Theses supervised by Prof. Dr. Süheyla Türkyılmaz

10 theses · Aydın Adnan Menderes University

Master'sOpen AccessTR

Broylerden izole edilen escherichia coli'lerin önemli virulans genlerinin ve antibiyotik direncinin incelenmesi

Kanatlı patojenik Escherichia coli (APEC)'nin neden olduğu kolibasilozis, E. coli'nin konakçıda yapışmasını ve çoğalmasını teşvik eden spesifik genler tarafından kodlanan virülens faktörleri bulunduğunda meydana gelir. Bu çalışmada, broyler iç organlarından elde edilen APEC izolatlarında sideroforları (iucD, iroN, iutA), toksinleri (astA, vatA, hlyF), adezinleri (papC, tsh), serum direncini (iss, ompT) ve kolisini (colV) kodlayan virülens gen (VG) varlığı polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile ve izolatların antibiyotik dirençlerinin disk difüzyon yöntemi ile incelenmesi amaçlandı. En az beş VG taşıyan izolatlar klinik APEC (cAPEC) daha az VG taşıyanlar potansiyel APEC (pAPEC) ve en az üç veya daha fazla antimikrobiyal madde sınıfına dirençli olanlar çoklu antibiyotiğe dirençli (MDR) olarak değerlendirildi. cAPEC ve pAPEC arasındaki VG sıklığını karşılaştırmak için Ki-Kare (χ2) testi kullanıldı ve χ2 testinde P≤0.05 anlamlı olarak kabul edildi. Yüz yetmiş üç broylerden 140 (%80,1) APEC izole edildi. Çalışmanın sonunda 140 izolattan 86'sının (%61,4) cAPEC, 54'ünün (% 38,6) pAPEC olduğu ve bu izolatların 47 virülans genotipi taşıyordığı saptandı. iss (%78.6), iutA (%75.7), iroN (%68.6), hylF (%61.4), ompT (%60.0) genleri en yüksek oranda tespit edilen genlerdi. Araştırılan diğer genler ise; iucD (%40.0), tsh (%27.1), colV (%25.7), papC (%21.4), vatA (%8.6), astA (%4.3) daha düşük sıklıklarda saptandı. χ2 testi, tüm virülans genlerinin cAPEC ve pAPEC suşları arasındaki dağılımının önemli olduğunu gösterdi. Tüm izolatların, amoksisilin, trimetoprim sülfametoksazol, amoksisilin klavulanik asit ve siprofloksasine karşı yüksek düzeyde direnç gösterdiği bulundu. Birden fazla demir taşıma sistemine sahip olmanın APEC sağkalımı üzerinde önemli bir rol oynadığı, virülans genlerinin PZR yöntemiyle incelenmesinin patojenite testi yapmaktan daha pratik olduğu ve virülans genotiplerinin karakterize edildiği VG bazlı teşhis yöntemlerinin geliştirilmesinin gelecekteki aşı çalışmaları için faydalı olabileceği sonucuna varıldı.

AntibiyotiklerEscherichia coliEtlik piliç+4
Ayhan İlçebaylık
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Marmara bölgesinde ruminant abortlarında chlamydia abortus'un real time PCR ile teşhisi ve multilokus VNTR analizi ile genotiplendirilmesi

