Theses supervised by Prof. Dr. Salih Barışık
12 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University
Döviz gelirinin ulusal para arzı ve merkezi yönetim borcu üzerindeki etkisi: Türkiye örneği
Para arzı para politikası açısından önemli bir araçtır. Merkez bankaları para arzını (tedavüldeki para miktarını) değiştirerek politika hedeflerine ulaşmak istemektedir. Merkezi yönetimin borçlanması ise maliye politikası açısından önemli bir araçtır. Bir ülkenin net döviz geliri ise ülkeye giriş yapan net döviz tutarını ifade etmektedir. Bu çalışmanın iki amacı bulunmaktadır. Birinci amacı, Türkiye net döviz gelirinin ulusal para arzı üzerindeki etkisini ortaya koymaktır. Çalışmanın ikinci amacı ise Türkiye net döviz gelirinin merkezi yönetim borcu üzerindeki etkisini araştırmaktır. Bunların bilinmesi sağlıklı bir para ve maliye politikasının uygulanmasına katkı sağlayacaktır. Net döviz gelirinin hem ulusal para arzı hem de merkezi yönetim borcu üzerindeki etkisini ortaya koymak için Otoregresif Dağıtılmış Gecikme (ARDL) eşbütünleşme yaklaşımı kullanılmıştır. Çalışmanın ampirik bulgularına göre net döviz geliri gerek ulusal para arzı gerekse merkezi yönetim borcu üzerinde istatiksel olarak anlamlı ve negatif (zıt) yönlü bir etkiye sahiptir. Ampirik bulgulara göre net döviz gelirindeki %1'lik bir artış, M1 ulusal para arzını yaklaşık olarak %0,07 oranında azaltmaktadır. Net döviz gelirindeki %1'lik bir artış sonucunda merkezi yönetim borcu ise yaklaşık olarak %0,04 oranında azalmaktadır. Net döviz geliri ile ulusal para arzı arasındaki uzun dönem ilişkisindeki bir sapmanın yaklaşık olarak 2,8 ay sonra kapandığı görülmüştür. Net döviz geliri ile merkezi yönetim borcu arasındaki uzun dönem ilişkisindeki sapmanın ise yaklaşık olarak 18 ay sonra kapandığı saptanmıştır.
Türkiye'nin finansal yapısı ve mali baskınlığın finansal sisteme etkisi
Kamu politikalarının şekillenmesinde önemli bir kavram olan mali baskınlık düzeyi, finansal sistemin hem bütünsel yapısı hem de göstergeleri için temel belirleyici etkenlerden biridir. Maliye politikalarının, ekonominin karar ve pratiklerinde yol açtığı etkileri ifade eden mali baskınlık, devletin ekonomik dinamikler içinde kendine açtığı alanın genişliği olarak ifade edilmektedir. Finansal sistem ve mali baskınlık altında belirlenmiş kamu politikaları arasında kurulacak ilişki ile iktisadi yapının birçok temel dinamiği yeniden şekillenmek durumunda kalacaktır. Çalışma öz olarak finansal sistemin farklı kısımlarını temsil eden ekonomik yapılarla, kamu borçlanmasının neden olduğu mali baskınlık arasındaki nedensellik bağının varlığını ve bu nedenselliğin yön ve etkilerini araştırmayı amaçlamaktadır. Çalışmanın zaman aralığı 2002:1-2020:2 arası çeyreklik dönem verilerini kapsamaktadır. İlk olarak durağanlık sınaması yapmak için; geleneksel birim kök testleri ve Lee-Strazicich iki kırılmalı birim kök testi uygulanmıştır. Ardından varyans analizi ve etki-tepki fonksiyonlarına yer verilerek nedensellik sınamasına geçilmiştir. Toda-Yamamoto ve Bootstrapa dayalı Hacker-Hatemi J ve Balcılar vd. Bootstrap Kayan Pencere nedensellik testleri yapılmıştır. Son olarak Johansen koentegrasyon testi ve Hatemi-J ve Irandoust saklı eşbütünleşme testi uygulanarak ampirik kısım tamamlanmıştır. Çalışmanın analiz sonuçlarına göre; mali baskınlıkta olan değişimlerin, %27'lik kısmının dolar serisi üzerinden olması ve dolar serisinin mali baskınlık ile nedensellik bağı kurması, mali baskınlığın ekonomiyi kur risklerine açık ve kırılgan hale getirdiğine işaret etmektedir. Nedensellik testlerine göre; borsa değişkeni hariç diğer tüm değişkenlerle nedensellik bağı kurmuş olan mali baskınlığın, son on yıldır borsa endeksleri üzerinde herhangi bir etki yaratmadığı saptanmıştır. Bu durum istikrarlı finansal sistem için sermaye piyasalarının önemini ortaya çıkarmaktadır. Etki-tepki fonksiyonları ve eşbütünleşme test sonuçlarına göre uzun dönemli ilişki saptanmış, Türk ekonomisinde oluşan mali baskınlığın salt borç yapısı ile değil, finansal sistem ile bütünsel olarak karşılıklı ilişkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Mali Baskınlık, Toda-Yamamoto ve Bootstrapa Dayalı Hacker-Hatemi J, Balcılar vd. Bootstrap Kayan Pencere, Etki-Tepki Fonksiyonları
