Theses supervised by Doç. Dr. Ahmet Bozdağ
10 theses · Gaziantep University, Hasan Kalyoncu University, Fırat University
Ceza muhakemesinde suça sürüklenen çocukların yargılanması
Bireysel veya çevresel farklı faktörler neticesinde, erken yaşlarda suç yoluna giren çocukların, ceza adalet sistemi içerisinde farklı bir konuma oturtulması gerekliliği zaman içerisinde geçerlik kazanmıştır. Bu doğrultuda kabul gören uluslararası antlaşmalar ve ulusal kanuni düzenlemelerle, suça sürüklenen çocuklara yetişkinlerden ayrı yargılama usulleri tanınmıştır. Tezimizde öncelikle ulusal ve uluslararası hukuktaki çocuk kavramları tanımlanmış, daha sonra çocukları suça sürükleyen nedenler üzerinde durulmuştur. Ardından Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Çocuk Koruma Kanunu temelinde suça sürüklenen çocukların yargılama süreçleri güncel yargı kararları eşliğinde incelenmiştir. Çocuğun tüm ceza muhakemesi süreçlerinde, üstün yararının korunması amacına öncelik verilmiş, mevcut düzenlemeler ve gelecekten beklentiler karşılaştırılarak değerlendirilmiştir.
Yargı kararları ışığında yükseköğretimde öğretim elemanları disiplin ve ceza soruşturmaları
Hazırlanan tez, daha önce 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesinde yer alan hüküm uyarınca Yönetmelik ile düzenlenmiş olan yükseköğretim öğretim elemanlarının disiplin işlemlerinin, söz konusu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa'nın 38, 128 ve 130. maddeleriyle bağdaşmadığı gerekçesiyle iptal edilmesi sonucunda 2547 sayılı Kanun'un 53. maddesi ile tümüyle yeniden düzenlendiği dikkate alınarak, yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının disiplin suçları nedeniyle yapılacak disiplin soruşturmaları ve yine aynı maddede yer bulan göreve ilişkin suçları nedeniyle yapılacak ceza soruşturmalarının usul ve niteliklerinin yargı kararları da göz önüne alınarak incelenmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda, üç bölüm halinde hazırlanan çalışmanın birinci bölümünde, disiplin kavramı ile disiplin suçu ve disiplin hukukuna ilişkin genel ilkeler incelenmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nda yükseköğretim kurumlarında görev yapan öğretim elemanlarının hangi fiillerinin disiplin suçu olarak tanımlandığı ve bu fiiller karşılığında verilecek cezaların neler olduğu hususlarına kısaca değinildikten sonra, öğretim elemanlarının disipline aykırı fiilleri nedeniyle yapılacak soruşturmalarda izlenecek usul, soruşturmalarda dikkat edilmesi gereken ilkeler ve soruşturma sonucunda tesis edilecek işlemler yargı kararları ile birlikte incelenmiştir. Son bölüm olan üçüncü bölümde ise, yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarının görevleri nedeniyle ya da görevlerini yaptıkları esnada işledikleri ileri sürülen suçlarına yönelik olarak yapılacak ceza soruşturmalarında 2547 sayılı Kanun ile benimsenen soruşturma sistemi, bu soruşturmalarda yetkili olan makamlar, izlenecek usuller, soruşturmaları yürütenlerin yetkileri ve soruşturmalar sonucunda ilgililer hakkında verilecek kararlar ve bu kararlara itiraz yolları yine yargı kararları ile birlikte incelenmeye çalışılmıştır. Anahtar sözcükler: Soruşturma, Yükseköğretim Kanunu, Öğretim Elemanları.
