Theses supervised by Doç. Dr. Gülgün Durat

12 theses · Sakarya University

DoctorateOpen AccessTR

Hemodiyaliz hastalarına uygulanan bilinçli farkındalık temelli hemşirelik girişimlerinin psikososyal uyuma etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Hemodiyaliz tedavisi alan bireyler fizyolojik ve psikolojik birçok stresörlerle baş etmek zorunda kalmaktadır. Bu durum, bireylerin psikososyal uyumunu olumsuz etkileyebilir. Bu araştırma, bilinçli farkındalık temelli eğitim programının, hemodiyaliz hastalarının bilinçli farkındalık düzeylerine, hemodiyalize bağlı stresörlere ve psikososyal uyumlarına olan etkisinin araştırılması amacıyla yapıldı. GEREÇ VE YÖNTEM: Bu araştırmada randomize kontrollü deneysel bir tasarım ve karma yöntemlerden açıklayıcı sıralı desen kullanıldı. Araştırmanın örneklemini hemodiyaliz hizmeti alan 32 hasta (16 müdahale-16 kontrol) oluşturdu. Müdahale grubuna altı haftalık bilinçli farkındalık eğitim programı uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmadı. Araştırmanın nicel verileri Kişisel Bilgi Formu, Bilinçli Farkındalık Ölçeği, Hemodiyaliz Stresör Ölçeği ve Hastalığa Psikososyal Uyum Öz-Bildirim Ölçeği kullanılarak toplandı. Nitel veriler ise müdahale programı sonrası yarı yapılandırılmış görüşme formu aracılığı ile toplandı. Araştırmada nicel verilerde bağımsız gruplar için t testi, bağımlı gruplar için t testi, nitel verilerin analizinde tematik analiz kullanıldı. BULGULAR: Müdahale grubunun bilinçli farkındalık ölçeği, hemodiyaliz stresör ölçeği ve alt boyutları, Hastalığa Psikososyal Uyum Öz-Bildirim Ölçeği ve sağlık bakımına oryantasyon, psikolojik baskı alt boyutlarının ön test-son test puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark olduğu saptandı (p<0.05). Nitel analizler çerçevesinde "Programın Kazanımları" ve "Programa Yönelik Görüş ve Öneriler" olmak üzere iki tema belirlendi. SONUÇ: Bu programın hemodiyaliz hastalarının bilinçli farkındalık düzeylerini artırdığı, hemodiyalize bağlı stresörlerle baş etmelerini kolaylaştırdığı ve psikososyal uyumlarını arttığı bulundu. Bilinçli farkındalık temelli uygulamalara hemşirelik bakımında yer verilmesi ve kullanımının yaygınlaştırılması önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilinçli Farkındalık, hemodiyaliz, hemşirelik, psikososyal uyum, stresör

Psikiyatrik hemşirelik
Çiğdem Şen Tepe
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Ev kadınlarında toplumsal cinsiyet rolleri tutumu, ruhsal durum ve eş-bağımlılığı arasındaki ilişki

GİRİŞ VE AMAÇ: Toplumun kadınlara ait kıldığı rol ve sorumluluklar vardır. Bu rol sorumluluklar kadının ruhsal durumunu ve eş-bağımlılığını etkileyebilmektedir. Araştırma, ev kadınlarında toplumsal cinsiyet rolleri tutumu, ruhsal durum ve eş-bağımlılığı arasındaki ilişkinin incelenmesi amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma 15 Aralık 2022- 15 Ocak 2023 tarihleri arasında, İstanbul ili Pendik ilçesinde bulunan Anne Çocuk Eğitim Merkezlerine (AÇEM) gelmekte olan 158 ev kadının katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler "Kişisel Bilgi Toplama Formu", "Toplumsal Cinsiyet Rolleri Tutum Ölçeği (TCRTÖ)", "Genel Sağlık Anketi-12 (GSA-12)" ve "Eş-Bağımlılık Belirleme Ölçeği (EşBBÖ)" kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, t ve ANOVA testleri, pearson korelasyon analizi ve bağımlı değişken üzerinde etkili olan faktörlerin incelenmesinde ise lineer regresyon analizi kullanılmıştır. BULGULAR: Çalışmada ev kadınlarının bazı sosyo-demografik özelliklerine göre TCRTÖ, EşBBÖ ve GSA-12 puanları arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0,05). GSA-12 ile EşBBÖ / EşBBÖ ve TCRTÖ ölçek düzeyleri arasında da pozitif yönde bir ilişki bulunmuştur. Katılımcıların toplumsal cinsiyet rolleri tutumu, eş bağımlılığı üzerinde pozitif bir etki göstermektedir (β=0,250, p=0,000). Katılımcıların genel sağlık durumu da eş bağımlılığı üzerinde pozitif bir etkiye sahiptir (β=0,350, p =0,000). SONUÇ: Kadınların toplumsal cinsiyet tutumları, eş- bağımlılık ve genel ruhsal durumları bazı sosyodemografik özelliklerine göre değişmektedir. Kadınların toplumsal cinsiyet tutumları ve genel sağlık durumları eş-bağımlılığı üzerinde etkilidir. Bu sonuçlar psikiyatri alanında çalışan hemşirelerin kadınlara multidisipliner bir bakım verebilmesi açısından önemlidir. Anahtar Sözcükler: Kadın, Toplumsal Cinsiyet, Toplumsal Roller, Eş Bağımlılığı, Ruhsal Sağlık

