Theses supervised by Doç. Dr. Gülin Feryal Can

12 theses · Başkent University

Master'sOpen AccessTR

Kaynak sürecinde sertifikalandırmaya bağlı iş çizelgeleme modeli önerisi

Raylı sistemler endüstrisi, ürün çeşitliliğinin fazla, üretim faaliyetlerinin karmaşık ve müşterinin kalite beklentisinin yüksek olduğu bir sektördür. Bu nedenlerle, sektördeki alt parça imalatçıları için karlılık oranı düşük ve rekabet şartları zorlayıcıdır. Buna göre, raylı sistemler endüstrisi için alt parça imal eden üreticilerin yüksek maliyetli ve sınırlı olan iş gücünden etkin bir şekilde yararlanmaları gerekmektedir. Bu kapsamda, iş gücü planlamasında bilimsel yaklaşımlardan yararlanılması gerekmektedir. Böylece, kalitesizlik, geç teslim ve stokta tutma maliyetleri azalacak ve kapasite artışı gerçekleşecektir. Tez çalışmasında, kaynak işlemi ile raylı sistemler için ürün imalatı gerçekleştiren bir firmada, teslim tarihleri kapsamında toplam gecikme ve erken bitirme sürelerinin en küçüklenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçların gerçekleştirilmesi için, Tam Sayılı Doğrusal Programlama (Mixed Integer Lineer Programming–MILP) modeli kullanılmıştır. Firmada, kaynakçı olarak çalışan işçilerin, hammadde türüne ve kalınlığına bağlı olarak kaynak yetkinlik sertifikaları bulunmaktadır. Buna göre, her ürün için gerekli olan kaynak operasyonu/ları, herhangi bir kaynak işçisi tarafından gerçekleştirilememektedir. Bu durum, kaynak yapılması gereken parçaların beklemesine ya da işçinin erken bitirerek boş kalmasına yol açmaktadır. Önerilen matematiksel modelde, işçi-yetkinlik kontrolü, işçinin müsaitlik kontrolü, iki kaynak işi arasında geçen hazırlık süresi, her bir kaynak işinin yalnızca bir işçiye atanması kısıtları göz önünde bulundurulmuştur. Ayrıca, matematiksel modelde firmadan alınan gerçek veriler kullanılmıştır. Çalışma sonucunda, önerilen modelin firmada yaşanan mevcut durumdan daha iyi bir sonuç verdiği gözlenmiştir. Çalışmanın, işçi yetkinliklerine göre iş atama ve çizelgeleme yapılması açısından literatüre ve imalat sektöründeki uygulayıcılara yararlı olabileceği değerlendirilmiştir.

Üretim çizelgelemesi
Temmuz Can Gezer
Başkent University
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bir asansör firmasının aylık İSG performanslarının çok kriterli karar verme yaklaşımları ile değerlendirilmesi

Asansör imalat, bakım ve servis faaliyetleri, "çok tehlikeli iş" sınıfında yer almakta ve bu alanda görev yapan işçiler, tehlikeli çalışma koşullarına maruz kalmaktadırlar. Bu çalışmada, Türkiye'de faaliyet gösteren, uluslararası bir asansör üretim-bakım-servis firmasının aylık iş sağlığı ve güvenliği (İSG) performans düzeylerinin Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemleri kullanarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Böylece, İSG performans düzeyinin en yüksek olduğu ay belirlenerek, söz konusu ay içerisinde gerçekleştirilen İSG faaliyetlerinin incelenmesiyle, gelecek dönemlerde de uygulamanın aynı yönde süründürülmesi amaçlanmaktadır. Çalışmada, İSG performansını etkileyen kriterler olarak; toplam çalışma süresi, yeni işe giren personel maliyeti, verilen temel İSG eğitim süresi, verilen İSG hatırlatma eğitimi süresi, periyodik muayene sayısı, yapılan tetanos aşısı sayısı, ölümlü iş kazası sayısı, iş günü kaybı, düşük etkili ramak kala bildirim sayısı, orta etkili ramak kala bildirim sayısı, yüksek etkili ramak kala bildirim sayısı kriterleri dikkate alınmıştır. Söz konusu kriterlerin önem ağırlıkları, Kriterlerin Kaldırma Etkilerine Dayalı Yöntem (Method based on the Removal Effects of Criteria-MEREC) ile elde edilmiş ve ayların İSG performans düzeylerine göre sıralaması ise, Birleşik Uzlaşma Çözümü (Combined Compromise Solution-CoCoSo) yöntemi ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, firmanın 2022 yılına ait, aylık İSG performanslarını gösteren veriler kullanılmıştır. Gerçekleştirilen çalışma, asansör üretim-bakım-servis hizmeti veren firmalar ya da farklı sektörlerde faaliyet gösteren firmalar için belirlenen periyotlarda İSG performans düzeylerinin değerlendirilmesine imkân sağlayacaktır. Böylece, firma tarafından İSG kapsamında doğru hedeflerin belirlenmesi ve mevcut İSG sisteminin geliştirilmesi konusunda katkı sunacaktır.

