Theses supervised by Yrd. Doç. Dr. Yunus Emre Tansü

18 theses · Gaziantep University, Yeditepe University

DoctorateOpen AccessTR

Selçuklularda saltanat mücadeleleri

Bu çalışmanın konusu Selçuklularda Saltanat Mücadeleleriolarak belirlenmiştir. Öncelikle eski Türklerdeki hâkimiyet anlayışı ve devlet yönetim şekilleri üzerinde durularak konunun etraflıca anlaşılması amaçlanmıştır. Bunun yanı sıra SelçukluDevleti'nin kuruluş aşamasından gelişme ve yıkılış evrelerine kadar geçen dönemler verilerek tezin konusunu oluşturan Saltanat Mücadelelerinintemelinde yatan sebepler irdelenmeye çalışılmıştır.Tez çalışması Selçuklular döneminde yaşanan bütün saltanat mücadelelerini kapsamaktadır. Bu mücadeleler SelçukluSultanlarının hüküm sürmüş oldukları dönemler anlatılarak desteklenmiştir. Yine SelçukluSultanlarının yürütmüş oldukları faaliyetler etraflıca ele alınarak diğer devletlerle olan münasebetlerine değinilmiştir. Çalışmada bütün olaylar kronolojik sıraya uygun olarak her Saltanat Mücadelesikendi dönemi içerisinde değerlendirilmiştir. Ele alınan Saltanat Mücadelelerifarklı coğrafyalarda vuku bulmakla beraber, genel itibari ile mücadelenin temelinde yatan sebep hepsinde aynı noktaya dayanmaktadır. Çalışmamızda bu noktaların üzerinde özellikle durarak mücadelenin çıkış noktası vurgulanmış ve neticesi belirtilmiştir. Yer yer tablolara ayrılan sayfalarda SelçukluDevleti'nin hükümdar listeleri ile şecereleriverilmiş ve yine ekler kısmında da Selçukluların hüküm sürdüğü yerlere ait haritalar verilerek işlenen konunun görsel manada anlaşılması amaçlanmıştır. Çalışmanın son bölümü içerisinde açılan değerlendirme başlığı ile de çalışmanın omurgasını oluşturan SelçuklulardaSaltanatmücadelelerinintamamı değerlendirilmiştir.

Orta ÇağSaltanatSelçuklular+2
Abdullah Bayındır
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Âgehî'nin Câmi'ü'l-Vâkıât-ı Sultânî adlı eserinin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Türkistan cazibe merkezi olmasının yanı sıra tarih bilimi açısından da biçilmiş kaftandır. Barındırdığı yüzlerce devlet, beylik, hanlık ile tam bir araştırma sahası olmuş ve özellikle Türk Tarihçileri için her zaman araştırma konularının başında gelmiştir. Bu hanlıklardan biri de Hive Hanlığı'dır. Hive Hanlığı'nın özellikle XIX. yüzyıldaki tarihiyle ilgili Muhammed Rıza Mirab Âgehî'nin yazmış olduğu Firdevs al-İkbal ve Câmi'Ü'l-Vâkıât-ı Sultânî adlı eserleri sayesinde fikir sahibi olabiliyoruz. Hive Hanlığı Harezm bölgesine yerleşmiş ve varlığını yüzyıllar boyunca sürdürmüş bir hanlık olarak tarih sahnesindeki yerini almıştır. Bu hanlık genel anlamda kendi iç işleri ve diğer hanlıklar ile savaşmış ve tarihi boyunca birçok aile, sülale, hanedanlık gibi birçok yönetici aile ve kişi ile yönetilmiştir. Bu hanedanların sonuncusu İnak (Kongrat) hanedanlığıdır. Bu hanedanlık ile birlikte Hive Hanlığı iyice zayıflamış ve XIX. yüzyılın son çeyreğinde Çarlık Rusya hâkimiyeti altına girmekten kurtulamamıştır. Hive Hanlığı'nın XIX. yüzyılın ortalarının anlatıldığı eser olan Câmi'Ü'l-Vâkıât-ı Sultânî adlı eser resmi vakanüvis Âgehî tarafından yazılmıştır. Âgehî olayların yaşandığı dönemde Hive Hanlığında Mirablık yani "belli bir bölgenin Su Dağıtım" görevinde bulunmuş ve yaşamıştır. Ancak gördüğü ve duyduğu olayları birebir, tarafsız bir şekilde aktarıp, aktarmadığı tartışma konusu olmuştur. Ancak o döneme ait birinci el kaynakların azlığı ve o dönemin çok Hive açısından çok fazla araştırılmamış olması Âgehî'nin eldeki önemli kaynaklardan biri olduğu gerçeğini kuvvetlendirmektedir. Anahtar Kelimeler: Hive, Hanlık, Muhammed Emin Bahadır Han, Hiyvak, Türkmen Kabileleri

