Theses supervised by Prof. Dr. Veysel Bozkurt

11 theses · İstanbul University

DoctorateOpen AccessTR

Bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyinin Covid-19 sürecinde sağlık ürünleri tüketimine etkisi

Bireylerin sağlık ürünleri tüketimleri, bireylerin sağlık harcamalarının önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Bireysel kullanılan sağlık ürünleri içerisinde OTC grubu ilaçlar olarak da adlandırılan reçetesiz satılan ilaçların kullanımı son dönemlerde yaygınlaşmaktadır. Bu çalışmada bireylerin sağlık ürünleri tüketimi, reçetesiz satılan ilaçları (OTC) kullanan bireyler üzerinden ele alınmıştır. COVID-19 döneminde, bireylerin sağlık okuryazarlığı düzeyleri ile tüketim sırasında algılanan risk ve algılanan değerin ekonomik boyutlarının müşteri memnuniyetine etkisi yapısal eşitlik modeli ile incelenmiştir. Çalışmada literatür araştırması ve uzman görüşleri sonucunda hazırlanan anket, pilot çalışma ile değerlendirilmiştir. Pilot çalışma sonrasında son hali verilen ölçek ifadeleri kullanılarak, İstanbul'da reçetesiz ilaç (OTC) kullanan 416 kişiden oluşan örneklem büyüklüğü ile anket çalışması gerçekleştirilmiştir. Çalışmada bireylerin sağlık okuryazarlığı ve COVID-19 korku düzeyleri ile algılanan değerin ekonomik boyutunun reçetesiz ilaç müşterilerinin memnuniyetleri üzerinde etkili olduğu bulunmuştur. Bireylerin COVID-19 korkusunun, algılanan ekonomik risk üzerinde etkili olduğu ancak algılanan ekonomik değer üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkisi olmadığı görülmüştür. Algılanan ekonomik riskin ise müşteri memnuniyeti üzerinde etkisi bulunmazken, algılanan ekonomik değer üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkisi olduğu görülmüştür. Sağlık okuryazarlığının ise algılanan ekonomik risk ve değer üzerinde bir etkisi bulunmamıştır.

COVID 19Müşteri tatminiPandemiler+7
Muhammed Esat Çetin
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Hukuk açısından yapay zekanın incelenmesi

Yapay zekadaki gelişmeler insan hayatının hemen her alanını etkilemektedir. Diğer alanlar gibi hukukun da bu gelişmelerden bağımsız olması mümkün değildir. Nitekim yapay zeka alanındaki gelişmelerle birlikte yapay zekanın hukukta kendisine yer bulması her geçen gün daha arzu edilir bir hale gelmektedir. Burada öne çıkan husus, yapay zekanın etkisinin yalnızca değiştirici değil aynı zamanda dönüştürücü olmasıdır. Bu bağlamda yapay zeka, hukukun geleneksel anlayışlarına karşı bozucu olma potansiyelini taşımaktadır. Ancak yapay zekanın hukuku nasıl etkileyeceği, yapay zeka alanındaki gelişmelere bağlı olduğu kadar hukuk alanındaki tartışmalara da bağlıdır. Bu bakımdan yapay zeka ile hukuk arasındaki ilişkinin incelenmesi önem arz etmektedir. Bu çalışma, yapay zekanın hukuk alanına mevcut ve olası etkilerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışmada temel olarak "Yapay zekanın yargıç olması mümkün müdür?" ve "Yapay zekanın hukukta kullanılması halinde ne gibi sonuçlar ortaya çıkacaktır?" sorularının cevapları araştırılmıştır. Bu kapsamda yapay zeka ve ilgili kavramların teorik çerçevesi incelendikten sonra hukuktaki mevcut uygulama örnekleri verilmiş ve yapay zekanın hukukta uygulanması halinde ne gibi sonuçların ortaya çıkacağı değerlendirilmiştir. Çalışmada ilk olarak mevcut gelişme ve olgular çerçevesinde yapay zekanın yargıç olmasının mümkün olmadığı kanaatine ulaşılmıştır. Bu kanaate ulaşılmasının sebebi, mevcut yapay zeka modellerindeki temel çalışma prensiplerinin oluşturduğu kategorik bir imkansızlık olarak görünmesidir. İkinci olarak yapay zekanın hukukta kullanılması halinde bir paradigma değişimi yaşanacağı ve geleneksel hukuk anlayışıyla uyuşmayan sonuçların ortaya çıkarak hak ihlallerinin yaşanabileceği sonucuna ulaşılmıştır. Yapay zekanın çalışma prensipleriyle hukuki muhakeme süreci arasında büyük bir farklılık bulunmaktadır. Bu farklılık geleneksel anlamda hukukun yöneldiği ve korumaya çalıştığı birtakım değerlere zarar verme potansiyeli taşımaktadır. Bu bakımdan yapay zeka alanındaki gelişmeler hukuka uygulanmadan önce hukukun kendi bakış açısıyla ele alınmalıdır. Bu çalışmada doküman analizi yapılarak yapay zekanın teorik çerçevesi genel hatlarıyla çizilmiş, uygulamadaki örnekleri de nazara alınarak hukukla olan ilişkisi incelenmiştir. Bu doğrultuda literatüre teorik ve kavramsal çerçevede katkı sağlanması amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Yapay zeka, yapay zeka modelleri, hukuk, yapay zeka yargıcı, hukuki muhakeme