Hüseyin Onur Öztemiz
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
DoctorateOpen AccessTR

Montaj hattı dengeleme ve işçi atama probleminde ergonomik uzantılı yeni modeller

İşgücünün üretimde yoğun olarak yer aldığı montaj hatlarının verimliliği, bu hatlarda çalışan işçilerin performans düzeylerine bağlıdır. İşçilerin performans düzeyleri ise, heterojen yapıdaki işçi özelliklerinden etkilenmektedir. Söz konusu heterojen özellikler, çalışma ortamı koşullarından da işçilerin farklı düzeylerde etkilenmelerini beraberinde getirmektedir. Bu nedenle, insan ve çalışma ortamı arasındaki uyumu sağlamaya yönelik sistematik faaliyetlerin gerçekleştirildiği ergonomi biliminden, Montaj Hattı Dengeleme ve İşçi Atama Problemlerinde (MHDİAP) yararlanılması gereklidir. Böylece, işçilerin heterojen özelliklerini dikkate alan ve gerçek üretim koşullarını yansıtabilecek Ergonomik Montaj Hattı Dengeleme ve İşçi Atama Problemi (Ergo-MHDİAP) modelleri kurulabilecek ve hatların verimlilik düzeyleri daha güvenilir bir şekilde belirlenebilecektir. Bu kapsamda tez çalışmasında, farklı ergonomik risk faktörlerinin dikkate alındığı altı Ergo-MHDİAP modeli önerilmiştir: Birinci modelde, çevresel risk faktörlerinden aydınlatma ve gürültü faktörleri ile Uygun olmayan Çalışma Duruşları (UOÇD) kısıtlarda yer almış ve çevrim süresinin en küçüklenmesi amaçlanmıştır. Çalışma duruşlarına ilişkin risk düzeyinin belirlenmesi amacıyla Hızlı Tüm Vücut Değerlendirme (Rapid Entire Body Assessment-REBA) yöntemi, duruşların sergilenme sürelerine bağlı olarak kullanılmıştır. İkinci modelde, çevresel risk faktörleri ve UOÇD kısıtlarda yer almış ve çevrim süresinin en küçüklenmesi ile psikolojik risk faktörü kapsamında işçilerin tercih ettikleri görev/leri yapabilmelerinin en büyüklenmesi amaçlanmıştır Üçüncü modelde, bireysel risk faktörleri kapsamında işçilerin farklı özellikleri dikkate alınarak hesaplanan iş kazası yapma olasılığı, çevrim süresi ile birlikte en küçüklenmiş, çevresel risk faktörleri ile UOÇD kısıtlarda yer almıştır. Dördüncü modelde, çevresel risk faktörleri ile UOÇD kısıtlarda yer almış, işçilerin enerji tüketim miktarları ve çevrim süresi en küçüklenmiştir. Beşinci modelde, çevresel risk faktörleri ve UOÇD kısıtlarda yer verilmiş, çevrim süresi en küçüklenerek, işçilerin deneyim düzeylerine göre uygun görevlere atanabilmeleri en büyüklenmiştir. Son modelde ise, çalışmada dikkate alınan bütün ergonomik risk faktörlerinin yer aldığı bütünleşik bir MHDİAP modeli önerilmiştir. Geliştirilen ilk model, tek amaçlı olduğu için matematiksel modelleme ile çözülmüştür. İkinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci modeller iki amaçlı olmaları sebebiyle Pareto Çözümler (Pareto Solutions-PSs) ortaya konulmuştur. Son model için ise, Uzlaşık Çözümler (Compromise Solution-CSs) elde edilmiştir. Önerilen matematiksel modellerin çözümlerinde, 18 görevin ve 7 işçinin yer aldığı, gerçek bir üretim ortamına ait veriler kullanılmıştır. Ayrıca, başka araştırmacılar tarafından daha önce geliştirilen 24 ve 28 görevli MHDİAP test verileri kullanılarak performans analizleri altı model için de yapılmıştır. Çalışma sonucunda, geliştirilen modeller ile makul sürelerde en iyi sonuca ulaşıldığı görülmüştür. Buna göre önerilen bütünleşik modelin, Ergo-MHİADP literatürü açısından katkı sağlayabilecek, orijinal ve detaylı bir yapıya sahip olduğu değerlendirilmiştir. Ayrıca karar vericilere, heterojen işçi özellikleri ve ergonomik risk faktörleri dikkate alınarak, montaj hatlarının verimliliğini artırabilmek açısından bir karar mekanizması olarak destek sağlayabilecektir.

