Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet Şahin

18 theses · Gazi University, Dokuz Eylül University, Akdeniz University, Recep Tayyip Erdoğan University

Master'sOpen AccessTR

II.Körfez Savaşı ve Irak İran ilişkileri

Şüphesiz Irak'ın işgali, Amerika Birleşik Devletleri'ne bölgeyi çıkarlarına hizmet edecek şekilde yeniden dizaynetme fırsatı verecektir. Bundan dolayı Amerika Birleşik Devletleri, hayati stratejik çıkarlarının devamlılığını sağlama, düşmanlarını birer müttefik ve dost haline getirerek bölgedeki olası her türlü tehlikeye karşı güvence altına alma yoluyla Irak'ın işgal edilmesi operasyonundan stratejik getiri elde etmeye çalışmaktadır. Bunu yapması ise Irak'ın bağımsızlığından beri üzerine kurulu olduğu daha önceki temellerden farklı temeller üzerinde yeniden şekillendirilmesine odaklanan yeni bir varlık haritasına kavuşturulmasını gerektirmektedir. Amerika'nın Irak'taki fiili başarısı, dizginleri eline alması ve liberal-dost bir Irak hükümeti oluşturması, dünyanın bu hassas bölgesindeki Amerikan projesinin en önemli dinamiklerden biri sayılır. Hele ki Irak, Amerika Birleşik Devletleri'nin liberal bir Irak oluşturabilmesi, tüm Körfez ülkelerinin örnek alması gereken ideal bir model olarak takdim edebilmesi ve Ortadoğu ülkelerini kapsayacak şekilde daireyi genişletebilmesi için Amerikan yalnızlığına terk edilmişken. Yine Irak'ın Amerika Birleşik Devletleri tarafından işgal edilmesi, bu bölgedeki bölgesel güç açısından yeni bir harita çizmesi noktasında önünü açmıştır. Çünkü Irak'ın bölgesel denge denkleminden çıkmasından sonra İran'ın bölgedeki nüfuzu artmıştır. Ayrıca Irak sınırıyla temas halinde olmasından dolayı bölgede bir de Türk değişkeni bulunmaktadır. Türkiye bölgede hafife alınmayacak bölgesel bir güç olmasından dolayı dünyaca kritik olan bu bölgede İran ile bir tür bölgesel rekabete girmeye yönelmiştir. Bundan dolayı Amerikan?ın Irak işgali, Amerikan-İran ikili ilişkisinde ?Irak? odak noktasından hareket edilerek iki ülke arasında yeni bir tür ilişki ortaya çıkarmıştır. Ayrıca bölgesel güç dengesinden hareketle Irak'taki önemi bakımından İran değişkeni karşısında bir de Türk değişkeni bulunmaktadır. Bundan dolayı Irak'ın işgali, tarihi geçmişi, coğrafi konumu, siyasi ve Arap Körfez bölgesindeki bölgesel güçler dengesine etki eden askeri ağırlığının yanı sıra küresel ekonomi açısında mevcut ve gelecekteki petrol kaynakları sayesinde sahip olduğu ekonomik konumuyla bölgede büyük bir stratejik değişim oluşturmuştur. Anahtar Sözcükler 1. II. Körfez Savaşı 2. Irak-İran İlişkileri 3. ABD'nin Irak Politikası 4. Irak-İran Savaşı 5. İran'ın Nükleer Programı

Arkan Mahammed
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Baas rejimi döneminde Türkiye-Suriye ilişkileri

Suriye'de Baas'ın etkinliği 1950'li yıllarda başlamış ancak yönetime gelmesi 1963 darbesi ile gerçekleşmiştir. Baas İktidarı; 1970 yılı Hafız Esad Darbesi, 2000 yılında Beşar Esad'ın yönetime geçmesi ile sürekliliğini korusa da zamanla liderlerin çıkarları doğrultusunda Baas ideolojisinin içi boşaltılmıştır.Suriye'nin yönetiminde yaşanan bu dönüşüm ? elbette uluslararası ortamın da etkisiyle- Türkiye ile ilişkilerine de yansımıştır. 1957 yılında tarafların içinde bulundukları karşıt Blokların etkisiyle yaşanan ilk buhran son olmamış, 1998 yılına dek süren, su anlaşmazlığı ve onunla bağlantılı terör meselesi iki ülke arasında sorunlu yıllar olarak adlandırılabilinecek dönemin yaşanmasına neden olmuştur.2000 yılı sonrası dönemde ise Suriye Yönetimi'nde Beşar Esad'ın başa gelmesiyle Suriye Dış Politikası'nda dışa açılım politikasının takip edilmesi ve Türkiye-Suriye çıkarlarının uyuşması ilişkilerdeki iyileşmeyi doruğa çıkarmıştır. Ancak 2011 Mart ayı itibariyle Suriye'nin azınlık iktidarını da vuran Arap Halk Hareketleri ile birlikte, Türkiye'nin Suriye halkından yana tavır takınması 10 yılda iyileştirilen ilişkilerin 10 ayda çökmesi ile sonuçlanmıştır.Anahtar Sözcükler:1.Baas2.Su Sorunu3.Terör Sorunu4.Stratejik İşbirliği5.Arap Halk Hareketleri

Baas PartisiSu sorunuSuriye+5
Özge Özdemir
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Turizm-dış politika ilişkisi; Türkiye örneği

