Theses supervised by Doç. Dr. Sami Baskın
17 theses · Tokat Gaziosmanpaşa University
Yunus Emre Enstitüsü "Yedi İklim Türkçe" öğretim setinin değerler eğitimi açısından incelenmesi (A1-A2 örneği)
Bu araştırmada, Yunus Emre Enstitüsüne ait Yedi İklim Türkçe setinin, Maarif Vakfı tarafından Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metnine bağlı kalarak düzenlenen Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programı'nda bulunan değerlere yer vermesi bakımından durumunun incelenmesi amaçlamıştır. Doküman analizi kullanılan bu araştırmada evren yabancılara Türkçe öğretimi için kullanılan ders kitapları, örneklem ise Yunus Emre Enstitüsü Yedi İklim Türkçe seti A1 ve A2 ders ve çalışma kitaplarından oluşturmaktadır. Çalışmanın, Yunus Emre Enstitüsüne ait bu kitaplarla sınırlandırılmasının sebebi kurumun Türk dilini ve kültürünü tanıtmak amacıyla kurulmuş bir kurum olmasıdır. Bu sebeple kurulan bir kurum tarafından hazırlanan ders kitaplarının değer aktarımına ne denli yer verdiğini tespit etmek önem arz etmektedir. Maarif Vakfı tarafından hazırlanan ve bu alanda öncü program olan Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programı'nda değerler eğitimine yer verilmiş olup bu değerler Millî Eğitim Bakanlığınca hazırlanan 2019 Türkçe Dersi Öğretim Programında yer verilen on kök değer ve estetik değerinden oluşmaktadır. Çalışmada örneklem olarak ele alınan ders ve çalışma kitaplarının her birinde sekizer ünite bulunmaktadır. Bu ünitelerde yer alan tüm okuma, dinleme metinleri ve etkinliklerde yer alan metinler sözü geçen değerlere yer verilip verilmemesi bakımından incelenmiştir. Bulgular her kitap için ayrı ayrı, her ünite için ayrı ayrı ve tüm kitaplar için olmak üzere sayısal veriler halinde tablolaştırılarak sunulmuştur ve değerlerin dağılımı frekans ve yüzde olarak belirtilmiştir, değerlerin rastlandığı cümleler ve bu cümlelerin sayfa numaralarına da bulgular bölümünde yer verilmiştir. İlgili değerlerden estetik ve adalet değeri en az rastlanan değerler olurken en sık rastlanan değerler ise sevgi ve yardımseverlik değerleri olmuştur. Araştırma sonucunda temel düzel A1 ve A2 seviyesi için hazırlanan kitapların değer aktarımı konusunda yeterli olduğu, başlangıç düzeyinde değer aktarımı öncelikli hedef olmamasına rağmen birçok metinde ve etkinlikte değer aktarımına rastlanması hedef dilin öğretilmesi bakımından öğreticiye büyük kolaylıklar sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Anahtar Kelimeler: Değer, Yabancılara Türkçe Öğretimi, Türkçe Eğitimi
Türkçe dil alanları için uyarlanmış etkinlik örnekleri
Türkçe dersinde bilgi aktarımından ziyade becerilerin geliştirilmesine odaklanılmaktadır. Bu yüzden dil alanlarının (okuma, yazma, dinleme, konuşma, dil bilgisi, kelime öğretimi) geliştirilmesinde yeni etkinliklere, farklı bir yaklaşımla hazırlanmış öğrenme tasarılarına her zaman ihtiyaç vardır. Bu çalışmanın amacı, yabancı kaynaklarda yer alan beceri temelli etkinliklerin Türkçe dersinde kullanılabilecek şekilde uyarlanmasıdır. Bu kapsamda, dil öğretiminde yer alan temel becerilerden okuma, yazma, dinleme ve konuşma ile alt beceriler olan dil bilgisi ve kelime öğretimi kategorilerine yönelik kaynaklar taranmıştır. Yabancı kaynaklardan elde edilen ders etkinliklerinden Türkiye'deki ders kitaplarında var olmayanlar derlenmiş, Türkçe dersine uyarlanmış ve belirli bir düzen takip edilerek sınıflandırılmıştır. Bu düzen, beceri performanslarına dayanmaktadır. Etkinlikler genellikle basit becerilerden daha karmaşık ve kapsamlı becerilere doğru sıralanmıştır. Türkçe dersine uyarlanan etkinliklerin seçiminde etkinliklerin belirli bir bilgiyi ölçmesi, etkinliklerin güncel ve uygulanabilir olması, sınıf içinde uygulanabilecek kısalıkta olması gibi ölçütler göz önünde bulundurulmuştur. Uyarlama esnasında etkinliklerin çeşitlilik, etkinlik, güncellik, değiştirilebilirlik, anlaşılabilirlik arz etmesi için alan uzmanlarına danışılmış, onların dönütleri doğrultusunda da düzeltme ve eklemeler yapılmıştır. Çalışma sonucunda Türkçe derslerinde öğretmenlerin her seviyede ve beceride en az bir etkinliği bulabilecekleri bir eser elde edilmiştir. Öğretmenler buradaki etkinlikleri kendi sınıflarında uygulayabilecekleri gibi bunları kendi sınıflarına uyarlayabilirler. Bu uygulama veya uyarlamalar onlara geleneksel ölçme ve değerlendirme yöntemlerinden kurtulma, yenilikçi alternatifler ile dersi işleme, dil becerilerini etkinlik temelli geliştirme gibi modern eğitim imkanları sunacaktır.
Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde kültür aktarımı: Babam ve Oğlum filmi örneği
Tarih sahnesinde eskiden beri var olan Türkler, diğer toplumlarla dini, siyasi, ekonomik, askeri birçok farklı etkenden dolayı etkileşim içerisinde olmuş, bu durum da Türklerle iletişime geçmek isteyen diğer toplulukların Türkçe öğrenmelerine zemin hazırlamıştır. İlk Türk devletlerinden Osmanlı dönemine, oradan da günümüze kadar yabancılara Türkçe öğretimi ya da daha doğru bir ifadeyle Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi amaç, ortam, yöntem değişse de canlılığını koruyarak devam etmiştir. 90'lı yıllardan beri yaşanan çeşitli gelişmeler Türkiye'nin bulunduğu konum itibariyle öneminin artmasını sağlamış; başta Ortadoğu, Kuzey Afrika, Balkanlar olmak üzere çeşitli coğrafyalardan milletlerin Türkiye ve Türkçeye olan ilgisi yoğunlaşmıştır. Bu bağlamda Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi daha da önem kazanmıştır. Türkçenin yabancı dil olarak öğretimi alanında oluşan ihtiyacı daha planlı ve profesyonel bir biçimde karşılamak için Türkiye Maarif Vakfı, Yunus Emre Enstitüsü ve farklı üniversiteler bünyesinde Türkçe öğretim merkezleri açılmıştır. 2019 yılında ise Maarif Vakfı bu alanda kullanılmak üzere Diller İçin Avrupa Ortak Başvuru Metni'ne dayanarak "Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi Programı" hazırlamıştır. Öğrenci merkezli eğitim anlayışıyla hazırlanan bu programlarda kültür aktarımı kavramı üzerinde de durulmuştur. Bir dilin yetkin bir biçimde kullanılması için temel dil becerilerine hakim olmanın yanı sıra hedef dilin ait olduğu toplumun kültürünü tanımak gerekmektedir. Bu yüzden Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde aynı zamanda kültür aktarımı da yapmak son derece önemlidir. Filmler, dil öğretimi yaparken kültür aktarımına da imkân tanıyan önemli materyaller arasında yer almaktadır. Öğrencilerin derse karşı ilgilerini çekmek ve onların motivasyonlarını yükselmenin yanında filmler, hedef dilin günlük yaşam içerisinde doğal kullanım halini gösterirken aynı zamanda o topluma ait birçok kültürel ögeyi de izleyicilere tanıtır. Bu araştırmanın amacı filmlerin Türkçenin yabancı dil olarak öğretiminde kültür aktarımı açısından önemli bir kaynak olduğunu göstermektir. Bu amaç doğrultusunda ilgili alan uzmanları tarafından Türk dilini ve kültürünü iyi bir biçimde yansıttığı düşünülen "Babam ve Oğlum" filmi öğrencilere izletilmek üzere belirlenmiştir. Daha sonra öğrencilerin film sayesinde kültürel unsurları fark edip etmediklerini tespit etmeye yönelik hazırlanan etkinlik alan uzmanları tarafından incelendikten sonra Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Türkçe Uygulama Merkezinde bulunan B2 seviyesindeki 24 öğrenci ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi bünyesinde bulunan Türkçe Öğretim Uygulama ve Araştırma Merkezindeki C1 seviyesindeki 34 öğrenci ile uygulama yapılmıştır. Etkinlikten elde edilen veriler nitel araştırma modellerinden içerik analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Elde edilen sonuca göre filmlerin kültür aktarımı konusunda etkili bir materyal olduğu görülmüştür. Anahtar kelimeler: Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretimi, Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Materyal Kullanımı, Türkçenin Yabancı Dil Olarak Öğretiminde Filmlerin Yeri
Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde reklam filmlerinin kullanımı
Çalışmada Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde kalıp ifadelerin öğretimi konusu için reklam filmlerinin bir araç olarak kullanılıp kullanılamayacağının tespiti amaçlanmıştır. Çalışmanın amacına uygun olarak karma yöntem desenlerinden keşfedici sıralı karma desen kullanılmıştır. Çalışmanın nitel araştırma kısmında doküman analizi, nicel kısmında ise ön-test son-test gruplu yarı deneysel desen kullanılmıştır. Çalışmanın örneklemini 10 reklam filmi oluşturmaktadır. Bu reklam filmleri Avrupa Ortak Başvuru Metninde yer alan kazanımlara göre belirlenmiştir. Reklam filmlerinde tespit edilen kalıp sözlerden hareketle Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde kullanılmak üzere özgün etkinlik önerisi tasarlanmış ve etkileri ölçülmek üzere B1 seviyesine Türkçe öğrenen öğrencilere uygulanmıştır. Uygulamaya 2022-2023 eğitim öğretim yılının güz döneminde bir devlet üniversitesinin Türkçe Öğretim Merkezinde (TÖMER), öğretim gören B1 düzeyi 42 öğrenci katılmıştır. Elde edilen veriler, SPSS21 programından yararlanılarak analiz edilmiştir. Deney ve kontrol gruplarının akademik başarıları ön test ve son test düzeyleri deney ve kontrol gruplarına göre farklılaşmasının belirlenmesine ait Mann Whitney-U testi kullanılmıştır. Deney grubu öğrencileri akademik başarılarının ön test ve son test düzeyleri arasındaki farklılığın belirlenmesine ve kontrol grubu öğrencileri akademik başarılarının ön test ve son test düzeyleri arasındaki farklılığın belirlenmesine ait verilere Wilcoxon testi kullanılarak ulaşılmıştır. Bu testlerin sonucunda Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde reklam filmi etkinlileriyle öğrenim gören öğrencilerin daha başarılı olduğu ve etkinliklerin akademik başarıyı artırdığı ortaya çıkmıştır. Bu yüzden dilsel birimlerin öğretimi için bağlamı sınıfa taşıyan, kısa zamanda izlenebilen, kurgusu ve görselleri bakımından dikkat çekici olan bu reklam filmlerinin Türkçenin yabancı bir dil olarak öğretiminde daha çok kullanılabilmesi için ders kitaplarına eklenmesi, uygun etkinlikler tasarlanarak öğrenme ortamına dâhil edilmesi gerekmektedir.
Türkçe öğrenen Suriyeli kadınların dil öğrenme stratejileri üzerine bir değerlendirme
2011 yılında Suriye'deki iç karışıklıktan kaçanların önemli bir kısmı Türkiye'ye sığındı. Türkiye'ye gelen bu mültecilerin arasında kadınların sayısı azımsanmacak kadar çoktu. Kadınlar hem kültürel hazırbulunmuşlukları hem de sosyo-psikolojik yapıları gereği geldikleri bu yeni ortama uyum sağlamakta biraz geciktiler. Bu, Türkiye'de uzun süredir yaşıyor olmalarına rağmen Türkçeyi öğrenmeyen veya çok az öğrenen bir kadın topluluğu ortaya çıkardı. Çeşitli kurumlar, bu durumun aşılması ve toplumsal entegrasyonun tamamlanması için projeler geliştirmektedir. Bu çalışma, Türkçe öğrenen Suriyeli kadınların dil öğrenirken hangi stratejileri kullandıkları tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Veriler, iyi derecede İngilizce bilen ve A1-A2 seviyesinde Türkçe öğrenmekte olan kadınlardan toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak R. L. Oxford'un geliştirdiği Language Learning Strategy Questionnaire (LLSQ) isimli Dil Öğrenme Strateji Envanteri'nin orijinal hali ile toplanmıştır. Bu envanterde; konuşma, yazma, okuma ve dinleme becelerinin gelişiminde uygulanan stratejilerin durumunu 20'şer soruyla ölçen 5'li likert tipinde 80 soru yer almaktadır. Veriler, A1 ve A2 kurlarının sonunda toplanmıştır. Hem Suriyeli kadın, hem İngilizce bilmek, hem de hâlihazırda bir Türkçe kursuna devam ediyor olmak gibi şartlar çalışma grubunu oldukça sınırlandırmıştır. Bu yüzden anket sadece yirmi gönüllü öğrenci tarafından cevaplandırılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Suriye'den gelen mülteci kadınların Türkçe öğrenirken konuşma becerilerini geliştirmek için sosyal stratejilerden başkalarıyla konuşma, soru sorma ve telafi stratejilerden tahmin etme, duyuşsal stratejilerden ise kaygıyı azaltma ve kendini cesaretlendirme alt stratejilerini tercih ettiği görülmüştür. Yazma becerileri için bu öğrenenler, üstbilişsel stratejilerden kendini kontrol etme ve öğrenmeyi düzenlemeye sıkla başvurmuştur. Dinleme becerilerinin gelişimi için sosyal stratejilerden konuşma, soru sorma ve öğrenmeyi merkeze alma en fazla kullanılan alt stratejilerdir. Okuma becerilerinin gelişimi için de tahmin etme, sözcük uydurma, ana dilden yardım alma alt staratejileri yoğunlukla kullanılmıştır. Genel olarak bütün bölümlerde duyuşsal stratejilerden kaygıyı azaltmaya ve kendini cesaretlendirmeye sıklıkla başvurduğu; örgütlenme, kendini kontrol etme, konu seçme, hedeflerini belirleme alt staratejilerine ise genellikle başvurulmadığı tespit edilmiştir.