Yelda Yener
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

MEREC ve CoCoSo yöntemleri ile buharlı sterilizatörlerin değerlendirilmesi

Tıbbi uygulamalar, gıda sektörü gibi birçok farklı alanda kullanılan buharlı sterilizatörler, mikroorganizmaları yok ederek insan hayatını koruma yönünde kritik bir rol oynamaktadır. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte buharlı sterilizatörlerde de önemli gelişmeler yaşanmaktadır. Farklı firmalar, üstün özelliklere sahip modeller geliştirerek kullanıcıların değişen taleplerine cevap vermektedirler. Bu kapsamda, amaca uygun buharlı sterilizatör seçiminin yapılması oldukça önemlidir. Söz konusu seçimi yapabilmek için de, farklı modellerin ortak kriterler dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmekte ve bu durum seçim sürecini zorlaştırabilmektedir. Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinin kullanımı, karmaşık olan bu seçim sürecini kolay yürütülebilen ve sistematik bir yapıya kavuşturmaktadır. Çalışmada, 7 farklı büyük kapasiteli buharlı sterilizatör modeli, 7 kriter dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Buharlı sterilizatör alternatifleri belirlenirken aynı amaca uygun, benzer özelliklere sahip büyük kapasiteli buharlı sterilizatör modelleri seçilmiştir. Ortak kriterlerin belirlenmesi esnasında müşteri beklentileri doğrultusunda tasarım kriterleri dikkate alınmıştır. Buna göre, değerlendirme kriterlerinin önem ağırlıkları Kriterlerin Kaldırma Etkilerine Dayalı Yöntem (Method Based on the Removal Effects of Criteria - MEREC) yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Alternatifleri oluşturan buharlı sterilizatörler ise, Kombine Uzlaşma Çözümü (Combined Compromise Solution - CoCoSo) yöntemi uygulanarak değerlendirilmiştir. MEREC-CoCoSo entegrasyonunun kullanılması ile her bir buharlı sterilizatör alternatifinin, belirlenen ortak kriterlere göre performansı objektif bir şekilde karşılaştırılmış ve en iyi buharlı sterilizatör alternatifi seçilmiştir. Ayrıca, önerilen entegrasyonunun kullanılması ile buharlı sterilizatör seçimi için literatüre yeni bir yaklaşım sunulmuştur. Bu yenilikçi yaklaşım sayesinde, karar verme süreci daha hızlı, kolay ve objektif bir hale getirilmiştir. Böylece, insan sağlığı ve güvenliğini ön planda tutabilmek amacıyla seçim süreci için daha etkin bir yöntem geliştirilmiştir. Çalışmanın bulguları, farklı sektörlerdeki sterilizasyon süreçlerinde dikkate alınabilir ve farklı amaçlarla gerçekleştirilen sterilizatör seçimleri için de bir çözüm sağlayabilir.

Ekin Gözübüyük
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Savunma ve havacılık sanayisi için çok kriterli karar verme temelli yeni bir proses tipi hata türü ve etkileri analizi yaklaşımının geliştirilmesi

