Theses supervised by Prof. Dr. Resul Kara
16 theses · Düzce University
Yayın iletimi için tek yönlü bir melez anahtar dağıtım şeması geliştirilmesi ve uygulanması
Bir yayın haberleşme yönteminde bir kaynaktan çoklu kullanıcılara mesaj iletimi için genellikle içerisinde şifreleme yöntemlerinin kullanıldığı şemalardan yararlanılır. Bu şemalar anahtar sunucu işlemleri açısından merkezi, dağıtık ve birleşik olmak üzere üçe ayrılır. Bu çalışmada günümüzde yaygın olarak kullanılan merkezi şemalar olan Mantıksal Anahtar Hiyerarşisi (MAH), Tek-yönlü Fonksiyon Ağacı (TFA) ve Tek-yönlü Fonksiyon Zinciri (TFZ) şemalarına, dağıtık şemalar olan Ağaç-tabanlı Grup Diffie-Hellman (AGDH), Dağıtık Ölçeklendirilebilir Güvenli İletişim (DÖGİ) ve Sıska Ağaç (SISA) şemalarına ve birleşik şema olan Mantıksal Halka Tabanlı Güvenli Grup İletişim Şeması (MHTGG) şemasına değinilmiştir. Tek Yönlü Bir Melez Anahtar Dağıtım (TMAD) adında hem merkezi hem de dağıtık olmak üzere ikili ağaç temelli yeni bir yayın şifreleme şeması önerilmiştir. Şemada hem bir gizli anahtarlı şifreleme yöntemi hem de bir açık anahtarlı anahtar dağıtım protokolü birlikte kullanılmaktadır. Anahtar güncellemelerinde kullanıcı düğümlerden kök düğüme doğru simetrik anahtarların sol ya da sağ yarısı iletilmektedir. Bu durum iletilen toplam anahtar boyutunun azalmasını sağlamaktadır. TMAD şemasının merkezi modelinde bir Grup Yöneticisi (GY) bulunmaktadır. Dağıtık modelinde ise GY'nin görevini, kullanıcılar arasında oluşturulan fikir birliği mekanizması üstlenmektedir. TMAD şeması, kullanıcı ekleme-çıkarma ve toplu kullanıcı ekleme-çıkarma işlemlerinde anahtar iletim sayısı, işlem maliyeti, kullanıcılarda bulunan anahtar sayısı, kullanıcılarda bulunan anahtar boyutu ve anahtar iletim boyutları gibi çeşitli açılardan mevcut şemalar ile karşılaştırılmıştır. Sonuçlar grafiksel olarak gösterilmiştir.
Client-server secure web communication with blockchain method
Although the term blockchain has been heard with bitcoin, it can be used in many technologies, not just crypto money. Blockchain has a distributed architecture and is a constantly growing data structure. Data blocks cannot be changed, each block has its own data and the previous block's address data. Blockchain does not have a centralized system, it ensures that all participants to participate in the network are included in the chain as a link. In this paper; Secure connection has been proposed using a new method, blockchain can use instead of SSL/TLS, which is used to communicate between client and server on web pages. It has been designed in such a way that the blockchain will take part in the management of the key sharing between the server and the client. It has been demonstrated by an experimental study that secure data exchange between the client and the server is carried out using the method called SSLChain.
