Theses supervised by Prof. Dr. Yeşim Özoğul

10 theses · Çukurova University

DoctorateOpen AccessTR

Ayçiçek yağı ile hazırlanan nanoemülsiyonun soğukta (2±2 °c) depolanan levrek (Dicentrarchus labrax) ve çipura (Sparus aurata ) filetolarının duyusal, kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi üzerine etkisi

Bu çalışmada ayçiçek yağı kullanılarak hazırlanan su-içerisinde-yağ nanoemülsiyonunun 2±2 °C sıcaklıkta depolanan levrek (Dicentrarchus labrax) ve çipura (Sparus aurata) filetosunun duyusal, kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi ile raf ömrü üzerindeki etkisi incelenmiştir. Kontrol grubu ile muamele grupları karşılaştırıldığında nanoemülsiyon uygulamasının balıkların raf ömrünü 2 gün uzattığı tespit edilmiştir. Nanoemülsiyon uygulamasının levrek ve çipura filetolarında kimyasal parametreleri, kontrol grubuna göre daha düşük bulunmuştur (p<0,05). Tüm gruplar için 35 mg/100 g olarak önerilen TVB-N limiti 8. depolama gününde aşılmıştır. En yüksek FFA değerleri depolamanın son gününde kontrol gruplarında (sırasıyla levrek için %5.63 ve çipura için %3.87) gözlenmiştir. PV değeri depolama süresince tüm gruplar için dalgalanma göstermiştir. TBA değeri ise depolama süresince bütün gruplarda 1.6 mg MA/kg? ın altında kalmıştır. Nanoemülsiyon kullanımı bakteriyel gelişimi önemli düzeyde inhibe etmiştir (p<0,05). Çipura kontrol grubunda 7 log kob/g seviyesi, 4. günde aşılırken (6.09 log kob/g), levrek kontrol grubunda 6. günde aşılmıştır (7.09 log kob/g). Nanoemülsiyon uygulanan çipura ve levrek grubunda ise 7 log kob/g olan limit 8. günden itibaren aşılmıştır (çipura ve levrek gruplarında sırasıyla 7.41 ve 7.24 log kob/g). Bu çalışmada sonuç olarak, ayçiçek yağı kullanılarak hazırlanan nanoemülsiyonunun çipura ve levreğin raf ömrünü uzattığı ve depolama süresince kalitesi üzerinde olumlu etki gösterdiği bulunmuştur.

Hatice Yazgan
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Biberiye (Rosmarinus officinalis) ve kekik (Thymus vulgaris) uçucu yağları kullanılarak hazırlanan nanoemülsiyonların buzda depolanan alabalık (Oncorhynchus mykiss Walbaum, 1792) filetosu kalitesine kimyasal, duyusal ve mikrobiyolojik etkileri

Bu çalışmada, biberiye ve kekik uçucu yağları kullanılarak hazırlanan nanoemülsiyonların buzda depolanan alabalık filetoları üzerindeki kimyasal, duyusal ve mikrobiyolojik etkileri incelenmiştir. Duyusal analiz sonuçlarına göre, nanoemülsiyon uygulanan filetoların raf ömrünün 3 gün arttığı tespit edilmiştir. Depolama süresince kekik ve biberiye nanoemülsiyonu uygulaması yapılan alabalık filetolarında kontrol grubuna kıyasla daha düşük toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiyobarbitürik asit (TBA), peroksit değeri (PV) ve serbest yağ asitleri (FFA) değerine sahip olduğu belirlenmiştir. TVB-N değerleri kabul edilebilirlik seviyesine kontrol grubu depolamanın 21. gününde (38.07 mg/100g), kekik ve biberiye grupları depolamanın 23. gününde (sırasıyla 35.26 mg/100g ve 40.62 mg/100 g) ulaştığı gözlenmiştir. Depolama süresince günler ve gruplar arasında 2.26 mg MA / kg olan en yüksek TBA değeri kontrol grubunda elde edilmiştir. PV değeri depolama süresince tüm gruplar için önerilen kabul edilebilirlik seviyesi olan 20 meq O2/kg' ı aşmadığı ve alabalık filetolarının tüketilebilir kalitede olduğu gözlenmiştir. Depolama süresi boyunca FFA değerleri tüm gruplar için dalgalanma göstermiştir. Mikrobiyolojik analizlerden toplam aerobik mezofilik bakteri (TAMB), toplam aerobik psikrofil bakteri (TAPB) ve toplam Enterobacteriaceae değerlerinin nanoemülsiyon uygulamalarında kontrol grubuna göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. E.coli, Staphylococcus aureus, Salmonella spp., Listeria monocytogenes rastlanmadığı gözlenmiştir. Çalışma sonunda kekik ve biberiye nanoemülsiyonlarının buzda depolanan alabalık filetolarının raf ömrünü arttırdığı ve kalitesini koruduğu bulunmuştur.

