Theses supervised by Doç. Dr. Hülya Özgönen Özkaya
14 theses · Isparta University of Applied Sciences
Antalya ilinin bazı ilçelerindeki sebze alanlarında bulunan külleme türlerinin belirlenmesi
Külleme etmenleri, sebze alanlarında görülen ve ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olan önemli fungal hastalıklar arasında yer alır. Bu tez çalışmasının amacı, Antalya'nın bazı ilçelerinde, yoğun olarak örtü altı yetiştiriciliği yapılan domates, biber, patlıcan, hıyar ve kabak gibi sebze ekiliş alanlarında görülen külleme türlerinin belirlenmesidir. Çalışmada, sebze ekiliş alanlarında külleme etmenlerinin hastalık şiddeti (%), hastalık oranı (%) ve yaygınlığı (%) belirlenmiştir. Sörvey alanı olarak Antalya'da Aksu, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ve Serik'teki sebze seralarından enfekteli yaprak örnekleri toplanmıştır. Tür teşhisleri ise, hastalıklı yaprak örneklerinde simptomatolojik ve mikroskobik teşhis kriterleri kullanılarak yapılmıştır. Sörvey alanlarında küllemenin hastalık oranları domateste %4.0-19.3; biberde %5.0-7.5; patlıcanda %7.5-36.6; kabakta %45.0-70.0 ve hıyarda %22.0-50.0 arasında değişmiştir. Küllemenin yaygınlık oranları domateste %54.1, biberde %55.5, patlıcanda %44.4, kabakta %75.0 ve hıyarda %66.5 olarak belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, domates, biber ve patlıcanda Leveillula taurica (Lév) G. Arnaud (anamorph: Oidiopsis taurica (Lév.) E. S. Salmon), domateste Oidium neolycopersici L. Kiss., kabakgillerde Golovinomyces cichoracearum (de Candolle) Heluta (=Erysiphe cichoracearum) ve Podosphaera xanthii (Castagne) Braun & Shishkof (=Sphaerotheca fuliginea) belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında külleme etmenlerinin sebze ekiliş alanlarında önemli düzeyde yaygın olduğu ve mücadele edilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
Antalya ilinin bazı ilçelerindeki sebze alanlarında bulunan külleme türlerinin belirlenmesi
Külleme etmenleri, sebze alanlarında görülen ve ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olan önemli fungal hastalıklar arasında yer alır. Bu tez çalışmasının amacı, Antalya'nın bazı ilçelerinde, yoğun olarak örtü altı yetiştiriciliği yapılan domates, biber, patlıcan, hıyar ve kabak gibi sebze ekiliş alanlarında görülen külleme türlerinin belirlenmesidir. Çalışmada, sebze ekiliş alanlarında külleme etmenlerinin hastalık şiddeti (%), hastalık oranı (%) ve yaygınlığı (%) belirlenmiştir. Sörvey alanı olarak Antalya'da Aksu, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ve Serik'teki sebze seralarından enfekteli yaprak örnekleri toplanmıştır. Tür teşhisleri ise, hastalıklı yaprak örneklerinde simptomatolojik ve mikroskobik teşhis kriterleri kullanılarak yapılmıştır. Sörvey alanlarında küllemenin hastalık oranları domateste %4.0-19.3; biberde %5.0-7.5; patlıcanda %7.5-36.6; kabakta %45.0-70.0 ve hıyarda %22.0-50.0 arasında değişmiştir. Küllemenin yaygınlık oranları domateste %54.1, biberde %55.5, patlıcanda %44.4, kabakta %75.0 ve hıyarda %66.5 olarak belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, domates, biber ve patlıcanda Leveillula taurica (Lév) G. Arnaud (anamorph: Oidiopsis taurica (Lév.) E. S. Salmon), domateste Oidium neolycopersici L. Kiss., kabakgillerde Golovinomyces cichoracearum (de Candolle) Heluta (=Erysiphe cichoracearum) ve Podosphaera xanthii (Castagne) Braun & Shishkof (=Sphaerotheca fuliginea) belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında külleme etmenlerinin sebze ekiliş alanlarında önemli düzeyde yaygın olduğu ve mücadele edilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