Toplumsal cinsiyetÇalışmayan kadınlar
Öznur Akman
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Postpartum depresyon riski olan kadınların hemşirelik bakım gereksinimlerinin meleis geçiş teorisine göre değerlendirilmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Postpartum dönem kadınların fiziksel ve psikolojik birçok değişim yaşadığı ve ruhsal hastalıklara karşı savunmasız olduğu bir dönemdir. Bu tez çalışmasında postpartum depresyon riski olan kadınların anneliğe geçiş süreçlerini anlamak ve yönetmek için Meleis'in Geçiş Teorisi kullanılarak hemşirelik bakım gereksinimlerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desende gerçekleştirilmiştir. Araştırma grubundaki kadınlar, amaçlı örneklem yöntemlerinden ölçüt örnekleme yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. İlk aşamada, 151 kadına Kişisel Bilgi Formu ve Edinburg Postpartum Depresyon Ölçeği (EPDÖ) uygulanmıştır. İkinci aşamada, EPDÖ 13 ve üzeri puan alan 67 kadın riskli olarak belirlenmiştir. Araştırmaya dahil edilme kriterleri karşılayan ve veri doygunluğunu sağlayan 18 kadınla yarı yapılandırılmış bireysel görüşmeler gerçekleştirilmiş ve analiz edilmiştir. BULGULAR: Veriler, Meleis Geçiş Teorisi'nin temel kavramları doğrultusunda analiz edilmiştir. Bulgular, geçişin doğası, geçiş durumları, geçişe verilen yanıtlar ve hemşirelik bakımı üst temaları altında sunulmuş; her tema, ilgili alt temalarla desteklenmiş ve doğrudan katılımcı ifadeleriyle yapılandırılmıştır. Geçiş sürecinin çok boyutlu, bireysel farklılıklar gösteren ve dinamik bir yapıya sahip olduğu belirlenmiştir. SONUÇ: Bu çalışma, doğum sonrası dönemin postpartum depresyon riski olan kadınlar için çoklu, ilişkili ve dinamik geçişlerle şekillenen bir süreç olduğunu göstermektedir. Kadınlar fiziksel, psikolojik ve sosyal dönüşümler yaşamış; kişisel baş etme çabalarına rağmen öz güven eksikliği ve yalnızlık gibi zorluklarla karşılaşmıştır. Toplumsal beklentiler, annelik deneyimini baskılayıcı hale getirmiştir. Geçiş yanıtları farklılık göstermiş; bazı kadınlar sürece uyum sağlarken, bazıları bedensel yorgunluk ve tükenmişlik yaşamıştır. Bu süreçte kadınların bütüncül hemşirelik bakımına ihtiyaç duyduğu ortaya konmuştur.

Cansu Korkmaz
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2025
00
DoctorateOpen AccessTR

