Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Haktan Karaman
12 theses · Dicle University
Perkütan nefro litotomi vakalarında; spinal anestezide uygulanan levobupivakain'in etkinliğini ararştırmak
Perkütan nefrolitotomi vakalarında spinal anestezi de uygulanan levobupivakainin etkinliğini, hemodinamik değişiklikleri, hasta ve cerrah memnuniyetini araştırmayı amaçlandı.Çalışma DÜTF araştırma hastanesinde ASA I-II, 18-65 yaş arası PCNL operasyonu uygulanacak 58 olgudan gerçekleştirildi. Girişim öncesi tüm hastalara her iki el sırtından 20 numara branül ile damar yolu açılıp, nabız ve kan basıncı ölçümleri yapıldıktan sonra, uygulamadan 30 dakika önce 500ml Hidroksietil starch solusyonu, 10 ml/kg izotonik iv uygulandı. Cerrahi işlemin uygulandığı süre boyunca 5 ml/kg/saat iv izotonik verildi. Monitörizasyonu takiben tüm hastalara 0.05 mg/kg midazolam verildi. Hastaların SAB, DAB, OAB, KAH kaydedildi. Spinal anestezi; aseptik şartlarda hastalar oturur pozisyonda 26 gauce spinal iğne ile L2-L3 lumbal aralıktan girilerek, 18 mg levobupivakain ve 20 mcg fentanil toplam doz 4cc olacak şekilde subaraknoid aralığa verildi. Spinal anestezi uygulandıktan sonra hastalar uzatılarak 2., 4., 6., 8. dakikalarda, sonrasında da 5 dakikada bir SAB, DAB, OAB, KAH ölçülerek kaydedildi. T4 ulaşma süresine pin prick testi ile bakıldı. Duyusal blok T4 seviyesine ulaştığında cerrahi işlem başlatıldı. Cerrahi süre boyunca tüm hastalara oksijen maskesi ile 3 lt/dk oksijen verildi. Hastaların sedasyon düzeylerine Ramsey sedasyon skalası ile bakıldı, motor blok düzeyine pron pozisyonu verildikten hemen sonra modifiye Bromage Skalası ile bakıldı. Hasta ve cerrah memnuniyetlerine VAS ile değerlendirildi.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 10.0 istatistik paket programı kullanıldı. Karşılaştırmalarda Independent Samples Test, N Par Test, Mann Whitney U Test ve Pearson Correlation testleri kullanıldı. P<0.05 anlamlı kabul edildi.Demografik verilerin cinsiyetlere göre dağılımı; Erkeklerin yaş ortalamaları 38.18 yıl, kadınların ise 43.79 yıl, erkeklerin boy ortalamaları 171.24 cm, kadınların 162.25 cm, erkeklerin ağırlıkları ortalama 75.06 kg, kadınların vücut ağırlıkları ise ortalama 73.88 kg bulundu.Taşların otalama çapı 23.19 mm bulduk. Taşın boyutu artıkça cerrahi süreninde uzadığını gördük, bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05).Hastaların ramsey sedasyon skalalarını ortalama 2.67 bulduk. Hastaların sedasyon düzeyleri arttıkça, hasta konforununda arttığını görüldü, bu sonuç istatistiksel olarak anlamlıydı (p<0.05).Spinal anestezi uygulandıktan sonra ortalama 4.09 dakika sonara duyusal blok T4 seviyesine ulaştı. Hastaların boyları arttıkça duyusal bloğun T4 seviyesine ulaşma süresininde uzadığı görüldü (p<0.05). Hastaların vücut ağırlıkları arttıkça duyusal bloğun T4 ulaşma süresi kısaldı fakat bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Duyusal bloğun T4 düzeyine ulaşma süresi kadınlarda 3.24 dakika, erkeklerde 4.68 dakika bulundu. Duyusal bloğun T4 seviyesine ulaşma süresi kadınlarda daha kısa olduğu görüldü fakat bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).Hastalardan 14 (% 24.1)'ünde hipotansiyon gelişti ve istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi (p<0.05). Hipotansiyon gelişen 14 (%24.1) hastaya efedrin uygulandı (p<0.05). Hastaların boyu uzadıkça hipotansiyonun daha az geliştiği gözlendi ve bu istatistiksel olarak anlamlı bulundu (p<0.05). Sedasyon arttıkça hipotansiyon daha sık gözlendi (p<0.05).Bradikardi 4 (%6.9) hastada gelişti ve bu hastalara atropin uygulandı bu istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).Spinal anestezi altında 2 (%3.4) hastada taş lokalizasyonu yapılamadığı için açık cerrahiye geçildi. Bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Bu iki hastadan 1 (%1.7)'inde genel anestezi uygulamasına geçildi fakat bu sonuç istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Bir hastanın açık cerrahisi spinal anestezi ile devam etti ve herhangi bir sorunla karşılaşılmadı.Hastaların 3 (% 5.2)'ü cerrahi işlem sırasında ağrı hissetti ve ağrı duyan hastalara iv fentanil uygulandı. Ek doz fentanil uygulaması istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).Cerrahi süre erkeklerde ortalama 60.65 dakika, kadınlarda ortalama 60.42 dakika sürdü. Cerrahi sürenin cinsiyet ile ilişkisi istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05).Hasta konforu VAS ile erkeklerde ortalama 9.12 kadınlarda ortalama 9.16 bulundu. Cerrahi süre uzadıkça hasta konforunun azaldığı görüldü ve bu istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi (p<0.05). Cerrah konforu VAS ile ortalama 9.76 bulundu.Sonuç böbreğin alt ve orta zon taşlarında, hasta ve cerrah uyumunun iyi olduğu, küçük böbrek taşı olan, cerrahi işlemin kısa süreceği düşününlen perkütan nefrolitotomi operasyonlarında; levobupivakainle yeterli hasta ve cerrah memnuniyeti sağladığını gördük. Hastalarımızda anlamlı derecede hipotansiyon gözlemledik, bunun için daha geniş kapsamlı, daha fazla hastanın çalışmalara dahil edildiği doz çalışmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Kronik omuz ağrılı hastalarda supraskapular sinir blokajının etkinliğinin araştırılması