Turizm faaliyeti, birçok uluslar arası öğeyi içinde barındıran, uluslar arası bir aktivitedir. Herhangi bir turistik amaçla (eğlence, spor, eğitim,sağlık, ticaret) yapılan uluslar arası seyahat uluslar arası turizmin konusudur. Dünya'da her yıl yaklaşık olarak bir milyar insan uluslar arası turizm faaliyetine katılmaktadır. Uluslar arası turizm faaliyetinin yıllık geliri de 919 milyar Amerikan Doları olarak hesaplanmaktadır. Yarattığı gelirin haricinde turizm Dünya'nın en büyük istihdam sağlayıcı sektörüdür. Ayrıca uluslar arası turizmden pay alan ülkelere kendi topraklarında ihracat yaparak döviz geliri olanağı sağlamaktadır. Turizm yatırımlarının ülkelerin kendi girdileri ile yapılabilmesi ve az eğitilmiş iş gücü kullanması da başka bir yararıdır. Bütün bu ekonomik ve sosyal avantajları gören ve kendi vatanın da uluslar arası turizm potansiyeli olduğunu düşünen devletler sektöre girmek ya da daha da büyümek istemektedirler. Turizm politikalarını bir devlet politikası haline getirip yatırım yapmaktadırlar. Bu devletlerin uluslar arası ilişkileri de turizm politikalarının beklentilerine göre şekillenmektedir. Uluslar arası turizmin vatanlarında gelişmesi için devletler gerekli düzenlemeleri yapmakta, kendi turizm sektörüne turist sağlayan ülkelerle iyi ilişkiler kurma yoluna gitmektedirler. Türkiye'de bu realiteden istisna değildir. 31 milyondan fazla uluslar arası turist ağırlayan ülke sektörünün geleceği için Türk Dış Politikası ülkeye turist gönderen Avrupa Birliği, Rusya, İran gibi ülkelerle iyi ilişkiler içinde olmaya ve ülkesinde uluslar arası turisti hoşnut etmeyecek olayların olmamasını sağlamaya çalışmaktadır. Turizm sektörünün lobi grupları da kendi çıkarları doğrultusunda devletin iç ve dış politikalarını yönlendirmeye çalışmaktadırlar.Anahtar Sözcükler: Uluslararası turizm, Dış politika, Turist sayısı, Turizm geliri, İstihdam

TurizmTürk dış politikasıUluslararası ilişkiler+1
Kayhan Taner Özen
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Tudeh Partisi'nin 1979 İran Devrimindeki rolü

Bu tezin amacı, İran toplumunun farklı nedenlere ve farklı siyasi hedeflere sahip birçok kesiminin katıldığı geniş bir toplumsal koalisyonun gerçekleştirdiği popüler bir devrim olan 1979 İran Devrimi'nin, nasıl bu toplumsal koalisyonun unsurlarından yalnız biri olan fundamentalist İslamcıların etkisi altında İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlandığı sorusu çerçevesinde, yine bu toplumsal koalisyonun unsurlarından ve İslamcıların rakiplerinden biri olan Marksist hareket içinde yer alan Tudeh Partisi'nin, devrim sürecinde ve devrim sonrasındaki faaliyet ve politikalarıyla devrimin sonucunu şekillendirmekte oynadığı rolü ortaya koymaktır.Bu çerçevede, öncelikle Tudeh Partisinin devrim sürecindeki konumunu belirleyen içsel ve dışsal etkenlerin tespitine çalışılmıştır. Bu maksatla, aynı zamanda bu konumun dışsal belirleyicileri olan, devrime yol açan toplumsal hoşnutsuzluğun nedenleri ve bu süreçte Tudeh'in rakipleri olan siyasi hareket ve gruplar, temel ideoloji, politika ve faaliyetleri ile devrimin İslam Cumhuriyeti ile sonuçlanmasında oynadıkları rolü kapsayacak şekilde ele alınmıştır. Tudeh'in devrim sürecindeki konumunun içsel belirleyicileri ise yaklaşık yarım asırlık tarihinde yatmaktadır. Bu nedenle Tudeh'in kuruluşundan devrime kadar olan süreç, partinin geçirdiği ideolojik ve örgütsel değişim ve/veya süreklilik dâhil olmak üzere incelenmiş, devrim sırasında ve sonrasında Ayetullah Humeyni'ye verdikleri koşulsuz destekle İslamcıların iktidarını sağlamlaştıran ve böylece kendi sonunu hazırlayan politikalarının ardında yatan ideolojik ve yapısal özellikler ele alınmıştır.Tezin vardığı sonuç, Tudeh'in devrimin İslam Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla sonuçlanmasında iki farklı düzlemde rol oynadığıdır. Birinci düzlem, Tudeh'in devrim sırasında sahip olduğu sınırlı kaynak ve destekle, devrimin liderliğini veya iktidarı ele geçirmekteki başarısızlığına ilişkindir. İkinci düzlem ise Tudeh'in, iktidar bloğunda yer alan Ayetullah Humeyni liderliğindeki fundamentalist İslamcılara anti-emperyalizm saplantısıyla verdiği destek muhalefetin bölünmüşlüğünü ve böylece İslam Cumhuriyetini güçlendirdiği için, muhalefetin İslam Cumhuriyeti tarafından adım adım yok edilmesinde oynadığı role ilişkindir. Devrimin liderliğini veya iktidarı ele geçirmekteki başarısızlığın nedenleri, Şah rejiminin baskısı, İslamcıların örgütsel avantajları, İran toplumunun yapısı ve bu yapı içinde özellikle işçi sınıfının niteliği, Marksist rakiplerin varlığı, Tudeh'in 1953 darbesindeki tutumunun ve SSCB'yle ilişkilerinin olumsuz etkileri ve halka hitap etmekten uzak siyasi dili gibi etkenlerden kaynaklanan örgütsel güçsüzlüklere bağlıdır. Tudeh'in daha ölümcül olan ikinci düzlemde oynadığı sadık muhalefet rolünün altında ise Tudeh'in Stalinist düşünce yapısı ve tüm İranlı Marksistleri esir almış olan anti-emperyalist paradigma gibi ideolojik ve yapısal özellik ve zayıflıklar yatmaktadır.

