Theses supervised by Prof. Dr. Rukuye Aylaz

17 theses · İnönü University

DoctorateOpen AccessTR

COVID-19 sürecinde kemoterapi alan hastalarda müziğin ağrı ve kaygı düzeyine etkisi

Amaç: Bu araştırma COVID-19 sürecinde kemoterapi alan hastalarda müziğin ağrı ve kaygı düzeylerine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Araştırma ön test- son test kontrol gruplu gerçek deneme modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evreni Turgut Özal Tıp Merkezi Onkoloji polikliniğine kayıtlı kemoterapi tedavisi gören yetişkin hastalardan oluşmaktadır. Araştırmanın örneklemi 45 deney grubu, 47 kontrol grubu olmak üzere 92 hastadan oluşmuştur. Veriler araştırmacı tarafından Mart 2020- Temmuz 2020 tarihleri arasında, katılımcıların kemoterapi aldıkları gün içerisinde telefonlarına gönderilen linkler aracılığıyla Google Formlar ile toplanmıştır. Ön test sonrası deney grubundaki hastalara önceden belirlenmiş olan makamlardan tercih ettiği türdeki müzik en az 20 dakika olmak üzere tek seansta dinletilmiştir. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Bulgular: Deney grubundaki son test DKÖ (53.11±4.77), VAS (3.44±2.53) ve SKÖ (2.24±0.80) ölçeklerinden alınan puan ortalamalarının, ön test ölçüm verilerine (DKÖ:54.26±4.26; VAS:4.22±2.41; SKÖ:2.58±1.05) göre istatistiksel olarak önemli düzeyde azaldıkları saptanmıştır (p<0.05). Kontrol grubundaki hastaların ön test ile son test puan ortalamaları arasında istatistiksel düzeyde önemli bir fark saptanmamıştır. Sonuç: COVID-19 sürecinde kemoterapi alan hastalarda müzik uygulamalarının hastaların ağrı ve kaygı düzeylerini azalttığı görülmüştür. Ağrı ve anksiyete semptomlarının yönetiminde müzik uygulamalarının kullanılması önerilebilir.

AnksiyeteAğrıCOVID 19+5
Gülsüm Yetiş Koca
İnönü University · Institute of Health Sciences
2021
00
DoctorateOpen AccessTR

Engelli bireyin ebeveynlerine sağlığı geliştirme modeline göre uygulanan danışmanlık hizmetinin bakım yükü ve yaşam kalitesine etkisi

Amaç: Bu araştırma, engelli bireyin ebeveynlerine sağlığı geliştirme modeline göre uygulanan danışmanlık hizmetinin bakım yükü ve yaşam kalitesine etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma ön test son test kontrol gruplu deneysel modeli kullanılarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini, Muş ilinde bulunan Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde 515 ebeveyn oluşturmaktadır. Örneklemi ise bu Merkezlerden randomize olarak seçilen 55 deney, 55 kontrol grubu 110 ebeveyn oluşturmuştur. Araştırmada veriler Ocak-Eylül 2021 tarihleri arasında Katılımcı Tanıtım Formu, Zarit Bakıcı Yükü Ölçeği ve SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Deney grubundaki ebeveynlere araştırmacı tarafından sağlığı geliştirme modeline göre danışmanlık hizmeti verilmiştir. Deney ve kontrol grubuna ön testten 4 hafta sonra formlar uygulanarak son test verileri elde edilmiştir. Verilerin analizinde; sayı, ortalama, bağımlı gruplarda t testi, yüzdelik, ki-kare, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Zarit Bakım Yükü Ölçeği son test toplam puan ortalamaları deney grubunun 51.16±7.05, kontrol grubunun ise 65.94±12.51, SF-36 Yaşam Kalitesi Ölçeği tüm alt boyut puan ortalamaları deney grubunda artmış, kontrol grubunda ise önemli bir fark olmamıştır. Grupların son test puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p<0.05). Sonuç: Engelli bireyin ebeveynlerine sağlığı geliştirme modeline göre uygulanan danışmanlık, ebeveynlerin bakım yükünü düşürdüğü ve yaşam kalitesini artırdığı saptandı. Anahtar kelimeler: Engelli bireyin ebeveynleri, sağlığı geliştirme modeli, danışmanlık hizmeti, bakım yükü, yaşam kalitesi, hemşirelik

Bakım verenlerBakım verme yüküEngelli kişiler+4
Mehmet Uçar
İnönü University · Institute of Health Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların sağlık algısı ile serviks kanserini erken tanılamaya yönelik tutumları arasındaki ilişkinin belirlenmesi

Amaç: Bu araştırma; Kadınların Sağlık Algısı ile Serviks Kanserini Erken Tanılamaya Yönelik Tutumları Arasındaki İlişkinin Belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Bingöl il merkezindeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine bir yılda başvuran 5400 kadın oluşturmaktadır. Örneklemi ise güç analizi ile %95 güven aralığında 0.05 yanılgı düzeyinde 0.95 evreni temsil gücüyle 358 kadın oluşturmuştur. Araştırmacının gayretiyle 400 kadına ulaşılmıştır. Verilerin toplanmasında Tanıtıcı Özellikler Formu, Sağlık Algısı Ölçeği (SAÖ) ve Servikal Kanserin Erken Tanısına İlişkin Tutum Ölçeği (SKETTÖ) kullanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde bağımsız gruplarda t testi, Mann-Whitney U testi, varyans analizi, Kruskal Wallis testi, pearson korelasyon analizi kullanılmıştır. Bulgular: SKETTÖ algılanan duyarlılık ve algılanan yarar alt boyutları ile SAÖ ve tüm alt boyutlarının toplam puan ortalaması arasında pozitif, SKETTÖ algılanan engel alt boyutu ile SAÖ ve kontrol merkezi ve kesinlik alt boyutları toplam puanı arasında negatif, SKETTÖ algılanan ciddiyet alt boyutu ile SAÖ sağlığın önemi ve öz farkındalık alt boyutu arasında pozitif, kesinlik alt boyutu toplam puanı arasında negatif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir ilişkinin olduğu bulunmuştur (p<0.05). Sonuç: Engel algısı ile SAÖ arasındaki negatif ilişki serviks kanseri erken tanı davranışlarının gerçekleştirilmesini olumsuz yönde etkileyebilirken, duyarlılık ve yarar algısı ile SAÖ arasındaki pozitif ilişki bu davranışların gerçekleştirilmesini olumlu yönde etkileyebilir. Anahtar Kelimeler: Kadın, Sağlık Algısı, Serviks Kanseri

