Theses supervised by Doç. Dr. Bedia Koçakoğlu

12 theses · Akdeniz University

DoctorateOpen AccessTR

Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatında biyografik roman türü

Biyografik roman, hatırlama ve anma biçimlerinin kurgusal dünyadaki bir aktarımı olarak karşılanır. Türün çıkış noktası ise nesnel bir yapıya sahip olan biyografidir. Bu bağlamda hemen her devirde ister din, tarih, siyaset gibi alanlarda önemli bir şahsiyet olsun isterse kendi halinde sıradan bir insan olsun insanın hayatı her zaman merak konusudur. Bunun bilincindeki bazı yazarlar ise biyografiyi daha sanatsal biçimde kaleme almayı dener. Buradan hareketle sanatçılar, öne çıkan kimi şahsiyetlerin hayatını romanın fiktif (kurgu) düzlemine alarak anlatır. İlk olarak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Türk edebiyatında görülmeye başlanan modern biyografi, zamanla dilin kurgusal olanaklarından yararlanarak biyografik roman türüne doğru bir genişleme kaydeder. Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatında ivme kazanan biyografik romanın zamanla kendi içinde bazı alt türlere ayrıldığı söylenebilir. Türk edebiyatında çeşitli biçimlerle ele alınan biyografik roman türünün durumu analiz edilmeyi beklemektedir. Tüm bu bilgiler doğrultusunda çalışmanın öncelikli amacı biyografik roman türünün Türk edebiyatındaki yerine dair genel bir çerçeve çizmek olduğu söylenebilir. Ayrıca asıl ulaşılmaya çalışılacak olan hedef, türün Türk edebiyatındaki gelişimini ve geçirdiği dönüşümleri sosyolojik hareketlerle incelemektir. Bununla birlikte eserlere söylem analizi yöntemiyle yaklaşılacaktır. Anahtar Kelimeler: Biyografik Roman Türü, Biyografi, Roman, Türk Edebiyatı, Söylem Analizi.

Fatma Şimşek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Latife Tekin'in romanlarında metinlerarasılık

1960'lı yıllarda ortaya çıkan ve öncü ismi Julia Kristeva olarak bilinen metinlerarasılık kuramı en kısa haliyle bir metnin başka bir metine ait olan parçaları içerisine dâhil etmesi, ona çeşitli göndermelerde bulunması ya da o metni gülünç bir hale dönüştürmesidir. İnsanların aynı sorunlar üzerine benzer fikirler üretebileceği düşüncesinden hareketle kuram, oluşan her metnin kendinden öncekilerden bağımsız olamayacağını savunup bu metinler arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmaya çalışmaktadır. Bu doğrultuda 1980 sonrasında postmodernist bir tavırla eserler kaleme alıp geleneksel ile moderni bütünleştirerek özellikle yoksulluk, mahalle, gecekondu, aile, kadın, doğa, dil gibi birçok konuyu okuyucu ile buluşturan Latife Tekin'in yayımlamış olduğu on bir romanı "Latife Tekin'in Romanlarında Metinlerarasılık" başlığı altında incelenmiştir. Çalışmanın temel amacı bu on bir romanın hangi metinler ile bağlantılı olduğu konusunun tespit edilip çok yönlü bir incelemeye tabi tutularak değerlendirilmesidir. Çalışma içerisinde etkilendiği yazarlar ile eserler saptanmış ve romanlara olan tesirleri ortaya çıkarılmıştır. Bunu yaparken yazarın hayatı da incelenerek kurgunun yaşamından ne kadar iz taşıdığı belirlenmiştir. Böylece kaleme alınan on bir roman kuram etrafında çok yönlü bir şekilde değerlendirilmiştir.