Chlamydia abortus insanlarda ve birçok hayvan türünde hastalığa sebep olan Gram negatif, zorunlu hücre içi, zoonoz bir bakteridir. C. abortus'un ruminantlarda sebep olduğu enzootik abort hastalığı hemen hemen tüm dünyada yaygın olarak görülmektedir. Ülkemizde C. abortus'un, abortif etkenler içerisindeki yerini gösterecek geniş çapta bir çalışma yapılmamış olmakla birlikte; etkenin genotipleriyle ilgili yayınlanmış herhangi bir veri de bulunmamaktadır. Bu çalışmanın amacı, Marmara Bölgesi'ndeki ruminant abortlarında C. abortus'un teşhisini yapmak ve etkenin genotiplerini belirleyerek bu anlamda ulusal ilk epidemiyolojik veriyi elde etmektir. Bu amaçla 12 ilden 267'si sığır, 380'i koyun, 70'i keçi, 13'ü mandaya ait toplam 730 abort materyali (fötal iç organlar, cenin mide sıvısı, plasenta, kotiledon, vaginal sıvap) C. abortus yönünden incelendi. Çalışmada, abort materyalinden, düşük tespit limitine sahip, tür spesifik Real Time Polimeraz Zincir Reaksiyonu (PCR) metodu ile etken DNA'sı araştırıldı. Pozitif sonuçlara ait DNA'lar Multilocus Variable Number Tandem Repeat (VNTR) Analysis (MLVA) yöntemi ile genotiplendirildi. 730 materyalden 87 (%11.9) tanesi C. abortus yönünden pozitif bulundu. Pozitiflik oranları keçilerde %21.4, koyunlarda %16.6, mandalarda %7.7 ve sığırlarda %3 olarak tespit edildi. Genotiplendirme sonucunda hâkim genotip MLVA genotip 2 (%93.1) olarak bulundu ve genotip 3, 4, ve 5 ile birlikte toplam 4 farklı genotipin enfeksiyonlarda rol aldığı görüldü. Bu çalışma ile ülkemizde ilk kez C. abortus'un genotiplendirilmesi yapılırken; bir manda fetusunda C. abortus tespit edildi. Ayrıca Marmara Bölgesi'nde C. abortus'un özellikle küçük ruminant abortlarının önemli bir kısmından sorumlu olduğu belirlendi. Etkenin zoonotik olması ve yaygın görülmesi sebebi ile ulusal strateji planı hazırlanmasının gerekliliği ve yurdumuzda diğer bölgelerde yapılacak benzer çalışmaların da etkenin yaygınlığının ve genotiplerinin ulusal çapta belirlenmesine katkı sağlayacağı sonucuna varıldı.

Abortus-veteriner hekimlikGenotipKlamidofila abortus+4
Mehmet Engin Malal
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Laktik asit bakterileri ve hücresiz süpernatantlarının yara enfeksiyonlarına yol açan önemli patojenlere karşı potansiyel probiyotik etkilerinin araştırılması

Probiyotik laktik asit bakterileri, savunma hücre üretimini stimüle ederek yara iyileşmesine yardımcı olabilir ve pek çok patojen bakteriye karşı antimikrobiyal ve antibiyofilm etkinlik gösterebilirler. Bu çalışmada çeşitli fermente süt ürünlerinden izole edilen 12 laktik asit bakteri aktif kültür ve hücresiz süpertantların, Pseudomonas aeruginosa ve Staphylococcus aureus' a karşı antimikrobiyal etkilerinin, ayrıca hücresiz süpernatantların patojenlerin biyofilm oluşturmalarını inhibe edici ve oluşturulan biyofilmleri yıkıcı etkilerinin değerlendirilmesi amaçlandı. Aktif kültürler agar spot, hücresiz süpernatantlar ise agar kuyu difüzyon yöntemiyle değerlendirildi. Biyofilm deneyleri için ise, kantitatif mikrodilüsyon plak yöntemi kullanıldı. İzolatların 16S rRNA PZR analizleriyle: Pediococcus parvulus (%8.3, 1/12), Lactobacillus paracasei (%16.7, 2/12), Leuconostoc mesenteroides (%16.7, 2/12), Lactobacillus coryniformis (%8.3, 1/12), Lactobacillus reuteri (%16.7, 2/12), Lactobacillus rhamnosus (%8.3, 1/12), Lactobacillus alimentarius (%8.3, 1/12), Lactobacillus delbrueckii (%8.3, 1/12) ve Lactococcus lactis (%8.3, 1/12) türleri olduğu belirlendi. İzolatların antibiyotik duyarlılık profilleri E-test yöntemi ile değerlendirildi ve seçili antibiyotiklere karşı duyarlı olduğu tespit edildi. Antimikrobiyal aktivite bulgularına göre; L. delbrueckii subsp. bulgaricus suş ND04 ve L. mesenteroides subsp. mesenteroides suş CAU4374 aktif kültür ve hücresiz süpernatantlarının (HS-72) patojen bakteriler içerisinden yalnızca P. aeruginosa suşlarına gösterdikleri inhibisyon etkilerin benzer oldukları değerlendirildi. Hücresiz süpernatantlar ile ayrı ayrı yapılan üç uygulama içerisinden, her bir patojen için en yüksek biyofilm inhibisyon oranı belirlendi. Buna göre HS-72'nin patojen ile beraber inkübasyonu sonucunda: P. aeruginosa ATCC 15692 ve P. aeruginosa ATCC 27853 için sırasıyla %96.0 ve %95.7 (L. lactis suş IL6288), S. aureus ATCC 35556 için %94.2 (L. reuteri suş SKB1241) ve S. aureus ATCC 6538 için %96.2 (L. paracasei suş RV-M192) kaydedilen en yüksek inhibisyon oranlarıdır. İnhibisyon etkilerin antimikrobiyal aktivite deneylerinde organik asitlerden, biyofilm deneylerinde ise, süpernatantlardaki diğer inhibitör maddelerden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. P. aeruginosa ve S. aureus'un oluşturdukları biyofilmlerin, kronik yaraların tedavisinde karşılaşılan önemli bir problem olduğu göz önüne alındığında, bu çalışmada laktik asit izolatlarına ait hücresiz süpernatantların, patojenlerin biyofilm oluşturmalarını inhibe edici ve oluşturulan biyofilmleri yıkıcı etkilerinin belirlendiği yeni bulguların bilimsel literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Anahtar kelimeler: Biyofilm, hücresiz süpernatant, laktik asit bakterileri, yara enfeksiyonları.

