Theses supervised by Doç. Dr. Aykut Ekinci
12 theses · Bilecik Şeyh Edebali Üniversity
Türkiye'de kredi kanalıyla parasal aktarım mekanizmasının işleyişi
Para otoriteleri enflasyonla mücadeleyi temel hedef olarak benimsemekte ve para politikası araçlarını kullanarak bu hedeflerine ulaşmayı amaçlamaktadır. Bu hedef kapsamından para politikasının başarısı için finansal ve reel sektör arasındaki ilişkinin belirlenmesi önemlidir. Para politikası araçlarının reel ekonomiyi hangi kanallar aracılığıyla ve ne ölçüde etkilediğine karar vermek için parasal aktarım mekanizmasından yararlanabiliriz. Parasal aktarım mekanizması faiz kanalı, döviz kuru kanalı, hisse senedi kanalı, beklentiler kanalı ve kredi kanalı olmak üzere beş kanal üzerinden işlemektedir.Bu çalışma, para politikası değişikliklerinin kredi piyasasını nasıl etkilediği konusu ile ilgilenmektedir. Çalışmada Türkiye'deki kredilerle makroekonomik veriler arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla VAR yöntemi kullanılmıştır ve hedef değişken olarak reel ekonomiyi temsilen sanayi üretim endeksi ve toptan eşya fiyat endeksi alınmaktadır. Uygulanan para politikası neticesinde kredi hacminde meydana gelen değişmelerin reel ekonomiye ne ölçüde yansıdığı bu değişkenlerde ortaya çıkan değişmelere bakılarak ölçülmektedir.Bu çalışmada elde edilen sonuçlara göre, Türkiye'de kredi kanalının etkin işlemediği ortaya çıkmış, bankaların daraltıcı para politikası sonrasında mevduat dışı kaynaklardan fon sağlayarak kredi vermeyi sürdürdükleri ve kredilerde herhangi bir daralmanın gerçekleşmediği gözlenmiştir.
Yerel yönetimlerin eğitim faaliyetlerinin ekonomiye katkısı: Kocaeli Büyükşehir Belediyesi; KO-MEK örneği
Yaygın eğitim faaliyetleri bireye hayat boyu öğrenme imkanı sunmaktadır. Herhangi bir sebeple örgün eğitimden hiç faydalanamayan veya örgün eğitimini tamamlayamayan bireyler için yaygın eğitim faaliyetleri yaşamları süresince faydalanabilecekleri büyük fırsatlardan biridir.Eğitimin ekonomik, toplumsal ve kültürel kalkınmayı hızlandıran en önemli faktör olduğu bilinmektedir. Özellikle ülkelerin kalkınması, toplumların kalkınması toplumların kalkınması ise bireylerin eğitiminden geçmektedir. Beşeri sermaye dediğimiz bu kavram bireylere yapılan yatırımlarla anlam kazanır.Türkiye' de yaygın eğitim faaliyetleri kapsamında yerel yönetimlerin yapmış oldukları çalışmalar gün geçtikçe artmaktadır. Onlardan biri olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin yaygın eğitim faaliyetleri 2004 yılından beri devam etmektedir. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin yapmış olduğu yaygın eğitim faaliyetleri Kocaeli ilinin on iki ilçesinde hız kesmeden yükselen bir çizgiyle, kursiyerleri sanatsal, mesleki, sosyal anlamda geliştirerek istihdam olanakları sağlamaya devam etmektedir.Türkiye' deki yerel yönetimlerden biri olan Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin 2004 yılından bu yana yaygın eğitim faaliyetlerini sürdürmesinin (KO-MEK) gerekçesi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Meslek ve Sanat Eğitimi Kursları (KO-MEK) faaliyetleri, KO-MEK' nın devamını sağlayan sebepler, KO-MEK' nın Türkiye'deki profili, bireye ve kuruma katkısı, ekonomik çeşitliliğe katkısı, istihdam olanakları nicel ve nitel olarak aktarılmaya çalışılacaktır.Anahtar Kelime: Yaygın Eğitim, Yerel Yönetimler
Finansal bulaşıcılık etkisi: Türkiye küresel kriz örneği