19. yüzyılAgehiCami'ü'l-Vakıat-ı Sultani+5
Muhammed İkbal Müminoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

İnönü devrinde Kazım Karabekir'in faaliyetleri

Türk askeri ve siyasi tarihinin en önemli simalarından biri olan Kâzım Karabekir, Balkan, I. Dünya ve Türk İstiklal Savaşlarında büyük hizmetlerde bulunmuş bir asker ve siyaset adamı olarak karşımıza çıkmaktadır. I. Dünya Savaşı sonrası Mustafa Kemal Atatürk'e destek vererek Kongreleri desteklemiş ve Doğu'da bir kurtuluş hareketi başlatmıştır. Özellikle Milli Mücadele sırasında Doğu'da yapmış olduğu askeri harekâtlar Türkiye Cumhuriyeti adına oldukça büyük önem arz etmektedir. Karabekir Türkiye'nin ilk askeri zaferini kazanmasının yanı sıra Batı Cephesine gönderdiği asker ve mühimmatlarla da Milli Mücadele için kilit bir isim haline gelmiştir. 1921 Eylül ayında Doğu Cephesinin kapanması ile birlikte Ankara'ya gelmiş ve milletvekili olarak çalışmalara başlamıştır. Daha sonra, Atatürk ile bazı konularda ters düşerek arkadaşları ile Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurmuştur. 1926'da Atatürk'e kaşı düzenlenmesi planlanan İzmir Suikastı Olayı'na adı karışınca yargılanmış ve emekli edilmiştir. Karabekir emekli edildikten sonra bir bakıma inzivaya çekilmiştir. Atatürk'ün vefatına dek sıkı bir takip altına alınmıştır ve Atatürk'ün vefatının ardından İnönü döneminde tekrar siyaset sahnesinde ki yerini almıştır. Konumuzu teşkil eden İnönü Döneminde Karabekir, yaklaşık 10 yıl boyunca TBMM'de İstanbul milletvekili olarak bulunmuştur. Yurdun çeşitli yerlerine geziler düzenlemiş ve çeşitli toplantılara katılmıştır. Karabekir 5 Temmuz 1946 ile öldüğü gün olan 26 Ocak 1948 tarihine dek TBMM Başkanlığı görevini de başarı ile yürütmüştür. Bu çalışmanın amacı Kâzım Karabekir'in 1938-1948 yılları arasında ki faaliyetleri detaylı bir şekilde ortaya koymaktır. Bu nedenle çalışmanın son bölümünde Karabekir'in İnönü Devrinde ki siyasi yaşamı, gezileri ve diğer faaliyetleri detaylı bir şekilde anlatılmıştır. Anahtar Kelimeler: Kâzım Karabekir, Milli Mücadele, İsmet İnönü, TBMM.

Cumhuriyet tarihiKazım Karabekir PaşaMilli Mücadele+3
Zeynel Abidin Polat
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye-Suriye ilişkilerinde kriz dönemlerinin değerlendirilmesi (1915-1998)

Bu çalışmada Türkiye-Suriye ilişkilerinde ortaya çıkan kriz dönemlerine ve iki ülke arasında savaş durumunun doğmasına neden olan hadiselerin değerlendirmesi yapılmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesinde Türkiye-Fransa ve Suriye arasında vukuu bulan Hatay krizine Türkiye'nin 1936 yılında müdahale etmesiyle kriz uluslararası bir hal almış ve 1939'da Türkiye'nin Hatay'ı ilhakıyla Türkiye-Suriye ilişkileri kökten sarsılmıştır. Sovyetler Birliği'nin Türkiye'den toprak talepleri ve Orta Doğu ülkelerine Komünist ideolojisini yayma girişimi Türkiye'nin Batı blokunu tercih etmesini sağlarken; ABD ve İngiltere'nin sömürgeci tutumları Mısır ve Suriye'yi Sovyetler Birliği'ne yakınlaştırmıştır. Ayrıca Suriye'nin Bağdat Paktına karşı çıkması ve Suriye Genelkurmay Başkanlığına Marksist bir generalin getirilmesi Türkiye'nin Komünist devletlerce sarılma algısı yaşamasına neden olmuştur. Bu durum üzerine Türkiye'nin Suriye sınırına asker yığmasıyla 1957 Suriye krizi olarak adlandırılan olay patlak vermiş ve kriz BM'ye taşınarak uluslararası bir hal almıştır. Türkiye'nin bölgesel kalkınma hamleleri kapsamında Fırat ve Dicle Nehirleri üzerine barajlar inşa etmeye başlaması üzerine Suriye'nin adı geçen nehir sularını ortak kaynak niteliği taşıdığı gerekçesiyle uluslararası sular olarak görmesi ve kazanılmış haklar olduğunu iddia etmesiyle yeni bir bölgesel sorunu doğurmuştur. Suriye yönetimi komşularıyla olan sorunlarında siyasi ve askeri üstünlük sağlayamaması üzerine o devletleri içten yıpratmak ve iç çalkantılara sürüklemek için terörizmi bir silah olarak kullanma yoluna başvurmuştur. Bu bağlamda Suriye yönetimi çeşitli terör örgütlerini alenen destekleyerek komşu ülkelerden siyasi ve iktisadi menfaat sağlamaya çalışmıştır. Bu durum Orta Doğu'da yeni uluslararası kriz ortamlarının doğmasına neden olmuştur. Anahtar Kelimeler: Suriye, Türkiye, Uluslararası İlişkiler, Ortadoğu, Kriz

HatayHatay sorunuKriz+5
Gökhan Arslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

IŞİD Terör Örgütü'nün Türkiye'ye yönelik propaganda faaliyetleri ve yabancı teröristler

Günümüzde kavramsal olarak tanım sorunu yaşayan terörizmin varlığını devam ettirebilmesi adına yaşadığımız yüzyıla özgü bir takım yöntemler belirlediği dikkat çekmektedir. Özellikle bilgi teknolojileri çağında yaşadığımız düşünüldüğünde İslami referanslı radikal terör örgütlerinin gelişen teknolojiyle birlikte etkinlik alanlarını sanal ortamlara taşıdıklarını görmekteyiz. İşte bu bağlamda IŞİD'in dijital dünyayı Türkiye merkezli propagandasını oluşturması bakımından nasıl kullandığına dikkat etmek gerekmektedir. Çünkü terör örgütlerine insan kaynağı akışını sağlayan temel argüman propagandadır. Günlük hayatta sıkça kullandığımız sosyal medya bir zaman sonra terör örgütlerinin elinde çok tehlikeli bir silah haline dönüşebilmektedir. Bu bağlamda örgütün Türkiye propagandasını internet ortamında yayınladığı ve içeriğini modern kültür kodlarına göre dizayn ettiği 7 sayılık dijital Konstantiniyye Dergisi oluşturmaktadır. Örgütün dergi içeriğinde referans aldığı temel İslami kavramlardan olan cihat, hicret, şehitlik düşünüldüğünde karşımızda selefi ideolojinin yansımalarıyla sistematize olmuş bir terör örgütünün yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Bütün bunların yanında örgütün önemli bir seviyede insan kaynağını oluşturan yabancı teröristlerin radikalleşme süreçleri üzerinde de bu propaganda yönteminin son derece önemli olduğu söylenebilir. Sorunun doğru analiz edilerek çözümün de bu bağlamda geliştirilmesi tıpkı çilingir misali kilidin yapısına uygun anahtar üretilmesi bakımından önemlidir.

IŞİDKonstantiniyye dergisiPropaganda+7
Özkan Dede
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Sâlnâme-i Hadika ve Sâlnâme-i Ebüzziya'nın transliterasyonu

Sâlnâme, genel olarak geçmiş yılların veya bir yılın bütün olaylarını, her nevi icraatını, istatistik, ticaret, sanat, iktisat, tarih, fen ve biyografi bilgilerini özet halinde ihtiva eylemek üzere tertip edilen ve yayınlanan eserler hakkında kullanılan bir deyimdir. transliterasyonunu yaptığımız H.1290 (M.1873) tarihli Sâlnâme-i Hadika, Ebüzziya Mehmed Tevfik Bey'in ilk sâlnâmesi, daha doğrusu almanağıdır. Türkiye'de yayımlanan ilk almanaktır. Kendi tâbiriyle o zaman çıkarmakta olduğu, Hadika Gazetesine ?bir zamime-i senevviyye olmak üzere? neşretmiştir. Hadika gazetesinde neşredilen birkaç makalenin ve çeşitli bilgilerin yer aldığı bu sâlnâme on bir senelik dâhili ve bir senelik siyasi olaylardan bahseder. Çeşitli makalelerin yer aldığı yıllıkta; edebiyat, tarih, coğrafya, özellikle matbaacılık ve basın tarihiyle ilgili ? ilk gazetelerimizin tarihi hakkında oldukça geniş bilgiler verilmiştir- konulardan ve kanunlardan bahseden yazılar yayımlanmıştır. Devrinin olaylarını, ilgi odaklarını, halkın tecessüs konularını ve memleketin kültür seviyesini belirtmesi bakımından önemli bir eserdir. Sâlnâme-i Ebüzziya ise, Ebüzziya Tevfik Bey'in bu konudaki ikinci eseridir. Bu eseri H.1296 (M.1879) yılında neşretmiştir. Esere baktığımız zaman özellikle 50 sayfalık ?Mukaddime?si ilgi çekici olup, ?Maârif-i Umûmiye? tenkid edilmektedir. Ayrıca almanak ve sâlnâmelerin farklı anlamları ve ilk olarak nerelerde neşredildiği üzerinde ayrıntılı olarak durulmaktadır. Aylar hakkında ve en önemlisi maârif-i umûmi hakkında geniş bilgiler verilerek Avrupa'da eğitim ve mekteblerin üzerinde durarak bunlar yıllara göre istatistiki olarak açıklanarak bizdeki eğitim sistemi ile karşılaştırılmaktadır.Anahtar Kelimeler: Sâlnâme-i Hadika, Sâlnâme-i Ebüzziya, Almanak

Abdülhamid IAlmanakEbüzziya Tevfik+7
Talat Karataş
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2010
00
Master'sOpen AccessTR

1918-1920 yılları arası Köy Hocası mecmuasının transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Büyük başarılar kazanıp tarih sahnesine adı altın harflerle yazılmış olan ve Osmanlı devletinin yıkılışından sonra adeta yeniden varoluş mücadelesine girişen Türk Milleti'nin Milli Mücadele yıllarının araştırılıp doğru bir şekilde değerlendirilmesi günümüzün büyük ihtiyaçlarındandır. Bu araştırmaların sağlıklı bir şekilde yapılabilmesinin en önemli unsuru kuşkusuz dönemde gerçekleşen olayların yazılı kayıtlardan incelenmesidir. Milli mücadelenin ağırlığı ve Dönemin şartları düşünüldüğünde yazılı eserlerin azlığı bugün bizleri şaşırtmamalıdır.Çok zor şartlarda yayımlanan, dönem hakkında bizleri aydınlatan ve büyük çoğunluğunu günlük veya haftalık gazetelerin oluşturduğu yazılı kayıtlardan biride incelemiş olduğumuz ?Köy Hocası Mecmuası?dır. Eserin bazı kısımlarının transkripsiyonunun daha önce yapılmış olmasından dolayı bu çalışmada sadece 1918 ? 1920 yılları arasında yayımlanan ve 30 sayıdan oluşan bölümlerin transkripsiyonu yapılmıştır. Yapılan çalışmada İlk etapta köylüye dinini dünyasını öğretmeyi amaç edinen bu mecmuanın zamanla gelişen olaylar neticesinde Milli Mücadelenin önemli destekçilerinden biri haline geldiği saptanmıştır.

DergilerKöy Hocası dergisiMilli Mücadele
Önder Yazıcı
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kaygusuz Baba (Abdal)'nın Budalanâme adlı eserinin incelenmesi

Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti devletlerinde sosyal yapının önemli radikal bir parçası olan Alevî-Bektaşî zümre tarih boyunca yaşadıkları bölgelerde kendilerini ifade etmeye çalışmışlardır. Bu ifadeler zaman zaman devlete karşı ortaya çıkan isyanlarla beraber, bazen de sözlü ve yazılı eserlerde kendini göstermiştir. Kaygusuz Baba (Abdal) Alevî-Bektaşî geleneğinin önemli bir şahsiyeti olmakla beraber, içerisinde bulunduğu sosyal çevrenin izahını eserlerinde yapan bir Alevî-Bektaşî şairidir. Alevî-Bektaşî inanışı ve yaşantısı hakkında geniş bilgiler verilen Budalanâme'de Allah'a ulaşmak için neler yapılması gerektiği öğütlerle ifade edilmiştir. Tarikat ve tarikat ehli için geniş bilgiler sunan bu eser hadisler ve Kur'an-ı Kerim'den ayetlerle desteklenmiştir. Eser aynı zamanda tarihi şahsiyetler ve peygamberlerin hayatları hakkında da geniş bilgiler vermektedir.Anahtar kelimeler: Alevilik, Bektaşilik, Kaygusuz Abdal, Budalanâme

AlevilikBektaşilikBudalaname+4
Burcu Erdem Yıldırım
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Köprülü Fazıl Ahmed Paşa vakıfları

Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Osmanlı Tarihi açısından ne derece önemliyse kurmuş olduğu vakıflar da Sosyal Tarihçilik açısından o derece önemlidir. XVII. yüzyılda Osmanlı Devleti büyük bir buhranın içine düşmüştür. Devlet bu durumdan kurtulmak için çeşitli çareler aramaya başlamıştır. XVII. yüzyıl'ın ikinci yarısında (1656) Köprülü Mehmet Paşa ve devamında da Köprülü Fazıl Ahmet Paşa devleti bu vaziyetten kurtarmaya çalışmıştır. Çalışmanın asıl konusu olan Köprülü Fazıl Ahmet Paşa Osmanlı Devleti'nin farklı bölgelerinde inşa ettirdiği vakıflarla da siyasi başarılarını taçlandırmıştır. Köprülü Fazıl Ahmet Paşa kütüphâne, medrese, çeşme, su kemeri, cami, han gibi yapılar inşa ettirerek toplumun her kesimini düşünmeye çalışmıştır. Ancak eldeki deliller ışığında, Köprülü Fazıl Ahmet Paşa vakıflarından pek azının günümüze ulaştığı görülmektedir.Anahtar kelimeler: Köprülü Fazıl Ahmet Paşa, Vakıf, Vakfiye, XVII. Yüzyıl.

17. yüzyılKöprülü Fazıl Ahmed PaşaOsmanlı tarihi+3
Murat Sayın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

İslamiyet öncesi Türk tarihi kaynakçası

Tarihi boyunca birçok devlet kuran Türk milleti dünya medeniyetine önemli katkılarda bulunmuştur. Bu katkıları anlamak için Türklerin oluşturduğu siyasi-sosyal-kültürel tarihi öğrenmek, öğrenmek için de Türk Tarihinin kaynaklarına başvurmak gereklidir. Tarihin kaynakları, arkeolojik, yazılı ve sözlü kaynaklar olmak üzere üçe ayrılmaktadır. Yazılı kaynaklar içinde kitabeler, yıllıklar, seyahatnameler, coğrafya eserleri, çeşitli yıllarda kaleme alınan yazma eserler bulunmaktadır. Yazısız kaynaklar sagular, koşuklar, destanlar, atasözleri olarak sıralanabilir. Arkeolojik kaynaklarda ise kazılar sonucunda ortaya çıkarılan her türlü maddi eşya bulunmaktadır. Arkeolojik kaynaklardan kültür merkezleri de Türk tarihinin aydınlanmasına ışık tutmaktadır.

Tarihi kaynaklarTürk tarihiİslamiyet öncesi
Taner Aslan
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Mektûbât-ı Sırrı Paşa'nın transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Bürokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarından valilerin yazdıkları eserler kendi zamanlarına ışık tutan eserlerdir. Bu eserlerdeki birinci elden edinilen bilgiler, görev yaptıkları yerlerin tarihinin aydınlatılmasında önemli bilgiler vermektedir. Sırrı Paşa'nın Mektûbâtı'nda XIX. asrın ikinci yarısında Bağdat ve Anadolu'nun muhtelif bölgelerinde, kamu hizmetleri, ulaştırma faaliyetleri ve eğitim hizmetlerindeki yatırım hamleleri görülmektedir. Mektûbât-ı Sırrı Paşa'da XIX. asrın ikinci yarısında Osmanlı Devleti'nde meydana gelen kalkınma hamlelerinin esasını eğitim, ulaşım ve bayındırlık faaliyetleri oluşturmaktadır. Anahtar kelimeler: Mektûbât-ı Sırrı Paşa, İdadi, Leyli Okulları, Hindiye Seddi, Hile Kanalı

19. yüzyılDevlet idaresiKalkınma+5
Fikret Uçar
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1293 (M. 1876) tarihli Tuna Vilayeti Salnamesi'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Osmanlı Devleti'nde Tanzimatla birlikte idari alanda başlayan köklü değişikliklerin bir sonucu olan vilayet nizamnameleri ile Osmanlı idari birimleri yeniden şekillendirilirken vilayetlerde salname adıyla yıllıklar tutulmaya başlanmıştır. İncelediğimiz H.1293 (M.1876)tarihli Tuna vilayeti salnamesine göre vilayet 7 sancak, 60 kaza ve 5 nahiye'den oluşmaktadır. Vilayet salnamelerinin tümünde olduğu gibi bu salnamemizde de sâlnamelerinin ilk sayfalarında kaçıncı defa ve nerede basıldığı yer alır, daha sonra Hz.Adem'den sonra dünyada meydana gelen önemli olayların yer aldığı ve tarihlerinin gösterildiği bir takvim yer almaktadır. Ardından bölgenin en büyük mülki amiri olan vali, asker, ümera, memurin ve pek çok görevlinin isimleri ve görevleri yazmaktadır. Osmanlı devletinde idari taksimat vilayet sancak kaza ve nahiye şeklinde olduğu için Vilayet sâlnamelerinde de bu sıra ile görevlilerin isimleri, vazifeleri belirtilmektedir Anahtar Kelimeler : Tuna, vilayet, salname, Osmanlı

DefterlerOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Senem Yılmaz
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1289 tarihli Tuna Vilâyeti Sâlnâmesi'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Vilayet Sâlnâmeleri, Osmanlı Devletinin XIX. Yüzyılın ikinci yarısı ile XX. yüzyılın başlarında neşredilmiş yıllıklarıdır. Yerel tarih açısından önemi büyük olan bu yıllıklar, sosyo - ekonomik yapı ile vilayet ve bağlı birimlerin kurumsal yapısı hakkında detaylı bilgiler içermektedir. H.1289 tarihli Tuna Vilâyeti Sâlnâmesi'nin transkripsiyonu yapılarak, Tunâ Vilâyetinin idâri yapısı, burada bulunan kurumlar, bu kurumlarda görev alan kişiler ile Tunâ Vilâyetinin coğrafi özellikleri, ulaşımı, nüfus yapısı, ekonomik durumu ve eğitim-öğretim durumu gibi konular hakkında bilgi sahibi olmak amaçlanmıştır. Anahtar kelimeler: Tuna Vilayeti, Vilâyet Sâlnâmeleri, Osmanlı Devleti

19. yüzyılOsmanlı DevletiSalnameler+2
İmran Özbal
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Salık Veren Muhibban Salnamesi transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Salnâme, bir senelik hadiseleri topluca göstermek üzere tertip olunmuş eserler için kullanılmış bir tabirdir. Farsça sene demek olan sal ile yine Farsça mektup, kitap manasına gelen nâme kelimesinin birleştirilmiş şeklidir. Bu tabirin bu günkü karşılığı yıllıktır. Türklerde ilk resmi salnâme, Osmanlı imparatorluğunda Tanzimat'ın ilanından sonra 1847 yılında yılda bir kez resmi devlet yıllığı (Salnâme-i Devlet-i Osmaniye) olarak çıkarılmaya başlanmıştır. Salnâmeler umumiyetle devlet teşkilatı ve kadroları ile buraları işgal eden rical ve yüksek memurların adlarını ve memlekete ait bilgileri verirler. Osmanlı devletinde salnâmeler yayımlanmaya başladıktan sonra özel kurum ve şahıslar da çeşitli adlarla salnâmeler yayımlamaya başladılar. Resmi olmayan bu salnâmelerin ilki Türkiye adı ile Ali Suavi tarafından H. 1288 ( M. 1871) yılında Paris'te yayımlanmıştır. Tezimizde incelediğimiz "Salık Veren Muhibban Salnamesi" İstanbul Muhibbanzade İdaresi tarafından Ahmed Muhtar Hacı Bey zade'ye hazırlatılmıştır. Salık Veren Muhibban Salnamesi H.1337 ve H.1339 yıllarında yayınlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Salnâme, Ali Suavi, Salık Veren Muhibban Salnamesi, Ahmed Muhtar, Hacı Beyzade

Ali SuaviOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+1
Murat Gökçek
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

Zümrüd ü Anka salnamesi

Osmanlı tarihi, teşkilatı, biyografileri, coğrafyasıyla ilgili ilk salname 1263 (1847) yılında Ahmed Vefik Efendi tarafından, Hayrullah ve Ahmed Cevdet Efendilerin yardımları ve sadrazam Büyük Reşit Paşa'nın emri ile yayınlanmıştır. Salnameler, gittikçe gerek sahife sayısı, gerek boy bakımından, büyümüşler; küçük punto harflerle yazılan bin sayfalık eserler haline gelmişlerdir. 1888'den itibaren Sicil-i Ahval-i Memurin dairesince, bütün devlet ünitelerinde resmi bilgiler bir araya getirilerek tanzim edilmeye başlamıştır. Salnamelerin ikinci Abdülhamid devrinde çıkanları en mükemmelleridir. Bu devlet salnameleri dışında yine resmi nezaret ve vilayet salnameleri de vardı. Ayrıca Seraskerliğin çıkardığı 17 ciltlik Salname-i Askeri, 4 ciltlik Salname-i Nezaret-i Hariciyye, 17 ciltlik Salname-i Bahri, Maarif nezareti salnamesi, ticaret, nifia, maliye neziretleri salnameleri ve 1916 yılında, heyetin hazırladığı İlmiyye salnameleri önemlidir. Bunların dışında hususi salnameler de pek çoktur, ilki Ali Suavi Efendi'nin 1871'de yayınladığı Türkiye Salnamesi ve Ebüzziya Tevfik Bey'in yayınladığı Salname-i Ebü'z-Ziyasıdır. Çalışmanın konusunu teşkil eden Zümrüd ü Anka Salnamesi de bunlardan biridir. Semih Lütfi Erciyaş (veya Erciyes) tarafından 1924 yılında bir defaya mahsus olmak üzere çıkarılmıştır. Anahtar Kelimeler: Salname, Osmanlı Yıllıkları, Zümrüd ü Anka, Semif Lütfi Erciyaş.

SalnamelerZümrüd ü Anka
Sinan Sevinç
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1297/M.1880 senesine ait Salnâme-i Kameri'nin transkripsiyonu ve değerlendirmesi

Salnâme, geçmiş senelerin veya bir yılın bütün olaylarını, her nevi icraatını, istatistik, ticaret, sanat, iktisat, tarih, fen ve biyografi bilgilerini özet halinde ihtiva eylemek üzere tertip edilen ve yayınlanan eserler hakkında kullanılan bir tabirdir. Transkripsiyonu yapılan H.1297 senesine ait Salnâme-i Kamerî M.1880'de Ebüzziya Tevfik'in Salnâme-i Ebüzziya'dan sonra çıkarmış olduğu(Almanak) yıllıktır. Eserde Hicri ve Rumi aylar hakkında bilgi verilmiştir. Eser muharrem ayının ilk gününden başlayarak her sayfası bir güne mahsus olarak güneşin o günkü şekli resmedilmiş, hangi ayın hangi günü olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte günlerin ne kadar kısalıp uzadığı hem miladi takvime göre hem de Rumi takvime göre vurgulanmakla birlikte o gün tarihte meydana gelen vuku bulmuş olaylara değinilmiştir. Her vakıa sırasıyla anlatılmıştır. Ayrıca o dönemin Dünya devletlerinin ekonomileri, eğitim yapıları, ulaşım ve haberleşme ağları hakkında da bilgiler verilmiştir. Anahtar Kelimeler: Salnâme-i Kameri, Salnâme-i Ebüzziya, Almanak.

AlmanakEbüzziya TevfikSalname-i Kameri+1
Abdullah Kara
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2014
00
Master'sOpen AccessTR

H. 1291 Vilâyet-i Tuna Sâlnâmesi'nin transkripsiyonu ve değerlendirilmesi

Vilayet Sâlnâmeleri, Osmanlı Devletinin XIX. Yüzyılın ikinci yarısı ile XX. yüzyılın başlarında neşredilmiş yıllıklarıdır. Yerel tarih açısından önemi büyük olan bu yıllıklar, sosyo - ekonomik yapı ile vilayet ve bağlı birimlerin kurumsal yapısı hakkında detaylı bilgiler içermektedir. Bu çalışma, H.1291 yılı Vilâyet-i Tuna Sâlnâmesi'nin transkripsiyonu yapılarak, Tunâ Vilâyeti'nin idâri yapısı, burada bulunan kurum ve bu kurumlarda görev almış kişiler ile Tunâ Vilâyeti'nin coğrafi özellikleri, ulaşımı, nüfus yapısı, ekonomik durumu ve eğitim-öğretim durumu gibi konular hakkında bilgiler içermektedir. Anahtar kelimeler: Tuna Vilayeti, Vilâyet Sâlnâmeleri, Osmanlı Devleti

DefterlerOsmanlı DevletiOsmanlı Dönemi+4
Semra Çerkezoğlu
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Milli güvenlik stratejisi açısından Hafız Esad dönemi Türkiye-Suriye ilişkileri(1970-2000)

Son yüzyılda en önemli ekonomik ve siyasal olgu olan küreselleşmenin bütün dünya ülkelerini etkilediği görülmektedir. Bu etki Milli Güvenlik Stratejilerini sürekli olarak şekillendirmiştir. Ortadoğu bölgesi uzun yıllar Osmanlı Devleti yönetiminde kaldıktan sonra, Batılı ülkelerin sömürgesi durumuna düşmüş ve daha sonra bu sömürgeci devletlerin çizmiş olduğu sınırlar sonucunda yeni devletler türemiştir. Bu yeni devletlerden birisi de Suriye'dir. Suriye ile Türkiye arasında en önemli ve temel uyuşmazlık noktaları strateji açısından ve sınır güvenliği bakımından Hatay Sorunu, Su Sorunu, Suriye'deki Türk nüfusunun varlığı ve Terör sorunudur. Bu ana başlıklardaki konular genel hatlarıyla bu tezin ana inceleme konularını oluşturmuştur. Yukarıda bahsedilen konuları anlama açısından Suriye'nin tarihi, etnik ve ekonomik yapısı Suriye Lideri Hafız Esad'ın özgeçmişi, iktidara gelişi, yönetim anlayışı, Baas Partisi İdeolojisi, Jeopolitik ve Milli Güvenlik Stratejisi gibi ayrıntılara hâkim olduktan sonra ortaya çıkmış ve süregelen, devam etmesi olası su sorunu, sınır sorunu, terör sorunu gibi konular hakkında analiz yapmak mümkün olacaktır. 1970'li yıllardan itibaren Suriye'nin uyguladığı ve destek verdiği terör kozu ile iki ülke defalarca savaşın eşiğine gelmiştir. Kısaca bu çalışma Türkiye-Suriye ilişkilerini çeşitli değerlenmedirler üzerinden 2000 yılına kadar olan siyasi, sosyal ve ekonomik ilişkileri analiz etmek anmacıyla yapılmıştır. Anahtar Kelimeler: Hafız Esad, Hatay Sorunu, Su Sorunu, Sınır Sorunu, Baas Partisi, Milli Güvenlik Stratejisi.

Baas PartisiEsad, HafızHatay sorunu+7
Mehmet Çimen
Yeditepe University · Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü
2016
00

Other supervisors