Batı trakya'da iki dillilik ve Türkçenin öğretimi: İskeçe örneği
Balkan Yarımadası Türkiye Cumhuriyeti açısından oldukça anlamlı ve önemli bir bölgedir. Osmanlı Devleti döneminde uzun yıllar Türk yurdu olan Balkanlarda özellikle 19. yüzyılda yoğun toprak kayıpları yaşanmış ve zamanla bu coğrafya kaybedilmiştir. Ancak bu topraklarda azımsanmayacak ölçüde Türk nüfusu kalmıştır. Batı Trakya da Balkan Savaşları sonrasında Yunanistan yönetimine verilerek kaybettiğimiz, bugün hâlâ önemli ölçüde Türk varlığının olduğu bir bölgedir. Bu çalışmanın amacı; Batı Trakya'nın İskeçe şehrindeki Türkçe öğretimini, iki dilliliği, Türk kimliğinin mevcut durumunu incelemektir. Nitel bir çalışma olan bu araştırmada fenomenoloji deseni kullanılmıştır. Veriler ise görüşme tekniğiyle toplanmıştır. Bu bağlamda İskeçeli olup halihazırda Türkiye'de üniversite okuyan 10 öğrenci, daha önce Türkiye'de üniversite eğitimi almış kırk yaş altı 13 ve kırk yaş üstü 9 kişiyle görüşmeler yapılmıştır. Elde edilen veriler kategorileştirilerek bulgular ve yorum kısmında analiz edilmiştir. Araştırmanın sonucunda: Lozan Antlaşması'na dayalı olarak İskeçe'deki Türk azınlık okullarında okul öncesi dönemi hariç çift dilli (Türkçe ve Yunanca) eğitim yapıldığı ve bu okullarda yıllardır çözüm bekleyen güncel ders kitabı, okul binası şartları, nitelikli öğretmen sorunu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Batı Trakya Türk Azınlığı mensubu İskeçeli bireylerin büyük bölümünün Türkçeyi ilk olarak aile ortamında öğrendiği, bazılarının ise ana dilinin Pomakça olduğu ve bu kesimin Türkçeyi çoğunlukla okul döneminde öğrendiği görülmüştür. Bu durum ise Bölgede Türkçe öğretimini zorlaştıran bir faktördür. Batı Trakya Türk azınlığının önemli bir kısmı devletin Türk kimliğine yönelik engelleme ve baskıcı tutumunun olduğu görüşündedir. Buna rağmen azınlık halkı kendini hâlâ Türk olarak konumlandırmakta, kültürünü de Türk kültürü olarak tanımlamaktadır, Türkiye'yi ise ana vatan olarak nitelendirmektedir. Bu sebeple de üniversite çağındaki birçok genç lisans, yüksek lisans gibi eğitimleri Türkiye'de almaktadır. Katılımcıların geneli üniversite eğitimi sonrasında Batı Trakya'ya dönüp o bölmeye hizmet etmek istemektedir. Türkiye'deki kişilerin ise Batı Trakya Türk azınlığından bîhaber olması bu kesimi üzen bir durumdur. Bu durumun aşılması için Türkiye'nin bölgeyi tanıtmaya yönelik çeşitli faaliyetler yapması beklenilen bir durumdur. Ayrıca Batı Trakya Türk azınlığı eğitimi sorunları doğrudan diplomasiye dayadığı için bu konuda iki ülkenin çözüme odaklı adımlar atması beklenmektedir. Anahtar Kelimler: Batı Trakya Türk Azınlığı, İskeçe, İki Dillik, Türkçe Öğretimi
0-24 ay arası bebeklerde dil edinim süreci ve dil gelişimini destekleyen etkinlik örnekleri
Dil, iletişimi sağlamak amacıyla kullanılan en önemli ve etkili araçtır. Bebeklerin dil serüveni anne karnında başlamakla birlikte doğduktan sonra da hızlı bir şekilde devam etmektedir. Bebekler dil gelişimi açısından doğdukları andan itibaren alıcı konuma gelirler. Belli bir süre sonra insan seslerini hatta annelerinin seslerini bile diğer seslerden ayırt edebilirler. Bebeklerin ağlama seslerinde de zamanla farklılıklar görülmektedir. İhtiyaçlar farklılaştıkça ağlama sesleri de onlara göre şekillenir. Bebeğin ağlamasının onun ihtiyaçlarını karşılayan kişi için bir anlamı olsa da bebek henüz dikkat çekmek için ağlama aracını kullanmamaktadır. Bu dönemde ağlama daha çok açlık, soğuk ya da sıkıntı gibi içsel durumlara verilen içgüdüsel bir yanıttır. Devam eden süreç içerisinde bebeğin dil gelişimi ile birlikle ağlama davranışında ters orantılı bir şekilde azalma görülmektedir. Dil gelişimi ile beyin arasında yakın bir ilişki olmakla beraber beyin gelişiminin yaklaşık %70'inin kazanıldığı 3 yaşına kadar belirgin bir şekilde anlamlandırılmış dil ediniminin ortaya çıkması beklenmektedir. Doğumdan sonraki ilk 3 ayda dil gelişimi ses düzeyinde, 3-9 ay arası kelime parçası, 9-18 ay arası cümle düzeyinde, 18-36 ay arasında ise anlam düzeyinde dil edinimi gerçekleşir. Dil edinimindeki bu sıralama aynı kalırken bu gelişimin hızı fizyolojik ve genetik özellikler, cinsiyet, bilişsel ve nörolojik gelişim, sosyal çevre ve etkileşim, aile-çocuk arasındaki sözel iletişim düzeyi, sosyoekonomik ve sosyokültürel özellikler gibi çeşitli faktörlerden etkilenebilmektedir. Bu çalışmanın amacı 0-24 ay arasındaki bebeklerin dil gelişim süreçlerinin ne şekilde ilerlediğini gözlemlemek ve bu aylarda bebeklerin dil gelişimini destekleyecek etkinlik önerilerini sunmaktır. Çalışmanın verileri, bir annenin 0-24 ay arasındaki bir bebeği için tuttuğu günlükler ve gözlem notlarından elde edilmiştir. Günlükler ve gözlem, nitel araştırma olanakları göz önünde bulundurularak incelenmiş, 0-24 ay arası aylardaki dil gelişimine ait elde edilen sonuçlar literatürdeki bilgilerle karşılaştırılmıştır. Sonuçlar, 0-24 ay arası aylardaki dil gelişimini gösterdiği gibi çocuğun dil edinimi sürecinde nasıl ve hangi etkinliklerle desteklenmesi gerektiğini de açığa çıkarmaktadır. Çalışma sonucunda, literatürde var olan dil edinim süreçlerinin incelenen bebeğin gelişimiyle çoğunlukla uyumlu olduğu, bazı özelliklerin ise farklılıklar gösterdiği, bebeklerin kendileri için hazırlanan etkinliklere olumlu tepkiler verdiği görülmüştür.
Dil eğitimi akademik alanına ilişkin bir değerlendirme: Web of Scıence veri tabanına dayalı bibliyometrik inceleme
Araştırma, Web of Science (WoS) veri tabanından elde edilen ve "Language" (dil) anahtar kelimesini içeren 6017 makalenin kapsamlı bir bibliyometrik analizini sunmaktadır. Araştırmanın temel amacı, 2014-2023 yılları arasında yayınlanan dil temalı makalelerin durum tespitini yapmak ve alana yönelik bilgiler sunmaktır. Çalışma kapsamında, WoS veri tabanındaki veriler betimsel ve nicel olarak analiz edilmiştir. Betimsel analizde frekans ve yüzdeler oluşturulurken, bibliyometrik analizde bilimsel bilgi paylaşım araçlarının değişik yöntemler ile analiz edilmesi ve verilerin çeşitli parametreler göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi yapılmıştır. Ayrıca, VOSviewer yazılımı kullanılarak elde edilen veriler bilimsel haritalama yöntemleri ile görselleştirilmiştir. Araştırma, WoS veri tabanında SCI-E, SSCI ve A&HCI indekslerinde yer alan ve "Language" anahtar kelimesi ile sınırlanan makaleleri incelemiştir. Bu süreçte, eğitim kategorilerindeki çalışmalar dikkate alınmıştır. Toplanan veriler, atıf istatistikleri, araştırma alanı, yayınlandığı dergi, yazar bilgileri, yazarın bağlı olduğu kurum, finansal destekleyiciler, yayınlandığı ülke ve dil, yayın yılı ve anahtar kelime analizi gibi çeşitli parametreler dikkate alınarak tablolar ve grafikler halinde sunulmuştur. Çalışmanın bulguları, dil araştırmalarının eğitim ve dilbilim alanlarında yoğunlaştığını göstermektedir. Ayrıca, dil araştırmalarının hem teorik hem de pratik yönlerinin akademik araştırmaların odak noktası olduğunu ve bu çalışmaların disiplinler arası doğasının, farklı akademik alanlarda geniş uygulanabilirliğini vurgulamaktadır. Elde edilen bulgular, dil eğitimi araştırmalarının mevcut durumu ve eğilimleri hakkında kapsamlı bir bakış sunmakta ve gelecekteki araştırma yönlerine ışık tutmaktadır. Bu araştırmaya dayalı olarak farklı veri tabanlarında benzer doğrultuda araştırımalar yapılması önerilmektedir.