Ergenlik döneminde çocuklara verilen psikoeğitimin öfke yönetimi ve problemli internet kullanımı üzerindeki etkisinin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Ergenlik, bireyin yoğun değişimler yaşadığı kritik bir dönemdir. Bu süreçte sıkça görülen öfke ve problemli internet kullanımı yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilmektedir. Bu nedenle, BDT temelli psikoeğitim programı ile ergenlerin öfke ile başa çıkma becerilerinin geliştirilmesi, internet kullanımının dengelenmesi ve yaşamlarına olumlu katkı sağlanması planlanmıştır. Araştırmanın amacı ergenlik döneminde çocuklara verilen psikoeğitimin öfke yönetimi ve problemli internet kullanımı üzerindeki etkinliğinin incelenmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma yarı deneysel tek grup ön test-son test modeliyle, 2023–2024 eğitim yılında Bilecik'te bir devlet okulunda yürütülmüştür. Örneklemi, SÖÖİT ve EBBÖ'den ortalamanın bir standart sapma üzerinde puan alan 31 öğrenci oluşturmuştur. Veri toplamak için Sosyodemografik Bilgi Formu, EBBÖ İnternet Bağımlılığı Alt Boyutu ve SÖÖİTÖ kullanılmıştır. Psikoeğitim programı, 6 hafta süren BDT temelli öfke kontrolü ve 4 hafta süren problemli internet kullanımı eğitimi olmak üzere iki aşamadan oluşmuş, programın bitiminden 6 ay sonra izlem testi uygulanmıştır. BULGULAR: Öfke kontrolü eğitimi sonrasında internet bağımlılığı, sürekli öfke ve öfkenin dışa vurumu azalırken; içe vurum ve öfke kontrolünde değişim görülmemiştir. Problemli internet kullanımı eğitimiyle birlikte internet bağımlılığı, sürekli öfke ile öfkenin içe ve dışa vurumu azalmış, ancak öfke kontrolünde fark saptanmamıştır. İzlem değerlendirmesinde bu düşüşlerin korunduğu ve öfke kontrolünde anlamlı artış sağlandığı belirlenmiştir. SONUÇ: Araştırma bulguları, BDT temelli psikoeğitim programının ergenlerde problemli internet kullanımı ve öfke düzeylerini azaltırken öfke kontrol becerilerini geliştirdiğini göstermektedir. Bu sonuçlar doğrultusunda, programın geniş kitlelere uygulanması ve ruh sağlığı hemşirelerinin toplum temelli ruh sağlığı hizmetlerindeki rollerinin güçlendirilmesi önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Bilişsel davranışçı yaklaşım, ergen, öfke, problemli internet kullanımı, psikoeğitim

Mihriban Tuncer
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2025
00
Master'sOpen AccessTR

Bipolar hastalarda yeti yitimi, içselleştirilmiş damgalama ve ruhsal iyileşme arasındaki ilişkinin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Bipolar bozukluk; kronik gidişli, ataklarla seyreden yüksek morbidite, yeti yitimi ve hastanın içselleştirilmiş damgalanma yaşamasına neden olan ruhsal bir hastalıktır. Çalışmamız bipolar bozukluk hastalarında yeti yitimi, içselleştirilmiş damgalama ve ruhsal iyileşme arasındaki ilişkiyi incelemek amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışmaya Kasım 2021- Kasım 2022 tarihleri arasında Bolu TRSM ve Sakarya TRSM başvuran remisyon sürecindeki bipolar bozukluk tanılı 103 hasta dahil edilmiştir. Veriler; Kişisel Bilgi Formu, Kısa Yeti Yitimi Ölçeği (KYYÖ), Ruhsal Hastalıklarda İçselleştirilmiş Damgalama Ölçeği (RHİDÖ) ve İyileşme Süreci Envanteri (İSE) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizinde bağımsız örneklem t testi, tek yönlü varyans analizi, pearson korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizinden ve Cronbach alfa değerinden yararlanılmıştır. BULGULAR: Çalışmada KYYÖ puan ortalaması 7,13±4,91; RHİDÖ puan ortalaması 74,89±11,30; İSE puan ortalaması 65,74±12,67 bulunmuştur. Çalışmaya katılanların %33,0'ünde yeti yitimi bulunmaz iken %25,2'sinde hafif düzeyde, %30,1'inde orta düzeyde ve %11,7'sinde yeti yitimi ağır düzeyde bulunmaktadır. Kısa yeti yitimi ölçeği, ruhsal hastalıklarda içselleştirilmiş damgalama ölçeği ve iyileşme süreci envanteri ortalama puanları arasında anlamlı pozitif yönde ilişki bulunmaktadır. İyileşme süreci envanter puanı üzerinde KYYÖ puanı ve RHİDÖ puanın etkili olduğu görülmüştür. SONUÇ: Bipolar bozuklukta yeti yitiminde artış olan hastaların, başkalarının daha fazla desteğine daha fazla gereksinim duydukları, bu destek sağlanabildiğinde de iyileşme sürecinin daha olumlu etkilendiği, içselleştirilmiş damgalamadaki artışın ise iyileşme süreci üzerinde olumsuz görünüme neden olduğu söylenebilir. Anahtar Kelimeler: Psikiyatri Hemşireliği, Damgalama, İçselleştirilmiş Damgalama, Yeti Yitimi, İyileşme, Ruhsal İyileşme