Finansal krizler geçmişten bu yana kimi zaman tek bir piyasada etkili olurken, kimi zaman aynı anda birden fazla ülke ekonomisi derinden etkileyebilmiştir. Ülkeler arasında ticaretin gelişmesi ve ülkelerin finansal piyasalarında yaşanan serbestleşme politikaları, teknolojinin de gelişmesiyle, dünyanın bir ucunda ortaya çıkmış olan bir şokun kısa süre içerisinde, dünyanın farklı bölgelerindeki farklı piyasaları etkilemesi mümkün hale gelmiştir.Finansal krizlerin, aynı şokun etkisiyle birden fazla bölgede yaşanıyor olması ise, ?finansal bulaşıcılık? kavramının iktisat literatüründeki popülaritesi ?artmıştır. Finansal bulaşıcılığın, en çarpıcı örneği ise, 1997-1998 Asya krizinde yaşanmıştır. Ardından 2007'de ABD emlak piyasalarında oluşan balonun patlaması ve bunun üzerine önemli finans kurumları ve bankalarının birbiri ardına gelen iflasları tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler için ortak bir şok olmuştur.Çalışmamızda finansal krizlere neden olan şokların aktarım kanalları ve 2008 global krizinin Türkiye'ye bulaşması incelenmiştir. Multivariate GARCH analizi kullanarak yaptığımız çalışmada, LIBOR ? OIS Spread, S&P 500 ABD endeksi, TL/$ döviz kuru, IMKB 100 $ endeksi, faiz oranı verileri kullanarak, yaşanan 2008 küresel krizinin, Türkiye'ye ABD piyasalarından bulaştığına dair kanıtlar aranmıştır. Bulduğumuz sonuçlar ise, literatürdeki benzer çalışmalarla doğru orantılı olup, bu krizin ABD piyasalarından Türkiye'ye bulaşıcılık yoluyla aktarıldığı saptanmıştır.Anahtar Kelimeler: Finansal kriz, finansal bulaşıcılık, bulaşıcılık, geçiş mekanizmaları, MGARCH.
Banka kredilerinin ekonomik etkileri Türkiye üzerine bir uygulama
Gelişen dünya ekonomisinde bankların her geçen gün önemi artmaktadır. Bankalar ülke ekonomisine farklı yararlar ve dinamikler kazandırır. Krediler ise bankaların en temel ürünüdür.Kredilerin büyük bir kısmı tasarruflarını bankaya yatırmış olan tasarruf sahiplerince karşılanır. Bankalar, topladıkları mevduatları kredi olarak kullandırırlar ve bunun yanında da karlarını maksimize etmek istemektedirler. Bu durumda kredilerin zamanında geri ödenmemesi riski ile karşı karşıya kalabilirler. Geri ödenmesinde herhangi bir sorun olmaması durumunda krediler, bankalar için oldukça karlı bir durumdur. Ekonomide bazı dönemlerde yaşanan finansal olumsuzluklardan kaynaklanan ekonomik durgunluklar bankacılık sisteminde ve dolayısıyla kredi sektörünün sıkıntıya düşmesine neden olmuştur. Dolayısıyla banka kredileri özellikle ekonomik durgunluk ve kriz dönemlerinde önemli bir problem haline gelmiş ve azalmalar meydana gelmiştir.Üç bölümden oluşan bu çalışmada banka kredilerinin ekonomik etkileri incelenmiştir. Çalışmanın ilk bölümünde banka kredileri hakkında genel kavramlara yer verilmiş, kredilerin ekonomi üzerindeki etkileri üzerinde durulmuştur. İkinci bölümde 1980 öncesi ve 1980 sonrası banka kredilerindeki gelişmeler incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise banka kredileri ile GSYH, Sabit Sermaye Yatırımları,Yurtiçi Tüketim ve Enflasyon arasındaki ilişkileri belirlemek üzere Türkiye 2003:01- 2012:03 dönemi örneği için ekonometrik bir uygulama yapılmış ve yapılan analiz sonucunda elde edilen bulgular yorumlanmıştır.Anahtar Kelimeler; Banka kredileri, Ekonomik Büyüklükler, Türkiye Ekonomisi
Türkiye'de ekonomik krizlerde para politikası uygulamaları: 2001 krizi ve 2008 küresel krizi