Dil öğrenme stratejilerinin etki büyüklüğü: Bir meta-analiz çalışması
Günümüzde çok dilli olmanın eğitim, iş dünyası ve diplomasi gibi çeşitli alanlardaki önemi giderek artmaktadır. Bu çerçevede, "Dil Öğrenme Stratejilerinin Etki Büyüklüğü- Bir Meta-Analiz Çalışması" başlıklı tez, dil öğrenme stratejilerinin etkinliğini etki büyüklüğü analizi yoluyla değerlendirmekte ve stratejik yaklaşımların dil edinimindeki önemini vurgulamaktadır. Araştırma, dil öğrenme sürecinde kullanılan hafıza, bilişsel, telafi, üstbilişsel, duyuşsal ve sosyal stratejilerin genel kullanım durumları ile bu stratejilerin etki büyüklüklerini kapsamlı bir literatür taraması ve analiz yöntemiyle incelemiştir. Tez kapsamında gerçekleştirilen metodolojik yaklaşım, geniş kapsamlı bir literatür taraması ve seçim kriterleri, veri çıkarma ve meta-analiz sürecini içermektedir. Web of Science veri tabanında yapılan detaylı aramalar sonucunda elde edilen 77 makale arasından, belirlenen kriterlere uygun olanlar üzerinden veriler titizlikle çıkarılarak analiz edilmiştir. Etki büyüklüğü analizleri, dil öğrenme stratejilerinin etkinliğini nicel bir şekilde değerlendirerek, eğitimciler ve öğrencilere kanıta dayalı öneriler sunmaktadır. Araştırmanın bulguları, hafıza, bilişsel ve telafi stratejilerinin dil öğrenimi üzerinde küçükten orta düzeye etkilere sahip olduğunu; üstbilişsel, duyuşsal ve sosyal stratejilerin ise öğrenme sürecine pozitif katkılar sağladığını tespit etmiştir. Bunun yanı sıra, yayın yılı, ana dil, hedef dil, dil düzeyi, örneklem grubu, cinsiyet ve yaş gibi değişkenlerin strateji kullanımı ve etki büyüklükleri üzerindeki etkileri incelenmiştir. Çalışma, öğretim yöntemlerinin ve öğrenci sonuçlarının optimize edilmesinde dil öğrenme stratejilerinin önemini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, dil öğrenme stratejilerinin öğretimi, uygulanması ve kişiselleştirilmesine yönelik kapsamlı öneriler sunulmaktadır. Bu öneriler, hafıza, bilişsel, telafi, üstbilişsel, duyuşsal ve sosyal stratejilerin etkin kullanımı ve öğretimi üzerine odaklanmaktadır. Sonuç olarak, tez, dil öğrenme sürecinin daha etkili ve verimli hale getirilmesine yönelik değerli katkılarda bulunmaktadır.
Ortaokullarda kelime türleri öğretimi açısından Dede Korkut Hikâyelerinin kullanımı ile ilgili bir model önerisi
Günümüz eğitim anlayışında artık dil bilgisi öğretimi bir amaç değil dilin doğru ve etkili bir biçimde kullanılmasını sağlayan bir araçtır. Bu araç, anne karnında başlayan dil edinim sürecini bir düzen içine alma ve ulusal dil bilincini kazandırmayı sağlar. Evde veya sokakta edinilen dilin eksikliklerini tamamlama, onu bireyin düşünce ve duygularını doğru yansıtma, var olanları da doğru alımlamayı gerçekleştirir. Kişinin konuştuğu dilin kurallarını bilmesi konuşma ve yazma yoluyla kendini daha rahat ve doğru anlatmasını, dinlediklerini veya okuduklarını da istenilen düzeyde anlamasını da beraberinde getirir. Bu yüzden dilin kurallarını bilmek (gramer öğrenmek), dili bir yeti (doğuştan gelen bir özellik) olmaktan çıkarır, onu bir beceri ve alışkanlık haline getirir. Dilin kurallarına hâkimiyet ölçüsü, yani dilin kuralları ne kadar çok bilinirse dil konusunda o kadar yetenekli olunur. Bu yüzden dünyadaki tüm formal dil eğitimleri bireylerin konuşma, dinleme, yazma, okuma becerilerini geliştirirken dil bilgisi eğitimlerini ihmal etmezler. Becerilerin gelişimini, dilin kurallarıyla birlikte ve bu kurallara uygun olarak gerçekleştirme yoluna giderler. Davranışçı yöntemlerde bu durumu gözlemlemek çok daha basitken (Çünkü kuralları ezberletip ona uygun alıştırmalarla konuşma, dinleme, yazma ve konuşma becerilerini geliştirme yoluna giderler), bilişsel ve yapılandırıcı yaklaşımlarda bu o kadar belirgin gözlemlemez. Çünkü bu yaklaşımlarda dilin kuralları okuma, dinleme metinlerinde gizlenmiştir. Öğrencilere sezdirme yoluyla öğretilir. Bu çalışmada da etkinlikler, okuma metinleri gibi araçlar yoluyla öğrencilerin Türkçe dil bilgisi kurallarını öğrenme, bunları da öğrenirken de tarihi Türk kültür unsurlarını da fark etmeleri amaçlanmıştır. Modern dil eğitimi anlayışına göre hazırlanan bu çalışmada önce Türkçe Dersi Öğretim Programında yer alan kazanımlar listelenmiş, bu kazanımlara uygun ders kitaplarında verilen etkinlikler araştırılmış, sonra Türk kültür tarihi açısından oldukça önemli olan Dede Korkut Hikâyelerinin dil bilgisi öğretiminde kullanılabilmesi için çeşitli okuma metinlerinde, ders içi etkinliklerinde yer alması için alternatif düzenlemeler yapılmıştır. Bu düzenlemelerde, bireylere temel dil becerilerini sezdirerek kazandırmak ve dilin anlatım imkânlarını öğretirken kültür eğitimini de gerçekleştirmek esas alınmıştır. Bu çalışmada, Türkçe dil bilgisi kazanımlarının tümüne yer vermek yerine, dil bilgisinin en geniş konularından bir olan kelime türleri ele alınmıştır. Bu sınırlamaya bağlı kalarak, araştırma üç kademeden oluşturulmuştur. Birincisi kelime türleri ve bunların öğretimi, ikincisi ders kitaplarında kelime türlerinin öğretimi için sunulan etkinlikler, üçüncüsü ise Dede Korkut Hikâyeleri kullanılarak üretilen alternatif etkinliklerdir. Böylece var olanla olması gerekenler bir arada sunulmuş ve aradaki farkın, kültürel öğrenmenin dil bilgisi öğretimi ile birlikte yapılabilmesi için yapılabileceklerin daha rahat fark edilmesi sağlanmıştır. Bu durum aynı zamanda öğrencilerin tesadüfi yöntemlerle seçilmiş ve salt kurgusal metinler aracılığıyla dil bilgisi eğitimi almaları yerine Türk kültürünü de tanımaya fırsat buldukları sarmal bir eğitimi de beraberinde getirecektir. Öğrenciler Türk yaşam biçimine ait gelecek-görenekleri, aile içi ilişkileri, maddi kültür ögelerini öğrenmek için ayrıca bir çaba içine girmelerine gerek kalmayacaktır. Yani hem zamandan tasarruf sağlanacak ve iki iş (kültür eğitimi, dil bilgisi öğretimi) hem de eğitim de tesadüfler ve kurgusallık ortadan kalkacağı için kalite artmış olacaktır. Dede korkut Hikâyeleri ve kelime türleri temelinde hazırlanan bu çalışmanın diğer Türkçenin kültürel metinleri ve dil bilgisi konularını da kapsayacak şekilde genişletilmesi, Türkçe eğitiminde dil becerilerinin geliştirilmesi esnasında dil bilgisi, kültür eğitimi, değerler eğitimi gibi konuların da öğretilmesine olanak verecektir.
