Theses supervised by Prof. Dr. Rengin Karaca

15 theses · Dokuz Eylül University

Master'sOpen AccessTR

Öğretmen adaylarının affetme özelliklerinin öz-duyarlık ve benlik saygısı açısından incelenmesi

Bu araştırmada öğretmen adaylarının affetme özellikleri, öz-duyarlık ve benlik saygısı ilişkisi ve bu değişkenlerin bazı sosyodemografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın evrenini 2012-2013 eğitim öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi?nde okumakta olan öğretmen adayları oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 269?u kadın, 131?i erkek olmak üzere toplam 400 öğretmen adayı oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak Heartland Affetme Ölçeği, Öz-Duyarlık Ölçeği, Arıcak Benlik Saygısı Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Veriler SPSS 20 istatistik programı kullanılarak, normallik dağılımı şartının sağlandığı durumlarda Bağımsız Örneklem t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), normallik dağılımının sağlanamadığı durumlarda Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H teknikleri ile çözümlenmiştir. Korelasyon analizi için Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu ve Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre öğretmen adaylarının affetme özellikleri ile öz-duyarlık ve benlik saygısı arasında olumlu yönde anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Ayrıca affetme ölçeğinin alt boyutları (kendini affetme, başkasını affetme, durumu affetme) ile öz-duyarlık ölçeğinin pozitif alt boyutları (öz-sevecenlik, paylaşımların bilincinde olma, bilinçlilik) arasında olumlu yönde; negatif alt boyutları (öz-yargılama, izolasyon, aşırı özdeşleşme) arasında olumsuz yönde anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Benzer şekilde benlik saygısı ile öz-duyarlık ölçeğinin pozitif alt boyutları (öz-sevecenlik, paylaşımların bilincinde olma, bilinçlilik) arasında olumlu yönde; negatif alt boyutları (öz-yargılama, izolasyon, aşırı özdeşleşme) arasında olumsuz yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır. Yaş, eğitim alanı, mutluluk durumu, duygusal ilişki durumu, algıladığı baba tutumu ve psikolojik sorun yaşama durumuna göre öğretmen adaylarının genel affetme (toplam affetme puanı) puan ortalamalarının farklılaştığı saptanmıştır. Cinsiyet, sınıf, yaşamın büyük bölümünün geçtiği yerleşim yeri, kardeş sayısı, anne baba eğitim düzeyi, anne baba meslek durumu, algıladığı anne tutumu, ailenin aylık geliri, algıladığı ekonomik durum ve sorunu olduğunda başkalarından yardım isteme durumuna göre öğretmen adaylarının genel affetme (toplam affetme puanı) puan ortalamalarının farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Yaş, sınıf, mutluluk durumu, algıladığı anne baba tutumu ve psikolojik sorun yaşama durumuna göre öğretmen adaylarının öz-duyarlıklarının farklılaştığı saptanmıştır. Ancak cinsiyet, eğitim alanı, yaşamın büyük bölümünün geçtiği yerleşim yeri, duygusal ilişki durumu, kardeş sayısı, anne baba eğitim durumu, anne baba meslek durumu, ailenin aylık geliri, algıladığı ekonomik durum, sorunu olduğunda başkalarından yardım isteme ve psikolojik yardım almaya göre öğretmen adaylarının öz-duyarlıkları farklılaşmamaktadır. Bulgular cinsiyet, eğitim alanı, sınıf, mutluluk durumu, anne eğitim durumu, algıladığı anne baba tutumu ve psikolojik sorun yaşama durumuna göre öğretmen adaylarının benlik saygısının farklılaştığını ortaya koymaktadır. Ancak yaş, yaşamın büyük bölümünün geçtiği yerleşim yeri, kardeş sayısı, baba eğitim durumu, anne ve bebe meslek durumu, ailenin aylık geliri, algıladığı ekonomik durum, sorunu olduğunda başkalarından yardım isteme ve psikolojik yardım alma durumuna göre öğretmen adaylarının benlik saygısının farklılaşmadığı saptanmıştır. Ayrıca sosyodemografik özelliklere göre affetme ve öz-duyarlık ölçeğinin alt boyutlarından alınan puan ortalamalarının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Affetme, öz-duyarlık, benlik saygısı, öğretmen adayı

Aday öğretmenlerBağışlamaBağışlama+6
Esra Asıcı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin benlik saygısı ve duygusal öz-yeterlik düzeylerinin incelenmesi

Bu araştırmada, ergenlerin benlik saygısı ve duygusal öz-yeterlik düzeyleri arasındaki ilişki ve bu değişkenlerin bazı sosyo-demografik özelliklere göre farklılaşıp farklılaşmadığı incelenmiştir. Araştırmanın evrenini, 2011-2012 eğitim-öğretim yılında İzmir ili Gaziemir ilçesinin farklı türdeki liselerinde öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini 158?i kız ve 142?si erkek olmak üzere, toplam 300 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada ölçme aracı olarak, Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri (Kısa Form), Duygusal Öz-Yeterlik Ölçeği ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Araştırma kapsamında toplanan veriler, ?SPSS for Windows 15.00? istatistik paket programı kullanılarak, normallik dağılımı şartının sağlandığı durumlarda Bağımsız Örneklem t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA); normallik dağılımının sağlanamadığı durumlarda ise, Mann-Whitney U testi ile Kruskall- Wallis H teknikleri ile çözümlenmiştir. Korelasyon analizi için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma bulgularına göre, ergenlerin benlik saygısı ile duygusal öz-yeterlik düzeyleri arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler olduğu saptanmıştır. Ayrıca, benlik saygısı ile duygusal öz-yeterlik ölçeğinin alt boyutları (duyguları düzenleme, duyguları düşünceyi destekleyici olarak kullanma, duyguları anlama, duyguları algılama) arasında da olumlu yönde anlamlı ilişkiler tespit edilmiştir. Algılanan anne ve baba tutumu, algılanan ekonomik durum, uzman yardımı (psikolojik destek) alma, arkadaşları arasında sevilen biri olma, kendini değerli bulma ve hayatından memnun olma durumlarına göre ergenlerin benlik saygısı puan ortalamalarının farklılaştığı saptanmıştır. Öğrenim gördükleri okul türü, kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk oldukları, akademik başarısı, anne ve baba öğrenim durumlarına göre ise ergenlerin benlik saygısı puan ortalamalarının farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, öğrenim gördükleri okul türü, baba öğrenim durumu, arkadaşları arasında sevilen biri olma, kendini değerli bulma ve hayatından memnun olma durumlarına göre ergenlerin duygusal öz-yeterlik düzeylerinin farklılaştığı saptanmıştır. Ancak kardeş sayısı, ailede kaçıncı çocuk oldukları, akademik başarı, algılanan anne ve baba tutumu, anne öğrenim durumu, algılanan ekonomik durum ve uzman yardımı (psikolojik destek) almaya göre ergenlerin duygusal öz-yeterlik düzeyleri farklılaşmamaktadır. Araştırmada ayrıca, sosyo-demografik özelliklere göre duygusal öz-yeterlik ölçeğinin alt boyutlarından alınan puan ortalamalarının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergen, benlik saygısı, duygusal öz-yeterlik