Amaç: Kronik omuz ağrılı hastalarda retrospektif olarak supraskapular sinir blokajının (SSNB) etkinliğini araştırmayı amaçladık.Materyal Ve Metod: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilimdalı Algoloji Kliniğinde 2007-2008 yılları arasında supraskapular sinir blokajı yapılan 28 hasta geriye dönük olarak değerlendirildi. Olgular; kronik omuz ağrısı nedeniyle daha önce medikal ve fizik tedavi almış fakat semptomlarının tekrarlaması üzerine kliniğimize başvurmuş hastalardan oluşmaktaydı. Hastaların demografik verileri olarak yaş, ağırlık, boy uzunluğu ve cinsiyet bilgilerini kaydettik. Semptom sürelerini, kaç kez SSNB yapıldığını, başvuru anındaki VAS değerlerini, 15. gün, 90. gün, 180. gün VAS değerlerini kaydettik.Supraskapular sinir blokajını kliniğimizde periferik sinir sitümülatörü kullanarak uygulamaktayız. Öncelikle blok bölgesini %10'luk povidon iyodin solusyonu ile steril edilip belirlenen enjeksiyon noktasının cilt ve ciltaltına %1'lik lidokain2 ml ile lokal anestezi yaptıktan sonra, 22 G 50mm Stimuplex iğnesi, (StimuplexR A, Braun Melsungen AG, Melsungen, Almanya) sinir stimülatörü (StimuplexR HNS 11; B. Braun Melsungen AG, Melsungen, Almanya) eşliğinde 2 mA impuls genişliğinde 0.4-0.5 V akım şiddetinde supraskapular çentiğe doğru infraspinatus (dışa rotasyon) ve/veya supraspinatus kaslarında kontraksiyon (abduksiyonu) görülünceye kadar ilerlettik. Supraskapular sinir blokajını, anatomik noktalar kılavuzluğunda Dangoisse tarafından tarif edilen metod ile uyguladık. Aspirasyon sonrasında 5ml %0.5'lik bupivakain (marcain) ve 80mg triamsinolon asetat (kenacort) 3ml serum fizyolojikle karıştırarak total volüm 10 ml olacak şekilde verdik.Ağrı değerlendirilmesinde VAS (Visual Analog Scala) kullandık. Bunun için; tedavi öncesi, tedavi sonrasında 15. gün, 90. gün ve 180. Gün VAS değerlerini kaydettik.Bulgular: Çalışmamızdaki tüm hastaların tedavi sonrası 15. gün VAS değerlerini tedavi öncesi VAS değerleri ile karşılaştırdık. Tedavi sonrası 15. gündeki VAS değerlerinin anlamlı derecede azaldığını gördük (p<0.05).Hastaların tedavi öncesi ve tedavi sonrası 90. gündeki VAS değerlerini karşılaştırdık. Tedavi sonrası 90. gündeki VAS değerlerinin tedavi öncesi VAS değerlerine göre anlamlı derecede azaldığını gözlemledik(p<0.05).Hastalarımızın tedavi öncesi ve tedavi sonrası 180. gündeki VAS değerlerini karşılaştırdık. Tedavi sonrası 180. gündeki VAS değerlerinin tedavi öncesi VAS değerlerine göre anlamlı derecede azaldığını gözlemledik(p<0.05).Tüm hastaların tedavi sonrası 90. gün VAS değerlerine göre, tedavi sonrası 180. gündeki VAS değerlerinde artış tespit edildi. Bu istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur(p<0.05).Erkek hastalarımızda, kadın hastalarımızdan farklı olarak tedavi sonrası 15. gün VAS değerlerine göre 90. gün VAS değerlerinde de istatistiksel olarak anlamlı azalma belirledik (p<0.05).Sonuç: Hastalarımızın ağrı skorlarını VAS ile değerlendirdiğimiz retrospektif çalışmamızda; 15. gün, 90. gün ve 180. gün ağrı skorlarında anlamlı dercede azalma tespit ettik. Tedavi sonrası 180. günde 90. güne nazaran ağrı skorlarında artış olmasına rağmen bu değerler tedavi öncesiyle karşılaştırıldığında anlamlı derecede düşüktü. Sonuç olarak; lokal anestezik ve steroidle yapılan supraskapular sinir blokajının kronik omuz ağrılarında ağrı kontrolünde iyi bir tedavi seçeneği olduğu sonucuna vardık.
Kalça cerrahisinde intratekal uygulanan bupivakain ve levobupivakainin etkinliğinin karşılaştırılması
Bu çalışmada kalça cerrahisi uygulanacak erişkin hastalarda; intratekal yolla, aynı dozda kullanılan levobupivakain ve bupivakainin, hemodinamik parametreler, sensoriyel ve motor blok süreleri üzerine etkileri ile sistemik ve nörolojik yan etkileri bakımından karşılaştırılması amaçlandı.Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma Hastanesi etik kurul izni ve hastaların onayı alınarak; kalça kırığı olan, ASA I ? II grubu, 18?65 yaş arası 60 hasta çalışmaya dahil edildi. Hastalar rasgele iki gruba ayrıldı. Grup I 12,5 mg % 0,5 bupivakain + 10 mcg fentanil(Toplam 2.6 ml), Grup II 12,5 mg % 0.5 levobupivakain + 10 mcg fentanil(Toplam 2.6 ml) verildi. Tüm hastalara uygulamadan 30 dak önce intravenöz (iv) 500 ml Hidroksietil starch solüsyonu, operasyon süresince de 5 ml/kg/saat iv izotonik solüsyonu verildi. Monitörizasyonu takiben hastalara 0.05 mg/kg midazolam iv uygulandı. Spinal anestezi 26 G spinal iğne ile L3-L4 lumbal aralıktan girilerek spinal anestezi sağlandı. Spinal anestezi uygulandıktan sonra hastalara pozisyon verilerek (sırtüstü yatırılarak) 2., 5., 8. ve sonrasında her 5 dak da bir olacak şekilde Sistolik Arter Basıncı, Diyastolik Arter Basıncı, Ortalama Arter Basıncı, Kalp Atım Hızı ölçülerek kaydedildi. Hastalarda duyusal blok seviyesi pin prick testi ile saptandı. Duyusal blok seviyesi T6'e ulaştığında cerrahi başlatıldı. Bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu, hipotansiyon, bradikardi, aritmi, konvülsiyon titreme gibi yan etkiler kaydedildi.İzlenen tüm dönemlerde gruplar arasında hemodinamik değerlerde anlamlı farklılık gözlenmedi. Sensoriyal blok başlangıç sürelerinde ve iki segment gerileme zamanları açısından gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Motor blok başlangıç zamanı levobupivakain grubunda bupivakain grubuna göre daha uzun görüldü. Ancak levobupivakain ile motor blok gerileme (levobupivakain; 165 ± 42dak, bupivakain; 208,67±50 dak) ve motor blok kalkma sürelerini (levobupivakain; 132,26 ± 9.78 dak, bupivakain; 182,06 ± 14,12dak) istatiksel olarak anlamlı daha kısa bulundu. Her iki grupta da bulantı, kusma, kaşıntı, solunum depresyonu, bradikardi, aritmi, konvülsiyon titreme gibi yan etkiler oluşmadı. Hasta ve cerrahi konfor her iki grupta da mükemmel olarak değerlendirildi.Duyusal blok profili açısından bupivakaine benzer özellikler gösteren levobupivakainin özellikle motor blok gelişmesinin istenmediği operasyonlarda bupivakaine iyi bir alternatif olabileceği kanaatine varıldı.