7. sınıf öğrencilerinin hedef söz varlığı ve Türkçe sözlüğü
Sözlükler, dil öğretiminde herkesin başvurduğu; kelimelerin anlamlarını güvenilir, ayrıntılı ve doğru bir şekilde veren temel kaynaklardır. Dil öğretiminde, insanların gerek ana dillerini gerekse yabancı dilleri öğrenmelerinde sıklıkla kullandıkları eserlerdir. Sözlükler, sözcüklerin gerçek ve mecaz anlamlarından başka; kökeni, eş anlamlısı, sesteşi, yakın anlamlısı, karşıt anlamlısı, türü veya söz dizilimleri hakkında bilgiler barındırmaktadır. Babil ve Asurların kullandıkları kil tabletlerle başlayan sözlük serüveni günümüze kadar değişerek ve çağlara ayak uydurarak farklı şekillerde hayatın ve eğitimin içerisinde yer almıştır. Teknoloji ve dijitalleşme ile elimizin altında bulundurduğumuz kaynaklar olma özelliğini kazanmıştır. Yine küreselleşen dünyada yabancı dil öğrenmenin gerekliliğinden mütevellit sözlüklerin kullanım sıklığı da artmıştır. Dil eğitiminde okullarda ve özellikle Türkçe derslerinde sözlük kullanımı önemli bir gereklilik olarak karşımıza çıkmaktadır. Metinlerde anlamı bilinmeyen sözcükler için ilk müracaat edilen yer yine sözlüklerdir. Bu ihtiyaçtan dolayı ilkokul, ortaokul ve lise öğrencileri için çeşitli sözlükler hazırlanmıştır. Öğrenciler için hazırlanan sözlüklerin öğrencilerin ihtiyaç, beklenti ve seviyelerine uygun olması lüzumludur. Bu durum Türkçe derslerinde her sınıf seviyesine göre sözlükler hazırlanması ihtiyacını doğurmaktadır. Bu da ancak okutulan kitaplardaki söz varlıklarının listelenerek hedef söz varlıklarının çıkarılması ile mümkündür. Yapılan çalışmada sınıf seviyesi dikkate alınarak: " 7. sınıf öğrencilerinin hedef söz varlığı içerisinde neler bulunmaktadır, sınıf temelli bir sözlük oluşturulabilir mi; oluşturulursa nasıl bir yöntem uygulanmalıdır?" sorularının cevabı verilmeye çalışılmıştır. 7. sınıf öğrencilerinin son üç yılda okudukları ders ve çalışma kitapları incelenmiş ve bu kitaplardaki söz varlığı belirlenmiştir. Sözlük oluşturma metotları kullanılarak listelenen sözcükler, 5. ve 6. sınıf öğrenciler için hazırlanan kitaplardaki söz varlıkları ile karşılaştırılmıştır. Bu iki sınıfta kullanılan söz varlığını oluşturulan kelimeler çıkarılmış; madde başı olacak şekilde sadece 7. sınıfta öğrencilerin öğrenmeleri gereken kelimeler sözlüğe alınmıştır. Çalışma sonucunda 4042 söz varlığı ortaya çıkmıştır. Söz varlıklarını tanıklayıcı örnekler büyük çoğunlukla yine ders kitaplarından alınmıştır. Ders kitaplarında yoksa TDK Güncel Türkçe Sözlükten yararlanılmıştır. Orada da uygun örnekleme yapılamamışsa edebi eserler, interaktif kaynaklar veya cümle türetme yoluna gidilmiştir. Madde başı olarak 3462 sözcük içeren sınıf temelli bir sözlük meydana getirilmiştir. Geriye kalan 580 söz varlığı ise ayrıca deyimler, atasözleri, edatlar, bağlaçlar ve kısaltmalar olarak sözlüğün son kısmına eklenmiştir.Sonuç olarak ortaokul ve öğrenci sözlüğü gibi genelleyici sözlüklerden daha çok sınıf temelli bir sözlük hazırlanmıştır. Böyle bir sözlüğün hazırlanması; veri odaklı olması, öğrencilerin kullandıkları kitaplarla bağlantılı olması; kolay ulaşılabilir, kullanışlı, seviyeye uygun ve ihtiyaç temelli olması açısından önemlidir. Çalışmanın 7. sınıf öğrencilerinin hedef söz varlığını belirlemesi,okul sözlükçülüğü ve sözcük öğretimi noktalarından Türkçe dil öğretimine yeni bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: 7. Sınıf, Söz Varlığı, Sözlük, Okul Sözlüğü, Türkçe Sözlük.