HukukHukuk sistemiRobotik+2
Ömer Faruk Ebibli
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

İslamcılığın liberalizasyonu bağlamında 1980 sonrasında Türkiye'de devlet-toplum ilişkisinin ele alınışı: Girişim Dergisi çerçevesinde bir analiz

Bu tez çalışması, 1980 sonrası İslamcı düşüncedeki liberalleşme eğilimleri bağlamında Türkiye'de devlet-toplum temalı tartışmalara odaklanmaktadır. Bu odaklanmayı da İslamcı düşüncenin 80 sonrası önemli aktörlerinden olan İslamcı dergilerden Girişim dergisi üzerinden yapmaya çalışmaktadır. Belli kavramlar üzerinden İslamcı düşüncedeki kırılmalara ve sürekliliklere bakmaya gayret edecektir. Dergiler dönem okuması açısından kritik olmakla birlikte tartışmalara yön verme açısından ayrıca dikkate değerdir. İslamcı dergiler arasında temsil gücü yüksek ve yeterince çalışılmamış olan Girişim dergisinde 1980 sonrası "İslam devleti", "ümmet", "İslam birliği", "özgürlük", "birey", "demokrasi ve şura", "değişim", "çoğulculuk" gibi kavramlar etrafında zengin tartışmalar gerçekleşmiştir. Çalışma, nitel araştırma yöntemlerinden olan içerik analizi yöntemi ile yapılmıştır. Tezin temel hipotezi, İslamcı düşüncenin 1980 sonrası iktisaden değil ancak söylem açısından liberalleştiği ve demokrasi, özgürlükler gibi konularda sert-radikal söylemlerden daha ılımlı bir aşamaya geçildiğidir.

DergilerDevletDevlet-halk ilişkileri+6
Yusuf Temizcan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
DoctorateOpen AccessTR