AlgıErken teşhisKadınlar+5
Zelal Kaya
İnönü University · Institute of Health Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelere verilen duygusal zeka farkındalık eğitimi'nin girişimcilik ve inovasyon eğilimleri üzerine etkisi

Amaç: Bu çalışma, hemşirelere verilen duygusal zeka farkındalık eğitiminin, girişimcilik ve inovasyon eğilimleri üzerine etkisini ortaya çıkarabilmek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metod: Bu araştırma "Ön-Test Son-Test Kontrol Gruplu Deneysel Çalışma" olarak yapılmıştır. Çalışma Malatya il merkezinde bulunan İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi'nde 15.06.2021 ile 30.12.2022 tarihleri arasında yürütülmüştür. Çalışmanın örneklemi basit olasılıklı örnekleme yöntemi ile belirlenen, 11'i deney ve 15'i kontrol grubu, toplam 26 hemşireden oluşmuştur. Verilerin toplanmasında, Kişisel bilgi formu, ŞDZÖ, GPBE ve BYÖ kullanılmıştır. Anket ve ölçekler ile elde edilen sürekli değişkenlerin tanımlayıcı istatistikleri verilerin dağılımına bağlı olarak; ortalama, sayı ve yüzde, bağımlı gruplarda t-testi (paired t-test), Wilcoxon signe drank testi, bağımsız gruplarda t-testi (Student's t-test), Mann Whitney U testi kullanılmıştır. Bulgular: Çalışma sonucunda deney grubunda yer alan hemşirelerin ŞDZÖ, GPBE ve BYÖ'den aldıkları ortalama puanın kontrol grubuna göre artış gösterdiği saptanmıştır. Deney grubunun öntest-sontest ŞDZÖ ve GPBE'de meydana gelen puan artışı, istatistiki olarak önemli bulunmamıştır (p˃0.05). Ancak GPBE'nin "Girişimci motivasyonu" boyutunda belirlenen ortalama puan artışının istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir (p=0.024).BYÖ' den alınan ortalama puan artışının istatistiksel olarak önemli olduğu (p=0.026), ölçeğin "Değişime direnç" alt boyutunda ki değişimin ise ileri düzeyde önemli olduğu belirlenmiştir (p=0.007). Ayrıca, duygusal zeka ile girişimcilik ve inovasyon eğilimi arasında pozitif yönlü önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Sonuç: Duygusal Zeka Farkındalık Eğitimi, hemşirelerin girişimcilik motivasyonlarını ve yenilikçilik eğilimlerini arttırmıştır. Bu sonuçlar ışığında öğrenci hemşirelerin, üniversite eğitimi sürecinde ders müfredatında, çalışan hemşirelerin ise hizmet içi eğitimlerinde duygusal zeka farkındalığına yönelik çalışmaların yapılması önerilir. Anahtar kelimeler: Duygusal zeka, Girişimcilik, Hemşirelik, İnovasyon.

Duygusal zekaGirişimcilikHemşireler+4
Mehtap Alaman
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu olan bireylerde transteoretik model temelli motivasyonel görüşmenin öz yeterlilik ve inanç algılarına etkisi

Amaç: Bu araştırma madde kullanım bozukluğu olan bireylerde transteoretik model temelli motivasyonel görüşmenin öz yeterlilik ve inanç algısına etkisini belirlemektir. Materyal Metot: Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneme modeli olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Şırnak kent merkezi Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde ve Cizre Denetimli Serbestlik Müdürlüğünde hakkında adli mercilerce madde kullandığı tespit edilen bireylerle yapıldı. Araştırma Aralık 2021-Ocak 2023 tarihleri arasında yapıldı. Araştırmaya 23'ü deney, 23'ü kontrol grubu olmak üzere toplam 46 yükümlü katıldı. Deney grubunda bulunan kişilere transteoretik model temelli motivasyonel görüşme programı uygulandı. Verilerin toplanmasında, Sosyo-demografik Özellikler Soru Formu, Öz-Etkililik-Yeterlilik Ölçeği ve Madde Kullanımına Yönelik İnanç Ölçeği kullanıldı. Bulgular: Deney grubundaki bireylerin %69.6'sının 18-35 arası yaş grubu arasında, %95.7'sinin erkektir. Kontrol grubu incelendiğinde ise; gruptaki bireylerin %82.6'sı 18-35 arası yaş grubunda olduğu, %95.7'sinin erkektir. Deney grubundaki bireylerin öz-yeterlilik toplam puan ortalamasının girişim öncesi 83.39±13.13 iken, girişim sonrası 91.43±11.17 anlamlı yükseliş göstererek aralarında istatiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur (p˂0.05). Deney grubundaki bireylere uygulanan transteoretik model temelli motivasyonel görüşme sonrası; Madde Kullanımına Yönelik İnanç Ölçeği ön test toplam puan ortalamaları 42.30±22.42 iken, son test puan ortalamaları 25.52±7.56 anlamlı düşüş göstererek aralarında istatiksel olarak önemli bir fark bulunmuştur (p<.0.05). Sonuç: Transteoretik model temelli motivasyonel görüşme yönteminin madde kullanım bozukluğu olan bireylerde öz-yeterliliklerinin artmasında ve maddeyi bırakmaya yönelik inançları artırmada etkili olduğu saptandı. Denetim serbestlik kapsamındaki yükümlü bireylerle görüşme yapılırken motivasyonel görüşme programlarının yer alması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Hemşire, İnanç, Madde kullanımına bağlı bozukluk, Motivasyonel görüşme, Öz-yeterlilik