Preeklampsili gebelerde sezeryan anestezisi için intratekal uygulanan Levobupivakain ve Bupivakain etkinliğinin karşılalaştırılması
Preeklampsili gebelerde spinal anestezi de uygulanan levobupivakainin ve bupivakainin etkinliğini, hemodinamik değişiklikleri, hasta ve cerrah memnuniyetinin araştırılması amaçlandı.Çalışma DÜTF araştırma hastanesinde ASA I-II, 18?45 yaş arası sezeryan operasyonu uygulanacak 60 olgudan gerçekleştirildi. Girişim öncesi tüm hastalara her iki el sırtından 20 numara branül ile damar yolu açılıp, nabız ve kan basıncı ölçümleri yapıldıktan sonra, uygulamadan 30 dakika önce 500ml kolloid solusyonu, 10 ml/kg izotonik iv uygulandı. Cerrahi işlemin uygulandığı süre boyunca 5 ml/kg/saat iv izotonik verildi. Hastaların SAB, DAB, KAH kaydedildi. Spinal anestezi; aseptik şartlarda hastalar oturur pozisyonda 26 gauce spinal iğne ile L2-L3 veya L3-L4 lumbal aralıktan girilerek, birinci gruptaki hastalara 10 mg bupivakain, ikinci gruptaki hastalara 10 mg levobupivakain, toplam doz 2 cc olacak şekilde subaraknoid aralığa verildi. Spinal anestezi uygulandıktan sonra hastalar uzatılarak 3., 6., 9., 12. ve 15. dakikalarda, sonrasında da 5 dakikada bir SAB, DAB, KAH ölçülerek kaydedildi. T4 ulaşma süresine pin prick testi ile bakıldı. Duyusal blok T4 ?T5 seviyesine ulaştığında cerrahi işlem başlatıldı. Cerrahi süre boyunca tüm hastalara oksijen maskesi ile 3 lt/dk oksijen verildi. Hasta ve cerrah memnuniyetlerine VAS ile değerlendirildi.Verilerin değerlendirilmesinde SPSS for Windows 17,0 istatistik paket programı kullanıldı. Karşılaştırmalarda Independent Samples Test, ANOVA Test ve Mann Whitney U Testleri kullanıldı. P<0.05 anlamlı kabul edildi.Demografik verilerin guruplara göre dağılımı; Grup 1 deki hastaların yaş ortalamaları 32,56 yıl, Grup 2 hastaların ise 31,83 yıl. Grup 1 deki kadınların boy ortalamaları 159,97 cm, Grup 2 kadınların 160,73 cm. Grup 1 deki kadınların ağırlıkları ortalama 81,6 kg, Grup 2 kadınların vücut ağırlıkları ise ortalama 89,70 kg bulundu. Gruplar arasında istatiksel olarak anlamlı fark gözlenmedi (p>0,05).Grup 1deki hastaların; hasta konforu (VAS) skalaları ortalama 4, 50 idi. Grup 2 deki hastaların; hasta konforu (VAS) skalaları ortalama 3,53 olarak bulundu. Her iki gurup arasında anlamlı fark gözlendi (p<0,05).Grup 1de, cerahi konfor (VAS) skalaları ortalama 3,83 idi. Grup 2 de; cerahi konfor (VAS) skalaları ortalama 3,40 olarak bulundu. Her iki gurup arasında anlamlı fark gözlenmedi (p>0,05).Grup 1' deki hastaların 15'inde (%50), Grup 2 hastalarının 10'unda (%33,3)'ünde hipotansiyon gelişti ve istatistiksel olarak anlamlı kabul edildi (p<0.05). Hipotansiyon gelişen 25 (%41,6) hastaya efedrin uygulandı (p<0.05).Sonuç olarak preeklamsili gebelerde sezaryan ameliyatları; hasta ve cerrah uyumunun iyi olduğu, cerrahi işlemin kısa süreceği düşününlen sezaryan operasyonlarında; levobupivakain ve bupivakainle yeterli hasta ve cerrahi memnuniyet sağladığını gördük. Hastalarımızda levobupivakain kullandığımızda, bupivakaine göre daha az hipotansiyon görülmesine rağmen anlamlı derecede hipotansiyon ve efedrin ihtiyacı olduğunu gözlemledik. Bunun için daha geniş kapsamlı ve daha fazla hastanın çalışmalara dahil edildiği doz çalışmalarına ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz.
Hastaların anestezi ile ilgili temel bilgilerinin ve endişelerinin değerlendirilmesi
Amaç: Anesteziyoloji araştırmalarında hastaların anestezi ile ilgili fikirlerini sorgulamak, anksiyete düzeyini belirlemek anestezinin kalitesini doğrulamak için anket araştırmalarını kullanmak yeni değildir. Bu çalışmada hastaların anestezi ile ilgili bilgi ve endişelerinin ortaya konulması amacıyla bir anket düzenlenmiştir. Bu çalışma ile hasta hekim ilişkisinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bu amaçla hastaya anestezi yöntemi hakkında bilgi verilmesi, anestezi ile ilgili korku ve endişesinin giderilmesi amaçlanmaktadır.Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Mayıs 2010- Temmuz 2010 tarihleri arasında Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi Polikliniğine elektif cerrahi planlanan 18 ile 65 yaş arası ASA?1, -2 olan 150 hasta alındı. Preoperatif dönemde anestezi polikliniğine başvuran hastaların muayenelerinden önce, anestezi doktoru kendini tanıttıktan sonra hastalardan anket formlarını doldurmalarını istemiştir. Anket formu iki bölümden oluşuyordu. Birinci bölümde; yaş, cinsiyet, eğitim durumu, meslek, sosyoekonomik düzey gibi demografik bilgiler dışında ilaç alerjisi, alışkanlıklar ve önceki anestezi deneyimlerinin sorgulandığı kişisel bilgileri içerirken, ikinci bölümde anestezi sorularının yer aldığı anket çalışması uygulanmıştır.Bulgular: Çalışmaya 2010 yılı içinde çeşitli nedenlerle anestezi polikliniğine başvuran 67 kadın(%45), 83 erkek (%55) toplam 150 hasta alındı. Ankete katılan hastaların yaş dağılımları; 18?30 yaş arası 67 (%45), 31-60 yaş arası 66 (%44), 60 yaş üstü 17 (% 11) hasta olarak belirlendi. Bulgularımızın sonucunda; hastaların anestezistlerini tanımadıklarını saptadık. Alınan bilgilerin gösterdiği gibi hastalarımızın büyük kısmının anestezi bilimi ile ilgili eksik bilgiye sahip olduğu saptanmıştır.Sonuç: Çalışmamız, anestezistlerin ve anestezi uygulamalarının hastalarımız tarafından yeterince bilinmediğini ve bu yüzden endişe taşıdıklarını göstermiştir.Anahtar Kelimeler: Anestezi, anket, preoperatif bilgi düzeyi
Lomber disk cerrahisinde postoperatif analjezi için I.V. deksketoprofen trometamol ve plasebo karşılaştırılması
Çalışmamızda mikroşirurjik lomber diskektomi yapılan hastalara preoperatif ve postoperatif 8 saat ara ile üç doz İ.V. uygulanan 50 mg deksketoprofen trometamol'un postoperatif VAS skorlarına ve 24 saatlik total tramadol tüketimine etkisini ve hasta memnuniyetini araştırmayı amaçladık.Çalışmamız, beyin cerrahisi kliniğinde mikroşirurjik lomber diskektomi planlanan, yaş aralığı 18 ? 65, ağırlıkları 50 ? 120 kg arasında, ASA I - II risk grubunda olan 50 hastada prospektif, randomize ve çift kör olarak yapıldı. Grup I' e ( preoperatif ) indüksiyondan hemen önce İ.V. 50 mg deksketoprofen trometamol ve ilk dozun verilişinden sonraki 8. ve 16. saatlerde birer doz daha 50 mg deksketoprofen trometamol verildi. Grup II' ye (kontrol grubu) operasyon öncesi ve sonraki 8. ve 16. saatlerde plasebo uygulandı. Her iki gruba da postoperatif HKA cihazı ile tramadol 24 saat süre ile İ.V. yoldan uygulandı. Hastaların analjezi düzeyi postoperatif 0., 15., 30., 45., 60. dakikalarda ve 2., 3., 4., 5., 6., 8., 12., 24. saatde görsel ağrı skalası ( VAS ) ile değerlendirildi. Bu zamanlardaki tramadol tüketim miktarları kaydedildi. Deksketoprofen trometamol'un analjezik etkinliği ve tramadol tüketim miktarına etkisi karşılaştırıldı.Grup I'in VAS skorları, Grup II' ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu(P< 0,001). Grup I'in tüm zamanlardaki tramadol tüketim miktarı Grup II ile karşılaştırıldığında 15.dak. ve 45.dak.dakikadaki tramadol tüketim miktarı gruplar arasında fark gözlenmezken(P > 0,05), 30.dak., 60.dak., tramadol tüketim miktarı Grup I de düşük bulundu(P < 0,05).Diğer zaman dilimlerindeki tramadol tüketim miktarları Grup I de Grup II ye oranla anlamlı derecede düşük bulundu(P < 0,001). Total tramadol tüketim miktarları ise Grup I de Grup II ye oranla anlamlı derecede düşük bulundu(P< 0,001). Grup I ve Grup II'nin ilk analjezik talep zamanı karşılaştırıldığında Grup I' de Grup II' ye göre anlamlı derecede uzun bulundu(P<0,05). Genel hasta memnuniyeti Grup I ile Grup II karşılaştırıldığında, Grup I de daha iyi olduğu bulundu(P<0,05).Sonuç olarak; preoperatif ve postoperatif kullandığımız İ.V. 50 mg deksketoprofen trometamol lomber disk hernisi cerrahisi sonrasında orta - şiddetli postoperatif ağrı tedavisinde güvenilir, etkin olduğunu ve opioid kullanımını da azaltığını, tek başına opioid kullanımına göre daha avantajlı olduğu sonucuna vardık.