Metinlerarasılık
Seval Arar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Selim İleri'nin geçmiş, Bir Daha Geri Gelmeyecek Zamanlar serisinde nesnelerin varlığı

Selim İleri (d.1949-…), modern Türk edebiyatının başlıca yazarları içerisinde yer alır. Çeşitli türde eserler vermesinin yanı sıra, çoğu metninde geçmişin nesneleri kendisini vurgular. Maddeye dair bu yönelim gizleneni, korunanı, ortaya çıkarılması gerekeni belirtir. Bu nedenle fenomenin anlam derinliğine ulaşabilmek adına, bu çalışmada İleri'nin belirli metinlerinde yer alan nesne kavramına; edebi, felsefi, sosyoloji, antropoloji, psikoloji olmak üzere çeşitli disiplinlerle yaklaşılmaktadır. Buradan hareketle "meta"nın, eserdeki karakterler tarafından nasıl algılandığı; madde ve öznenin birbiri üzerindeki hâkimiyetinin olası anlamları gösterilmeye çalışılacaktır. Kesin olarak ne olduğunun, ne ifade edebildiğinin mümkün olamadığı durumda, ona dair farklı yaklaşımların sergilenmesiyle, anlam çokluğunun keşfedilmesine tanık olmak başlıca amacımızdır. Bu düşünceden hareketle oluşturduğumuz tezimizin birinci bölümünde kuramsal yaklaşımların tanımlanması, irdelenmesi ve çeşitli düşünürler tarafından nasıl yorumlandığı incelenmiştir. Bölümün içerisinde yer alan analizlerin, incelenen metinlerde geçen eşyayla ilişkili olmasıyla ikinci bölümün metalarıyla beraber özel bir konumda olacaktır. İkinci bölüm ise kuramsal kısımla bağlantılı, bir bütün olarak incelenmiştir. Bu kısım söz konusu olan eserlerin içerisinde, belirgin şekilde yer edinen metalar üzerine olup nesneye dair yönelimlerin olası yorumlamaları yapılmıştır. Metanın mekânsal, ideolojik, bireysel ve toplumsal olmak üzere ötekilerle kurduğu ilişki dikkate alınarak çözümlenecek durum öncelikle metin odaklı, ardından yazar ve okuyucunun alımlaması esasına göre yapılmıştır. Bu sürecin neticesinde İleri'nin söyleminden hareketle meta, özellikle eskiyi temsil etmesi vurgulanarak farklı bağlamlar açısından bakılmaya çalışılmıştır. Sonuç kısmındaysa nesnenin belirsizliğine dikkat çekilerek, yalnızca, fikir niteliğinde olup tekrarlanamaz olduğu belirtilmiştir. Selim İleri'nin metinlerinde kullandığı nesnelerin meta-eşya bağlamında nasıl kullanıldığı, özellikle endüstri devrimiyle birlikte yoğunlaşan nesne tüketiminin neye karşılık geldiği vurgulanmıştır. Tezimizde kullanılan kaynaklar alfabetik sırayla kaynakçada yer bulmuştur. Bununla beraber çalışmanın içerisinde Türkçesi olmayan Fransızca alıntılar, tarafımızca çevrilmiştir. Anahtar Kelimeler: Selim İleri, Nesne, Geçmiş, Gösterge, Fenomen

Nesne ilişkileriNesnel yapıTürk edebiyatı+4
Şerife Füsun Özkaya
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Y. Hakan Erdem'in romanlarına yeni tarihselci bir yaklaşım

Amerika'da Lacancı, Foucaultcu, Freudcu, neo-pragmatist; yapı-sökümcü ve yeniden inşa edilmemiş biçimci görüşü savunan bir grup akademisyenin Stephen Greenblatt öncülüğünde Representation dergisi etrafında birleşerek meydana getirdiği yeni tarihselcilik kuramı 1970'lerden başlayarak 90'lar boyunca da etkisini sürdürmüştür. Metinleri anlamak için yazardan önce, onların meydana geldiği dönemin halkına ve değerlerine eğilmek gerektiğini savunan kuram, kültürün eserdeki önemine dikkat çekmiş ve bu çerçevede eserleri meydana getiren söylem, bilgi ve oluşturulmuş hakikatin açığa çıkarılması gerektiğini savunmuştur. Bu doğrultuda Boğaziçi ve Oxford Üniversitelerinde eğitim almış olan Y. Hakan Erdem'in üç romanı Zaman Çöktü, Unomastica alla Turca ve Kitab-ı Duvduvani isimli eserleri 'Y. Hakan Erdem'in Romanlarına Yeni Tarihselci Bir Yaklaşım' başlığı altında incelenerek eserlerdeki hâkim ideoloji, söylem, bilgi ve hakikatin nasıl meydana geldiği ortaya çıkarılmaya çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: Yeni Tarihselcilik, Y. Hakan Erdem, Unomastica alla Turca, Zaman Çöktü, Kitab-ı Duvduvani

