeybatı yönünde büyüyen ağaçların, güneydoğu bölgesinde bulunan ağaçlara nazaran % 64 daha fazla biyokütle biriktirdiği tespit edilmiştir. Ağaç tabanının 200 cm'lik çevresinde, toprak C (% 2,4) ve N (% 0,15) oranı benzerlik göstermektedir. Sonuç olarak elde edilen veriler, yalancı akasyanın daha sonraki türler için alanı kolaylaştırmak amacıyla N-sabitleyici türler olarak bozulmuş ormanlık alanlardaki restorasyon uygulamalarının bir parçası olarak kullanılabileceğini göstermektedir.

Levent Kartal
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

İğde (Elaeagnus angustifolia ) ve yalancı akasyanın (Robinia pseudoacacia) İç Anadolu'nun kurak sahalarında tutma ve büyüme başarısı

Fidanların büyüme performansını ve topraktaki azot içeriğine katkılarını değerlendirmek için iki azot bağlayan tür olan iğde (Elaeagnus angustifolia) ve yalancı akasya (Robinia pseudoacacia) İç Anadolu'nun kurak sahalarından 5 farklı yöreye dikilmiştir. Çıplak köklü (1+1) fidanlar 2012 Aralık ayında dikilmeden önce alt-toprak işlemesi (80 cm'ye kadar) ve pullukla üst toprak işlemesi tüm sahalarda gerçekleştirilmiştir. 2012 yazında, her deneme ünitesinden yerleri rastgele yöntemle belirlenen 5 noktadan toprağın ilk 30 cm derinliğinden 200 cm3'lük silindirlerle toprak örneklemesi yapılmıştır. Topraktaki değişimi karşılaştırmak için aynı toprak örneklemesi 2017 yazında fidan diplerinden 50 cm uzaklıktaki noktalarda tekrarlanmıştır. Karşılaştırma için denemenin başındaki toprak verileri analizlerde ko-variyans olarak kullanılmıştır. Fidanların başlangıççap ve boy değerleri Nisan 2013'te ölçülmüş ve 2017 verilerinin göreceli artım karşılaştırılmasında kullanılmıştır. Beşinci büyüme sezonun sonunda iğdenin (E. angustifolia) yaşama oranı % 80 olarak belirlenirken yalancı akasyanın yaşama oranı % 52 olarak hesaplanmıştır. Her iki tür de beşinci büyüme sezonu sonunda ortalama 34 cm mutlak büyüme gerçekleştirmiştir. Yine mutlak çap artımında türler arasında bir fark görülmezken iğdenin yalancı akasyaya göre iki kat fazla göreceli boy ve çap artımı yaptığı belirlenmiştir. Anahtar sözcükler: Kurak-bölge, Ağaçlandırma, Bitki beslenmesi, Toprak verimliliği.

Calıstus Mua
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Jips ve kükürt uygulaması yapılan tuzlu-sodik iç anadolu sahalarında iğde (Elaeagnus angustifolia L.), ılgın (Tamarix smyrnensis bunge), akkavak (Populus alba L.) fidanlarının tutma ve büyüme başarısı

İç Anadolu'daki vadi tabanlarının önemli bir kısmı tuzlu-sodik toprak özelliği göstermektedir. Bu çalışmada jips ve kükürt uygulaması ile tuzlu-sodik topraklardan fazla sodyumun yıkanarak toprağın iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Toprağa kimyasal işlemler uygulandıktan sonra ılgın (Tamarix smymensis Bunge), iğde (Elaeagnus angustifolia L.) ve akkavak (Populus alba L.) fidanları dikilerek yaşama oranları ve büyüme performansları takip edilmiştir. Üç yaşındaki fidanlar 2013 sonbaharında 1,5 X 1,5 m aralıklarla deneme ünitelerine dikilmiştir. 2015 Eylül sonu fidanların yaşama oranları belirlenerek boy ve çap ölçümleri gerçekleştirilmiştir. İkinci büyüme sezonu sonunda %80 'lik bir oranla en fazla yaşama yüzdesine ılgın türünün sahip olduğu belirlenmiştir. Akkavak bütün işlem alanlarında ortalama %36'lık bir yaşama yüzdesi göstermiştir. İğde jips ve kükürt uygulanan sahalarda 50 cm boy büyümesi yaparken kontrol sahalarında sadece 25 cm boy büyümesi yapabilmiştir. İğde fidanlarının çap ortalaması da jips ve kükürt uygulanan sahalarda 9.3 mm olarak ölçülürken kontrol sahalarında bu değer 5 mm olarak kaydedilmiştir. Akkavak ise jips ve kükürt uygulanan alanlarda kontrol sahalarına göre %42 daha fazla büyüme gerçekleştirmiştir. Ilgının büyümesi bakımından ise sahalar arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık bulunamamıştır. Denenen türlerden de iğdenin bütün sahalarda en iyi yaşama oranını ve büyüme performansını gösterdiği ortaya çıkmıştır.