Madde kullanım bozukluklarıMotivasyonel görüşmeNarkotik bağımlılığı+3
Hüseyin Çapuk
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

COVİD-19 sürecinde 65 yaş üzeri kişilerin anksiyete düzeyi ile ölüm kaygısı arasındaki ilişkinin değerlendirilmesi

Amaç: Bu araştırma, Covid-19 sürecinde 65 yaş üstü bireylerin anksiyete ve ölüm kaygısı arasındaki ilişkiyi değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Araştırma, tanımlayıcı ve ilişki arayıcı türde yapılmıştır. Çalışmanın evrenini, bir yıl boyunca Şehit Esra Köse Başaran Devlet Hastanesine başvuran 65 yaş üstü bireyler oluşturmuştur. Örneklem hesaplaması için yapılan güç analiziyle %5 kabul edilebilir hata, %95 güven aralığı baz alındığında, en az 255 kişi olarak belirlenmiş olup toplam 256 bireye ulaşılmıştır. Veriler Tanıtıcı Özellikler Formu, Geriatrik Anksiyete Ölçeği (GAÖ), Ölüm Kaygısı Ölçeği (ÖKÖ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analiz hesaplamasında yüzde, ortalama, ortanca, standart sapma; veri özelliklerine göre Mann Whitney U Testi, Kruskal-Wallis H Testi, Dunn Testi; Kolmogorov-Smirnov normal dağılım testi; ölçek puanlarının birbiri arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinde Spearman's rho Korelasyon Katsayısı kullanılmıştır. Önem düzeyi p<0.05 baz alınmıştır. Bulgular: Katılımcıların GAÖ puanı ortalama değeri 20.77, ÖKÖ puanı ortalama değeri ise 30.84 olarak saptanmış olup orta seviyede ölüm kaygısına sahip oldukları belirlenmiştir. Yaş ile ÖKÖ ve GAÖ genel puanı arasında istatistiksel açıdan önemli pozitif yönlü zayıf bir ilişki saptanmıştır (p<0.001). Çalışmaya katılanların yaş ortalaması 71.86 olarak bulunmuştur. ÖKÖ genel ve GAÖ genel puanları arasında istatistiksel açıdan önemli pozitif yönlü yüksek bir ilişki saptanmıştır (p<0.001). ÖKÖ'nin alt boyutları ile GAÖ genel puanları arasında önemli pozitif yönlü yüksek bir ilişki belirlenmiştir (p<0.001). Sonuç: Covid-19 sürecinde 65 yaş üzeri bireylerin anksiyete düzeyleri arttıkça ölüm kaygısının da arttığı belirlenmiştir. Aynı zamanda yaş arttıkça bireylerin ölüm kaygısının ve anksiyete seviyesinin arttığı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Anksiyete, Covid-19, Ölüm Kaygısı

AnksiyeteCOVID 19Geriatri+4
Seval Dural
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ergenlerin ebeveynleri tarafından maruz kaldığı duygusal istismar ile sosyal medya bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi

Amaç: Ergenlerin Ebeveynleri Tarafından Maruz Kaldığı Duygusal İstismar ile Sosyal Medya Bağımlılığı Arasındaki İlişkinin İncelenmesi amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma kesitsel olarak yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Malatya İli Yeşilyurt ilçe merkezinde bulunan liselerden kura yöntemiyle seçilen beş lisede Ekim 2021 ile Mart 2023 tarihleri arasında yürütülmüştür. 13-18 yaşları arasında 428 ergen katılmıştır. Veriler; tanıtıcı özellikler formu, Ergenler için Algılanan Duygusal İstismar Ölçeği ve Ergenlerde Sosyal Medya Bağımlılığı Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde (SPSS) 26.0 paket programı, değerlendirilmesinde normallik varsayımı Kolmogorov- Smirnov, Shapiro- Wilk testleri, mann-Whitney U testi, Kruskal Wallis testi, Dunn- Bonferroni çoklu karşılaştırma testi kullanılmıştır ve Sperman Brown korelasyon katsayısı hesaplanması için kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmada algılanan duygusal istismar–Anne formu düzeyinde (57.85±19.14) toplam puan, algılanan duygusal istismar–Baba formu düzeyinde (56.98±20.09) toplam puan, sosyal medya bağımlılık düzeyinde ise (5.68±2.40) toplam puan değeri elde edilmiştir. Ayrıca sosyal medya bağımlılığı ile anneden algılanan şiddetli ret, Gizli ret, Gerçekçi olmayan beklentiler, aşağılama alt boyutları ve toplam duygusal istismar puanları arasında negatif yönde, Kabul saygı alt boyutu ile pozitif yönde istatistiksel olarak önemli (p<0.05) ilişkiler saptanmıştır. Sosyal medya bağımlılığı ile babadan algılanan şiddetli ret, gizli ret, gerçekçi olmayan beklentiler, aşağılama alt boyutları ve toplam duygusal istismar puanları ile arasında negatif yönde, kabul saygı alt boyutu ile pozitif yönde istatistiksel olarak (p<0.05) önemli ilişkiler saptanmıştır. Sonuç: Bu çalışmada ergenlerin ebeveynleri tarafından maruz kaldığı duygusal istismar ile sosyal medya bağımlılık düzeyleri arasında şiddetli ret, gizli ret, gerçekçi olmayan beklentiler, aşağılama ve kabul/saygı alt boyutlarında istismar arttıkça sosyal medya bağımlılığı azalıyor olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler: Algılanan Duygusal İstismar, Ergen, Halk Sağlığı Hemşireliği, Sosyal Medya Bağımlılığı.