Ekonomik kriz (COVID-19): Seçilmiş ülke örneği üzerindeki etkileri ve çözümleri
The study dealt with the theoretical and historical nature of the economic crises that occur within the capitalist system, with an emphasis on the causes, effects and treatments for each of them. Then the study touched on the most important developments at the international economic and political level from the last quarter of the twentieth century to the first two decades of the third millennium, highlighting a detailed analysis of the economic crisis (Covid-19) with all its causes, effects and treatments, whether at the global level or on a sample of countries that included 6 economies, including two developed (the United States of America and France) and two emerging economies (Turkey and Brazil) with two oil economies (Saudi Arabia and Iraq). The study ended with a set of conclusions and suggestions.
Türkiye için optimal para alanları
Nobel İktisat ödüllü iktisatçı R. Mundell 1961 yılında yayınlamış olduğu çalışmasında ülkelerin tam istihdam, ödemeler dengesi ve fiyat istikrarı hedeflerini en düşük maliyetle oluşturabilecekleri alanı optimal para sahası olarak tanımlamaktadır. Özellikle 1980 ve sonrası dönemde hızlanan küreselleşme sonucu artan uluslararası rekabet, ülkeleri bir takım uluslararası birleşmeler veya ortak pazar oluşturma mecburiyetinde bırakmıştır. Uluslararası birleşmeler sayesinde hem mal piyasasında hem de faktör piyasasında düşük maliyetle hareketlilik sağlayabilmek, tam istihdam ve ödemeler bilançosu dengesinin sağlanması açısından önem arz etmektedir. Çalışmada Türkiye için hem faktör hareketliliğinin hem de mal piyasasında düşük maliyetlerle hareket edebileceği cari açık ve tam istihdam sorunlarının çözülmesinde pozitif katkı sağlayacak optimal para alanı oluşturabilecek ülkelerin araştırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma 1991-2019 yılları arası Reel GSYİH ve TÜFE veriler kullanılarak Yapısal Vektör Autoregresif Model SVAR yöntemiyle KEİ üyesi ülkelerin optimal para alanı oluşturup oluşturamayacaklarını incelemek amacıyla Etki-Tepki fonksiyonları oluşturulmuştur. Analiz aşamasında Ermenistan ve Ukrayna ülkelerinin eşbütünleşik çıkmadıkları için analiz dışı tutularak diğer on ülke bu çerçevede analiz edilmiştir. Analiz sonuçlarına göre halihazırda Avrupa Birliği üyesi ülkeler olan Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan sonuçları çok dalgalı ve on dönem boyunca şokların etkisi devam etmektedir. Diğer ülkeler Arnavutluk, Azerbaycan, Gürcistan, Moldova, Rusya, Sırbistan ve Türkiye'nin şoklara verdikleri tepkilerin volatiliteleri düşük ve şokların etkilerinin ortadan kalkma süresi 4-6 dönem arasında gerçekleşmektedir. Birlik içerisinde Türkiye, Gürcistan ve Arnavutluk'un bir çekirdek grup oluşturduklarını, şoklara verilen tepkilerin yüksek benzerlik taşıdığını, şokların ortadan kalma süresinin on dönem olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Geri kalan Azerbaycan, Rusya, Moldova ve Sırbistan'ın da ayrı bir grup oluşturduğunu, şokların ortadan kalkma süresinin yaklaşık 6 dönem olarak gerçekleştiği görülmektedir. Bu çerçevede KEİ ülkelerin parasal alan oluşturmalarının fayda sağlayabileceği kanaati oluşmuştur.