Ceza muhakemesi hukukunda sanığın duruşmada hazır bulunması hakkı
Ceza muhakemesi, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin bütününü ifade etmektedir. Muhakeme bu iki evre üzerinden şekillenir ve hükmün kesinleşmesiyle sona erer. Bu süreç, yetkili adli makamların bir suç işlendiği şüphesini uyandıran herhangi bir emareye ulaşmalarıyla başlar. Suç şüphesi altında bulunan kişi soruşturma evresinde şüpheli, kovuşturma evresinde ise sanık olarak ifade edilir. Kovuşturma evresinin içinde ve ona dahil olan duruşma aşamasında; iddia ve savunma makamlarının delilleri ortaya koyulur, ortaya konulan deliller birbirleriyle ilişkilendirilir ve yargılama makamı tarafından vicdani kanaate ve delillere dayanılarak hüküm verilir. Verilen hüküm; var olan şüphenin yenilmesi, ortadan kaldırılması ve maddi gerçeğin açığa çıkarılmasını amaçlamaktadır. Sanık, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ne olduğu sorusuna beyanlarıyla cevap verebilecek en önemli süje ve delildir. Ceza muhakemesinde birçok ilkenin uygulanabildiği duruşma ortamında, sanığın hazır bulunması da ilkesel bir kuraldır. Gerek evrensel hukukta gerekse de hukukumuzda kural olarak duruşma ancak sanığın hazır bulunduğu bir anda ve ortamda gerçekleştirilebilecektir. Nitekim sanığın hazır bulunduğu her an, maddi gerçeğe erişmek ve şüpheyi ortadan kaldırmak daha mümkün hale gelecektir. Sanığın duruşmada hazır bulunması hakkını ele aldığımız çalışmanın birinci bölümünde, muhakemenin odağı ve en önemli süjesi olan sanığa ilişkin olarak; sanığın kim olduğu, ceza muhakemesindeki statüsü, yeri ve önemi, temel hak olarak savunma hakkı ve sanığın savunma hakkının önemi, sanığın duruşmada hazır bulunması ve bunun savunma hakkıyla ilişkisi ele alınmış ve değerlendirilmiştir. Çalışmanın ikinci bölümünde; duruşma kavramına, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkının amacına ve kapsamına ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Çalışmanın üçüncü bölümünde; sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına ilişkin istisnalar ile bu istisnalara ilişkin doktrin ve yargı kararlarıyla birlikte değerlendirmelerde bulunulmuştur. Anahtar Kelimeler: Sanık, savunma hakkı, ceza muhakemesinde duruşma, sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı.
Ceza muhakemesi hukukunda ifade alma
Adaletin temin ve tesisi, hukuka aykırılıkların doğru saptanması ile mümkündür. Suç işlediği düşünülen ve şüpheli olarak nitelenen kişi ya da kişilerin olaya ilişkin beyanlarına başvurulması işlemi ifade almadır. Soruşturma sürecine yön veren ve ceza muhakemesi hukukunun amacı olan maddi gerçeğe ulaşmada önemli katkı sağlayan ifade almanın usul ve esasları, Türk mevzuatında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 145-148 maddeleri arasında ve uygulama detaylarını ortaya koyan Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Yönetmeliği'nde düzenlenmiştir. Yetkili merciler olarak Cumhuriyet savcısı ve kolluk tarafından hukuka uygun teknik ve taktikler yardımıyla ifade alınırken yasal düzenlemelerde belirtilen sınırlar çerçevesinde işlem tesis edilmesi, alınan ifadenin muhakeme sürecinde delil olarak değerlendirilmesi bakımından gereklidir. Bu aşamada yapılacak usul hataları, ifadenin kullanılması imkânını ortadan kaldırabilir ve belki önemli bir delilin kaybına yol açabilir. Bu çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde ifade almanın yer aldığı soruşturma evresinin ceza muhakemesindeki konumu, bu evrede muhakeme süjesi olan şüphelinin hakları ve bu konulardaki hukuki yaklaşımın tarihi gelişimi ele alınmaktadır. İkinci bölümde Türk ceza muhakemesinde ifade almanın usul ve esasları açıklanmaktadır. Son bölümde ise, ifade alma teknik ve taktikleri ile yasak ifade alma usulleri ve ifadenin ceza muhakemesi hukuku bağlamında değerlendirilmesi yapılarak çalışma tamamlanmaktadır.