Veriyükü üzerinden sql enjeksiyon zafiyetlerin belirlenmesi
Sürekli gelişen teknoloji ile birlikte bilgiye hızlı erişim, depolamak, gibi ihtiyaçlarının yanında bilgisayar sistemlerinin kullanımı da paralel olarak artmaktadır. Bu sistemler içerisinde özellikle kurum ve kuruluşlar önemli bilgilerini bulundurmakta ve kullanmaktadırlar. Her alanda olduğu gibi bilgisayar sistemleri de bulundurdukları önemli kaynaklardan dolayı siber saldırganlar tarafından tehdit altındadır. Bu tehditlere karşı her alanda olduğu gibi güvenlik önlemleri alınmaktadır. Güvenlik duvarları (firewalls), saldırı tespit ve önleme sistemleri (IPS/IDS), içerik filtreleme sistemleri, anti virüs yazılımları, kod güvenliği sıkılaştırmaları gibi donanımsal ve yazılımsal olarak önlemler alınmaktadır. Siber saldırganlar tarafından bilgisayar sistemlerine özellikle kritik ve gizli derecedeki bilgileri ele geçirebilmek için çeşitli siber saldırılar yapılmaktadır. Bu siber saldırılardan birisi en yaygın ve en tehlikeli saldırı türü olan Structured Query Language (SQL) enjeksiyon saldırısıdır. SQL enjeksiyon saldırısı, bir veri tabanı kullanan uygulama üzerindeki kodların güvenlik açıklarından faydalanılarak, siber saldırganın yetkisi olmadan gizli bilgileri ele geçirmeye yönelik amacı doğrultusunda güvenlik zafiyetinin sömürülmesi şeklidir. Bu tez çalışmasında, SQL enjeksiyonu, SQL enjeksiyon saldırılarının sınıflandırılması, SQL enjeksiyon zafiyetinin belirlenme yöntemleri anlatılmıştır. Web uygulamaları üzerindeki SQL enjeksiyon zafiyetinin belirlenmesine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmalar web uygulama güvenliğine yönelik olarak oluşturulmuş içerisinde web güvenlik zafiyetleri barındıran Damn Vulnerable Web Application (DVWA) ve Web For Pentester uygulamaları üzerinde yapılmıştır. SQL enjeksiyon zafiyetinin belirlenmesinde elle yapılan sorgular ve Burp Suite, Sqlmap, Kali Linux, Havij, Acunetix, Netsparker gibi web zafiyeti ve penetrasyon testi araçları kullanılmıştır. Bu araçların gerçekleştirdikleri veri yükleri ve elle yapılan SQL enjeksiyon sorgulamaları analiz edilerek karşılaştırılmıştır.
Pnömatik tüp taşıma sistemlerinin modellenmesi ve iyileştirilmiş yöntem önerileri
Basınçlı havanın enerji kaynağı olarak kullanıldığı Pnömatik Sistemler, endüstrinin neredeyse her alanında kullanılmaktadır. Gelişen teknoloji ile bu sistemlere olan gereksinim giderek artmaktadır. Pnömatik taşıma sistemleri sağlık alanında ise, hastane birimleri arasında çeşitli numunelerinin pratik ve güvenli bir şekilde taşınması amacıyla kullanılmaktadır. Ancak iyi tasarlanmamış bir sistem verimsizliğe ve hemoliz gibi numune bozulmalarına sebep olabilmektedir. Bu kapsamda mevcut sistemlerde karşılaşılan problemler irdelenerek bu problemlerin çözümlerine yönelik çalışmalar yapılmıştır. Sistemi daha verimli hale getirmek amacıyla yapay zekâ algoritmalarından yararlanılmıştır. Sistemin verimliliğini etkileyen en önemli parametrelerinden olan taşıma mesafesini kısaltmak amacıyla sistem graf yapısı ile modellenmiş ve en kısa yol algoritmaları sisteme entegre edilerek, taşıma sisteminde enerji, zaman tasarrufu sağlamak amaçlanmıştır. Hastanelerde sağlık hizmetlerinin kesintisiz ve kaliteli bir şekilde sürdürülebilmesi için, insan gücü ve diğer kaynaklar etkili bir şekilde kullanılmalıdır. Sistemde insan kaynağının rolü azaltılarak hız, maliyet ve kullanım kolaylığı gibi avantajlar sağlaması amacıyla sistemin kodlu etiketleme sistemine taşınması önerilmiştir ve ilgili çalışmalar yapılmıştır. Ek olarak hastane pnömatik sistemi, bulanık mantık, ANFIS (Adaptive Neural Network Based Fuzzy Inference System) ve yapay sinir ağları kullanılarak modellenmiştir. Önerilen model için öncelikle sistemin performansına etki eden parametreler belirlenerek bu parametrelerle modelin veri seti oluşturulmuş ve deneysel çalışmalar yapılmıştır. Ayrıca çok değişkenli doğrusal olmayan regresyon yöntemi kullanılarak sistemin matematiksel modeli elde edilmiştir. Önerilen tüm modeller hastane pnömatik sistemleri için basınç modellemesine bilimsel ve pratik bir çözüm sunmaktadır. Ayrıca endüstriyel ve elektrik enerjisi kazancı bakımından hastane pnömatik sistemlerine katkı sağlaması beklenmektedir.