Bakteriyel enfeksiyonlarBiyofilmlerLaktik asit+4
Özgenur Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Brucella melitensis dış membran protein geninin klonlanması

Bu çalışmada Brucella melitensis suşundan omp31 geninin klonlanması amaçlandı. Böylelikle aşı geliştirmek, hızlı tanı kiti geliştirmek gibi daha ileri biyoteknolojik çalışmalar ve yaklaşımlarda kullanılabilecek yerli ve potansiyel bir ön çalışma olacağı düşünüldü. Çalışmada materyal olarak Brucella melitensis REV-1 canlı aşı suşu kullanıldı. İzolasyon ve suşun doğrulanmasının ardından, DNA ekstraksiyonu yapıldı. Dış membran proteini kodlayan gen bölgesi gen bankasından bulundu. Bu bölgeyi klonlamak için gerekli primerler dizayn edildi. Primer dizaynından sonra polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) yoluyla çoğaltılan gen bölgesi, pET28a ekspresyon vektörüne klonlanarak Escherichia coli BL21 bakterisine transformasyonu gerçekleştirildi. E. coli BL21 hücresinden plazmid ekstraksiyonu gerçekleştirildi ve klonlama için kullanılan restriksiyon enzimi ile kesim sonucunda insert ve plazmid ayrı olarak gözlemlendi. 790 bp büyüklüğünde bulunan insert, tekrar klonlama primeri ile çoğaltılarak doğrulamak amacıyla sekans analizi yapıldı. Sekans analizi sonrasında elde edilen dizi gen bankası ile karşılaştırıldı ve insertin B. melitensis dış membran proteini olduğu doğrulandı. Rekombinant dış membran proteini Omp31 (rOmp31)'in aşı adayı olma potansiyelini bulmak için deneysel çalışmalarda kullanılabilecek deneysel bir komponent olma özelliği vardır. Böylelikle bu çalışmanın aşı geliştirmek, hızlı tanı kiti geliştirmek gibi daha ileri çalışmalarda kullanılabilecek yerli ve potansiyel bir ön çalışma olacağı düşünülmüştür.