Lomber radikülopatili hastalarda transforaminal epidural steroid enjeksiyonlarının etkinliğinin araştırılması
Amaç: Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 2004 yılından beri bel ağrılı hastaların tedavisinde epidural enjeksiyonlar yapılmaktadır. Bu çalışmamızda 2008 yılında (Ocak 2008-Aralık 2008) hastanemize başvurmuş lomber radikülopatili hastalarda uygulanan transforaminal epidural steroid ve lokal anestezik enjeksiyonlarının etkiniğini retrospektif olarak incelemmesi amaçlandı..Materyal Ve Metod:. Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilimdalı Algoloji Kliniğinde 2008 yılı boyunca lomber radikulopati nedeniyle transforaminal anterior epidural enjeksiyon yapılan 230 hasta geriye dönük olarak değerlendirildi. Hasta verileri hasta dosyaları, servis protokol defterleri ve poliklinik takip defterlerinden elde edildi. Hastalara gereğinde telefonla ulaşıldı.. Hastaların demografik verileri olarak yaş, ağırlık, boy uzunluğu ve cinsiyet bilgilerini kaydedildi.Semptom süreleri, kaç kez transforaminal epidural steroid enjeksiyonu yapıldığı, kaç kez müdahale edildiği, kaç düzeyde işlem yapıldığı, 1.ay , 3.ay ve 6. ay VAS değerleri kaydedildi. Müdahalelerin tamamı c kollu floroskopi eşliğinde uygulandı. 22 G 100 mm Stimuplex iğnesi, (StimuplexR A, Braun Melsungen AG, Melsungen, Almanya) ile cilt cilt altı ve sırt kaslerı geçilip for.intervertebrale ye ulaşılıp anterior epidural boşluğa girildiğini daha iyi tespit etmek için opak madde 1-2 cc verilip floroskopide yayılımı gözlendikten sonra %.5'lik bupivakain (marcain) ve 80mg triamsinolon asetat (kenacort) 3ml serum fizyolojikle karıştırarak her bir segmente 4 cc olacak şekilde ilaç enjeksiyonu yapıldı. Ağrı değerlendirilmesinde VAS (Visual Analog Scala) kullanıldı. Veriler, Microsoft Excel programında fonksiyon ekle ikonu kullanılarak degerlendirildi. Sonuçları ortalama olarak sunuldu. Bu çalışmada tüm istatistiksel hesaplamalar bilgisayar ortamında SPSS version 15,0 For Windows paket programı yardımı ile değerlendirildi.. Verilerin normallik dağılımı için Kolmogrov-Smirnow, homogenlik testi için ise Levene's testleri kullanıldı. İstatistiksel değerlendirmelerde Tekrarlı Anova ikili karşılaştırmalarda Eşleştirilmiş t-testi ve Bonferroni düzeltmesi kullanıldı. İstatistiksel değerlendirmelerde anlamlık düzeyi olarak p<0,05 kullanıldı.Bulgular: İşlem öncesi başlangıç VAS skorları ile (VAS-0) işlem sonrası 1.AY(VAS-1) 3:ay (VAS-3) , 6. ay (VAS-6) VAS skorları takip edildiğinde VAS-0 ile VAS-1, VAS-3; VAS-6 skorları arasında önemli ölçüde farklılık olduğu ve bu farklılığın istatistiksel olarak anlamlı olduğu tespit edildi.( F=454.240, p= 0.00). istatistiksel farkların hangi dönemlerden kaynaklandığı ise eşleştirilmiş t-testi sonuçlarına göre değerlendirilmiştir.Hastalarımızın birçoğuna birden fazla seviyede müdahalede bulunuldu. Minimum ? 1, Maksimum 6 ortalama 2.15 seviyede müdahale yapıldı. işlem yapılan seviyelerde en çok L4-L5 (hastaların % 83.8'ü) ve L5-S1 (hastaların %58.6'sı) i görüldü.Daha önce LDH operasyonu geçirmiş 11 hastaya yapılan transforaminal epidural steroid enjeksiyonu ile ilgili olarak operasyon olan ve olmayan hasta gruplarında başlangıç, 1. , 3. , 6. ,aylardaki VAS skorları önemli ölçüde farklılık göstermiştir.Hastalara yapılan memnuniyet anketinde hastaların %49,5' i ( n=110 ) memnuniyetlerini `ÇOK İYİ ` olarak belirtmişlerdir.Ağrı süreleri ile 1.ve 3.ay VAS skorları arasında ki korelasyon pozitif olup korelasyon katsayısı istatistiksel olarak anlamlı bulunmuştur (r = 1.ay için 0.189 3.ay için 0.156 ); (p = 1. ay için 0.005, 3.ay için 0.020 ) .Sonuç: Lomber radikülopatili hastaların tedavisinde C-kollu skopi eşliğinde transforaminal epidural steroıd enjeksiyonu uygun şeçilmiş hastalarda ağrı tedavisinde iyi bir seçenektir.