Doğal dil işleme ve makine öğrenmesi ile resmi yazışmaların konu bazlı sınıflandırılması
Dijital gelişimler ile birlikte kamu kurumlarındaki resmi yazışma belgeleri Elektronik Belge Yönetim Sistemi (EBYS)'leri aracılığı ile yürütülmektedir. Belgelerin Standart Dosya Planı (SDP) kodlarının uygun olarak belirlenmesi, doğru arşivleme ve arşiv imha işlemleri için önem arz etmektedir. Belgeyi oluşturan kişiler tarafından belgeye verilen SDP kodu bilgisi çeşitli sebeplerle hatalı olarak yazılabilmektedir. Bu hataları önlemek için belgelerin SDP kodunu otomatik olarak doğru tespit eden uygulamaların geliştirilmesi faydalı olacaktır. Bu amaçla çalışmada iki farklı veri seti oluşturulmuş ve bu veri setleri üzerinde öncelikle ön işlemler, ardından ön işlem uygulanmış veriler üzerinde çeşitli sınıflandırma algoritmaları uygulanarak belgelerin SDP kodunun sınıflandırma işlemleri ile tespit edilmesi gerçekleştirilmiştir. Sınıflandırma işlemlerinin sonuçları karşılaştırılarak analiz edilmiştir. Birinci veri seti üzerinde yapılan analizlerde en başarılı sınıflandırma sonuçları, Lojistik Regresyon (LR) algoritması ile 1000 adet resmi yazışma belgesinin 978 tanesinin SDP kodunun doğru tahmin edilmesi ile elde edilmiştir. İkinci veri seti üzerinde yapılan analizlerde en başarılı sınıflandırma sonuçları genel olarak 2100 adet belgenin 1851 tanesinin doğru konulara (SDP koduna) sınıflandırıldığı ve % 88,14 oranında başarı gösteren Non-Negatif Matrix Factorization (NNMF) algoritması ile elde edilmiştir.
Dağıtık hadoop kümelerinde yeni eşle/indirge programlama algoritması modeli
Büyük veriler veri aktarma maliyetinden dolayı genellikle üretildiği konumlara yakın yerlere depolanırlar. Depolanan bu veriler işlenmek için tek bir konuma taşınır veya bulunduğu konumda işlenirler. Literatürde veri işlemek için farklı yöntemlere rastlamak mümkündür. Bu çalışmada veri işlemek için yeni bir yöntem sunulmuştur. Önerilen yöntemde veri işleme sürecini tamamlayan farklı donanımlara sahip veri merkezlerinin (DC) kendi aralarında veri karıştırma (shuffling) yapması sağlanmıştır. DC'lerin indirge (reduce) fonksiyonunun veri işleme maliyetinin hesaplanması için test ortamında elde edilen veriler ile polinomal regresyon modeli oluşturulmuş ve karar sürecinde bu modelden elde edilen katsayılar kullanılmıştır. Karıştırma yapılacak anahtar/değer çiftlerini, konumlarını dikkate alarak, DC'lerin maliyetlerine göre dağıtılmıştır. DC'ler arasında karıştırma için, DC'lerin tümünün işini bitirmesi beklenmez. Böylelikle tüm DC'lerin aynı anda karıştırma yaptıklarındaki hem karıştırma hem de işlenen veri hacmi azalmıştır. Önerilen yöntemin performansı literatürdeki 4 farklı yöntemle karşılaştırılmıştır. Sonuç olarak bu çalışma veri boyutunda en yakın örneğinden %15 daha az karıştırma verisi oluşturmuştur.