BrusellaBrusellaGen klonlama+6
Erman Oryaşın
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Mastitisli sığır sütlerinden E. durans ve E. hırae'nin izolasyon ve identifikasyonu

Bu çalışmada, mastitisli süt örneklerinden izole edilen ve çok yüksek 16S rRNA benzerliği nedeniyle sıklıkla birbiriyle karıştırılan Enterococcus durans ve Enterococcus hirae'nin moleküler yöntemler kullanılarak identifikasyonlarının yapılması amaçlandı. Çalışma materyalini 620 klinik veya subklinik mastitisli süt örneği oluşturdu. Fenotipik yöntemlerle 96 enterokok şüpheli izolat elde edildi. Bu izolatların cins spesifik primerler kullanılarak gerçekleştirilen polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) sonucu hepsinin Enterococcus spp. olduğu doğrulandı. Tür spesifik primerler kullanılarak uygulanan PZR sonucunda izole edilen 96 enterokokun 9 (%9.3)'unun E. hirae ve 5 (%5.2)'inin E. durans olduğu belirlendi. İzolatların 16S rRNA fragmentleri üniversal 16S primerleri kullanılarak çoğaltıldı ve sekans analizi ile identifikasyonlar doğrulandı. 16S rRNA benzerliği yüksek olan bu iki türün geleneksel fenotipik yöntemler kullanılarak birbirinden ayırt edilmeleri oldukça zor olup, bu çalışmayla türe özgü primerler kullanılarak uygulanan moleküler yöntemlerle bu gibi türlerin kolayca ayırt edilebileceği gösterilmiştir. Özellikle mastitisli sığır sütlerinden sık izole edilen enterokokların tanımlanmasıyla ilgili kesin sonuç veren, kolay ve zaman tasarrufu sağlayan yöntemlerin laboratuvarlarda uygulanmasının faydalı olduğu sonucuna varılmıştır. Bu iki enterokok türünün virulens faktörleri ve antibiyotik dirençliliklerinin belirlenmesi üzerine yapılacak olan çalışmaların bu mikroorganizmaların patogenezlerinin daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

EnterococcusKimliklendirmeMastit+4
Elif Sezgin Kaya
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

İdrar kültürlerinden izole edilen escherichia coli suşlarında p fimbria varlığı ve antibakteriyellere karşı duyarlılıklarının incelenmesi

Üriner sistem enfeksiyonlarından (ÜSE) sıklıkla izole edilen patojenler arasında yer alan Escherichia coli'nin en önemli virulans faktörlerinden birisi piyelonefrit ile ilişkili fimbria (pap) olan P fimbrialardır. Bu çalışmada; ÜSE'li hasta idrarlarından E. coli'nin izolasyonu, izolatların antibiyotik dirençliliklerinin, genişlemiş spektrumlu beta-laktamaz (GSBL) enzimlerinin ve P fimbria varlıklarının incelenmesi amaçlandı. Çalışmada materyal olarak idrar örneklerinden bir yıl boyunca izole edilen 133 E. coli kullanıldı. Bakterilerin izolasyonları konvansiyonel yöntemlerle yapıldıktan sonra, identifikasyonları polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile doğrulandı. Fenotipik olarak 7 antimikrobiyal aileye ait 20 antibiyotiğe karşı direnç profilleri disk difüzyon yöntemi (DDT) ile, GSBL enzim varlığı ise çift disk sinerji testi (ÇDST) ile araştırıldı. Genotipik olarak GSBL genlerinin (blaTEM, blaCTX, blaOXA, blaSHV) ve P fimbria genlerinin (papA, papG) varlığı incelendi. Ki Kare testi; i. GSBL üreten ve üretmeyen ii) papA ve papG taşıyan ve taşımayan izolatlarda antibiyotik duyarlılık ve dirençlilik durumları arasındaki ilişki karşılaştırmak için kullanıldı. DDT sonucunda izolatların %50.30'ünün siprofloksasine, %42.10'inin trimetoprim sulfametaksazole, %13.55'inin sefazoline dirençli oldukları belirlenirken, kullanılan diğer 17 antibiyotiğe karşı direnç oranlarının %0.75 ile %9.80 arasında değiştiği tespit edildi. İzolatların %49.7'si fenotipik, %59.4'ü genotipik olarak GSBL pozitif olduğu belirlendi. İzolatlarda blaTEM %32.3, blaCTX %31.6, blaOXA %21.0, blaSHV %2.3 oranında saptandı. İzolatların %27.0'sinde toplam 51 pap geni (%12.0 papA, %26.3 papG) belirlendi. Ki Kare testi neticesinde i) GSBL üreten ve üretmeyen izolatlarda siprofloksasin ve trimetoprim-sülfametaksazol antibiyotikleri açısından ii) siprofloksasin direnci ile papG varlığı açısından gruplar arasında anlamlı farklılık saptandı. Bundan sonraki çalışmalarda, ÜSE'larından izole edilen GSBL pozitif E. coli'lerin plazmitleri araştırılıp, bu plazmitlerin GSBL üretimine katkıları incelenebilir.