İlknur Yuvka
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2014
00
DoctorateOpen AccessTR

Kekik, biberiye ve fesleğenden elde edilen ekstraktların, dondurulmuş (-18°c) ve soğukta (4±2°c) vakum paketlenerek depolanmış uskumru (scomber scombrus) köftelerinin kalite parametreleri üzerine etkileri

Bu çalışmada, kekik (Thymbra spicata), biberiye (Rosmarinus officinalis) ve fesleğenden (Ocimum basilicum L.) solvent ekstraksiyon yöntemi elde edilen doğal antioksidanların % 0.05 konsantrasyonunda ilave edilmesi ile hazırlanan uskumru köftelerinin -180C'de dondurarak (I. Deneme) ve +4±20C'de soğukta vakumlanmış halde (II. Deneme) depolanması süresince duyusal (çiğ ve pişmiş), biyokimyasal (toplam uçucu bazik azot (TVB-N), tiyobarbitürik asit (TBA) sayısı, peroksit değeri (PV), serbest yağ asidi (FFA), pH, yağ asitleri) ve mikrobiyolojik kalitesindeki değişimlerin (toplam aerob mezofilik bakteri (TAMB)) incelenmesi amaçlanmıştır. I. Deneme sonuçlarına göre çiğ uskumru köftelerinin raf ömrü kontrol ve fesleğen grupları için 8 ay, kekik ve biberiye grupları için ise 10 ay olarak belirlenmiştir. II. Denemeye göre çiğ ve pişmiş uskumru köftelerinin kontrol ve fesleğen grupları için 25. güne kadar güvenle tüketilebileceği, kekik ve biberiye gruplarının ise çiğ ve pişmiş olarak 28 gün "tüketilebilir" özelliğini koruduğu belirlenmiştir. I. ve II. Denemede TVB-N, TBA, FFA, PV ve pH değerlerinin tüm grupta depolama süresince tüketilebilir sınır değerini aşmadığı, yağ asitleri bakımından ise tüm gruplarda istatistiksel farklılıklar görüldüğü (P<0.05) belirlenmiştir. TAMB sayısı I. denemede tüm gruplarda depolama süresince 107kob/g'a ulaşmamış iken II. Denemede depolama sonunda kontrol, ve fesleğen grupları için sırasıyla 7.19 log kob/g ve 6.95 log kob/g olarak tespit edilmiştir. Vakum paketle birlikte kekik ve biberiye ekstraktının bakteri gelişimini önlemede ve biyokimyasal parametrelerde etkili olduğu görülmüştür.