Benlik saygısı
İbrahim Ceylan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin akademik erteleme davranışlarıyla benlik saygılarının incelenmesi

Bu arastırmada ergenlerin akademik erteleme davranışıyla benlik saygısı iliskisi ve bu değiskenlerin bazı sosyodemografik özelliklere göre farklılasıp farklılasmadığı incelenmistir. Arastırmanın evrenini 2012?2013 eğitim öğretim yılında İzmir ili Konak İlçesi?nde bulunan Anadolu Liselerinde 10. ve 11. sınıflarına devam etmekte olan öğrenciler olusturmaktadır. 236 kız ve 184 erkek olmak üzere toplam 420 öğrenci arastırmanın örneklemini olusturmaktadır. Arastırmada ölçme aracı olarak Coopersmith Benlik Saygısı Envanteri ve Akademik Erteleme Ölçeği ile arastırmacı tarafından hazırlanan Kisisel Bilgi Formu kullanılmıstır. Veriler SPSS 17 istatistik programı kullanılarak, normallik dağılımı şartının sağlandığı durumlarda Bağımsız Örneklem t-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA), normallik dağılımının sağlanamadığı durumlarda Mann-Whitney U testi ve Kruskal-Wallis H teknikleri ile çözümlenmiştir. Korelasyon analizi için Spearman Brown Sıra Farkları Korelasyonu kullanılmıştır. Arastırma bulgularına göre ergenlerin akademik erteleme davranışı ile benlik saygısı arasında negatif yönde anlamlı iliski olduğu tespit edilmistir. Bulgular cinsiyet, anne öğrenim durumu, kendilerini başarılı buldukları dersler, harçlığın yeterli bulunup bulunmaması, bir günde ders çalışmaya ayrılan zaman dilimi, ders çalışmak için tercih edilen zaman dilimi, sınavlara çalışılmaya başlanılan zaman dilimi, okul saatleri dışında zamanı değerlendirme alışkanlıklarına göre ergenlerin akademik erteleme davranışlarının farklılaştığını ortaya koymaktadır. Ancak kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası, ailenin ekonomik durumunu nasıl algıladığı, anne babanın birliktelik durumu, baba öğrenim durumu, dershaneye gidip gitmeme durumuna göre ergenlerin akademik erteleme davranışlarının farklılaşmadığı saptanmıştır. Sınavlara çalışılmaya başlanılan zaman dilimi, harçlığın yeterli bulunup bulunmaması, ailenin ekonomik durumunu nasıl algıladığı, anne öğrenim durumuna göre ergenlerin benlik saygısının farklılaşmaktadır. Ancak cinsiyet, kendilerini başarılı buldukları dersler, bir günde ders çalışmaya ayrılan zaman dilimi, ders çalışmak için tercih edilen zaman dilimi, okul saatleri dışında zamanı değerlendirme alışkanlıkları, kardeş sayısı, ailedeki doğum sırası, anne babanın birliktelik durumu, baba öğrenim durumu, dershaneye gidip gitmeme durumuna göre ergenlerin benlik saygısı farklılaşmamaktadır. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Akademik Erteleme Davranışı, Benlik Saygısı.