Bipolar bozuklukDamgalamaEngellilik+3
Elif Nur Yıldız
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Adölesanların madde ve alkol bağımlılığından korunma öz-yeterlilikleri ile yaşamı anlamlandırma ve aile aidiyetleri arasındaki ilişkinin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Riskli davranışların sık görüldüğü adölesan döneminde bireyin madde kullanımı ve bağımlılığından korunmasında öz-yeterlilik, yaşamı anlamlandırma ve aile aidiyetinin etkili olduğu belirtilmektedir. Araştırmada adölesan dönemdeki bireylerin madde bağımlılığından korunma öz-yeterlilikleri ile yaşamı anlamlandırma ve aile aidiyetleri arasındaki ilişkinin araştırılması hedeflenmiştir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma Aralık 2021- Haziran 2022 tarihleri arasında, Düzce il merkezindeki ortaöğretim kurumlarında öğrenim gören 798 adölesanın katılımıyla gerçekleştirilmiştir. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Ergenler İçin Madde Bağımlılığından Korunma Öz- Yeterlilik Ölçeği'', "Yaşam Anlamı Ölçeği Lise Formu'' ve "Aile Aidiyeti Ölçeği'' kullanılarak toplanmıştır. İstatistiksel analiz IBM SPSS Statistics 23 programı kullanılarak yapılmıştır. Anlamlılık için p<0,05 kabul edilmiştir. BULGULAR: Öğrencilerin yaş, gelir eşit/az, baba yaşam durumu, aşırı ilgili/otoriter, sigara deneme durumu, alkol deneme durumu, yaşamda anlamın varlığı, kendilik aidiyeti ve aile aidiyeti özelliklerinin uyuşturucu/uyarıcı maddelerden uzak durma (F=16,352, p<0,001, R2=0,174) ve baskı altında iken uyuşturucu/ uyarıcı maddelerden uzak durmayı (F=28,230, p<0,001, R2=0,153) yordadığı görülmüştür. Öğrencilerin aile ile vakit geçirme durumu, sigara deneme durumu, kendilik aidiyeti ve yaşamda anlamın varlığı boyutlarının uyuşturucu/uyarıcı maddeler konusunda yardım arama alt boyutunu (F=33,307, p<0,001, R2=0,146); yaş, yaşadıkları yer, alkol deneme durumu ve kendilik aidiyeti boyutunun uyuşturucu/uyarıcı maddeler konusunda arkadaşına destek olma alt boyutunu istatistiksel olarak anlamlı derecede yordadığı görülmüştür (F=8,502, p<0,001, R2=0,0,042). SONUÇ: Adölesanların madde kullanımından korunma öz-yeterlilikleri bazı sosyodemografik özelliklerine göre değişmektedir. Yaşamı anlamlandırma ve aile aidiyeti adölesanların madde bağımlılıklarından korunma öz-yeterlilikleri üzerinde etkilidir. Bu sonuçlar, adölesan ruh sağlığı alanında çalışan hemşirelerin adölesanları madde bağımlılığından koruması ve risk faktörlerini bilmesi yönünden önemlidir. Anahtar Kelimeler: Madde Bağımlılığı, Adölesan, Öz-yeterlilik, Yaşamın Anlamı, Aile Aidiyeti