Savunma ve havacılık sanayisi, ülkelerin politik ve askeri gücünü belirleyen, ticari değeri yüksek bir sektördür. Türkiye'nin jeopolitik konumu; doğal kaynaklarının korunması ve terör faalyetlerinin önlenmesi ihtiyacını doğurmaktadır. Ayrıca sektörde imal edilen ürünler, yüksek teknoloji ve hassasiyette üretim gerektirmekte, bu gereklilik te ürünlerin ticari değerini arttırmaktadır. Bu sebepler nedeniyle, tez çalışmasında ülkemiz için yüksek önem arz eden savunma ve havacılık sanayisine yönelik bir çalışma gerçekleştirilmiştir. Savunma ve havacılık sanayisinde mevcut ve potansiyel proses temelli hataların tespit edilmesi büyük önem taşımaktadır. Çünkü, bu sektörde üretilen ürünler genellikle ülkelerin savunma ve hava taşımacılığını gerçekleştirmek amacıyla kullanılmaktadır. Söz konusu ürünlerin odak noktası insan olduğu için, herhangi bir hatanın ortaya çıkması mümkün olduğunca erken bir aşamada engellenmelidir. Bunu gerçekleştirmek için sektöre özgü, etkin hata tanımlama ve önleme yaklaşımlarının geliştirilmesi gerekmektedir. Literatürde en çok kullanılan yöntemlerden biri olan Hata Türü ve Etkileri Analizi (HTEA), güçlü bir risk analizi yöntemidir ancak geliştirilmesi gereken yönleri de bulunmaktadır. Buna göre çalışmada, geleneksel HTEA'da dikkate alınan kısıtlı sayıdaki risk kriterleri, savunma ve havacılık sektörü gereklilikleri kapsamında genişletilmiştir. Geliştirilen yaklaşım ile; risk kriterleri, birbirleri arasındaki ilişkiler dikkate alınarak ağırlıklandırılmış ve buna göre hata türleri de, birbirleri arasındaki ilişkiler göz önünde bulundurularak, önlem önceliklerine göre sıralandırılmışlardır. Çözüm sürecine, birden fazla kriterin karar verme amacıyla dahil edilmesi nedeniyle, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) teknikleri kullanımının faydalı olacağı değerlendirilmiştir. Bu kapsamda önerilen yaklaşımın ilk aşaması olan kriterlerin ağırlıklandırılması aşamasında; Entropi, Tercih Seçim İndeksi (Preference Selection İndex-PSI) ve Kriterler arası Korelasyon Yoluyla Kriterlerin Önem Tespiti (Criteria Importance Through Intercriteria Correlation-CRITIC) yöntemleri kullanılmıştır. Söz konusu üç farklı kriter ağırlıklandırma yönteminden elde edilen farklı kriter ağırlık sıralamaları önerilen geometrik ortalamaya dayalı birleştirme yaklaşımı ile tek bir kriter ağırlık sıralamasına dönüştürülmüştür. İkinci aşamada ise; Ortalama Çözüm Uzaklığına Göre Değerlendirme (Evaluation based on Distance from Average Solution-EDAS), Birleştirilebilir Uzaklık Tabanlı Değerlendirme (Combinative Distance-based Assessment-CODAS), Karmaşık Orantılı Değerlendirme (Complex Proportional Assessment-COPRAS) yöntemleri kullanılarak hata türleri önem önceliklerine göre sıralanmışlardır. Aynı şekilde, üç farklı alternatif sıralama yönteminden elde edilen farklı alternatif sıralamaları, Kesin Tercih Sıralama Tekniği (Technique of Precise Order-TPOP) yöntemi kullanılarak birleştirilmiştir. Önerilen bütünleşik yaklaşım, savunma ve havacılık sanayisinde talaşlı imalat gerçekleştiren bir firmada uygulanmış ve alternatif sıralamaları, Spearman Sıralama Korelasyon Katsayısı kullanılarak tartışılmıştır.

Tuğçe Uslu
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tedarikçi seçim probleminin dört boyutlu kemıra-m yöntemi ile incelenmesi

Günümüzde, firmaların ekonomik mevcudiyetlerini devam ettirebilmeleri için üretim süreçlerindeki verimliliği arttırmaları gereklidir. Firmalar, farklı riskleri mümkün olduğunca göz önünde bulundurarak çeşitli yöntemlerle tedarikçi seçme problemine çözüm aramaktadırlar. Bu kapsamda, tedarikçi seçimi yapılırken birden çok tedarikçi adayı, yine birden fazla performans ölçütü dikkate alınarak değerlendirilmekte ve en iyi olan tedarikçi belirlenmektedir. Söz konusu süreç, çok kriterli bir karar verme (ÇKKV) sürecidir. Bununla birlikte literatürde yer alan birçok çalışmada da, farklı ÇKKV yöntemleri kullanılarak tedarikçi seçim problemine çözüm aranmıştır ve aranmaya devam etmektedir. Bu kapsamda tez çalışmasında, söz konusu çözüm arayışları açısından yeni ve etkili bir yaklaşım geliştirmek amacıyla, dört farklı boyutta gruplanabilen kriterler dikkate alınarak; ÇKKV yöntemlerinden birisi olan Modified Kemeny Median Indicator Ranks Accordance (KEMIRA-M) yöntemi üç farklı kriter ağırlıklandırma yöntemiyle birlikte önerilerek; tedarikçi seçim problemi incelenmiştir. Önerilen yaklaşımın farklı firmalar tarafından uygulanabilmesini sağlamak için, MATLAB'da kodlama yapılmıştır. Yapılan literatür araştırması sonucunda, KEMIRA-M yönteminin tedarikçi seçimi için daha önce uygulanmadığı ve bu yöntem uygulanarak yapılan çalışmalarda ise, sürekli kriterlerin iki boyutta toplanarak analizin yapıldığı görülmüştür. Gerçekleştirilen tez çalışması, tedarikçi seçim probleminin çözümüne yeni bir bakış açısı sağlaması, KEMIRA-M yönteminin dört boyutta işletilebilecek şekilde esnek bir yapıya kavuşturulması ve yönteme sistematik bir ağırlıklandırma prosedürünün kazandırılması açılarından orjinallik içeren bir çalışmadır. ANAHTAR KELİMELER: KEMIRA-M, Çok kriterli karar verme ÇKKV), Sıralama tabanlı ağırlıklandırma, Tedarikçi seçimi, MATLAB.