Mustafa Tanrıkulu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerde duygusal öz-yeterlik ve sürekli kaygı ilişkisinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerde duygusal öz-yeterlik ve sürekli kaygı ilişkisini incelemek ve ergenlerde duygusal öz-yeterlik ve sürekli kaygı düzeylerinin bazı sosyo-demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını belirlemektir. Araştırmanın evreni 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Aydın ili, Efeler ve Nazilli İlçelerinde öğrenim gören lise dördüncü sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemini ise, 167 kız ve 133 erkek olmak üzere toplam 300 öğrenci oluşturmaktadır. Verilerin toplanmasında, Duygusal Öz-yeterlik Ölçeği (DÖYÖ),Sürekli Kaygı Ölçeği (SKÖ) ve araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin analizinde SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Veri setinin normal dağılım gösterip göstermediğini belirlemek amacıyla Kolmogorov- Simirnov testi yapılmıştır. Verilerin normal dağılmadığı tespit edilmiştir. Bu doğrultuda veriler Mann-Whitney U ve Kruskal Wallis H teknikleri ile çözümlenmiştir. Korelasyon analizi için Spearman-Brown sıra korelasyon testi kullanılmıştır. Çalışma sonunda, ergenlerde duygusal öz-yeterlik ile alt boyutları ve sürekli kaygı arasında anlamlı bir ilişki tespit edilememiştir. Baba eğitim düzeyi, sosyo- ekonomik durum, anne-baba birlikte olma durumu, algılanan anne tutumuna göre duygusal öz-yeterlik ile duygusal öz-yeterlik alt boyutları düzeylerinin ve sürekli kaygı düzeylerinin farklılaşmadığı saptanmıştır. Ayrıca zorluklar karşısında mücadele edecek gücü kendilerinde bulma durumuna göre duygusal öz-yeterlik ile alt boyutları düzeylerinin ve sürekli kaygı düzeylerinin farklılaştığı tespit edilmiştir. Anne eğitim düzeyi, algılanan okul başarısı, çözmekte zorlandıkları bir konuda birine danışma, mutlu olduklarını ifade etme, olumlu duygularının sebeplerini anlama, olumsuz duygularının sebeplerini anlama göre ergenlerin duygusal öz-yeterlik puan ortalamalarının farklılaştığı saptanmıştır. Cinsiyet, baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik düzey, anne-baba birlikte olma durumu, algılanan anne tutumu, algılanan baba tutumu, üzgün olduklarını ifade etme, çabuk endişelenme durumlarına göre ergenlerin duygusal öz-yeterlik puan ortalamalarının farklılaşmadığı tespit edilmiştir. Cinsiyet, algılanan baba tutumu, üzgün olduklarını ifade etme, çabuk endişelenme durumlarına göre ergenlerde sürekli kaygı puan ortalamalarının farklılaştığı tespit edilmiştir. Anne eğitim düzeyi, baba eğitim düzeyi, sosyo-ekonomik durum, anne-baba birlikte olma durumu, algılanan anne tutumu, algılanan okul başarısı, çözmekte zorlandıkları bir konuda birine danışma, mutlu olduklarını ifade etme, olumlu duyguların sebeplerini anlama, olumsuz duyguların sebeplerini anlama durumlarına göre ise, ergenlerde sürekli kaygı puan ortalamalarının farklılaşmadığı saptanmıştır. Ayrıca, sosyo-demografik değişkenlere göre, duygusal öz-yeterlik ölçeğinin alt boyutlarından alınan puan ortalamalarının farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Anahtar Kelimeler: Ergenlik, Duygusal Öz-Yeterlik, Sürekli Kaygı

Duygusal yeterlilikErgenlerEğitim psikolojisi+5
Burcu Özkan Deniz
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Lise öğrencilerinin öznel iyi oluş düzeyleri ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, Ankara'da okuyan genel lise öğrencilerinin öznel iyi oluş ile sosyal beceri düzeyleri arasındaki ilişkiyi belirlemek; öznel iyi oluş ve sosyal beceri düzeylerinin cinsiyet, sınıf düzeyi, anne-baba tutumları, ebeveyn gelir durumları, akademik başarıları ve katıldıkları aktiviteler açısından istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık olup olmadığını incelemektir.Araştırma, liselerde okuyan ergenlerin öznel iyi oluşları ile sosyal beceri düzeyleri arasında anlamlı bir ilişkinin olup olmadığını test etmek üzere hazırlanan ilişkisel tarama modelinde bir çalışmadır.Araştırma, 2009?2010 Öğretim yılının ilk yarıyılında Ankara İli Çankaya ilçesinde bulunan 20 genel liseden 9,10 ve 11. sınıflarına devam eden 222 kız ve 223 erkek toplam 445 öğrenci araştırmanın örneklemini oluşturmuştur. Araştırma kapsamında Sistematik Tabakalamalı Örnekleme yöntemi ile Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Çankaya Rehberlik Araştırma Merkeziyle görüşülerek elde edilen alt, orta ve üst gelir durumunu temsil ettiği belirlenen ikişer okuldan toplam altı okul belirlenmiştir. Bu okullardan da her sınıf düzeyini temsil eden ikişer sınıf araştırmaya dâhil edilmiştir.Araştırmada ölçme aracı olarak Öznel iyi-Oluş Ölçeği-Lise formu (Özen, 2005), Sosyal Beceri Envanteri (Yüksel,1998) ve araştırmacı tarafından geliştirilen ?Kişisel Bilgi Formu? kullanılmıştır.Araştırma bulgularına göre sosyal beceri ve öznel iyi oluş düzeyleri arasında pozitif yönde ve anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Global sosyal beceri düzeyleri cinsiyet bakımından incelendiğinde kız öğrencilerin ortalamalarının erkek öğrencilerden daha yüksek olduğu saptanmıştır. Öznel iyi oluş ve global sosyal beceri düzeyleri ile aile gelir durumları, akademik başarı durumları ve katıldıkları aktiviteler arasında anlamlı farklılıkların olduğu saptanmıştır. Öznel iyi oluş düzeyleri ile anne baba tutumları arasında anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir.

Akademik başarıBaşarıLise öğrencileri+3
Hidayet Canbay
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2010
20
DoctorateOpen AccessTR