DevrimlerSiyasi partilerSol ideolojiler+3
Hatice Doğan
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00
Master'sOpen AccessTR

Kokpit tasarımlarının ve kokpit içi fiziksel ortamın pilotaj faktörü üzerindeki etkileri

Bu çalışma, kokpit tasarımlarının ve kokpit içi fiziksel ortamın pilotajfaktörü üzerindeki etkilerini ortaya koymak maksadı ile yapılmıştır.Havacılık sektörü son yıllarda hızlı bir gelişim göstermiştir. Gerek ticariamaçlı ve gerekse askeri amaçlı uçuşlar giderek artmaktadır. Bu artışaparalel olarak bu sektörde meydana gelen kaza kırım olayları da artışgöstermiştir. Havacılıkta yaşanan kazalar diğer ulaşım sektörlerine göreoldukça az olmasına rağmen, oluşları ve sonuçları itibari ile trajedikboyutlar çizmesi, sürekli gündemde kalmalarına neden olmaktadır.Yapılan kaza kırımlar sürekli incelenerek bu olayların sebepleri ortayakonulmaya çalışılmış ve ulaşılan sonuçta asıl faktörün pilot olduğutespit edilmiştir.Pilot hataları tüm kaza kırımlar içerisinde ortalama %70'lik bir oranasahiptir. Bu kadar yüksek hata oranı, araştırmacıların konu üzerindedaha hassas durmalarına sebep olmaktadır. Bu doğrultuda, pilothatalarının sebepleri ve faktörleri ortaya konularak sektör çalışanlarıtarafından gerekli düzeltici tedbirler alınmaya çalışılmaktadır.Bu tezde havacılık sektörü ve buna bağlı olarak tasarımlarda yaşanangelişmeler ile ulaşılan noktada tasarımlarla pilotların hata yapmalarınasebep olan faktörler arasındaki bağlantının ortaya konulmasıamaçlanmıştır. Ağırlıklı olarak helikopter kokpit tasarımlarının, kokpitiçerisindeki fiziksel ortamın, önlü arkalı tasarımların ve yeni kullanımasunulan çok maksatlı ekranların pilot hataları üzerine etkilerideğerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler ışığında da tasarımcıların,kullanıcıların, tedarikçilerin ve bakımcıların, tasarımlarla bağlantılı buhataları asgariye indirmek için göz önüne almaları gereken esaslarsunulmuştur.

Mehmet Çetin
Gazi University · Institute of Graduate Studies in Science
2006
00
Master'sOpen AccessTR

Sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinliklerinin ilköğretim Fen ve Teknoloji öğretmenlerinin bilimsel süreç becerilerine, öz-yeterlik ve sorgulamaya dayalı öğretime ilişkin inançlarına etkisi

Bilim ve teknoloji alanında meydana gelen değişim ve gelişmelerin etkisiyle güçlü bir gelecek oluşturmak için bireylerin fen ve teknoloji okuryazarı olarak yetiştirilmesinin önemi açıkça ortadadır. Ülkemizde yeniden yapılandırılan fen ve teknoloji öğretim programı bireylerin bilgiyi kendilerinin oluşturmasını esas alan yapılandırmacı öğrenme yaklaşımını benimsemiş ve sorgulamaya dayalı öğretimi öğrencilerin öğrenmesini sağlayan güçlü bir araç olarak önermiştir. Öğretim programının amaçladığı gibi sorgulamaya dayalı öğrenmenin hedeflendiği şekilde kullanılabilmesinde ön koşul öğretmenlerin sorgulamaya dayalı öğretimi derslerinde uygulama konusunda kendilerini yeterli hissetmeleridir. Bu kapsamda çalışmanın amacı; sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinlikleri ile öğretmenlerin sorgulamaya dayalı öğretim konusunda becerilerinin ve öz-yeterliklerinin gelişmesini ve inançlarını olumlu bir şekilde etkilemeyi sağlamak olarak belirlenmiştir. Çalışmada ayrıca öğretmenlerin sorgulama yöntemine yönelik sahip oldukları inançlarının, öz yeterlik inançlarının ve becerilerinin cinsiyetlerine ve mesleki deneyimlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırmanın bağımlı değişkeni öğretmenlerin öz yeterlik inançları, sorgulamaya dayalı öğretime ilişkin inançları ve bilimsel süreç becerileridir. Araştırmanın bağımsız değişkenini ise sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinlikleri oluşturmaktadır. Bu araştırmada ?tek gruplu ön test-son test modeli? kullanılmıştır. Çalışma grubunu İzmir ilinde çeşitli okullarda görev yapmakta olan 30 ilköğretim fen ve teknoloji öğretmeni oluşturmaktadır. Öğretmenlerin çalışmaya katılımında ulaşılabilirlik ve gönüllülük esas alınmıştır. Etkinlikler, öğretmenlerin sorgulamaya dayalı öğretime ilişkin inançlarını olumlu yönde etkilemeyi ve becerilerini geliştirmeyi amaçlayacak şekilde hazırlanmıştır. Veri toplama aracı olarak ?Sorgulama Tabanlı Fen Öğretimi Öz yeterliği Ölçeği?, ?Sorgulamaya Dayalı Öğretime İlişkin İnanç Ölçeği? ve ?Bilimsel Süreç Becerileri Testi? kullanılmıştır. Ayrıca etkinlikler sonrası dokuz öğretmen ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen verilere göre uygulama öncesi ve uygulama sonrası öğretmenlerin bilimsel süreç becerileri testi, sorgulamaya yönelik öz yeterlik inanç ölçeği ve sorgulamaya dayalı öğretime yönelik inanç ölçeğinden aldıkları puanlar arasında anlamlı fark bulunmuştur. Bununla birlikte öğretmenlerin sorgulama yöntemine yönelik öz yeterlik inançlarının onların cinsiyetlerine göre anlamlı farklılık gösterdiği bulunmasına rağmen bilimsel süreç becerileri ve sorgulamaya yönelik inanç ölçeğinden aldıkları puanların cinsiyetlerine göre farklılaşmadığı bulunmuştur. Mesleki kıdemlerine göre ölçekler ve testten aldıkları puanlar incelendiğinde ise puanların istatistiksel olarak anlamlı olmadığı görülmüştür. Yarı yapılandırılmış görüşme sonuçları da sorgulamaya dayalı mesleki gelişim etkinliklerinin etkililiğini desteklemektedir. Çalışmanın bulgularına dayanarak öğretmenlere sorgulama yöntemi konusunda verilen uygulamalı mesleki gelişim eğitimlerinin sayısının arttırılması, lisans derslerinde öğretmen adaylarının sorgulama yöntemini tanımalarının sağlanması ve öğretim programında sorgulama yöntemine uygun ders planı ve etkinliklere yer verilmesi önerilmektedir. Ayrıca ileride yapılacak çalışmalar için öğretmenlerin uygulamalı mesleki gelişim eğitimi sonucu kazanımları, farklı değişkenler açısından ve sınıf ortamına nasıl yansıdığı ile ilgili olarak araştırılabileceği önerilmektedir. Anahtar Kelimeler: Sorgulamaya Dayalı Mesleki Gelişim, Öz yeterlik Algısı, Bilimsel Süreç Becerileri, Sorgulamaya Dayalı Öğretime Yönelik İnanç, Fen ve Teknoloji Öğretmenleri.