Birleşik Krallık kamuoyunun AB'ye yönelik tutumlarına etki eden faktörler

Avrupa Birliği zor günlerden geçiyor. Maastricht Anlaşmasına kadar kamuoyu Avrupa entegrasyonuna karşı görece daha ilgisizken, bu durum her geçen gün entegrasyon aleyhine değişmekte. Avrupa'da artık sıradan vatandaşlar AB konusuna eskisi kadar ilgisiz değiller ve bu ilgi artışı AB'nin kurumsal geleceğini giderek sorgulatmaya başlamaktadır. Bu noktada AB'ye yönelik tutumlara etki eden faktörlerin incelenmesi büyük önem arz etmektedir. AB birbirinden çeşitli düzeylerde farklı kültürel, ekonomik, siyasi geçmişi olan toplumlardan oluştuğu için tüm AB genelinde Birliğe yönelik tutumlara etki eden faktörleri incelemek yerine, Birleşik Krallık örneği üzerinden söz konusu faktörlerin incelenmesi bu tezin araştırma kapsamını oluşturmaktadır. Bu tercihte Birleşik Krallık'ın AB genelinde yaygın bir şekilde AB'ye en şüpheci yaklaşan üye devlet olarak bilinmesi etkili olmuştur. Bu doktora tezi araştırmasında Birleşik Krallık kamuoyunun AB'ye yönelik tutumlardan AB desteği (EU support) tutumuna yön veren faktörlerin neler olduğunu incelemek için Eurobarometer (EB), European Values Study (EVS), European Social Survey (ESS), British Social Attitudes (BSA) araştırmalarının en güncel veri setleri beş ayrı lojistik regresyon modeliyle test edilmiştir. Beş modelin lojistik regresyon bulgularının karşılaştırılması sonucunda literatürde sıkça yer alan faktörlerden AB desteğini en çok ekonomik beklentilerin olumlu olması, Avrupa kimliğinin benimsenmesi, demokrasiden memnuniyet gibi pozitif algılar başlıca etkiye sahip faktörler olarak belirlenmiştir, göçün ekonomiye ve kültüre negatif etkisi ise bu desteğin azalmasını sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: AB desteği, AB karşıtlığı, Brexit, Ekonomik Oy Verme, Kimlik, Göç, Medya, Partiler.

Avrupa BirliğiBirleşik KrallıkBrexit+2
Mücahit Aslan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Muhafazakar orta sınıflar özelinde kutsal zamanın sosyokültürel ve iktisadi anlamı

Tez çalışması, kutsal zamanın, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden kurumsal boyutuna; muhafazakâr orta sınıflar özelinde toplumsal boyutuna odaklanmıştır. Gömülü teori yapılandırması desenine göre tasarlanan çalışmada, beş farklı nitel teknik kullanılmıştır. Kutsal zamanın kurumsal boyutu için içerik analizi ve gözlemlerden faydalanılmıştır. Bu anlamda Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından üretilen hutbeler, Diyanet takvimi ve vaazlar veri olarak alınmıştır. Kutsal zamanın toplumsal boyutu için ise halk arasında üç aylar olarak bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarında saha çalışması yapılmıştır. Buradan hareketle yedi adet gözlem gerçekleştirilmiştir. Ayrıca günce ve derinlemesine mülakat soru formlarının hazırlanması için bir odak grup görüşmesi düzenlenmiştir. Son olarak üç aylar sürecinde 14 gönüllü katılımcı kendilerine verilen günceleri doldurmuş; 16 gönüllü katılımcıyla da derinlemesine mülakatlar yapılmıştır. Sahadan toplanan veriler, nitel veri analiz programında kodlandıktan ve analizleri yapıldıktan sonra, kutsal zamanın kuramsal yapısı ortaya konulmuştur. Bu anlamda kutsal zamanın kurumsal boyutunda dini, sosyokültürel, iktisadi ve siyasi anlamın bulunduğu; kutsal zamanın toplumsal boyutunda ise dini, sosyokültürel, iktisadi, siyasi ve psikolojik anlamın yer aldığı keşfedilmiştir. Kutsal zamanın kurumsal ve toplumsal anlamını kapsayacak şekilde, Kutsal Zamanda Medcezir Kuramı geliştirilmiştir. Haftalık ve yıllık anlamda döngüsel olarak hareket eden kutsal zaman, hem kurumsal hem de toplumsal boyutta dini, sosyokültürel, iktisadi, siyasi ve psikolojik bir anlam içeriğine sahiptir. Gömülü teori yapılandırması deseninin artıları olarak tez araştırması sürecinde, başta öngörülmeyen bulgulara ulaşılmış, kutsal zamanın kurumsal boyutunda Emanet Toplum Tasavvuru ve Medinetü'l Emane isimli iki farklı kuramsal çerçeve çizilmiştir. Son olarak tezin yazıldığı dönem, ulusal ve küresel düzeyde etkili olan koronavirüs salgınına denk geldiği için, kutsal zaman ile koronalı zaman arasında da bir ilişkinin olduğu görülmüş, yapılan analizler sonucunda Koronatopya isimli son bir kavramsal çerçeve daha oluşturulmuştur.