Öz-yeterlikleri farklı ergenlerin psikolojik semptomlarının incelenmesi

Bu araştırmanın amacı, ergenlerin öz-yeterliklerinin demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığını ve ergenlerin öz-yeterlikleri ile psikolojik semptomları arasındaki ilişkileri incelemektir. Bu araştırma betimsel ve ilişkisel yönteme dayanmaktadır.Araştırmanın çalışma grubu 2008?2009 eğitim öğretim yılında İzmir ili, Buca ilçesinde altı ilköğretim okulunun 6, 7 ve 8. sınıflarında öğrenim gören 706 ilköğretim öğrencisi ile altı ortaöğretim kurumunun 9, 10, 11 ve 12. sınıflarına devam eden 544 lise öğrencisi olmak üzere 1250 katılımcıdan oluşmaktadır. Katılımcıların %52,40'ı kız (n= 655) %47,60'ı erkek (n= 595) öğrencidir. Araştırma verileri Muris (2001) tarafından geliştirilen ve araştırmacı tarafından Türkçe uyarlaması yapılan Çocuklar İçin Öz-yeterlik Ölçeği; Derogatis (1992) tarafından geliştirilen, Şahin ve Durak (1994) tarafından uyarlanan ve Şahin, Batıgün ve Uğurtaş (2002) tarafından ergenler için geçerlik ve güvenirlik çalışması yapılan Kısa Semptom Envanteri ile toplanmıştır. Ayrıca öğrencilerin demografik bilgileri araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu ile elde edilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde parametrik tekniklerden bağımsız örneklemler için t-testi, Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve Pearson Momentler Çarpımı Korelasyon Analizi yöntemleri kullanılırken, parametrik olmayan analizlerde ise, Kruskall Wallis Testi ve Mann Whitney U Analizi yöntemleri kullanılmıştır.Araştırmanın sonunda, öz-yeterliğin alt boyutlarından akademik öz-yeterlikte cinsiyete, eğitim kurumuna, yaşa, sınıf seviyesine, annenin eğitim düzeyine, babanın bir işte çalışıp çalışmamasına, çalışma odasına sahip olup olmamaya, okul başarısına, lisede seçmiş olduğu alana, doğum sırasına ve rehberlik servisinden yardım alıp almamasına göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Sosyal öz-yeterlikte cinsiyete, yaşa, annenin eğitim düzeyine, babanın eğitim düzeyine, babanın bir işte çalışıp çalışmamasına, çalışma odasına sahip olup olmamaya, okul başarısına, lise türüne, lisede seçmiş olduğu alana, doğum sırasına, kardeş sayısına, yaşamını geçirmiş olduğu yere ve rehberlik servisinden yardım alıp almamaya göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Duygusal öz-yeterlikte cinsiyete, eğitim kurumuna, yaşa, sınıf seviyesine, çalışma odasına sahip olup olmamaya, okul başarısına, ebeveynlerin ayrı olup olmamasına ve rehberlik servisinden yardım alıp almamaya göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Son olarak da genel öz-yeterlikte eğitim kurumuna, yaşa, sınıf seviyesine, annenin eğitim düzeyine, babanın eğitim düzeyine, babanın bir işte çalışıp çalışmamasına, çalışma odasına sahip olup olmamaya, okul başarısına, ebeveynlerin ayrı olup olmamasına, doğum sırasına, kardeş sayısına ve rehberlik servisinden yardım alıp almamaya göre anlamlı farklılıklar saptanmıştır. Ayrıca ergenlerin akademik, sosyal, duygusal ve genel öz-yeterlikleri ile depresyon, anksiyete, olumsuz benlik algısı, somatizasyon ve düşmanlık arasında negatif yönde anlamlı ilişkiler saptanmıştır.Elde edilen bulgular daha önce yapılan araştırma sonuçları ile birlikte tartışılmış, uygulamaya ve gelecekte yapılacak çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.

AnksiyeteBedenselleştirmeBenlik saygısı+4
Bülent Baki Telef
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin kişilik özellikleri ve benlik saygısı açısından karşılaştırılması

Önemli toplum ruh sağlığı problemlerinden biri olan madde bağımlılığı, ortaya koyduğu etkileri ve sonuçları ile bunlara eşlik eden sosyal, psikolojik ve ekonomik özellikleri nedeniyle bir çok disiplini ilgilendiren önemli bir sorundur. Yapılan çalışmalar, kişilik özelliklerinin madde kullanım bozukluklarına kaynaklık eden risk faktörleri olduğu, düşük benlik saygısı ile kaygı ve depresyon gibi psikolojik belirtilerin madde bağımlılığı ile birlikte görüldüğünü ortaya koymuştur. Bu nedenle kişilik özellikleri ve benlik saygısı gibi kavramlar araştırmacıların önemli ilgi alanlarından biri olmuştur.Bu araştırmanın amacı, madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin kişilik özellikleri, benlik saygısı ve psikolojik semptomları arasındaki ilişkiyi incelemek ve bu özelliklerin sosyo-demografik değişkenlere göre farklılık gösterip göstermediğini belirlemektir.Araştırmaya 14-20 yaş aralığında bulunan 62 madde kullanan ve 62 madde kullanmayan toplam 124 ergen katılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Somer ve ark. (2004) tarafından geliştirilen Beş Faktör Kişilik Envanteri, Rosenberg (1965) tarafından geliştirilen Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği ve Derogatis (1992) tarafından geliştirilen Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Ayrıca araştırmacı tarafından geliştirilen Kişisel Bilgi Formu katılımcıların kişisel ve demografik özelliklerini belirlemek amacıyla kullanılmıştır.Araştırma verilerinin analizinde SPSS 15.0 paket programdan yararlanılarak kişisel bilgi formundan elde edilen bulgular yüzdeliklerle ifade edilmiştir. Sayısal değişkenlerin karşılaştırılmasında bağımsız iki grup için ?t testi?, normal teori varsayımlarının sağlanmadığı durumlarda ise ?Mann-Whitney U testi?, bağımlı iki grup karşılaştırılırken ?Somers'd tekniği? kullanılmıştır. İkiden fazla gruplarda ?tek yönlü varyans analiz? (One-Way ANOVA) ve normal teori varsayımlarının sağlanamadığı durumlarda ise ?Kruskal-Wallis? testi, farklılığa neden olan grubu bulmak için de post-hoc değerlendirmede ?Tukey? testinden yararlanılmıştır.Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, madde kullanan ergenlerin madde kullanmayan ergenlere göre daha düşük yumuşakbaşlılık, özdenetim/sorumluluk ve gelişime açıklık kişilik özelliklerine sahip olduğu, ancak duygusal tutarsızlık düzeylerinin daha yüksek olduğu bulunmuştur. Benlik saygısı açısından yapılan karşılaştırmada, madde kullanan ergenlerin benlik saygısının daha düşük olduğu saptanmıştır. Ayrıca madde kullanan ergenler arasında benlik saygısı düşük olanların duygusal tutarsızlık puanlarının yüksek, benlik saygısı yüksek olanların ise yumuşakbaşlılık puanlarının yüksek olduğu tespit edilmiştir.Psikolojik semptomlar açısından değerlendirildiğinde, madde kullanan ergenlerin anksiyete, depresyon, olumsuz benlik, somatizasyon ve hostilite puanları daha yüksek çıkmıştır. Bu sonuç, madde bağımlısı ergenlerin psikolojik semptomlarının yoğun olduğunu göstermektedir. Benlik saygısı ile psikolojik semptomların ilişkisine bakıldığında, madde kullanan ergenlerin benlik sayısı düştükçe anksiyete, depresyon, olumsuz benlik ve somatizasyon puanların yükseldiği görülmüştür.Grupların kişilik özellikleri cinsiyet değişkenine göre karşılaştırıldığında, madde kullanan kızların özdenetim/sorumluluk puanlarının madde kullanmayan gruptan düşük olduğu, madde kullanan erkeklerin dışadönüklük, yumuşakbaşlılık, özdenetim/sorumluluk ve gelişime açıklık boyutlarında madde kullanmayan erkeklerden düşük, duygusal tutarsızlık boyutunda ise yüksek puan aldıkları tespit edilmiştir. Yaş değişkenine göre bakıldığında, 17-20 yaş grubundaki madde kullanan ergenlerin yumuşakbaşlılık puanının 14-16 yaş grubundan yüksek olduğu, eğitim düzeyi değişkenine göre ise 9-14 yıl arasında eğitim alan madde kullananların gelişime açıklık ortalamaları 3-8 yıl arasında eğitim alanlardan daha yüksek çıkmıştır.Madde kullanan ve kullanmayan ergenlerin anne-baba mesleğine, kardeş sayısına, sosyo-ekonomik değişkenlere (aile gelir durumu, ev durumu, sosyal güvence) göre kişilik özelliklerinde anlamlı farklılıklar bulunmuştur.Anahtar Kelimler: Madde kullanım bozukluğu, kişilik özellikleri, benlik saygısı, ergenlik dönemi