Türkçenin iki dillileştirilmiş sözlüğü: A1 seviyesinde bir model önerisi
Yabancı dil öğrenimi günümüzde artık bir ihtiyaç olmaktan çıkmış neredeyse bir zorunluluk hâline gelmiştir. Dil öğreniminde kullanılan metotlar ve materyaller zaman içerisinde değişiklik gösterse de sözlükler hâlâ dil öğreniminde önemli bir araç olarak görülmektedir. Önceleri sınıflarda öğretmen eşliğinde yapılan dil eğitimi, teknolojinin gelişmesi, internet kullanımının artması, uzaktan eğitim gibi alternatif eğitim modellerinin ortaya çıkması ve bireysel öğrenmenin yaygınlaşmasıyla artık sınıfların dışında da yapılmaya başlanmıştır. Yabancı dil öğrenimindeki bu gelişmeler dil öğrencilerinin ihtiyaçları doğrultusunda yeni sözlük türlerini ortaya çıkarmıştır. Bu sözlük türlerinden birisi de iki dillileştirilmiş sözlüklerdir. İlk iki dillileştirilmiş sözlük 1986 yılında yayımlanan İngilizce-İngilizce-İbranice sözlüktür. Tek dilli ve iki dilli sözlüklere alternatif olarak üretilen bu tür sözlükler için literatürde üç ayrı terim kullanılmaktadır: melez sözlük, yarı iki dilli sözlük ve iki dillileştirilmiş sözlük. Bu terimler genellikle birbirlerinin yerine kullanılırlar. İki dillileştirilmiş sözlükler tek dilli sözlüklerdeki tanım, tanıklama gibi bilgilerle iki dilli sözlüklerdeki kelimenin ana dildeki karşılığı olan çevirisini birlikte verirler. Bu tür sözlüklerde genellikle ilk önce madde başının hedef dildeki tanımı yapılır ve tanım ana dile çevrilir. Daha sonra bu tanımlar örnek cümlelerle desteklenir. Örnek cümleler bazen ana dile çevrilir bazen de olduğu gibi bırakılır. Yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilere yönelik A1 seviyesinde iki dillileştirilmiş bir sözlük henüz Türkiye'de yayımlanmamıştır. Bu çalışmada yabancı dil olarak Türkçe öğrenen öğrencilerin sözlüklerden daha fazla yararlanmasını sağlamak amacıyla, yabancı dil öğrenimine önemli katkıları olduğu çeşitli çalışmalarla kanıtlanmış olan iki dillileştirilmiş bir sözlük modeli geliştirilmiştir. Bu model geliştirilirken Yunus Emre Enstitüsü tarafından hazırlanan "Yedi İklim" Türkçe öğretim setinin A1 seviyesi ders kitabının kelime listesi sözlüğe dahil edilmiştir. Kelime listesindeki madde başları ve bu madde başlarının kullanıldığı örnek cümleler İngilizce-İngilizce online sözlüklerde taranmış, daha açık ve anlaşılır olduğu düşünülen tanım ve örnek cümleler Türkçeye çevrilmiştir. İngilizce-İngilizce online sözlüklerdeki tanımların yeterli olmadığı durumlarda Türk Dil Kurumunun tanımlarına başvurulmuş ve TDK'nin tanımları Türkçeye çevrilmiştir. Bazı durumlarda ise hem tanımlarda hem de tanıklamalarda çevrimiçi kaynaklara başvurulmuştur. Bu model önerisi çalışması A1 seviyesindeki madde başları esas alınarak yapılmıştır. Dil yeterliliği arttıkça dil öğrencilerinin bilinmeyen kelimelerin anlamlarını bağlamdan çıkarabilme ve sözlüklere ne zaman bakmaları gerektiği konusundaki yetenekleri gelişmektedir. Yabancı dil yeterlilikleri az olan öğrencilerin ise sözlüklere bakma ihtiyacı yabancı dil yeterliliği çok olanlara göre daha fazladır. Bu çalışmada ortaya konulan sözlük modeliyle sözlük kullanma ihtiyacı daha fazla olan başlangıç seviyesi dil öğrencilerinin kelimelerin anlamlarını daha doğru anlamalarına ve bu kelimelerin bir bağlam içerisinde nasıl kullanıldığını görmelerine imkân sağlanarak bu alandaki bir eksiklik giderilmeye çalışılmıştır. Anahtar Kelimeler: İki Dillileştirilmiş Sözlük, A1 Seviyesi, Yabancı Dil Öğretimi
Dil öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler
Bu çalışmada, İngilizce öğretimi ve Türkçe öğretimi esas alınmak üzere dil öğretiminde kullanılan yaklaşım, yöntem ve teknikler ele alınmıştır. Literatürde kullanılan yöntem ve teknikler kıyaslanarak benzerlikleri ve farklılıkları ortaya çıkarılmış, İngilizce öğretimde kullanılan ancak Türkçe öğretiminde kullanılmayan farklı yöntem ve teknikler Türkçe öğretimine uyarlanmıştır. Çalışmaya başlamadan önce literatür taramasında, Türkçe ve İngilizce programları, ders kitapları ve konuyla ilgili diğer yayınlar incelenerek dil öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler belirlenmiş ve derlenmiştir. Çalışmanın giriş bölümünde dil öğretimi genel hatlarıyla ele alınmış ve dil öğretim süreçleri ve daha önce yapılan çalışmalar hakkında kısaca bilgi verilmiştir. Dil öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler sırasıyla ele alınarak yaklaşım, yöntem ve teknik terimleri tanımlanmış ve farklılıkları betimlenmiştir. Sonraki bölümlerde sırasıyla İngilizce öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler; Türkçe öğretiminde kullanılan yöntem ve teknikler ayrı ayrı ele alınmıştır. Benzer ve farklı yöntemler tablo halinde sunulmuştur. Yapılan çalışmada dil öğretiminde yöntemden ziyade tekniklerin farklı olduğu görülmüştür. Bunun sebebinin dil öğrenme ortamının ait olduğu coğrafya, mekan ve zaman olduğu düşünülmektedir. Bu etkenlerin yanı sıra en önemli etkenin günümüzde hızla yayılan bilişim teknolojileri olduğu gözlemlenmiştir. Bu sebeple, uyarlama bölümünde teknolojiye bağlı olan teknikler ön plana çıkarılmıştır. Uyarlama yapılırken dil öğretiminde pek denenmemiş olan 5E modeli kullanılmıştır. 5E Modeli, daha çok fen bilimleri derslerinde yapılandırmacı eğitim felsefesiyle kullanılan bir modeldir. Yapılandırmacı yöntem en az beş aşamadan oluşur: giriş, keşif, açıklama, derinleştirme, değerlendirme. Yapılandırmacı yöntemin kullanıldığı bir sınıfta öğrenci çalışmaları günlük aktivitelere de odaklanır. Öğretim vi yöntemleri ayrıca iletişim ve sosyal becerilerin yanı sıra iş birliğini de vurgulamaktadır. Bu, öğrencilerin öncelikli olarak tek başlarına çalıştıkları, tekrar ve derslerle öğrendikleri geleneksel sınıftan farklıdır. Yapılandırmacı öğretimler çevrimiçi öğrenmede de kullanılabilir. Tartışma forumları, wiki'ler ve bloglar gibi araçlar öğrencilerin aktif olarak bilgi oluşturmalarını sağlayabilir. Mevcut bilgi şemaları açıkça yeni öğrenme için bir başlangıç noktası olarak kabul edildiğinden, yapılandırmacı yaklaşım bireysel ve kültürel farklılıkları ve çeşitlilikleri doğrulama eğilimindedir. Bu sebeplerle, modeli dil öğretimine uyarlayarak Türkçe öğretim planları hazırlamanın dil öğretimine farklı ve yeni anlayışlar getireceği düşünülmüştür. Çalışmada, Dünyada en çok konuşulan dilin İngilizce olması ve en çok öğretilen dil olması sebebiyle Türkçe ile kıyaslama açısından İngilizce öğretim yöntem ve teknikleri esas alınmıştır. İngilizce öğretimi çoğunlukla öncü olduğundan, burada kullanılan yöntemler diğer dillerin öğretilmesinde de esas alınmıştır. Bununla birlikte, dil öğretimini etkileyen faktörlerin çeşitliliği sebebiyle her öğretim yönteminin her dilde veya her öğretim ortamında uygun olamayacağı da anlaşılmaktadır. Bu sebeple, İngilizce öğretiminde kullanılan ancak Türkçe öğretiminde bulunmayan yöntem ve teknikler 5E Modeline göre ele alınarak Türkçe öğretimine uyarlanmış olması öğretim ortamlarının da uygun hale getirilebilmesinin önünü açmaktadır. Bu kapsamda hem öğreten hem de öğrenen, öğrenme ortamından faydalanır ve etkin öğrenme sağlanmış olur. Çalışmanın son bölümünde 5E Modeli kullanılarak öğretim dilinde örnek ders planları verilmiştir. Örnek planlar hazırlanırken teknolojik gelişmelerin sınıf içi öğrenme ortamlarına entegre edilmesine özen gösterilmiştir.
Türkçe öğretiminde dil öğretmenlerinin evrensel konular hakkında farkındalıklarının artırılması
İçinde bulunduğumuz yüzyılda dünyamız, ekonomik, siyasi ve kültürel olarak hızla küreselleşmekte ve dolayısıyla bu gelişmelere duyarsız kalmamızın pek akılcı bir yaklaşım olmayacağı düşünülmektedir. Herhangi bir ülkedeki değişme veya gelişmelerin başka ülkedeki yansımaları kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu olaylar, dil öğretiminde, küresel eğitimin önemini gündeme getirmektedir. Dil öğreticilerinin, küresel konular ve değerler hakkındaki bilgi düzeylerinin, fikirlerinin ne olduğunu ölçmek ve konular hakkında farkındalıklarının artırılmasının gereği olarak bu çalışma, Yabancılara Türkçe Öğretiminde, öğreticilerin küresel konulara ve değerlere karşı olan tutumlarını tanılamak ve sınıflarında küresel konulara ve değerlere yer vermesi noktasında farkındalıklarını artırmayı amaçlamaktadır. Bu amaçla, bu araştırma Türkçe ve Yabancı Dil Öğretim Merkezi'nde çalışan Türk Dili öğreticileri ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın kapsamını, Türkiye'nin yedi farklı bölgesinde faaliyet gösteren TÖMER ve 2019-2020 akademik yılında eğitim-öğretim yapan öğreticiler oluşturmaktadır. Bu doğrultuda, çalışmaya katılan öğreticilere bu konuya ilişkin bir anket çalışması çevrimiçi olarak uygulanmıştır. Elde edilen veriler, SPSS 21 paket programı aracılığıyla analiz edilmiştir. Yapılan analizler sonucunda, katılımcıların küresel konular ve değerleri sınıflarında uygulayama istekli oldukları, bir kısmının bunları zaten sınıflarında uyguladıkları bulunmuştur. Küresel sorunların, derslerde yer verilmesi gereken konular olduğunun farkına varan öğreticilerin, bir kısmının bu konular hakkında biraz tecrübesi olduğu, bir kısmının ise hiç tecrübesinin olmadığı bulunmuştur. Küresel konu ve değerlerin seçiminde, katılımcıların çeşitli görüşleri bulunmasına karşın, büyük çoğunluğu ankette bulunan konular ve değerlerin sınıflarda tartışılması ve işlenmesi gerektiğini düşünmektedir. Bu konulara ve değerlere karar verirken, öğretmenlerin hem bireysel hem de grup olarak, uluslararası kurum ve kuruluşların ve üst düzey devlet kademelerinin bu süreçte etkin rol oynamaları gerektiklerini belirtmişlerdir. Katılımcıların küresel konular ve değerlerin öğretiminde çeşitli aktivitelere ve tekniklere yer verdikleri bulunmuştur. Öğreticilerin, temel olarak, bu konular üzerinden tartışarak ve soru-cevap yaparak derslerini işledikleri bulunmuştur. Bunun dışında, katılımcıların, metin okutup sorular sordukları ve yazma ödevi verdikleri, rol canlandırması yaptırdıkları ve proje/ödev gibi faaliyetlere yer verdikleri bulunmuştur. Katılımcıların çok büyük bir kısmı, anketin küresel konulara ve değerlere ve bunların dil öğretiminde kullanımına ilişkin farkındalıklarını artırdığını ifade ettikleri bulunmuştur. Ayrıca, katılımcıların, küresel eğitimin önemine ilişkin farkındalıklarının arttığını da ifade ettikleri bu çalışma aracılığıyla gözlemlenmiştir.
Ceza infaz kurumlarındaki eğitim süreçlerinde karşılaşılan temel sorunlar üzerine bir değerlendirme
Ceza infaz kurumları, hukuki yaptırımların hürriyeti bağlayıcı ceza yönünün somut örneklerini barındıran, özellikle sosyal hayata uyum sağlayamayan, toplumsal huzur ve güveni tehdit eden, bireylerin bedensel bütünlüğünün ihlaline sebebiyet veren ve bu tür eylemlerinde suçu tekrar işlemeye eğilimli olan kişilerin belli bir ceza miktarı ölçüsünde yerleştirildiği kurumlardır. Suça bulaşmış bireylerin ceza infaz kurumlarına belli bir zaman diliminde kapatılması ve sonra serbest bırakılması onların davranış değişikliği kazandığı, ıslah olduğu ve topluma uyum sağlamaya hazır hale geldiği anlamına gelmemektedir. Bireyin ıslah olabilmesi ancak eğitim çalışmalarıyla mümkündür. Ceza infaz kurumlarında yürütülmekte olan eğitim ve iyileştirme çalışmaları bireye belli bir eğitim programı uygulamakta, onu geliştirmekte ve suça karşı bilinçlendirmektedir. Cezaevlerinin iyileştirme boyutunun sağlıklı işlememesi durumunda suça bulaşmış bireylerin anılan kazanımları edinmesi mümkün gözükmemektedir. Bu itibarla, ceza infaz kurumlarında yürütülmekte olan eğitim programlarının amacına ulaşıp ulaşmadığı ve eğitim çalışmaları sürecinde etkin rol alan görevlilerin süreci nasıl değerlendirdiği konusu toplumsal refah için önem arz etmektedir. Bu araştırma ceza infaz kurumlarında yürütülmekte olan eğitim çalışmalarının planlayıcısı, yönlendiricisi ve uygulayıcısı olma niteliklerini taşıyan ve iyileştirme sürecinde aktif rol alan cezaevi öğretmenlerinin mesleki sorunlarını ortaya koymayı ve onların penceresinden eğitim süreçlerinin hedeflenen boyutlara ulaşıp ulaşmadığını, süreçte yaşanan engellerin neler olduğunu ve hükümlülerin ıslah olma seviyelerinin artırılması için neler yapılabileceğini belirlemeyi amaçlamıştır. Çalışmada var olan durumu tam olarak belgelemek ve betimsel bilgilere ulaşmak amacıyla tarama yoluyla veri toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak sosyodemografik özellikleri belirlemeyi amaçlayan kişisel bilgi formu ile araştırma probleminin çözümüne ve araştırma sorularının yanıtına ulaştıracak 16 yapılandırılmış açık uçlu sorudan oluşan görüşme formu düzenlenmiştir. İlgili form Google Forms web adresi aracılığı ile erişime açılmış, erişim adresi Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce resmi yazışma çerçevesinde tüm ceza infaz kurumlarına ulaştırılmıştır. Ayrıca erişim adresi, e-posta ve WhatsApp mobil uygulaması gibi sosyal medya platformları aracılığı ile paylaşılmıştır. Cezaevlerinde görev yapan 380 öğretmenden 113'ü çalışmaya katılım sağlamıştır. Cezaevi öğretmenlerinin yaş, cinsiyet, branş, mesleki deneyim, çalıştığı kurum gibi değişkenlere verdikleri yanıtlar frekans (F) ve yüzde (%) yöntemiyle kıyaslanmıştır. 16 açık uçlu soruya verilen yanıtların ise içerik analizleri yapılmış, gerekli kodlamalar çerçevesinde frekans (F) dağılımları tablolaştırılmıştır. Elde edilen bulgular alanyazın desteği ile yorumlanmıştır. Sonuç olarak, cezaevi öğretmenlerinin görev tanımlarını belirleyen mevzuatın net olmadığı, bu nedenle çok fazla iş yükü ile çalışmak durumunda kaldığı ve sorumlulukları oranında yetkiye sahip olmadıkları tespit edilmiştir. Kurum yöneticileri ve personelin eğitim çalışmalarını yeterince desteklemediği ve önemsemediği, cezaevi fiziki şartlarının nitelikli eğitim çalışmalarına uygun olmadığı ve geliştirilmesi gerektiği, özellikle mesleki çalışmaların sınırlı sayıda yapılabildiği bulgularına ulaşılmıştır. Öğretmenlerin yürütülmekte olan eğitim çalışmalarının hedeflenen seviyeye ulaşmadığını düşündükleri anlaşılmıştır. Cezaevi öğretmenliği mesleğinin görev tanımının uzmanlarca gözden geçirilerek sadece öğretmenlik unvanına uygun görevlerin tanımlanması ve bu kapsamda sorumlulukların yüklenmesi ya da mevcut koşullarda amirlik yetkisinin tanınması, cezaevi müdürlerine ve personele yönelik eğitimin önemi konusunda sık sık bilgilendirme çalışmalarının yapılması, cezaevi fiziki olanaklarının kapsamlı ve çok yönlü eğitim çalışmalarına uygun hâle getirilmesi ve mesleki eğitimlere ağırlık verilmesi önerilmiştir. Anahtar Kelimeler: Cezaevi Öğretmenliği, Ceza İnfaz Kurumu, Eğitim Çalışmaları, Mesleki Eğitim, Hükümlü ve Tutuklu
Türkçenin iki dillileştirilmiş sözlüğü: A2 seviyesinde bir model önerisi
Küreselleşen dünyada yabancı dil öğrenimi artık bir ihtiyaç hâline gelmiştir. Bu ihtiyacı giderebilmek amacıyla kullanılan en önemli kaynak ise sözlüktür. Kimi durumlarda bir öğretmen kadar, kimi durumlarda da öğretmenden daha fazla ihtiyaç duyulan bu kaynak dil öğreniminin vazgeçilmez bir unsurudur. Bu yüzden de yıllar içerisinde kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap verebilmek için oldukça fazla türde karşımıza çıkmaktadır. Bu türlerden biri olan iki dillileştirilmiş sözlük kavramı literatürdeki yerini 1986 yılında almıştır ve bu zamana kadar yirmiden fazla dile uyarlanmıştır. Ülkemizde iki dillileştirilmiş sözlük kavramı oldukça yeni olmakla beraber hâlihazırda iki dillileştirilmiş bir Türkçe sözlük bulunmamaktadır. Yukarıda bahsedilen yirmiden fazla sözlük yirmiden fazla ülke tarafından çalışılmıştır, fakat ülkemizde maalesef bu alanda herhangi bir çalışma ortaya konulmamıştır. İki dillileştirilmiş sözlükler üzerinde yapılan çalışmalar ise teoride kalmıştır, uygulama noktasına herhangi bir adım atılmamıştır. Bu çalışmanın amacı teoride kalan bu iki dillileştirilmiş sözlük kavramını uygulamaya geçirmek, iki dillileştirilmiş Türkçe bir sözlük ortaya çıkarmak ve dünya ile kıyaslandığında eksik kalınan bu noktayı gidermeye çalışmaktır. Bilindiği gibi iki dillileştirilmiş sözlükler bir sözlüğün referans olarak alınıp iki dillileştirilmiş formata uyarlanması ile hazırlanmaktadır. Bu çalışmada da Yunus Emre Enstitüsü tarafından yayımlanmış olan Yedi İklim Türkçe isimli kitapta bulunan A2 seviyesindeki kelimelerin listesi ve aynı zamanda Türk Dil Kurumu tarafından bu kelimelere verilen tanımlar referans olarak alınmıştır ve bu listedeki madde başları ve bu madde başlarının TDK tarafından verilmiş olan tanımları İngilizceye çevrilmiştir. Tanımlara ek olarak aynı zamanda çoğunlukla TDK tarafından verilen örnek cümleler de çalışmaya dahil edilmiştir ve sonrasında bu örnek cümleler veya harici olarak yazılan örnek cümleler de İngilizceye çevrilmiştir. Model önerisi yöntemine göre hazırlanmış olan bu çalışma iki dillileştirilmiş sözlüklerin Türkçeyi esas alan ilk çalışmasıdır. Bu model hem tanımlama ve tanıklama ifadelerini hem de bu ikisinin İngilizce tercümelerini içermektedir. Bu vesile ile Türkçeyi yabancı dil olarak öğrenmek isteyen yabancılar için hem okuduğunu anlayabilme hem de örnek cümleler ile bahsedilen kelimenin A2 seviyesinde nasıl bir bağlam içerisinde kullanıldığını görebilme fırsatı oluşturulmuştur. Bu yüzden üretilen bu yeni sözlüğün yabancılara Türkçe öğretimi hususunda oldukça yaygın bir şekilde kullanılacağı öngörülmektedir.
6. sınıf öğrencilerinin hedef söz varlığı ve Türkçe sözlüğü
Sözlükler geçmişten günümüze kadar insanlığın öğrenme, bilme, merak ihtiyaçlarının giderilmesinde en önemli başucu kaynaklarından biri olmuştur. Farklı ilgi, ihtiyaçların ve alanların bulunması değişik alanlarda sözlükler hazırlamasına neden olmuştur. Bu bakımdan sözlükler farklı açılardan sınırlanmış, özelleştirilmiştir. Bu sözlüklerin günümüzde en çok kullanılanları ise okul sözlüğü adı altında öğrenciler için hazırlanan sözlüklerdir. Bu sözlüklerin çoğu ise sadece isim bakımından okul ve öğrenci ile ilişki kurabilmiştir. İçerik olarak ise herhangi bir alanda araştırma yapılmadan, hedef kitlesi net olarak belirlenmeden hazırlandığı için öğrencilerin beklentilerini ve ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak kalmıştır. Bu durum ise öğretim durumlarını olumsuz etkilemiş ve beklentileri karşılayan, ihtiyaçlara cevap veren sözlüklerin hazırlanmasını gerekli kılmıştır. Bu bağlamda öğrencilerin öğrenme yaşantılarını yansıtan ve bu yaşantıların en önemli parçası olan ders ve çalışma kitaplarını temel alan sözlüklerin hazırlanması önem kazanmıştır. Bu çalışmada 6. sınıfların hedef söz varlığı nedir ve nasıl belirlenebilir, 6. sınıflara özel bir Türkçe sözlük hazırlamak mümkün müdür? soruları çerçevesinde 6. sınıf öğrencilerine ait hedef söz varlığı belirlenmiş ve bu hedef söz varlığı dikkate alınarak 6. sınıf öğrencilerine özel sınıf temelli bir okul sözlüğü hazırlanmıştır. Araştırmanın evrenini Milli Eğitim Bakanlığı tarafından belirlenen ve okullarda okutulmak amacıyla öğrencilere dağıtılan 6. sınıf Türkçe ders ve çalışma kitapları oluşturmuş, ayrı bir örneklem seçilmemiştir. Çalışmada MEB ve özel yayınevlerine ait 8 kitap incelenmiştir. Kitaplardaki söz varlıkları çeşitli yöntemlerle listelenmiş ve bu söz varlığı madde başı olarak kabul edilip sözlük haline getirilmiştir. Çalışma sonucunda 6. sınıfa ait 4769 söz varlığı tespit edilmiştir. Bu söz varlığının 3789' u madde başı olarak, diğer 980'i ise deyim, atasözü, ünlem, yabancı sözcük, takvim bildiren ifade ve kısaltma olarak sözlüğün sonuna eklenmiştir. Öğrencilerin ilgi ve ihtiyaçlarını karşılayacak, araştırma isteklerini artıracak ve başarı duygusunu tattıracak sınıf temelli sözlüklerin hazırlanması şüphesiz en başta Türkçe öğretimi olmak üzere ve diğer alanları da olumlu etkileyecektir. Bu çalışma da bu hedefleri gerçekleştirmek için hazırlanmıştır ve çalışmanın okul sözlükçülüğüne yeni bir bakış açısı kazandırması beklenmektedir. Anahtar Kelimeler: 6. sınıf, söz varlığı, sözlük, okul sözlüğü, Türkçe sözlük.