Bu çalışmada; para politikalarının genel çerçevesi, taşıdığı önem, para politikasıstratejilerinin avantaj ve dezavantajları, parasal aktarım mekanizmaları, para politikasıaraçları ve amaçları incelenmiştir. Bununla birlikte, Türkiye?de tarihsel bir süreçiçerisinde tercih edilen para politikası amaçları, stratejileri ve bu amaç ve stratejilereulaşabilmek için kullanılan para politikası araçlarının gelişimi ve değişiminin nasıl veneden gerçekleştiği, Türkiye?de 1980 yılından beri uygulanan para politikalarının makroekonomik değişkenler üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Çalışma dört bölümdenoluşmaktadır.Birinci bölümde ekonomik krizin tanımı ve kavramsal olarak incelenmesi, kriztürleri ve modelleri açıklanmıştır.İkinci bölümde para politikasının tanımı, amaç ve araçları, Türkiye'de yaşananekonomik krizlerde uygulanan para politikaları, iktisadi yaklaşımlar çerçevesinde analizedilmiştir.Üçüncü bölümde, Türkiye'de para politikasının gelişimi ve uygulanmasınadeğinilmiştir, 1980 öncesinden başlanarak 2001-2008 yılları arasında para politikasıuygulamaları rakamsal veriler çerçevesinde ele alınmıştır. Dördüncü bölümde ise 2001 krizi ve 2008 küresel krizi çerçevesinde Türkiye'deuygulanan para politikaları incelenmiştir.Çalışmanın amacı 2001-2008 krizleri çerçevesinde, Türkiye?de ekonomikkrizlerin neden sık tekrar ettiğini, hangi hatalara düşüldüğünün ve kriz sonralarındatoparlanmak için nasıl önlemler alındığını, alınan tedbirlerin neler olduğunu, krizinülkemiz üzerindeki yıkıcı etkilerini ve bir daha yaşanmaması için nasıl bir politikaizlemek gerektiğini ortaya koymaktır.Anahtar Kelimeler: Para Politikası, Para Politikası Araçları, Ekonomik Kriz, İktisadiYaklaşımlar.
Geçiş ekonomilerinde ticari serbestleşmenin rekabet gücüne etkisi
Küreselleşme ile beraber liberal anlayışa sahip Batı Bloğunu, Doğu Bloğuna göre ekonomik ve siyasi anlamda birçok üstünlüğe sahip olmuştur. Bu durum Doğu Bloğunun mevcut yapıyı ıslah etme çabalarıyla kendini gösteren değişim anlayışı olarak kendini göstermiştir. 1989?da Polonya?da başlayan ve yine aynı yıl Berlin Duvarının yıkılmasıyla devam eden arayışların sonucu olarak 1991?de eski Sovyetlerin çöküşüyle zirveye çıkan yeni gelişmelerin yaşandığı bir dönem başlamıştır. Bu yönüyle dünyadaki ekonomik dengelerin yeniden değiştiği bir dönemin kapısı açılmıştır. Bu süreçle beraber merkezi planlı ekonomiyi terk edip piyasa ekonomisine geçen ülkeler "Geçiş Ekonomisi? (Transition economies) olarak adlandırılmıştır. Merkezi planlamadan piyasa ekonomisine geçişte serbestleşme, makro ekonomik istikrar, yeniden yapılanma ve özelleştirme son olarakta yasal ve kurumsal reformlarla geçiş sürecinin ana hatları belirlenmiştir. Piyasa ekonomisine geçişle Sovyetler Birliği ülkeleri kendi aralarında çeşitli gruplara ayrılmıştır. Eski Sovyetler Birliği?nin bir koluda Bağımsız Devletler Topluluğu?dur. Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri kendi aralarında aynı zamanda reformları uygulamada sınırlı ve ılımlı olarak ayrılmışlardır. Bu çalışmanın amacı Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin 1995-2011 yılları arasında ekonomi politikarından serbestleşmenin ticari anlamda rekabet gücüne olan etkisini incelemektir. Bu doğrultuda 1995-2011 yılları arasında ticari serbestleşme ve rekabet gücü verileri kullanarak panel veri analizi yapılmıştır. Yapılan araştırma sonucunda ticari serbestleşme arttıkça o ülkenin rekabet gücünü arttırmada belirleyici rol oynadığı görülmüştür. Reformları uygulamada ise ılımlı olan ülkelerin sınırlı ülkelere oranla uluslararası düzeyde rekabet gücünü arttırıcı ürünlerde rekabet gücünün arttığı görülmüşken, sınırlı reform uygulayan ülkelerde ise rekabet gücünü sınırlayıcı ürünlerde arttığı görülmüştür. Anahtar Sözcükler: Geçiş Ekonomileri, Ticari Serbestleşme, Rekabet Gücü, Panel Veri Analizi