Aidiyet duygusuAile aidiyetiAlkol bağımlılığı+6
Şeyma Gedikli
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Özgül öğrenme bozukluğu olan çocuklarda terapötik hemşirelik girişimlerinin benlik algısı ve ilişkili faktörler üzerine etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Nörogelişimsel bir bozukluk olan Özgül Öğrenme Bozukluğu, çeşitli psikososyal güçlüklere neden olur. Multidisipliner yaklaşım ve psikososyal müdahaleler, ÖÖB prognozunda önemlidir. Bu tez çalışmasında; ÖÖB olan çocuklara yönelik hazırlanan, Bilişsel Davranışçı Yaklaşımı ve terapötik hemşirelik girişimleri ile aktivitelerini kapsayan programın, çocukların benlik kavramı, öz yeterlik ve yaşam kalitesi üzerindeki etkiliğinin incelenmesi amaçlandı. GEREÇ VE YÖNTEM: Çalışma randomize olmayan, kontrol gruplu, tekrarlayan ölçümlü, yarı deneysel araştırma desenindedir. Öncelikle altı çocuk ve ebeveynin katılımıyla pilot çalışma yapıldı. Çalışmanın örneklemi, müdahale grubunda 25 ve kontrol grubunda 24 çocuktan oluştu. Müdahale grubuna yedi oturumluk, "Özgül Öğrenme Güçlüğü Olan Çocukların Öz Yeterlik ve Benlik Algısını Geliştirme Programı" uygulandı. Kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmadı. Veriler bilgi formu, "Piers-Harris Çocuklar İçin Öz Kavramı Ölçeği", "Çocuklar için Öz Yeterlik Ölçeği" ve "Çocuklar İçin Genel Amaçlı Sağlıkla İlgili Yaşam Kalitesi Ölçeği" ile toplandı. Tekrarlayan üç ölçüm yapıldı. Normallik varsayımı karşılandığından veriler, Bağımsız Örneklem t Testi ve Tekrarlayan Ölçümlerde Varyans Analizi ile değerlendirildi. BULGULAR: Müdahale grubunda, program öncesine ve kontrol grubuna göre; benlik kavramı, öz yeterlik ve yaşam kalitesi puanlarında anlamlı fark olduğu belirlendi. Ayrıca benlik kavramı, öz yeterlik ve yaşam kalitesi puanlarının önemli bir kısmında; gruplardaki tekrarlı ölçümlerden elde edilen puanlar (Grup) ve gruba bakılmaksızın tekrarlı ölçümler (Zaman) arasında anlamlı fark olduğu, Grup*Zaman etkileşiminin anlamlı bulunduğu tespit edildi. Programa katılan çocukların grupta bulunmaktan ve grup liderinin yaklaşımından memnun oldukları (2,97±0,27) belirlendi. SONUÇ: Programın ÖÖB olan çocuklarda; benlik kavramı ve öz yeterlik düzeylerini arttırdığı, bu artışın izlem ölçümlerinde devam ettiği, yaşam kalitesi düzeylerinin ise müdahale sonrasında yükseldiği, ancak artışın izlem ölçümlerine yansımadığı görüldü.

Psikiyatrik hemşirelik
Emine Cincioğlu
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2024
00
Master'sOpen AccessTR

Kadınların cinsel mitler, cinsel şiddet ve yardım arama davranışlarının incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: Kadınların cinsel mitlere inanışları cinsellikle ilgili sorunlar yaşamalarına, aile içi iletişim problemlerine, cinsel şiddete sebep olabilmektedir. Kadınların maruz kaldıkları cinsel şiddete karşı yardım aramama eğiliminde oldukları belirtilmektedir. Bu araştırma ile Türkiye'deki kadınların cinsel mit inanışları, maruz kaldıkları cinsel şiddeti ve derecesi, cinsel şiddete karşı yardım arama davranışlarının incelenmesi amaçlanmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma, Türkiye'deki 18-65 yaş arası 584 evli kadının katılımı ile gerçekleştirilmiştir. Veriler anket yöntemiyle elde edilmiştir. Veriler toplanırken Yapılandırılmış Bilgi Toplama Formu, Cinsel Mitler Ölçeği, Yakın Partner İlişkilerinde Kadının Maruz Kaldığı Cinsel Şiddet Ölçeği ve Kadına Yönelik Şiddet Derecelendirme Ölçeğinden yararlanılmıştır. Verilerin analizinde tanımlayıcı istatistikler, pearson korelasyon analizi, bağımlı değişken üzerinde etkili olan faktörlerin incelenmesinde ise lineer regresyon ve lojistik regresyon analizleri kullanılmıştır. BULGULAR: CMÖ ile YPİKMKCŞÖ ve KYŞDÖ arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. YPİKMKCŞÖ ile KYŞDÖ toplam puanı ve cinsel şiddet alt boyut puanları arasında pozitif yönde ilişki bulunmuştur. Eşle iletişimin kötü yerine orta düzeyde olması şiddet görmeyi azaltmaktadır (p<0,05). Cinsel ilişki sırasında yaşanan olumsuzluklar şiddet görmeyi arttırmaktadır (p<0,05). KYŞDÖ şiddet görmeyi arttırmaktadır (p<0,05). Yaş, cinsel ilişki sıklığı, cinsel ilişki sırasında sorun yaşama durumu, ilk evlilik yaşı, ilk cinsel ilişki deneyimi, cinsel mit inanışı, YPİKMKCŞÖ şiddet görmeyi etkilememektedir(p>0,05). SONUÇ: Kadınların şiddete ve özellikle cinsel şiddete maruz kalmaları ile cinsel mitlere olan inanışları arasında ilişkinin olduğu ve cinsel mitlere olan inanışın şiddet görmeyi etkilediği söylenebilir. Kadınları maruz kaldıkları cinsel şiddet karşısında yardım arama eğilimleri çok düşüktür.