Sefacan Ay
Başkent University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Bir sağlık kuruluşunun fizik tedavi ve rehabilitasyon bölümünde hizmet performansının yalın tekniklerin kullanılmasıyla arttırılması

Türkiye'de sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesi, bu hizmetlerden yararlanması gereken kişi sayısı arttıkça, daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Hasta memnuniyetinin arttırılması, sağlık kurum ve kuruluşlarının sahip oldukları kaynakları etkin bir şekilde kullanarak; varlıklarını sürdürebilmeleri açısından bir zorunluluktur. Diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık sektöründe de hizmet sürecinde katma değeri olmayan faaliyetlerin bulunması, gecikmelere, aksamalara ve hastaların memnuniyetsizliğine yol açmaktadır. Söz konusu problemlerin temel çözüm noktası, sağlık kuruluşlarında teşhis, tedavi ve diğer tüm hizmetlerin mümkün olan en kısa sürede ve doğru bir şekilde hastalara verilmesidir. Sağlık hizmetlerinin bu yönde geliştirilebilmesi için son yirmi yıldan beri, yalın düşünceden yararlanılmaktadır. Tarihsel açıdan bakıldığında, 2000'li yıllarda ilk olarak İngiltere'de ve ABD'de uygulanan yalın sağlık hizmetleri, Türkiye'de son yıllarda yaygınlaşmaya başlanmıştır. Yalın düşünce, israf noktalarının tespit edilerek azaltılmasını veya mümkünse elimine edilmesini hedefleyen, sistem etkinliğini sürekli olarak arttırmaya çalışan bir stratejidir. Bu strateji ilk olarak; otomotiv üretim sektöründe uygulanmış, günümüzde daha fazla yaygınlaşarak; hizmet sektöründe de kullanılmaya başlamıştır. Özellikle, sağlık hizmeti sunan kurumlarda yalın düşünceden yararlanılmasının gerekliliği; hastaların beklenti ve ihtiyaçlarının karşılanarak hasta memnuniyetinin arttırılması açısından önem kazanmaktadır. Aksi taktirde, artan rekabet koşullarında sağlık pazarında yer alınamayacağı bir gerçektir. Tez çalışmasında, yalın düşünceye girişte ilk adım olan, hizmete değer katan ve katmayan faaliyetleri analiz etmek ve görselleştirmek için yaygın olarak kullanılan, Değer Akışı Haritalama (DAH) tekniğinden yararlanılarak; Ankara'daki bir sağlık kuruluşunun Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) bölümündeki muayene süreci haritalandırılmıştır. Bu kapsamda, darboğaz noktaları, kaynak yetersizlikleri, gecikmeler, fazla mesai zorunlulukları, beklemeler, gün sonuna kalan hastalar gibi birçok istenmeyen durum tespit edilerek; bu problemlerin iyileştirilmesi için 35 farklı senaryo önerisi geliştirilmiştir. Bu senaryolar, ARENA programında simüle edilerek performans ölçütlerine ilişkin sonuçlar, her bir senaryo için elde edilmiştir. Senaryolara ait performans ölçütlerinin sonuçları kullanılarak; Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) tekniklerinden Kriterler Arasındaki Korelasyona Göre Kriter Önemleri (Criteria Importance Through Intercritera Correlation-CRITIC) Yöntemi ile performans ölçütlerine ait önem ağırlıkları belirlenmiştir. Bu önem ağırlıklarının dikkate alınmasıyla, Birleştirilebilir Uzaklık Tabanlı Değerlendirme (Combinative Distance-based Assessment-CODAS) ve Ortalama Çözüm Uzaklığına Dayalı Değerlendirme (Evaluation based on Distance from Average Solution-EDAS) olmak üzere iki farklı yaklaşım ile senaryolar sıralanmıştır. Buna göre, öncelikle uygulanması gereken iyileştirme senaryosu belirlenmiş ve sağlık kuruluşu yönetimine sunulmuştur.

Buse Bayraktar
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Tromboliz kateter üretim sürecindeki risklerin KEMIRA-M yöntemi ile önceliklendirilmesi

Risk değerlendirmesi her üretim süreci için olduğu gibi tıbbi cihaz üretim süreçlerinde de önem taşımaktadır. Herhangi bir tıbbi cihazın risk taşıması geri dönüşü olmayan sonuçlar ortaya çıkarabilir. Tıbbi cihazlarda oluşan riskler hastaya, cihazı kullanan operatöre ve çevreye ciddi zararlar verebilir. Bir tıbbi cihazın başarılı bir şekilde hastaya uygulanabilir hale gelmesi oldukça zor ve karışık bir süreçtir. Tüm sürecin titizlik ile yürütülmesi için tıbbi cihazlarda risk yönetimi son derece önemlidir. Bu kapsamda, Uluslararası Standartlar Örgütü (International Standard Organization-ISO) tarafından tıbbi cihazlara yönelik risk yönetimi için ISO 14971 standardı geliştirilmiştir. Sağlık sektöründe tedavi amaçlı kullanılan birçok tıbbi cihaz bulunmaktadır, bu cihazlar arasında kateterler tıpta birçok alanda yaygın bir şekilde kullanılan ekipmanlardandır. Kataterlerin kullanım amaçları ve alanlarına göre farklı çeşitleri olmakla birlikte tromboliz kateterler bunlar arasında en yaygın kullanılan kateter türünü oluşturmaktadır. Bu kapsamda, tüm tıbbi cihazlarda olduğu gibi tromboliz kateter üretiminde de risk analizinin etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi için TS EN ISO 14971 standardından faydalanılmaktadır. Ancak, standardın risk değerlendirmesi amacıyla kullanımını önerdiği yaklaşımın geliştirilmesi gereken yönlerinin olduğu belirlenmiştir. Standart tarafından önerilen risk değerlendirme yaklaşımı, tıbbi cihazlarda ortaya çıkabilecek riskleri sadece şiddet ve olasılık kriterlerine göre nitel bir yapıda olan risk matrisine dayanarak değerlendirmektedir. Oysa ki, farklı nitel ve nicel kriterlerin risk analizinde dikkate alınması yapılan çalışmanın hassasiyetini arttıracaktır. Bununla birlikte, risk değerlendirmesi Çok Kriterleri Karar Verme (ÇKKV) yapısına sahip bir süreçtir. ÇKKV problemlerinde birden fazla alternatif, birden fazla karar verici, birden çok kriter dikkate alınarak değerlendirilmektedir. Buna göre, risk değerlendirmede de birden fazla risk türü ve birden fazla risk kriteri dikkate alınarak bir takım tarafından değerlendirilmektedir. Buna göre çalışmada tromboliz kateter üretim süreçlerinde ortaya çıkabilecek risk türleri yeni nesil bir ÇKKV yöntemlerinden biri olan Modified Kemeny Median Indicator Ranks Accordance (KEMIRA-M) kullanılarak değerlendirilmiştir. KEMIRA-M yönteminde yapısal olarak benzerlik gösteren risk kriterleri ayrı gruplar altında toplanabilmekte, kriter sayısına bağlı olmaksızın değerlendirme yapılabilmekte, nitel ve nicel kriter değerleri bir arada kullanılabilmektedir. Bununla birlikte uzmanların kriter öncelikleri de çözüm sürecine yansıtılabilmektedir. KEMIRA-M'in sağladığı tüm bu avantajların tıbbi cihaz risk değerlendirme sürecine kazandırılması hem uygulayıcılar açısından hem de literatür açısından faydalı olacaktır.

Ayşe Ceren Tutuş
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Sağlık kuruluşlarının yeşil hastane ölçütlerine göre değerlendirilmesi

Hızlı nüfus artışı ile birlikte, doğal kaynak kullanımı ve tüketiminin ciddi bir şekilde artması, küresel boyuttaki çevre sorunlarına neden olmuştur. Ortaya çıkan bu sorunların önüne geçilmesi ve doğal kaynakların gelecek nesillere aktarılmasının gerekliliği nedeniyle sürdürülebilirlik ve yeşil yapı uygulamaları büyük önem kazanmıştır. Kesintisiz hizmet veren sağlık sektörü de yüksek miktarda su ve enerji tüketen, yoğun olarak tehlikeli ve tehlikesiz madde kullanan, ciddi bir atık tüketimine sahip olan tesislerden oluşmaktadır. Bu nedenle yeşil hastane kavramı, sağlık hizmetleri sürecindeki kaynak kullanımına alternatifler üretmeyi, kaynakların daha etkin ve verimli kullanılmasını teşvik etmeyi ve çevreye duyarlı bina tasarımlarını gerçekleştirmeyi kapsamaktadır. Buradan hareketle tez çalışmasında, farklı bölgelerde hizmet veren dört sağlık kuruluşunun, yeşil hastane kriterleri açısından karşılaştırılması ve bu kriterlere en uygun olan sağlık kuruluşunun belirlenerek; diğer kuruluşların geliştirilmesi gereken yönlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Ankara, Konya, İstanbul ve Alanya illerinde bulunan sağlık kuruluşlarının yeşil hastane kriterleri açısından değerlendirilmesinde; tıbbi atık miktarı, evsel atık miktarı, geri dönüşümlü atık miktarı, tehlikeli atık miktarı, elektrik tüketim miktarı, su tüketim miktarı, temizlikten memnuniyet ve hizmet kalitesi kriterleri ile birlikte, bu değerleri etkileyen yatak sayısı, toplam yüzey alanı, poliklinik sayısı, yatan hasta sayısı ve toplam hasta sayısı kriterleri dikkate alınmıştır. Değerlendirme sürecinde, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinden biri olan Değiştirilmiş Kemeny Medyan Gösterge Sıralaması Uyumluluğu (Kemeny Median Indicator Rank Accordance-Modified-KEMIRA-M) yönteminden faydalanılmıştır. Çalışmada, KEMIRA-M yönteminin uzmanlar tarafından kriter sıralamalarının belirlenmesi aşamasında söz konusu olan öznelliğin önüne geçilerek, bu aşamanın daha sistematik ve mantıklı bir hale getirilmesi için ENTROPİ ile KEMIRA-M entegre edilmiştir. Bu kapsamda, söz konusu dört sağlık kuruluşu, hem geleneksel KEMIRA-M yönteminin uygulanmasıyla hem de, ENTROPİ-KEMIRA-M entegrasyonunun uygulanmasıyla karşılaştırılmış ve sonuçlar tartışılmıştır. Geleneksel KEMIRA-M ve ENTROPİ-KEMIRA-M entegrasyonunun uygulama sonucuna göre yeşil hastane özelliklerine en yakın sağlık kuruluşunun, Ankara ilindeki hastane olduğu belirlenmiştir. Ayrıca her iki yaklaşımın uygulanması sonucunda, yeşil hastane özellikleri açısından kendisini en fazla geliştirmesi gereken sağlık kuruluşunun İstanbul ilindeki hastane olduğu tespit edilmiştir.