Edebiyat kuramlarıMeta-tarihTarih felsefesi+3
Zerrin Duman Bölükbaşı
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Antalya sanat ve edebiyat dergiciliği (1920-2020)

Sanat ve edebiyat dergileri, edebi düşünceleri okuyucuya aktarmada köprü işlevi görmektedir. Dolayısıyla sanat ve edebiyatın gelişmesine, belli bir kitle sağlayıp edebi düşüncelerin oluşmasına katkı sağlamaktadırlar. Dergiler belirli edebi görüşe sahip şair ve yazarların eserlerini aktarmasına yardımcı olurlar. Bu bağlamda dergilerin belli bir sanat algısı oluşur ve yayınlarına bu yönde devam ederler. Edebiyatımızda dergicilik faaliyetleri Tanzimat döneminde başlamıştır. O dönem yeni bir iletişim aracı olan dergi roman ve hikâyeciliğin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte dergiler yeni bir devletin oluşumunu insanlara benimsetmek için bir araç olarak kullanılmıştır. Döneminin edebi, siyasi ve ekonomik durumunu yansıtan dergiler önemli bir değere sahiptir. Bu bağlamda tezimizde, Antalya'nın sanat ve edebiyatını yansıtmak için ulaşılan Yeni Hayat, Doğu, Çağlayan, Kırkgöz, Türk Akdeniz, Kırkgöz, Kırkmerdiven, İnsan Yazın Düşün, Morca, Mavi Portakal, İnsan Şiir, Bahçe, Nevzuhur ve Adalya dergileri kronolojik olarak incelenmiş, bibliografik tasnifi oluşturulmuştur. İncelenen her dergi edebi türlere ayrılarak içerikleri hakkında bilgiler sunulmuştur. Dergilerin konuları, sanatçıları, edebi tavırları belirlenerek ortak ve bireysel yönleri tezin "Sonuç" kısmında ortaya konulmuştur. Yerel sanatçıları gün yüzüne çıkaran tezimiz Antalya'nın edebi, siyasi, ekonomik yapısının dergiler üzerinden takip edilmesine katkı sunmayı hedeflemektedir.

AntalyaDergilerEdebiyat dergisi+1
Havvana Altintaş
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Türk öyküsünde kara mizah (1950-1980)

İnsanların çoğunlukla günlük yaşantılarında kullandıkları mizah, bir sanata dönüşerek eserlerde farklı alt başlıklarla ve türlerle ortaya konulmuştur. İnsanla bağlantılı bir şekilde tarihte varlığını sürdüren bu tür, zaman içinde bazen durgunluğa girse de varlığını korumuştur. Sanatçıların savunma aracı olarak kullandığı mizah, toplum karmaşası ve umutsuzluğunda hiciv, yergi ya da ironiye dönüşmüştür. Bunlardan ayrı bir tür olarak da kara mizah özellikle son yüzyıllarda farklı sanat dallarında görülmeye başlamıştır. Kara mizah, özellikle edebi alanda sanatçıların ruhsal ve psikolojik umutsuzluklarından çıkardıkları bazen komik, bazen de acı unsurları umursamazlıkla birleştirdikleri bir tür olmuştur. Yalnızlaşan bireyin temel alındığı, yozlaşma ve savaşların getirdiği duygusuzluklar acı gülme ile birleştirilerek kara mizahı oluşturmuştur. Ortaya çıkış tarihinin tam olarak bilinmediği kara mizahın tartışmalara konu olduğu yıllar yakın tarihi içermektedir. Bu tartışmalarda ortak nokta; kara mizahın toplumun sosyolojik gelişiminden ve değişiminden olumsuz yönde etkilenen sanatçıların eserlerinde görülmesi olmuştur. Türk edebiyatında farklı türlerde ve farklı zamanlarda görülebilen kara mizah, özellikle 1950 sonrası dönem eserlerinde daha çok dikkat çekmiştir. Bu, modernleşme çatısı altında değişime başlayan Türk edebiyatının sonuçlarından birisi olarak da görülmektedir. Sanatçıların, eserlerde denemeye başladıkları yeni teknikler ve türlerle birlikte yaşamış oldukları tarihsel süreç kara mizahın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. 1950-1980 arası Türk öykülerinde kara mizah çalışmasında, yazarların yaşamış oldukları bu sürecin eserlerine yansımaları, ortak noktaları ve bazen de farklı şekilde ortaya koydukları kara mizah örnekleri incelenmiştir.