Antalya ilinin bazı ilçelerindeki sebze alanlarında bulunan külleme türlerinin belirlenmesi
Külleme etmenleri, sebze alanlarında görülen ve ekonomik olarak ürün kayıplarına neden olan önemli fungal hastalıklar arasında yer alır. Bu tez çalışmasının amacı, Antalya'nın bazı ilçelerinde, yoğun olarak örtü altı yetiştiriciliği yapılan domates, biber, patlıcan, hıyar ve kabak gibi sebze ekiliş alanlarında görülen külleme türlerinin belirlenmesidir. Çalışmada, sebze ekiliş alanlarında külleme etmenlerinin hastalık şiddeti (%), hastalık oranı (%) ve yaygınlığı (%) belirlenmiştir. Sörvey alanı olarak Antalya'da Aksu, Kepez, Konyaaltı, Muratpaşa ve Serik'teki sebze seralarından enfekteli yaprak örnekleri toplanmıştır. Tür teşhisleri ise, hastalıklı yaprak örneklerinde simptomatolojik ve mikroskobik teşhis kriterleri kullanılarak yapılmıştır. Sörvey alanlarında küllemenin hastalık oranları domateste %4.0-19.3; biberde %5.0-7.5; patlıcanda %7.5-36.6; kabakta %45.0-70.0 ve hıyarda %22.0-50.0 arasında değişmiştir. Küllemenin yaygınlık oranları domateste %54.1, biberde %55.5, patlıcanda %44.4, kabakta %75.0 ve hıyarda %66.5 olarak belirlenmiştir. Yapılan incelemeler sonucunda, domates, biber ve patlıcanda Leveillula taurica (Lév) G. Arnaud (anamorph: Oidiopsis taurica (Lév.) E. S. Salmon), domateste Oidium neolycopersici L. Kiss., kabakgillerde Golovinomyces cichoracearum (de Candolle) Heluta (=Erysiphe cichoracearum) ve Podosphaera xanthii (Castagne) Braun & Shishkof (=Sphaerotheca fuliginea) belirlenmiştir. Elde edilen bulgular ışığında külleme etmenlerinin sebze ekiliş alanlarında önemli düzeyde yaygın olduğu ve mücadele edilmesi gerektiği ortaya konulmuştur.
Göller Bölgesinde anason ve rezenede fungal hastalık etmenlerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, anason için Antalya, Burdur, Denizli ve Afyon, rezene için Burdur ve Antalya illerine bağlı ilçelerdeki tarlalardan hastalıklı bitki ve üreticilerden alınan tohum örneklerinde fungal floranın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için tarlada hastalık belirtisi gösteren bitkiler ve üreticilerden anason ve rezene tohum örnekleri toplanmış ve izolasyonlar gerçekleştirilmiştir. Anason ve rezene üretim alanlarından alınan örneklerden potansiyel hastalık problemi oluşturan 10 farklı cins fungus izole edilmiştir. Tarladan alınan örneklerden en yaygın olarak Fusarium cinsine ait türler izole edilmiştir. Fusarium cinsine ait türler F. chlamydosporum, F. graminearum, F. oxysporum, F. proliferatum, F. solani ve F. tritinctum olarak belirlenmiştir. Bunların yanı sıra Pythium, Phytophthora, Rhizoctonia, Verticillium, Sclerotinia, Sclerotium ve Macrophomina izole edilmiştir. Tohum testlerinin sonuçları incelendiğinde saprobik ve patojenik türler izole edilmiştir. Anason ve rezene tohumlarından 12 farklı cinse ait tür elde edilmiştir. Fusarium türlerinden anasonda Fusarium oxysporum ve F. graminearum, rezenede ise F. oxysporum ve F. solani elde edilmiştir. İzole edilen bazı önemli türler arasından birer izolat seçilerek patojenite testi yapılmıştır. Fusarium türlerinden F. oxysporum anason ve rezenede sırasıyla %88 ve %86 oranında hastalık şiddeti meydana getirmiştir. Ancak patojenite testi sonucunda diğer türlerin de hastalık etmeni olabileceği dikkat çekmiştir.