Buket Tunç Türkyılmaz
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2024
00
DoctorateOpen AccessTR

Engelli çocuğa sahip ailelerde sanat etkinliklerinin kullanıldığı aktivite gruplarının psikolojik dayanıklılık ve ilişkili faktörler üzerine etkileri

GİRİŞ VE AMAÇ: Literatürde engelli çocuğu olan annelerin güçlendirilmesine yönelik çalışmaların yetersiz olduğu, sanat etkinliklerinin kullanıldığı destek gruplarının daha önce yapılmadığı saptanmıştır. Çalışmanın amacı, engelli çocuğu olan annelerde sanat etkinliklerinin kullanıldığı aktivite gruplarının psikolojik dayanıklılık ve ilişkili faktörler üzerine etkilerinin incelenmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma karma yöntemli (deneysel tasarımlı randomize kontrollü ve niteliksel) bir çalışma olup, çalışmaya çocuğu bir özel eğitim okulunda eğitim alan 33 (18 kontrol-15 müdahale) anne dahil edilmiştir. Müdahale grubu sanat terapi oturumlarına (16 hafta) alınmış, kontrol grubuna herhangi bir müdahalede bulunulmamıştır. Çalışmanın nicel kısmında kontrol ve müdahale gruplarına ön/ son test olarak PDÖ, YDÖ, ZBYÖ, GSA, KİO-KTF uygulanmıştır. Nitel kısmında grubu değerlendirme bölümlerinin analizleri yapılmış, tema ve alt temalar oluşturulmuştur. BULGULAR: Nicel bulgular incelendiğinde; sanat etkinliklerinin uygulandığı gruplara katılan bireylerin PDÖ, YDÖ, GSA ve ZBYÖ ön test- son test puan ortalamaları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık olduğu ancak kontrol grubunda ölçek puanları arasında anlamlı farklılık olmadığı tespit edilmiştir. Nitel bulgular başlangıç, gelişme ve sonlanım oturumları olmak üzere üç aşamada değerlendirilmiştir. Annelerin ifadeleri başlangıç oturumlarında, "kaygı", "savunma", gelişme oturumlarında "farkındalık", "dışavurum", sonlanım oturumlarında "motivasyon" ve "iyi oluş" temaları altında incelenmiştir. SONUÇ: Sanat unsurlarının kullanıldığı aktivite gruplarının engelli çocuğu olan annelerin psikolojik dayanıklılık, yaşam doyumu, genel sağlık düzeylerini arttırdığı ve algıladıkları bakım yükünü azalttığı tespit edilmiştir. Katılımcıların başlangıç oturumlarında terapötik sürece dahil olamadıkları, sorunlarını inkar ettikleri, ancak güven ortamının oluştuğu gelişme oturumlarında, sorunlarını rahatça paylaştıkları, sonlanım oturumlarında ise psikolojik ve bedensel iyi oluşlarının arttığı saptanmıştır.

Ana-babaBakım verme yüküEngelli çocuklar+7
Gümrah Duygu Çulhacık
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Psikiyatri servislerinde çalışan hemşirelerde kişilik, merhamet yorgunluğu ve empati arasındaki ilişkinin incelenmesi