3. ve 4. katman dağıtılmış hizmet reddi saldırıları ve önleme yöntemlerinin başarım analizi
Dağıtılmış hizmet reddi saldırıları (DDoS) günümüzde çok sık kullanılan, legal ağ erişimini engelleyen saldırı türlerindendir. Saldırının temelde amacı internet üzerinden hizmet veren kuruluşların hizmetini aksatarak ciddi mali zararlar vermek veyahut politik sebeplerden devlet kurumlarının işleyişini aksatarak baskı kurmaktır. DDoS saldırıları genellikle dünyanın en büyük ağı olan internet üzerinde merkezi bir sisteme bağlı "botnet" ya da "zombi" olarak isimlendirilen bilgisayarlar ile kolektif olarak hedef kaynaklarını tüketmeye ve erişimi engellemeye dayanan bir saldırı türüdür. Bu tür saldırılar, meşru kullanıcının kuruluş için değer sağlayan verilere erişimi olduğu ve bu erişimin kaldırılmasının en fazla zarara neden olduğu fikrine dayandırılmıştır. OSI katmanlarında çeşitli saldırı tipleri bulunmaktadır. Bu tezde 3. ve 4. katmanda gerçekleşen DDoS saldırılarının etkileri, önleme ve azaltılması üzerinde çalışıldı. Katmanlara yönelik saldırıların hizmete yönelik etkileri gözlemlendi ve uygulanan önleme yöntemlerin başarım analizi yapıldı. Bu çalışmada kullanılacak materyaller, saldırı tipleri, kullanılan paket türleri, bant genişliği, trafik analizidir. Çalışmada kullanılan her bir saldırı türü, etkileri ve önleme yöntemleri laboratuvar ortamında uygulanıp ölçümler yapılarak sonuçları gözlemlendi.
Gezgin tasarsız ağlarda ağırlık tabanlı optimize edilmiş küme başı seçimi ve hibrit adaptif kümeleme yaklaşımı
Mobil ad-hoc ağlar (MANET), düğümlerin merkezi bir yönlendirme altyapısı olmaksızın rastgele hareket ettiği, dinamik ve kendini yöneten kablosuz ağlardır. Bu yapının en önemli sorunlarından biri, düğümlerin enerji tüketiminin artmasıyla ağ ömrünün kısalması ve veri iletiminde güvenilirliğin azalmasıdır. Bu nedenle MANET ortamlarında etkili bir kümeleme stratejisi, ağ performansının sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahiptir. Bu tez çalışmasında, MANET ortamlarında ağ performansını artırmak amacıyla Dinamik MANET'ler için Hibrit Adaptif Kümeleme Algoritması (DMHAKA) önerilmiştir. İki aşamalı yapıda tasarlanan algoritmanın ilk aşamasında, Küme Başı (KB) seçiminde düğüm derecesi, komşuluk mesafesi, kalan enerji ve hareketlilik gibi kriterler Ağırlıklı Kümeleme Algoritması (Weighted Clustering Algorithm -WCA) temel alınarak belirlenmiş ve Yerçekimi Arama Algoritması (Gravitational Search Algorithm -GSA) ile optimize edilmiştir. İkinci aşamada ise seçilen KB'ler etrafında düğüm rollerinin belirlenmesinde, parametre bağımlılığını azaltan ve daha dengeli kümeler oluşturan Geliştirilmiş Yoğunluk Tabanlı Kümeleme Algoritması (Geliştirilmiş-DBSCAN) kullanılmıştır. Simülasyon sonuçlarında DMHAKA'nın ağ ömrünü uzattığı ve paket teslim oranını artırdığı gözlemlenmiştir. WCA ile yapılan karşılaştırmalı analizlerde, DMHAKA'da KB değişim oranı %40 daha düşük, ortalama KB ömrü ise yaklaşık %60 daha uzun hesaplanmıştır. Ayrıca, ortalama küme ömrü değerleri DMHAKA'nın daha uzun süre stabil kümeler oluşturduğunu ve bu yapının enerji tasarrufu ile ağ ömrüne katkı sağladığını göstermiştir. Bu sonuçlar, DMHAKA'nın daha az yeniden yapılandırma gerektiren, kararlı bir küme yapısı sunduğunu ortaya koymaktadır. Ayrıca, EE-WCA, E-MAVMMF, TSDR ve MORS-ASO algoritmalarıyla yapılan karşılaştırmalı analizlerde; ortalama kalan enerji, uçtan uca gecikme, paket teslim oranı ve veri aktarım kapasitesi gibi temel metriklerde DMHAKA'nın üstün performans sergilediği tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular, DMHAKA'nın çeşitli kümeleme algoritmalarıyla karşılaştırıldığında, ölçeklenebilir, kararlı ve enerji farkındalığı yüksek bir kümeleme yaklaşımı sunduğunu göstermektedir. Bu yönüyle DMHAKA, dinamik MANET koşullarında etkin veri iletimi sağlamak ve ağ performansını uzun vadede sürdürülebilir kılmak açısından güçlü bir alternatif olarak değerlendirilebilir.