HikayeKara mizahMizah+2
Özlem Mecek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2018
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslaşma süreci Türk romanında (1930-1934) İslâm algısı

Sosyal hayatın her alanına içkin olan edebiyat, insana dair her şeyi kendi kurgu dünyasında konu edinirken bir taraftan da okuyucusunun duygu ve düşünce evrenini etkileyen büyülü bir gerçeklik hüviyetini kazanır. Özellikle roman türünün, insanla bu derece iç içe olması, okuyucuya daha kolay hitap edebilmesini sağlamıştır. Bu sebepleromanların etkileme gücü, zaman zaman iktidarlar tarafından,halkın geleneksel kodlarının değiştirilip dönüştürülmesindesosyo-kültürel bir araç olarak kullanılmıştır. Tarih boyunca toplumların ulus-devletleşme süreçlerinde, yeni kültürel kimlikler ve gelenekler inşa edilmesi tasarlandığı durumlarda romanların işlevselliği artırılmıştır. Çoğu zaman hükümetlerin maddî desteklerle teşvik ettiği yazarlar, oluşturulmak istenen yeni insan bilincine yön verecek nitelikte eserler kaleme almışlardır. Böylece otoriter güçler tarafından çeşitli edebiyat kanonları oluşturulmuştur. Osmanlı Devleti'nde Batılılaşma çabalarının başladığı ilk zamanlardan beri etkili olan modernizm, pozitivizm, sanayileşme, uluslaşma gibi sosyo-ekonomik ve kültürel hayatı -hatta insanların psikolojik dünyasını-sarsan evrensel fırtınalardan, Müslüman-Türk kimliğindeki Anadolu toplumu da etkilenmiştir. Kurtuluş Savaşı sonrasında kurulan yeni ulus-devlet için tasarlanan millî kimlikte, bu düşünce akımlarının seküler unsurları önemli roller oynamıştır. Hedeflenen amaçlar kapsamında,sosyal hayatta uygulamaya koyulan inkılaplarla, Türk toplumu aydın grubun öncülüğünde hızla modernleşmenin cazibesine kapılarak geleneksel-kültürel kodlarından uzaklaşmaya başlamıştır. Bu bağlamda Uluslaşma süreci1930-1934 yılları arasındaki Türk romanlarının, sosyal hayatta uygulamaya koyulan kültürel ve dini projelerin inşasında ne derece etkili bir araç olarak kullanıldığı; topluma sunulan yeni hayatın, dini pratikler üzerindeki etkisinin özendirilen veya yerilen ifadelerindeki sebepler söylem analizi tekniğiyle tespit edilmeye çalışılacaktır. Anahtar Kelimeler: Türk Romanı, Uluslaşma, Kanon, İslam, Söylem Analizi.

Milli kimlikMilli şuurRoman+4
Ayşe Demir
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Adalet Ağaoğlu romanlarında üstkurmaca