Bilimsel süreçFen bilgisi öğretimiFen ve teknoloji dersi+7
Merve Kocagül
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2013
00
Master'sOpen AccessTR

Fen bilgisi öğretmen ve öğrencilerinin proje hazırlama konusundaki bilgi ve becerilerinin araştırılması: Bu Benim Eserim proje çalışması

Bu araştırmada ortaokul öğrencilerinin ve fen bilgisi öğretmenlerinin proje hazırlama konusundaki bilgi ve becerilerinin araştırılması, bunun yanında proje hazırlayarak bölge final sergisine katılan öğretmenlerin öz yeterliklerinin, öğrencilerin, fen bilgisi dersine yönelik tutumlarının ve fen öğrenmeye yönelik motivasyonlarının nasıl olduğunun incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında Milli Eğitimi Bakanlığı ve TÜBİTAK tarafından her yıl gerçekleştirilen "Bu Benim Eserim" fen ve matematik proje çalışmasında yer alan 260 fizik projesi, araştırmacı tarafından geliştirilen "değerlendirme rubriği" ile puanlanarak incelenmiştir. İncelenen projeler 2005-2014 yılları arasında bölge final sergisine katılan projelerle sınırlandırılmıştır. Ayrıca bu araştırmada 2014-2015 yılında İzmir ilinde bölge sergisine projeyle katılmış öğretmenlerin fen öğretimi inançları, bölge final sergisine katılmış öğrencilerin de fen öğrenmeye yönelik motivasyonları ve fen bilgisi dersine yönelik tutumları incelenmiştir. Son olarak bölge final sergisine katılan öğretmen ve öğrencilerden gönüllü olanlar ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bu araştırmada betimsel araştırma modellerinden "durum çalışması" kullanılmıştır. İncelenen projelerin bölgesel farklılık, çalışma ekibi ve cinsiyet faktörü açısından aralarında anlamlı bir farklılığın olup olmadığı araştırılmıştır. Çalışma sonucunda bölgesel olarak hazırlanan projelerin "değerlendirme rubriği"nden almış oldukları puanlar arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Bunun yanında 2015 yılında İzmir de gerçekleştirilen bölge final sergisine katılmış olan öğretmenlerin "fen öğretimi öz-yeterlik inanç ölçeği"nde erkek öğretmenlerin bayan öğretmenlere göre, devlet okulunda görev yapan öğretmenlerin özel okulda görev yapan öğretmenlere göre puanları daha yüksek bulunmuştur. 2015 yılı İzmir bölge final sergisine katılan öğrencilerin "fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği"nde kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre, 7. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin diğer sınıf seviyelerine göre, özel okulda öğrenim gören öğrencilerin devlet okulunda öğrenim gören öğrencilere göre almış oldukları puanlar daha yüksektir. Öğrencilerin "fen bilgisi dersi tutum ölçeği"nden almış oldukları puanlar devlet okulunda öğrenim gören öğrencilerin özel okulda öğrenim gören öğrencilere göre, erkek öğrencilerin kız öğrencilere göre ve 6. sınıfta öğrenim gören öğrencilerin diğer sınıf seviyelerine göre daha yüksektir. Ayrıca öğrencilerin "fen bilgisi dersi tutum ölçeği"nden ve "fen öğrenmeye yönelik motivasyon ölçeği"nden almış oldukları puanlar cinsiyet faktörü, sınıf seviyesi ve öğrenim gördüğü okul türü açısından aralarında önemli bir farklılık bulunmamıştır. Bunun yanında öğretmenlerin öz-yeterlik, öğrencilerinden tutum ve motivasyon ölçeklerinden almış oldukları puanlar alınabilecek en yüksek puana oldukça yakındır. Bu açıdan proje çalışmalarına katılan öğretmenlerin fen öğretimi öz-yeterlik, proje çalışmalarına katılan öğrencilerin tutum ve motivasyonlarının yüksek olduğu düşünülmektedir. Öğrenci ve öğretmenler ile yapılan görüşmeler, elde edilen sonuçları desteklemektedir. Çalışmadan elde edilen bulgulara dayanarak öğretmen yetiştirme programlarında, lisans eğitiminde proje hazırlama ile ilgili derslerin yerleştirilmesi, öğretmenlere proje hazırlamanın bilimsel basamakları açısından uzun süreli hizmet içi eğitim verilmesi ve öğrencilere proje hazırlamanın bilimsel basamakları ile ilgili aktiviteler yapılması önerilmektedir.