Çevresel sürdürülebilirlik
Cansu Meriç
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Traktör imalatı yapan bir firmada tedarikçi seçiminin KEMIRA-M yöntemi ile gerçekleştirilmesi

Ürün kalitesi; temin edilen hammadde, yarı mamul ve mamullerin kalite düzeylerine bağlıdır. Bu kapsamda, tedarikçi değerlendirmesinin yapılması ve en iyi tedarikçi/lerin belirlenmesi, üründe istenen kalite seviyesinin yakalanmasında oldukça etkilidir. Tedarikçi değerlendirmesi yapılırken, tedarikçi firmaların performansları belirli kriterler dikkate alınarak değerlendirilir. Değerlendirme süreci, temin edilen parçanın kritiklik derecesine ve olması beklenen özelliklerine göre şekillenir. Temin edilen parçanın kalitesi, üretim hattına girmeden, üretim hattında ve bitmiş üründe olacak şekilde, üç farklı noktada kontrol edilir. Parça kalitesinin değerlendirilmesinde farklı noktalarda dikkate alınan farklı kriterler, tedarikçinin değerlendirmesinde de önemli rol oynamaktadır. Bu nedenle tedarikçi değerlendirmesi, birden fazla kriteri bünyesinde barındıran, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yapısına sahip bir süreçtir. ÇKKV, farklı alternatiflerin, birbiriyle ilişkili veya ilişkili olmayan birden fazla kritere göre değerlendirilmesine imkân sağlayarak, en iyi alternatifin seçilmesi ile sonuçlanır. Literatür incelendiğinde, tedarikçi değerlendirmeyi konu alan birçok çalışmada, farklı ÇKKV yöntemlerinden faydalanıldığı görülmektedir. Tez çalışmasında ise, yeni nesil ÇKKV yöntemlerinden birisi olan, Değiştirilmiş Kemeny Medyan Sıralama Uygunluğu (Modified Kemeny Median Indicator Ranks Accordance-KEMIRA-M) yöntemi kullanılarak, traktör imalatı yapan bir fabrikada tedarikçi değerlendirme çalışması gerçekleştirilmiştir. Yapılan literatür araştırmasında, daha önce KEMIRA-M yönteminin traktör imalatı yapan bir firma özelinde, tedarikçi değerlendirmesi amacıyla kullanılmadığı belirlenmiştir. Tez çalışmasında, KEMIRA-M yönteminin tercih edilmesinin birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerden ilki, KEMIRA-M'nin hem nicel hem nitel kriterleri dikkate alabilmesi ve bu özelliğinin, tedarikçi değerlendirmesi için daha detaylı bir analiz imkânı sağlamasıdır. Bir diğeri, KEMIRA-M'de kriter sayısı açısından herhangi bir sınırlama olmamasıdır. Buna göre, tedarikçi değerlendirmesi kapsamında, çok sayıda kriter analize katılabilmektedir. Ayrıca, KEMIRA-M, kriterlerin nicel ve nitel değerleriyle çalışırken aynı zamanda, karar vericilerin de kriter öncelikleri konusundaki düşüncelerini dikkate almaktadır. Özetle, KEMIRA-M ile hem objektif hem sübjektif değerlendirmeler bir arada yapılarak, en iyi tedarikçi belirlenebilmektedir. Tez çalışmasında, KEMIRA-M yönteminin traktör imalatı yapan bir firma için tedarikçi seçiminde kullanılması dışında, farklı tedarikçi değerlendirme kriterlerinin de analizde yer alması, çalışmanın getirdiği yeniliklerden bir diğeridir. Buna göre, gerçekleştirilen tez çalışmasının tedarikçi değerlendirme literatürüne ve traktör imalat süreci için, hem yöntemsel olarak hem de dikkate alınan kriterler açısından katkı sağlayabileceği değerlendirilmektedir.