nsanın varlık sorununu ele alan modern romanın ardından gelen postmodern roman, romanın varlık sorunuyla ilgilenir. Arka planda kalmaktan sıkılan yazar okurla arasındaki perdeyi aralamayı seçer. Postmodern romanın özgür ortamında kendini gösteren üstkurmaca, roman var olduğundan beri kurgunun bir parçasıdır. Üstkurmacanın günümüzdeki amacının farkında olmadan eserlerinde üstkurmacaya başvuran yansıtmacı yazarın yerini, yöntemi bilinçli bir şekilde uygulayan postmodern yazar alır. Adalet Ağaoğlu, modern Türk Edebiyatı'nın önemli yazarlarındandır. Birer "zaman romanı" olarak adlandırabileceğimiz eserlerinde günümüze yaklaştıkça üstkurmacayı belirginleştirdiğini gözlemleyebiliriz. Yazar bilinç akışı ve iç konuşma yöntemleriyle desteklediği üstkurmaca tekniğini eserlerinde başarıyla uygulamıştır. Bu çalışmamızda çağdaş edebiyatın yöntem ve tekniklerini araç edinerek Adalet Ağaoğlu'nun romanlarındaki üstkurmaca tekniğini tespit etmeye çalıştık. Anahtar Kelimeler: Adalet Ağaoğlu, Roman, Anlatı, Üstkurmaca

Ağaoğlu, AdaletRomanTürk edebiyatı+2
Özge Yıldız
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Şükrü Erbaş'ın şiirlerinde kadın algısı

Şükrü Erbaş (d.1953-…), günümüz Türk edebiyatının önde gelen şairleri arasında yer almaktadır. İlk şiiri 1978 yılında Varlık dergisinde yayınlanan ve bugüne kadar birçok ödülün sahibi olan Şükrü Erbaş, birkaç denemesi dışında yazın hayatına şiir türünde verdiği eserlerle devam etmiştir. Erbaş, eserlerini, halk şiirinin derin köklerine dayandırarak geleneksel bir yapı oluşturmakla birlikte Çağdaş edebiyatla da harmanlamıştır. Bunun yanı sıra tema çeşitliliğini de önemsemiştir. Şiirlere genel olarak bakıldığında toplumsal meseleler, ölüm, yalnızlık, aşk ve ayrılık gözlemlenebilen başlıca temalardır. Fakat bunların hepsinin temel kurgusunda önemli bir yer işgal eden husus, kadındır. Türk edebiyatının en işlevsel temalarından biri olan kadın, gerek nesirde gerek şiirde çok etkili bir yapı arz ederek günümüze kadar yaşama şansı bulmuştur. Bu minvalde şairin şiirlerinde, anne, sevgili, eş, çocuk, köylü, şehirli gibi görüntüleriyle kadın; aşkın, ayrılığın, özlemin ve ölümün temelini oluşturmuştur. Hayatımızda pek çok yönüyle yer bulan kadının, bu bilgiler ışığında, her halini de sanatçının şiirlerinde görmemizin mümkün olduğu aşikârdır. Tezin temel amacı, Şükrü Erbaş'ın şiirinde kadın olgusunu incelemek, derinleştirmek ve geçmişten günümüze şairin dizelerinde yer bulan bu imajı gözlemleyerek kadının topluma bakan yönünü de ortaya çıkarmaktır. Anahtar Kelimeler: Şükrü Erbaş, Şiir, Algı, Kadın.

Edebi eserlerErbaş, ŞükrüKadınlar+4
Nesrin Çalık
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
10
Master'sOpen AccessTR

Uluslaşma süreci Türk romanında (1935-1942) İslam algısı

Edebiyat, içerisinde yer aldığı milletlerin siyasi, toplumsal ve tarihi bağlarıyla sıkı bir ilişki içerisindedir. Bu doğrultuda Osmanlı Devleti'nin kozmopolit yapısından millî kimliğe evrilme sürecinin yansımalarını dönem romanlarında bulmak mümkündür. Erken Cumhuriyet devri edebiyatının sahne olduğu bu dönüşüm sırasında edebi eserlerin araçsallaştırıldığı dikkat çekmektedir. Bu bağlamda imparatorluktan milli bir kimlik yaratımı noktasında ortak söylemler içeren kanonik yapılanmaların meydana geldiği gözlenmektedir. Burada Batı referanslı modern bir algının izleri vurgulanırken geleneksel yaşantıya ait olduğu düşünülen dinin (İslam) seküler bir bakış açısıyla işlevselleştirildiği söylenebilir. Buradan hareketle çalışmamızda tespit edilen romanlar üzerinden dönem içerisinde uygulanmaya çalışılan modernizasyon çabalarının toplumun din (İslam) algısında yaptığı etki değerlendirilecektir. Tezde anlayıcı/yorumlayıcı paradigma bağlamında nitel yaklaşımlarda en çok tercih edilen yöntemlerden olan söylem analizi kuramı kullanılacaktır. Anahtar Kelimeler: Uluslaşma süreci, din (İslam) algısı, roman, söylem analizi.