GĠRĠġ VE AMAÇ: Merhamet yorgunluğu, bakım vericinin diğerlerine karĢı empati kurma yeteneği, bakım verme isteği, becerisi ve enerjisinde azalmaya neden olan, bireyi etkisi altına alan fiziksel, emosyonel, ruhsal ve sosyal tükenme olarak ifade edilen bir kavramdır. ÇalıĢmamızda psikiyatri hemĢirelerinde kiĢilik, merhamet yorgunluğu ve empati düzeylerinin belirlenmesi, aralarındaki iliĢkinin değerlendirilmesi amaçlanmıĢtır. GEREÇ VE YÖNTEM: AraĢtırmaya 15/11/2018- 30/08/2019 tarihleri arasında Ġstanbul ilinde psikiyatri kliniği bulunan hastanelerde çalıĢan 150 psikiyatri hemĢiresi dâhil edilmiĢtir. Veriler GörüĢme Formu, Sıfatlara Dayalı KiĢilik Testi, Merhamet Yorgunluğu Ölçeği ve Empatik Eğilim Ölçeği kullanılarak toplanmıĢtır. Veriler Mann-Whitney U testi, Kruskal-Wallis ve Pearson korelasyon testleri ile değerlendirilmiĢtir. BULGULAR: AraĢtırmada psikiyatri hemĢirelerinin Sıfatlara Dayalı KiĢilik Testi ile Merhamet Yorgunluğu Ölçeği toplam ve alt boyut puanları arasında anlamlı iliĢkiler saptanmıĢtır. Sıfatlara Dayalı KiĢilik Testi ile Empatik Eğilim Ölçeğinin toplam ve alt boyut puanları arasında anlamlı iliĢkiler bulunmuĢtur. Merhamet Yorgunluğu alt boyutları ve toplam puanı ile Empatik Eğilim arasında anlamlı iliĢki bulunmuĢtur. SONUÇ: ÇalıĢmamıza katılan psikiyatri hemĢirelerinin merhamet yorgunluğu yaĢadığını, kiĢilik özellikleri ve empati becerilerinin merhamet yorgunluğunu etkilediğini, empatik eğilim arttıkça merhamet yorgunluğunun da aynı yönde artıĢ gösterdiğini söyleyebiliriz. Bu sonuçlar psikiyatri hemĢirelerinin merhamet yorgunluğunu iyileĢtirmeye yönelik giriĢimler planlanması açısından önemlidir. Anahtar Sözcükler: Merhamet, KiĢilik, Empati, HemĢire, TükenmiĢlik.

EmpatiHemşirelerHemşirelik+6
Servet Cihan
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2020
10
Master'sOpen AccessTR

Çocuk evleri sitesi'nde yaşayan çocuklarda bağlanma tarzları ve ebeveyn tutumlarının duygudurum profiline etkisi

GİRİŞ VE AMAÇ: Bağlanma, bebeklik döneminde başlayıp hayatın sonuna kadar bireyi etkileyen, hayatına yön veren kavramlardan biridir. Bağlanma sorunlarının ebeveyne (tutum ve özellikleri gibi), çocuğa ve bakım verilen ortama (ailesiyle ya da ayrı yaşayan-çocuk evleri gibi) bağlı olduğu bilinen bir gerçektir. Bu araştırma, çocuk evleri sitesinde yaşayan ve anne-babası ile görüşmesine izin verilen çocuklarda ebeveyn tutumlarının ve bağlanma stillerinin duygudurum profillerine yansımalarını incelemek amacıyla yapılmıştır. GEREÇ VE YÖNTEM: Tanımlayıcı ve kesitsel tipteki araştırmaya 01.10.2019- 29.02.2020 tarihleri arasında Kocaeli ilinde Çayırova, İzmit ve Gölcük çocuk evleri sitesinde yaşayan 70 çocuk dahil edilmiştir. Veriler; "Görüşme Formu", "Algılanan Ebeveyn İlişkisi Ölçeği", ''Üç Boyutlu Bağlanma Stilleri Ölçeği'' ve ''Ergenler İçin Olumlu Olumsuz Yaşantı Ölçeği" ile toplanmıştır. Veriler bağımsız T testi, ANOVA ve pearson korelasyon testleri ile değerlendirilmiştir. Tüm test sonuçları 0.05 anlamlılık düzeyinde değerlendirilmiştir. BULGULAR: Araştırmada, üç boyutlu bağlanma biçimlerinden güvenli bağlanma ile olumlu yaşantı arasında pozitif yönde, normal düzeyde; kaçınan bağlanma ile algılanan ebeveyn tutumlardan otoriter anne, otoriter baba ve ilgisiz baba arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde; kaygılı bağlanma ile olumsuz yaşantı arasında pozitif yönde, zayıf düzeyde anlamlı bir ilişki bulunmuştur. SONUÇ: Bu araştırmada çocuk evleri sitesinde kalan çocukların tutarlı ve koruyucu aile ortamından uzak kalmalarının çeşitli psikiyatrik bozukluklara zemin hazırladığı belirlenmiştir. Kendilik algılarının olumsuz olmasına neden olabildiği, anlayışlı ve duyarlı ebeveynlere sahip olan katılımcıların kendilik algılarının daha olumlu olduğu, ebeveynlerle iyi ilişkilerin güvenli bağlanmanın oluşmasına katkıda bulunduğu, duyarlı olmayan ebeveynlerin ise kaygılı ve kaçınan bağlanma özelliklerine yol açtığı sonuçlarına ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Bağlanma Tarzları, Çocuk Evleri Sitesi, Duygudurum Profili, Ebeveyn Tutumu, Hemşire