Ceza muhakemesi hukukunda seri muhakeme usulü
Nüfus artışı, bilim ve teknolojinin ilerlemesi gibi nedenlerle tüm dünyada suç ve suçlu sayısı giderek artmaktadır. Klasik cezalandırma anlayışı doğrultusunda görülen ceza davalarının uzun sürdüğü ve masraflı olduğu bilinmektedir. Bu durum, hukuk devletlerini, failin sorumluluğu kabul etmesine sonuç bağlayan ve ceza muhakemesi sürecini kısaltan alternatif usuller benimsemeye yöneltmektedir. Suçun failinin ikrarına dayalı pazarlık sistemi, Anglo-Sakson hukukuna ait bir kurum olup bu sistemin temel alınması ile geliştirilen benzer usuller birçok hukuk sisteminde yerini almıştır. Ceza muhakemesi sistemimize yabancı sayılabilecek bu kurum, mukayeseli hukuktaki benzerlerinden esaslı farklar içermekle birlikte 7188 sayılı yasa ile seri muhakeme usulü adı altında kabul edilmiştir. Şüphelinin özgür iradesi ile kabul etmesi halinde uygulanabilen, Cumhuriyet savcısının özellikle yaptırımları belirlemede etkin olduğu ve iddianame ile kamu davası açılmadığından teknik anlamda kovuşturma aşaması bulunmayan kovuşturmaya alternatif bir usul olarak düzenlenmiştir. Klasik ceza muhakemesine hakim ilkelere aykırılıklar barındıran usulün, uygulamada ortaya çıkaracağı sorunlarla birlikte özellikle yargıdaki iş yükünün azaltılmasına yönelik fayda sağlaması beklenmektedir. Usulün, başta adil yargılama hakkı bağlamında ceza muhakemesi ilkelerine uyumlu hale getirilmesi, failin bir anlamda bazı haklardan feragat etmesinin makul sayılabilmesi için yasa koyucu tarafından öngörülen güvencelerin etkinliğinin artırılması gerekmektedir. Üç bölümden oluşan tezin ilk bölümünde seri muhakeme usulünün tanımı, hukuki niteliği ve amacı ile benzer kurumlarla mukayesesi yapılmıştır. İkinci bölümünde usulün uygulanma şartları incelenmiş ve son bölümünde ise usulün uygulanması süreci ve sonuçları ele alınarak tez tamamlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında sanığın duruşmada hazır bulunma hakkı
Ceza muhakemesinde adil bir yargılamanın gerçekleştirilmesi, sanığın savunma hakkını etkili bir şekilde kullanmasına bağlıdır. Savunma hakkının kullanımının anahtarı ise duruşmada hazır bulunma hakkıdır. Zira sanığın adil bir şekilde yargılandığından söz edilebilmesi için yargılamaya doğrudan, etkin ve verimli bir şekilde katılabilmesi gerekmektedir. Duruşmada hazır bulunan sanık; mahkeme önünde bizzat savunmasını yapabilecek, lehine ve aleyhine olan delilleri değerlendirerek yargılamanın sonucuna doğrudan etki edebilecektir. Ayrıca sanığın duruşmada hazır bulunması, maddi gerçeğe ulaşılması ve temel cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesi bakımından bir gerekliliktir. Bu nedenle sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına yapılacak her türlü müdahale, ancak kesin olarak zorunlu ve gerekli ise yapılmalı; buna ilişkin düzenlemeler açık, net ve istisnai olmalıdır. Ancak ceza muhakemesi hukukunda kural, sanığın duruşmada hazır bulunması olmasına rağmen bu kurala birçok istisna getirildiği ve bu istisnalara ilişkin düzenlemelerde adil yargılanma hakkıyla bağdaşmayan hususlar bulunduğu görülmektedir. Uygulamada ise koşulları oluşmadan sanığın yokluğunda duruşma yapılmakta, sanığın bizzat duruşmada hazır bulundurulması yerine video konferans (SEGBİS) yöntemiyle duruşmaya katılması sıklıkla tercih edilmektedir. Bu durum, sanığın savunma hakkının kısıtlanmasına yol açmakta ve adil yargılanma hakkının ihlaliyle sonuçlanmaktadır. Bu çalışmada sanığın duruşmada hazır bulunma hakkının savunma hakkı içerisindeki yeri, kapsamı ve önemi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ışığında incelenmiş; sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına istisna teşkil eden düzenlemeler, adil yargılanma hakkı bağlamında değerlendirilerek mevzuat ve uygulamadan kaynaklanan sorunlar tespit edilmiş ve bu sorunlara ilişkin çözüm önerilerinde bulunulmuştur.
Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapma veya satma suçu (TCK 187)
İnsanlar tarih boyunca sağlıklarını korumak veya tedavi olmak için ilaç kullanımına başvurmuşlardır. Fakat ilaçlar, insanlara sağlığını korurken diğer taraftan da bilinen ya da olası yan etkileriyle insan sağlığında olumsuz neticelere de yol açabilmektedirler. Bazı durumlarda insanların kullandıkları ilaçlar, yaşamlarını kaybetmelerine dahi sebep olabilmektedir. Dolayısıyla ilaçlar, insan sağlığına doğrudan etki ettiğinden, modern tıp biliminin bir ilaç için öngördüğü deney aşamalarının başarılı şekilde tamamlanması ve ilacın yetkili makamlarca onaylanması gerekir. Bu yüzden ilaçların üretiminde ve satılmasında, bu aşamalara çok dikkat edilmeli ve oluşan yan etkiler de takip edilmelidir. Bazen araştırmalar bile ilacın yan etkilerinin tespiti noktasında yeterli olamamaktadır. İlaç piyasaya sunulup önemli sayıda kişi tarafından kullanılmasından sonra bile olumlu sonuç vermesinin aksine ağır hastalıklara yol açması mümkündür. Bu kapsamda ilaçların üretimi ve satımı işlemleri büyük bir öneme sahip olup ilaç üreticisi şirketten, bu ilacı reçete eden doktora ve eczacıya kadar çok sayıda şahsın sorumlulu¬ğu gündeme gelebilecektir. Kanun koyucu bu çerçevede, Türk Ceza Kanunun 187. maddesinde şahısların sağlığını ve yaşamını tehlike¬ye düşürecek biçimde ilaç yapma ya da satma eylemlerini suç olarak öngörmüştür. Çalışmada ilaç ve ilaç üreticisi kavramları, bu suçun maddi konusu, suçun maddi ve manevi unsurları, korunan hukuki değer, bu suçun fail ve mağduru, suça etki eden nedenler, suçun özel görünüş şekilleri ile diğer suçlarla ilişkileri ele alınmıştır. Anahtar kelimeler: İlaç hukuku, eczacı, sahte ilaç, ceza hukuku.