AntibiyotiklerBeta laktamazlarEscherichia coli+5
Emel İnegöl Paykoç
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Mastitisli sığır sütlerinden izole edilen candıda türlerinin moleküler tanısı

Sığır mastitisi, süt endüstrisinin ekonomik açıdan önemli ve Candida cinsine ait mayaların etiyolojik etkenler olarak katılabileceği en yaygın hastalıklardan birisi olarak bilinmektedir. Bu çalışmada, subklinik mastitisli sığır sütlerinden Candida türlerinin izolasyonu, izolatların geleneksel yöntem, kromojenik agar ve sekans analizi kullanılarak identifikasyonlarının yapılması amaçlandı. Çalışmanın materyalini 20 süt sığırcılığı işletmesindeki 280 subklinik mastitisli ineğe ait 400 süt örneği oluşturdu. Süt örneklerinden %24,0 (96/400) oranında Candida spp. izole edildi. Geleneksel yöntem ile izolatların %16,7 (16/96)'si Candida albicans olarak identifiye edilirken %83,3 (80/96)'ü non-albicans olarak belirlendi. Kromojenik agar kullanılarak izolatların %49,0 (47/96) [%21,9'u (21/96) Candida krusei, %17,7 (17/96)'si C. albicans, %9,4 (9/96)'ü Candida tropicalis)]'nun identifikasyonu yapılırken; izolatların %51,0 (49/96)'inin identifikasyonu yapılamadı. Sekans analizi sonucunda ise izolatların %22,9 (22/96)'unun Candida parapisilosis, %21,9 (21/96)'unun C. krusei, %19,8 (19/96)'inin Candida keyfr, %16,7 (16/96)'sinin C. albicans, %9,4 (9/96)'ünün C. tropicalis, %4.2 (4/96)'sinin Candida glabrata, %3,1 (3/96)'inin Candida guilliermondii, %1,0 (1/96)'inin Candida lipolytica, %1,0 (1/96)'inin Trichosporon asahii olduğu tespit edildi. Bu çalışmada subklinik mastitisin etiyolojisinde çok farklı Candida türlerinin rol oynayabileceği; ancak, bu bölgede enfeksiyona neden olan ana maya türlerinin non-albicans Candida türler belirlendi. Candida izolatlarının identifikasyonlarında moleküler yöntemlere göre daha düşük maliyetli ve kolay uygulanabilir olan geleneksel yöntem ile C. albicans'ın; kromojenik agar ile C. krusei, C. tropicalis ve C. albicans türlerinin identifiye edilebildiği; diğer Candida türlerinin identifikasyonlarında moleküler yöntemler ile daha başarılı sonuçlar alındığı saptandı. İyi hijyen ve sağlık uygulamaları ile antibiyotiklerin dikkatli kullanılmasının sığır mikotik mastitis insidensini düşüreceği düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: Candida, subklinik mastitis, identifikasyon, geleneksel yöntem, kromojenik agar, sekans analizi

Dizi analiziKandidaMastit+3
Perihan Cilvez
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Mastitisli sığır sütlerinden izole edilen escherıchıa colı suşlarının önemli virulens genlerinin ve antibakteriyel duyarlılıklarının incelenmesi

Bu çalışmada mastitisli sığır sütlerinden E. coli'nin izolasyonu, identifikasyonu, izolatların önemli virulens genlerinin [Shiga toksin 1 (stx1), Shiga toksin 2 (stx2), ısıya duyarlı toksin (lt), ısıya dirençli toksin (st), invaziv antijen lokusu (ial), intimin (eaeA), demet oluşturan pilus (bfpA), fimbrial antijen (aafII)] ve antibiyotik duyarlılık profillerinin incelenmesi amaçlandı. Çalışmada materyal olarak özel bir süt işletmesindeki mastitisli 328 inekten bir yıl boyunca alınan 390 süt örneği kullanıldı. E. coli izolasyonu klasik yöntemler kullanılarak gerçekleştirildi. Bakteri identifikasyonunun doğrulanmasında ve virulens genlerinin belirlenmesinde polimeraz zincir reaksiyonundan (PZR) faydalanıldı. İzolatların sekiz antimikrobiyal aileye ait on antibiyotiğe karşı duyarlılıkları disk difüzyon yöntemi ile incelendi. Çalışmada mastitisli süt örneklerinin % 17,2'sinden (67/390) E. coli izole ve identifiye edildi. İzolatların % 19,4'ünün (13/67), incelenen virulens genlerinden en az bir tanesini taşıdığı belirlendi. En sık görülen virulens genleri stx1 (5/13=% 38,5), stx2 (2/13=% 15,4), st (2/13=% 15,4), lt (1/13=% 7,7), eaeA (3/13=% 23,1) iken; bfpA ve aafII genleri hiçbir izolatta bulunmadı. Virulens geni taşıyan izolatların % 53,8'i (7/13) EHEC, % 23,1'i (3/13) ETEC ve % 23,1'i (3/13) EPEC olarak tespit edildi. İzolatların% 89,5'i (60/67), % 37,3'ü (25/67), 35,8'i (24/67) kloramfenikol, ampisilin ve tetrasikline dirençli olduğu tespit edilirken; kullanılan diğer 8 antibiyotik için direnç % 2,9 ile % 22,3 arasında değişti. İzolatların % 3,0 (2/67)'ü kullanılan tüm antibiyotiklere duyarlı iken; % 30,0'u (20/67) çoklu direnci gösterdi. Antimikrobiyal duyarlılık, bakterilerin direnç profillerindeki değişiklikleri saptamak için izlenmelidir. Anahtar kelimeler: Escherichia coli, mastitis, antibiyogram, virulens gen

Antibakteriyel ajanlarEscherichia coliGenler+6
Melike Beköz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Kanatlı patojenik Escherichia coli'lerde mobilize kolistin direnç geni-1'in araştırılması

Amaç: Bu çalışma, kanatlı patojenik Escherichia coli (APEC) izolatlarında plazmit aracılı kolistin direnci sağlayan mobilize kolistin direnç geni 1 (mcr-1) varlığının belirlenmesi ve kolistin dirençli izolatların antibiyotik direnç profillerinin incelenmesi amaçlandı. Gereç ve Yöntem: Çalışmada, kolibasillozis şüpheli 200 broyler karaciğer örneği materyal olarak kullanıldı. E. coli izolasyonları klasik konvansiyonel yöntemler ile gerçekleştirildikten sonra identifikasyonlar ve antibiyotik duyarlılık testleri otomatize mikrobiyoloji sistemi (BD Phoenix 100TM, ABD) sistemi yardımı ile yapıldı. Fenotipik olarak kolistin dirençli olduğu tespit edilen izolatlarda mcr-1 gen varlığı polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile incelendi. Bulgular: İki yüz broyler karaciğer örneğinden elde edilen 156 (%78) E. coli'nin 10 (%6,4)'unun fenotipik olarak kolistin dirençli olduğu saptandı. Kolistin dirençli E. coli izolatların %80'inin levofloksasine, %70'inin sefazolin ve sefuroksime, %60'ının sefotazidime, %50'sinin gentamisin ve seftriaksona, %40'ının sefepime, %30'unun seftolozan tazobaktama, %20'sinin piperasilin tazobaktama dirençli oldukları belirlendi. Tüm izolatlar amikasin, ertapenem, imipenem, meropenem duyarlı; ampisilin, amoksisilin klavulanat, ampisilin sulbaktam, trimethoprim sulfamethoksazol ve tigesiklin dirençli olup; çoklu antibiyotik direncine (MDR) sahip idi. Fenotipik olarak kolistin dirençli oldukları tespit edilen tüm izolatların genotipik olarak da mcr-1 genini taşıdıkları tespit edildi. Sonuç: Bu bulgular, APEC izolatlarında kolistin direncinin mobilize olmasının, plazmidik direnç genlerinin hızlı yayılmasına ve geniş kapsamlı antibiyotik direncinin artmasına katkı sağladığını göstermektedir. Beşeri hekimlikte de kullanılan antibiyotiklere direnç saptanmış olması halk sağlığı için potansiyel bir tehdit oluşturabilir. Gelecekteki çalışmalar, farklı bölgelerden alınan örneklerle yapılmalı ve bu riskin daha iyi anlaşılması için geniş bir örneklem grubunu içermelidir.