Göller Bölgesinde anason ve rezenede fungal hastalık etmenlerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, anason için Antalya, Burdur, Denizli ve Afyon, rezene için Burdur ve Antalya illerine bağlı ilçelerdeki tarlalardan hastalıklı bitki ve üreticilerden alınan tohum örneklerinde fungal floranın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için tarlada hastalık belirtisi gösteren bitkiler ve üreticilerden anason ve rezene tohum örnekleri toplanmış ve izolasyonlar gerçekleştirilmiştir. Anason ve rezene üretim alanlarından alınan örneklerden potansiyel hastalık problemi oluşturan 10 farklı cins fungus izole edilmiştir. Tarladan alınan örneklerden en yaygın olarak Fusarium cinsine ait türler izole edilmiştir. Fusarium cinsine ait türler F. chlamydosporum, F. graminearum, F. oxysporum, F. proliferatum, F. solani ve F. tritinctum olarak belirlenmiştir. Bunların yanı sıra Pythium, Phytophthora, Rhizoctonia, Verticillium, Sclerotinia, Sclerotium ve Macrophomina izole edilmiştir. Tohum testlerinin sonuçları incelendiğinde saprobik ve patojenik türler izole edilmiştir. Anason ve rezene tohumlarından 12 farklı cinse ait tür elde edilmiştir. Fusarium türlerinden anasonda Fusarium oxysporum ve F. graminearum, rezenede ise F. oxysporum ve F. solani elde edilmiştir. İzole edilen bazı önemli türler arasından birer izolat seçilerek patojenite testi yapılmıştır. Fusarium türlerinden F. oxysporum anason ve rezenede sırasıyla %88 ve %86 oranında hastalık şiddeti meydana getirmiştir. Ancak patojenite testi sonucunda diğer türlerin de hastalık etmeni olabileceği dikkat çekmiştir.
Göller Bölgesinde anason ve rezenede fungal hastalık etmenlerinin belirlenmesi
Bu tez çalışmasında, anason için Antalya, Burdur, Denizli ve Afyon, rezene için Burdur ve Antalya illerine bağlı ilçelerdeki tarlalardan hastalıklı bitki ve üreticilerden alınan tohum örneklerinde fungal floranın belirlenmesi amaçlanmıştır. Bunun için tarlada hastalık belirtisi gösteren bitkiler ve üreticilerden anason ve rezene tohum örnekleri toplanmış ve izolasyonlar gerçekleştirilmiştir. Anason ve rezene üretim alanlarından alınan örneklerden potansiyel hastalık problemi oluşturan 10 farklı cins fungus izole edilmiştir. Tarladan alınan örneklerden en yaygın olarak Fusarium cinsine ait türler izole edilmiştir. Fusarium cinsine ait türler F. chlamydosporum, F. graminearum, F. oxysporum, F. proliferatum, F. solani ve F. tritinctum olarak belirlenmiştir. Bunların yanı sıra Pythium, Phytophthora, Rhizoctonia, Verticillium, Sclerotinia, Sclerotium ve Macrophomina izole edilmiştir. Tohum testlerinin sonuçları incelendiğinde saprobik ve patojenik türler izole edilmiştir. Anason ve rezene tohumlarından 12 farklı cinse ait tür elde edilmiştir. Fusarium türlerinden anasonda Fusarium oxysporum ve F. graminearum, rezenede ise F. oxysporum ve F. solani elde edilmiştir. İzole edilen bazı önemli türler arasından birer izolat seçilerek patojenite testi yapılmıştır. Fusarium türlerinden F. oxysporum anason ve rezenede sırasıyla %88 ve %86 oranında hastalık şiddeti meydana getirmiştir. Ancak patojenite testi sonucunda diğer türlerin de hastalık etmeni olabileceği dikkat çekmiştir.
Farklı yetiştirme ortamlarında glomus spp.'nin domateste fide performansı ve pythium deliense üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında, domateste tohum ekimiyle birlikte Glomus intraradices ve karışık mikorizal türlerden oluşan biyopreparat katkılı yetiştirme ortamlarının fide performansı ve yapay inokulasyon ile fide çürüklüğüne neden olan Pythium deliense'ye etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada sırasıyla steril toprak, kum ve perlit (YO1); beyaz torf, perlit ve vermikulit (YO2); beyaz torf, siyah torf ve perlit (YO3) ve beyaz torf, hindistan cevizi kabuğu, perlit (YO4) içerikli ortamlar test edilmiştir. Bitki gelişim parametreleri arasında bitki boyu, kök uzunluğu, gövde çapı, sürgün ve kök yaş ve kuru ağırlıkları arttırma bakımından en iyi ortamlar beyaz torf, hindistan cevizi kabuğu ve perlit içeğine sahip YO4 ve daha sonra beyaz torf, perlit ve vermikulit içeriğine sahip YO2 olmuştur. Mikorizal fungusların tek veya karışım halinde uygulanması sonucu en yüksek kolonizasyon oranları YO4 ve YO2'de gerçekleşmiştir. Güçlü bir kolonizasyonun gerçekleştiği bitkilerde bitki gelişim parametrelerinin arttırılmasına bağlı olarak bu ortamlarda Pythium deliense inokulasyonu sonrası hastalık şiddeti diğer ortamlara oranla daha düşük düzeyde gerçekleşmiştir. Bitkilerdeki toplam fenolik bileşiklerin seviyesi 24, 48 ve 72. saatlerde bu ortamlarda yetiştirilen bitkilerde ve mikorizal fungus patojen kombinasyonlarında kendi kontrollerine kıyasla daha yüksek olmuştur. Çalışmada sözkonusu ortamlara mikorizal fungus aşılamalarının fide kalitesini ve toplam fenolik bileşiklerin miktarını arttırarak hastalık şiddetini azalttığı ortaya konulmuştur.
Farklı yetiştirme ortamlarında glomus spp.'nin domateste fide performansı ve pythium deliense üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında, domateste tohum ekimiyle birlikte Glomus intraradices ve karışık mikorizal türlerden oluşan biyopreparat katkılı yetiştirme ortamlarının fide performansı ve yapay inokulasyon ile fide çürüklüğüne neden olan Pythium deliense'ye etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Çalışmada sırasıyla steril toprak, kum ve perlit (YO1); beyaz torf, perlit ve vermikulit (YO2); beyaz torf, siyah torf ve perlit (YO3) ve beyaz torf, hindistan cevizi kabuğu, perlit (YO4) içerikli ortamlar test edilmiştir. Bitki gelişim parametreleri arasında bitki boyu, kök uzunluğu, gövde çapı, sürgün ve kök yaş ve kuru ağırlıkları arttırma bakımından en iyi ortamlar beyaz torf, hindistan cevizi kabuğu ve perlit içeğine sahip YO4 ve daha sonra beyaz torf, perlit ve vermikulit içeriğine sahip YO2 olmuştur. Mikorizal fungusların tek veya karışım halinde uygulanması sonucu en yüksek kolonizasyon oranları YO4 ve YO2'de gerçekleşmiştir. Güçlü bir kolonizasyonun gerçekleştiği bitkilerde bitki gelişim parametrelerinin arttırılmasına bağlı olarak bu ortamlarda Pythium deliense inokulasyonu sonrası hastalık şiddeti diğer ortamlara oranla daha düşük düzeyde gerçekleşmiştir. Bitkilerdeki toplam fenolik bileşiklerin seviyesi 24, 48 ve 72. saatlerde bu ortamlarda yetiştirilen bitkilerde ve mikorizal fungus patojen kombinasyonlarında kendi kontrollerine kıyasla daha yüksek olmuştur. Çalışmada sözkonusu ortamlara mikorizal fungus aşılamalarının fide kalitesini ve toplam fenolik bileşiklerin miktarını arttırarak hastalık şiddetini azalttığı ortaya konulmuştur.
Çimde bazı toprak kökenli fungal hastalıklara karşı dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların etkileri
Bu tez çalışmasında, salisilik asit (SA), DL-β-amino-n-butirik asit (BABA) ve asibenzolar-s-metil (BION)'un farklı konsantrasyonlarının in vitro'da Rhizoctonia solani, Rhizoctonia cerealis ve Fusarium graminearum'un misel gelişmesi ve in vivo'da Lolium perenne (İngiliz çimi)'de hastalık şiddeti üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. SA in vitro'da katı ortamda artan konsantrasyonlarda patojenlerin misel gelişmesini azaltmış ve R. solani'nin 700 pmm, R. cerealis'in 300 ppm ve F. graminearum'un 1000 ppm'de tamamen durdurmuştur. Genel olarak, BABA ve BION konsantrasyon artışıyla patojenlerin misel gelişmesini azaltmıştır. Ancak, BABA'in farklı konsantrayonlarının katı ortamda, R. cerealis'in misel gelişimine etkisi olmamıştır. SA, BABA ve BION'un in vitro sıvı ortamda etkileri de katı ortama benzer olmuştur. SA (100, 300, 600 ppm), BABA ve BION (100, 500, 1000 ppm)'un 3 farklı dozunun R. solani, R. cerealis ve F. graminearum'un hastalık şiddeti üzerine etkileri in vivo'da denenmiştir. SA Rhizoctonia türlerinin hastalık şiddetini azaltmada daha başarılı olmuştur. SA'in 600 ppm dozu patojenlerin hastalık şiddetini sırasıyla %98.5, %96.3 ve %51.0 oranında azaltmıştır. BABA en yüksek konsantrasyonda F. graminearum'un hastalık şiddetini %94.6 oranında azaltmıştır. BION'un 1000 ppm dozunun test edilen 3 patojenin de hastalık şiddeti üzerine etkileri benzer oranlarda olmuş ve bu kimyasal patojenlerin hastalık şiddetini sırasıyla %86.2, %83.7 ve %85.2 oranında azaltmıştır. SA, BABA ve BION hastalık azaltıcı etkilerinin yanı sıra çim verimini de kontrole kıyasla arttırmıştır. SA, Rhizoctonia türlerine karşı çim veriminde sırasıyla %71.0 ve %76.3 artış sağlamıştır. BABA ve BION'un en yüksek konsantrasyonu F. graminearum'a karşı çim verimini sırasıyla %92.9 ve %71.1 arttırmıştır. SA, BABA ve BION in vitro ve in vivo'da toprak kökenli patojenlere karşı etki göstererek ümitvar sonuçlar vermiş ve hastalıkla mücadelede kullanım potansiyelleri olduğu ortaya konulmuştur.
Çimde bazı toprak kökenli fungal hastalıklara karşı dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların etkileri
Bu tez çalışmasında, salisilik asit (SA), DL-β-amino-n-butirik asit (BABA) ve asibenzolar-s-metil (BION)'un farklı konsantrasyonlarının in vitro'da Rhizoctonia solani, Rhizoctonia cerealis ve Fusarium graminearum'un misel gelişmesi ve in vivo'da Lolium perenne (İngiliz çimi)'de hastalık şiddeti üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. SA in vitro'da katı ortamda artan konsantrasyonlarda patojenlerin misel gelişmesini azaltmış ve R. solani'nin 700 pmm, R. cerealis'in 300 ppm ve F. graminearum'un 1000 ppm'de tamamen durdurmuştur. Genel olarak, BABA ve BION konsantrasyon artışıyla patojenlerin misel gelişmesini azaltmıştır. Ancak, BABA'in farklı konsantrayonlarının katı ortamda, R. cerealis'in misel gelişimine etkisi olmamıştır. SA, BABA ve BION'un in vitro sıvı ortamda etkileri de katı ortama benzer olmuştur. SA (100, 300, 600 ppm), BABA ve BION (100, 500, 1000 ppm)'un 3 farklı dozunun R. solani, R. cerealis ve F. graminearum'un hastalık şiddeti üzerine etkileri in vivo'da denenmiştir. SA Rhizoctonia türlerinin hastalık şiddetini azaltmada daha başarılı olmuştur. SA'in 600 ppm dozu patojenlerin hastalık şiddetini sırasıyla %98.5, %96.3 ve %51.0 oranında azaltmıştır. BABA en yüksek konsantrasyonda F. graminearum'un hastalık şiddetini %94.6 oranında azaltmıştır. BION'un 1000 ppm dozunun test edilen 3 patojenin de hastalık şiddeti üzerine etkileri benzer oranlarda olmuş ve bu kimyasal patojenlerin hastalık şiddetini sırasıyla %86.2, %83.7 ve %85.2 oranında azaltmıştır. SA, BABA ve BION hastalık azaltıcı etkilerinin yanı sıra çim verimini de kontrole kıyasla arttırmıştır. SA, Rhizoctonia türlerine karşı çim veriminde sırasıyla %71.0 ve %76.3 artış sağlamıştır. BABA ve BION'un en yüksek konsantrasyonu F. graminearum'a karşı çim verimini sırasıyla %92.9 ve %71.1 arttırmıştır. SA, BABA ve BION in vitro ve in vivo'da toprak kökenli patojenlere karşı etki göstererek ümitvar sonuçlar vermiş ve hastalıkla mücadelede kullanım potansiyelleri olduğu ortaya konulmuştur.
Bazı biyopreparatların domates bakteriyel kanser ve solgunluk hastalığı (clavibacter michiganensis subsp. michiganensis) üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında, saksı koşullarında bazı biyopreparatların (Mycosym, Symbion VAM, Endoroots, BM-Megaflu, Roa plus, gül posası kompostu ve karşılaştırma ilacı bakır) bitki gelişimi, domateste bakteriyel kanser ve solgunluk hastalığı etmeni Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis (Cmm), dayanıklılık parametrelerinden toplam fenolik bileşiklerin miktarı üzerine etkileri belirlenmiştir. Biyopreparatlardan kompost materyali yetiştirme ortamına karıştırılarak, mikorizal funguslar dikim yatağına, Roa plus ve BM-Megaflu dikimden hemen sonra kök civarına ve bakır ise koruyucu olarak uygulamıştır. Biyopreparatlar Cmm'in hastalık şiddetini ve nekroz boyunu sırasıyla %14,4-35,1 ve %41,5-52,1 oranlarında azaltmıştır. Roa plus ve BM-Megaflu bitki boyu ve gövde çapını kontrole kıyasla yüksek oranda arttırmıştır. Roa plus kök ve gövde yaş ve kuru ağırlıklarını arttırmada daha başarılı olmuştur. Hastalık inokulasyonu yapıldığı durumda bitki gelişim parametrelerinde belirli bir düzeyde azalma gözlense de sözkonusu preparatlar bitki gelişimini arttırmada aynı başarıyı göstermiştir. Endoroots, Mycosym ve Symbion VAM domates köklerinde sırasıyla %50,8, %60,6 ve % 65.2 oranlarında kolonize olmuşlardır. Hastalık inokulasyonu yapıldığı durumda kolonizasyon oranları belirli bir oranda düşüş gösterse de %40'ın üzerinde olmuştur. Toplam fenolik bileşiklerin miktarı, tüm uygulamalarda kontrole kıyasla artış göstermiştir. Sadece patojen uygulanan bitkilerde patojen stresi nedeniyle toplam fenolik birleşiklerin miktarında artış olmuştur. Ancak, biyopreparatların patojen ile kombinasyonlarında toplam fenolik bileşik miktarları daha da artış göstermiştir. Sonuç olarak biyopreparalar arasında Roa plus ve BM-Megaflu hastalık ve bitki gelişimi üzerine ümitvar sonuçlar vermiş ve hastalıkla mücadele programında destekleyici olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
Bazı biyopreparatların domates bakteriyel kanser ve solgunluk hastalığı (clavibacter michiganensis subsp. michiganensis) üzerine etkileri
Bu tez çalışmasında, saksı koşullarında bazı biyopreparatların (Mycosym, Symbion VAM, Endoroots, BM-Megaflu, Roa plus, gül posası kompostu ve karşılaştırma ilacı bakır) bitki gelişimi, domateste bakteriyel kanser ve solgunluk hastalığı etmeni Clavibacter michiganensis subsp. michiganensis (Cmm), dayanıklılık parametrelerinden toplam fenolik bileşiklerin miktarı üzerine etkileri belirlenmiştir. Biyopreparatlardan kompost materyali yetiştirme ortamına karıştırılarak, mikorizal funguslar dikim yatağına, Roa plus ve BM-Megaflu dikimden hemen sonra kök civarına ve bakır ise koruyucu olarak uygulamıştır. Biyopreparatlar Cmm'in hastalık şiddetini ve nekroz boyunu sırasıyla %14,4-35,1 ve %41,5-52,1 oranlarında azaltmıştır. Roa plus ve BM-Megaflu bitki boyu ve gövde çapını kontrole kıyasla yüksek oranda arttırmıştır. Roa plus kök ve gövde yaş ve kuru ağırlıklarını arttırmada daha başarılı olmuştur. Hastalık inokulasyonu yapıldığı durumda bitki gelişim parametrelerinde belirli bir düzeyde azalma gözlense de sözkonusu preparatlar bitki gelişimini arttırmada aynı başarıyı göstermiştir. Endoroots, Mycosym ve Symbion VAM domates köklerinde sırasıyla %50,8, %60,6 ve % 65.2 oranlarında kolonize olmuşlardır. Hastalık inokulasyonu yapıldığı durumda kolonizasyon oranları belirli bir oranda düşüş gösterse de %40'ın üzerinde olmuştur. Toplam fenolik bileşiklerin miktarı, tüm uygulamalarda kontrole kıyasla artış göstermiştir. Sadece patojen uygulanan bitkilerde patojen stresi nedeniyle toplam fenolik birleşiklerin miktarında artış olmuştur. Ancak, biyopreparatların patojen ile kombinasyonlarında toplam fenolik bileşik miktarları daha da artış göstermiştir. Sonuç olarak biyopreparalar arasında Roa plus ve BM-Megaflu hastalık ve bitki gelişimi üzerine ümitvar sonuçlar vermiş ve hastalıkla mücadele programında destekleyici olarak kullanılabileceği ortaya konulmuştur.
Elmada hasat sonrası penicillium expansum (Link.) ve botrytis cinerea (Pers.: Fr.)'nın mücadelesinde dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların etkisi
Bu tez çalışmasında, elmada en önemli hasat sonu hastalıklara neden olan Botrytis cinerea (Pers.:Fr.) ve Penicillium expansum (Link.)'a karşı dayanıklılığı teşvik edici kimyasallardan kitosan, metil jasmonat, salisilik asit ve silikon'un in vitro ve in vivo etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, in vitro'da kimyasalların patojenlerin misel gelişmesine, in vivo'da ise Golden Delicious elma meyvelerinde hastalık gelişimi, meyvede oluşan önemli dayanıklılık mekanizmalarından fenilalanin amonyum liyaz (PAL), skopoletin, skoparon, lignin aktivasyonları, önemli bir mikotoksin olan patulin oluşumu ve meyve kalite kriterleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. In vitro testlerde, dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların B. cinerea ve P. expansum'un misel gelişimine etkilerinin belirlenmesi amacıyla, Patates Dekstroz Agar (PDA)'da kitosan ve silikonun %0.025, %0.05, %0.075, %0.1, %0.15, %0.2, %0.25, %0.3, metil jasmonat ve salisilik asitin 250, 500, 750, 1000, 1500, 2000, 2500 ve 3000 ppm'lik konsantrasyonları denenmiştir. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasal uygulamaları B. cinerea ve P. expansum'un misel gelişimini doz artışıyla orantılı olarak azaltmıştır. Ancak kitosanın %0.2, %0.25, %0.3 ve salisilik asitin 2500, 3000 ppm'lik konsantrasyonlarının patojenlerin misel gelişimini tamamen engellediği tespit edilmiştir. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların in vivo'da B. cinerea ve P. expansum'a karşı etkilerinin belirlenmesi için kitosanın %0.1, %0.2, %0.3, metil jasmonat ve salisilik asitin 1000, 1500 ve 2000 ppm, silikonun %0.25, %0.5 ve %1'lik; fungisit olarak thiabendazole'un ise 1000 ppm'lik dozları daldırma yöntemiyle elma meyvelerine uygulanmıştır. Patojen inokulasyonlarının ardından meyveler 2-4°C'de 75 gün soğuk hava deposunda depolanmıştır. Deneme süresi sonunda meyvelerdeki çürüklük oranları (%) değerlendirilmiştir. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların her iki patojen ile inokulasyon yapılmış meyvelerde çürük oluşumunu azalttığı belirlenmiştir. B. cinerea'nın neden olduğu çürüklüğe karşı silikon en etkili olmasına rağmen %0.5 ve %1'lik dozlarında yüksek fitotoksisite belirlenmiştir. Bu nedenle B. cinerea'nın neden olduğu çürümeye karşı kitosan fitotoksisiteye neden olmayan en etkili kimyasal olmuştur. Benzer şekilde, P. expansum'un neden olduğu çürüklüğe karşı kitosan en etkili uygulama olmuştur. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasal uygulamaları meyvede PAL aktivitesini kontrole kıyasla yüksek oranda arttırmıştır. Doz uygulamalarına bağlı olarak meydana gelen artışlar benzer istatistiksel grupta yer almasına karşın en yüksek artış B. cinerea'ya karşı kitosanın %0.3'lük, P. expansum'a karşı salisilik asitin 2000 ppm uygulamasında belirlenmiştir. Meyvedeki her iki patojene karşı fitoaleksin aktivitesi değerlendirildiğinde; skopoletin sentezinin dayanıklılığı teşvik edici tüm kimyasallar tarafından arttırıldığı görülmüştür. Her iki patojen içinde tüm kitosan dozlarının skopoletin artışını sağlayan en etkili uygulamalar olmuştur. Ayrıca her iki patojen için skoparon artışını teşvik eden uygulama kitosan olurken, metil jasmonat ve salisilik asitte skoparon artışına rastlanmamıştır. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların uygulanması deneme süresi sonunda meyvelerde lignin miktarında artış sağlamış, her iki patojene karşı en fazla lignin üretiminin silikon uygulamalarında gerçekleştiği tespit edilmiştir. P. expansum'un neden olduğu patulin oluşumuna karşı tüm uygulamalar etkili olurken kitosanın tüm dozlarında mikotoksin oluşumu tamamen engellenmiştir. Depolama süresi sonunda meyve kalite kriterleri değerlendirildiğinde, meyve eti sertliğini korumada her iki patojen için en yüksek etkiyi metil jasmonat ve salisilik asit uygulamaları sağlamıştır. Ancak uygulamaların suda çözülebilir kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarında azalma olurken meyvenin pH'sı üzerine önemli bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, dayanıklılığı teşvik edici kimyasal kullanımının elmadaki hasat sonu hastalıkları engellemede etkili olduğu görülmüştür.