Bilimsel beceriBu Benim EserimEğitim projeleri+7
Sinan Eslek
Dokuz Eylül University · Institute of Educational Sciences
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Enfal suresinin din eğitimi açısından değerlendirilmesi

İnsan, sosyal bir varlıktır. Semavi dinlerin tamamı sosyal düzeni kurmaya çalışmış ve bununla ilgili yaşama ilkeleri getirmiştir. İslam dini de bu ilkeleri içeren en son ve en mükemmel dindir. Özellikle beşerî ilişkilerde; adalet, dostluk, dürüstlük, öz denetim, sabır, saygı, sevgi, sorumluluk, yardımseverlik gibi değerleri temel vasıflardan kabul etmektedir. Gelen peygamberlerin tamamı toplumu düzenlemek ve bu ahlaki prensipleri insanlara aktarmak için çalışmışlardır. Bunu gerçekleştirmek için de örgün ve yaygın eğitim yoluyla kitlelere ulaşmaya gayret etmişlerdir. Özellikle eğitim yoluyla maddi ve manevi değerlere vurgu yapılmıştır. Bu ilkelerin en bariz yer aldığı surelerden biri de Enfal suresidir. Bu sebeple araştırmada, Enfal suresini ele almamızın nedeni ferdin ve milletin iki cihan mutluluğu için ihtiyaç duyulan birtakım sosyal davranış kurallarının değişimi, düzenlenmesi ve bu sürecin işleyişi hakkında faaliyetleri içermesidir. Surede, özelde bireyler genelde toplumların inşası için temel ilkeler yer almaktadır. Bu sebeple aynı zamanda birer eğitimci olan resullerin Enfal suresini nasıl açıkladığı din eğitimi açısından değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışmamız giriş hariç iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde, kuramsal bir çerçeve çizilmiştir. Surenin anlamı ve muhtevası hakkında kısa bir bilgi verilmiştir. Sure ile alakalı bazı temel kavramlar izaha çalışılmıştır. İkinci bölümde ise Enfal suresinde yer alan konular, DKAB (4-8. Sınıf) öğretim programlarındaki kök değerler açısından ele alınmıştır. Neticede; Enfal suresinde, kardeşlikte dostluk, iman ve amelde sabır, barışta vatanseverlik, insani ilişkilerde saygı-adalet, azim ve tevekkülde sorumluluk gibi temaların dengeli bir biçimde izah edildiği tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Din Eğitimi, Enfal Suresi, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi, Öğretim Programı, Kök Değerler.

Ahlaki değerlerDeğerlerDeğerler eğitimi+6
Feyza Gökgöz
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Ailelerin ortaokul çağındaki çocukların din eğitiminde karşılaştığı problemler (Antalya ili örneği)

Aile, toplumun en önemli yapı taşı olan, fert ve toplum için kendisinde taşıdığı fonksiyonlar sebebiyle yeri doldurulamaz ve alternatifi olmayan bir müessesedir. Aile kavramını bu denli önemli kılan ise neslin korunması ve eğitilmesi faaliyetlerini bünyesinde taşımasıdır. Neslin eğitilme süreci ailede başlamakta ve bireyin kalıtımsal yönden sahip olduğu özelliklerini ne kadar geliştireceği, nasıl şekillendireceği gibi pek çok değişken aile ortamındaki tecrübelerinin bir yansıması olmaktadır. İlk ve temel öğrenmelerin çocukluk döneminde gerçekleşmesi ise ailede verilen eğitimin önemini artırmaktadır. Bu bilgiler ışığında araştırmanın amacı, ailelerin ortaokul çağındaki çocuklarının din eğitiminde karşılaştıkları problemlerin tespit edilmesidir. Buradan hareketle araştırmada, ebeveynlerin çocuklarının dini gelişimlerini desteklemek için neler yaptığını ortaya koymak, kendilerini yetersiz hissettikleri ve zorlandıkları hususları tespit etmek, çocuklarına din eğitimi verirken etkili olan aktörlere bakış açılarını ve beklentilerini ortaya çıkarmak hedeflenmiştir. Araştırmanın kuramsal çerçevesinin hazırlanmasında literatür taraması yöntemi kullanılmıştır. Ardından konuyla ilgili olarak 20 aile ile yarı yapılandırılmış görüşme gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler içerik analizi ile çözümlenmiştir. Araştırma neticesinde; ebeveynlerin çocuklarına din eğitimi vermelerinin her boyutuna büyük önem verdiği görülmüştür. Ailelerin çocuklarının din eğitimi sürecinde zorlandıkları alanların ise, ibadet alışkanlığı kazandırma, arkadaş seçme, sosyal medyada çok vakit geçirme, iletişim becerileri konusunda yetersiz kalma gibi noktalarda yoğunlaştığı tespit edilmiştir. Araştırmanın önemli bulgularından birisi de ebeveynlerin çocuklarının dini gelişimlerine ait sorumluluklarının farkında olmaları fakat bu gelişimi desteklemek için ne yapacaklarına dair kendilerini yetersiz hissetmeleridir. Anahtar Kelimeler: Din Eğitimi, Aile, Çocuk, Ortaokul, İletişim