Terörün ekonomik etkileri: Orta Doğu üzerinde bir inceleme
Terör - ekonomi ilişkisini inceleyen bu çalışmanın amacı Orta Doğu bölgesinde önemli ekonomilere sahip ve terörizm ile büyük mücadele veren başlıca ülkeleri ele alıp terörün bu ülkelerin ekonomilerini nasıl etkilediğini panel veri analizi yardımıyla incelemektir. Çalışma da terör ve terör - ekonomi ilişkisi hakkında genel bir bilgiye sahip olduktan sonra Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan?ın ekonomilerini genel hatlarla ele alıp bu ülkeler de 2003-2010 yıllarını kapsayan bir dönem için terörün ekonomi üzerindeki etkileri; Mal ve hizmetler ihracatı, mal ve hizmetler ithalatı, kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla, ülkeyi ziyaret eden turist sayısı, Doğrudan yabancı yatırımları, İşsizliğin toplam işgücüne oranı, Gayri safi yurtiçi hasıla değişkenleriyle ?Panel Veri Analizi? kullanılarak ekonometrik açıdan incelenecektir. Yapılan analiz sonuçlarında, genel olarak yüksek seviyeler de yukarıda ifade edilen bağımlı değişkenlerin, bağımsız değişken olan terör tarafından açıklandığı sonucu tespit edilmiş ve terörün bütün bağımlı değişkenler üzerinde negatif etkisi olduğu saptanmıştır. Anahtar Kelimeler:Orta Doğu, Terör, Terörizm, Ekonomi, Panel Veri Analizi
Kriz dönemlerinde uygulanan yatırım teşvik politikaları ve ekonomik etkileri
Bir ekonomide aniden ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ekonomik krizler olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Önceleri sadece krizi yaşayan ülkeler ile sınırlı olan ekonomik krizler küreselleşme olgusunun etkisiyle özellikle 1990?lı yıllardan itibaren çevre ülkelerini de etkisi altına alma özelliği sergilemektedir. Özellikle kriz sonrasında uygulanan ekonomi politikaları ile krizin ülke ekonomisindeki etkileri azaltılmaya çalışılmaktadır. Bu politikalar kapsamında değerlendirilen, aynı zamanda maliye politikasının bir unsuru olan yatırım teşvik politikaları krizlerle mücadelede önemli bir faktör olarak yerini korumaktadır. Krizlere yönelik alınan tedbirlerde maliye politikasının artan önemine vurgu yapan yatırım teşvik politikaları Cumhuriyet tarihimiz boyunca kendini göstermektedir. Kriz dönemlerinde gerek daraltıcı gerekse genişletici politikalar uygulansa da yatırım teşvik politikalarından vazgeçilmemiştir. Ayrıca son zamanlarda ekonomik değişkenleri olumlu yönde etkilemesi açısından yatırım teşvik politikaların niteliğini artıcı uygulamalara gidilmiştir. Bu tezde, ülkemizde 1994, Kasım 2000, Şubat 2001 ve 2008 kriz dönemlerinde uygulanan yatırım teşvik politikaları ele alınarak bu politikaların seçilmiş ekonomik değişkenlere yönelik etkileri üzerine bir çalışma yapılmıştır. Anahtar Sözcükler:Ekonomik Kriz, Ekonomi Politikaları, Maliye Politikaları, Yatırım Teşvik Politikaları, Ekonomik Etkiler
Türkiye de özelleştirme uygulamalarında uluslararası doğrudan yatırımların yeri ve etkileri