Entübasyonda oluşan hemodinamik yanıtları önlemede lidokain, alfentanil, lidokain-alfentanil etkilerinin karşılaştırılması
Giriş: Trakeal entübasyon kalp hızı ve kan basıncında artışla birlikte plazma katekolamin düzeylerinde artışa neden olur. Bunun da, sağlıklı insanlarda sorun yaratmazken, bazı hasta gruplarında istenmeyen sonuçları olabileceği bildirilmiştir. Çalışmamızda; trakeal entübasyona bağlı oluşan hemodinamik yanıtın kontrolünde lidokain, alfentanil ve lidokain-alfentanil etkinliklerini karşılaştırmayı amaçladık.Materyal ve Metod: Çalışmamız Sağlık Bakanlığı etik komitesinin izni ve hastaların yazılı ve sözlü onayları alındıktan sonra, endotrakeal entübasyon gerektiren çeşitli elektif cerrahi girişim planlanan, 18-60 yaşları arasında ASA I-II grubundan, Mallampati sınıf 1-2'ye giren ve entübasyon kalitesi 1 (çene gevşek, vokal kordlar açık ve hareketsiz, diyafragma hareketi yok ) ve 2 (çene gevşek, vokal kordlar açık ve hareketsiz ) 60 hasta üzerinde gerçekleştirilmiştir.Hastalar randomize olarak geliş sıralarına göre her biri 20 hasta içeren 3 gruba ayrıldı. Çalışma çift kör ve plasebo kontrollü olarak gerçekleştirildi. Hastalara premedikasyon uygulanmadı. Hastalara operasyon odasına alındıktan sonra noninvaziv kan basıncı (NİKB), elektrokardiogram (EKG) ve puls oksimetri (SpO2) monitörizasyonu uygulandı. Monitörizasyonu takiben ölçülen kalp atım hızı (KAH), sistolik, diastolik, ortalama arter basınçları (SAB, DAB, OAB) bazal değerler olarak kaydedildi.İlaçlar kas gevşetici verildikten sonra 40 sn içinde entübasyondan en az 2dk önce izotonik ile 10cc ye tamamlanıp verildi. Lidokain(Grup L) grubundaki (n=20) hastalara 1.5 mg/kg lidokain, Alfentanil(Grup A) gurubundaki(n=20) hastalara 20mcg/kg alfentanil ve Lidokain-Alfentanil (Grup L-A) gurubundaki (n=20) hastalara 1.5 mg/kg lidokain- 20mcg/kg alfentanil verildi. Entübasyon süreleri 30 sn geçen hastalar çalışmaya dahil edilmedi ve çalışma boyunca hastanın supine pozisyonu değiştirilmedi.Midazolam indüksiyondan 5 dk önce 0.03mg/kg dozunda verildi ve genel anestezi indüksiyonu standart olarak Propofol 2mg/kg dozunda kirpik refleksi kayboluncaya kadar 30 sn içinde verildi, Vekuronyum 0.1mg/kg dozunda verilerek 3 dk. beklenip entübasyon yapıldı (erkeklerde no:8-8,5, bayanlarda no:7-7,5 entübasyon tüpü kullanıldı).Entübasyona kadar hasta %100 o2 ile solutuldu. Anestezi idamesi %2 sevoflorane ve % 50 hava/oksijen karışımı ile devam edildi. Standart anestezi monitorizasyonu ile kan basıncı, EKG,O2 satürasyonu ve end-tidal CO2 monitörize takip edildi.Hastanın sistolik arter basıncı (SAB), diastolik arter basıncı (DAB), ortalama arter basıncı (OAB), kalp atım hızı (KAH) ve parsiyel oksijen basıncı (SPO2) değerleri hasta masaya alındıktan sonra bazal değer olarak yine indiksiyon sonrası, entübasyondan önce ve entübasyondan sonra 1dk,2dk,3dk,4dk,5dk,7dk,10dk da hasta takip formuna yazılarak kaydedildi.Endotrakeal entübasyona ait yan etki ve komplikasyonlar dikkate alındı.KAH 50 atım/dk nın altındaki değerler bradikardi olarak kabul edildi. 0,5 mg iv atropin uygulanması planlandı. SAB 60 sn den uzun süre ile bazal değerin % 30 unun altında ise hipotansiyon olarak kabul edildi. 5 mg iv efedrin uygulanması planlandı.İstatistik Analizler: Sürekli değişkenlerin tanımlayıcı istatistikleri için ortalama ve standart sapma değerleri ( ) kullanıldı. Kesikli değişkenler için oran ve frekans değerleri kullanıldı.Grupların ortalama değerleri Tek Yönlü Varyans Analizi (ANOVA) ve fraklılığın hangi gruptan kaynaklandığını bulmak için ise Post-Hoc testlerden Bonferroni testi kullanıldı. İkili grup ortalamaları Student's t testi ve çarpraz tabloların analizinde ise Khi-kare testleri kullanıldı.Hipotezler çift yönlü olup P ? 0.05 olduğunda farklılık önemli kabul edildi. İstatistiksel analizlerde İstatistik Paket Programı SPSS 15.0 for Windows (SPSS Inc., Chicago, IL, USA) kullanıldı.Bulgular: Sistolik Arter Basıncı (SAB) Her üç gurupta da SAB değerleri bazal değerlere göre düşüşler gösterirken bu düşüşlerde guruplar arasında anlamlı fark yaratan entübasyondan 2,3 ve 5. dk sonra ki Grup AL deki SAB düşüşü Grup A daki düşüşe göre anlamlı olarak daha düşük seyrederken, entübasyondan 7 ve 10. dk sonra ki Grup AL deki SAB düşüşü Grup L daki düşüşe göre anlamlı olarak daha düşük seyretti.Grup L'de entübasyondan.1 dk. ve 10 dk. sonraki SAB ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermezken diğer tüm ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Grup A'da entübasyondan.2 dk. ve 3 dk. sonraki SAB ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermezken diğer tüm ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Grup AL'de tüm SAB ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Diastolik Arter Basıncı (DAB)Her üç gurupta da DAB değerleri bazal değerlere göre düşüşler gösterirken bu düşüşlerde guruplar arasında anlamlı fark yaratan; entübasyondan önce, 7 dk.ve 10. dk sonra ki Grup AL deki DAB düşüşü Grup L daki düşüşe göre anlamlı olarak daha düşük seyrederken, entübasyondan 2 dk. ve 3 dk sonra ki Grup AL deki DAB düşüşü Grup L daki düşüşe göre anlamlı olarak daha düşük seyretti. Yine entübasyondan 10 dk. sonraki grup A daki DAB düşüşü grup L ye göre istatiksel olarak anlamlı olacak şekilde düşük seyretti.Grup L'de entübasyondan.1 dk. 2 dk. ,3 dk. 7 dk. ve 10 dk. sonraki DAB ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermezken diğer tüm ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Grup A'de entübasyondan 1 dk..2 dk. 3 dk. 4 dk. ve 5 dk. sonraki DAB ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermezken diğer ölçümlerden indüksiyon sonrası ve entübasyondan önceki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu . Yine entübasyondan 7 dk. ve 10 dk. sonraki ölçümlerde istatiksel olarak anlamlı bulundu.Grup AL'de tüm ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Ortalama Arter Basıncı (OAB)Her üç gurupta da OAB değerleri bazal değerlere göre düşüşler gösterirken bu düşüşlerde guruplar arasında anlamlı