Abdullah Hüseyin Dönmez
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2019
00
DoktoraAçık ErişimTR

Bolu- Aladağ ormanlarında Uludağ göknarı (Abies nordmannianna (steven) spach subsp. equi-trojani (Asch.& Sint.Ex boiss.) Coode & Cullen ) ormanlarında atmosferik çökelme

Bolu ili Aladağ ormanlarında 4 farklı yükselti basamaklarında kurulan ormanaltı ve açık alan örnekleme alanlarında Haziran 2013-Kasım 2014 tarihleri arasında yağış örneklemeleri yapılmıştır. Haftalık örneklemelerin laboratuvar analizleri havuzlama yöntemi ile hazırlanan aylık laboratuvar numuneleri üzerinden gerçekleştirilmiştir. Elde edilen ormanaltı, açık alan ve gövdeden akışla gelen yağıştaki çökelme konsantrasyonlarının değerlendirilmesi yapılmıştır. Tüm yükselti basamaklarında açık alana düşen yağışın yaklaşık %70'i tepe çatısındaki boşluklardan, %1'inden daha azı da gövdeden akışla meşçere tabanına inmiştir. Dolayısıyla, göknar ormanlarında, gelen yağışın yaklaşık 1/3'ünün tepe çatısı tarafından tutulduğu belirlenmiştir. Analizler sonucunda anyon ve katyonlardan en belirgin olanları Sülfat(SO4-2), Nitrat(NO3-), Potasyum(K+) ve Kalsiyum(Ca+2) olmuştur. Örnekleme periyodunda, en fazla yağış ortalaması1600 metre yükselti basamağında, açık alanda, 366 mm, ormanaltında 197 mm olarak Haziran ayında gerçekleşmiştir. En düşük yağış ortalaması ise, açık alanda, 11 mm, ormanaltında 6,7 mm olarak Temmuz ayında tespit edilmiştir. pH ortalama değerleri ise açık alanda 6,8 ± 0,5 ormanaltında 6,4 ± 0,4 ve gövdeden akışta tespit edilmiştir. Elde edilen çökelmeler içerisinde, sülfat, nitrat, potasyum ve kalsiyum en yüksek ortalama değerleri Eylül ayında ve ormanaltı yağışta gerçekleşmiş olup, bu değerler sırası ile 17,5 ± 6,1 mg l-1, 7,3 ± 6,7 mg l-1, 13,7 ± 11 mg l-1 ve 6,9 ± 4,5 mg l-1 olarak gerçekleşmiştir

Seyfettin Kiniş
Düzce University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2020
00
DoktoraAçık ErişimTR