Dünyada özellikle 1980‟li yıllarda, ülkemizde ise 24 Ocak 1980 reform program ile beraber baĢlayıp günümüze kadar uzanan liberalleĢme sürecinde önemli sonuçlarından birisi özelleĢtirme olmuĢtur. ÖzelleĢtirme ile de küreselleĢme sürecinin en hızlı geliĢme kaydeden doğrudan yabancı sermaye yatırımlarından daha fazla pay almak amaçlanmıĢtır. Bu çalıĢmanın amacı, Türkiye‟de doğrudan yabancı sermaye ve özelleĢtirme arasındaki iliĢkileri araĢtırmaktır. Bu araĢtırma, 1986-2013 arasındaki zaman dilimi için gerçekleĢtirilmektedir. Yapılan çalıĢmalar sonucunda, özelleĢtirmenin tarihçesi ile özelleĢtirme uygulamaları sonucu ülkemize gelen yabancı sermayenin bölgeleri, sektörleri ve miktarı üzerine değerlendirmeler yapılmıĢtır. Anahtar Sözcükler: özelleĢtirme, yabancı yatırım, sektörler, etkileri
Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'nin dış ticaretine etkisi: 1980-2012
Sermaye hareketlerinde giderek artan bir küreselleşmenin yaşandığı günümüzde, doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının (DYSY) dış ticaret üzerindeki etkileri en önemli tartışma konularından birini oluşturmaktadır. Dünyadaki yabancı sermaye yatırımlardaki akımlardan çıkan sonuç, doğrudan yatırımların kalkınma hedefleri bakımından en fazla tercih edilen türdeki özel yabancı sermaye akımı olduğudur. Doğrudan yabancı sermaye yatırımları gelişmekte olan ülkeler ve gelişmiş ülkelerde tercih edilen bir akımdır. Ancak doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının dış ticaret üzerine etkilerinin ne olduğu tartışılmaktadır. Doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye üzerine etkilerini tarihsel olarak bakmak gerekmektedir. Bu çalışmada, öncelikle doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının tanımını, türlerini, özelliklerini kısaca teorik olarak tanımlanmasını anlatmaya çalıştık. Daha sonra doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye' deki gelişimini tarihsel olarak ele aldık. Bununla birlikte aynı yıllar olarak Türkiye'nin dış ticaretinin gelişimini ele aldık. Son olarak da doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının Türkiye'nin dış ticaretine etkisini ekonometrik model yardımıyla anlamaya çalıştık. Anahtar Kelimeler Ekonomik Büyüme, Doğrudan Yabancı Sermaye Yatırımları, Dış Ticaret
İktisatta feminist bir bakış: 2000 sonrası dönemde kadın işgücünün ekonomideki yeri
Bu tezde kadın iş gücünün değerlendirilmesine 'Feminist İktisat' aracılığı ile değinilmiştir. Çünkü Feminist iktisat, kadını ekonomide görünmez kılan görüşlerin aksine eril nitelikli tüm uygulamaları yeniden gözden geçirerek sadece erkeğin değil, sadece kadının da değil fakat kadının da dâhil olduğu bir iktisat yaklaşımını savunmaktadır. Başta ana-akım iktisat ve diğer bilinen tüm iktisat yaklaşımlarında, kadın tecrübeleri çalışmalara yansımamış ve genellikle kadının dâhil olmadığı ekonomi modelleri üzerinde durulmuştur. En eski tarihten günümüze dek kadının erkekten hep bir adım geride oluşu ve bunun sadece iktisatta değil diğer tüm alanlarda da zihinlere işlenmiş olması toplumsal cinsiyet algısına dayanmaktadır. Dolayısıyla 'Feminist İktisat''ın yanı sıra 'Feminizm''in doğuşu da önem arz etmektedir. Buradan hareketle ilk bölümde Feminizm'in ortaya çıkışıyla toplumda kadına ait geçmişten günümüze tüm görüşlere değinilmiş olup, öncelikle kadının toplumdaki sosyal statüsü değerlendirilmiştir. Akabinde Feminist İktisat'ın ortaya çıkışı ve kapsamı işlenerek iş gücünde akılcılığın yanı sıra, kadının duygusallığının da üzerinde durulduğu ikinci bölüm ele alınmıştır. Çalışmanın son bölümünde ise belirlenen dönemde kadın iş gücünün Türkiye ekonomisindeki yerine sektörler ele alınarak istatistikler eşliğinde değinilmiş ve kadının ekonomiye dâhil oluşundaki tüm etkenlere ilgili dönem içinde yer verilmeye çalışılmıştır.