Ceza muhakemesinde kanunilik ilkesi bağlamında hükmen tutukluluk uygulaması ve değerlendirilmesi
Ceza muhakemesinde, yargılamanın sürdürülmesi ve yargılama sonucu verilen hükmün infazının yerine getirilmesi amacıyla koruma tedbirlerine başvurulmaktadır. Koruma tedbirleri temel hak ve özgürlüklere kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü olmaksızın müdahalede bulunmaktadır. Temek hak ve özgürlüklere yönelik sınırlayıcı özellik göstermesi sebebiyle koruma tedbirleri ceza muhakemesinde uygulanan sınırlı kanunilik ilkesinin kapsamına girmektedir. Koruma tedbirlerinin içerisinde tutuklama tedbiri, kişi özgürlüğü hakkına doğrudan müdahalede bulunması sebebiyle en ağır koruma tedbiri olarak kabul edilir. 5271 sayılı Türk Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 102. maddesinde azami tutukluluk süreleri düzenlenmiştir. Bu süreler tutuklu bulunan şüpheli veya sanık hakkında ceza muhakemesinin tamamı için geçerlidir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatlarıyla geliştirilen hükmen tutukluluk uygulaması azami tutukluluk sürelerin hesabında ilk derece ceza mahkemesinin mahkûmiyet hükmü sonrası istinaf ve temyiz kanun yollarında geçen süreyi dikkate almamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin içtihatları doğrultusunda Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi de hükmen tutukluluk uygulamasını benimsemiştir. Hükmen tutukluluk kavramı ulusal ve uluslararası mevzuatta bulunmamaktadır ve uygulamada birçok soruna yol açmaktadır. Tez çalışmasında hükmen tutukluluk kavramının tanımı, kapsamı, ulusal ve uluslararası mevzuatta ki yeri, bu konuda uygulamada meydana gelen sorunlar tespit edilmiş ve çözüm önerileri üzerinde durulmuştur.
Ceza muhakemesinde koruma tedbiri olarak gözaltı
Kişi temel hak ve hürriyetleri Anayasa ile teminat altına alınmıştır. Bu temel hak ve hürriyetlere ilişkin müdahalelerin istisnai, kanunla, sınırlı sebeplere bağlı olarak ve belirli usullerle yapılabileceği düzenlenmiştir. Suça ilişkin soruşturma ve kovuşturma usullerini belirleyen ceza muhakemesi işlemleri, bir yandan kişi ve toplumun haklarını korurken bir taraftan da bu haklarla, suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gerekli tedbirleri düzenlemiştir. Bu tedbirlerden biri olan gözaltı tedbiri de bir koruma tedbiri olarak kanunla düzenlenmiş olup; bir taraftan kişi hak ve hürriyetlerini sınırlarken, bir taraftan da devlete, keyfi işlemlerden korumak için bu sınırlamalara ilişkin yükümlülükler getirilmiştir. Devletin bu yükümlülüklere uyması hukuk devletinin bir gereği olduğu gibi; ihlali halinde de tazminat gibi bir takım denetim ve telafi yolları kanunlarla düzenlenmiştir.
Meme kanseri tanısı almış hastalardaserum İsthmin-1 düzeylerinin incelenmesi
Amaç: Bu çalışmamızda ISM 1 molekülünün meme kanserindeki rolünü araştırmayı amaçladık. Bu amaçla herhangi bir hastalığı olmayan sağlıklı yetişkin kadın hasta grubu (grup 1), non memetastatik meme kanseri olan hasta grubu (grup 3) ve aksiller metastazı olan meme kanserli hastalrı (grup 2) klinik olarak karşılaştırdık. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya Genel Cerrahi Kliniğinde 2023 -2025 yılları arasında meme kanseri tanısı almış, 18 yaşından büyük, bilinen başka malignitesi veya psikiyatrik hastalığı olmayan, morbid obezitesi olmayan 27 adet aksiller metastazlı meme kanseri olan kadın hasta, 16 adet non metastatik meme kanserli kadın hasta ve kontrol grubu olarak 22 adet sağlıklı kadın hasta dahil edildi. Bu hastaların preop fizik muayene, radyolojik incelemeleri, patoloji sonuçları, aldıkları tedaviler ve post op patoloji sonuçları değerlendirildi. Hastaların yaş, boy, kilo, demografik ve sosyokültürel özellikleriyle kronik hastalıkları ayrıca göz önünde bulunduruldu. Bahsedilen üç hasta grubu arasında serum ISM1 düzeyleri kıyaslandı. Bulgular: Sonuç: Anahtar kelimeler: Meme kanseri, Adipokinler, Isthmin 1