Ana-babaDuygusal istismarErgenler+3
Şule Şeyma Deniz
İnönü University · Institute of Health Sciences
2023
11
DoctorateOpen AccessTR

Kronik obstrüktif akciğer hastalarına sağlığı geliştirme modeline göre verilen hemşirelik bakımında yaşamın anlamı ve özbakım gücünün değerlendirilmesi

Amaç: Araştırma, kronik obstrüktif akciğer hastalarına sağlığı geliştirme modeline göre verilen hemşirelik bakımında yaşamın anlamı ve özbakım gücünü değerlendirmek amacıyla yapıldı. Materyal Metot: Bu araştırma, tam deneysel desen olan Solomon Dört Grup Model olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini Kilis Devlet Hastanesi ve Gaziantep Dr. Ersin Aslan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Polikliniğinde KOAH tanısı konulan yetişkin hastalar oluşturdu. Araştırmanın örneklemi power analizi ile belirlendi ve 1. Deney grubuna 40, 2. Deney grubuna 40, 1. Kontrol grubuna 40 ve 2. Kontrol grubuna 40 KOAH'lı hasta basit rastgele örnekleme yöntemi ile gruplara atandı. Veriler Haziran 2018–Şubat 2019 tarihleri arasında toplandı. Verilerin elde edilmesinde Tanıtıcı Bilgi Formu, Yaşam Tutum Profili Ölçeği ve Özbakım Gücü Ölçeği kullanıldı. Deney gruplarındaki hastaların evlerinde araştırmacı tarafından Sağlığı Geliştirme Modeline göre 2 haftada bir 3 kez hemşirelik bakım uygulandı. Verilerin analizinde sayı, yüzde, ortalama, standart sapma, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi, ki-kare ve ANOVA kullanıldı. Bulgular: Deney 1 grubundaki hastaların Özbakım Gücü Ölçeği son test puan ortalaması 112.70±29.0; Yaşam Tutum Profili Ölçeği son test puan ortalaması 156.37±13.5 olarak saptandı. Kontrol 1 grubundaki hastaların Özbakım Gücü Ölçeği son test puan ortalaması 81.35±17.7, Yaşam Tutum Profili Ölçeği son test puan ortalaması 120.50±31.9 olarak saptandı. Gruplar arasındaki son test puan ortalamaları arasında farkın önemli olduğu saptandı (p<0.05).

Akciğer hastalıklarıAkciğer hastalıkları-obstrüktifHalk sağlığı+7
Fatma Karasu
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Madde kullanım bozukluğu olan bireylere öz-yeterlilik kuramına göre verilen farkındalık temelli eğitimin öz-yeterlilik algısına etkisi

Amaç: Madde kullanım bozukluğu olan bireylere öz-yeterlilik kuramına göre verilen farkındalık temelli eğitimin öz-yeterlilik algısına etkisini belirlemektir. Materyal Metot: Araştırma ön test-son test kontrol gruplu deneme modeli olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini Turgut Özal Tıp Merkezi madde bağımlılığı polikliniğinde ve Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Ahmet Şireci Madde Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Merkezinde madde bağımlılığı tanısı almış bireyler oluşturdu. Araştırma Ocak 2018-Mayıs 2019 tarihleri arasında yapıldı. Çalışmaya 56'sı deney, 56'sı kontrol grubu olmak üzere toplam 112 hasta katıldı. Etik onay alındıktan sonra çalışmaya başlandı. Deney grubu hastalarına bilinçli farkındalık terapisi uygulandı. Verilerin toplanmasında, Sosyo-demografik Özellikler Soru Formu ile Öz-Etkililik-Yeterlilik ölçeği kullanıldı. Bulgular: Deney grubundaki hastaların öz-yeterlilik toplam puan ortalamasının girişim öncesi 76.50±12.62 iken, girişim sonrası 85.50±14.95'e yükseldiği görüldü. Puan ortalamaları arasında önemli bir fark vardır. Deney ve kontrol grupları kendi aralarında karşılaştırıldığında da yine gruplar arasında önemli bir fark olduğu saptandı. Sonuç: Deney grubuna yapılan girişim sonrası öz-yeterlilik basamaklarından birinde gruplar arasında önemli bir fark olmadığı, ancak diğer üç faktör ve toplam puan ortalamaları arasında önemli fark olduğu saptandı. Anahtar kelimeler: Farkındalık, hemşire, kuram, madde kullanım bozukluğu, öz-yeterlilik

BağımlılıkFarkındalıkHasta eğitimi+4
Berna Bayır
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Şizofreni hastalarında kabul ve kararlılık terapisi temelli ve motivasyonel görüşme destekli danışmanlığının işlevsel iyileşme ve motivasyon düzeylerine etkisi