Ecenur Yılmaz
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Kolibasillozisli broylerlerden aşılama öncesi ve sonrasında elde edilen kanatlı patojenik Escherichia coli izolatlarının filogenetik karakterizasyonunun incelenmesi

Amaç: Ticari zayıflatılmış canlı Escherichia coli aşısı ile aşılanan broiler sürülerinden elde edilen kanatlı patojenik E. coli (APEC) izolatlarının filogenetik gruplarındaki değişiklikleri, aşının filogenetik çeşitlilik üzerindeki etkilerini ve broylerlerin yaşamlarının erken ve geç dönemlerinde elde edilen APEC izolatlarının antibiyotik direnç profillerini karşılaştırmaktır. Gereç ve Yöntem: Çalışmanın materyalini, 2022 yılı boyunca 15 çiftlikten, aşılama öncesinde 180 ve aşılama sonrasında 180 olmak üzere, toplam 360 E. coli izolatı oluşturdu. Bakteriyel identifikasyon ve antibiyotik duyarlılık testleri otomatize mikrobiyoloji sisteminde (BD Phoenix 100™) ve Gram-negatif identifikasyon kartı (NMIC/ID-433) kullanılarak yapıldı. İzolatların filogenetik gruplandırması chuA, yjaA, TspE4.C2 ve arpA genlerini hedef alan Clermont multipleks polimeraz zincir reaksiyonu yöntemine göre yapıldı. Filogenetik grupların aşılama öncesi ve sonrası dağılımı Ki-kare (χ2) testi ile istatistiksel olarak karşılaştırıldı. Bulgular: Aşılama öncesinde, izolatlar sırasıyla B1 (%22,8), F (%21,7), E (%21,1), C (%12,2) ve D (%8,9) gruplarında yoğunlaşmıştır. Aşılama sonrasında ise grup A (%56,7) ve B1 (%27,2) grupları baskın hale gelirken; C, D ve B2 gruplarının tamamen kaybolduğu gözlemlenmiştir. Broylerlerin yaşamlarının erken döneminde, tetrasiklin ve penisilin grubu antibiyotiklere karşı yüksek direnç oranları tespit edilirken, geç dönemlerinde tetrasiklin, penisilin, kinolon ve folat grubu antibiyotiklere karşı direnç oranlarında belirgin bir artış gözlemlenmiştir. Sonuç: Broylerlere uygulanan ticari canlı zayıflatılmış E. coli aşının filogenetik grupların dağılımında dikkate değer değişikliklere neden olduğu, özellikle filogrup B1 hariç tüm filogruplarda önemli etkiye sahip olduğu belirlendi. İzolatların yaygın kullanılan antibiyotiklere karşı yüksek direnç oranlarına sahip olduğunu, ancak klinik açıdan kritik öneme sahip kolistin gibi antibiyotiklere karşı düşük direnç seviyeleri saptandı. Anahtar kelimeler: İlaç Direnci, Kanatlı Hayvan, Aşı, Escherichia coli, Filogeni.

AşılarEscherichia coliFilogeni+2
Erdem Sur
Aydın Adnan Menderes University · Institute of Health Sciences
2025
00

Other supervisors