Söylem analiziTürk edebiyatıTürk romanı+4
Gülbahar Öztinar
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Uluslaşma süreci Türk romanında uluslaşma süreci Türk romanında (1923-1929) İslâm algısı

İslâm medeniyeti ortaya çıktığından bu yana toplumları düzenleyici ve bağlayıcı bir sistemle ilerlemiştir. İmparatorluk gibi çok kültürlü bir ortamdan ulus-devlet sistemine geçişte hem siyasi hem de dinî alanda dönüşümler yaşanır. Uluslaşma anlayışının pozitivist temeller üzerine kurulması özellikle dinin otoritesini zayıflatır. Buna göre din ve diğer inanç unsurları siyasetteki tahakkümünü yitirir. Din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıyla birlikte toplumsal alanda da din pasif bir hale dönüşür. Osmanlı İmparatorluğunun yıkılmasının ardından kurulan yeni ulus-devlet yapısı birçok değişimi de getirir. Söz konusu yeniliklerin pratikte ve teoride nasıl yer bulduğu ve İslâmî düzenin hangi şekilde kurgulandığı yine buna bağlı olarak romanların bir araç olarak nasıl hazırlandığı tespit edilmeye çalışılacaktır. Bu bağlamda 1923-1929 yıllarındaki romanlarda kurucu otoritenin hedeflerinin yansıma biçimleri nitel yaklaşımlarda kullanılan söylem analizi yöntemiyle irdelenecektir. Bu bağlamda romanlarda geliştirilen dinî söylemlerin taraflı olup olmadığı ve kutsala eğilimi çözümlenmeye gayret edilecektir.

Milli şuurMillileşmeRoman+5
Fatma Şimşek
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Postmodern anlatılarda din algısı (1985-2000)

Dinler, ilkel toplumlardan modern insana kadar, asırlar boyu, varlığı anlamlandırmak yolunda birer ışık olmuşlardır. Ölümden sonrasına dair vaatlerinin yanında, verdikleri ilahi mesajlarla, dünyada da hukuki ve sosyal bir düzen oluşturma noktasında önemli bir işleve sahiptirler. Beşerî iktidar sahipleri dinlerin bu niteliğini bildiklerinden, bazı dönemlerde, onu insanlar üzerinde bir yönetim ve baskı aracı olarak kullanmışlardır. Orta Çağ Avrupa'sındaki kilise hâkimiyeti, bunun en somut örneğidir. Keşifler sonrası maddi refahın getirisi olan Aydınlanma Çağı, bu düzene karşı durmuş ve skolastik düşüncenin yerini modernleşme fikri almıştır. Böylece yeni dünya düzeni, geleneğin yıkıntıları üzerinde yükseltilmek istenmiştir. Mimariden sosyolojiye, teknolojiden edebiyata kadar farklı disiplinlerce uygulanan bu rasyonalist yönelim, insanın maddî varlığını özgürleştirse de, içinde oluşan manevi boşluğun yerini doldurmada yetersiz kalmıştır. Bu dönemde, moderne bir tepki olarak postmodernizm eğilimi baş göstermiştir. Kendinden önceki tek sesliliğe ve katı determinizme karşı o, dünyaya çoğulcu bir pencereden bakma vaadiyle çıkagelmiştir. İddiasını edebiyata da taşıyan hareket, çeşitli teknikler kullanmak suretiyle kendine has edebî ürünler yaratmaya devam etmektedir. İlkesiz tutumuyla gelenek ve moderni aynı potada buluşturan postmodern söylemin, dinlere yaklaşımını Türk edebiyatında verilen örnekler üzerinden inceledik.

AnlatıbilimDinDin algısı+6
Halil İbrahim Yücel
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2017
11

Other supervisors