Amaç: Bu araştırma, şizofreni tanılı bireylerde KKT temelli ve MG destekli danışmanlığının işlevsel iyileşme ve motivasyon düzeylerine etkisini tespit etmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Materyal Metot: Araştırma ön test- son test kontrol gruplu yarı deneme modeli ile nitel yöntemlerin de yer aldığı karma modelde bir araştırma olarak yürütüldü. Araştırmanın başlangıcında güç analizi yapıldı ve araştırma 36 deney, 51 kontrol olmak üzere toplamda 87 hasta ile yürütüldü. Veriler Eylül 2018- Mayıs 2019 tarihleri arasında toplanmış ve verilerin elde edilmesinde Hasta Tanıtım Formu, ŞİLÖ ve ŞHTİMBF kullanıldı. Deney grubundaki hastalara araştırmacı tarafından Malatya'daki TRSM'lerde 8 oturumluk grup danışmanlığı programı uygulandı. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmadı. Nicel verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, ki-kare, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi kullanılırken, nitel verilerin analizinde içerik analizi kullanıldı. Bulgular: Deney grubu hastalarında son test ŞİLÖ alt boyut ve toplam puan ortalamalarının kontrol grubuna göre artış gösterdiği ve puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p<0.05). Deney grubu hastaların ön test ve son test ŞİLÖ alt boyut ve toplam puan ortalamaları arasındaki farkın istatistiksel olarak önemli olduğu belirlendi (p<0.05). Yapılan içerik analizi sonucunda hastaların ilaç tedavisine uyumlarını motive eden üç ana tema ve 10 kategori geliştirildi. Deney grubundaki hastalar kontrol grubuna kıyasla, günlük yaşam aktivitelerine ve sosyal ilişkilere katılabilmek, hastalığı kabul, yan etkilere rağmen yaşamdan memnuniyet ve değer odaklı yaşam sürmek gibi alanlarda bilinçli tedavi motivasyonunu elde ettiklerini ifade ettiler. Sonuç: KKT temelli ve MG destekli danışmanlık, şizofreni hastalarının işlevsel iyileşme ve motivasyon düzeylerini artırmada etkili olmuştur. Anahtar kelimeler: Grup danışmanlığı, hemşirelik, işlevsel iyileşme, kabul ve kararlılık terapisi, motivasyonel görüşme, şizofreni.

DanışmanlıkKabul ve kararlılık terapisiMotivasyon+3
Erman Yıldız
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Sağlığı geliştirme modeline göre verilen egzersiz eğitiminin menopoz dönemindeki semptomlar üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma, sağlığı geliştirme modeline göre verilen egzersiz eğitiminin menopoz dönemindeki semptomlar üzerine etkisini belirlemek amacıyla planlanmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma ön test son test kontrol gruplu deneme modeli olarak tasarlanmıştır. Araştırmanın evrenini Adıyaman ilinde bulunan 6 ve 16 nolu Aile Sağlığı Merkezlerine kayıtlı 45-60 yaş arası menopoz döneminde olan ve il merkezinde yaşayan 781 kadın oluşturmaktadır. Örneklemi ise Aile Sağlığı Merkezlerinden randomize olarak seçilen 78 deney, 78 kontrol grubu 156 kadın oluşturmuştur. Araştırmada veriler Ocak-Temmuz 2018 tarihleri arasında Kişisel Bilgi Formu, Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği ve Sağlıklı Yaşam Biçim Davranışları Ölçeği-I kullanılarak toplanmıştır. Deney grubundaki kadınların evlerine gidilerek araştırmacı tarafından sağlığı geliştirme modeline göre 60 dakikalık egzersiz eğitimi verilmiştir. Eğitimden 1 ay sonra hatırlatıcı eğitim verilmiştir. Kontrol grubuna araştırma bittikten sonra egzersiz eğitimi verilmiştir. Deney ve kontrol grubuna ön testten 12 hafta sonra veri toplama formları uygulanarak son test verileri elde edilmiştir. Verilerin analizinde; sayı, ortalama, bağımlı gruplarda t testi, yüzdelik, ki-kare, bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Menopoz Semptomları Değerlendirme Ölçeği son test toplam puan ortalamaları deney grubunun 28.8±2.8, kontrol grubunun ise 37.3±2.8, Sağlıklı Yaşam Biçim Davranışları Ölçeği-I son test toplam puan ortalamaları deney grubunun 123.7±9.1, kontrol grubunun ise 87.5±8.3 olduğu saptanmıştır. Gruplar arasında puan ortalamaları farkının istatistiksel olarak önemli olduğu saptanmıştır (p=0.000). Sonuç: Menopoz semptomları yaşayan deney grubundaki kadınlara sağlığı geliştirme modeline göre verilen egzersiz eğitiminin menopoz dönemindeki semptomları azalttığı saptanmıştır. Anahtar kelimeler: Menopoz, egzersiz eğitimi, sağlığı geliştirme modeli, hemşirelik, menopozal semptomlar

Belirti ve semptomlarEgzersizHalk sağlığı hemşireliği+5
Filiz Polat
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Beslenme davranış bozukluğu olan bireylerde çözüm odaklı yaklaşım temelli grup danışmanlığının kaygı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışlarına etkisi