Masaüstü sanallaştırma teknolojilerinin performanslarının analizi
Sanallaştırma, fiziksel donanım kaynaklarının mantıksal olarak paylaştırılmasını sağlayan yazılım tabanlı çözümler olarak tanımlanabilir. Masaüstü sanallaştırma ise, insanların her an, her yerde, masaüstü kaynaklarına erişerek ihtiyaç duyduğu iş ve işlemlerini, fiziksel bir bilgisayar karşısındaymış gibi yapabilmesini sağlayan yazılımsal sistemlerdir. Kullanıcılar, merkezi masaüstü sanallaştırma sunucusuna yerel veya uzak ağ bağlantısı olan bilgisayar, tablet, cep telefonu gibi herhangi bir cihazdan masaüstü kaynaklarına erişebilirler. Bu çalışmada, aynı mantıksal donanımlara sahip, VMware Horizon, Citrix XenDesktop, VMware Workstation sanallaştırma sistemlerinin performans analizi yapılmıştır. Performans analizi için, metin, resim ve video dosyaları üzerinde sıkıştırma, ayrıştırma, şifreleme ayrıştırma yapılmış ve rastgele bir dizi oluşturularak birleştirmeli sıralama algoritmasıyla sıralanmıştır. Oluşan süreler esas alınarak analiz gerçekleştirilmiştir.
Sosyal ağlarda etki maksimizasyonu
İnsanlar fikirlerini yaymak, yenilikler hakkında bilgi edinebilmek için çevrimiçi sosyal ağları kullanırlar. Bu bağlamda, bilginin sosyal ağlar üzerinde nasıl yayıldığını bilmek önemlidir. Bir sosyal ağ aracılığıyla daha fazla sayıda kişiye bir bilgiyi (örneğin ürün reklamı) yaymak mümkündür. Burada kilit nokta, sosyal ağdaki en etkili bireyleri tespit edebilmektir. Bu problem Etki Maksimizasyonu (EM) problemi olarak adlandırılmıştır. EM problemi, belirli bir birey grubunu etkileyen, az sayıdaki çekirdek bireyi bulmaya odaklanır. Literatürde, EM problemi için açgözlü algoritmalar, stokastik ve evrimsel optimizasyon algoritmaları önerilmiştir. Ancak, bu yöntemler hız veya çözüm kalitesi açısından istenen seviyede değildir. Öte yandan, literatürde hızlı ve optimal çözümler üreten birçok sürü zekâsı algoritması bulunsa da, bu algoritmalar EM problemine doğrudan uygulanamazlar. Bu tezde, sürü zekâsı algoritmalarının EM problemine uygulanabilmesini sağlamak için problemin yapısı değiştirilmiştir. Bir sosyal ağıdaki bireyleri düğümler olarak ele alırsak; yapılan işlem, bazı ağ ölçütlerine göre düğümlerin büyükten küçüğe doğru sıralanması ve bu sıraya göre yeniden numaralandırılması olarak tarif edilebilir. Önerilen yaklaşım işaretli ve işaretsiz gerçek graflar ve sentetik graflarla test edilmiştir. Denemelerde, sürü zekâsı algoritmaları olarak Bozkurt Optimizasyonu (Gray Wolf Optimizer, GWO) ve Balina Optimizasyon Algoritması (Whale Optimization Algorithm, WOA); kıyaslama yöntemleri olarak PageRank ve Kempe'nin Açgözlü Algoritması kullanılmıştır. Deneysel sonuçlar önerilen yaklaşımın iyi çalıştığını göstermiştir.