Azerbaycan'ın lojistik sorunları ve tarihi İpek Yolunun önemi
Tezde farklı araştırma yöntemleri kullanılmıştır. Örneğin: Gazete analizi, istatistiksel yöntemler, gözlem ve diğer yöntemler kullanılmıştır. Veri tabanı olarak lojistik ile ilgili kitap, makale, tez, lojistik merkezlerin web siteleri vb. Araştırmanın sınırlılıkları Azerbaycan dilindeki bilgi tabanının yetersiz düzeyde olmasıdır. Tez, Azerbaycan lojistik sektörünün zayıf yönlerini belirlemekte ve çözümler sunmaktadır. Bu önerilerin hayata geçirilmesi halinde lojistik sektöründeki sorunlar nispeten ortadan kalkacaktır. Çalışmanın temel amacı, Azerbaycan'daki mevcut lojistik durumunu analiz etmenin yanı sıra, Azerbaycan petrol ve gaz ürünlerinin dış pazarlara ulaşım mekanizmasını incelemektir. Bu amaç doğrultusunda, Petrol ve petrol ürünleri pazarındaki lojistik sistemleri analiz etmek, Modern kargo teslimat teknolojilerini, petrol ve petrol ürünleri pazarında uygulama olanaklarını incelemek, Terminal altyapısının geliştirilmesine yönelik önerilerde bulunmak, Petrol ve petrol ürünleri pazarındaki lojistik altyapıya ilişkin bilgi teknolojilerini gözden geçirmek ve bunları iyileştirme yollarında çalışmalar yapılması gerekmektedir. Azerbaycan'ın lojistik sektörü, elverişli coğrafi konumu nedeniyle istenilen düzeyde değildir. Ülkede kompakt hizmetler sunan lojistik merkezi bulunmamaktadır. 2016 Yılı Stratejik Yol Haritası bu konuları incelemektedir. Çalışmanın amacı doğrultusunda tez, Azerbaycan'da lojistik sektörünün ülkedeki durumunu inceleyerek çözüm önerileri sunmak ve lojistik sektörünü gelişimine katkı yapmaktır. Özellikle beklenen gelişmelerden biri lojistik sektörünün rekabet gücünü artırmaktır. Artan rekabet ihracat ve ithalat sürecini basitleştirecek, zaman kaybını azaltacak ve nihayetinde ülke ticaretini artıracaktır.