Amaç: Bu araştırma beslenme davranış bozukluğu olan bireylerde çözüm odaklı yaklaşım temelli grup danışmanlığının kaygı ve sağlıklı yaşam biçimi davranışına etkisini belirlemek amacıyla yürütüldü. Materyal ve Metot: Araştırma ön test- son test deneysel randomize kontrollü desen olarak Mayıs 2018- Temmuz 2019 tarihlerinde uygulandı. Araştırmanın evrenini Malatya Yaşam ve Spor Merkezinde diyetisyene başvuran 619 yetişkin birey oluşturdu. Bireyler olasılıklı örnekleme yöntemlerinden basit rastgele örnekleme yöntemi ile örneklem grubuna seçildi, randomize olarak sıralandı. Deney grubunda toplam 31 kişi, kontrol grubunda 45 kişi ile araştırma tamamlandı. Araştırmada tanıtıcı bilgi formu, SYBD ölçeği ve sürekli kaygı envanteri kullanıldı. Sekiz hafta, sekiz oturum olan her bir oturumu yaklaşık 90 dk süren ÇÖY danışmanlığı verildi. Bulgular: Deney grubundaki bireylerin son test puan ortalaması; sürekli kaygı envanteri 40.45±9.22, SYBD ölçeğin 153.09±23.17 olarak belirlendi. Kontrol grubundaki bireylerin son test puan ortalaması; kaygı envanteri 46.73±8.83, SYBD ölçeği 125.11±20.21 olarak saptandı ve iki grup arasında istatistiksel olarak fark bulundu. Girişim sonrası sürekli kaygı envanterinde azalma belirlenirken, SYBD ve alt boyutlarında artış görüldü (p<.001). İlaveten deney grubundaki bireylerin ağırlık ortalamaları, beden kitle indeksleri düşmüştür, haftalık egzersiz yapma saatleri de yükselmiştir (p<.001). Sonuç: Beslenme davranış bozukluğu olan bireylere uygulanan ÇÖY danışmanlığı, kişilerin kaygısını azaltmış ve sağlıklı yaşam biçim davranışlarını artırmıştır. Anahtar Kelimeler: Beslenme, Beslenme Bozukluğu, Çözüm Odaklı Yaklaşım, Sağlıklı Yaşam Biçim Davranışı, Kaygı

AnksiyeteBeslenmeBeslenme bozuklukları+7
Hilal Yıldırım
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Madde bağımlılarında bilişsel davranışçı temelli grup danışmanlığının madde kullanımına ilişkin inanç ve dürtüselliğe etkisi

Amaç: Bu araştırma, madde bağımlılarında bilişsel davranışçı temelli grup danışmanlığının madde kullanımına ilişkin inanç ve dürtüselliğe etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal Metot: Bu araştırma öntest-sontest kontrol gruplu gerçek deneme modelinde yapılmıştır. Araştırmanın evrenini Turgut Özal Tıp Merkezi Alkol ve Madde Bağımlılığı Araştırma, Tedavi ve Eğitim Merkezi (AMATEM) ve Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Ahmet Şireci AMATEM biriminde tedavi gören yetişkin hastalar oluşturmuştur. Araştırma Eylül 2018 ve Nisan 2019 tarihleri arasında yapılmıştır. Araştırmanın örneklemini ise; yapılan güç analizi ile çift yönlü önem düzeyinde 0.6 büyüklüğünde %5 yanılgı düzeyi ile belirlenen %95 güven aralığında, evreni % 95 temsil gücüyle tespit edilen ve randomize örnekleme yöntemiyle seçilen 51 deney, 63 kontrol grubundan olmak üzere 114 hasta oluşturmuştur. Verilerin elde edilmesinde Kişisel Bilgi Formu, Madde Kullanımına Yönelik İnanç Ölçeği ve Barratt Dürtüsellik Ölçeği kullanılmıştır. Deney grubundaki hastalara araştırmacı tarafından Turgut Özal Tıp Merkezi AMATEM biriminde 8 oturumluk grup danışmanlığı programı uygulanmıştır. Kontrol grubundaki hastalara herhangi bir girişim uygulanmamıştır. Verilerin analizinde sayı, yüzdelik, ortalama, standart sapma, bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmanın deney grubunu oluşturan katılımcıların %78.4'ü 18-35 yaş aralığında olup %92.2'si erkektir. Kontrol grubu katılımcılarının ise %71.4'ü 18-35 yaş aralığında olup %96.8'i erkektir. Deney grubundaki hastalara uygulanan grup danışmanlığı sonrası; Madde Kullanımına Yönelik İnanç Ölçeği son test toplam puan ortalaması 31.76±13.15, kontrol grubundaki hastalarda 56.38±25.16 tespit edilmiştir. Madde Kullanımına Yönelik İnanç Ölçeği son test puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p˂0.05). Barratt Dürtüsellik Ölçeği son test puan ortalaması deney grubundaki hastalarda 54.43±10.34 kontrol grubundaki hastalarda 83.77±13.41 tespit edilmiştir. Barratt Dürtüsellik Ölçeği son test puan ortalamaları arasındaki fark istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p˂0.05). Sonuç: Bilişsel davranışçı temelli grup danışmanlığının madde bağımlılarının madde kullanımlarına yönelik olumsuz inanç ve dürtüsel davranma düzeyini azaltmada etkili bulunmuştur. AMATEM'lerde grup danışmanlığı programlarının klasik tedavi içinde yer alması önerilebilir. Anahtar kelimeler: Bilişsel davranışçı, dürtüsellik, grup danışmanlığı, inanç, madde bağımlılığı.

Bilişsel davranış terapileriBilişsel davranışlarDanışmanlık+3
Gülsen Kılınç
İnönü University · Institute of Health Sciences
2019
00
DoctorateOpen AccessTR