Balık köftesiBiberiyeBitki özütü+4
Esra Balıkçı
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
DoctorateOpen AccessTR

Bitkisel yağlar kullanılarak oluşturulan nanoemülsiyonların soğukta (2±2°c) ve vakum paketlenerek depolanan levrek (Dicentrarchus labrax) filetolarının duyusal, kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi üzerine etkileri

Bitkisel yağlar kullanılarak oluşturulan nanoemülsiyonların soğukta (I. Deneme) ve vakum paketlenerek (II. Deneme) depolanan levrek (Dicentrarchus labrax) filetolarının duyusal, kimyasal ve mikrobiyolojik kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. I. Deneme sonuçlarına göre çiğ ve pişmiş levrek filetolarının raf ömrü kontrol grubu için 8 gün ve nanoemülsiyon muamele grupları için 10 gün olarak belirlenmiştir. II. Denemede ise kontrol grubu 12 gün, ayçiçek ve zeytin muamele grupları 14 gün ve diğer muamele grupları 16 gün raf ömrüne sahip olmuştur. I. Denemede TBA değerlerinin limit değerini aşmadığı, TVB-N, pH ve PV değerlerinin ise panelistler tarafından reddedildiği zaman tüketilebilir sınır değerini aştığı belirlenmiştir. II. Denemede ise TVB-N, PV, TBA ve FFA'nın tüketilebilir sınır değerini aşmadığı görülmüştür. Araştırmada balık etinde en fazla miktarda bulunan biyojenik aminlerin putresin, kadaverin, spermidin, spermin, serotonin ve dopamin olduğu tespit edilmiştir. TAMB sayısı I. Denemede kontrol grubunda depolamanın 8. gününde, nanoemülsiyon muamele gruplarında depolamanın 10. gününde 107 kob/g limit değerini ulaşmış iken, II. Denemede kontrol grubu 12. günde, zeytin ve ayçiçek nanoemülsiyon muamele grupları 14. günde, diğer muamele grupları 16. günde limit değerine ulaşmıştır. I. ve II. Denemede tüm gruplarda Salmonella spp., E.coli, Listeria monocytagenes ve Staphylococus aureus tespit edilmemiştir. Nanoemülsiyonların levrek etinden izole edilen bozucu bakteriler üzerindeki minimum inhibisyon konsantrasyonu 6.25 ml/ml'in üzerinde olduğu bulunmuştur.

DepolamaDicentrarchus labraxLevrek balığı+1
Mustafa Durmuş
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2016
00
DoctorateOpen AccessTR

Organik asitlerin bakterilerin biyojen amin üretimi ve gelişimi üzerindeki antimikrobiyal etkilerinin In-Vitro incelenmesi

Bu çalışmada, % 0.5 konsantrasyonda üç farklı organik asidin (propiyonik, asetik ve formik asit) iki farklı aminoasit (histidin ve tirosin) dekarboksilaz sıvısında referans bakteri (Staphylococcus aureus, Escherichia coli, Klebsiella pneumoniae, Enterococcus faecalis, Pseudomonas aeruginosa, Aeromonas hydrophila, Salmonella Paratyphi A, Campylobacter jejuni ve Yersinia enterocolitica) ve laktik asit bakterilerin (Lactococcus lactis subsp. lactis, Lactobacillus plantarum, Streptococcus thermophilus, Leuconostoc mesenteroides subsp. cremoris ve Pediococcus acidolactici) gelişimi ve biyojen amin üretimine etkisi incelenmiştir. Organik asitlerin bakterilere karşı minimium inhibisyon konsantrasyonu (MIK) ve minimum bakterisit konsantrasyonu (MBK) mikrodilüsyon yöntemine göre belirlenmiştir. Test edilen organik asitler arasında formik asit ve bunu takiben asetik asit diğer asitlere kıyasla daha yüksek antimikrobiyal aktivite sergilemiştir. Test edilen formik aside karşı en hassas türler 0.78 mg/mL MIK değeri ile E. coli, E. faecalis, S. Paratyphi A ve S. aureus olmuştur. Organik asitlerin referans bakteriler üzerindeki MBK değerleri genellikle 50 mg/mL'nin üzerinde olmuştur. Laktik asit bakterilerinde bu değer 6.52 mg/mL' ye kadar düşmüştür. Aminoasit dekarboksilaz sıvısında genellikle en düşük bakteriyel yük formik asitte Pd. acidolactici bakterisinde (5.38 log kob/mL) gözlenmiştir. Bakteriler tarafından başlıca üretilen biyojen aminler dopamin, agmatin, putresin ve tiramin olmuştur. Histidin dekarboksilaz sıvısında histamin üretimi 0.12 mg/L (S. Paratyphi A) ve 28.56 mg/L (A. hydrophila) arasında değişkenlik gösterirken, laktik asit bakterileri tarafından üretilen en yüksek histamin değeri 2.38 mg/L (Lb. plantarum) olmuştur. Tirosin dekarboksilaz sıvısında en yüksek tiramin üretimi referans bakteriler için 578.22 mg/L (E. coli), laktik asit bakterileri için ise 22.05 mg/L (Lc. lactis) olmuştur. Organik asitlerin biyojen amin üretimindeki etkisi aminoasit dekarboksilaz sıvısına, asit tipine, bakteri türüne ve spesifik biyojen amine göre değişkenlik göstermiştir.