Elmada hasat sonrası penicillium expansum (Link.) ve botrytis cinerea (Pers.: Fr.)'nın mücadelesinde dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların etkisi
Bu tez çalışmasında, elmada en önemli hasat sonu hastalıklara neden olan Botrytis cinerea (Pers.:Fr.) ve Penicillium expansum (Link.)'a karşı dayanıklılığı teşvik edici kimyasallardan kitosan, metil jasmonat, salisilik asit ve silikon'un in vitro ve in vivo etkileri araştırılmıştır. Çalışmada, in vitro'da kimyasalların patojenlerin misel gelişmesine, in vivo'da ise Golden Delicious elma meyvelerinde hastalık gelişimi, meyvede oluşan önemli dayanıklılık mekanizmalarından fenilalanin amonyum liyaz (PAL), skopoletin, skoparon, lignin aktivasyonları, önemli bir mikotoksin olan patulin oluşumu ve meyve kalite kriterleri üzerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. In vitro testlerde, dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların B. cinerea ve P. expansum'un misel gelişimine etkilerinin belirlenmesi amacıyla, Patates Dekstroz Agar (PDA)'da kitosan ve silikonun %0.025, %0.05, %0.075, %0.1, %0.15, %0.2, %0.25, %0.3, metil jasmonat ve salisilik asitin 250, 500, 750, 1000, 1500, 2000, 2500 ve 3000 ppm'lik konsantrasyonları denenmiştir. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasal uygulamaları B. cinerea ve P. expansum'un misel gelişimini doz artışıyla orantılı olarak azaltmıştır. Ancak kitosanın %0.2, %0.25, %0.3 ve salisilik asitin 2500, 3000 ppm'lik konsantrasyonlarının patojenlerin misel gelişimini tamamen engellediği tespit edilmiştir. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların in vivo'da B. cinerea ve P. expansum'a karşı etkilerinin belirlenmesi için kitosanın %0.1, %0.2, %0.3, metil jasmonat ve salisilik asitin 1000, 1500 ve 2000 ppm, silikonun %0.25, %0.5 ve %1'lik; fungisit olarak thiabendazole'un ise 1000 ppm'lik dozları daldırma yöntemiyle elma meyvelerine uygulanmıştır. Patojen inokulasyonlarının ardından meyveler 2-4°C'de 75 gün soğuk hava deposunda depolanmıştır. Deneme süresi sonunda meyvelerdeki çürüklük oranları (%) değerlendirilmiştir. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların her iki patojen ile inokulasyon yapılmış meyvelerde çürük oluşumunu azalttığı belirlenmiştir. B. cinerea'nın neden olduğu çürüklüğe karşı silikon en etkili olmasına rağmen %0.5 ve %1'lik dozlarında yüksek fitotoksisite belirlenmiştir. Bu nedenle B. cinerea'nın neden olduğu çürümeye karşı kitosan fitotoksisiteye neden olmayan en etkili kimyasal olmuştur. Benzer şekilde, P. expansum'un neden olduğu çürüklüğe karşı kitosan en etkili uygulama olmuştur. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasal uygulamaları meyvede PAL aktivitesini kontrole kıyasla yüksek oranda arttırmıştır. Doz uygulamalarına bağlı olarak meydana gelen artışlar benzer istatistiksel grupta yer almasına karşın en yüksek artış B. cinerea'ya karşı kitosanın %0.3'lük, P. expansum'a karşı salisilik asitin 2000 ppm uygulamasında belirlenmiştir. Meyvedeki her iki patojene karşı fitoaleksin aktivitesi değerlendirildiğinde; skopoletin sentezinin dayanıklılığı teşvik edici tüm kimyasallar tarafından arttırıldığı görülmüştür. Her iki patojen içinde tüm kitosan dozlarının skopoletin artışını sağlayan en etkili uygulamalar olmuştur. Ayrıca her iki patojen için skoparon artışını teşvik eden uygulama kitosan olurken, metil jasmonat ve salisilik asitte skoparon artışına rastlanmamıştır. Dayanıklılığı teşvik edici kimyasalların uygulanması deneme süresi sonunda meyvelerde lignin miktarında artış sağlamış, her iki patojene karşı en fazla lignin üretiminin silikon uygulamalarında gerçekleştiği tespit edilmiştir. P. expansum'un neden olduğu patulin oluşumuna karşı tüm uygulamalar etkili olurken kitosanın tüm dozlarında mikotoksin oluşumu tamamen engellenmiştir. Depolama süresi sonunda meyve kalite kriterleri değerlendirildiğinde, meyve eti sertliğini korumada her iki patojen için en yüksek etkiyi metil jasmonat ve salisilik asit uygulamaları sağlamıştır. Ancak uygulamaların suda çözülebilir kuru madde miktarı, titre edilebilir asit miktarında azalma olurken meyvenin pH'sı üzerine önemli bir etkisi olmadığı saptanmıştır. Sonuç olarak, dayanıklılığı teşvik edici kimyasal kullanımının elmadaki hasat sonu hastalıkları engellemede etkili olduğu görülmüştür.