Ana-babaAna-baba tutumuBağlanma+5
Tuba Dağ
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2020
00
DoctorateOpen AccessTR

Cinsel istismar mağduru ergen kız çocuklarına yönelik psikolojik sağlamlık programının etkinliğinin incelenmesi

GİRİŞ VE AMAÇ: 18 yaş altı çocuğun anlayamadığı ve gelişimsel olarak hazır olmadığı çocukluk döneminde kendisinden yaşça büyük kişi ya da kişiler tarafından cinsel eyleme katılması çocuk cinsel istismarı olarak tanımlanır. Araştırma cinsel istismar sonrası çocukların psikolojik olarak desteklemeye yönelik çalışmaların sınırlı sayıda olması, kız çocuklarında görülme oranının erkeklere göre daha yüksek olması, çok özel ve hassas bir gruptan oluşması gibi nedenlerle ergen kız çocuklarına yönelik olarak planlanmıştır. Araştırmanın amacı, ergen kız çocuklarına grup etkileşimi biçiminde uygulanan psikolojik sağlamlık programının etkinliğinin incelenmesidir. GEREÇ VE YÖNTEM: Araştırma deneysel tasarımlı randomize kontrollü bir çalışma olup, çalışmaya cinsel istismar nedeniyle Çocuk İzlem Merkezine başvuran 38 çocuk (19 müdahale-19 kontrol) ve 38 birlikte yaşadığı aile üyesi (19 müdahale-19 kontrol) dahil edilmiştir. Müdahale grubuna psikolojik sağlamlık geliştirme programı uygulanmış (hafta da 2 oturum olacak şekilde 5 hafta), kontrol grubuna herhangi bir girişimde bulunulmamıştır. Çalışmada çocuklara Psikolojik Sağlamlık Tutum Beceri Ölçeği, Kendini Toparlama Gücü Ölçeği ve Güçler Güçlükler Anketi- Ergen formu ön/son test ve izlem testi uygulanmıştır. Ebeveynlere eş zamanlı olarak Beck Depresyon Envanteri, Beck Anksiyete Ölçeği ve çocukları değerlendirmeleri için Güçler Güçlükler Anketi Anne Baba formu uygulanmıştır. BULGULAR: Çalışmanın sonucunda uygulanan psikolojik sağlamlığı geliştirme programının müdahale grubunda Psikolojik Sağlamlık Tutum Beceri Ölçeği toplam puan ve alt boyutlarından olan ilişkiler-değerler ile bağımsızlık-girişimcilik boyutunda anlamlı değişime neden olduğu bulunmuştur. Yine müdahale grubunda Kendini Toparlama Gücü Ölçeği puan ölçümlerinde anlamlı bir değişim gözlenmez iken; Güçler Güçlükler Anketi- Ergen formunun alt boyutu olan davranış sorunlarının düşmesine ve gücü ifade eden sosyal davranış puanında artışa neden olduğu gözlenmiştir. Ebeveynlere uygulanan Beck Anksiyete Ölçeği puanında anlamlı bir değişiklik olmadığı, Beck Depresyon Envanteri ölçümlerinde ise müdahale grubundaki çocukların ebeveynlerinin izlem ölçümlerinin anlamlı derecede düşük olduğu tespit edilmiştir. SONUÇ: Psikolojik sağlamlık programının uygulandığı müdahale grubundaki çocukların kontrol grubuna göre psikolojik sağlamlıklarının arttığı, güçlüklerin azaldığı, güçlerinin arttığı ve dolayısı ile ebeveynlerin depresyon puanlarının düştüğü tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Çocuk Cinsel İstismarı, Ergen, Psikolojik Sağlamlık

Cinsel bozukluklarCinsel istismarCinsel suçlar+5
Hatice Oksal
Sakarya University · Institute of Health Sciences
2022
00

Other supervisors