Saadet Gökdoğan Tekin
Çukurova University
2016
00
Master'sOpen AccessTR

Kemane vatoz'undan (Rhinobatos rhinobatos) elde edilen suriminin fonksiyonel özellikleri

Bu çalışmada, kemane vatozdan (Rhinobatos rhinobatos) surimi üretimi ve fonksiyonel özellikleri araştırılmıştır. Türkiye'de İskenderun körfezinden yakalanan Kemane vatozları avlandıktan sonra 24 saat içinde hızlıca buzda depolanmış ve laboratuara getirilerek filetoları çıkarılmıştır. Daha sonra filetolar, 3 mm göz açıklığına sahip kıyma makinesinde kıyılmıştır. Kıyılan et, soğuk distile suda 3 kez yıkanmış ve suda çözünebilir bileşikleri ve yağı gidermek için peynir süzme bezinde süzülmüştür. Suriminin bir kısmı sentetik sosis kılıf içine doldurulmuş bir kısmı ise vakumlanmıştır. Sosis kılıflarına doldurulmuş surimiler 90 °C' de 60 dk su banyosunda pişirilmiştir. Surimi buzlu suda 10 dakika bekletilmiş ve buzdolabında (4 °C) bir gece depolanmıştır. Ham surimi, vakumlanmış surimi ve pişirilmiş surimi örnekleri renk, tekstür, katlama testi, protein çözünürlüğü ve SDS-PAGE (Sodyum dedosil sülfat poliakrilamit jel elektroforezi) analizleri gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmanın sonucunda suriminin ham protein, yağ, nem ve kül değerleri sırasıyla; %17.72, %3.84, %75.72 and %1.30 bulunmuştur. Renk değerleri ham surimide L*: 52.53±3.95, a*: 5.69±1.49, b*: 1.14 ±0.89 iken pişirilmiş surimide L*: 90.06±0.12, a*: -0.59±0.02 ve b*: -0.01±0.03 olarak bulunmuştur. Ham suriminin sertlik testi 605.28±3.34, vakumlanmış surimide 599.06±8.40 olarak, pişirilmiş üründe ise 634.28±53.71 bulunmuşken, katlama testi 4.75±0.02 bulunmuştur. Pişmiş suriminin SDS-PAGE analizi, ham surimiye kıyasla bazı bantların kaybolduğunu ve yeni bantların ortaya çıktığını göstermiş, ancak jel gücü genellikle sağlanmıştır. Araştırma sonucunda, kemane vatozun surimi üretimi için uygun olduğu belirlenmiştir.