Melis Türker
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
00
Master'sOpen AccessTR

Yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede risk değerlendirme çalışması

Risk değerlendirmesi, çalışma ortamlarındaki mevcut ve potansiyel tehlike kaynaklarının tanımlanması, bu tehlike kaynaklarına ilişkin risklerin belirlenerek değerlendirilmesi ve alınması gereken tedbirlerin planlanması faaliyetlerini kapsayan bir süreçtir. Bu süreç, işçi sağlığı ve iş güvenliğini yakından ilgilendirdiği için bütün sektörlerde özenle yönetilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte, nicel risk değerlendirme yöntemleri kullanılarak risk büyüklüklerinin belirlenmesi de önlem önceliklerinin daha hassas bir şekilde tanımlanması açısından önem taşımaktadır. Literatür incelendiğinde, yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren işletmelerdeki hizmet sunum süreci özelinde gerçekleştirilen risk değerlendirme çalışmalarının sınırlı sayıda olduğu görülmüştür. Bu kapsamda gerçekleştirilen çalışmada, yiyecek-içecek sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede, iş kazası veya meslek hastalığına sebep olabilecek risk türlerinin, farklı risk faktörleri dikkate alınarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. İşletmede belirlenen riskler, yemekhaneye ait riskler, genel çalıma ortamına ait riskler ve mutfak bölümüne ait riskler olmak üzere üç ana kategoriye ayrılmıştır. Söz konusu kategorilerde yer alan risk türleri, altı risk faktörü dikkate alınarak değerlendirilmiştir. Bu risk faktörleri, olasılık, şiddet, son bir yılda görülme sıklığı, etkilenen çalışan sayısı, kayıp iş günü sayısı, yaralanan işçi sayısı olarak belirlenmiştir. Değerlendirmede, risk faktörlerinin önem ağırlıklarının hesaplanmasında, Tercih Seçim İndeksi (Preference Selection Index-PSI), risk türlerinin önceliklendirilmesinde ise, Karmaşık Oransal Değerlendirme (Complex Proportional Assessment-COPRAS) yöntemlerinden faydalanılmıştır. Çalışmanın, Çok Kriterli Karar Verme (ÇKKV) yöntemlerinin risk değerlendirmesinde kullanılması ve farklı risk faktörleri dikkate alınarak risk türlerinin değerlendirilmesi açılarından literatüre ve yiyecek-içecek sektöründeki uygulayıcılara katkı sağlayabilecek özellikte olduğu değerlendirilmektedir. ANAHTAR KELİMELER: Yiyecek-İçecek Sektörü, Risk Değerlendirmesi, İş Sağlığı ve Güvenliği, PSI, COPRAS.

Risk değerlendirmesiRisk faktörleriYiyecek içecek sektörü+2
Gizem Gürler
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2021
11
Master'sOpen AccessTR

Ülke iş sağlığı ve güvenliği performanslarını değerlendirmek amacıyla maırca yönteminin dört farklı ağrılıklandırma yaklaşımı ile uygulanması

İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG), dünya genelinde tüm ülkeler tarafından en çok önemsenen konulardan biri haline gelmiştir. Buna rağmen literatürde ve uygulamada, ülkelerin İSG performanslarının belirlenmesi ve kıyaslanabilmesi için halen geliştirilen bir yaklaşım bulunmamaktadır. Mevcut kıyaslama yöntemleri, ölümlü kaza oranı veya kaza ağırlık oranı gibi sadece tek bir oranı temel alarak karşılaştırma yapmakta ve diğer kriterleri göz ardı etmektedir. Bu çalışmada, Uluslararası Çalışma Ofisi (International Labour Organization-ILO)'nin mevcut uluslararası verilerinden yararlanılmasıyla, 15 ülkenin İSG performanslarının değerlendirilerek karşılaştırılmıştır. Bu kapsamda, İSG performansı açısından dikkate alınan kriterlerin önem ağırlıkları dört farklı yaklaşım kullanılarak belirlenmiş ve söz konusu ağırlıkların Çok Ölçütlü İdeal-Gerçek Karşılaştırma Analizi (Multi-Atributive Ideal-Real Comparative Analysis-MAIRCA) yöntemine entegre edilmesiyle ülkeler, İSG performansları açısından dört farklı şekilde sıralanarak sonuçlar tartışılmıştır.

Uluslararası Çalışma ÖrgütüÇok kriterli karar vermeİş kazaları
Muzaffer Bertan Kıran
Başkent University · Institute of Graduate Studies in Science
2019
00

Other supervisors