Din sosyolojisiEkonomi sosyolojisiKutsal zaman+7
Özcan Garan
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

İslami çalışma ahlakının küçük işletme sahiplerinin finansal yatırım davranışlarına etkisi: OSTİM örneği

Bu çalışmada, küçük işletme sahiplerinin finansal yatırım davranışları ve çalışma ahlakı ilişkisi, finansal risk eğilimi-dini inanç ilişkisi, çalışma ahlakı-dini inanç ilişkisi ve girişimcilik-dini inanç ilişkisi üzerinden ve Weber'in çizdiği kuramsal çerçeve bağlamında analiz edilmeye çalışılmıştır. Çalışmada, OSTİM'de KOBİ ölçeğin faaliyette bulunan 20 küçük işletme sahibi ile mülakat yapılmış ve elde edilen veriler nitel analize tabi tutulmuştur. Elde edilen veriler araştırma sorusu kapsamında değerlendirildiğinde, kendilerini Müslüman olarak tanımlayan seküler küçük işetme sahiperinin, İslami çalışma ahlakı ilkeleri ile tam olarak uyumlu bir çalışma ahlakı anlayışına sahip oldukları, finansal risk eğilimlerinin yüksek olduğu, finansal yatırım davranışlarının genel olarak ekonomik konjonktürden etkilendiği ve girişimcilik konusunda alturist bir karakter taşıdıkları sonucuna ulaşılmıştır. Ulaşılan sonuçlar, Weber'in kuramsal çerçevesi üzerinden değerlendirildiğinde ise, küçük işletme sahiplerinin çalışma ahlakı anlayışlarının, Weber'in Kalvenist ve İslami olarak kategorize ettiği iki ahlak anlayışı ile de tam olarak uyuşmadığını, Weber'in ileri sürdüğü İslam dini ile kapitalizmin bağdaşmazlığı tezinin ise bu çalışmanın sonuçları açısından geçerli olmadığını ortaya çıkarmıştır.

Ekonomi sosyolojisiFinansal riskFinansal yatırım+6
Özge Varol
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bireylerin çevre ve kalkınmaya yönelik tercihleri üzerine etki eden faktörler