Yapısal reformların iktisadi, politik ve kurumsal belirleyicileri: OECD ülkeleri örneği
İktisadi büyüme ve verimliliği amaçlayan yapısal reform politikaları liberal iktisadi düzen paradigmasının 1980'lerin ilk yıllarıyla beraber tekrar popülerlik kazanmasıyla birçok ülkede uygulama alanı bulmuştur. Piyasa yanlısı reform politikalarının hangi durumlarda ortaya çıktığı konusunda iktisat literatüründe üzerinde fikir birliğine varılan bir teori veya deneysel bulgu henüz mevcut değildir. Bu çalışmada teoride ve uygulamada rastlanan bu problemin çözümüne katkı sağlamak için yapısal reform politikalarının gerekçeleri nitel ve nicel olmak üzere iki farklı yöntem yardımıyla açıklanmıştır. Bu doğrultuda çalışma boyunca 1996-2017 döneminde OECD ülkelerinin yapısal reform deneyimlerinin arkasındaki gerekçelerin tam olarak ortaya çıkarılması amaçlanmıştır. Bu amaca uygun bir şekilde, OECD ülkelerindeki yapısal reform politikalarının nedenleri sabit etkileri içeren panel veri modelleriyle ve vaka analizinin bir türü olan süreç izleme yaklaşımıyla açıklığa kavuşturulmuştur. Analiz sonuçlarına göre işsizlik oranlarındaki artışlar genel olarak reformların başlıca tetikleyicisi olmaktadır. Aynı zamanda piyasa kontrolleri arttıkça zamanla daha fazla reform yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte iktisadi faaliyetteki durgunluk ve reform ihtiyacı reform yanlısı mevzuat değişimleri için tek başına yeterli değildir. Bu gerçek ekonometrik analiz tarafından politik iş döngülerinin fırsatçı modelini yanlışlayan ve partizan modelini doğrulayan kanıtlar sunduğunda, vaka analizinde ise popülist hükümetlerin reform karşıtı uygulamaları tarafından açıklığa kavuşturulmaktadır. Halkın talepleri ve hükümeti meydana getiren partilerin reformlara karşı tutumunun reform sürecine olan etkileri farklı ekonometrik model tanımlamalarında ve süreç izleme yaklaşımının sunduğu kanıtlarda gün yüzüne çıkmaktadır. Güçlü hükümetler yapısal reform politikalarının ihtimalini artırmaktadır. Anahtar Kelimeler: Piyasa yanlısı reform, İktisadi krizler, Süreç izleme yaklaşımı, Politik iş döngüleri modeli.
Döviz kuru belirleme modelleri: Türkiye örneği
Ülkelerarası mal ve hizmet ticareti, sermaye akımları ve bunların yanısıra birçok makroekonomik değişken ulusal ve uluslararası piyasalarda işlem gören döviz kurlarının belirlenmesinde büyük bir öneme sahiptir. Makroekonomik değişkenlerden ulusal ve uluslararası piyasalarda bulunan para miktarının, merkez bankaları tarafından belirlenen faiz oranlarının, büyüme ve enflasyon oranlarının döviz kurlarını etkilediği görülmektedir. Literatürde döviz kurunun belirlenmesi ile ilgili geliştirilmiş birçok model bulunmaktadır. Çalışmanın amacı, döviz kurunun belirlenmesi ile ilgili geliştirilmiş modellerden hangisinin Türkiye için geçerli olduğunun araştırılmasıdır. Çalışmada Türkiye ekonomisi için döviz kuru belirleme modellerinden satınalma gücü paritesi modeli 2003:01 – 2021:10 dönemi, Mundell – Flemming modeli 2006:01 – 2021:09 dönemi, esnek fiyat varsayımı ile parasalcı modeli 2005:09 – 2021:05 dönemi, parasalcı hibrit model de 2006:01 – 2021:05 dönemi için analiz edilmiştir. Verilerin analizinde Fourier ARDL ve ARDL eşbütünleşme testleri kullanılmıştır. Analizler sonucunda reel değişkenlerin döviz kurunu çok etkilemediği, etkinliğin daha çok finansal sistemden kaynaklandığı, para arzındaki değişimin ve faiz oranının döviz kurunu etkilediği bulgusu elde edilmiştir. Döviz kurlarının geçmiş döneme ait döviz kuru değerlerinden etkilendiği görülmektedir. Parasalcı yaklaşımların döviz kuru değişimlerinin açıklanmasında daha açıklayıcı olduğu, hatta parasalcı hibrit modelin ise Türkiye için en yüksek açıklayıcılığa sahip olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Çalışma sonucunda döviz kurunun yapışkan olduğu bulgusu elde edilmiştir. Buradan hareketle, döviz kuru politikalarının belirlenmesi ve yürütülmesi esnasında şeffaflığın gözetilmesi ve Merkez Bankasına olan güvenin artırılması önerilebilir. Anahtar Kelimeler: Döviz Kuru, SGP, Para Teorisi, ARDL, Fourier ARDL
Gelişmekte olan ülkelerde reel döviz kuru ve dış ticaret hadleri ilişkisi: 2000-2016 örneği
Küreselleşen dünyada ülke ekonomilerinin önemli sorunlarının başında istikrarlı döviz kuru politikalarının seçimi ve bu politikaların uygulanması gelmektedir. Ülkelerin dış ticaret karakteristiğine göre uygun döviz kuru politikalarının belirlenmesi ve dış ticaret dengesi üzerindeki etkisinin ülkeler tarafından anlaşılması büyük önem taşımaktadır. Bu durum gelişmiş ekonomiler için dahi problem oluştururken gelişmekte olan ekonomiler için daha hayati bir öneme sahiptir. Zira gelişmekte olan ülkeler, ihracatlarını artırmaya yönelik politikalar uygularlarken, ihracat hacmini artırmak için birçok makro ekonomik değişkenleri de kontrol etmeye çalışmaktadırlar. Bu çalışmada, gelişmekte olan ülkelerdeki döviz kuru belirleyicilerinin, dış ticaret hadleri özelinde incelenmesi amaçlanmaktadır. Döviz kurlarının belirleyicileri üzerine yapılmış güncel çalışmalara bakıldığında, birçok farklı makroekonomik değişkenler kullanılarak modellemeler yapılmış, bu çalışmada ise Drine ve Rault'un 2004 yılında yaptıkları çalışmadaki modelleri temel alınmış ve gerekli uyumlaştırmalar yapılmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde reel döviz kuru belirleyicileri olarak dış ticaret hadleri ilişkisi inceleneceğinden, dış ticaret hadleri temel değişken, kişi başına düşen GSYİH, doğrudan yabancı yatırımlar ve kamu harcamaları değişkenleri kontrol değişkenleri olarak belirlenmiştir. Çalışmanın uygulama kısmında, Standard & Poor's tarafından belirlenen gelişmekte olan 21 ülkenin 2000-2016 yılları arasındaki döviz kurları ile dış ticaret hadleri ilişkisi panel veri analizi uygulanarak incelenmiştir. Bu ülkelere ait veriler korelasyon, yatay kesit bağımlılığı, homojenite ve birim kök testlerine tabi tutulduktan sonra eş bütünleşme ve nedensellik testleri ile sınanmıştır. Kısa dönemde, dış ticaret hadlerinin reel döviz kuru üzerinde etkisinin olduğu; uzun dönemde ise yalnızca dış ticaret hadlerinden değil, aynı zamanda kişi başına düşen GSYİH, doğrudan yabancı yatırımlar ve kamu harcamalarından da reel döviz kuruna doğru bir nedensellik ilişkisinin olduğu görülmüştür.
İktisadi kalkınmanın temel belirleyicilerinin kişi başına gayri safi yurtiçi hasıla üzerine etkisi: Eski Avrupa kolonileri örneği
ÖZET Ülkeler arasındaki derin gelir farklılıkların açıklanmasında Neoklasik modelin sermayenin marjinal veriminin sermayenin düşük seviyede olduğu az gelişmiş ülkelerde büyüme oranlarının diğer ülke gruplarına nazaran daha yüksek olacağı ve böylece az gelişmiş ülkelerin gelişmiş ülkelerin gelir düzeyine yakınlaşacağı öngörüsünün aksine yıllar içerisinde az gelişmiş ülkelerin sermaye yetersizliği kronik bir sorun olarak kalmıştır. Yüksek getiri sermaye sahiplerini az gelişmiş ülkelere yatırım yapmak için yeterince cezbetmemiştir. Bu sebeple az gelişmiş ülkelerde yüksek getirinin sermayeyi cezbetmeme konusu iktisatçılar tarafından özellikle son otuz yılda yoğun araştırma konusu olmuştur ve gelir farklılıklarının altında yatan daha derin sebepler üzerine odaklanılmıştır. Neden bazı ülkeler daha fazla beşeri ve fiziksel sermaye yatırımı yapıyorken, kaynaklarını daha verimli kullanıyorken diğerleri bunu başaramamıştır. Bu soruyu yanıtlamak için muhtemel açıklamalar coğrafi etmenler, ticaret ve entegrasyon, kurumsal faktörler ve kültürel belirleyiciler olmuştur. Her bir muhtemel açıklama seçilmiş ülke örnekleri için gelir farklılıklarını açıklamak açısından başarılıyken daha büyük ülke örneklemleri için hangisi veya hangileri ön plana çıkıyor, diğer muhtemel belirleyiciler kontrol edildiğinde hangisi veya hangileri anahtar bir rol üstleniyor sorularını yanıtlamak amacıyla çalışmada kurumsal nitelik, ticaret-entegrasyon ve kendine has durumundan dolayı Sahra-altı Afrika ülkeleri için araç değişkenler kullanıldığı iki aşamalı en küçük kareler (2AEKK) yönteminden yararlanılmıştır. Acemoğlu, Johnson ve Robinson (2001) tarafından oluşturulan eski Avrupa kolonilerindeki ölüm oranları kurumsal niteliği ölçmek için araç olarak kullanılmıştır. Avrupalılar yöreye özgü hastalıklardan korunabildikleri ölçüde kendilerine özgü kurumsal yapıyı inşa ettiler ve bunun 2015 yılı kişi başına gelir düzeyi üzerinde önemli bir etkisi olmuştur. Ticaret-entegrasyon için ise Frankel ve Romer (1999) tarafından çekim modeli esas alınarak oluşturulan ticarete açıklık tahminleri ticaret-entegrasyon düzeyini ölçmek için araç olarak kullanılmıştır. Sahra altı Afrika ülkeleri için ise Dünya Sağlık Örgütü'nün 2015 yılı Dünya Sıtma Hastalığı Raporu verileri kullanılarak oluşturulan sıtma endeksi değerleri kullanılmıştır. Bu zamana kadarki çalışmalar ya yalnızca kurumsal belirleyicilerin önemine odaklanmıştır veya coğrafyanın iktisadi gelişme üzerindeki biricikliğini ifade etmiştir. Çok az çalışma bu iki değişkenin ortak olarak iktisadi gelişme düzeyini belirlemede gerçekten önemli olduğunu ifade etmiştir. Çalışmada kullanılan iki aşamalı en küçük kareler modelinin (2AEKK) sonuçlarının da ortaya koyduğu gibi kurumsal nitelikteki 1 puanlık bir iyileşme kişi başına gelirde % 62'lik bir artışa neden olmuştur. Sahra Altı Afrika ülkelerinin kendine has coğrafyası ve bunun berberinde getirdiği olumsuzluklar ise bu ülkelerin dünyanın geri kalan ülkelerinin gelirlerinin yalnızca % 21'ine ulaşmasına neden olmuştur. Kurumsal belirleyiciler ve Sahra Altı Afrika ülkeleri için kukla değişken dahil edildiğinde diğer muhtemel belirleyiciler istatistiksel olarak anlamlı sonuçlara sahip değiller, hatta Sahra Altı Afrika ülkeleri betimlemek için kullanılan değişken dışındaki coğrafya değişkeni için negatif katsayı tahmini bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: İktisadi Kalkınma, Coğrafi Etmenler, Ticaret ve Entegrasyon, Kurumsal Faktörler, Sahra Altı Afrika
Bankacılık sektöründe internet bankacılığı uygulamalarının kullanıcılar tarafından değerlendirilmesine yönelik bir araştırma (Denizbank Fhg örneği)
İletişim ve teknolojideki gelişmeler sonucunda en çok etkilenen sektörlerden birisi de bankacılık olmuştur. Bankaların yüzyıllar boyunca işlevlerinde önemli bir değişiklik olmamıştır, ancak son yüzyıllar içerisinde iletişim ve teknolojideki gelişmelerle, bankalar toplumun gereksinimleri karşısında değişmeye başlamıştır. Bankaların karşıladığı bu gereksinimlerden rekabeti artıran teknoloji ise internet bankacılığıdır. Bankacılık sektöründe yaşanan yoğun rekabet ve artan tüketici talepleri bankaları, tüketiciye daha fazla hizmet sunmaya zorlamaktadır. Bu nedenle internet bankacılığı gerek tüketiciye gerekse bankalara sunduğu avantajlar nedeniyle ön plana çıkmaktadır. Bu araştırma, giderek artan internet bankacılığı kullanımının banka müşterileri ve çalışanları tarafından ne derecede, hangi hizmetlerde kullanıldığını, ayrıca memnuniyet kalitelerinin ne düzeyde olduğunu ortaya koyması açısından önem taşımaktadır. Bu araştırmada, bankacılık sektöründe önemli bir hizmet haline gelen internet bankacılığı uygulamalarının bilgi sunma hizmeti ve bankacılık işlemleri hizmeti yönünden kullanıcılar tarafından değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Araştırma, nicel araştırma yöntemi ile desenlenmiş ve ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır. Araştırmanın örneklemini, sistematik örnekleme yöntemiyle seçilen, Erzincan Denizbank şubelerinde internet bankacılığını kullanan kullanıcılar ve banka çalışanlarından 255 kişi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak, İşler (2015) tarafından geliştirilen ve araştırmaya uyarlanan internet bankacılığı kullanımına ilişkin ölçek kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Ver. 22.0) programına yüklenerek analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgulara dayalı olarak, internet bankacılığı kullanımı yaş aralığının daha çok genç nüfus olduğu; hesaplarla ilgili bilgi alma, havale yapma ve EFT'nin en çok yapılan işlemler olduğu; katılımcıların Denizbank internet bankacılığı bilgi sunma hizmetlerinden ve bankacılık işlemleri hizmetinden memnun olduğu; bilgi sunma hizmeti ve bankacılık hizmetleri işlemleri yönünden eğitim düzeyine göre anlamlı çıkan farklılıklara bakıldığında internet bankacılığı kullanımının eğitimle ilişkili olduğu tespit edilmiştir.
Bir osmanlı sanayi teşebbüsü olarak Tokat kalhanesi (1840-1920)
Madenler, ülke ekonomileri için yarattıkları doğal kaynaklar nedeni ile önemlidirler. Fakat madenlerden çıkan cevherler sanayide kullanılmak için bazı işlemlerden geçmek zorundadırlar. Bu işlemlerin başında da, cevherlerin saflaştırılması gelmektedir. Özellikle metal cevherler çoğunlukla madenlerden çıkartıldıklarında bünyelerinde birden fazla metal barındırmaktadırlar. Sanayide kullanılmak üzere çıkartılan cevherlerin içindeki metaller birbirinden ayırılmalı ve saf hale getirilmelidir. Saflaştırma işlemi Osmanlı Devleti'nde Kalhane adı verilen tesislerde yapılmaktaydı. Yapılan saflaştırma işlemleri günümüzde de devam etmekte fakat gelişen teknoloji ile süreçleri farklılık göstermektedir. Osmanlı Devleti'nde saflaştırma işlemlerinin yapıldığı kalhaneler birçok alanda faaliyet yürütmüşlerdir. Kalhanelerin faaliyet yürüttükleri alanlar, askeri anlamda barut yapımında kullanılan güherçile saflaştırması ve askeri silah ve teçhizatta kullanılan bakır için yapılan saflaştırma işlemleridir. İktisadi alanda ise darphanenin para basmak için kullandığı altın, gümüş ve bakır için yapılan saflaştırma işlemleridir. Sanayide kullanılan bu değerli metallerin kullanılabilir birer ara mal haline getirilmesini sağlayan kalhaneler üretim çarkının önemli birer parçası olmuşlardır. Osmanlı Devleti bünyesinde birçok kalhane işletilmiştir. Bunlar genellikle barutun hammaddesini sağlamak üzere güherçile kalhaneleri ve hem darphanenin hem de ticarette kullanılan bakır için bakır kalhaneleridir. Bu çalışma bakır saflaştırma işinde uzmanlaşmış ve aktif bir bakır madeni olmamasına rağmen asırlarca ayakta kalmayı başarmış Anadolu topraklarındaki bir kalhaneyi incelemektedir. Bu kalhane Tokat Kalhanesi 'dir. Tokat Kalhanesi Osmanlı Devleti'nin Anadolu topraklarında yer alan sanayi tesisidir. Tokat Kalhanesi Ergani Maden-i Hümâyûnu Emanet'ine bağlı olan ve özellikle Ergani Madeni'nden çıkan bakırların darphaneye, bakır tüccarlarına ve Tokat bakırcı esnafına saflaştırılarak teminini sağlayan önemli bir sanayi tesisidir. İstanbul'da tophane, tersane ve darphanenin bakır ihtiyacını karşılaması bakımından hem askeri hem de iktisadi anlamda önemli bir tesistir. Bu çalışma Avrupa'da başlayan ve hızla etkisini tüm dünyada göstermeye başlayan Sanayi Devrimi ve Osmanlı Devleti'nin ilan ettiği Tanzimat Fermanı'nın etkileri sonucunda Anadolu'da var olan bir tesisin işletilmesini ve üretimini incelemektedir. Bu bağlamda Tokat Kalhanesi'nin yarattığı üretim ve istihdam gücü incelenmiştir. Tokat Kalhanesi'nin yaptığı üretim ve bu üretim sonucunda elde ettiği saf bakırın İstanbul'a ve tüccar ve bakırcı esnafına dağılımı tablolar halinde sunulmaya çalışılmıştır. Tokat Kalhanesi'ne madenlerden gelen ham bakır için ve Samsun İskelesine gönderilen saf bakır için gerekli olan nakliye safhaları incelenerek ulaşımın maliyetleri ortaya çıkartılmıştır. Tokat Kalhanesi'nin yarattığı istihdam ise hem bünyesinde çalışan personel hem de dolaylı olarak kalhaneye dışarıdan yapılan işler sonucu oluşan istihdam potansiyeli ve etkileri incelenmiştir. Kalhanede çalışan işgücünün aldıkları maaşlar tespit edilerek uzman işgücünün almış olduğu maaşlardaki farklılıklar ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır.
Mali baskınlık ve mali baskınlıkta demografik unsurların etkileşim analizi: BRICT ülkeleri
Devletin en temel görevi toplumdaki bireylerin kamusal ihtiyaçlarını karşılamaktır. Devlet toplumun ihtiyaçlarını karşılarken ilk olarak bireylerin ihtiyaçlarını belirleyip planlamalar yaparak elindeki kaynakları etkin ve verimli bir şekilde kullanıp bir takım harcamalar yapmaktadır. Bu harcamaları yaparken sadece bireylerin kişisel ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp toplumun bütünsel olarak kalkınmasını, toplumsal refah seviyesini yükseltmeyi ve ekonomik gelişimini sağlamayı hedeflemektedir. Devlet ekonomik görevlerini yerine getirirken sağlık, savunma, eğitim, sosyal güvenlik gibi kalemlere kaynaklarını ayırmaktadır. Kamu harcamalarında GSYİH'daki artıştan daha fazla oranlarda artış olması mali baskınlığa sebep olmaktadır. Mali baskınlık kavramı bir ülkenin ekonomik performansının önemli göstergelerinden biri olması nedeniyle önem arz etmektedir. Çalışmada nüfus, coğrafi alan, piyasa büyüklüğü ve ekonomik büyüme hızları açısından benzer niteliklere sahip BRICT ülkelerinde cari açık, dış borç stoku, GSYİH'daki büyüme oranı, devlet tarafından yapılan eğitim harcamaları, askeri harcamalar ve sağlık harcamalarının Panel VAR analizi ile mali baskınlık üzerindeki etkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. 2000-2017 dönemine ait Dünya Bankası Ekonomik Göstergeler Veritabanından alınan yıllık verilerle yapılan Dumitrescu Hurlin panel nedensellik testi sonucunda %10 anlam düzeyinde sağlık harcamalarının GSYİH'ya oranından devletin yaptığı eğitim harcamalarının GSYİH'ya; sağlık harcamalarının GSYİH'ya oranından askeri harcamaların GSYİH'ya oranına doğru tek yönlü bir nedensellik ilişkisinin olduğu saptanmıştır. Bununla birlikte mali baskınlıkta yaşanılan bir değişimi açıklamada kendisi dışında en fazla etkiyi gösteren kısa ve uzun dönemde askeri harcamaların GSYİH'ya oranı olduğu tespit edilmiştir. Askeri harcamaları sırasıyla dış borçlar, GSYİH büyüme oranı, devlet tarafından yapılan eğitim harcamaları ve sağlık harcamaları takip etmektedir.