Nedensel yükleme kuramı doğrultusunda verilen eğitimin hemşirelerin kariyer engelleri ve nedensel yüklemeleri üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma, Hemşirelikte Kariyer Engelleri Ölçeği (HKEÖ)'nin geliştirilmesi ve hemşirelere Nedensel Yükleme Kuramı doğrultusunda verilen eğitimin hemşirelerin kariyer engelleri ve nedensel yüklemeleri üzerine etkisinin belirlenmesi amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: İki aşamada gerçekleştirilen çalışmada birinci aşamada metodolojik, ikinci aşamada öntest sontest kontrollü gerçek deneme modeli olarak yapıldı. Araştırmanın evrenini, Sivas il merkezinde bulunan devlet ve üniversite hastanesinde çalışan 1500 hemşire oluşturdu. Araştırmanın birinci aşaması HKEÖ'nin geliştirilmesi sürecinde 1055 hemşireye ulaşıldı. İkinci aşamada, basit rastgele olasılıklı örnekleme yöntemi ile 75 hemşire deney, 100 hemşire ise kontrol grubuna alındı. Deney grubundaki hemşirelere Nedensel Yükleme Kuramı doğrultusunda hazırlanan, Hemşirelikte Kariyer Engelleri ve Nedensel Boyutları eğitim programı bir ay ara ile iki kez uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmadı. Veriler Mart 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında Tanıtıcı Özellikler Formu, HKEÖ ve Nedensel Boyutlar Ölçeği II (NBÖ II) kullanılarak toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde, geçerlik-güvenirlik analizleri ile tanımlayıcı istatistikler ile ki-kare analizi, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve cronbach alpha katsayısı kullanıldı. Bulgular: HKEÖ'nin Cronbach Alfa katsayı 0.94'tür ve ölçek beş alt boyuttan oluşmaktadır. Son teste göre deney grubunda NBÖ II'nin puan ortalaması 61.37±14.775, HKEÖ'nün puan ortalaması 85.63±16.502; son teste göre kontrol grubunda NBÖ II'nin puan ortalaması 57.47±14.228, HKEÖ'nin puan ortalaması 87.44±13.460'dır. Deney grubu ve kontrol grubu sontest puan ortalamasının gruplar arası karşılaştırılmasında; NBÖ II ve HKEÖ puan ortalaması yönünden gruplar arasındaki puan ortalaması arasındaki farkın önemli olduğu belirlendi (p<0.05). Sonuç: HKEÖ'nin yüksek geçerliliğe sahip olduğu belirlendi. Nedensel Yükleme Kuramı'na göre verilen eğitimin, hemşirelerin algıladıkları kariyer engellerinin nedensel boyutlarının belirlenmesinde ve kariyer engellerine yönelik tutarlı nedensel yüklemeler yapmalarında etkili olduğu belirlendi. Anahtar Kelimeler: Eğitim, hemşire, nedensel yükleme, nedensel yükleme kuramı, kariyer, kariyer engelleri.

Akademik kariyerHastane hemşireleriHemşirelik+7
Necmettin İşci
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
10
DoctorateOpen AccessTR

Hemşirelik öğrencilerine verilen kariyer danışmanlığının kariyer kararsızlığı ve kariyer karar verme yetkinliği üzerine etkisi

Amaç: Bu araştırma, hemşirelik öğrencilerine verilen kariyer danışmanlığının kariyer kararsızlığı ve kariyer karar verme yetkinliği üzerine etkisini belirlemek amacıyla yapıldı. Materyal ve Metot: Öntest-sontest kontrol gruplu deneme modeli olarak yapılan araştırmanın evrenini, 2018-2019 eğitim-öğretim yılında İnönü Üniversitesi Hemşirelik Fakültesi birinci ve ikinci öğretim son sınıfta öğrenim gören 350 hemşirelik öğrencisi oluşturdu. Araştırmanın örneklemine, basit rastgele örnekleme yöntemi ile 70 hemşirelik öğrencisi deney, 70 hemşirelik öğrencisi ise kontrol grubuna alındı. Araştırma, 60 deney, 60 kontrol grubu olmak üzere 120 hemşirelik öğrencisi ile tamamlandı. Deney grubundaki hemşirelik öğrencilerine Kariyer Grup Danışmanlığı Programı beş oturumda birer hafta aralıklarla uygulandı. Deney grubundaki öğrencilere bütün oturumların bitiminden üç ay sonra Kariyer Grup Danışmanlığı güçlendirme oturumu yapıldı. Kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmadı. Araştırma verileri Kasım 2018-Haziran 2019 tarihleri arasında, Sosyo-Demografik Özellikler Bilgi Formu, Kariyer Kararı Ölçeği ve Kariyer Kararı Verme Yetkinliği Ölçeği ile toplandı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistikler ki-kare analizi, bağımlı gruplarda t testi, bağımsız gruplarda t testi ve Cronbach Alpha katsayısı kullanıldı. Bulgular: Deney grubunun son testine göre Kariyer Karar Ölçeği puan ortalaması 65.37±12.57, Kariyer Kararı Verme Yetkinliği Ölçeği puanı ortalaması 160.19±23.12; kontrol grubunun Kariyer Kararı Ölçeği puan ortalaması 83.16±12.77, Kariyer Kararı Verme Yetkinliği Ölçeği puan ortalaması ise 148.85±24.74'dir. Deney grubu ve kontrol grubu sontest puan ortalamaları gruplar arası karşılaştırılmasında; Kariyer Kararı Ölçeği ve Kariyer Kararı Verme Yetkinliği Ölçeği puan ortalamaları bakımından gruplar arasındaki farkın önemli olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Hemşirelik son sınıf öğrencilerine verilen kariyer grup danışmanlığı programının kariyer kararsızlığının azaltılmasında ve kariyer karar verme yetkinliği düzeyinin artırılmasında etkili olduğu belirlendi. Hemşirelik öğrencilerine üniversite öğrenimleri sürecinde kariyer danışmanlığının verilmesi önerilir. Anahtar Kelimeler: Hemşirelik, kariyer, kariyer danışmanlığı, kariyer kararsızlığı, kariyer kararı verme yetkinliği.