Kurumsal ağların sistematik tasarımı için yeni bir dinamik vlan yaklaşımı
Günümüzde kurumsal ağların büyüklüğü ve karmaşıklığı oldukça artmıştır. Kurumsal ağların tasarımları, ağın sahibi olan büyük ölçekli firmalar, üniversiteler, devlet kurumları veya diğer büyük organizasyonlar tarafından yapılmaktadır. Ağın performansı artırmak, güvenlik yönetimini kolaylaştırmak ve adres yönetimini sağlamak için kurumsal ağların tasarımında sıklıkla Sanal Yerel Alan Ağları (VLAN-Virtual Local Area Network) kullanılır. Bu çalışmada, kurumsal ağlarda bulunan VLAN'larda dengeli ağ trafiği taşınmasını sağlayan yeni bir sistematik yaklaşım sunulmaktadır. Bu yaklaşım için önerilen metot, aynı güvenlik düzeyine sahip VLAN'lardaki toplam trafiğe göre, düğümlerin VLAN üyeliklerini dinamik olarak değiştirmektedir. Özel güvenlik düzeyine sahip olan VLAN'lara üye olması gereken düğümler için ağın her noktasından aynı VLAN'a üye olması bu yaklaşımın getirdiği esnekliklerden biridir. Bu metoda göre ağda bulunması gereken VLAN sayısı, parametrik veya sabit öndeğerli olarak ayarlanabilmekte, her bir VLAN'da trafik oluşturan üyelerin, yaklaşık eşit şekilde dağıtılması sağlanmaktadır. Bu sayede VLAN'da eşit ya da birbirine yakın trafik değerleri oluşmaktadır. Bu metodun işlevselliğini test etmek için Basit Ağ Yönetim Protokolü (SNMP- Simple Network Protocol) temelli bir yazılım geliştirilmiş ve gerçek ağ ortamında uygulanarak önerilen amaçlara ulaşılmıştır. Ağdaki VLAN başına düşen düğüm sayısı ve VLAN broadcast trafiği açısından literatürde yer alan kurumsal ağlar için sistematik ağ yaklaşımı içeren çalışmalarla karşılaştırılmıştır
Metin türünün duygu analizi sınıflandırmasına etkisi
Duygu Analizi, sosyal medya gönderileri gibi metin içeriğinin polaritesini tespit etme ve sınıflandırma görevidir. Sosyal Medya için duyarlılık analizi, çalışmaların açık veri setlerini kullanarak yürütüldüğü akademik çevrelerde popüler bir konu olmuştur. Sosyal medya, insanlara birbirleriyle etkileşime girme fırsatını veren internet tabanlı bir ortamdır; sanal ağlar ve topluluklar kurmak; bilgi, video, fotoğraf, haber, fikir vb. paylaşmak, Twitter, Facebook, Instagram ve Linkedin sosyal medya platformlarında yaygın olarak kullanılan örneklerdir. Bu tür sosyal medya platformlarının kullanımı ve bu platformlara yönelik üretilen veriler son yıllarda kayda değer bir artış gösterdikten sonra, insanlar hakkında bazı görüşler hakkında fikir edinmek için iş, politika ve bilimsel araştırmalar gibi birçok alanda daha fazla dikkat çekmeye başlamıştır. Rapid Miner ve Python ile karşılaştırılan bu tez, Naive Bayes, Destek Vektör Makinesi, Decision Tree ve Lojistik Regresyon sınıflandırıcıları gibi denetimli makine öğrenme algoritmaları kullanılarak sosyal medya duyarlılık analizi konusuna odaklanmıştır. Aynı zamanda n-gram modelleme kullanılmıştır. Bu algoritmalar ve tekniklere, yönelik deneysel incelemeler için "Stanford Twitter Sentiment", "Sentiment Analysis On Yelp" ve "Sentiment Analysis on Movie Reviews" veri setleri gibi farklı özelliklere sahip üç tanınmış veri setine uygulanmıştır.
SQL veritabanlarından Nosql veritabanlarına veri göçü aracı geliştirme
Geleneksel veri tabanı yönetim sistemleri, verileri normalize ederek ilişkili tablolarda barındırırlar. Veriler disk sistemleri üzerinde depolanır ve işlenmek üzere belleğe transfer edilir. Günümüz teknolojik gelişmelerine bağlı olarak küçük boyutlarda milyarlarca verinin bir araya gelmesiyle oluşan ve adına "büyük veri" denilen veri yığını ilişkisel veri tabanlarıyla işlenmesi esnasında düşük başarımlara yol açarlar. Bu yüzden verileri bellekte işlenmek üzere organize eden NoSQL sistemlerin kullanımı kaçınılmaz olmuştur. Sosyal medya ve nesnelerin interneti uygulamalarından elde edilen veriler büyük veri olarak nitelendirilebilir. Günümüzde çok önem kazanan konulardan biri de verilerin analiz edilerek anlamlı bilgilerin çıkarımıdır. Özellikle veri analitiği çalışmaları için işlem zamanından kazanç sağlamak için ilişkisel veri tabanı sistemleri yerine NoSQL sistemlerin kullanımı kaçınılmaz olmaktadır. Mevcut verilerini ilişkisel veri tabanları üzerinde saklayan işletmelerin NoSQL'e geçişleri için verileri kayıpsız olarak taşımaları gereklidir. Bu çalışmada, ilişkisel veri tabanı sistemlerinden NoSQL sistemlere veri göçü için kullanılan yöntemler ele alınmış, veritabanı tablosundaki yabancı anahtar sayısına bağlı bir yöntem önerilmiştir. Python dili kullanılarak geliştirilen bir yazılımla, önerilen yöntemle kayıpsız veri göçü gerçekleştirilebildiği görülmüştür.
İşitme engelli bireylerin eğitimi için sesi titreşime dönüştüren sistem tasarımı ve uygulaması
İşitmenin insan hayatında çok önemli bir rolü vardır. İşitme kaybı olan insanların iletişim, insanlar ile diyalog ve zekâ gelişimi konularında eksiklikleri vardır. Bu sorunun giderilmesi için geçmişten günümüze çeşitli öğretim yöntem ve materyalleri kullanılmıştır. Bu bağlamda kullanılan yardımcı dinleme cihazları, telekomünikasyon cihazları, konuşmayı metne çeviren cihazlar, uyarı cihazları gibi teknolojik araçlar ve materyallerin öğrenmeyi kolaylaştırdığı bilimsel araştırmalarla kanıtlanmıştır. Bu çalışma kapsamında mikrokontrolcülü bir ses algılama, eşleştirme ve titreşim üretme sistemi tasarlanmıştır. Tasarımı yapılan cihaz ile beynin duyma ile öğrenmesinin yerine hissetme ile öğrenmesi amaçlanmıştır. Cihaz, dışarıdan gelen sesleri analiz ederek veri tabanında kayıtlı olan sesler ile eşleştirmekte, eşleşen ses içinde yer alan harf dizisini üretmekte ve her bir harf için kişinin üzerinde bulunan giysideki farklı konumdaki titreşim motorunu çalıştırmaktadır. Okuma yazma bilen sağlıklı bir birey öncelikli olarak cihazın kullanımı konusunda eğitilmiş sonra günlük hayatta sık karşılaşacağı ifadeleri içeren seslerin vücut tarafından algılanması için eğitim çalışması yapılmıştır. Yapılan test sonucunda ise bireyin kelimeleri tanıma oranı %85 olarak ölçülmüştür. Anahtar sözcükler: Giyilebilir teknoloji, Ses tanıma, Sesi Titreşime Dönüştürme, Titreşimle Kavramları Algılama.