Arı ekmeğinin (Perga) bileşimi ve endüstriyel üretim olanaklarının araştırılması

Polen, polen peletlerini işçi arıların arka ayaklarından ayıran bir tuzak kullanılarak toplanmaktadır. Arı ekmeği üretiminde ise bal petekleri parçalanmakta ve sınırlı üretim yapılabilmektedir. Bu çalışmanın ilk bölümünde aynı bölge/kovan koşullarında toplanan polen ve arı ekmeklerinin biyoaktiviteleri ve mikrobiyal florası tespit edilmiştir. Örneklerin hasat periyoduna bağlı olarak biyoaktif özelliklerinin değişiklik gösterdiği belirlenmiştir. Polen ve arı ekmeğinde Candida magnoliae (10 izolat) ve Lactobacillus kunkeei (25 izolat), arı ekmeğinde ek olarak Leuconostoc pseudomesenteroides (3 izolat) izolasyonu yapılmıştır. İkinci bölümde farklı polen:su oranlarında hazırlanan polen, su, bal karışımları spontan, laktik asit bakterisi inokülasyonu ve kovan içi fermantasyona tabi tutulmuştur. 1:1, 1:2, 2:1 polen:su oranları için L. kunkeei starter kültürünün polen substratına iyi uyum sağladığı ve inokülasyonun laktik asit bakterisi gelişimini hızlandırdığı görülmüştür. Fermantasyondan sonra toplam fenolik madde içeriğinde (1,05 kat ile 2,65 kat aralığında), antioksidan aktivitede, biyoerişilebilirlik indekslerinde artış meydana gelmiştir. Fenolik madde kompozisyonundaki değişimler ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi fotodiyot dizisi dedektörü (RP-HPLC-PDA) ile ortaya konulmuştur. Bulgular polen fermantasyonu ile arı ekmeğinin pazardaki talebinin karşılanabilmesi, sanayiye uygulanacak proses geliştirilmesi ve büyük miktarlarda arı ekmeği üretimi yapılabilmesi bakımından önemlidir.

Arı ekmeğiFermantasyonLaktik asit bakterileri+2
Atiye Değirmenci
Karadeniz Technical University · Fen Bilimleri Enstitüsü
2023
10
Yüksek LisansAçık ErişimTR

Farklı propolis ekstraktlarında stabilite ve raf ömrünün belirlenmesi

Arılardan gelen doğal ürünlere olan talebin artması ve biyoteknolojik faaliyetler, bunların gıdaların korunmasında ve insanların sağlığı üzerindeki yararlı etkilerinde yaygın olarak kullanılmasına olanak sağlamaktadır. Bir arı ürünü olan propolis, arıların kovanlarını korumak için kullandığı malzemedir. Bitki reçineleri, arı mumları ve polenlerden oluşan tutkal benzeri bir maddedir. Propolis günümüzde yaygın şekilde etil alkol, su, propilen glikol, gliserol, zeytinyağı gibi çözücülerde çözündürülerek kullanılır ve biyolojik aktiviteleri her çözücüde farklıdır. Bu tez çalışmasında apiterapi uygulamalarında sıklıkla başvurulan bu ekstraktların üretimini takiben biyolojik aktif özelliklerinin tespit edilerek, raf ömrü çalışmalarının yapılması amaçlanmıştır. Saf su, etil alkol, monopropilen glikol (MPG), polietilen glikol (PEG) ve gliserol ekstraktlarının biyolojik aktiviteleri antioksidan potansiyellerinin belirlenmesi (2,2-difenil-1-pikrilhidrazil radikali (DPPH•); demir indirgeme antioksidan gücü (FRAP) metotları) ile değerlendirilmiştir. Ekstraktların antimikrobiyal aktivitesi gram pozitif (Staphylococcus aureus, Staphylococcus epidermidis, Bacillus cereus) ve gram-negatif (Escherichia coli) bakteri ve maya (Candida albicans) suşlarına karşı agar kuyucuk difüzyon metodu ile ortaya konulmuştur. Toplam fenolik madde ve flavonoid içerikleri tespit edilmiştir. Fenolik madde profili ters faz yüksek performanslı sıvı kromatografisi fotodiyot dizisi dedektörü (RP-HPLC-PDA) ile belirlenmiştir. Başlangıç değerleri tespit edildikten sonra ekstraktlara hızlandırılmış stabilite testi uygulanarak testler tekrarlanmıştır. İlk değerler ile hızlandırılmış stabilite sonrası değerler karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırma sonucunda genel olarak fenolik madde içeriğinde, antioksidan kapasitesinde ve flavonoid miktarında istatistiksel olarak anlamlı bir düşüş olduğu görülmüştür (p≤0.05). Antimikrobiyal aktivite açısından raf ömrü sonunda etanol ekstraktının gram pozitif, gram negatif ve maya suşlarının tümüne karşı etkili olduğu görülmüştür. Raf ömrü uzunluğu ve kalitesi açısından etanol ekstraktının avantajlı olabileceği, bunun yanında polietilen glikol ekstraklarının da değerlendirilebileceği sonucuna varılmıştır.

Aysun Günaydın
Karadeniz Technical University · Sağlık Bilimleri Enstitüsü
2025
00

Diğer danışmanlar