Benlik saygısıErgenlerKişilik özellikleri+1
Zöhre Kaya
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Çalışan annelerin iş stresiyle başa çıkma becerisi ile tükenmişlik düzeylerinin aile değerlendirmesine ve çocuklarının davranışlarına etkileri

Bu araştırmanın amacı 6-18 yaş arası çocuğu olan çalışan annelerin iş stresiyle başa çıkma becerisi ile tükenmişlik düzeylerinin aile değerlendirmesine ve çocuklarının davranışlarına etkilerini incelemektir. Araştırma kapsamında davranış problemleri ile sosyo-demografik değişkenler, iş stresi, tükenmişlik düzeyi ve aile işlevleri arasındaki ilişki çalışan annelerin algıları açısından değerlendirilmiştir.Araştırmanın örneklemi, 2010 senesinde İzmir'de yaşayan ve çalışan, 6-18 yaş arasında çocuğu olan 307 anneden oluşmaktadır. Veri toplama aracı olarak: Kişisel Bilgi Formu, İş Stresi Ölçeği, Maslach Tükenmişlik Ölçeği (MTÖ), Aile Değerlendirme Ölçeği ve 6-18 Yaş Çocuk ve Gençler için Davranış Değerlendirme Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin istatistiksel analizinde t- testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), scheffe testi ve çoklu doğrusal regresyon analizi kullanılmıştır.Annelerin iş stresi düzeylerinin eğitim seviyeleri artıkça artma eğilimi gösterdiği, bununla birlikte çocuklarda görülen davranış problemlerinde annelerin eğitim seviyeleri arttıkça ortalama puanlarında dikkat çekici düzeyde azalmaların olduğu görülmüştür. Annelerin iş stresi seviyelerinin gelir düzeyleri arttıkça önemli düzeyde yükseldiği bulunmuştur.Aile değerlendirme alanlarından iletişim ve genel işlevler boyutlarında çalışan evli annelerin boşanmış annelere oranla önemli düzeyde daha sağlıklı işlevlere sahip oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca evli annelerin davranış problemleri alt ölçeklerinden olan toplam problemlerindeki ortalama puanlarının boşanmış annelerin ortalama puanlarına göre önemli düzeyde daha düşük olduğu bulunmuştur.İşlerinden düşük düzeyde tatmin olan annelerin iş stresi ortalama puanlarının orta ve iyi düzeyde işlerinden tatmin olan annelere göre önemli düzeyde daha düşük olduğu, işlerinden düşük düzeyde tatmin olan annelerin duygusal tükenme ve duyarsızlaşma alanlarındaki ortalama puanlarının işlerinden orta ve iyi olanlara göre önemli oranda daha yüksek olduğu, işlerinden orta düzeyde tatmin olan annelerin işlerinden iyi düzeyde tatmin olanlara göre kişisel başarı hissinde önemli oranda daha yüksek ortalama puanlarının olduğu, işlerinden düşük düzeyde tatmin olan annelerin içe ve dışa yönelim problem alanlarında ortalama puanlarının işlerinden iyi düzeyde tatmin olan annelere göre önemli oranda daha yüksek olduğu, son olarak da işlerinden düşük düzeyde tatmin olan annelerin orta ve iyi düzeyde iş tatmini olan annelere göre toplam problem alanlarında önemli oranda daha yüksek ortalama puanlara sahip olduğu belirlenmiştir.Çalışan annelerin iş stresi düzeylerindeki artış çocuklarının davranış problemlerine ait içe yönelim düzeylerinin artmasına neden olmaktadır. Aile değerlendirme alanlarından davranış kontrolünün artması içe yönelimin artmasına, genel işlevlerin azalması ise içe yönelimin artmasına neden olmaktadır. Davranış kontrolünün artması toplam problemin artmasına, genel işlevlerin azalması ise toplam problemin artmasına neden olmaktadır.