Zahide Bulut
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2017
00
DoctorateOpen AccessTR

Farklı gıdalardan tanımlanan laktik asit bakterilerinin organik asit üretimi, antimikrobiyal aktivitesi ve antibiyotik direnç özelliklerinin araştırılması

Bu çalışmada; paketlenmiş balık ürünleri, çiğ keçi sütü ve peynirden elde edilen toplam 29 gıda örneğinden laktik asit bakteri (LAB)'leri izole edilmiştir. Tanımlaması yapılan 131 LAB izolatının antimikrobiyal aktivitesi, organik asitleri (asetik, propiyonik, bütirik) üretme potansiyelleri ve antibiyotik direnç özellikleri araştırılmıştır. LAB üyeleri Lactobacillus spp; Lb. rhamnosus, Lb. paracasei subsp. paracasei, Lb. brevis, Lb. Sunkii, Lb. Zeae, Lb. casei. Lactococcus spp.; L. lactis subsp. lactis ve cremoris, Leuconostoc spp.; Leu. mesenteroides subsp. mesenteroides, Weissella spp.; W. confusa ve W. cibaria, Enterococcus spp.; E. hirae, E. faecalis, E. lactis, E. faecium, E. gallinarum, E. durans, E. casseliflavus, E. thailandicus olarak karakterize edilmiştir. LAB üyelerin antibiyotik direnci; Weisella spp.'lerin tamamı vancomycin, tetracycline, rifampicin, penicillin, ampicillin, gentamycin antibiyotiklerine Enterococcus spp.'ler, %50 ile %100 arasında tüm antibiyotiklere; Leuconostoc spp.'lerin %100'ü ampicilin ve streptomycin, Lactobacillus spp.'lerin %100'ü ampicillin antibiyotiğine dirençli bulunmuştur. LAB izolatları ortalama asetik asit üretimi Weisella, Leuconostoc, Lactococcus, Lactobacillus, Enterococcus, Streptococcus ve Pediococcus suşları tarafından sırasıyla 656.93, 628.96, 503.18, 462.19, 330.09, 298.48 ve 276.88 mg/L olarak belirlenmiştir. Ortalama propiyonik asit üretiminde en yüksek Leuconostoc, Enterococcus ve Lactococcus suşları tarafından sırasıyla 42.36, 20.36 ve 20.25 mg/L, ortalama bütirik asit üretimi Lactobacillus, Enterococcus ve Weisella suşları tarafından sırasıyla 22.00, 11.66 ve 11.04 mg/L olarak belirlenmiştir. LAB üyeleri Listeria monocytogenes, Pseudomonas aeruginosa, Staphylococcus aureus ve Salmonella Paratyphi A üzerinde ayrıca Klebsiella pneumonia, E.coli, Bacillus Subtilis ve Campylobacter jejuni üzerinde de antagonistik etki göstermiştir. Anahtar Kelimeler: LAB, Moleküler tanımlama, Antimikrobiyal Aktivite, Organik Asit, Antibiyotik Dirençlilik

AntibiyogramFermente gıdalarGıda mikrobiyolojisi
Nurten Toy
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2018
00
DoctorateOpen AccessTR

Bozcaada' dan avlanan bazı denizel türlerin besinsel ve elemental kompozisyonlarının belirlenmesi