fark yaratan; entübasyondan 2 dk. ve 3 dk sonra ki Grup AL deki OAB düşüşü Grup A daki düşüşe göre anlamlı olarak daha düşük seyrederken, entübasyondan 7 dk. ve 10 dk sonra ki Grup AL deki OAB düşüşü Grup L daki düşüşe göre anlamlı olarak daha düşük seyretti.Grup L'de entübasyondan.1 dk. 7 dk. ve 10 dk. sonraki OAB ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermezken diğer tüm ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Grup A'de entübasyondan 1 dk..2 dk. 3 dk. 4 dk. ve 5 dk. sonraki OAB ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermezken diğer ölçümlerden indüksiyon sonrası , entübasyondan önceki , entübasyondan 7 dk. ve 10 dk. sonraki ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Grup AL'de tüm ölçümlerde ki düşüş istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Kalp Atım Hızı (KAH)Her üç grup KAH (kalp atım hızı) bakımından karşılaştırıldığında bütün ölçüm eğerlendirmelerinde istatistiksel olarak anlamlı değerler bulunmadı.Grup L'de indüksüyon sonrası, entübasyondan önce, entübasyondan.1 dk. 2 dk. ,3 dk. 4 dk. 5 dk , 7 dk. ve 10 dk. sonraki KAH ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermedi.Grup A'da indüksüyon sonrası, entübasyondan önce, entübasyondan.1 dk. 2 dk., 3 dk. 4 dk. 5 dk, 7 dk. ve 10 dk. sonraki KAH ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermedi.Grup AL'de ki ölçümlerde indüksüyon sonrası, entübasyondan.1 dk. 2 dk. ,3 dk.. sonraki KAH ölçümleri bazal değerlere göre belirgin değişim göstermedi. Entübasyondan önce, entübasyondan 4 dk. 5 dk, 7 dk. ve 10 dk. sonraki KAH ölçümlerinde ki belirgin düşüş bazal değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Parsiyel Oksijen Basıncı (POB)Her üç gurupta da SpO2 değerleri bazal değerlere göre artış gösterirken bu artışlarda guruplar arasında anlamlı fark yaratan; entübasyondan önce ki Grup AL deki SpO2 artışı Grup A daki artışa göre anlamlı olarak daha yüksek seyrederken, entübasyondan 1 dk sonra ki Grup AL deki SpO2 artışı Grup L daki artışa göre anlamlı olarak daha yüksek seyretti.Her üç guruptada benzer şekilde indüksüyon sonrası, entübasyondan önce, entübasyondan.1 dk. 2 dk. ,3 dk. 4 dk. 5 dk , 7 dk. ve 10 dk. sonraki SpO2 ölçümlerinde ki belirgin artış bazal değerlere göre istatistiksel olarak anlamlı bulundu.Sonuç: Entübasyona bağlı hemodinamik yanıtın kontrolünde lidokain ve alfentanil'in benzer etkilerinin olduğunu tespit ettik. lidokain ve alfentanil'in birlikte verilmesinin ise SAB ve DAB değerlerinde normal klinik değerlerin altında düşüş yapıp, OAB ve KAH değerlerinde normal klinik sınırlar içinde bir düşüş yapmıştır. Sonuç olarak 20 mcg/kg alfentanil ve 1,5mg/kg lidokain in ayrı ayrı veya 20 mcg/kg alfentanil ve 1,5mg/kg lidokain in birlikte verilmesinin entübasyona bağlı hemodinamik cevapların kontrolüne ihtiyaç gösteren seçilmiş hasta gruplarında kullanımının etkili olacağı sonucuna vardık.
Endotracheal entübasyona hemodinamik yanıtta intravenöz ve topikal lidokainin etkilerinin karşılaştırılması
AMAÇ: Çalışmamızda anestezi indüksiyonu sırasında laringoskopi ve endotrakeal entübasyona bağlı, sempatoadrenerjik yanıt sonucunda gelişen hipertansiyon ve kalp atım sayısında kalp artışı önlemede İV ve topical lidokainin etkinliklerini karşılaştırmayı amaçladık.MATERYAL METOD: Elektif operasyonu planlanan ASA 1?3 grubu, genel anestezi için kontrendikasyonu bulunmayan, yapacağımız işlemi kabul etmiş ve randomize olarak seçilecek, kadın ve erkek,18?65 yaş 120 olgu üzerinde planlandı ve randomize olarak yapıldı Yöntem hakkında bilgi verilip onayları alınan tüm hastalara ; .Operasyon masasında 20 G kanül ile damar yolu açılarak 10 mL/kg/saat% 0,9 NaCl perfüzyonuna başlandı. Elektrokardiografi (D II derivasyonunda), sistolik kan basıncı(SKB), diastolik kan basıncı(DKB), ortalama kan basıncı(OKB), kalp atım hızı (KAH) monitörize edildi.. Hastaların indüksiyon öncesi sistolik (SKB), diastolik (DKB), ortalama (OKB) kan basınçları, kalp atım hızı (KAH), bazal değer olarak kaydedildi. İndüksiyonda i.v. propofol 2 mg/kg 45saniyede, 2mikrog /kg fentanyl ve i.v. vecuronyum bromid 0,1 mg/kg 15 saniyede verdi. Hastalar rastgele iki çalışma grubuna ayrıldı.GRUP I ( n=60) Yeterli kas gevşemesi ( vekuronyum enjeksiyonundan 3 dakıka sonra ) sağlanmasının ardından direk larıngoskopi ile % 10 lidokain ( xylocain) spreyden3 puff verildi.GRUP II (n=60) 1,5 mg/kg %2 lidokain i.v bolus olarak 30 saniyede uygulandı.İndüksiyon sırasında hastaların ventilasyonu %100 O2 ile sağlandı. İndüksiyondan 3 dakika sonra laringoskopi ve endotrakeal entübasyon aynı kişi tarafından gerçekleştirildi. Anestezi idamesi tüm gruplarda %50 (3L/dk) O2 ve %2?3 sevofluran anestezisi ile sağlandı. Tüm gruplarda ölçümler; Sistolik kan basıncı (SKB), diyastolik kan basıncı (DKB), ortalama kan basıncı (OKB) ve kalp atım hızı (KAH);) bazal değer, entübasyondan sonra 1,2. 4. 6. 8. 10. dakikalarda kaydedildi. PACU ya alındıktan sonra postop. Boğaz ağrısı ve öksürük açısından sorgulandı.BULGULAR: Kalp atım sayısında farklı ilaç gruplarının birbirlerine farklılık gösterdiği bulundu. Kalp atım sayısı eş zamanlı ölçümlerinde entübasyon sonrası değerler Grup II de düşük bulunurken, Grup I de yüksek bulundu. Gruplar arası karşılaştırmalarda; sistolik ve ortalama arter basınçları ölçümlerinde istatiksel olarak anlamlı bir fark görülmedi. Diastolik kan basıncı ölçümleri Grup I 0. Dakika Grup II ye göre anlamlı derecede yüksek. ( P<0.01 ),Grup II 10.dakika Grup I `e göre istatiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu( P < 0.002).Postoperative 1.saatte Grup I de boğaz ağrısı ve öksürük Grup II ye gore daha düşük bulundu.SONUÇ: Entubasyona hemodinamik yanıtı baskılamada İV lidokain topical lidokaine göre daha başarılı bulundu.Çalışmamızda grupların hiçbiri laringoskopi ve endotrakeal entübasyona hemodinamik yanıtı baskılamada etkin bulunamadı.Lidokain sprey ise postoperatif öksürük ve boğaz ağrısını azaltmada etkili bulundu.ANAHTAR KELİMELER boğaz ağrısı, entubasyona hemodinamik yanıt, öksürük.