Akademik danışmanlıkHemşirelik eğitimiKariyer danışmanlığı+6
Fuat Kahraman
İnönü University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Hemşire adaylarında gönüllü meslek seçimi ile tükenmişlik düzeyi arasındaki ilişki

Hemşire Adaylarında Gönüllü Meslek Seçimi ile Tükenmişlik Düzeyi İlişkisi Amaç: Bu araştırma hemşire adaylarında gönüllü meslek seçimine ilişkin tükenmişlik düzeyini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırama tanımlayıcı tipte bir araştırmadır. Araştırtmanın evrenini 2015-2016 eğitim öğretim yılı Siirt üniversitesi ve İnönü üniversitesin hemşirelik bölümü birinci ve ikinci öğretimlerinde okuyan son sınıf öğrencileri oluşturdu. Araştırma Kasım 2015 – Ekim 2018 tarihleri arasında yürütüldü. Araştırmada örneklem seçimine gidilmeyip evrenin tamamı olan 383 öğrenciye ulaşılmak hedeflendi ve 359 kişiye ulaşıldı. Veri toplanmasında araştırmacı tarafından hazırlanan "Kişisel Bilgi Formu" ve Schaufeli ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve Türkçe uyarlaması Çapri, Gündüz ve Gökçakan tarafından yapılan "Maslach Tükenmişlik Envanteri Öğrenci Formu" kullanıldı. Araştırmadan elde edilen veriler SPSS 21.0 istatistik programı üzerinde, frekans ve yüzde dağılımı, aritmetik ortalama, varyans analizi(anova), t testi, kruskal-wallis ve Cronbach's alpha katsayısı kullanılarak değerlendirildi. Bulgular: Araştırmaya katılan öğrencilerin %46.8'i kız, %53.2'si erkektir. Öğrencilerin %63.2'si düz lise, %29.2'si Anadolu-fen lisesi, %5.6 teknik lise ve %1.9'u sağlık lisesi mezunudur. Öğrencilerin %51.8'i bölüme kendi tercihi ile, %31.8'i aile-arkadaş yönlendirmesi ile, %16.4'ü aile-arkadaş tercihi ile yerleşmiştir. Öğrencilerin büyük çoğunluğu (%66.3) hemşirelik mesleğini iş bulma kolaylığı sebebiyle tercih etmiştir. Araştırmanın tanımlayıcı verilerinden yaş ve lise türü ile tükenmişlik düzeyi arasında önemli bir ilişki olmadığı, cinsiyet ve ekonomik durum ile tükenmişlik düzeyi arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Öğrencilerin bölümü tercih etme sebebi ve tükenmişlik düzeyi arasında önemli bir ilişki olmadığı saptanmıştır (p<0,05). Gönüllü meslek seçimi, bölüm hakkında bilgi sahibi olma, bölümden duyulan memnuniyet, mesleğe devam etme isteği ve akademik kariyer yapma isteği ile tükenmişlik düzeyi arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır (p<0,05). Sonuç: Gönüllü meslek seçimi ile tükenmişlik düzeyi arasında önemli bir ilişki olduğu saptanmıştır. Bu araştırmanın sonuçlarına göre öğrencilerde gönüllü meslek seçiminin önemi konusunda farkındalığın artırılması ve aradaki ilişkinin boyutlarının netleşmesi için bu konudaki bilimsel çalışmalara ağırlık verilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Tükenmişlik, Hemşire adayı, Gönüllü meslek seçimi

HemşirelerHemşirelikHemşirelik araştırmaları+4
Veysel Alkın
İnönü University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Lohusalara verilen emzirme danışmanlığının emzirme başarısı ve emzirme öz yeterliliğine etkisi

Amaç: Bu çalışma lohusalara verilen emzirme danışmanlığının emzirme başarısı ve emzirme öz yeterliliğine etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Materyal ve Metot: Araştırma tek grup ön test-son test modeliyle, Şubat 2022 Aralık 2022 tarihleri arasında Kahramanmaraş Elbistan Devlet Hastanesi Kadın Doğum Servisi'nde yapılmıştır. Çalışmaya 98 lohusa alınmıştır. Lohusalara ön test olarak Sosyodemografik Bilgi Formu, Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği Kısa Formu ve LATCH Emzirme Tanılama Ölçeği uygulanmıştır. Katılımcılara 4-5 kişilik gruplar halinde toplamda 2 saat 2 oturum olmak üzere emzirme eğitimi verildikten sonra eğitim kitapçığı dağıtılmıştır. Son oturumun sonunda, lohusalara tekrardan Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği Kısa Formu ve LATCH-Emzirme Tanılama Ölçeği uygulanmıştır. Araştırma verilerinin değerlendirilmesinde SPSS 21 paket programından yararlanılanılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde, sayı, yüzde dağılımı ve aritmetik ortalamaları alınıp, Kolmogorov Smirnov testi yapıldıktan sonra normal dağılıma uyanlar için bağımlı gruplarda t testi ve Anova testi, normal dağılıma uymayanlar için Mann-Whitney U ve Kruskal-Wallis testi kullanılmıştır. Bulgular: Katılımcıların Emzirme Öz Yeterlilik Ölçeği Kısa Formu ön test puanı ortalama değeri 62.03±5.74, son test puanı ortalama değeri 68.97±1.18 olarak bulunmuştur. Son test puan ortalaması, ön test puan ortalamasından daha yüksek olduğu ve aralarında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). LATCH-Emzirme Tanılama Ölçeği ön test puanı ortalama değeri 8.74±1.50, son test puanı ortalama değeri 9.92±0.25 olarak bulunmuştur. LATCH-Emzirme Tanılama Ölçeği son test puan ortalaması, ön test puan ortalamasından daha yüksek olduğu ve aralarında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir (p<0.05). Sonuç: Lohusalara verilen emzirme danışmanlığının, emzirme başarısını ve emzirme öz yeterlilik algısını olumlu etkilediği saptanmıştır. Emzirme sürecini etkileyen anneye ve bebeğe ait özelliklerin belirlenip, sorunların giderilmesi için gerekli eğitimlerin verilmesi emzirme sürecini olumlu etkileyecektir. Anahtar Kelimeler: Emzirme başarısı, Emzirme danışmanlığı, Emzirme öz yeterliliği, Lohusa

Anne sütü
Kübra Nur Atalan
İnönü University · Institute of Health Sciences
2025
00

Other supervisors