Bu çalışmada, Bozcaada çevresinden avlanarak elde edilen sarpa (Sarpa salpa), mercan (Pagrus major), sinarit (Dentex dentex), çipura (Sparus aurata), sargoz (Diplodus sargus), melanur (Oblada melanura), kefal (Chelon auratus), barbun (Mullus barbatus), kolyoz (Scomber japonicus) ve kalamar (Loligo vulgaris) türlerinin besinsel içeriği, yağ asidi profili ve metal içerikleri incelenmiştir. Türlerin tüketiminden kaynaklı olası tüketici risklerini belirlemek amacıyla haftada 1, 3 ve 5 gün su ürünleri tüketimi durumları için tahmini haftalık alım (Estimated Weekly Intake, EWI), hedef tehlike oranı (Target hazard quotient, THQ), yaşam boyu kanser riski (The Life time cancer risk, CR) ve maksimum izinverilebilir tüketim limit (CRlim) değerleri hesaplanmıştır. Biyokimya içeriği ve yağ asitleri özellikle EPA ve DHA açısından neredeyse tüm türlerin besinsel değerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Türlerin hepsi Ca, K, Mg, Na, P, Cr, Fe, Cu, Mn, Ni, Zn, V, Se, Cd, As ve Hg elementlerinin farklı konsantrasyonlarda içermektedir. EWI, geçici haftalık alım tolerans (PTWI) değerleri ile karşılaştırılmıştır. Bireylerin vücut ağırlıkları dikkate alındığında Cu, Fe, Mn, Zn, Hg, Ni, Cr, Cd ve As elementleri için haftalık alım limitleri yetişkinler için sırasıyla 8750, 392000, 68600, 21000-70000, 280, 350000, 147000, 437.5 ve 1050 (µg/kg); çocuklarda ise sırasıyla 4000, 179200, 31360, 9600-32000, 128, 160000, 67200, 200 ve 480 (µg/kg) olarak belirlenmiştir. Çocuk ve yetişkinlerin çalışılan türleri tüketim sıklığı arttıkça mevsimsel olarak THQ değerinin Ni ve Hg elementleri için risk oluşturabileceği düşünülmektedir. Mevsimsel olarak haftada 1, 3 ve 5 gün yetişkin ve çocuk grupları tarafından tüketilen 10 türün CR değeri incelendiğinde Cr, Cd ve iAs elementleri eşik değer olan 10-05' i aşması nedeniyle tüketim miktarına göre kanserojen risk oluşturabileceği belirlenmiştir. Arsenik elementinin tüm türlerde tüm mevsimlerde CRlim değerinin en düşük olması nedeniyle sınırlayıcı olduğu ve çalışılan türlerin tüketimi halinde kanserojen risk oluşturabileceği belirlenmiştir.

İlknur Yuvka Gür
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Substrat kaynağı olarak balık atıklarının kullanıldığı besi ortamında mikrobiyal lipaz üretimi