Supraklavikular yaklaşımla uygulanan üst ekstremite bloklarının retrospektif olarak incelenmesi
Çalışmamızda retrospektif olarak 2009 haziran - 2010 haziran arasında acil ya da elektif, tek taraflı el, ön kol veya kol cerrahisi uygulanacak ASA I-II grubu, 18-65 yaş arası 50 olgu çalışmaya dahil edildi.Çalışmaya alınan olgular rasgele 25 kişilik 2 gruba ayrıldı. Grup B'ye (bupivakain grubu) 40ml (% 0,5; 5mg/ml) bupivakain, Grup L'ye (levobupivakain grubu) 40 ml (% 0,5; 5mg/ml) levobupivakain uygulandı.Hastalar supin pozisyonunda olacak şekilde yatırıldı ve baş blok yerinin aksi yönüne çevrildi. Periferik blok uygulanacak ekstremitenin klavikulasının orta noktasının hemen üst kısmı, subklavyen arter, eksternal juguler ven ve sternokleidomastoid kasın lateral başının dış kısmı belirlenerek blok noktası saptandı. Blok yapılacak kolun deltoid kasının üzerine bir adet EKG elektrodu yapıştırıldı.Blok uygulanacak bölgenin cilt temizliği povidon iyot ile yapılmış, 1-2 ml %2'lik lidokain (adrenalinli) ile lokal anestezi uygulandı. Sinir stimülatörü başlangıçta 1.0 mA, 2Hz, 0.1 ms parametrelere ayarlandı. İşaretlenen girişim noktasından, lokal anestezi yapıldı yerden stimülatör iğnesi kaudale, hafif mediale ve hafif sırta doğru yavaş yavaş ilerletildi. Sinirlere ait uygun kas hareketleri gözlendiğinde ilaçlar (bupivakain ve levobupivakain) 10 ya da 15'er ml, her 5 ml'de bir aspire edilerek sinirlere eşit oranda verildi.Uygulama yapıldıktan 5 dakika sonra ameliyat bölgesi 5 dakikalık aralıklarla "pin¬prick" testi ile kontrol edilmeye başlandı. Anestezinin yerleşme süresi "pin-prick" ve dokunma testi ile, motor blok kalitesi ise modifiye Bromage skalası ile değerlendirilerek kaydedildi.Motor blok başlama zamanı; lokal anestezik enjeksiyonundan motor blok (omuz kaldıramama) oluşmasına kadar geçen süre, sensoryel blok başlama zamanı ise lokal anestezik enjeksiyonundan girişim bölgesinde "pin-prick" testinde ağrı duyusu kayboluncaya kadar geçen süre olarak kaydedildi. "Pin-prick" testi ameliyat bölgesinde pozitifleşince ameliyata izin verildi.Hastalarda duysal blok süresi, duysal blok başlangıcından ağrı duyusu başlayıncaya kadar olan süre olarak kaydedildi. Motor blok süresi ise, motor blok başlangıcından kolun tamamen hareket kabiliyetini tekrar kazanmasına kadar geçen süre olarak kaydedildi. Bu süreler hastaların verdiği bilgilere göre 4., 8. ve 24. saatlerde yapılan ziyaretlerde tespit edildi.Ayrıca ameliyat sırasında oluşan ağrı ya da stres durumlarında ek analjezik ilaç yapıldı. Bu amaçla fentanil verildi, verilen toplam dozlar kaydedildi.Hastaların blok sırasında ve sonrasındaki tüm şikayetleri, bloğa bağlı komplikasyonlar ve kullanılan ilaçlara bağlı yan etkiler her hasta için ayrı ayrı kaydedildi.Olguların postoperatif ağrı şikayeti "verbal rating skala (VRS)" ile, hasta memnuniyeti ise "memnun değil, az memnun ve memnun" olarak postoperatif 24.saatinde değerlendirildi. VRS 2 olunca ilk analjezik ( contromal iv ) verildi, servis doktorlarının kişisel kararı ile hastanın şikayeti sonrasında verildi. Hastalar servislerinde 4.-8. saatlerinde ve 24.saatinde ziyaret edilerek blok geri dönme süreleri, ağrı şikayetleri ve aldıkları total analjezik miktarları kaydedildi.Tamamlayıcı istatistiklerin, sıklık tablolarının, grup içi ve gruplar arası farklılıkların sınanmasında SPSS 15 istatistik paket programı kullanılacak. Yaş, boy, kg, yeterli duysal bloğa erişim süresi, total motor blok gelişim süresi, motor blok süresi, postoperatif ilk analjezik gereksinim zamanı, postoperatif 24 saatlik analjezik tüketim miktarı, intraop ek analjezik gereksinim süresi, cerrahi konfor, hasta memnuniyeti gruplar arası karşılaştırmalarda ortalamaları ve oranları test eden Student's t testi kullanıldı. Kategorik değişkenler için Khi-Kare testi veya Fisher's exact testi kullanılacak. P ? 0.05 olduğunda farklılık istatistiksel olarak anlamlı kabul edilecekÇalışmamızda; demografik özellikler (yaş, kilo, boy, cinsiyet), ASA değerleri, ameliyat bölgeleri, intraop opioid ihtiyacı ve postoperatif memnuniyet açısından gruplar arasında anlamlı farklılık saptanmadı.Duysal ve motor blok başlama sürelerine bakıldığında, bupivakain grubunun levobupivakain grubuna göre anlamlı olarak daha kısa sürede blok oluşturduğunu bulduk. Total duysal ve motor blok süreleri ise, her iki grupta da benzer olarak değerlendirildi.Postoperatif VRS değerlerinde ise bupivakain grubu levobupivakain grubuna göre daha iyi değerlere sahipti. Her iki grupta postoperatif ilk analjezik alma süresi ve analjezik alan hasta sayıları arasında anlamlı farklılık yoktu.Grup B'de Grup L'ye göre komplikasyonların belirgin olarak fazla olduğu gözlendi. Grup B'de 4 olguda komplikasyon gözlenirken, Grup L'de komplikasyon 3hastada gözlendi. Grup B'de 2 hastada Horner sendromu (pitosis, myosis), 2 hastada uzamış blokaj (24 saatten fazla) oldu... Grup L'de ise 2 hastada horner sendromu ve 1 hastada uzamış blokaj gözlendi.Komplikasyon gelişen hastalarda takiplerinde hiçbir kalıcı nörolojik bozukluğa rastlanmadı.Genel olarak baktığımızda, çalışmamızda duysal ve motor blok sürelerinin, ayrıca da postoperatif analjezi süresinin her iki grupta da yeterli olduğunu saptadık.Sonuç olarak; brakiyal pleksus bloğu için kullanılan levobupivakain ve bupivakainin motor ve sensoryal blok sağlamada %0,5'lik konsantrasyonunun yeterli olduğunu düşünüyoruz. Bupivakainin nörotoksik yan etkileri (Horner sendromu, uzamış blokaj v.b) levobupivakaine göre daha belirgindi. Ayrıca bupivakainin potansiyel kardiyotoksik yan etkileri göz önüne alındığında levobupivakainin daha güvenli olduğu kanaatine vardık.