Aile işlevleriAnnelerStres+6
Manolya Özek
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal beceriler grup rehberliği programının sosyal kaygı düzeyine etkisi

Bu çalışma, sosyal kaygısı yüksek ergenlerin sosyal kaygılarını azaltmak amacıyla sosyal beceriler eğitimini içeren bir programın hazırlanmasını, uygulanmasını ve işlevselliğinin sınanmasını kapsamaktadır. Bu amaçla 10 oturumluk `sosyal beceri eğitimi programı' oluşturulmuştur.Çalışma, İzmir ili Dikili ilçesinde Dikili Çok Programlı Lisesi'nde gerçekleştirilmiştir. Çalışma 17'si deney, 17'si kontrol grubundan oluşan 34 öğrenciyle yapılmıştır. Deney grubundaki öğrencilerin % 76.4'ü kız, % 23,6'sı erkeklerden oluşmaktadır. Deney grubunun % 52.9'u 9. sınıf, %11.7'si 10. sınıf, %29.4'ü 11. sınıf, %5.8'ise 12. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Deney grubundaki öğrencilere 10 oturumluk `sosyal beceri eğitimi' programı haftada bir gün bir saat süreyle uygulanmış, kontrol grubuna ise herhangi bir uygulamada bulunulmamıştır.Araştırma kapsamında öğrencilerin sosyal kaygı düzeylerini ölçmek amacıyla Sosyal Kaygı Ölçeği uygulanmış ve çalışma grupları bu ölçeğe göre belirlenmiştir. Sonrasında deney ve kontrol gruplarına Olumsuz Değerlendirilmekten Korkma Ölçeği, Sosyal Kaçınma ve Huzursuzluk Ölçekleri ön-test ve son-test olarak uygulanmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen veriler, Sosyal Bilimler İstatistik Paket Programı 13.0 ile çözümlenmiştir. Araştırmanın sonuçları `Sosyal Beceriler Grup Rehberliği Programı'nın sosyal kaygıyı azaltmada etkili olduğu yönündedir.

BeceriBeceri kazandırmaErgenler+7
Hazal Şimşek
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2011
00
DoctorateOpen AccessTR

Affetme odaklı grup rehberliğinin ergenlerin saldırganlık ve öznel iyi oluşları üzerindeki etkisi

Bu çalışmada Affetmenin Süreç Modeli temel alınarak hazırlanan Affetme Odaklı Grup Rehberliği'nin ergenlerin affetme eğilimi, saldırganlık eğilimi, zarar verici olaylarla başa çıkmada kullandıkları tepki stratejileri ve öznel iyi oluşları üzerindeki etkisinin nicel ve nitel yöntemler aracılığıyla incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma karma model araştırma desenlerinden olan açımlayıcı sıralı desene göre tasarlanmıştır. Araştırmanın nicel boyutu ön-sontest deney, kontrol ve plasebo gruplu yarı deneysel desene dayanmaktadır. Araştırmanın nitel boyutunda ise Affetme Odaklı Grup Rehberliği uygulamasına katılan gönüllü öğrencilerle bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu İzmir ili Bornova ilçesine bağlı Bornova Altay Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin dokuzuncu sınıflarında okumakta olan 65 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri, Ergenler İçin Affetme Ölçeği, Saldırganlık Ölçeği, Tepki Stratejileri Ölçeği, Ergen Öznel İyi Oluş Ölçeği, kişisel bilgi formu ve yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığıyla toplanmıştır. Nicel verilerin analizi aritmetik ortalama, standart sapma, tek faktörlü kovaryans analizi ve Kruskal Wallis H test teknikleri aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Nitel verilerin analizinde ise içerik analizi tekniği kullanılmıştır. Deneysel işlem sürecinde deney grubundaki öğrencilere sekiz hafta boyunca Affetme Odaklı Grup Rehberliği etkinlikleri, plasebo grubuna verimli ders çalışma etkinlikleri uygulanırken; kontrol grubundaki öğrencilere okuldaki rehberlik etkinliklerine ek olarak herhangi bir uygulama yapılmamıştır. Araştırmanın nicel bulgularına göre, Affetme Odaklı Grup Rehberliği uygulamasına katılan öğrencilerin uygulama sonrasında affetme eğilimleri kontrol ve plasebo grubundaki öğrencilere göre istatistiksel olarak anlamlı düzeyde artmıştır. Bununla birlikte Affetme Odaklı Grup Rehberliği uygulamasının ergenlerin saldırganlık eğilimi, zarar verici olaylarla başa çıkmada kullandıkları tepki stratejileri ve öznel iyi oluşları üzerinde istatistiksel olarak anlamlı düzeyde etkili olmadığı saptanmıştır. Araştırmanın nitel bulgularına göre, deney grubuna katılan öğrencilerin affetmeyi literatürde vurgulandığı gibi çok yönlü bir kavram olarak tanımladıkları ve öğrencilerin affetmeye bakış açılarının deneysel işlem sonrasında olumlu yönde değişim gösterdiği belirlenmiştir. Öğrenciler Affetme Odaklı Grup Rehberliği'ne katıldıktan sonra olumlu duygularında, empati ve öfke kontrol becerilerinde artış olduğunu, şiddet içeren duygu ve davranışlardan uzaklaştıklarını, uygulamanın arkadaşlarıyla, aileleriyle ve öğretmenleriyle ilişkileri üzerinde olumlu etkileri olduğunu dile getirmişlerdir. Öğrenciler uygulamadan sonra arkadaşları, ebeveynleri ve öğretmenleriyle daha çok empati kurmaya başladıklarına, kardeşleriyle daha az kavga ettiklerine, arkadaşlarıyla ilişkilerinin daha iyi olduğuna ve sınıf için davranış sorunlarının azaldığına dikkat çekmişlerdir. Ayrıca öğrenciler uygulamadan sonra kişilerarası anlaşmazlıkları çözmek için saldırgan davranışlara başvurmak yerine daha yapıcı yöntemlere başvurduklarını, öncelikle anlaşmazlık yaşadıkları kişilerle iletişim kurmayı denediklerini belirtmişlerdir.

BağışlamaErgenlerErgenlik+4
Esra Asıcı
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Eğitim fakültesi öğrencilerinin öğrenilmiş güçlülüğüne ilişkin bir model geliştirme

Araştırmanın amacı, eğitim fakültesi öğrencilerinin öğrenilmiş güçlülüğünü açıklamaya yönelik bir model geliştirmektir. Amaç doğrultusunda, bilinçli farkındalık ve öğrenilmiş güçlülük arasındaki ilişkide umut ve psikolojik esnekliğin aracılık rolleri araştırılmıştır. Araştırmanın örneklemini, İzmir'deki eğitim fakültelerinde öğrenimine devam eden 908 eğitim fakültesi öğrencisi oluşturmuştur. Öğrenciler, üç aşamalı tabakalı seçkisiz küme örnekleme yöntemi ile belirlenmiştir. Çalışmada veri toplama araçları olarak Rosenbaum Öğrenilmiş Güçlülük Ölçeği, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Sürekli Umut Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu ve araştırmacı tarafından geliştirilen 16 maddelik, beş alt boyutlu Psikolojik Esneklik Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 24.0 ve Lisrel 8.8 paket programları ile analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Yapısal Eşitlik Modellemesinden yararlanılmıştır. Çalışma kapsamında kullanılan tüm ölçme araçları için doğrulayıcı faktör analizleri ve güvenirlik analizleri gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın bulguları, eğitim fakültesi öğrencilerinin bilinçli farkındalık düzeyleri ile öğrenilmiş güçlülük, umut ve psikolojik esneklik düzeyleri arasında istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu yönde doğrudan ilişkilerin olduğunu göstermiştir. Ayrıca öğrencilerin umut ile öğrenilmiş güçlülük ve psikolojik esneklik ile öğrenilmiş güçlülük düzeyleri arasında da istatistiksel açıdan anlamlı ve olumlu yönde doğrudan ilişkilerin olduğu tespit edilmiştir. Son olarak bilinçli farkındalık ve öğrenilmiş güçlülük arasındaki ilişkide umut ve psikolojik esnekliğin tam aracılık etkisi olduğu ortaya konularak öne sürülen öğrenilmiş güçlülük modeli doğrulanmıştır. Bulgular, alanyazın ışığında tartışılmış ve eğitim fakültesi öğrencilerine, araştırmacılar ile uygulayıcılara bazı önerilerde bulunulmuştur.

Bilinçli farkındalıkEğitim fakülteleriPsikolojik esneklik+3
Sebahat Sevgi Uygur
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlerde psikolojik sağlamlığın yordanmasında algılanan anne baba tutumu ve affetme davranışının rolü

Bu araştırma ile ergenlerin algıladıkları anne baba tutumlarının ve affetme davranışlarının, psikolojik sağlamlıklarına olan etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada; Kişisel Bilgi Formu ile birlikte Çocuk ve Genç Psikolojik Sağlamlık Ölçeği, Anne Baba Tutum Ölçeği ve Heartland Affetme Ölçeği kullanılarak veriler toplanmıştır. Araştırmanın evrenini, İzmir ilinde resmi ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören öğrenciler oluşturmaktadır. Örneklemi ise, farklı ortaöğretim türü ve programı uygulayan okulların her sınıf düzeyinden seçilen toplam 2302 öğrenci oluşturmuştur. Veriler, SPSS 24.0 programı kullanılarak analiz edilmiştir. Ölçek puanlarının normallik sınamasında çarpıklık katsayıları kullanılmıştır. Ölçek puanlarının normal dağılım gösterdiği tespit edildiğinden puanların cinsiyet ve psikolojik yardım alma durumu değişkenlerine göre karşılaştırılmasında bağımsız iki örneklem t testinden; sınıf, anne-baba eğitim durumu, aile toplam geliri, ailenin ekonomik durumu, kardeş sayısı, doğum sırası değişkenlerine göre karşılaştırılmasında ANOVA testinden yararlanılmıştır. ANOVA testinde anlamlı farklılık görüldüğünde farkın hangi gruplar arasında olduğunu belirlemek amacıyla post hoc testlerinden yararlanılmıştır. Anne-baba tutumu, affetme davranışları ve psikolojik sağlamlık arasındaki ilişkinin analizinde Pearson korelasyon testinden; anne-baba tutumu ve affetme davranışının psikolojik sağlamlık üzerindeki etkisini belirlemek amacıyla çoklu regresyon analizinden yararlanılmıştır. Analizlerde güven aralığı %95 (p<0,05) olarak belirlenmiştir. Araştırma bulgularına göre, ergenlerin psikolojik sağlamlık düzeylerinde; cinsiyet, sınıf düzeyi, anne öğrenim düzeyi, ailenin aylık ortalama geliri, algılanan ekonomik durum, profesyonel psikolojik yardım alma, kardeş sayısı, doğum sırası değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin anne baba tutumlarından alt boyutlar düzeyinde; kabul-ilgi/kontrol denetleme - cinsiyet, kabul-ilgi/kontrol denetleme - sınıf düzeyi, kabul-ilgi/psikolojik özerklik/kontrol denetleme - annenin öğrenim düzeyi, kabul-ilgi/psikolojik özerklik/kontrol denetleme - babanın öğrenim düzeyi, kabul-ilgi/psikolojik özerklik/kontrol denetleme - ailenin aylık ortalama geliri, psikolojik özerklik/kontrol denetleme - algılanan ekonomik durum, kabul-ilgi/kontrol denetleme - annenin öğrenim düzeyi, kabul-ilgi/kontrol denetleme - profesyonel psikolojik yardım alma, kabul-ilgi/psikolojik özerklik/kontrol denetleme - kardeş sayısı, kabul-ilgi/psikolojik özerklik/kontrol denetleme - doğum sırası değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir. Ergenlerin affetme davranışlarında; cinsiyet, sınıf düzeyi, profesyonel psikolojik yardım alma değişkenlerinde istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu belirlenmiştir Ergenlerde psikolojik sağlamlık, anne baba tutumları ve affetme davranışları arasında pozitif yönlü ve genelde düşük düzeyde istatistiksel olarak anlamlı ilişkiler belirlenmiştir. Algılanan anne-baba tutumu ve affetme davranışı değişkenleri birlikte psikolojik sağlamlıktaki değişimin yaklaşık %48'ini açıklamaktadır. Algılanan anne-baba tutumu ve affetme davranışı, psikolojik sağlamlığı yordamaktadır. Ergenlerde psikolojik sağlamlığın gelişimi için olumlu anne baba tutumları ve affetme davranışlarının geliştirilmesi önerilmektedir.

Ana-baba algısıAna-baba tutumuBağışlama+3
Cem Gürat
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2022
10
DoctorateOpen AccessTR

Suça sürüklenen çocukların benlik uyum düzeylerinin ve psikolojik semptomlarının incelenmesi

Bu çalışmada suça sürüklenen çocukların benlik uyum düzeylerinin ve psikolojik semptomlarının incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırmada ölçme aracı olarak; araştırmacı tarafından hazırlanan Kişisel Bilgi Formu, Offer Benlik İmgesi Ölçeği ve Kısa Semptom Envanteri kullanılmıştır. Araştırmanın evreni; İzmir İlinde çocuk mahkemeleri tarafından haklarında, danışmanlık tedbiri, eğitim tedbiri, tedavi tedbiri veya denetimli serbestlik tedbiri hükmü verilen suça sürüklenmiş çocuklardır. Veri analizi sürecinde ölçeklerde boş bırakma, desen oluşturma veya aynı seçeneğin işaretlenmesi nedeniyle 11 çocuğa ait form değerlendirme dışı bırakılmış ve örneklem 148 suça sürüklenen çocuktan oluşmuştur. Verilerin normal dağılım gösterip göstermediği, Lilliefors düzeltmeli Tek Örneklem Kolmogorov-Smirnov Testi ile denetlenmiştir. Normallik varsayımları karşılandığında t-testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi kullanılmıştır. Normallik varsayımları karşılanmadığında ise Mann-Whitney U Testi ve Kruskal-Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara göre, suça sürüklenen çocukların benlik uyum düzeylerinde; cinsiyet, yaş, öğrenim durumu, çalışma durumu, kardeş sayısı, göç durumu, ebeveyn yoksunluğu, ebeveynlerin çalışma durumu, evden kaçma durumu, sabıkalı arkadaşının olması, sabıkalı akrabasının olması, mükerrer suç işleme ve işlenen suçun türü değişkenlerinde, gruplar arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Suça sürüklenen çocukların psikolojik semptom düzeylerinde; cinsiyet, kardeş sayısı, evden kaçma durumu, sabıkalı arkadaşının olması, sabıkalı akrabasının olması, mükerrer suç işleme ve işlenen suçun türü değişkenlerinde, gruplar arasındaki farklılıkların istatistiksel olarak anlamlı olduğu bulunmuştur. Bulgular, literatür ışığında tartışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Suç, çocuk, benlik imgesi, psikolojik semptom, sosyodemografik değişken.

Benlik imajıBenlik uyumuPsikolojik belirtiler+6
Mustafa Faruk Arıkan
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin sürekli kaygı düzeyleri ve affetme düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmanın temel amacı üniversite öğrencilerinin sürekli kaygı düzeyleri ile affetme düzeyleri arasındaki ilişki bazı sosyodemografik değişkenlere göre incelemektedir. Araştırma evrenini 2017- 2018 eğitim yılları arasında Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesinde okuyan öğrenciler oluşturmaktadır. Araştırmanın örneklemini uygun örnekleme yöntemleriyle seçilen, müzik öğretmenliği, psikolojik danışmanlık ve rehberlik, fen bilgisi öğretmenliği, matematik öğretmenliği, okul öncesi öğretmenliği bölümlerinde eğitim gören 472 öğrenci oluşturmaktadır. Ölçme aracı olarak Spielberger Sürekli Kaygı Envanteri ve Heartland Affetme Ölçeği kullanılmıştır. Araştırma verilerinin analizinde SPSS 22 istatistik programı kullanılmıştır. Veriler, bağımsız gruplar t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA) ve korelasyon analizi için ise Pearson Momentler Çarpımı Korelasyonu kullanılmıştır. Araştırma bulguları, sürekli kaygı düzeyinin affetme düzeyini orta derecede, olumsuz yönde istatistiksel olarak anlamlı şekilde farklılaştırdığını belirtmiştir.

BağışlamaKaygıKaygı düzeyi+2
Yağmur Simge Gül
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Açık ceza infaz kurumlarındaki erkek hükümlülerin algıladıkları ebeveyn tutumları ile psikolojik dayanıklılıkları arasındaki ilişkinin incelenmesi

Bu araştırmada algılanan ebeveyn tutumu ile psikolojik dayanıklılık arasındaki ilişki, yaş, medeni hal, meslek, eğitim düzeyi, anne baba birliktelik durumu, aile tipi, ekonomik durum, suç türü, ceza süresi, alkol-madde kullanma durumu, psikolojik ya da psikiyatrik yardım alma durumu, ailede sabıka olma durumu ve aile içi şiddete maruz kalma durumu değişkenlerine göre incelenmiştir. İzmir Foça Açık Ceza İnfaz Kurumu'nda bulunan 308 erkek hükümlü araştırmaya gönüllü olarak katılmıştır. Hükümlülerden Demografik Bilgi Formu, Ana Baba Tutumları Ölçeği, Yetişkinler İçin Psikolojik Dayanıklılık Ölçeği kullanılarak veri toplanmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin istatistiksel analizleri için SPSS-22 paket programı kullanılmıştır. Araştırmanın genel amacı doğrultusunda ana baba tutumları alt boyutları ile psikolojik dayanıklılık arasında anlamlı bir ilişkinin bulunup bulunmadığına Pearson Korelasyon Analizi, Bağımsız Gruplar için T Testi ve ANOVA ile bakılmıştır. Yapılan analizler neticesinde algılanan anne baba tutumu ve psikolojik dayanıklılık ile medeni hal, meslek, eğitim düzeyi, aile tipi, alkol-madde kullanma ve aile içi şiddete maruz kalma değişkenleri arasında anlamlı farklar bulunmuştur. Ayrıca anne baba tutumunun kişinin hayatındaki etkisinin ne denli önemli olduğu ve psikolojik dayanıklılığa olan etkisi vurgulanmıştır.

AileAlgılanan ebeveynlik biçimleriAna-baba tutumu+6
Gamze Delioğlu
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2019
00

Other supervisors