Bu çalışma, balık işleme tesislerinde oluşan atıkların ekonomik değeri yüksek ürünlere dönüştürülmesini hedefleyen sürdürülebilir bir yaklaşıma odaklanmaktadır. Araştırmanın temel amacı, yüksek oranda protein ve yağ içeren bu atıkları, mikrobiyal lipaz üretimi için bir substrat kaynağı olarak değerlendirerek en uygun besi ortamı koşullarını belirlemektir. Bu çalışma, endüstriyel enzim üretiminde maliyet etkinliği ve çevresel fayda potansiyeli sunmaktadır. Araştırmanın yöntemi, lipaz üretebilen bir mikroorganizma olan Bacillus licheniformis'in, balık atığı ve glikoz gibi farklı konsantrasyonlardaki besi ortamlarında fermantasyonunun gerçekleştirilmesine dayanmaktadır. Deneylerde balık atığı (%5, %7.5, %10, %15, %20), glikoz (%1, %2.5, %5) ve inkübasyon süresi (24, 48, 72 saat) gibi faktörlerin enzim aktivitesi üzerindeki etkileri sistematik olarak incelenmiştir. Veri toplama süreci, belirlenen zaman aralıklarında kültür ortamlarından alınan numunelerin, titrimetrik analiz yöntemi kullanılarak lipaz aktivitesinin ölçülmesini içermektedir. Elde edilen verilerin analizi için çok yönlü bir yaklaşım benimsenmiştir. Tanımlayıcı istatistikler, farklı koşullar altındaki ortalama, minimum ve maksimum lipaz aktivitesi değerlerini sunarken; varyans analizi (ANOVA) bağımsız değişkenlerin enzim aktivitesi üzerindeki tekil ve etkileşimli etkilerini değerlendirmiştir. Değişkenler arasındaki ilişkilerin gücünü anlamak için Pearson korelasyon analizi, enzim aktivitesini en iyi açıklayan faktörleri belirlemek için ise çoklu regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgulara göre, artan balık atığı ve glikoz konsantrasyonları, lipaz aktivitesini yükseltme eğilimindedir. En yüksek enzim aktivitesinin, %10–15 balık atığı ve %5 glikoz konsantrasyonu gibi belirli kombinasyonlarda ve 48 saatlik inkübasyon süresinde gözlendiği belirlenmiştir. Varyans analizi, balık atığı yüzdesi ve glikoz konsantrasyonu başta olmak üzere, incelenen tüm faktörlerin ve etkileşimlerinin lipaz aktivitesi üzerinde istatistiksel olarak anlamlı bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Regresyon analizi sonuçları, glikoz ve balık atığı konsantrasyonlarının, lipaz aktivitesini en güçlü şekilde etkileyen değişkenler olduğunu ortaya koyarken, geliştirilen modelin yüksek bir açıklayıcılığa sahip olduğunu (R2=0.91) belirtmektedir. Enzim stabilitesi analizleri, üretilen lipazın 35–45°C sıcaklık ve pH 6–8 aralığında yüksek kararlılık sergilediğine işaret etmektedir. Sonuç olarak, bu çalışma balık atıklarının mikrobiyal lipaz üretimi için değerli bir substrat kaynağı olarak kullanılabileceğini göstermekte ve en uygun üretim koşullarının belirlenmesine yönelik önemli referans verileri sunmaktadır. Bu bulgular, su ürünleri atıklarının biyoteknolojik uygulamalarla değerlendirilmesine yönelik gelecek çalışmalara bir temel sağlaması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: Alkalin Proteaz, Lipaz, Mikrobiyal Üretim, Optimizasyon

Ayşe Ağaç
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Azot kaynağı olarak balık atıklarının kullanıldığı besi yerinde Bacillus spp.'nin proteaz üretme potansiyeli

Bu çalışma, su ürünleri işleme endüstrisinde önemli bir çevresel sorun oluşturan balık atıklarının, biyoteknolojik bir yaklaşımla endüstriyel proteaz üretiminde değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Besin açısından zengin ve düşük maliyetli bu atıklar, alternatif azot kaynağı olarak kullanılmış ve optimum fermantasyon koşulları belirlenmiştir. Çalışmada, proteaz üretme potansiyeline sahip Bacillus velezensis, Bacillus subtilis ve Bacillus licheniformis suşları kullanılmıştır. Farklı balık atığı (%1–10) ve melas ( %1–10) konsantrasyonlarının proteaz üretimine etkisi, 72 saatlik fermantasyon süresince incelenmiştir. Proteaz aktivitesi Azokazein yöntemi ile 24., 48. ve 72. saatlerde ölçülmüş; elde edilen veriler tanımlayıcı istatistikler ve ANOVA ile değerlendirilmiştir. Sonuçlar, Bacillus licheniformis'in proteaz üretiminde en yüksek performansı sergilediğini göstermiştir. Maksimum aktivite bu bakteri tarafından 2920.61 U/mL ile, %2,5 balık atığı ve %1 melas içeren ortamda 48. saatte elde edilmiştir. ANOVA analizleri, bakteri suşu, balık atığı ve melas konsantrasyonlarının üretim üzerinde istatistiksel olarak anlamlı etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Biyoreaktörde yapılan ölçeklendirme çalışmaları ise laboratuvar ölçeğindeki verimin %92,6'sını korumuş ve sürecin endüstriyel uygulanabilirliğini doğrulamıştır. Elde edilen bulgular, balık atıklarının endüstriyel proteaz üretimi için değerli bir hammadde kaynağı olabileceğini göstermektedir.

Nisa Dağ
Çukurova University · Institute of Graduate Studies in Science
2025
00

Other supervisors