Avrupa Birliği ülkeleri ve Türkiye'nin sağlık sistemleri ve sağlık göstergelerinin karşılaştırmalı analizi
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliği süreci, 1959 yılında Türkiye'nin Avrupa Ekonomik Topluluğu'na ortaklık baĢvurusu yapması ve 1963 yılında ortaklık anlaĢması imzalamasıyla baĢlayan; akabinde 1987 yılında tam üyeliğe baĢvurması ile devam eden ve en nihayetinde 1996 yılında Gümrük Birliğine dahil olunması ve 2005 yılında tam üyelik müzakerelerine baĢlanması ile ivme kazanan bir süreçtir. Görüldüğü üzere Türkiye - AB iliĢkileri hâlihazırda AB üyesi olan pek çok ülkeden daha eskilere uzanmaktadır. Ancak buna rağmen Türkiye‟nin muasır medeniyetler seviyesine ulaĢma hedefi yolunda AB üyeliğine bir mihenk taĢı olarak anlam yüklemesi nedeni ile Türkiye ile AB arasındaki uzatmalı niĢanlılık durumu devam etmektedir. 2004 yılından itibaren Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya, Slovenya, Bulgaristan, Romanya, Hırvatistan ve özellikle Kıbrıs Rum Kesimi gibi ülkelerin Avrupa Birliği üyeliğine alınmaları, Türk hükümeti ve Türk kamuoyunda uzun zamandır var olan, Avrupa Birliği‟nin çifte standart uyguladığına iliĢkin zanlarını derinleĢtirmiĢtir. Günümüzde AB ülkeleri ve ülkemizin de dahil olduğu tüm demokratik devletlerin nihai hedefi sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleĢtirerek, vatandaĢlarına daha kaliteli yaĢam sunmak ve refah düzeyi yüksek bir toplumu inĢa etmektir. Bu ise ancak beĢeri sermayeye yatırım yapmak ile mümkündür. Ġnsan unsuruna yatırımın yolu ise eğitim hizmetlerinin yanı sıra; kaliteli, ulaĢılabilir, kapsayıcı ve yeterli düzeyde sağlık hizmetlerinden geçer. Kalkınma yalnızca iktisadi bir kavram değildir. Kalkınma ekonomik büyümeye ek olarak (kiĢi baĢına düĢen milli gelirdeki artıĢ yanında), bir ülkede iktisadi, sosyal, kültürel ve siyasal yapının da geliĢmesini içerir. Bu bağlamda; anne ölüm oranı, bebek ölüm oranı, doğumda beklenen yaĢam süresi gibi sağlık göstergeleri ülkelerin kalkınmıĢlık düzeyini belirleyen en birincil kriterler olarak kabul edilmektedirler. Türkiye‟nin Avrupa Birliği adaylığı süresince, Türkiye ile Avrupa Birliği ülkelerinin sağlık sistemlerinin ve sağlık sektörlerinin ele alındığı yeterince akademik çalıĢma olduğu söylenemez. Bu boĢluğu doldurmak amacıyla hazırlanan bu çalıĢmada; Türkiye ve Avrupa Birliği ülkelerinin sağlık sistemleri ele alınmıĢ ve ülkelerin doğumda iii beklenen yaĢam süresi, bebek ölüm oranı, hasta bakım kalitesi gibi temel sağlık göstergelerinin yanı sıra, sağlık sektörlerinin fiziki sermaye birikimleri ve sağlık harcamaları gibi sağlık ekonomisine iliĢkin göstergeleri karĢılaĢtırmalı bir Ģekilde analiz edilmiĢtir. Anahtar kelimeler: Sağlık, Sağlık Hizmetleri, Sağlık Ekonomisi, Türkiye, Avrupa Birliği, Temel Sağlık Göstergeleri.