Bu çalışma, ekonomik gelişme performans farklılıkları nedeniyle ülkelerin değişen çevresel ve sosyoekonomik koşullarının bireylerin çevre koruma tercihleri kapsamında etkilerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Çevresel sorunların yoğunlaşarak çevresel kaynakların kıtlaştığı günümüzde, uzun vadede toplum ile çevre sistemi arasında dengenin sağlanması adına, farklı ekonomik gelişme süreçlerinde, bireylerin ülke bazında ekonomik gelişme yerine çevre koruma tercihlerine etki eden sosyoekonomik ve çevresel faktörlerin araştırılması önem arz etmektedir. Bu bağlamda, farklı ekonomik gelişme süreçlerinde, ülke bazında çevre koruma tercihlerine etki eden faktörlerin değişkenliklerinin farklı olacağından hareketle, bu çalışmaya dahil olan 47 ülke 10 senelik ekonomik gelişme performanslarına göre üç gruba ayrılmıştır. Üç ülke grubunda, tercihlerin rasyonel olduğu varsayımı altında bireylerin, ülke bazında ekonomik gelişme yerine çevre koruma tercihine etki eden ortak çevresel (ekosistem direnci/çevresel kaynak stoku, çevresel sağlık) ve sosyoekonomik (post-materyalizm, cinsiyet, yaş, eğitim, gelir, meslek) faktörler ile üç adet çok boyutlu binary regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Böylelikle, üç ülke grubunda; (i) her bir ekonomik gelişme evresinde çevre koruma tercihlerine etki eden çevresel ve sosyoekonomik faktörler ortaya çıkarılmış ve (ii) ülke grupları arasında ekonomik gelişme performansındaki farklılıklar nedeni ile değişen etken faktör deseni ortaya konulmuştur. Yapılan analizler sonucu, bireylerin çevre koruma tercihlerinde; düşük ekonomik gelişme performansı ülke grubunda çevresel kirleticilerin toplum sağlığı üzerine etkilerini belirten çevresel sağlık ve gelir faktörleri, orta ekonomik gelişme performansı ülke grubunda post-materyalizm endeksi, cinsiyet ve eğitim düzeyi, yüksek ekonomik gelişme performansı ülke grubunda ise, ülkelerin çevresel kaynak stokunu belirten ekosistem direnci, postmateryalizm endeksi, cinsiyet, eğitim, yaş ve meslek faktörlerinin etkin olduğu tespit edilmiştir. Nihayetinde ekonomik gelişme performansına bağlı olarak bireylerin çevre koruma tercihlerinde etken faktör deseni değişim geçirmektedir. Ayrıca, düşük ekonomik gelişme performansı ülke grubunda bireylerin çevre koruma tercihinde en etkin faktörün çevresel sağlık değişkenliği iken yüksek ekonomik gelişme performansı ülke grubunda ise çevresel direnç değişkenliği olduğu ortaya konularak, artan ekonomik gelişme ile çevre koruma tercihlerinde etken çevresel faktörün değiştiği tespit edilmiştir.

Ekonomik gelişmelerKalkınmaSosyoekonomik faktörler+3
Derya Albayrak
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kentsel yoksullukla mücadelede sosyal belediyecilik faktörü ve bir uygulama; belediyelerin gıda yardımlarının memnuniyeti analizi

Bu çalışmanın amacı; bireysel ve toplumsal açıdan önemli bir sorun teşkil eden yoksulluk, yoksullukla mücadele biçimini ifade eden sosyal politika ve bunun yerelde uygulama biçimlerinden biri olan sosyal belediyecilik kavramlarına temas edilerek sosyal belediyecilik uygulamalarından biri olan gıda yardımlarına ilişkin vatandaş memnuniyetinde, yardımların yapılış biçiminin etkisini incelemektir. Çalışmada; yoksulluk, sosyal politika, yerel yönetim, belediyecilik ve sosyal belediyecilik kavramları inceleme altına alınarak belediyelerden gıda yardımı alan vatandaşların aldıkları yardımlardan memnuniyetini, belediyelerin sunmuş oldukları sosyal yardımlara ilişkin miktar, ihtiyacın karşılanması, arzulanan ürünlere ulaşım, sosyal yardımların yoksullar için önemi, belediyelerin öncelikli hizmet alanı ve belediyelerin yoksul kesime yardım yapma amacı gibi konulardaki algılarını tespit etmek amacıyla gıda yardımını farklı biçimlerde sunan Tuzla, Eyüpsultan ve Ümraniye Belediyeleri'nden yardım desteği alan vatandaşlara yönelik anket çalışması yapılmıştır.

BelediyelerGıda teminiGıda ürünleri+5
Muhammed Ali Bakır
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Sosyal sermaye ve toplumsal eşitsizlik