Miyofascial ağrı sendromlu hastalarda uygulanan, tetik nokta enjeksiyon yöntemlerinin etkinliğinin araştırılması
Amaç: Miyofasial ağrı sendromlu olguların tedavisinde kullanılan kuru iğneleme tekniği ile steroid içine karıştırılmış lokal anestezik enjeksiyon yöntem tekniklerinin etkinliğini karşılaştırmak aynı zamanda bu iki tekniğin hastaların ağrı, yaşam kalitesi, anksiyete depresyonu üzerine etkilerini karşılaştırılması böylece hastaların günlük yaşam kalitesine ve topluma olumlu etkilerini hasta dosyaları incelenerek değerlendirilmesi amaçlandı.Materyel ve Metod : Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim dalı Algoloji Kliniğinde 2006- 2010 yılları arasında gelen tetik nokta enjeksiyonu ugulanmış 200 hasta geriye dönük değerlendirildi. Hasta verileri hasta dosyaları, servis protokol defteri ve poliklinik takip defterlerinden elde edildi. Hastalara gereğinde telefonla ulaşıldı. Hastaların dermografik verileri olarak yaş ağırlık boy uzunluğu ve cinsiyet bilgileri kaydedildi. Semptom süreleri tetik nokta enjeksiyonu yapıldığı anda, 1 hafta ,1 ay ve 3 ay sonraki VAS ( visual Analog Scala) , Back depresyon Ölçeği ( BDÖ), Yaşam Kalitesi Skalası ( NPH ) değerleri kaydedildi. Müdahalelerin tamamı hasta prone pozisyonunda ve Travell ? Simons `un belirlediği spesifik kriterlere uygun olarak tesbit edilip Povidon solusyonu ile steril edilerek kuruması beklendikten sonra yapıldı. Hastaların bir kısmına ilaç içermeyen enjektörün iğnesi uygulanıp 5 dk süreyle batırılmış olarak beklendi.Bir kısmınada içinde Bupivakain, Triamsinolon asetat ve Serum fizyolojik solusyonu karışımı bulunan 10 cc'lik enjektör hazırlanıp her bir TP noktaya 1 `er cc olacak şekilde ilaç verildi. İlaç verilmesi sırasında intra vasküler enjeksiyonu ekarte edebilmek için her 1 cc uygulamadan sonra aspirasyon yapıldı.Ağrı değerlendirilmesinde VAS , Psikolojik değerlendirme açısından Beck depresyon ölçeği ( BDÖ), Yaşam Kalitesi belirlenmesi açısından Nottingham Sağlık Profili ( NPH) kullanıldı. Veriler Microsoft Excel programında fonksiyon ekle ikonu kullanılarak değerlendirildi.Sonuçları ortalama olarak sunuldu. Bu çalışmada tüm istatistiksel hesaplamalar bilgisayar ortamında SPSS version 15.0 For Windows paket program yardımıyla değerlendirilmiştir. Verilerin normallik dağılımı tekrarlı Anova , Paired t- testi, İndependent t- testi regresyon analizleri kullanılmıştır. Verilerin homojenlik testi için ise Levene's testleri kullanıldı. İstatistiksel değerlendirmelerde yanılma düzeyi olarak p < 0.005 anlamlılık kullanıldı.Bulgular : Tüm hastaların tedavi öncesi ve sonraki 1. hafta ,1. ay , 3. ay daki BDÖ NPH ve VAS değerleri değerlendirildiğinde ; BDÖ ( beck depresyon ölçeği ) ne göre lokal anestezik steroid iğne enjeksiyonu ile kuru iğne enjeksiyon gruplarında tedavi öncesi tedaviden sonraki 1 hafta, 1 ay ve 3 ay sonundaki değerlerinde aşamalı olarak azalma olduğu bununda her iki gruptada anlamlı ve birbirine yakın değerler olduğu gözlemlendi. ( p < 0,01). NPH ( nottingham sağlık profili ) ne göre lokal anestezik steroid iğne enjeksiyonu ile kuru iğne enjeksiyon gruplarında tedavi öncesi ve tedaviden sonraki 1 hafta , 1 ay ve 3 ay sonundaki değerlerinde azalma olduğu bu değerlerin anlamlı olduğu aynı zamandada her iki grup ölçümlerinin birbirine yakın olduğu gözlemlendi. ( P< 0.001 ) VAS ( visual analog skalası ) na göre lokal anestezik steroid iğne enjeksiyonu ile kuru iğne enjeksiyon gruplarında tedavi öncesi ve tedaviden sonraki 1 hafta , 1 ay ve 3 ay sonundaki değerlerde anlamlı bir azalma olduğu ancak lokal anestezik steroid iğne enjeksiyon gubunda bu farklılığın erken dönemde daha belirgin olduğu şeklinde değelendirildi. ( p< 0,01 )Sonuç : Myofasial ağrı sendromu kronik karakterli bir hastalıktır. Bu sendromda uygulanan çoğu yöntemin hastanın yaşam kalitesi ,psikolojisi ve ağrı kalitesi üzerinde etkileri mevcuttur. Bizim yaptığımız bu retrospektif çalışmada gerek lokal anestezik steroid iğne enjeksiyonu gereksede kuru iğne enjeksiyon yönteminin bu konuda olumlu etkileri vardır. Ancak kuru iğne enjeksiyon yönteminin maliyet açısından katkılarından dolayı uygulanmasının daha uygun olacağını düşünmekteyiz.
Reanimasyon ünitesinde takip edilen ilaç intoksikasyonlu hastaların demografik özellikleri ve mortaliteye etkili faktörler
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Reanimasyon Ünitesinde özkıyım amaçlı ilaç zehirlenmesi tanısı ile yatan hastaların demografik özellikleri, Glaskow Koma Skorları(GKS) ve Revize Travma Skorları(RTS) ile mortalite arasında bir ilişki olup olmadığını araştırmak amaçlanmıştır.Ocak 2007 ? Aralık 2010 tarihleri arasında, özkıyım amaçlı ilaç zehirlenmesi nedeniyle Reanimasyon Ünitesine yatan ve verilerine ulaşabildiğimiz toplam 120 hasta dosyası retrospektif olarak incelenmiştir.Hastalarımızın % 75,8' i (n=91) bayan ve Kadın / Erkek oranı 3.13/1 di. Hastalarımızın yaş ortalaması 25.18±10.26 yıl, Ortalama arteryel kan basınçları (AKB) 85.09±18.08 mmHg, ortalama nabız sayıları (NS) 105.25±27.07 atım/dk, ortalama solunum sayıları (SS) 11.54±4.39 solunum/dk idi. Hastalarımızın ilk başvuru anındaki ortalama Glasgow Koma Skorları (GKS) 10.48-3.34, ortalama Revize Travma Skorları (RTS) 6.52±1.20 idi. Hastalarımızın ortalama yatış süresi 6.43±14.2 gün idi. Hastalarımızın 31'inin (%25.83) ek hastalığı mevcuttu. Hastalarımızın 64'ü (%53.3) TCAD, 22'si (%18.3) organik fosfor, 20'si (%16,6) TCAD dışı antidepresan (çoğunlukla SSRI), 16'sı (%13.3) antipsikotik, 8'i (%6,6) organik klor, 6'sı (%5) çinko fosfid, 5'i (%4,1) antikonvülsan, 2'si antikolinerjik türevi ilaçlar, 1'i amfetamin türevi, 16'sı (%13.3) diğer ilaçlardan (antibiyotik, PPI, OAD, analjezik, myorelaksan, antihipertansif) almıştı. Hastalarımızın 33'ü (%27,5) çoklu ilaç intoksikasyonu idi. Hastalarımızın 37'sinin (%30.8) mekanik ventilatör (MV) ihtiyacı oldu, MV ile takip süreleri ortalama 2.39±9.08 gün idi. Hastalarımızın 11'i (%9.1) öldü.Bu verilere göre; organik klor ve TCAD zehirlenmesi, ayrıca GKS ve RTS ile mortalite arasında anlamlı ilişki bulundu (p değerleri sırasıyla 0.02, 0.03, <0.01, 0.03).Özkıyım amaçlı zehirlenme olguları, acil servislerde ve yoğun bakımlarda karşılaşılan önemli sorunlardan biri olduğundan, alınan ilaç cinsinin yanı sıra, hastanın ilk değerlendirilmesinde ve takibinde kullanılan fizyolojik skorlama sistemlerinin mortalite üzerine etkili olduğu sonucuna varılmıştır.