Theses supervised by Prof. Dr. Recep Aslaner
13 theses · İnönü University
Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde yer alan dijital araçlara yönelik 5. sınıf matematik öğretmenlerinin görüşleri
Amaç: 5. Sınıf Matematik dersi Yeni Maarif Modeli kapsamında kullanılan dijital eğitim araçlarının matematik öğretmenleri gözünden değerlendirilmesidir. Araştırmada öğretmenlerin söz konusu dijital araçların kullanımına ilişkin görüşleri, avantajları ve karşılaşılan sorunlar ortaya konulmaya çalışılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırmanın çalışma grubunu, 2024–2025 eğitim öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı Gaziantep ilinde görev yapan ve amaçlı örnekleme yöntemiyle belirlenen ortaokullarda çalışan 23 matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak araştırmacılar tarafından geliştirilen ve 10 açık uçlu sorudan oluşan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veriler, katılımcılar ile gerçekleştirilen yüz yüze görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen veriler içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırma sonucunda matematik öğretmenlerinin Yeni Matematik Maarif Modeli kapsamında kullanılan dijital araçlara ilişkin görüşlerinin farklı temalar altında toplandığı görülmüştür. Öğretmenlerin büyük bir kısmı dijital araçların dersleri daha görsel, etkileşimli ve anlaşılır hâle getirdiğini ifade etmiştir. Bununla birlikte bazı öğretmenler, teknolojik altyapı yetersizlikleri ve dijital araçların kullanımına yönelik yeterli eğitim verilmemesi gibi sorunlara dikkat çekmiştir. Sonuç: Araştırma bulgularına göre, Yeni Matematik Maarif Modeli kapsamında kullanılan dijital eğitim araçlarının matematik öğretim sürecine önemli katkılar sağladığı görülmektedir. Ancak bu araçların daha etkili kullanılabilmesi için okullardaki teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve öğretmenlere yönelik hizmet içi eğitimlerin artırılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Y ve Z Kuşağı ortaokul matematik öğretmenleri ile öğretmen adaylarının görsel matematik okuryazarlığı ve dijital okuryazarlık düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Araştırmanın amacı Y ve Z kuşağı ortaokul matematik öğretmenleri ve öğretmen adaylarının Görsel Matematik Okuryazalığı Algı ve Dijital Okuryazarlık Algı düzeylerini incelemektir. Ayrıca katılımcıların GMOA ve DOA düzeyleri cinsiyet, yaş ve sınıf değişkenleri açısından karşılaştırmaktır. Materyal ve Metot: Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden betimsel tarama yöntemi kullanılmıştır. Can (2023), betimsel taramayı "geniş toplulukların, (cinsiyet, yaş, görme bozukluğu, medeni hal, gelir seviyesi, öğrenim derecesi gibi) araştırmaya konu özelliklerini tespit etmek amacıyla yapılan betimsel çalışmalardır" olarak tanımlamıştır. Araştırma kapsamında çalışma grubunun belirlenmesi sürecinde uygun örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Bu bağlamda araştırmanın örneklemini 2025-2026 eğitim-öğretim yılı bahar döneminde Malatya ilinde görev yapan ortaokul matematik öğretmenleri ile İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören öğretmen adaylarından oluşmaktadır. Araştırma verilerinin toplanmasında "Kişisel Bilgi Formu", "Görsel Matematik Okuryazarlık Algı Ölçeği" ve "Dijital Okuryazarlık Algı Ölçeği" kullanılmıştır. Çalışmada öğretmenlerin ve adaylarının GMOA ile DOA ölçeğindeki verileri SPSS istatistik yazılım programı kullanılarak analiz edilmiştir. Bulgular: Çalışmada ortaokul matematik öğretmeni ve öğretmen adaylarının GMOA ve DOA ölçeklerinden aldıkları puanlar incelenmiştir. Bu bağlamda, Y kuşağı öğretmenlerin GMOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Her Zaman" düzeyinde; Z kuşağı öğretmenlerin GMOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Her Zaman" düzeyinde; öğretmen adaylarının ortalama puanlarının "Sık Sık" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Bu bağlamda, Y kuşağı öğretmenlerin DOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Sık Sık" düzeyinde; Z kuşağı öğretmenlerin DOA ölçeğinin ortalama puanlarının "Her Zaman" düzeyinde; öğretmen adaylarının ortalama puanlarının "Sık Sık" düzeyinde olduğu bulunmuştur. Sonuç: Araştırmada elde edilen bulgulara göre ortaokul matematik öğretmenleri ve öğretmen adaylarının hem GMOA düzeylerinin hem de DOA düzeylerinin yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Bunun yanında Y ve Z kuşağı öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından GMOA düzeyi puanları arasından anlamlı bir farklılık olmadığı; öğretmen adaylarının cinsiyet değişkeni açısından GMOA düzeyi puanları arasında erkeklerin lehinde anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin yaş değişkeni açısından kuşakların GMOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir farklılık olmadığı; öğretmen adaylarının yaş değişkeni açısından kuşakların GMOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark oluşturmadığı tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkeni açısından GMOA düzeyi puanları arasında 1. sınıfta bulunan katılımcıların aleyhinde anlamlı bir fark olduğu sonucu elde edilmiştir. Öğretmenlerin cinsiyet değişkeni açısından DOA düzeyi puanları arasından anlamlı bir farklılık olmadığı ve öğretmen adaylarının cinsiyet değişkeni açısından DOA düzeyi puanları arasında erkeklerin lehinde anlamlı bir fark olduğu sonucuna varılmıştır. Öğretmenlerin yaş değişkeni açısından kuşakların DOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı; öğretmen adayların yaş değişkeni açısından kuşakların DOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının sınıf düzeyi değişkeni açısından DOA düzeyi puanları arasında anlamlı bir fark olmadığı görülmüştür. Öğretmenlerin GMOA ve DOA düzeylerinin birbiri ile arasında pozitif ve orta düzeyde istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon belirlenmiştir. Öğretmen adaylarının GMOA ve DOA düzeylerinin birbiri ile arasında pozitif ve orta düzeyde istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon belirlenmiştir.
Öğretmen adaylarının dinamik geometri yazılımı kullanarak geometrik yer problemlerini çözüm süreçlerinin ve bu süreçlere ilişkin görüşlerinin incelenmesi
Bu araştırmanın temel amacı, ilköğretim matematik öğretmen adaylarının dinamik bir geometri yazılımı kullanarak geometrik yer problemlerini çözme süreçlerini incelemektir. Çalışma nitel araştırma yaklaşımlarından durum çalışması olarak desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'deki orta büyüklükte bir Üniversite'nin, İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda öğrenim gören ve ?Alan Seçmeli (AS) - Geometri Öğretimi? dersini alan, 36 son sınıf öğretmen adayı oluşturmuştur.10 haftalık çalışma sürecinde öğretmen adaylarına dinamik bir yazılım olan Cabri yazılımı öğretilerek geometrik yer problemlerinin çözümü gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın ilk beş haftasında Cabri yazılımı tanıtılmış ve yazılımın kullanımı ile ilgili çeşitli etkinlikler yapılmıştır. Ayrıca geometrik yer konusundan bahsedilmiş ve bazı geometrik yer problemleri yazılım kullanılarak çözülmüştür. Araştırmanın 6.-9. haftaları arasında ise, öğretmen adayları kâğıt-kalem ve yazılımı kullanarak toplamda 6 geometrik yer problemini çözmüşlerdir. Araştırmacı bu süreçte rehber konumunda olup problemlerin çözümü esnasında adayları gözlemlemiştir. Ayrıca, 2 ve 10. haftalarda 6 öğretmen adayıyla görüşmeler yapılmıştır.Araştırmanın verileri, ?Araştırmacı Günlüğü Notları?, ?Cevap Kâğıtları?, ?Katılımcı Raporları?, ?Ekran Görüntüleri? ve ?Yarı yapılandırılmış Görüşmeler? olmak üzere farklı veri toplama araçlarıyla elde edilmiştir. Verilerin analizinde içerik analizi ve betimsel analiz teknikleri birlikte kullanılmıştır.Araştırmanın sonuçlarına göre, öğretmen adaylarının problemleri kâğıt üzerinde çözerken çeşitli hatalar yaptıkları belirlenmiştir. Yazılımla çözüm aşamasına gelindiğinde öğretmen adaylarının yazılımın gerektirdiği matematiksel bilgiyi kullanmakta sıkıntılar yaşadıkları ancak uygulamanın sonlarına doğru bu sıkıntıları aşmaya başladıkları görülmüştür. Bu iki süreç kıyaslandığında ise, adaylar yazılımla çözüm esnasında kâğıt kalemden farklı olarak hipotez kurma, kurdukları hipotezleri test etme, genelleme yapma fırsatı bulmuşlardır. Bunun yanı sıra, yapılan uygulamayla öğretmen adaylarının bu tür problemleri kâğıt-kalem kullanarak çözüm süreçlerinde matematiksel bilgiyi kullanma, bağımlı-bağımsız noktayı belirleme, zihinde canlandırma ve doğru tahminlerde bulunma gibi noktalarda katkı sağladığı tespit edilmiştir. Öğretmen adayları avantajlarını ve dezavantajlarını göz önünde tutarak Cabri gibi DGY'lerin geometrik yer konusu ve ilköğretim geometri öğretiminde kullanımı konusunda olumlu görüş belirtmişlerdir.Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Pergel-düzkenar ve dinamik çizimler üzerine: Öğretmenlerin temel geometrik çizim süreçleri ve görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışmada ortaokul matematik öğretmenlerinin pergel-düzkenar materyalleri ve dinamik geometri yazılımları kullanılarak tasarlanan geometri öğrenme ortamlarında temel geometrik çizim problemlerini çözme süreçlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Ayrıca konuyla ilgili araç-gereçlere yönelik öğretmenlerin görüşlerinin belirlenmesi amaçlanan bir diğer konudur. Çalışmada, ortaokul matematik öğretmenlerinin temel geometrik çizim problemlerini çözme süreçlerini derinlemesine incelemek amaçlandığından çalışma nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması şeklinde desenlenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'nin Malatya ilinde MEB'de görevli üç ortaokul matematik öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırma sürecinde "Öklid'in Elemanları" (Sertöz, 2020) kitabında çizimlerini yaparak ispatladığı geometrik yapı inşalarından beş tanesi seçilerek Temel Geometri Çizim Beceri Formu (TGÇBF) oluşturulmuştur. Bu form Malatya ilinin Yeşilyurt ilçesinde görev yapan ve araştırmaya gönüllü olarak katılan üç matematik öğretmenine pergel-düzkenar yardımı ile ön test olarak uygulanmış ve elde edilen verilerin analizi yapılmıştır. Katılımcılara Dinamik Geometri Yazılımları (DGY) hakkında bilgi sahibi olmaları ve uygulama yapmalarını sağlamak amacıyla üç haftalık DGY kursu verilmiştir. Bu kursun sonunda aynı form son test olarak uygulanmıştır. Ayrıca pergel-düzkenar materyalleri ve DGY ile ilgili düşüncelerini belirtecekleri, dört maddeden oluşan Yarı Yapılandırılmış Görüşme Formu (YYGF) uygulanmıştır. Bu forma ilişkin verilerin analizinde içerik ve betimsel analiz teknikleri birlikte kullanılmıştır. Araştırmaya katılan üç matematik öğretmeninin TGÇBF'den elde edilen verileri, Smart (1998) geometrik inşa süreci basamakları ve Van Hiele geometrik düşünme düzeyleri açısından analiz edilmiş ve yorumlanmıştır. YYGF'den elde edilen veriler ise, aynı temalar bir başlık altında toplanarak alan çalışmalarında belirtilen bulgularla mukayese edilerek genel bir değerlendirme yapılmıştır. Bu süreçler neticesinde, çalışmaya katılan matematik öğretmenlerinin pergel-düzkenar materyalleri ve DGY kullanım bilgilerinin çeşitlilik gösterdiği; pergel-düzkenar materyalleri ve DGY kullanılarak tasarlanan geometri öğrenme ortamlarında tutum faktörünün pozitif yönlü olduğu; pergel-düzkenar materyalleri ve DGY hakkındaki kavramsal bilgilerinin farklı düzeylerde olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Sözcükler: Pergel-düzkenar çizimleri, dinamik yazılımlar, geometrik oluşumlar.
Null koni üzerinde eğriler ve yüzeylerin geometrisi
Bu tez üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde sonraki bölümlerde kullanabileceğimiz bazı temel tanım ve teoremlere yer verilmiştir. İkinci bölümde yüzey ve bir yüzey üzerinde yatan eğriler hakkında temel bilgiler ışığında helisler ve slant helisler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise E^3_1 de yatan null koni Q^2 üzerindeki eğriler ve 4-boyutlu Minkowski uzayı E^4_1 de yatan null koni Q^3 üzerindeki eğriler ve yüzeyler incelenmiştir.
11. sınıf dönüşümler konusunun öğretiminde dinamik geometri yazılımlarının öğretmen ve öğrenci merkezli kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisi
Bu araştırmanın amacı, 11. sınıf matematik dersi dönüşümler konusunun öğretiminde Dinamik Geometri Yazılımı olan (DGY)'lerin öğretmen merkezli ve öğrenci merkezli kullanımının öğrencilerin akademik başarılarına ve motivasyonlarına etkisini belirlemek ve öğrencilerin bu konu hakkındaki görüşlerini tespit etmektir. Araştırmanın nicel boyutunda deneysel araştırma yöntemlerinden tek faktörlü gruplar arası faktöryel desen kullanılmıştır. Araştırma 2016-2017 eğitim-öğretim yılında Adıyaman il merkezinde bulunan bir Anadolu Lisesinde öğrenim gören 92 on birinci sınıf öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırma ikisi deney biri de kontrol grubu olmak üzere üç grup üzerinden yürütülmüştür. Dersler Deney grubu 1 (Gd1) grubunda bulunan 32 öğrenciye DGY sınıf ortamında öğretmen tarafından akıllı tahtada veya projektör yardımıyla yansıtılarak, Deney grubu 2 (Gd2) grubunda bulunan 30 öğrenciye laboratuvar ortamında öğrencilerin aktif olduğu bir ortamda işlenmiştir. Kontrol grubun (Gk)'da bulunan 30 öğrenciye ise mevcut öğretim programı uygulanmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise deney gruplarında bulunan öğrencilere görüşme formu uygulanarak derslerin DGY kullanılarak anlatılması hakkındaki görüşleri alınmıştır. Araştırmanın uygulaması 2016-2017 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde dönüşümler konusu için ayrılan haftada 6 ders saati olmak üzere 24 saat uygulanarak 4 haftada gerçekleştirilmiştir. Deney grubu öğrencileri derse başlamadan bir dinamik geometri yazılımı olan Cabri II Plus programının temel özellikleri hakkında bilgilendirilmiştir. Uygulamaya başlamadan önce araştırmaya katılacak olan öğrencilere dönüşümler konusu kazanımlarına uygun olarak araştırmacı tarafından geliştirilen 30 sorudan oluşan Matematik Başarı Testi (MBT) öntest olarak uygulanmıştır. Bu testin ortalama güçlük değeri .58, Kuder Richardson-20 (KR) güvenirlik katsayısı .74 olarak bulunmuştur. Bu değerler uygulanan testin güçlük değerinin orta düzeyde olan güvenilir bir test olduğunu göstermektedir. Araştırmanın sonucunda, grupların akademik başarıları bakımından DGY Cabri II Plus programının kullanıldığı her iki deney grubunun da kontrol grubu olan Gk grubundan daha başarılı oldukları görülmüştür. Fakat deney grupları arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Her üç grubun motivasyon toplam puanları birbirleriyle karşılaştırıldığında Gd2 grubu lehine istatistiksel olarak anlamlı bir farklılığa rastlanmıştır. Diğer taraftan görüş formundan elde edilen verilerin içerik analizi sonucu deney grubu öğrencilerinin DGY Cabri II Plus programı kullanılarak işlenen derslerin daha eğlenceli, anlamlı, görsel, hızlı ve pratik geçtiği görüşlerini ifade ettikleri sonucuna varılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlar ve edinilen tecrübeler doğrultusunda bu konuda çalışmak isteyen araştırmalara ve uygulayıcılara bazı öneriler sunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Dinamik Geometri Yazılımı, Cabri II Plus, Akademik Başarı, Motivasyon, Dönüşümler.
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının görsel matematik okuryazarlık algı düzeyleri ile geometri konusunda akıl yürütme beceri ve performans düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi
Bu çalışmanın amacı matematik öğretmen adaylarının görsel matematik okuryazarlık algıları, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerileri ve geometri performansları arasındaki ilişkiyi incelemektir. Araştırmanın evrenini, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde bulunan İnönü ve Siirt Üniversitesi eğitim fakültelerinde 2016-2017 öğretim yılı güz döneminde öğrenim gören matematik öğretmen adayları oluşturmaktadır. Çalışmanın örneklemi ise bu üniversitelerde öğrenim gören 252 Kadın, 132 Erkek toplam 384 matematik öğretmen adayıdır. Araştırmada zaman ve işgücü koşulları açısından var olan sınırlılıklar sebebiyle örneklem belirlenirken bu iki üniversite seçilmiş, uygun örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Çalışmanın asıl uygulamalarının yapıldığı bölümde ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın verileri İlhan (2015) tarafından geliştirmiş olan görsel matematik okuryazarlık algı ölçeği, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme beceri testi ve geometri performans testi ile toplanmıştır. Çalışma verileri betimsel istatistikler, t-testi, ANOVA, Tukey Testi, Cohen's f, Cohen's d etki büyüklüğü değerleri ve yapısal eşitlik modeli yardımıyla analiz edilmiştir. Araştırmada görsel matematik okuryazarlık algısı, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ve geometri performansı verileri cinsiyet değişkenine göre karşılaştırıldığında erkeklerin ortalamalarının kadınlardan yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca, görsel matematik okuryazarlık algısı ve geometri performans puanları incelendiğinde üçüncü sınıfların en yüksek ortalamaya sahip olduğu görülürken geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi puanları incelendiğinde en yüksek ortalamaya ikinci sınıfların sahip olduğu görülmektedir. Araştırmada matematik öğretmen adaylarının ölçek ve test puanları cinsiyet değişkenine göre incelendiğinde, görsel matematik okuryazarlık algısı, alt boyutları, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ve geometri performansı puanlarının aralarında anlamlı bir farklılık göstermediği bulunmuştur. Çalışmada yapılan ANOVA testi sonucunda görsel matematik okuryazarlık algısı, alt boyutları, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ve geometri performansı için sınıflar arası farklılığın anlamlı olduğu tespit edilmiştir. Hesaplanan Cohen's f etki büyüklüğü değerleri sınıflar arası farklılıkların orta veya düşük düzeyde olduğunu göstermiştir. Bu farklılık sınıflar arasında teker teker araştırıldığında bazı sınıflar arasında anlamlı farklılığın olduğu tespit edilmiştir. Bu farklılıkların Cohen's d etki büyüklüğü değerleri incelendiğinde de sınıflar arasında yüksek, orta veya düşük düzeyde anlamlı etkilerin bulunduğu görülmektedir. Çalışmada değişkenler arasındaki korelasyon değerleri incelendiğinde görsel matematik okuryazarlık algısı ile geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi yada geometri performansı arasında orta düzeyde, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ile geometri performansı arasında yüksek düzeyde korelasyon ilişkisi bulunmuştur. İlişkinin yönü ve büyüklüğü hakkında daha detaylı bilgiler elde etmek için yol analizi yapılmıştır. Ana modele ait yol analizi verileri incelendiğinde görsel matematik okuryazarlık algısının geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ve geometri performansı üzerinde orta düzeyde bir etkisinin bulunduğu görülmektedir. Ayrıca geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ile geometri performansı arasında güçlü düzeyde bir etkinin bulunduğu da tespit edilmiştir. Bununla beraber ana modeldeki değişkenler arasındaki t değerleri anlamlı bulunmuştur. Ancak alt modelde görsel matematik okuryazarlık algısının örüntü alt boyutunun geometri performansı ile arasındaki ilişkinin pozitif yönde düşük ve anlamsız olduğu görülmüştür. Bu sebeple bu yol analizi kaldırılmış ve model yeniden düzenlenmiştir. Oluşturulan yeni model ve yol analizi katsayıları neticesinde görsel matematik okuryazarlık algısının alt boyutları ile geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi arasında pozitif yönde orta düzeyde etki olduğu belirlenmiştir. Görsel matematik okuryazarlık algısının görsel algı, geometrik bilgi, uzamsal zeka ve somutlaştırma alt boyutları ile geometri performansı arasında pozitif yönde orta düzeyde anlamlı bir etki olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ile geometri performansı arasında pozitif yönde yüksek düzeyde bir etki mevcuttur. Yapısal regresyon modeli analizi sonuçlarına göre, görsel algı, geometrik bilgi, uzamsal zeka, somutlaştırma örüntü oluşturma alt boyutları ve görsel matematik okuryazarlık algısı kaynakları geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisini doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Modelde görsel matematik okuryazarlık algısı kaynaklarının toplam etkileri incelendiğinde kaynakların geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi için oldukça önemli bir değişken olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıca, görsel algı, geometrik bilgi, uzamsal zeka, somutlaştırma ve görsel matematik okuryazarlık algısı kaynakları geometri performansını doğrudan ve dolaylı olarak pozitif yönlü ve anlamlı bir şekilde etkilemektedir. Modelde görsel matematik okuryazarlık algısı kaynaklarının toplam etkileri incelendiğinde kaynakların geometri performansı için oldukça önemli bir değişken olduğu anlaşılmaktadır. Çalışmada son olarak ana ve alt modele ait uyum değerleri incelenmiş, kurulan modellerin, değişkenler arasındaki ilişkileri kabul edilebilir veya iyi düzeyde yordadığı tespit edilmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular neticesinde görsel matematik okuryazarlık algısı, geometrik şekiller üzerine akıl yürütme becerisi ve geometri performansı kavramlarının akademik alan ve matematik öğretiminde kullanımına ilişkin önerilerde bulunulmuştur.
Ortaokul öğrencilerinin matematiksel düşünme biçimleri ile öğretmen ve öğretmen adaylarının bu konudaki görüşlerinin incelenmesi
Bu çalışma, ortaokul öğrencilerinin matematiksel düşünme biçimleri ile matematik öğretmen ve öğretmen adaylarının ortaokul öğrencilerinin matematiksel düşünmelerini tahmin etmeye yönelik görüşlerini incelemek amacıyla yapılmıştır. Araştırma, derinlemesine ve ayrıntılı bir şekilde incelemeye dayalı olduğundan nitel araştırma desenlerinden durum çalışması olarak tasarlanmıştır. Çalışma grubu oluşturulurken maksimum çeşitlilik örneklemesi doğrultusunda, çalışmada taraf olabilecek bütün grupların temsil edilmesine dikkat edilmiştir. Bu kapsamda öncelikle, 96 ortaokul öğrencisi ile çalışma yürütülmüş, daha sonra ilköğretim matematik öğretmenliği programının 1, 2, 3 ve 4. sınıflarında okuyan 6'şar matematik öğretmen adayı ve 6 ortaokul matematik öğretmeni ile çalışma gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, ortaokul öğrencileriyle birlikte matematik öğretmen ve öğretmen adaylarının matematiksel düşünme biçimlerini ve tahminlerini belirleyebilmek amacıyla, her biri matematiksel düşünmenin bir alt boyutuyla ilgili olan 4 tane rutin olmayan problem kullanılmıştır. Problemlere yönelik ayrıntılı çözümler, yazılı doküman olarak elde edilmiştir. Bunun yanında matematik öğretmen ve öğretmen adaylarıyla problemler üzerine yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler, görüşme formundan faydalanılarak gerçekleştirilmiştir. Burada ise veriler ses kaydı alınarak elde edilmiş ve daha sonra verilerin yazılı dökümü yapılmıştır. Görüşmeler yapılırken araştırmacının gözlem notları da ayrı şekilde toplanarak veri kaynağı olarak incelenmiştir. Ortaokul öğrencileri ile matematik öğretmen ve öğretmen adaylarının matematiksel düşünmelerini ayrıntılı bir şekilde incelemek amacıyla yapılan bu çalışmada, nitel analiz yöntemlerinden içerik analizi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda matematiksel düşünmenin varsayımda bulunma bileşeni kapsamında ortaokul öğrencilerinin, bütün olasılıklara ulaşmadan sadece birkaç örnek vererek problemin çözümünü tamamladıkları görülmüştür. Benzer şekilde özelleştirme probleminde de öğrencilerin genel olarak belirli değerler verip problemin çözümüne ulaşmaya çalıştıkları tespit edilmiştir. Varsayımda bulunma ve özelleştirme problemleri kapsamında öğretmen ve öğretmen adaylarının, öğrencilerin kullandıkları stratejileri yeterli düzeyde tahmin edemedikleri belirlenmiştir. Doğrulama ve ikna etme bileşeni kapsamındaki problemde, öğrencilerin az bir bölümünün farklı durumları uygulamaya çalıştığı görülse de büyük çoğunluğunun daha önce öğrenmiş oldukları formülleri uygulamaya çalıştıkları sonucu elde edilmiştir. Öğretmen ve öğretmen adaylarının doğrulama ve ikna etme bileşenine yönelik tahminleri incelendiğinde, öğretmen adaylarının öğrencilerin belirtmiş oldukları çözüm biçimlerini öğretmenlere göre fazla olarak ifade ettikleri sonucuna ulaşılmıştır. Genelleme problemine yönelik olarak ise öğrencilerin 5 çözüm stratejisini kullandıkları belirlenmiştir. Öğretmen ve öğretmen adaylarının tahminleri araştırıldığında öğretmenlerin en az, 1. sınıf öğretmen adaylarının ise en fazla yorumda bulundukları sonucuna ulaşılmıştır. Öğretmen adaylarının teorik bilgilerinin, öğretmenlere göre yeterli düzeyde olduğu görülürken uygulamada ise öğretmenlerin daha başarılı olduğu tespit edilmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda, öğretmenlerin meslekleri süresince ve öğretmen adaylarının lisans eğitimine başlamalarıyla birlikte, öğrencilerin düşünme biçimlerini tahmin etmeye yönelik çeşitli etkinliklerin yapılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Anahtar Sözcükler: Matematiksel Düşünme, Varsayımda Bulunma, Özelleştirme, Doğrulama ve İkna Etme, Genelleme, Rutin Olmayan Problemler, Problem Çözme, Ortaokul Öğrencileri, Öğretmen Adayı, Matematik Öğretmeni.
İlköğretim matematik öğretmen adaylarının 5. sınıf kesirler konusunda derse hazırlık süreçlerinin lesson study (Ders imecesi) modeli kapsamında incelenmesi
Bu araştırma, matematik öğretmen adaylarının ders imecesi (Lesson Study) modeli kapsamında derse hazırlık süreçlerinin araştırılması amacıyla yapılmıştır. Bu kapsamda öncelikle öğretmen adaylarının ders imecesi modeline yönelik olarak var olan bilgileri incelemiştir. Daha sonra ders imecesi modeli kapsamında seminer düzenlenerek öğretmen adaylarının düşüncelerinde ne gibi değişikliklerin olduğu incelenmiştir. Devamında öğretmen adayları bireysel ve ders imecesi modeli kapsamında grup olarak ders planları yapmışlardır. Öğretmen adaylarının bireysel ve grupla yapmış oldukları ders planlarının nasıl değiştiği incelenmiştir. Araştırmada nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni benimsenmiştir. Araştırmaya ilköğretim matematik öğretmenliği programı 3. sınıf öğrencilerinden 11 öğretmen adayı katılmıştır. Katılımcıların belirlenmesinde tipik durum örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın verileri 7 haftalık bir süreç içerisinde görüşme formu, gözlem, rubrik formu ve doküman inceleme yöntemleri ile elde edilmiştir. Araştırma sonunda öğretmen adaylarının ders imecesi modeli ile ilgili yapılan seminer öncesi görüşmede yeterli bir bilgiye sahip olmadıkları, sorulan sorulara imece kavramı üzerinden cevaplar verdikleri görülmüştür. Seminer sonrasında ise sorulan sorulara yeterli cevaplar verdikleri ve görüşlerinin değiştiği ortaya çıkmıştır. Genel olarak karşılaştırıldığında ders imecesi kavramını seminerden önce öğrenciler arasında işbirliğine dayalı bir öğrenme modeli olarak tanımladıkları görülürken, seminer sonrasında modelin aslında öğretmenlerin ortaklaşa karara vardıkları bir model olduğu görüşünü benimsedikleri görülmüştür. Öğretmen adaylarının bireysel olarak hazırladıkları ders planlarının; amacı doğrultusunda hazırlanmadığı, konunun düzenli bir sıra ile planlanmadığı, işlenecek konunun öğrenci seviyesine uygunluğuna dikkat edilmediği görülmüştür. Grup olarak yapılan planlar incelendiğinde ise konunun düzenli bir sıra ile planlandığı, bir bütün olarak ele alındığı, konular ve aktiviteler arası geçişlere dikkat edildiği ve öğrenciler için hazırlanan örneklerin konu ile ilişkili olduğu görülmüştür. Bu doğrultuda öğretmen adaylarının ders imecesi kapsamında grup olarak yaptıkları planlamalarının, bireysel olarak yapılan planlamalara göre daha etkili olduğu belirlenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda gerekli görülen bir takım önerilerde bulunulmuştur.
Geogebra Destekli Mikro Öğretim Uygulaması ve oyunlaştırılmış teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) etkinliklerinin ilköğretim Matematik öğretmen adaylarının TPAB düzeylerine etkisi
Bu araştırmanın amacı, Geogebra Destekli Mikro Öğretim Uygulaması ve Oyunlaştırılmış TPAB Etkinliklerinin ilköğretim matematik öğretmen adaylarının TPAB yeterlilik ve TPAB öz-yeterlilik algı düzeylerine etkisini belirlemektir. Ayrıca ilköğretim matematik öğretmen adaylarının TPAB yeterlilik düzeyleri ile TPAB öz-yeterlilik algı düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma deneysel desenlerden 2x2 faktöriyel desen kullanılarak yürütülmüştür. Araştırmanın katılımcılarını 2014-2015 Eğitim-Öğretim yılının bahar döneminde İlköğretim Matematik Öğretmenliği Programı'nda 3. sınıfta okutulmakta olan Özel Öğretim Yöntemleri II dersini alan 88 öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmanın Geogebra Destekli Mikro Öğretim Uygulaması ve Oyunlaştırılmış TPAB Etkinlikleri olmak üzere 2 bağımsız değişkeni bulunmaktadır. Bağımsız değişken sayısı dikkate alınarak araştırmanın deneysel kısmında öğretmen adayları rastgele atama yoluyla 4 uygulama grubuna (G1, G2, G3, G4) ayrılmıştır. G1'deki öğretmen adayları Mikro Öğretim Uygulaması ve Oyunlaştırılmış TPAB Etkinlikleri; G2'deki öğretmen adayları Geogebra Destekli Mikro Öğretim Uygulaması; G3'teki öğretmen adayları Mikro Öğretim Uygulaması; G4'deki öğretmen adayları Geogebra Destekli Mikro Öğretim Uygulaması ve Oyunlaştırılmış TPAB Etkinlikleri uygulama süreçlerine katılmıştır. Araştırma kapsamında 7. sınıf çokgenler konusu ile ilgili kazanımlar üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda öğretmen adaylarının TPAB düzeyleri Alan Bilgisi (AB), Pedagojik Alan Bilgisi (PAB), Teknolojik Alan Bilgisi (TAB) ve Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi (TPAB) boyutlarıyla sınırlandırılmıştır. Verilerin toplanmasında öğretmen adaylarının yeterlilik düzeylerinin belirlenmesi için Çokgenler Konusunda Çoktan Seçmeli Başarı Testi ve Soru Formları ile Ders Planı Hazırlama Yöntemi ve Katılımcı Raporu; öz-yeterlilik algı düzeylerinin belirlenmesi için Geometri Konusunda TPAB Ölçeği kullanılmıştır. Veri analiz süreci iki aşamada gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada elde edilen nitel veriler nicelleştirilmiş, ikinci aşamada nicel veriler fark testleri kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda, ön testlerden elde edilen AB, PAB, TAB, TPAB yeterlilik ve öz-yeterlilik algı puanlarının grup değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşmadığı belirlenmiştir. Benzer şekilde öğretmen adaylarının son test puanlarının karşılaştırılmasına ilişkin sonuçlar, çoktan seçmeli başarı testinden alınan AB yeterlilik puanlarında grup değişkeni açısından anlamlı farklılık olmadığını göstermiştir. Diğer taraftan soru formlarından elde edilen PAB, TAB ve TPAB son test yeterlilik puanlarında grup değişkeni açısından anlamlı farklılıklar olduğu belirlenmiştir. Ders planları ve katılımcı raporlarından elde edilen yeterlilik puanları için AB ve PAB puanlarında grup değişkeni açısından anlamlı farklılık tespit edilmezken, TAB ve TPAB puanlarında grup değişkeni açısından anlamlı farklılıklar olduğu görülmüştür. Öz-yeterlilik algı puanlarına ilişkin sonuçlar ise, öğretmen adaylarının AB, PAB, TAB ve TPAB son test algı puanlarının grup değişkeni açısından anlamlı düzeyde farklılaşmadığını ortaya çıkarmıştır. Araştırmada öğretmen adaylarının çoktan seçmeli başarı testi ve soru formlarından elde edilen yeterlilik düzeylerindeki gelişime ilişkin sonuçlar, AB boyutunda G1alt, G2alt, G3alt, G4alt, G3orta, G4orta ve PAB, TAB, TPAB boyutlarında G1, G2, G3,G4 gruplarının ön test ve son test yeterlilik puanları arasında anlamlı farklılık olduğunu göstermiştir. Ders planları ve katılımcı raporlarından elde edilen yeterlilik puanları incelendiğinde, AB, PAB, TAB ve TPAB boyutlarında tüm grupların (G1, G2, G3,G4) ön test ve son test yeterlilik puanları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Adayların öz-yeterlilik algı düzeylerindeki gelişim incelendiğinde ise, AB boyutunda G2, G3, G4 gruplarının ve PAB, TAB, TPAB boyutlarında tüm grupların (G1, G2, G3,G4) ön test ve son test algı puanları arasında anlamlı farklılık olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca araştırmada farklı veri kaynaklarından elde edilen TPAB yeterlilik puanları ve TPAB öz-yeterlilik algı puanları arasında anlamlı bir ilişki olmadığı belirlenmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlar doğrultusunda öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi, Matematik Öğretmen Adayı,Oyunlaştırılmış TPAB Etkinlikleri, Geogebra Destekli Mikro Öğretim Uygulaması.
Nokta belirleme tekniğinin bir kaynaştırma öğrencisinin matematik başarısı ve öz-yeterlilik algı düzeyine etkililiği
Bu araştırmanın amacı, bir kaynaştırma öğrencisine toplama, çıkarma ve çarpma işlemlerinin öğretiminde Nokta belirleme tekniği (Touch Math) kullanımının öğrencinin başarı ve öz-yeterlilik algı düzeyine etkisini belirlemektir. Ayrıca bu tekniğin öğrenci başarısının sürekliliği, farklı ortamlara genellenebilirliği ve sosyal geçerliliği de araştırılmıştır. Bu amaçlar doğrultusunda araştırmada tek denekli araştırma modellerinden yoklama evreli davranışlar arası çoklu yoklama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın katılımcısını hafif düzeyde zihinsel yetersizliği ve konuşma güçlüğü olan 7. sınıfta öğrenim gören bir kaynaştırma öğrencisi oluşturmaktadır. Uygulama süreci, araştırmacı tarafından; yoklama, öğretim, genelleme ve izleme oturumları olarak birebir yapılan oturumlar şeklinde gerçekleştirilmiştir. Nokta belirleme tekniğinin kullanıldığı öğretim oturumlarında öğrenci, rakamlar üzerindeki referans noktalarını sayarak bu işlemleri yapmıştır. Araştırmada öğrencinin başarı düzeyini belirlemek için gerçekleştirilen yoklama, izleme ve genelleme oturumlarında çalışma kâğıtları kullanılmıştır. Öğrencinin öz-yeterlilik algı düzeyini belirlemede ise öntest ve sontest olarak "Matematiğe Yönelik Öz-yeterlilik Algısı Ölçeği" kullanılmıştır. Uygulama sürecinin planlandığı şekliyle yürütülüp yürütülmediğini denetlemek amacıyla uygulamanın gerçekleştirildiği destek eğitim odasında araştırmacı dışında bir gözlemci yer almıştır. Araştırmada çalışma kâğıtlarından elde edilen veriler çözümlenerek öğrencinin başarı yüzdeleri hesaplanmış ve grafiksel analiz yöntemi ile sunulmuştur. Öğrencinin öz-yeterlilik algısı ölçeğine verdiği cevaplar ise doğrudan verilmiştir. Araştırma sonucunda, bu araştırmada kullanılan nokta belirleme tekniğinin bir kaynaştırma öğrencisine eldesiz ve eldeli toplama, onluk bozmadan ve onluk bozarak çıkarma, eldesiz çarpma işlemleri öğretiminde etkili olduğu görülmüştür. Öğretim süreci tamamlandıktan 1, 2 ve 4 hafta sonra düzenlenen izleme oturumlarında öğrencinin başarısının devam ettiği ve araştırma bulgularına bakıldığında öğrencinin edindiği bu becerileri, farklı ortamlara genelleyebildiği gözlenmiştir. Ayrıca bu tekniğin etkililiği hakkında öğretmenlerden elde edilen olumlu görüşler doğrultusunda bu tekniğin sosyal olarak geçerli olduğu belirlenmiştir. Buna göre nokta belirleme tekniğinin bir kaynaştırma öğrencisine toplama, çıkarma ve çarpma işlemleri öğretiminde etkili bir teknik olduğu söylenebilir. Diğer taraftan araştırmada nokta belirleme tekniği ile destek eğitim odasında yapılan öğretimin öğrencinin matematiğe yönelik öz-yeterlilik algı düzeyinde bazı durumlarda (genellikle kendine güven boyutunda) ilerleme, bazı durumlarda (genellikle matematik yeterliliği boyutunda) gerileme olduğu tespit edilmiştir. Araştırmadan elde edilen sonuçlara dayalı olarak bu konuda çalışmak isteyen araştırmacılara çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Brıdge21 modeli uygulamalarının öğrencilerin matematiksel problem çözme becerilerine, 21. yüzyıl beceri ve sosyomatematiksel norm algılarına etkisi
Bu çalışmanın amacı Bridge21 öğrenme modelinin 8. sınıf öğrencilerinin matematiksel problem çözme becerilerine, matematik öğreniminde 21. yüzyıl beceri algılarına ve sosyomatematiksel normlarına etkisini incelemektir. Bu amaçlar doğrultusunda araştırma; bir ortaokulda seçmeli derste işbirlikli, proje tabanlı ve teknoloji aracılı Bridge21 öğrenme modeli çerçevesinde, problem çözme ve etkinlik yapma süreçleri boyunca hem öğretim hem de araştırma süreci yürütülerek gerçekleştirilmiştir. 2023-2024 eğitim-öğretim yılı güz döneminde gerçekleştirilen çalışmanın katılımcıları; amaçlı örnekleme yöntemine göre seçilmiş 8. sınıf öğrencileridir. İç içe (gömülü) karma desenin kullanıldığı çalışmada nitel aşamayı oluşturan ve ikincil yöntem olan durum çalışması, nicel aşamayı oluşturan ve baskın yöntem olan ön test son test kontrol gruplu yarı deneysel yöntemin içerisine iç içe geçirilmiştir. Böylece nitel aşamanın nicel aşamayı açıklaması sağlanmıştır. Nicel veriler araştırmacı tarafından geliştirilen "21. Yüzyıl Becerileri Algı Ölçekleri" ve "Matematiksel Problem Çözme Becerileri Testi" ile nitel veriler ise araştırmacı gözlemleri, yarı yapılandırılmış görüşmeler, etkinlik çalışma kâğıtları ve öğrenci günlüğü kullanılarak toplanmıştır. Araştırmanın uygulama aşaması araştırmacı tarafından geliştirilen günlük yaşam durumlarına ait matematiksel problem içeren 7 etkinlikle gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizinde betimsel analiz ve içerik analizi, nicel verilerin analizinde ise betimsel ve çıkarımsal istatistiksel analizler kullanılmıştır. Araştırmanın bulguları doğrultusunda Bridge21 öğrenme modelinin 8. sınıf öğrencilerinde matematiksel problem çözme becerilerinin ve problem çözme sürecindeki sosyomatematiksel normlarının gelişiminde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bununla birlikte modelin, 21. yüzyıl becerilerinden iletişim ve işbirliği ile insiyatif ve girişimcilik becerileri algısı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunurken analitik beceriler ile bilgi işleme becerileri algısı üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmadan elde edilen sonuçlara göre çeşitli önerilerde bulunulmuştur.
Lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin matematik öğretiminde dijital etkileşimli video kullanımına ilişkin görüşleri
Bu çalışmada matematik eğitiminde etkileşimli video kullanımına ilişkin lisans ve yüksek lisans öğrencilerinin görüşlerinin incelenmesi hedeflenmiştir. Çalışma nitel olarak tasarlanmış olup tekli durum çalışması modeli kullanılmıştır. Öğrencilerin görüşlerini almak için bir Görüşme Formu (GF) hazırlanmıştır. Bu form öğrencilerin etkileşimli videolara ilişkin görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Form aracılığıyla etkileşimli videoların; tasarımına, temalarda kullanımına, pedagojik katkılarına ve sınırlılıklarına yönelik öğrenci görüşlerini belirlemek hedeflenmiştir. Çalışmanın katılımcıları; 4 yüksek lisans (3 kız, 1 erkek) ve 50 lisans (36 kız, 14 erkek) olmak üzere toplam 54 (39 kız, 15 erkek) kişidir. Uygulama sürecinde ilk olarak öğrencilere kısa bir anlatı yapılmış ve sonra ise hazırlanan etkileşimli videoyu bireysel olarak izlemelerine imkân verilmiştir. Bu süreçlerin ardından öğrenciler görüşme formunu doldurmuşlardır. Görüşme formundan elde edilen veriler ile tema, kategori ve kod oluşturulmuştur. Tema, kategori ve kodların oluşturma süreci Clarke ve Braun (2006)'un tematik analiz basamaklarına uygun olarak hazırlanmıştır. Elde edilen veriler tematik analiz ile analiz edilmiştir. Çalışmadaki verilerden hareketle 4 tema ve 15 kategori oluşturulmuştur. Elde edilen temaların isimleri; öğretimsel tasarım özellikleri, tema tabanlı kullanım, pedagojik katkılar ve sınırlılıklar şeklindedir. Öğrenciler etkileşimli videonun tasarımında anlaşılabilirlik, konu- kazanıma uyum, görüntü ve ses unsurlarına dikkat edilerek tasarlanması gerektiğini vurgulamışlardır. Etkileşimli video hazırlamak için etkileşim ögesi olarak çoktan seçmeli sorular, eşleştirme kullanılması gerektiğini vurgulamışlarıdır. Etkileşimli video hazırlamak için ağırlıklı olarak Genially ve Canva platformlarını tercih etmişlerdir. Öğrenciler, etkileşimli videonun motivasyonu arttırma, sağladığı çoklu ortam sayesinde kalıcılık ve etkili öğrenme, somutlaştırma ve bireyselleştirme sağlayacağını vurgulamışlardır. Matematik dersinde, etkileşimli videoların somutlaştırma sağlamasından dolayı geometrik şekiller temasında, dersin giriş kısmında ve ön hazırlık amacıyla etkileşimli videoların vii kullanılabileceğini belirtmişlerdir. Matematik öğretiminde etkileşimli video kullanmanın eğitimi destekleyerek öğretimi zenginleştireceği sonucuna ulaşılmıştır.