Sosyal sermaye kavramı, gitgide gücünü günlük yaşamımızda hissedebildiğimiz ve oldukça etkilendiğimiz bir hal almıştır. Her ne kadar 19. yüzyıldan itibaren etkileri sosyal bilimciler tarafından hissedilmeye başlandıysa da 20. yüzyılın son çeyreğinde ancak kuramsallaşabilmiştir. Hatta bu konuda Putnam, sosyal sermayenin 20 yüzyıl boyunca en az altı kez keşfedildiğini fakat kimsenin dikkatini çekmediğini söylemiştir. Sosyal sermaye kabaca, sosyal iletişim ağlarını bir servet olarak yorumlayıp ondan belirli faydalar sağlama olarak tanımlanabilir. Herkesin eşit oranda sahip olduğu bir servet olmadığı için toplumsal adaleti zedelediği düşünülse de sosyal sermayenin temel sosyopolitik sorunlar olan eğitim, sağlık, çalışma ve barınma ihtiyaçlarını sorunlara çözüm getirdiği açıktır. Çalışmanın ilk bölümünde sosyal sermaye kavramı, gelişimi, türleri ve ölçümü incelenmiştir. Bölümün sonunda yer alan temel sosyopolitik sorunlar olan eğitim, sağlık çalışma ve barınma ile ilişkileri tartışılmıştır. Bu kısım ayrıca araştırmamızın desenini de oluşturacaktır. İkinci bölüm ise tamamen toplumsal eşitsizlik kavramına ayrılmıştır. Tüm yönleriyle toplumsal eşitsizlik kavramı ele alındıktan sonra kavramın içini dolduran yaklaşımlara yer verilmiştir. Bu bölümün son kısım ise toplumsal eşitsizliğin doğurduğu sonuçlara ayrılmıştır. Çalışmanın son bölümüne gelindiğinde ise çalışmaya da adını veren sosyal sermaye ve toplumsal eşitsizlik ilişkisi Dünya Değerler Araştırması verilerinden hareketle açıklanmaya ele alınacaktır. Sosyal sermayenin unsurlarına ve toplumsal eşitsizliği gözlemleyebildiğimiz temel sosyopolitik sorunlara ilişkin betimleyici istatistiklerin incelendiği ilk iki kısmın ardından, sosyal sermayenin her bir unsurunun eğitim, sağlık, çalışma ve barınma alanlarına doğrudan etkisi araştırılmış ve yorumlanmıştır.

EşitsizlikSosyal sermayeToplumsal eşitsizlik
Mehmet Töre Yıldırım
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de yaşayan Filistinli göçmenlerin sosyo-kültürel adaptasyonu: Entegrasyon deneyimlerine dair bir araştırma

Bu Çalışmada, Türkiye'deki Filistinli göçmenlerinin sosyoekonomik entegrasyonları , Türk toplumunda yaşadıkları göç tecrübesi üzerinden gözden geçirir. Sonuçların gündelik yaşama dair açıklamalar sunduğundan emin olmak için örnek veriler olarak kişisel mülakatları kullandık ve sonuçları yaş, cinsiyet, ikamet süresi, sosyal çevre, sosyal ve kültürel bağlantılar bakımından karşılaştırdık ve gördük ki ırkçılık bakış açıları hem Türkiye'ye göç etme fikrinin oluşma sürecini hem de ev sahibi ülkede kalma fikrini ciddi miktarda etkiliyor. Araştırmadan elde olunun bulgular Türkiye'deki genç Filistinli Gençlerin büyük ölçüde yüksek öğrenim payına sahip olduklarını, çevre ile daha çok iletişime geçtiklerini, daha çok sosyal ve kültürel bağlantılar kurduklarını ve yerli halk tarafından daha çok güvenildiklerini ve kabul edildiklerini gösteriyor. Bu etkiler özellikle iş yaşamında ve ikamet edilen bölgede genellikle yerel Türk insanının ve diğer etnik grupların etkisinde kalma ve bu kişilerle çeşitli etkileşimlerde bulunma sebebi ile gerçekleşmektedir. Bunlardan ayrı olarak, her ne kadar Sınırlı etkilerinin olduğunu gözlemlesek de eğitimsel başarılar, iş bulma oranları ve maaşlar ile ilgili de etkiler elde olunun bulgular arasında yer almaktadır. Diğer bir yandan yeni gelen Göçmenler Arasındaki Türkiye'de ikamet etme fikri hala bir belirsizlik faktörü barındırmaktadır , Bu özellikle beş yıldan az süre boyunca Türkiye'de bulunan Filistinlilerin sosyal entegrasyon süreçleri henüz tam olarak Tamamlanmadığının bir göstergesidir. Uzun ikamet süreleri göçmenlerin entegrasyon ve adaptasyon süreçleri üzerinde güçlü bir etkiye sahip Olduğu araştırma bulguları arasında almaktadır. Anahtar Kelimeler: Göç, Entegrasyon, Asimilasyon, Sosyal-Kültürel Entegrasyon,Sosyal Ağ Kurma.