AileAile sorunlarıAntalya+5
Fatma Altındal
Akdeniz University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2023
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı kristallerin inelastik diferansiyel saçılma tesir kesitlerinin enerji ayrımlı X-ışını spektrometresi ile ölçümü

Bu çalışmada; 59,54 keV'lik foton yayımlayan noktasal 241Am radyoizotop kaynağı kullanılarak Si ve GaAs yarıiletkenlerin inelastik diferansiyel saçılma tesir kesitleri 130, 135, 140, 145 ve 150 derecelik açılarda ölçüldü. Dedektör verimini tayin etmek için Pd, In, Sm, Gd, Dy ve Ho elementleri kullanıldı. Ölçümlerde rezülasyonu 5,96 keV'de 160 eV olan yarıiletken Si(Li) dedektör kullanıldı. Bu ölçümler incelenerek kimyasal etki ve kalınlığın diferansiyel tesir kesitlerine etkileri araştırıldı. Ölçülen değerler teorik değerlerle karşılaştırıldı. Si kristalinin diferensiyel saçılma tesir kesitlerinin teorik değerle uyumlu çıktığı, GaAs kristali için ise teorik ve deneysel değerler arasında önemli farklılıklar olduğu gözlendi ve sebepleri tartışıldı.Anahtar Kelimeler: GaAs, Si, Kristal Yapı, Compton Saçılması

Huriye Kabil
Recep Tayyip Erdoğan University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Gözenekli silisyum kristali, bazı yarıiletkenlerin ve doğal kristallerin kütle soğurma katsayılarının incelenmesi

Bu çalışmada ilk olarak; filitrelenmiş 59,5 keV'lik foton yayımlayan noktasal Am-241 radyoizotop kaynak kullanılarak doğal kristallerin kütle soğurma katsayıları ölçüldü. Böylece ilk defa doğal kristallerin deneysel değerleri ölçülmüş oldu.Çalışmada ikinci olarak GaAs ve InP kristallerinin kütle soğurma katsayıları enerjiye bağlı olarak ölçüldü. Bulunan deneysel değerler teorik değerlerle karşılaştırıldı. 59,5 keV'lik foton enerjisinde deneysel değerlerle teorik değerler arasında bir uyum gözlendi. Fakat 122 keV ve 1334 keV'lik foton enerjilerinde deneysel değerlerle teorik değerler arasında hata sınırları dışında farklar gözlendi.Son olarak normal silisyum ve gözenekli silisyum kristallerinin enerjiye bağlı olarak kütle soğurma katsayıları ölçülerek gözenekli yapının kütle soğurma katsayılarına etkisi incelenmiştir. Bulunan deneysel değerler teorik değerlerle karşılaştırılmıştır.

Elif Ayaz
Recep Tayyip Erdoğan University · Institute of Graduate Studies in Science
2012
00
Master'sOpen AccessTR

YBa2Cu3O7 süperiletkeninin Compton saçılma diferansiyel tesir kesitleri ölçümü

Bu çalışmada; YBa2Cu3O7 süperiletkeninin Compton saçılma diferansiyel tesir kesitleri 120, 125, 130, 135 ve 140 derecelik saçılma açılarında ölçüldü. Numune hazırlanan uygun bir geometride, 59.54 keV?lik gama ışınları yayınlayan 50 mCi?lik 241Am radyoizotop kaynak tarafından uyarıldı. Numuneden yayınlanan karakteristik K X-ışınları 5.96 keV?de çözünürlüğü 160 eV olan HPGe dedektör kullanılarak belirlendi. Dedektör verimini belirlemek için saflığı %99.9 olan foiller kullanıldı. Literatürde YBa2Cu3O7 süperiletkeninin diferansiyel tesir kesiti ile ilgili yapılan deneysel çalışmalar az olduğundan elde edilen deneysel sonuçları karşılaştırma imkânı olmamıştır. Deneysel değerler teorik değerlerle karşılaştırılmıştır. Yapılan karşılaştırmada teorik değerler deneysel değerlerle hata sınırları içinde uyumlu olduğu görüldü. Yapılan çalışmanın literatürdeki bu eksikliği dolduracağı düşünülmektedir. Anahtar Kelimeler: YBa2Cu3O7 süperiletken, Compton saçılması, diferansiyel tesir kesiti

Ali Meral
Recep Tayyip Erdoğan University · Institute of Graduate Studies in Science
2013
00
Master'sOpen AccessEN

Viskoelastik akış soğutmalı mikro kıvrımlı kanallarda akış ve ısı transferi

In recent years, the microelectronic industry has shown significant improvement in terms of manufacturability, integration, functionality and enhanced performance. It has been known that microelectronic devices are strongly affected by temperature as well as thermal environment. This leads to an increasing demand for highly efficient cooling technologies. Thermal management often imposes the main obstacle for scaling down the size of modern electronic devices. Microchannel heat exchanger is an ideal candidate for small electronic devices due to their high surface-to-volume ratio as well as their small volumes. Microchannel heat sinks constitute an innovative cooling technology for the removal of a large amount of heat from a small area. Microchannels are defined as flow passages that have hydraulic diameters in the range of 10 to 100 micrometers. Following the Tuckerman and Pease (1981) at Stanford University work on single layer parallel flow micro-channel heat sink, many other studies on microchannel heat sink have been carried out. Since then, this technology has received considerable attention in microelectronics and other major application areas. Microchannel heat sinks can be used in a wide variety of applications, including electronics cooling, air-conditioning, space application, refrigeration, heat recovery ventilation (HRV), and automotive applications, to name a few. Micro serpentine channels have been extensively used in liquid cooling due to their high heat transfer coefficients. Various enhancement methods have been proposed in order to improve the heat transfer characteristic of a microchannel. The majority of these methods share a common objective, i.e., to interrupt the boundary layer on the solid surface, and replace it with fluid from the core, thus creating a new boundary layer with an increased temperature gradient. Also, it is desirable to employ the method that gives the minimum pressure drop, and the highest heat transfer rate. In the current study, an incompressible viscoelastic fluid has been introduced as a coolant in a micro serpentine channel for heat transfer enhancement due to presence of three-dimensional purely-elastic instabilities at vanishingly small Reynolds numbers. The aim of the current study is to show that a micro serpentine channel with a viscoelastic coolant provide the higher heat transfer efficiency at vanishingly small Reynolds numbers compared to that of Newtonian flow. In order to assess the heat and mass transfer characteristics of such heat sinks, an unstructured finite volume method based on three dimensional solver has been developed. The solver utilizes a method that is based on the side-centered arrangement of flow variables with an exact mass conservation. The numerical algorithm is based on side-centered finite volume method where the velocity vector components and temperature are defined at the midpoint of each cell face while the pressure term and extra stress tensor are defined at the element centroid. The present arrangement of the primitive variables leads to a stable numerical scheme. The resulting algebraic linear systems are solved using the FGMRES(m) Krylov iterative method with the restricted additive Schwarz preconditioner with a block-incomplete factorization within each portioned sub-domain. To speed up the iterative solver per time-step, the former solutions can be used as the initial solution. The computer program used in this study was written in Fortran. The implementation of the preconditioned Krylov subspace algorithm, matrix-matrix multiplication and the multilevel preconditioner were carried out using the PETSc (Portable, Extensible Toolkit for Scientific Computation) software package developed at the Argonne National Laboratories. The coolant, viscoelastic fluid is modeled as an incompressible Oldroyd-B fluid. The heat and mass transfer characteristic of the flow is studied numerically by varying a series of parameters such as Reynolds, Prandtl and Weissenberg numbers systematically. As the Weissenberg number is increased, the viscoelastic instability becomes significant. As a result of this, flow complexity and the strength of streamwise vortices increase. This shows not only hot fluid being transported away from the walls into the center but also the fluid near the wall continuously being refreshed. Based on initial evaluation of the present results, it is concluded that purely-elastic instabilities are responsible for heat transfer enhancement.

Ozan Oduncu
İstanbul Technical University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Bazı mühendislik uygulamalarında kullanılan esnek hesaplama yöntemlerinin karşılaştırılması

Esnek hesaplama yöntemleri, karmaşık, zor ve belirsiz bilgi prosesleri içeren ve doğrusal olamayan parametreler arasında ilişki kurulmasını gerektiren problemlerin çözümünde başarılı olduğundan, birçok mühendislik problemlerinde kullanılmaktadır. Bu tezde esnek hesaplama (yapay zeka) yöntemleri üzerine kapsamlı bir çalışma yapılmıştır. Örnek mühendislik problemi olarak makine mühendisliği alanında yaygın olarak kullanılan Elektro erozyon ile işleme (EEİ) yöntemindeki girdi ve çıktı parametreleri arasındaki ilişki incelenmiştir. Öncelikle, elektro eerozyon tezgâhında girdi parametreleri olarak; deşarz akımı (I), vurum süresi (Ton), ve bekleme süresinin (Toff), çıktı parametreleri olarak; malzeme kaldırma oranı (MRR), elektrot aşınma oranı (EWR) ve ortalama yüzey pürüzlülüğü (Ra) alınarak deneysel çalışmalar yapıldı. Deneysel sonuçlar ve veri setleri kullanılarak ANFIS, YSA and GEP modelleri geliştirildi ve sonunda bu modellerin performansları karşılaştırılarak en iyi modeller sunuldu. Geliştirilen tüm modellerin tahmin sonuçları, istatistiksel performanslarına göre karşılaştırıldığında başarılı olmakla birlikte, ANFIS modellerinin diğerlerinden biraz daha başarılı olduğu görülmüştür.

Süleyman Hilmi Çakır
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Esnek g-modüller

Esnek küme kavramı Moladtsov tarafından klasik mantığın açıklayamadığı birçok alandaki örneğin mühendislik, ekonomi, tıp bilimi ve sosyal bilimler gibi alanlardaki belirsizliklerle başa çıkmak için tanıtılmıştır. G-modül kavramı grup temsili teorisi için çok önemlidir. Özellikle G-modül yapısı yaygın olarak sonlu grupların temsili çalışmalarında kullanılmaktadır. Bu tezin amacı esnek G- modül kavramını incelemektir. Tez esnek küme ve belirsizliklerin geçmişi hakkında bilgi vererek başlıyor. İkinci bölümde esnek kümenin temel kavramları ve ilgili özellikleri verildi. Üçüncü bölümde G-modül kavramı; G- modül kavramının indirgenebilirliği, indirgenemezliği ve tamamen indirgenebilirliği verildi ve G-modüllerin bazı temel özellikleri incelendi. Dördüncü bölümde esnek G-modüllerin temel kavramları verildi. Son bölümde esnek G-modüllerin indirgebilirliği, indirgenemezliği ve tamamen indirgenebilirliği verildi ve bunların temel özellikleri incelendi.

Abdullah Kargın
Gaziantep University · Institute of Graduate Studies in Science
2015
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de mali disiplinin uzun dönem makroekonomik etkileri

Mali disiplin konusu kamu maliyesi literatüründe uzun zamandır önemli bir tartışma konusudur. Bunun nedeni ise Keynesyen düşünce ile birlikte mali disiplinden taviz verilebileceği yönündeki görüşlerin ağır basması ve bunun neticesinde uzun dönemde makroekonomik performansın olumsuz etkilendiği yönündeki kaygılardır. Nitekim mali disiplinsizliğin makroekonomik etkileri konusunda ileri sürülen teorik argümanları destekleyici nitelikte birçok çalışma yapılmıştır.Bu çalışmada, Türkiye'de mali disiplinsizliğin uzun dönem makroekonomik etkileri, farklı ekonometrik analizler kullanılarak test edilmiştir. Çalışmada Vector Otoregresyon (VAR) Modeli çerçevesinde Granger Nedensellik Testi, Etki Tepki Analizi ve Varyans Ayrıştırma Analizi'nden yararlanılmıştır.

Granger Nedensellik TestiMakroekonomik etkiMali disiplin+2
Özge Uysal
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2009
00
Master'sOpen AccessTR

Türkiye'de dışa açıklık ile kamu gelir ve harcamaları arasındaki ilişki

Küreselleşme süreci ile birlikte ekonomilerini dışa açan ülkelerin karşılaştığı durumlar birçok çalışmada ele alınmış ve dışa açıklığın farklı kriterler kullanılarak büyüme, enflasyon gibi makroekonomik göstergelerle olan ilişkileri sıklıkla incelenmiştir. Buna rağmen dışa açıklık ile kamu gelir veya giderleri arasındaki ilişkinin mevcudiyetine dair yapılan çalışmalarda değişkenler arasındaki ilişkiyi kapsamlı bir şekilde analiz eden çalışma bulunmamaktadır. Çalışmanın amacı Türkiye için bu değişkenler arasındaki ilişkinin mevcudiyetini araştırmaktır. Bu çalışmanın hazırlanması esnasında kavramsal olan ilk iki bölüm için literatür taraması yoluna gidilmiş, son bölümde de Türkiye'nin 1980-2010 yılları arasındaki dışa açıklık oranı ile vergi gelirleri, reel harcamalar ve transfer harcamaları olarak ikili bir sınıflandırmaya tabi tutulan kamu harcamaları arasındaki ilişkinin mevcudiyeti en küçük kareler yöntemi kullanılarak analiz edilmiştir. Çalışmanın sonucunda teoride sunulanlara paralel olarak Türkiye'de ilgili yıllar itibariyle dışa açıklık oranı ile vergi gelirleri, reel harcamalar ve transfer harcamaları arasında bir ilişkinin söz konusu olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Dışa açıklıkEn küçük kareler yöntemiKamu gelirleri+2
Elçin Bayraktar
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2012
00
Master'sOpen AccessTR

Yerel kamu hizmetlerinde kamu özel sektör ortaklıkları: Çanakkale Belediyesi örneği

Kamu tarafından sunulan mal ve hizmetler, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerin tamamında hızla artan bir şekilde özelleştirmeye tabi tutulmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerde yerel kamusal mal ve hizmetlerin üretimi ve sunumu önemli oranda özel sektöre devredilmiştir. Bununla birlikte özelleştirmeden beklenen faydaların tam olarak elde edilemediği görülmüştür.İşte bu noktada ?Kamu Özel Sektör Ortaklıkları (KÖSO)? gündeme gelmiştir. Aslında kamusal hizmetlerin özel sektöre gördürülmesi yeni bir olgu da değildir. Eskiden beri kamusal hizmetlerin bir şekilde özel sektöre devredildiği örnekler mevcuttur. Yeni olan; son yıllarda KÖSO adı altında kamusal hizmetlerin risk ve getirilerinin özel sektör ve kamu sektörü arasında paylaşılarak, devletin kamusal işlerden mümkün olduğunca çekilmesi ve KÖSO'ların yaşamın her alanına yaygınlaştırılması düşüncesidir.KÖSO'lar merkezi çapta gerçekleştirildiği gibi, yerel kamusal hizmetlerde de birçok projede kendisine uygulama alanı bulmuştur. Yerel ölçekte KÖSO'ların faaliyetlerinin düzgün ve sağlıklı gerçekleşmesi, ancak politik çekişmelerden uzak, KÖSO tekniğinin uygulayacak olanlar tarafından iyi kavranması ve uygulama evresinde de, hem özel sektör firmasının, hem de yerel idarenin en iyi şekilde çalışmasına bağlıdır. Tez çalışmasında; kamu özel sektör ortaklıklarının tarihsel süreçteki gelişimleri, temel kavramları, açılımları ve geçirdiği evrelere de değinilecektir. Tezin asıl konusunun değerlendirileceği son bölümü çerçeveleyen ?yerel kamusal mal ve hizmetlerde kamu özel sektör ortaklıkları? konusunda ise, kamu özel sektör ortaklıklarının spesifik olarak yerel boyutta incelemesi yapılacak ve Türkiye'de bu sistemin nasıl gelişme gösterdiği ve uygulanma prosedürlerine değinilecektir. Son olarak da, Kamu özel sektör ortaklıklarının yerel kamusal mal ve hizmetlerde nasıl işlerlik kazandığının somut bir göstergesi ve örneği olarak ?Çanakkale Belediyesi? ele alınacak ve Belediye'nin gerçekleştirdiği ve gerçekleştirmekte olduğu yerel kamusal hizmetlerine ayrıntılı olarak göz atılacaktır. Gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmekte olan bu KÖSO faaliyetlerinin sonucunda, onlardan fayda sağlandığı ya da zarar edildiği sonuç bölümünde tartışılacaktır.

BelediyelerKamu hizmetleriKamu-özel sektör ortaklığı+2
Gamze Aydın
Çanakkale Onsekiz Mart University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2011
00

Other supervisors