Video görüntüleri üzerinde FPGA ile gerçek zamanlı yüz eşleştirme
Güvenlik sistemlerinin gelişmesiyle kimlik tanımayı ve doğrulamayı sağlayan biyometrik sistemlerin günümüzde kullanımı yaygınlaşmıştır. Biyometrik doğrulama yöntemlerinden biri olan yüz tanıma, günümüzde en çok tercih edilenlerden biri olmuştur. Bu çalışmada geleneksel yüz tanıma sistemleri (YTS) yöntemlerinde kullanılan Özyüzler, Fisheryüzleri ve Yerel İkili Örüntü tanıma algoritmaları incelenmiştir. İncelenen algoritmalarda aynı anda yapılması gereken işlem sayısı fazla olmasından dolayı zaman verimliliğinin düştüğü anlaşılmıştır. Bu çalışmada yaygın kullanılan bilgisayar işlemcilerinin performansının düşük kaldığı aynı andaki çoklu işlemlerin hesaplanması için donanım tabanlı hızlandırılmış yeni bir yüz eşleştirme sistemi gerçekleştirilmiştir. Önerilen donanım tabanlı algoritma için Xilinx Artix-7 serisinden FPGA içeren Nexys 4 DDR kartı kullanılarak analiz işlemleri yapılmıştır. Önerilen yöntemin zaman kazancının 5.7 kat daha hızlı olduğu gösterilmiştir. İyileştirilen Yerel İkili Örüntü yöntemi modüler bir yapıda esnek olarak tasarlandığı için daha gelişmiş özellikteki FPGA kartlarında da uygulanabilir olduğu görülmüştür. Sistem, ORL veri seti kullanılarak test edilmiştir. Geliştirilen yöntemin günlük hayatta kullanımına ilişkin iki örnek üzerinde uygulaması yapılmış ve geçerli sonuçlar alınmıştır.
Göç eden kuşlar optimizasyon algoritması ve akıllı su damlaları optimizasyon algoritması verimlilik analizi
Literatürde birçok arama ve optimizasyon algoritması bulunmaktadır. Ancak tüm arama ve optimizasyon problemleri için en iyi sonucu veren algoritma henüz tasarlanmadı. Bu çalışmada doğadan esinlenerek geliştirilmiş iki algoritma olan Göç Eden Kuşlar Optimizasyon Algoritması ve Akıllı Su Damlaları Optimizasyon Algoritması kullanılarak verimlilik analizi yapılmıştır. Göç Eden Kuşlar Optimizasyon Algoritması, tabiattaki göçmen kuş sürülerinin davranışlarından esinlenerek önerilmiş bir metasezgisel algoritmadır. Bazı optimizasyon probleminin çözümünde en iyi sonucu verdiği yapılan çalışmalar ile kanıtlanmıştır. Göç Eden Kuşlar incelendiğinde "V" şeklinde hareket ettikleri tespit edilmiştir. Kuşların bu hareketi onlara kaynaktan hedefe doğru giden yolda daha az enerji harcamaları ve hedefe daha kısa sürede varmalarını sağlamaktadır. Akıllı Su Damlaları Optimizasyon Algoritması doğal bir nehirdeki su damlalarının kaynaktan hedefe giderlerken her zaman daha kısa bir yol bulduğunu gözlemlenerek gerçekleştirilmiş bir algoritmadır. Nehirler, denizler gibi doğal su kaynakları incelendiğinde su damlalarının kaynaktan hedefe giden yolda her zaman daha kolay yolu (toprak miktarı diğer yollardan az olan bir yol) seçtikleri görülmüştür. Su damlaları sıfır olmayan bir hıza sahiptirler ve üzerlerinde toprak taşırlar. Literatürde metasezgisel algoritmalar ve metasezgisel olmayan algoritmalar bulunmaktadır. Bu çalışmada metasezgisel algoritmalardan olan Göç Eden Kuşlar Optimizasyon Algoritmasındaki adımlarda rastgele seçimli olan adımları, rastgele olarak değil, literatürdeki metasezgisel algoritmalardan olan Akıllı Su Damlaları Optimizasyon Algoritması ile belirleyip problem çözme verimliliğini iyileştirmek hedeflenmiştir. Bu amacın gerçekleştiğini göstermek için örnek problemler üzerinde çözümler uygulanıp karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.