BütünleşmeFilistinFilistin mültecileri+6
İkhlas Noubani
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Üniversite öğrencilerinin girişimcilik özelliklerinin girişimcilik eğilimlerine etkisi

Ülkemizde genç nüfusun artışı ve işsizlik oranlarındaki yükseklik yeni iş alanlarının yaratılmasının önemini büyük ölçüde arttırmıştır. Yeni istihdam yaratmada kilit rol oynayan yeni girişimler ekonomik kalkınmada da büyük katkı sağlamaktadır. Ancak bu girişimlerin sayıca artabilmesi için ülkemizin genç girişimcilere ihtiyacı vardır. Kuşkusuz bu rolü üstlenebilecek potansiyele sahip kişiler üniversite öğrencileridir. Özellikle üniversitelerin İktisadi ve İdari Bilimler Fakülteleri'nde öğrenim gören öğrenciler, hem geleceğin iş insanları olarak yetiştiklerinden hem de girişimcilik dersi aldıklarından yeni bir girişimin nasıl olması gerektiğini, nasıl başarılı olunabileceğini ve bunun için neler yapılması gerektiğini başka insanlardan daha iyi öğrenmektedirler. Ancak öğrencilerin tüm bunları öğrenmeleri girişimci olacakları anlamına gelmemektedir. Girişimci olmak için her şeyden önce kişinin motivasyonunun olması gerekmektedir. Bunun yanı sıra, bu motivasyonun var olmasını sağlayan belirli kişilik özelliklerini kendinde barındırması ve koşullarının bir girişimde bulunmaya elverişli olması gerekmektedir. Bu çalışmada, geleceğin potansiyel girişimcileri olarak kabul edildiğinden üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimleri ve girişimci kişilik özellikleri ölçülecek ve bunların arasında ilişki olup olmadığı araştırılacak. Daha sonra ise, girişimci olma niyetini etkilediğine inanılan belirli faktörlerin öğrencilerin girişimcilik eğilimlerini etkileyip etkilemediği araştırılacaktır. Bu bağlamda, İstanbul'da dört farklı üniversitenin işletme bölümü dersleri ziyaret edilerek öğrencilere girişimci kişilik özellikleri ve girişimcilik eğilimlerini ölçen anket dağıtılmıştır. Elde edilen veriler SPSS programı kullanılarak değerlendirilmiştir. Sonuçlar, ankete katılan öğrencilerin girişimcilik eğilimlerinin yüksek olduğunu ve girişimci kişilik özelliklerine sahip olduklarını göstermiştir. Öğrencilerin girişimcilik eğilimleri kişilik özelliklerinin yanı sıra, okudukları üniversite türüne göre, girişimci rol modellerinin olup olmamasına ve girişimci olmak istedikleri durumda gerekli maddi kaynaklara erişimlerinin olup olmamasına göre de anlamlı olarak değişmiştir. Elde edilen önemli bir başka sonuç ise girişimcilik eğiliminin öğrencinin okuduğu bölüm ile anlamlı bir ilişkisinin olmadığını; fakat girişimcilik dersi almış olma ile anlamlı bir ilişkisinin olduğunu göstermiştir. Anahtar Kelimeler: Girişimci, Girişimcilik, Girişimci Kişilik Özellikleri, Girişimcilik Eğilimi, Girişimcilik Eğitimi, Üniversite Öğrencileri

GirişimcilikGirişimcilik eğilimiGirişimcilik eğitimi+2
Melike Ubuz
İstanbul University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors