Theses supervised by Prof. Dr. İzzet Gümüş
18 theses · Gazi University, Afyon Kocatepe University
Hizmet markası değerlemesi esasları Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gazi Hastanesi markasının değerlemesi ve marka yönetimi açısından irdelenmesi
İşletmelerin en önemli varlıklarından biri de, sahip oldukları marka değeridir. Birçok işletme yeni ürün ve/veya hizmetlerde bu değerden yararlanmakta ve marka yaymada kullanmaktadır. Marka, tüketicinin ürün ve hizmete ilişkin düşüncesini yansıtırken, işletmeler arasındaki rekabette ön plana çıkan unsur olmaktadır. Günümüzde tüketiciler bir marka bolluğu ile karşı karşıyadır. Tüketici gözünde bazı markalar daha iyi bilinmekte, tanınmakta ve daha çok saygı görmektedir. Dolayısıyla pazardaki markalar tüketiciye ifade ettiği ?değer? yönünden de farklılık göstermektedir. Tezimizde amaçlanan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gazi Hastanesi marka değeri bileşenlerinin tespit edilmesi, hastanenin marka yönetimi yapıp yapmadığı, yapılan marka yönetiminin başarılı olup olmadığı ve marka değerinin artırılması için yönetimin almasıgereken tedbirler ve atması gereken adımların önerilmesidir. Ayrıca literatürde genel marka ticari mal ve mamul üreten işletmeler açısından yapılmış olmakla birlikte, hizmet markasının tespiti açısından yapılan çalışmalar oldukça azdır. Tezimizle literatürdeki bu açıklığı doldurmaya yönelik katkı vermeyi amaçlamaktayız. Diğer taraftan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gazi Hastanesi Markasının yayılması açısından katkı sağlamak tezimizin uygulamaya dönük amacıdır. Bu bağlamda tezimizin birinci bölümünde, marka kavramı, genel olarak incelenmiştir. İkinci bölümde, marka değerlemesi kavramı, esasları ve uygulamasıincelenmektedir. Üçüncü bölümde ise, Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Gazi Hastanesi Markasının değerlemesi daha çok pazarlama ve müşteri temelli modeller açısından yapılmıştır
Dış ticarette teslim ve ödeme şekillerinde eğitim gereklerinin belirlenmesi
Günümüzde kişilerin ve devletlerin sürekli olarak çeşitli ekonomik ilişkiler içinde bulunması, uluslararası ticarete yeni boyutlar kazandırmıştır. Alıcı açısından ithalat, satıcı açısından ise ihracat olarak gerçekleştirilen dış ticaret, kıtaları birbirine bağlamakta, çok uzak mesafedeki alıcı ve satıcıyı aynı platformda karşı karşıya getirmektedir. Mal ve hizmet alımı ve satımına konu olan dış ticaret, yapılan ödemeler ve kurum ve kuruluşlar açısından iç ticaretten farklılık göstermekte, dış ticarette karşılaşılan sorunlar ve bu sorunların çözümü de daha karmaşık bir yapı oluşturmaktadır. Sosyal ve ekonomik ihtiyaçlar ile kalkınma ve büyüme ihtiyaçları ülkeleri dış pazarlara yönlendirmiştir. Dış ticaret kısaca ülkeler arasındaki mal ve hizmet ticaretinin tümü olarak tanımlanabilir. Dış ticaret işlemleri ithalat işlemleri ve ihracat işlemleri olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. Dış ticarette kullanılan teslim şekilleri tarafların sorumluluklarını açıkça belirtmektedir. Dış ticarete konu olan taraflar çeşitli faktörleri göz önünde bulundurarak en uygun teslim şeklini ve ödeme şeklini seçmektedir. Dış ticarette kullanılan ödeme yöntemlerinin seçimi; mal ve sektör bazında yerleşik gelenekler, alıcı ve satıcı arasındaki güven derecesi, alıcının ödeme gücü, tarafların yaşadığı ülkelerin ekonomik politikaları gibi pek çok faktöre bağlıdır. Alıcı ve satıcı kendilerine sağladığı çok yönlü güvenceler nedeniyle diğer ödeme yöntemlerine oranla akreditif yöntemini daha çok kullanma eğilimindedir. Karmaşık yapısı gereği akreditif sistemin de uygulanmasında çok çeşitli sorunlarla karşılaşılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, genel olarak dış ticarette önemli bir yere sahip olan teslim ve ödeme yöntemlerinden bahsederek çeşitli açılardan ele almak ve bu doğrultuda Türkmen şirketlere dış ticaret konusunda temel bilgi vermek, dış ticaret eğitiminin önemi ve gereğini vurgulamaktır. Ayrıca ben Türkmenistan vatandaşıyım ve tekrar oraya dönmeyi planlıyorum. Bu çalışma sayesinde dış ticaret hususunda edindiğim bilgi birikimini ülkemin yararına ii olacak şekilde kullanmak niyetindeyim ve Türkiye ile Türkmenistan arasındaki ticari ilişkilerin nasıl geliştirilebileceği probleminin de üzerinde durmaktayım. Bilindiği üzere Türkmenistan çok önemli petrol ve gaz kaynaklarına sahiptir ve Türkmenistan'ın ihracat gelirlerinin de büyük bölümünü oluşturmaktadır.Türkmenistan, Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından 27 Ekim 1991 tarihinde bağımsızlığını kazanmış ve "Türkmenbaşı" olarak anılan Saparmurat Niyazov, Devlet Başkanlığını üstlenmiştir. Bağımsızlığının ilk yıllarında yaşanan en önemli gelişmelerden biri, 12 Aralık 1995 tarihinde BM Genel Kurulunda alınan bir kararla Türkmenistan'a "Daimi Tarafsız Ülke" statüsünün tanınması olmuştur. Türkmenistan'da tarafsızlık, devletin en önemli ilkelerinden biri olarak kabul edilmekte, dış politika bu statü temelinde belirlenmektedir. Bu nedenle Türkmenistan, güvenlik ve askeri nitelikli ittifaklara katılmamakta, topraklarında yabancı askeri üstler kurulmasına veya topraklarının yabancı askeri güçler tarafından kullanılmasına izin vermemekte, tarafsızlık statüsünü zedeleyeceğini düşündüğü politikalardan kaçınmaktadır.1 Bağımsızlığın kazanılması sonrasında Türkmenistan'ın dış politikası doğal gaz ve petrol ihracatı için pazar ve transfer yollarının sağlama alınması, doğal gaz ve petrol çıkarımı ve rafine edilmesi endüstrilerinin geliştirilmesi üzerine kurulmuştur.2 Bu arada 1990'larda devletin ekonomiye yoğun müdahalesi ve devlete ait şirketlerin ekonomide önemli bir yer tutması özel sektörün gelişmesini olumsuz etkilemiştir. Türkmenistan hükümeti yatırım ortamının iyileştirilmesi için çalışmalarda bulunmaktadır. Ancak bu çalışmalar uygulamada halen yetersiz kalmakta ve planlı ekonomiden piyasa ekonomisine geçiş süreci yavaş işlemektedir. Şu anda ülkedeki ekonomik faaliyetlerin yüzde 50'si devlet tarafından yönetilmektedir. Bu durum ülkede yatırım yapan Türk firmalarını da olumsuz yönde etkilemektedir.3 Dolayısıyla serbest piyasa ekonomisine geçişte çok sınırlı bir ilerleme kat edilmiştir. Planlı ekonomiden, serbest piyasa ekonomisine geçiş sürecinde, özel mülkiyet hakkının tanınması ve özel hukuk alanının oluşturulması hayati önem taşımaktadır. Türkmenistan özel mülkiyetin tanınması konusunda ilk adımı 1992 yılında "Özelleştirme ve Demonopolizasyon Kanunu"'nu kabul etmesiyle atmıştır.4 Türkmenbaşı döneminde daha çok içe dönük bir dış politika izlenmiş ve Sovyet dönemi yapıları bozulmadan korunmuştur. Türkmenbaşı büyük çaplı ekonomik ve siyasi reformlar gerçekleştirmekten kaçınmıştır. Bunun sonucunda Batılı devletler de Türkmenistan ile ilişkilerini geliştirme konusunda çekimser kalmışlardır.5 Türkmenbaşı'nın 21 Aralık 2006 tarihinde hayatını kaybetmesinin ardından, dönemin en kıdemli Bakanlar Kurulu Başkan Yardımcısı Gurbangulu Berdimuhamedov, 11 Şubat 2007 tarihinde yapılan seçimlerle Türkmenistan'ın ikinci Devlet Başkanı seçilmiştir. Türkmenistan'da son seçimler ise 12 Şubat 2012 tarihinde düzenlenmiştir. Berdimuhamedov yönetiminde, Türkmenistan'da çok sayıda reformlar gerçekleştirilmiş, "aktif tarafsızlık" ve "açık kapılar" politikaları doğrultusunda, Türkmenistan'ın dış ülkelerle ilişkileri geliştirilmiş, bölgesel ve uluslararası işbirliğinin artırılmasına yönelik girişimler başlatılmıştır.6 Türkmenistan'ın enerji kaynakları üzerine rekabet son yıllarda artmıştır. Türkmenistan petrolünü en çok ithal eden ülkelerden Rusya ve Ukrayna, günümüzde bu kaynakların kullanımı hususunda Çin ve Körfez ülkeleri ile mücadele etmek zorundadır. Bu arada Türkmenistan da teknolojik ve ulaşım ile ilgili ekipmanın büyük kısmını ve hammadde ihtiyacını Rusya'dan karşılamaktadır. Bunun yanında Ukrayna ve Çin de Türkmenistan'a teknolojik ekipman sağlayan ülkelerdendir. Türkiye ise özellikle inşaat alanında öncü konuma sahiptir. Amerika ve Belarus'tan ise tarıma yönelik makine alımı yapılmaktadır.7 Diğer taraftan hükümet enerji sektöründeki yabancı yatırımları teşvik etmesine rağmen bu alandaki katı kontrolleri de devam ettirmektedir. Bu da yolsuzlukların artmasına ve piyasa ekonomisine geçişte hükümetin karının azalmasına neden olmaktadır.8 Günümüzde yatırım, ticaret, dış ticaret, ithalat ve ihracat gibi kavramların önemi daha da artmıştır ve ekonomik gelişmenin sadece devlet tekeliyle gerçekleşemeyeceği, özel sektörün de desteklenmesi gerektiği ortadadır. Fakat Türkmenistan çoğunlukla küçük ve orta ölçekli işletmeleri desteklerken büyük çaplı işletmeleri desteklemekten kaçınmaktadır. Bu Türkmenistan için bir risk faktörü gibi görünse de etkin bir mali denetim sistemi ve sağlam bir kurumsal yapının oluşturulması ile halledilebilecek bir mevzudur. Bu durum da Türkmenistan'daki ekonomi ve dış ticaret alanındaki yetersizliği gözler önüne sermektedir. Yapmış olduğum çalışma ile kısmen de olsa dış ticarette eğitimin ne kadar gerekli olduğuna vurgu yaparak küçük de olsa bir adım atılmasına katkı sağlamak gayesindeyim. Bunun yanı sıra Türkmenistan, Orta Asya'da Özbekistan'dan sonra ikinci önemli pamuk üreticisidir. Dünyanın en kaliteli pamuklarını Türkmenistan üretmektedir. Öyle ki dünya sıralamasında on dördüncü büyük pamuk üreticisidir. Ekonomik yapısı, doğal gaz, petrol ürünleri, pamuk ve tekstil sanayi, gıda ve hafif sanayi üzerine şekillendirilmiştir. Dördüncü büyük gaz rezervlerine sahiptir.9 Dört bölümden oluşan çalışmamızın birinci bölümünde konuya bir giriş yapılması ve konunun etraflıca anlaşılması açısından dış ticaret ve dış ticaretin önemli unsurlarından olan ihracat ve ithalat kavramları üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde dış ticarette teslim şekillerinden bahsedilerek, ihracatçı ve ithalatçıya yüklediği sorumluluklara yer verilecektir. Üçüncü bölümde ise dış ticarette ödeme şekillerindeki taraflar ve sorumlulukları aktarılacak, ihracatçı ve ithalatçı açısından ödeme şekillerinin avantajları ve dezavantajları açıklanacaktır. Dördüncü ve son bölümde ise çalışmamızın bel kemiğini oluşturan dış ticarette eğitimin gerekliliği üzerinde durularak konu neticelendirilecektir. Anahtar Sözcükler 1. Dış Ticaret 2. Teslim şekilleri 3. Ödeme şekilleri 4. Hizmet içi eğitim 5. Akreditif
Banka imajını müşteri algısına etkisi, çalışanın ve müşterinin banka algısı: Bir banka örneği
İmaj, kişilerin bir obje, kurum veya başka bir kişi hakkındaki düşüncelerdir. Günümüzde imaj oldukça önemsenen bir konu olduğu için yönetilen bir olgudur. İmajı önemli bir unsur olarak algılayanlardan birisi de kurumlardır. Özellikle bankalar tarafından sunulan hizmetin nasıl algılandığının bilinmesi çok önemlidir. Bu nedenle önemli olan bu iki kavram bankaların iş hayatında kalabilmek ve rekabet edebilmek için hayati önem taşımaktadır. Araştırmamız da müşteri ve çalışanın hizmet kalitesi algısı ve banka imajı algıları ölçülmeye çalışılacaktır.Banka çalışanlarından 210 kişiye ve müşterilerden 192 kişiye banka imajı ve hizmet kalitesi algılarını ölçmek için anket uygulanmıştır. Bu araştırma için Ankara ilindeki bir kamu bankasında nisan ayında uygulanan ankette 22 hizmet algısı soruları kullanılmış ayrıca imaj için altı ve kişisel özellikler içinde beş soru yöneltilmiştir. Araştırmada ilişkisel tarama modeli kullanılmıştır.Bu güne kadar yapılan çalışmalarda banka hizmet algısını müşteriler tarafından ölçen pek çok araştırma olmasına rağmen çalışanın dahil edildiği pek araştırma olmadığı görülmüştür. Bankalarda imaj kavramında ise yine sadece ya çalışan ya da müşteri açısından incelenmiştir. İki grup arasındaki ilişki araştırması olmadığı tespit edilmiş, bu eksiğin giderilmesi ve bundan sonraki araştırmalara faydalı olması temenni edilmektedir.Bir kamu bankasının müşteri ve çalışanlarına yönelik yapılan anketin analizleri çeşitli istatistiksel (Mann Whitney U-Testi ve Kruskal Wallis Testi) tekniklerle SPSS programı kullanılarak analiz edilmiştir.Sonuç olarak personel ve müşterinin genelde benzer şekilde algıladığı söylenebilir. Bunun yanında enteresan sonuçlara ulaşılmıştır. Örneğin banka imajını etkileyen unsurlardan reklam ve iç dizaynın çok önemli olmadığı bunun yerine personelin davranışının çok daha önemli olduğunu iki grup tarafından aynı sonuca ulaşılmıştır. Bankaların harcamalarında önemli yer tutan bu kalemlerin, banka imajını daha az etkilediği sonucu şaşırtıcı bulunmaktadır.
Türk konut kooperatifçiliğinin finansman sorunu ve konut finansman sistemi (mortgage) kapsamında çözüm önerileri
Bu tez çalışmasında, konut kooperatifçiliğinin finansman sorunlarının incelenmesi ve konut finansman sistemi (mortgage) kapsamında çözüm yollarının bulunması amaçlanmaktadır. Kaynak taraması yapılması, ilgili kaynakların istatistiki verilerinin ve tablolarının incelenmesi, irdelenmesi ve çıkarımların yapılması şeklindeki bilgi toplama tekniği çerçevesinde; konut kooperatiflerin en önemli sorunlarının dış kaynak kullanımı ihtiyacı olduğu, Türkiye'de kooperatifler açısından bu finansman ihtiyaçlarını karşılayacak uygun vade ve maliyette kredilendirme mekanizmalarının bulunmadığı tespiti yapılmıştır.Bu aşamada, dünyadaki gelişmiş ülkelerde etkin olarak kullanılmakta olan konut finansman yöntemleri gözden geçirilmiş, tezin konusu itibariyle ipoteğe dayalı konut finansmanı sistemi ?mortgage? ayrıntılı olarak incelenmiştir.Diğer yandan ülkemizde, uygulamaya konulan mortgage sisteminin hukuki altyapısının ve uygulamalarının incelenmesi sonucunda, konut kooperatiflerine sistem içinde yer verilmediği belirlenmiştir. Konut kooperatifleri, konut edinmede daha uygun koşullu finansman imkanı sağlayan mortgage sistemi içinde yer almak istemektedirler.Yukarıda açıklanan teorik inceleme ve analizler, Konut kooperatifleri ile yapılan görüşme tekniğiyle edinilen veriler ile test edilmiştir.Sonuç olarak, Türk Konut Kooperatifçiliğinin temel sorunu olan yeterli ve düzenli finansmanın mortgage sistemi içinde karşılanmasına ilişkin olarak, Kooperatifler mevzuatı ile Konut Finansmanı mevzuatında genel ve somut revize önerileri yapılmıştır.
Bankaların menkul kıymet departmanlarında satış artırma faaliyetlerinin analizi
Bankalar mali sektörün %85'ini oluşturmaktadır. Bankalar operasyonel maliyetlerini azaltabildikleri ve faiz dışı gelirlerini arttırabildikleri ölçüde rekabetçi güçlerini artırabilmektedirler. Bu bakımdan banka ürün ve hizmetleri bankalar üzerinde belirleyici bir rol oynamaktadır. Menkul kıymet kalemi de bankaların en önemli ve etkili ürünleri arasındadır. Bu noktada araştırma, bankaların menkul kıymet departmanlarının satış artırma faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin geliştirilmesine yönelik çalışmaları incelemiştir.
Çalışanların işletmelerin sosyal sorumluluklarına ilişkin algılamalarının örgütsel bağlılığa etkisi
Toplumsal yaşamın bir gereği olarak ortaya çıkan ?sorumluluk? kavramı, değişen şartlara bağlı olarak, boyutları ve etki alanı artmış şekilde günümüzde ?sosyal sorumluluk? olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bağlamda sosyal sorumluluk konusu günümüzde işletmelerin hassasiyetle üzerinde durmaları gereken önemli bir konudur.Bu çalışmada, işletmelerin sosyal sorumlulukları ekonomik, yasal, ahlaki ve gönüllü sorumluluklar olmak üzere dört boyutlu yaklaşım ile ele alınmış ve çalışanların söz konusu sosyal sorumluluk algılamalarının örgütsel bağlılıkları üzerine etkisi araştırılmıştır. Araştırma Azerbaycan'da faaliyet gösteren büyük ölçekli bir işletmenin beyaz yakalı çalışanları üzerinde gerçekleştirilmiştir.Araştırma sonuçları, çalışanların kurumlarının yasal, ahlaki ve gönüllü sorumlulukları ile ilgili algılamalarının olumlu olmasının çalışanların işletmelerine bağlılıklarına katkıda bulunacağını göstermektedir. Bu sonuçlar, kurumlarının söz konusu sorumluluklarını yerine getirdiğine inanan çalışanların kendilerini daha değerli hissedecekleri ve işletmeleri ile özdeşleşip işlerini daha mükemmel yerine getirmeye gayret edecekleri ile açıklanabilir.Araştırma sonuçları arasında dikkati çeken önemli husus, çalışanların örgütsel bağlılıkları üzerine en fazla etkiye sahip kurumsal sosyal sorumluluk algılamasının, benzer konuda yapılan diğer çalışmalardaki bulgulardan hareketle, öngörüldüğü üzere gönüllü sorumluluk değil, çalışanların yasal sorumluluk algılamalarının olmasıdır. Bu durum yasal boşluklar söz konusu olduğu durumlarda işletmenin sosyal sorumluluklarından uzaklaşması, yasal sorumluluklarını tam yerine getirmediği yönündeki algılar ile izah edilebilir. Ancak bu hususta daha net bir neticeye varmak için, çalışanların örgütsel bağlılıklarına etkisi kapsamında kurumsal yasal sorumluluk algılamalarının ayrıca derinlemesine araştırılması gerekmektedir.Bu araştırma tek bir firma üzerinde yürütüldüğünden elde edilen sonuçların genelleştirilmesinin doğru olmayacağını dikkate alarak, gelecekte bu konu ile ilgili yapılacak araştırmaların farklı sektörlerdeki birden fazla firma çalışanları üzerinde yapılması önerilmektedir. Ayrıca çalışanların örgütsel bağlılıklarına etki edebilecek işin niteliği, iş tatmini, örgüt kültürü ve benzeri gibi diğer olası önemli faktörlerin de dikkate alınarak birlikte incelenmesi ile çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk algılamalarının örgüte bağlılıkları üzerindeki etkisi daha açık ve belirgin şekilde görülebilecektir.
Ekonomik kriz dönemlerinde uygulanan pazarlama stratejileri ve bankacılık sektörü
Ekonomik kriz dönemlerinde işletmeler ve bankaların uyguladığı pazarlama stratejilerini ürün, fiyat, tutundurma ve dağıtım stratejilerinin neler olduğu incelenmiştir.
Büro hizmetlerinde çalışan engellilerin iş tatmin düzeylerinin incelenmesi: Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara örneği
Bu çalışmada, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda büro hizmetlerinde görevli engelli personelin iş tatmin faktörlerine yönelik memnuniyet ve beklenti düzeyleri belirlenmeye çalışılmıştır. Buna yönelik anket uygulaması yapılmış ve sonuçlar istatistiksel yöntemlerle değerlendirilmiştir.Çalışma sonucunda engellilerin, özellikle fiziksel mekânların engel durumlarına göre yeniden dizayn edilmesine, hizmet içi eğitimlerinin artırılmasına, yöneticilerin daha toleranslı davranmalarına, kurum kültürüne yönelik faaliyetlerin arttırılmasına ilişkin beklentilerinin olduğu görülmektedir. Kurumdaki servis imkânlarından ve kurumda çıkan yemeklerden memnuniyetin en üstü düzeyde olduğu görülmektedir. Bunun yanında görev dağılımının adil olmasına ilişkin memnuniyetleri de yüksek düzeydedir.Araştırma sonucunda genel olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı'nda büro hizmetlerinde görevli engelli personelin iş tatmin faktörlerine yönelik memnuniyet düzeyleri ile beklenti düzeyleri arasında anlamlı ilişkiler bulunmuştur. Ancak beklenti ve memnuniyet görüşleri arasında iş tatminini etkileyen faktörlerinin tamamına yönelik anlamlı ilişkilerin olmadığı görülmektedir.
Bitki meyve çayı endüstrisinde pazarlama planlaması üzerine bir uygulama
Bu araştırma, son yıllarda Türkiye'de hızla büyüyen bitki meyve çayıpazarında tüketici davranışlarının incelenmesi, satın alma ve tüketimeğilimlerinin belirlenmesi ve söz konusu pazardaki oyunculardan biri olanDoğadan için pazarlama planı örneği kapsamında; pazar bölümleme, pazarhedefleme, ürün konumlandırma ve stratejik pazarlama önerilerindebulunmak amacıyla planlanmış ve yürütülmüştür.Bu amaç doğrultusunda, veri toplama tekniği olarak anket uygulamasıbenimsenmiştir. Söz konusu anket Ankara ilinde uygulanmıştır. Toplam 444denek üzerinde uygulanan anket çalışmasından elde edilen veriler SPSS 9.0paket programında analize tabi tutulmuştur.Araştırma sonucunda tüketicilerin profilleri ve satın alma davranışlarınıetkileyen faktörlere ilişkin bulgular elde edilmiştir. Araştırma kapsamındabelirlenen 3 farklı hipoteze ilişkin bulgulardan biri; kadınların erkeklere göredaha yüksek oranda bitki meyve çayı kullandığı yönündedir. Bir diğer bulgu;Doğadan markasını kullanan tüketicilerin, markalarına daha az sadık olduğuyönündedir. Ayrıca, gelir durumu arttıkça bir seferde satın alınan bitki meyveçayı adedinin arttığı bulgusu elde edilmiştir.Sonuç olarak; bu araştırma ile bitki meyve çayı endüstrisinde tüketicidavranışları belirlenmeye çalışılmış ve elde edilen bulgular ile pazar verileriışığında, pazarlama planına örnek teşkil etmesi amacıyla Doğadan içinstratejik pazarlama önerilerinde bulunulmuştur..
Kişisel satış yönteminin ilaç pazarlaması üzerine etkisi
Hastalıkların tedavisinde önemli bir yeri olan ilaç, ilaç firmaları ve tıbbi satıs temsilcileri açısından ticari basarı, hekim açısından ise hasta tatmini ve kariyer gelisimi aracı olarak degerlendirilebilir. laç, hekimler tarafından tavsiye edildigi için, tıbbi satıs temsilcileri, hekimlerle iyi iletisim kurmak zorundadırlar. Bu çalısma, kisisel satıs yönteminin ilaç pazarlaması üzerinde sorun olusturup olusturmadıgının ve varsa bu sorunların neler oldugunun, bu sorunların kaynagının tespiti ve sorunların giderilmesine yönelik öneriler için planlanmıstır. Bu çalısma literatür ve alan arastırması olmak üzere iki kısımdan olusmaktadır. Arastırma kapsamında Ankara ili sınırları içinde çalısan 190 hekim ve 215 tıbbi satıs temsilcisine konuyla ilgili iki farklı anket uygulanmıstır. Anketten elde edilen veriler Anova, Tukey ve Cramer's V testi ile degerlendirilmistir. Bu çalısmada ana baslıklarıyla pazarlama ve saglık hizmetlerinde pazarlama, kisisel satıs ve satıcılar, ilaç ve ilaç pazarlamasında etik, kisisel satıs yönteminin ilaç pazarlaması üzerine etkisi, sorunların kaynakları ve çözüme yönelik öneriler yer almaktadır. Bu arastırmanın bulgularına göre hekimlerin %48.9'u, tıbbi satıs temsilcilerinin %96.7'si etik sorunlarının oldugunu belirtmislerdir. Hekimlere göre, mevcut etik sorunlardan en sık olanları sırasıyla, tıbbi satıs temsilcilerinin ticari düsünmeleri, firmalarına ait ilaçların reçeteye yazılması için pazarlık konusu yapmaları, ilaç firmalarının menfaatlerini düsünmeleri, ziyaretlerin zamanlama ve süresinin uygunsuzlugu ve kotasını dolduramadıgı zaman isinden olacagını söyleyerek demogoji yapmalarıdır. Tıbbi satıs temsilcilere göre ise hekimlerin paramedikal istek ve yaklasımları, ilaçlarını reçeteye yazdırmak için pazarlık yapmaları, tıbbi ürünler dısında hediye istemeleri, menfaati ön plana çıkararak bilimsellikten uzaklasmaları, ilaç seçiminde hekimin menfaatinin ön planda tutulmasıdır. Hekimler, sorunların kaynagının meslegin sınırlarının bilinmiyor olmasından kaynaklandıgını düsünürken; tıbbi satıs temsilcileri hekimlerden kaynaklandıgını düsünmektedirler. Hekimler sorunların tıbbi satıs temsilcilerinin egitilmesiyle çözülecegini, tıbbi satıs temsilcileri ise hekimlerin ziyaret konusundaki anlayısının degismesiyle düzelecegini belirtmislerdir.
Hazır giyim ürünlerinde markanın tüketici satınalma davranışı üzerindeki etkileri
Haz r giyim sektörü h zla geli mekte olan bir sektördür. Buna ba lolarak haz r giyim sektörüne geli mesine en önemli etki marka vemarkala ma yapmaktad r. nsanlar n çok titiz ve zor karar verici olan haz rgiyim konusunda marka sayay nda hem çabuk hem de do ru karar vermekans elde etmi tir. Her geçen gün haz r giyim pazarlar na rekabet gittikçeartmaktad r. Bu rekabete üstünlük sa lanabilmesinin temel faktörüi letmelerin markala mas n sa lamas d r.Bu çal ma da Ankara buluna Türkiye ve Irakl üniversite ö rencileringiyim ürünlerini seçerken markan n etiksini ölçmektir. Bu amaçla anketçal mas yla ö rencilerden bilgi toplanm t r.Çal mam zda tezin teorik k sm nda yerli ve yabanc bilim adamlar n nkitap ve makalelerinden yararlanm t r. Birinci bölümde haz r giyim, haz rgiyim pazar ve marka ve markala ama üzerinde durulmu tur. kincibölümde tüketici, tüketicinin sat n almas na etki eden faktörler üzerindedurulmu tur. Üçüncü bölümde ise anket yoluyla üniversite ö rencilerindetoplanan verilerin analiz ve yorumlanmas na dayanmaktad r. Be li likert ves ralama ölçe ine uygun olarak düzenlenen anket üniversite ö rencilerinuygulanm t r.De erlendirme bölümünde istatistiksel yöntemler kullan lm t r.Frekans da l m , varyans analizi, f testi ve tukey testi uygulanm vedemografik özelliklerine göre gruplar aras nda farl l n olup olmad tespitedilmi tir.Anahtar Kelimeler: Haz r giyim, Marka, Tüketici, Tüketici Davran lar .
Katılım bankalarında personel eğitimi
Kurulusları seksenli yıllara denk gelen katılım bankaları, ülkemizde meydanagelen ekonomi politikalarının degisikligi sonucu olarak ortaya çıkmıslardır.Kuruldukları ilk günlerde bankaların tamamlayıcısı olarak hizmet veren katılımbankaları, bugün geldigimiz noktada ticaret bankaları ve yatırım-kalkınmabankalarının yanında üçüncü bir tür olarak bankacılık hizmeti vermektedirler.Faizsiz bankacılık alanında hizmet veren katılım bankaları ürün ve hizmetanlayısı ile diger bankalardan farklı bir konuma sahiptirler. Kuruluslar tarihleri digerbankalara nazaran çok kısa olmasına ragmen bu kısa süre içinde ulasılan bu yüksekpazar payı, tamamen ülkenin böyle bir finansal hizmete olan ihtiyacı sonucundaolmustur.Bununu bir diger nedeni ise ülke nüfusun %99'unun Müslüman olması dagösterilebilir.Finans sektöründe faaliyet gösteren katılım bankaları için en önemlidegerlerden biri de sahip oldukları entelektüel sermayedir. sletmeler için entelektüelsermaye olarak adlandırılan yetistirilmis personel uzun süreçler sonucunda eldeedilmektedir. Katılım bankalarının rekabetçi piyasa kosullarında hem kendipiyasalarında hem de diger bankaların piyasalarında daha iyi rekabet edebilmeleriiçin sahip oldukları personeli günün kosullarına göre en iyi sekilde egitmesi vegelistirmesi gerekmektedir.Bu çalısmanın konusunu katılım bankası personelinin egitimi konusuolusturmaktadır. Bu konuyu açıklamak için öncelikle katılım bankalarının özelliklerive geçirmis oldukları tarihi süreci, sonraki bölümlerde ise personel egitimi konusu vedaha sonra ise hizmet içi egitim konusu açıklanmıstır. En son bölümde ise bu konuile ilgili yapılmıs olan anket çalısmasına yer verilmis olup çözüm önerilerisunulmustur.
Türkiye dış ticaretinde hindistan ihracatı ve ihracatçıların eğitimi ile ilgili bir araştırma
Bu tez Hindistan'a ihracat yapan sirketlerin konu ile ilgili egitim seviyelerini arastırmaktadır. Tez Türkiye-Hindistan ticaretini genis boyutta kullanmakta ve Hindistan'ın sayısı hızla artan nitelikli tüketicilere sahip yeni bir pazar olarak ortaya çıkmakta oldugunu iddia etmektedir. Ancak, gerçeklesen ticaretteki Türk ve Hindu payları arasında bir dengesizlik vardır. Bu dengesizlik iki ülke arasında ?dengeli ortaklık? nosyonunun olmadıgını ortaya koymaktadır. Buna baglı olarak, tez Türkiye'nin kötü ihracat performansının nedenlerinden birisinin de dıs ticaret egitiminin düsük seviyesi oldugunu öne sürmektedir. Bu noktadan hareketle, tez konuya bir taban teskil etmek amacıyla, sırasıyla Türk Dıs Ticaret Politikası'nın gelisimini özetlemekte, Hindistan dıs ticaretinin dinamiklerini ve mevzuatını arastırmakta ve iki ülke arasındaki dıs ticaret iliskilerini açıklamaktadır. Çalısma dıs ticaret egitiminin kalitesini, dıs ticaret firmalarında çalısan 50 personel üzerinde yapılan anket ile arastırmaktadır. Tez çalısması elde ettigi verileri Türk-Hindu ticaretinde egitimin kalitesini arttırmak için kullanmayı da amaçlamaktadır. Sonuç olarak, tez çalısması dıs ticaret egitiminde, yabancı dil egitimi, yüksek lisans egitimi ( dıs ticaret üzerine ) ve verilen egitimin çalısanlar tarafından algılanması gibi iyilestirmeye ihtiyaç bulunan alanlar oldugunu ortaya çıkarmaktadır.
Havayolu taşımacılığı gelişimi sürecinde havayolu pazarlaması ve eğitimi
Son yıllarda meydana gelen ekonomik krizler, savaşlar, petrol fiyatlarındaki hızlı artışlar, terör saldırıları ve rekabet havacılık sektörünü büyük ölçüde etkilemiş bir çok şirket ya pazardan çekilmiş, yada pazar payını önemli derecede yitirmiştir. Havayolu şirketlerinin mevcut durumlarını iyileştirebilmesi ancak yoğun bir biçimde yaşanan rekabet ortamında pazar paylarını artırabilmeleriyle mümkün olacaktır. Bunun için de "havayolu taşımacılığı pazarlaması eğitimi" ne ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çalışmanın amacı, havayolu taşımacılığı eğitimine katkıda bulunmaktır. İlk olarak pazarlama kavramı tanımsal olarak ele alınmıştır. Havayolu taşımacılığının bir hizmet sektörü olmasından hareketle pazarlama türlerinden "hizmet pazarlaması" tanımlanmış ve genel olarak özellikleri anlatılmıştır. Daha sonra, ulaştırma konusuna değinilmiş ve bir alt sistemi olan havayolu ulaştırması gelişim süreci detaylı bir şekilde incelenmiştir. Havayolu taşımacılığında önemli pazarları teşkil eden Avrupa, Amerika, Güneydoğu Asya ve Ortadoğu-Afrika bölgelerindeki duruma ayrıntılı olarak değinilmiş ve bu bölgelerdeki hızlı gelişme ve ilerlemenin nedenleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Ayrıca, Türkiye'deki havacılık sektörünün gelişimi incelenmiş ve özel havayolu işletmeleri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölümde, havayolu taşımacılığı pazarlaması çeşitli açılardan ele alınarak havayolu taşımacılığının görevleri ve aktiviteleri ortaya konmuştur. Ayrıca havayolu taşımacılığı bir ürün olarak değerlendirilerek pazar analizi, pazar stratejisi ve pazar bölümlemesi yapılmış ve nihayetinde pazarlama karmasına uyarlandırılarak ürün, dağıtım, tutundurma ve fiyat açısından tek tek incelenmiştir. Daha sonra havayolu işletmelerinin pazar paylarını arttırmalarına yönelik faaliyetler tespit edilmiş ve ortaya konulmuştur.Havayolu işletmelerinin pazar paylarını arttırmalarına yönelik faaliyetlerden biri olarak saydığımız, havayolu işletmelerinde eğitimin önemi, işletmelere ve çalışanlara olan yararlarıyla üçüncü ve son bölümde anlatılmıştır. Ayrıca, havayolu işletmelerinde eğitimin evreleri, eğitim programlarının uygulanması ve bu programların değerlendirilmesine ilişkin çalışma yapılmıştır.
Türk bankacılık sektörünün camel tekniği ile derecelendirilmesinde personel eğitiminin önemi
ÖZET Günümüzde özellikle gelişmekte olan ülkeler endüstriyel gelişmelerine katkıda bulunacak sermayeyi temin etmek ve dolayısıyla global piyasaların bir parçası olabilmek amacıyla öncelikle ulusal finans piyasalarının gelişmesine yardımcı olacak politikaları ve reformları gerçekleştirmek durumundadır. Bunun gerçekleşmesi ise her şeyden önce yatırımcıya güvenilir bilgi akışının sağlanması ile mümkün olacaktır. Bilgi akışının sağlanması, hızlı kararların alınarak piyasaların sağlıklı ve etkin bir şekilde çalışmasına imkan tanıması açısından önem taşımaktadır. Borçlanan kişi, şirket veya ülkenin anapara ve faiz ödemelerinden kaynaklanan yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getirme güçlerinin bağımsız bir değerlendirmesi olan derecelendirme, bilgi akışının sağlanmasında üstlendiği rol açısından önem taşımaktadır. Derecelendirme işlemi genellikle ulusal ve uluslararası menkul kıymetler, ticari şirketler, finans kurumları ve bankaların gerek menkul kıymet ihracından gerekse diğer bir takım borçlanmalarından doğan yükümlülüklerini değerlendirmek amacıyla yapılmakla birlikte uygulamada ülkelerin uluslararası piyasalardan borçlanma gücünü ortaya koymak için de sıklıkla başvurulmaktadır. Derecelendirme firmaları şirketlere yönelik analizlerinde elde ettikleri bilgiler ışığında bu şirketlerin borçlanmadan doğan yükümlülüklerini yerine getirme güçlerini çeşitli semboller aracılığı ile kamuoyuna duyurmaktadır. Derecelendirme işlemi gerekli bilgiyi sağlamak suretiyle yatırımcıya da üstlenmiş olduğu risk karşılığında gerekli getiriyi sağlayıp sağlamayacağı konusunda yol göstericidir. Şirketleri, kamu otoriteleri, kurumları ve araçlarıyla Türk finans piyasası son yıllarda yaşadığı gelişmeler ile uluslar arası piyasalarda belli bir yer edinmiş durumdadır. Derecelendirme işleminin başta ABD olmak üzere diğer gelişmiş ülkelerde de oldukça yaygın kullanılan bir araç olduğu göz önüne alındığında Türkiye'de yaşanan gelişmelere paralel olarak bağımsız derecelendirme firmalarına olan ihtiyacın giderek arttığı ortadadır.Son yıllarda özellikle bankacılık sektöründe faaliyet gösteren bazı bankaların Standart & Poor's ve Moody's gibi firmalar tarafından incelenerek derecelendirilmeleri yapılmış olmakla beraber, ülkemizde henüz derecelendirme ile ilgili yasal düzenlemelerin yetersiz olması ve zorunluluk bulunmaması nedeniyle istenilen düzeyde gerçekleşmemiştir. Ancak kamunun aydınlatılması ve etkin piyasa mekanizmasının işlerliğinin sağlanmasında oynadığı rol nedeniyle yakın bir gelecekte derecelendirme işlemine olan ihtiyaç daha da artacaktır. Bu gerçekten hareketle, çalışmada genel olarak derecelendirme kavramı, tarihi gelişimi ve derecelendirme kurumları incelenerek finans piyasaları açısından önemi ele alınmıştır. Türk finans sisteminde bankaların ağırlığı gözönüne alınarak bankacılıkta risk kavramı irdelenmiş, dünyanın önde gelen derecelendirme firmalarının bankaları derecelendirme sürecinde ele aldığı kriterler araştırılmış, derecelendirme firmalarının uyguladığı Camel Tekniği, Türk Bankacılık Sektörüne ve personelin bu konuyla ilgili eğitimi konusu hakkında önerilerde bulunulmuştur. Elde edilen bulgular ışığında derecelendirmenin finans piyasaları üzerindeki muhtemel katkıları üzerinde durulmuş ve Türk finans piyasaları açısından getireceği avantajlar değerlendirilmiştir.
Endüstriyel işletmelerde markalaşma düzeyinin ölçülmesi
Markalaşma konusunda ortaya konulan mevcut modellerin tüketici pazarlarına yönelik olması, uygulamada endüstriyel işletmelerin markalaşmasını zorlaştırmaktadır. Bu nedenle araştırmanın amacı, endüstriyel işletmelerin markalaşmaya olan ilgi düzeyleri ve bunun nedenlerini tespit ederek marka kimlik oluşumunu etkileyen temel dinamiklerin açıklanmasını sağlamaktır.Araştırmanın örneklem kümesi; Ankara il sınırları içinde faaliyet gösteren imalatçı endüstriyel işletmeler içinden kartopu örnekleme yöntemi kullanılarak seçilmiştir. Toplanan nicel ve nitel verilerin normal dağılıma uygunluğu Shapiro-Wilk testi ile incelenmiştir. Belirlenen gruplara göre hesaplanan puanlar arasındaki farklılıkların incelenmesinde; Mann-Whitney testi, Kruskal-Wallis non-parametrik varyans analizi kullanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkiler Spearman sıra korelasyon analizinden yararlanılarak araştırılmıştır. Endüstriyel işletmelerin ölçek yapılarının, ürün türlerinin ve buna bağlı olarak nihai müşterilere yakınlıklarının marka stratejilerini benimsemede en önemli faktörler olduğu ortaya çıkmıştır. Ayrıca endüstriyel işletmelerin uluslararasılaşma düzeylerine bağlı olarak, istikrarlı büyüme eğilimini devam ettirmek için markalaşmaya daha fazla önem verdikleri ve giderek artan miktarlarda yatırım yaptıkları tespit edilmiştir.
Bir tutundurma aracı olarak sosyal medyanın marka bağlılığına etkileri
Tutundurma kanallarının artması işletmeler açısından rekabeti daha geniş alanlara yaymaktadır. İşletmecilikte geleneksel yaklaşımlarla devam ederek, yükselen trendleri yakalayamama ve o alanda geri kalma rekabet koşulları açısından önemli bir kayıptır. Günümüzün yeni trendlerinden olan sosyal medyanın, pazarlamadaki rolü ve önemi işletmeler için bir merak konusudur. Bu çalışmada sosyal medyanın marka bağlılığı üzerindeki etkileri araştırılmıştır.Araştırma; ülkemizin saygın markalarından olan Türk Hava Yolları Facebook takipçileri üzerinde yapılmıştır. Araştırmanın örneklem kümesi; ülkemizden ve dünyanın her yerinden THY Facebook beğenenlerinden oluşmaktadır. İnternet üzerinde Google dokümanı olarak hazırlanan anket çalışmasının linki THY Facebook sayfasından yayınlanmış ve dünya genelinde ilgililerin katılımıyla veriler toplanmıştır. Araştırmanın örneklemi, seçilen firma yönüyle de anket katılımcıları yönüyle de `olasılık dışı örneklem' yöntemi türlerinden `uygun örnekleme (convenience sampling)'dir. Araştırmanın analizinde; frekans analizi, ki-kare analizi, tek yön varyans analizi (ANOVA), faktör analizi ve yapısal eşitlik modellemesi (YEM) yöntemlerinden yararlanılarak, sosyal medyanın marka bağlılığına etkileri ölçülmeye çalışılmıştır.
Termal turizm işletmelerinde sağlık beklentileri ve müşteri memnuniyeti
Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki termal turizm işletmelerinin yapısını incelemek, bu yapı içerisinde müşteri beklentilerini belirleyerek, sağlık beklentilerinin karşılanıp karşılanamamasının, konaklama işletmelerinde sunulan diğer hizmetlerin arzıyla oluşturulan memnuniyeti ne derece etkilediğini ortaya koymaktır. Termal turizm işletmelerinde misafir memnuniyeti, sadece konaklama, yeme-içme ve rekreasyon hizmetlerinin kusursuz verilmesiyle sağlanamamakta, ayrıca misafirlerin öncelikli geliş amaçları olan sağlık beklentilerinin ne derece karşılandığıyla da alakalı olmaktadır. Bu çalışmada, termal turizm işletmelerinde konaklayarak kür hizmeti ve konaklama-yeme içme hizmetini birlikte alan müşterilerin beklentilerini ortaya koymak, konaklama ve kür birimleri arasında gerçekleşen memnuniyet veya memnuniyetsizliği ortaya çıkararak, bu durumun aşılması üzerine tespitler yapmak bu çalışmanın temel amacını oluşturmaktadır. Ülkemizde turizmin 12 aya yayılabilmesi, sadece deniz turizmiyle sınırlı kalmaması üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Termal turizm de, talebin yılın bütün aylarına dağılacağı düşüncesiyle ülke turizminin bu hedefe ulaşmasında önemli bir etken olacaktır. Termal turizm işletmelerinde müşterilerin istek, ihtiyaç ve beklentilerinin belirlenmesi, bunların karşılanması sonucu oluşacak memnuniyet ve sadakat gerek işletmelerin kârlılıklarını artıracak, gerekse ülke ekonomisine katkı sağlayacak, ayrıca iç ve dış turizmin yıl boyu canlı kalmasına fırsat vererek istihdama olumlu etki sağlayacaktır. Artan küresel rekabette ülkemizin termal turizmden daha fazla pay alabilmesi için, termal turizm işletmelerinin yapısı, işleyişi, müşteri beklenti-memnuniyet düzeyleri ve şikayetleri konuları araştırılması gereken konular olarak görülmektedir.