Theses supervised by Doç. Dr. Mehmet İlhan

18 theses · Dokuz Eylül University, İstanbul University

Master'sOpen AccessTR

Maturidi'de adalet-hikmet ilişkisi

Çalışmanın birinci bölümünde adalet ve hikmet kelimelerinin sözlük ve terim anlamları ele alındı. Bu kelimelerle yakın anlamdaş bazı kelimelerin üzerinde durulmuştur. Kelam alimlerinine göre adalet ve hikmetin hangi anlamlara geldiğini ve nasıl yorumladıklarını üzerinde duruldu. Bu kelimelerin Kur'an'da hangi manada kullanıldıklarını ve bu kelimelere verilen anlamlarını da mümkün olabildiğince aktarmaya gayret gösterdik. İkinci bölümde Adalet ve Hikmet ilişkisi ele alınmış olup, Mâtürîdî, Eş'ari ve Mütezile'ye göre adalet ve hikmet kavramlarının ilişkilerini ve bunların karşılaştırılması ve bu kavramların bir sistem üzerindeki bağlantılarını açıklamayı amaç edindik. Özellikle İmam Mâtürîdî'nin adalet ve hikmet konusundaki düşüncesinin önemini bir bütün olarak sunmaya çalıştık. Sonuç kısmında ise, Mâtürîdî'ye göre işlediğimiz bu kavramların adeta birbirinden ayrılmaz olduğunu ifade etmiş bulunduk.

Nurdaulet Karnakbay
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2022
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Said Ramazan el-Bûtî'nin itikâdî görüşleri

Bu çalışmada "Muhammed Said Ramazan el-Bûtî'nin İtikâdî Görüşleri" ele alınmaya çalışılmıştır. Bu görüşleri ele alınırken özellikle sistematik bir şekilde yazılan ve tamamıyla itikâdî konulara ayrılan Kübra'l-Yakîniyyâti'l-Kevniyye adlı eseri ölçüt alınmıştır. Bununla beraber diğer eserlerinden de yararlanılmıştır. Çalışmamız bir giriş, dört bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş kısmında araştırmamızın konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları ile kısaca Ramazan el-Bûtî'nin hayat hikâyesine ve çalışmalarına değinilmiştir. Birinci bölümde el-Bûtî'nin Allah'ın varlığı, Allah'ın sıfatları, kaza, kader ve rü'yetullah gibi ilâhiyyât bahisleri ile ilgili görüşleri incelenmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde; nebi, resûl ve bunlarla ilgili nübüvvet, risâlet gibi bazı kavramlar el-Bûtî perspektifinden değerlendirilmeye çalışılmış, sonra vahiy, peygamberlere iman, peygamberlerin sıfatları ve mu'cize konuları ile ilgili fikirleri tahlil edilmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde el-Bûtî'nin ölüm ile başlayan gaybî konularla ilgili görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Dördüncü bölümde ise kevniyyât başlığı altında kendine has üslubu ile melek, cin ve insan konularının itikâdî sahada, hangi yönleri ile inanç esası kabul edildikleri Ramazan el-Bûtî'nin değerlendirmeleri ile incelenmeye çalışılmıştır.

El- ButiMucizelerPeygamberlik+3
Cevdet Okçu
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Sol torakoabdominal delici-kesici alet yaralanmalarında manyetik rezonans görüntülemenin diyafragma yaralanması saptanmasındaki etkinliği

Amaç Travmatik diafragma yaralanması genellikle torakoabdominal bölgenin penetran ve künt travmaları sonucu oluşmaktadır. Günümüzde artan delici-kesici alet yaralanmaları ve ateşli silah yaralanmaları sonrası diyafragma yaralanma insidansında artış görülmektedir. Travmatik diyafragma rüptürü başlangıçta sessiz seyredip semptom vermeyebilir. Geç dönemde diyafragmatik hasara bağlı oluşan laserasyondan herniye olan organlara bağlı semptomlar görülür. Bu semptomlar büyük ölçüde herniye olan mide veya bağırsakların etrangulasyon/strangulasyonu sonucu gelişir, bu da ölümcül seyredebilir. Bundan dolayı diyafragma yaralanmasının erken teşhisi ve onarılması hayati öneme sahiptir. Torakoabdominal penetran yaralanmalara bağlı organ herniasyonu daha çok sol taraflı yaralanmalarda görülür. Fakat sağ diyafragma yaralanmalarında karaciğer koruyucu rol oynadığı için herni görülme oranı düşüktür. Fizik muayene ile travmatik diyrafagma rüptürlerinin tanısını koymak zor bir durumdur. Acil şartlarda yapılan görüntülemelerde bariz diyafragma rüptürü bulguları (organ herniasyonu vs.) olmadığı sürece kesin tanı konulamaz. Ancak tanıda altın standart yöntem; tanısal amaçlı yapılan cerrahi eksplorasyondur. Çalışmamızın amacı, sol torakoabdominal delici-kesici alet yaralanmalarında diyafragma hasarını değerlendirmede Manyetik Rezonans Görüntülemenin(MR) etkinliğinin, bilgisayarlı tomografi(BT) ve altın standart olan diyagnostik laparoskopi/torakoskopiyi ile karşılaştırmaktır. Bunun sonucunda MR'ın duyarlılığı ve özgüllüğü yüksek görülürse cerrahi girişim oranları azalabilir. Bunun sonucunda negatif laparoskopi/torakoskopi oranlarını ve buna bağlı gelişecek komplikasyonları ve hastane yatış sürelerini azaltılabilir. Gereç ve Yöntem Kasım 2017 ile Aralık 2020 ayları arasında İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakultesi Acil Cerrahi Birimine delici-kesici alet yaralanması şikayeti ile getirilen hastalar arasından sol torakoabdominal delici-kesici alet yaralanması olan hastalar seçildi. Acil ameliyat olan, herhangi bir nedenden dolayı MR çekilemeyen veya ameliyat edilemeyen hastalar çalışma dışı bırakıldı. Kliniğimizde sol torakoabdominal yaralanmalarına tanısal laparoskopi/torakoskopi yapılan hastaların, ameliyat öncesi MR ve BT görüntülemeleri cerrahi sonuçlarını bilmeyen radyolog tarafından retrospektif olarak değerlendirildi. Olguların MR sonuçları cerrahi bulgular ve BT görüntüleri ile karşılaştırıldı. Bulgular Toplam 43 (41 erkek, yaş ortalaması 31, aralık 15-57) hasta çalışmaya dahil edildi. Fizik muayene bulgusu olarak en sık lateral yaralanma saptandı. Yapılan cerrahi girişimlerde 13 (%30) olguda diyafragma yaralanması tespit edildi. Diyafragma yaralanması tespit edilen olguların 11'ine (%84) laparaskopik, 2'ine (%15) torakoskopik tamir uygulandı. 14 (%32) olgunun MR görüntüsü diyafragma yaralanması ile uyumlu bulundu, bunlardan 1 tanesinde cerrahi girişim sırasında yaralanma izlenmedi. BT görüntüleri 13 (%30) hastada diyafragma yaralanması ile uyumlu bulundu, bunlardan 1'inde cerrahi girişim sırasında yaralanma görülmedi. Cerrahi eksplorasyonda diyafragma yaralanması saptanan 1 hastanın BT'si yalancı negatifti. Bu verilere göre MR'ın duyarlılığı %100, özgüllüğü %94, pozitif prediktif değer (PPV) %86, negatif prediktif değer (NPV) %100 olarak hesaplanmıştır. BT duyarlılığı %88, özgüllüğü %95 olarak izlendi. Ortalama hastanede kalış süresi tüm olgularda 6 gün (1-30) olarak gözlendi. Sonuç Çalışmamızda, diyafragma yaralanmalarının tespitinde MR'ın yüksek özgüllük ve duyarlılığa sahip olduğu görüldü. Diyafragma kasının değerlendirilmesi için MR'ın tek başına çekilmesi yeterlidir. Sadece MR'da diyafragma yaralanması pozitif veya şüpheli olan vakalara cerrahi girişim yapılarak negatif laparoskopi/torakoskopi sayısı azaltılabilir. Daha geniş vaka serileri ile yeni çalışmalar yapılarak sonuçlar desteklenmelidir.

Abdominal yaralanmalarDiyaframGöğüs yaralanmaları+5
Elchın Alızade
İstanbul University
2021
00
Medical SpecialtyOpen AccessTR

Apendiks tümörlerinde apendektomi yeterli midir?

Araştırmanın Başlığı: Apendiks tümörlerinde apendektomi yeterli midir? Amaçlar: Apendiksin primer tümörleri oldukça nadir görülmektedir. Çoğunlukla herhangi bir nedenle yapılan apendektomi sonrası insidental olarak saptanmaktadır. Apendektomi sonrası ek cerrahi girişim gerekip gerekmediği yıllardır süregelen bir tartışma konusudur. Bu çalışmada apendiks tümörü tanısı alan hastalarda yapılan apendektominin yeterli olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Hastalar ve Yöntemler: Ekim 2006 ile Ekim 2019 tarihleri arasında herhangi bir nedenle apendektomi yapılan hastalar retrospektif olarak incelendi. Apendikste primer tümöral lezyon görülen hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalar biyolojik davranış grupları, histopatolojik tanıları, ameliyat öncesi tanıları, yapılan ilk ameliyatlar ve ikinci ameliyat olup olmama durumu açısından değerlendirildi. Bulgular: Apendiks tümörü tanısı konulan toplam 132 [Erkek / Kadın:45(%34,1) / 87(%65,9)] hastanın olduğu belirlenmiştir. "Benign" kategorisinde 27 (%20,5), "borderline" kategorisinde 61 (%46,2), "malign" kategorisinde de 44 (%33,3) hasta mevcuttur. Hastalardan 105'ine (%79,5) ilk ameliyatta "sadece apendektomi" uygulanmışken, 27 (%20,5) hastaya "geniş rezeksiyon" yapılmıştır. İlk ameliyatta apendektomi yapılan 105 hastadan 18'ine (%17,1) geniş rezeksiyon uygulandığı, 87 (%82,9) hastaya ek cerrahi girişim yapılmadığı görülmüştür. Sonuçlar: Benign tümörlerde ve erken evre borderline tümörlerde apendektominin yeterli olduğu sonucuna varılmıştır. Malign tümörlerde de erken evrede apendektominin yeterli olduğu histopatolojik alt tip (nöroendokrin tümörler) mevcuttur. İleri evre tümörlerde ise agresif cerrahi girişimler sağkalıma yarar sağladığından tecrübeli merkezlerde uygulanmalıdır.

Nöroendokrin tümörler
Safa Toprak
İstanbul University
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İmanda istisna

İman, İslami literatürde Allah'ın varlığına, birliğine, gücüne, kudretine inanmak, ona itaat etmek ve kalben tasdik etmek demektir. İman meseleleri İslam devletinin sınırlarının genişlemesiyle birlikte yeni Müslüman olanların sorularına farklı yorumlar ile birlikte farklı tartışmalar ortaya çıkarmaktadır. Eserimiz giriş, iki bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde tezin konusu, amacı, yöntemi ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümünde kavramsal çerçeve açısından iman kavramını inceledik. Özellikle konumuzun mahiyeti açısından önem arz ettiğinden dolayı iman ile ilişkili tartışmaları amelî ve itikâdî çerçevede ele aldık. İkinci bölümde ise istisna, şüphe ve muvâfât gibi temel kavramları açıkladık. İmanda istisna probleminin nasıl ortaya çıktığını, bu konu hakkındaki Mezheplerin görüşlerini ve delillerini incelemeye çalıştık. Özellikle mezheplerin konu ile ilgili görüşlerini ayetlerle temellendirmeye çalıştık.

BilgiKelamMezhepler+5
Faruk Kartal
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

İspat-ı vacipte kozmolojik deliller (Risale-i Nur örneği)

İnsanın ve evrenin varlığını sorgularken bunu, varlığı zorunlu ve kendinden olan(vacip) bir güç ile açıklamak, dinlerin ve bazı filozofların yoludur. Kelam ilminin ana konularından biri de Allah'ın varlığıdır. Kelamcıların ve filozofların kullandığı kozmolojik deliller, dış dünyadan yani evrenden yola çıkarak Allah'ın varlığını ispatlayan delillerdir. Tezimizde kozmolojik delilin ispat-ı vacipte ne derece etkili bir delil türü olduğunu ve Said Nursi'nin yazdığı Risale-i Nur KülliyatındaAllah'ın varlığını ispatlamada kozmolojik delile dair ele aldığı delilleri araştıracağız.İmana dair çeşitli meseleleri ele alan eser hakkında çok sayıda çalışmalar yapılmış olsa da özelde kozmolojik delili ele alışıyla ilgili çalışma yapılmamıştır. Tezimizde ilk önce İslâm kelamcılarının ve filozofların kozmolojik delili ele alışını inceledik. İkinci bölümde Risale-i Nur Külliyatında kozmolojik delilin ele alınışının üzerinde durduk.

DelilKozmolojiRisale-i Nur+2
Zehra San
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Hüseyin Fadlallah'ın hayatı ve görüşleri

Bu tezde Lübnan'da kurulmuş olan Hizbullah hareketinin manevi lideri ve hocası kabul edilen Şii âlim Muhammed Hüseyin Fadlallah'ın hayatı ve görüşleri analiz edilmekte olup ilk olarak çalışmanın amacı doğrultusunda Fadlallah'ın fikirlerini önemli ölçüde etkilemiş olan Lübnan coğrafyasının dini, siyasi ve sosyal ortamı incelenmiştir. Çalışmada Fadlallah, İslamcılık hareketi temelinde ele alınarak görüşleri de bu çerçevede değerlendirilmiştir. Bu bağlamda davet, devlet, devrim, cihad, demokrasi, şura, ulusalcılık vb. konular hakkındaki görüşleri Türkçeye çevrilmiş eserlerinden yola çıkılıp tespit edilmiş son olarak da düşüncelerinden hareketle kendisi ıslah ekolü içerisinde zikredilerek çalışma tamamlanmıştır. Anahtar Kelimeler: Lübnan, Şiilik, Hizbullah, Devrim, İslamcılık, Muhammed Hüseyin Fadlallah.

Fadlallah, Muhammed HüseyinHizbullahLübnan+2
Sümeyye Akdeniz
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessAR

An evaluation of Jahız's views on temperament from the perspective of kalam

In this study, the views related to temperament of Al Jahiz who lived during the second and third Hijri centuries and is one of the most important names of Mu'tazila was evaluated from the standpoint of human actions, goodness (Husun), badness/evilness (Kubuh), religion and ethic. The views related to subject of Al Jahiz, who was influenced by Galen's theory of temperament, were determined from her his works, especially Kitāb al-Hayawān. In this study, temperament was argued to be a potential of the human which, when used correctly, can give the ability to distinguish the good from the bad and, with the influence of religion, can improve/beautify the morals. Thus, with asserting that temperament can be of a changing nature, it was aimed to explain how, when it is balanced, you can acquire the happiness of both this life world and the hereafter. Our study is constituted of introduction, two sections, and conclusion. In the introduction, the life, personality, intellectual life, and approach to Kalam of Al Jahiz are briefly discussed. Also, some of his works we hinted at that are related to concept of temperament are talked about. In the first part, its definition as a general view of temperament, its historical process and its conceptual framework are discussed. The concept of temperament has been analyzed in the Quran and Hadith. In the second section the views of some Islamic scholars on the subject and the temperament theory of Al Jahiz are discussed in detail. The functionality of temperament and its potential as a human being have been evaluated in terms of Kalam regarding human issues. Keywords: Al Jahiz, temperament, Ahlat-ı Erbaa (The four temperaments) human actions, goodness badness/evilness, morals/ethics, religion

Emine Bayır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2020
00
Master'sOpen AccessTR

Basra ve Kûfe ekollerinin terminoloji farklılıkları

Bu tezin amacı, Arap dil kurallarının oluşmasında öncülük eden Basra Ekolü ile Arap dilinin gelişim serüveninde yerini alan Kûfe Ekolü arasındaki terminoloji farklılıklarını ortaya koymaktır. Çalışmamız giriş ve iki bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Arap dilinin tarihçesi, Arap dilinin İslâm öncesi ve sonrası durumu ve Arap dilinin ana unsurları konuları anlatılacaktır. Çalışmamızın birinci bölümünde Nahiv, Nahiv ilminin doğuşu ve gelişimi, Basra ve Kûfe ekolleri konuları üzerinde durulacaktır. İkinci bölümde ise İhtilaf kavramı ve Basra ve Kûfe ekollerinin ihtilaf ettikleri terimler yer alacaktır.

ArapçaDilbilgisiDilbilim+5
Ertuğrul Özkul
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Dâvûd el-Karsî ve Şerhu Kasîdeti'l-Emâlî adlı eserinin tahkik ve değerlendirmesi

Dinî ilimler bağlamında ortaya çıkarılmayı bekleyen, kütüphanelerimizde birçok eser mevcuttur. Akademik çalışmalar açısından son derece bakir konumdaki bu eserlerin incelenmesi, açığa çıkarılması İslamî ilimlerin gerçeğe uygun bir şekilde anlaşılması noktasında da katkı sağlayacaktır. Bu bakımdan, söz konusu kaynaklar içerisindeki Kelam alanına dair, Dâvûd el-Karsî'nin "Şerhu Kasîdeti'l-Emâlî" adlı esrini incelemeye ve tahkikli bir şekilde ilim dünyasına kazandırmaya çalıştık. Bu çalışmanın amacı, yaşadığı dönemde alanında söz sahibi olan Dâvûd el-Karsî'nin i'tikâd-kelâma dair görüşlerini gün yüzüne çıkarmamıza yardımcı olacak şerhinin tahkik ve değerlendirmesini yapmaktır. Söz konusu eser, Osman el-Ûşî'nin "Bed'ü'l-Emâlî"si üzerine müellifimiz tarafından yazılmıştır. Eser, Ehl-i Sünnet'in genel itikadi kaidelerini barındıran, sade bir şerhtir. Bu yönüyle, günümüzde, özellikle itikadi alanda, kavram ve bilgi karmaşası yaşayan müslümanların faydasına olacak bir çalışma olduğunu düşünmekteyiz.

Davud el-KarsiKaside-i EmaliKelam+3
Osman Çakır
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İbrahim Karamanî Amidî'nin Şerhu'l-Hey'e alâ Akideti Ehli's-Sünne adlı eserinin tahkik ve değerlendirmesi

İslam âlimleri, birçok ilmî alanda ya öncülük yapmak ya da gelişmesine katkıda bulunmak suretiyle büyük hizmetler yapmışlardır. Yazdıkları eserlerin bir kısmı zaman içerisinde çeşitli sebeplerden dolayı -ne yazık ki- günümüze ulaşamamış, ulaşanların ise büyük çoğunluğu kütüphanelerin tozlu raflarında yüzyıllardır beklemeye mahkûm bırakılmıştır. Oysa tarihi bir yapı, inşa edildiği çağın mimarisini yansıttığı gibi, bu ilmi eserler de yazıldıkları döneme ayna tutmaktadırlar. Bu çalışmamızın gayesi günümüze ulaşan bu ilmî mirasın bir örneği olan İbrahim Karamanî Âmidî'nin "Şerhü'l-Hey'e alâ Akîdeti Ehli's-Sünne" isimli eserinin tahkik ve değerlendirmesini yapmak, böylece onu günümüz insanının hizmetine sunmaktır.

KelamKur'an-ı Kerimİbrahim Karamani Amidi+1
Reşit Ceylan
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Ehl-i Hak: Tarihsel süreç ve temel prensipler

Bu çalışmada İran'da ortaya çıkan ve Ehl-i Hak, Kakaiye, Yaresan ve Aliilahi gibi isimlerle anılan, senkretik ve ezoterik yapısıyla dikkat çeken bir inanç grubu ele alınmıştır. Tezin hedefi bu inanç gurubunun bütün yönleri ile kısa ve öz bir şekilde ele alınması ve ilim dünyasına sunulmasıdır. "Ehl-i Hak: Tarihsel Süreç ve Temel Prensipler" başlığını taşıyan tez iki bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde bu inancın doğuşu ve geçirdiği merhaleler, önemli şahsiyetleri, demografik yapısı, bu inancın doktrini ve ilişki içerisinde olduğu diğer doktrinler ele alınmıştır. İkinci bölümde ise Ehl-i Hak inancının prensiplerine yer verilmiştir. Bu çerçevede inanç esasları (tanrı inacı, kutsal metinler, tenasüh, melek inancı), ibadet esasları (cem, kurban, oruç, abdest, cenaze ve yeni doğum) ve sosyal yaşam esasları (evlilik, müzik, kardeşlik, yapısal örgütlenme, kutsal mekanlar) detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Anahtar Kelimeler: Ehl-i Hak, Yarsan, Kakai, Serencam, İnanç Esasları, İbadet, Sosyal Yaşam

Ehl-i HakKur'an-ı KerimSosyal hayat+4
Ümran Adak
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Muhammed Ebu Zehre'nin mezhepler tarihçiliği

Bu tezde, yirminci yüzyıılda Mısır'ın İslam dünyasının seçkin alimlerinden kabul edilen Muhammed Ebu Zehre'nin (1316-1394/1898-1974) hayatı, eserleri ve mezheplere bakışı ve mezhepler tarihçiliğine yer verilmiştir. Bu bağlamda Muhammed Ebu Zehre'nin genel itibariyle bilinen bütün mezheplere değindiğini söyleyebiliriz Fakat mezhepleri ele alış şeklinin bilimsel olmaktan ziyade daha çok doğaçlama gibi olduğunu söylemek mümkündür. Müellif daha çok inandığı ya da düşündüğü şeyleri, dilediği gibi yazmıştır. Bu bakımdan Mezhepler Tarihiyle ilgili değerlendirilebilecek eserlerinde belirli bir bilimsel bir kaygı güdüldüğünü, belirli bir yöntem ya da usul izlendiğini söyleyebilmek zor gözükmektedir. Müellifin İslam Dünyası adına istediği tek şey İslam birliğidir. Farklı fikir ya da düşüncelerin etrafında birleşen mezheplerin, İslam dinine aykırı herhangi bir söylem ya da eylem geliştirmediği sürece bu düşünceleri ve fikirleri İslam dini adına zenginlik olarak görmesi büyük bir olgunluktur. Bu doğrultuda düşünce ve fikir anlamında farklı olunsa da İslam adı altında birleşilmesi en büyük temennisidir. Ebu Zehre'nin bu temennisi adına yapılması gerekenleri tek tek açıkladığını görmekteyiz.

Kur'an-ı KerimMezheplerMezhepler tarihi+3
Ayşe Sezgin
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Haricilikte imamet anlayışı

Çalışmamızın birinci bölümünde Ehl-i Sünnet, Mürcie, Şîa ve Mutezile'nin imâmet anlayışlarını ortaya koymaya çalıştık. İkinci bölümde ise; Hâricîler'in imâmet kavramını, imamın göreve gelme biçimini, imamın görevlerini, Kureyşîlik ve imamın görevden çekilmesi gibi mevzuları değerlendirdik.

Ehl-i sünnetHaricilerHaricilik+6
Emrah Bozkurt
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

İmam-ı Şâfiî ve kadın özgürlüğü

Özgürlük kavramı genel olarak tarih boyunca farklılaşmış, aynı şekilde İslam Tarihi boyunca olduğu gibi günümüz İslam dünyasında da. Kadına biçilen roller değişmiştir. Dünyada ve ülkemizde çok popüler hareket olan feminist hareketlerin değişen kadın algısı üzerinde etkisi olmuştur. İslam mezheplerine göre insan özgürlüğü ve insan özgürlüğü ile ilgili kavramlara yüklenen anlamlar farklılaşabilmiştir. Bu durum insan özgürlüğü açısından temel yaklaşımları etkilemiştir İmam-ı Şâfiî'nin düşünce dünyasında kadın özgürlüğü ve kadının konumuna dair düşüncesinin, kendi içinde yaşadığı toplumun örf adetlerinden etkilendiğini söylemek mümkündür. Ancak bunun kadınla ilgili İslam'ın yegâne yorumu gibi değerlendirilmemesi gerekir. Anahtar Kelimeler: İmam-ı Şâfiî, Feminizm, Kadın, Özgürlük.

KadınlarKur'an-ı KerimÖzgürlük+3
Rukiye Özpolat
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Günümüzde Kur'an müslümanlığı

XVIII. yüzyılda Hindistan'da ortaya çıkan, Kur'anıyyun hareketinin uzantısı olduğu değerlendirmeleri yapılan, Kur'an Müslümanlığı anlayışının, dini hükümlerin kaynağı olarak sadece Kur'an'ı kabul ettiği iddia edilmektedir. Bu hareketin modernizm etkileri sonucu geleneği bir tarafa koyarak, çağa uygun bir İslam anlayışı ortaya çıkarma amacını taşıdığı belirtilir. Geçmişten günümüze Mealciler, Kur'an İslamcıları, Kur'an Müslümanlığı gibi çeşitli isimlerle gelen bu hareketi benimseyenlerin hemen tamamının, Müslümanların yaşanılan çağın gerisinde kalmasının sebebi olarak Kur'an'dan uzaklaşmayı gördükleri söylenebilir. Yine Sünnet ve Hadis başta olmak üzere, geleneğin getirdiği hususları ciddi bir tenkid sürecinden geçirmek gerekliliğini de benimsemiş gözükmektedirler. Bazılarına göre ise geleneksel İslam'ın yanlışları İslam aleminin ilerlemesinde engel teşkil etmektedir. Kur'an Müslümanı olarak adlandırılan kişilerin, hadis, sünnet ve geleneğin tamamını inkar ettiği düşüncesi yaygındır. Bu iddianın, kendilerini Kur'an Müslümanı olarak isimlendirmekte bir beis görmeyen kişilerin tümü için geçerli olduğunu söylemek mümkün değildir. Bir kısmına göre hadisler, geleneksel İslam'ın anlaşılması için güvenilir bir kaynak değilken, bazıları bunların dikkate alınması gereken kaynaklar olduğunu fakat, Kur'an'a göre değerlendirilmeleri gerektiği fikrini savunur. Sünnet ve hadisin yok sayılması durumu Müslümanların lehine değildir. Düşünce alanında herhangi bir ilerlemeyi sağlamadığı gibi Müslümanlar arasındaki ayrışmayı da arttıracaktır. Tarihi tecrübe, sünnet ve hadisle birlikte ayetlerden yola çıkarak günümüz meselelerine çözüm üretilmelidir.

Kur'an-ı KerimMüslümanlarMüslümanlık+2
Ayşe Dönmez
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Fetret ehlinin ilahi adalet açısından durumu

Fetret Ehlinin İlahi Adaleti Açısından Durumunun izahını yaptığımız tezimizde İslâm tarihinin ilk dönemlerinden beri tartışılmış olan Fetret Ehli'nin durumunu inceledik. Bu görüş ve tartışmalarla ilgili ilk örneklerin h. II. yy.'ın başlarına kadar tarihlemek mümkündür. Nitekim Ebu Hanife'nin fetret ehlinin durumuyla ilgili "davetin kendisine ulaşamadığı kimse, fıkhi anlamda sorumlu değildir. İtikadî anlamda da akıllı olması ölçüsünde sorumludur." görüşü bunların en meşhurlarındandır. Sonrasında İmam Maturidî de benzer bir yaklaşım sergilemiştir. Mutezilenin bu konudaki tutumunu adalet esasları dâhilinde "insan için en iyisini yapmanın Allah için vacip olduğu" fikirleri etkilemiştir. İmam Gazali konuyu sistematik bir tarzda toparlamış ve izahları yerli yerine oturmuştur. Giriş ve iki bölümden oluşturduğumuz tezimizi birinci bölümünde Fetret ve adalet kavramlarının adalet ile ilişkili diğer bazı kavramların izahını yaptık. İkinci bölümde fetret ehlinin ve ilahî adalet kavramlarının özel kullanımları, itikadî mezheplerin fetret ehlinin durumu ve ilahî adalet hakkındaki görüşleri, fetret ehli açısından bazı kavramların izahı ve fetret ehli olarak dünyaya gelmenin Allah'ın adaleti açısından izahı, fetret ehli açısından inanç esasları gibi konular üzerinde durduk. Anahtar Kelimeler: Adalet, İlahi Adalet, Fetret, Fıtrat, Hidayet, Dalalet, İnanç Esasları, Kötülük

FetretKur'an-ı KerimKötülük+3
Mesut Artık
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00
Master'sOpen AccessTR

Kelam açısından ekolojik denge

Küresel çapta çevre kirliliğinin boyutları dünyanın kendi kendini temizleme kapasitesinin çok üzerine çıkmış ve bu durum; iklimlerin değişmesi, buzulların erimesi, asit yağmurları, bazı türlerin yok olması gibi ekolojik dengenin bozulması sürecini ortaya çıkarmış, mekanik zihniyetle kirlenen kainatı, maddeyi ve kavramları algılayıp yorumlayışımız, ekolojik dengenin bozulması sürecini beraberinde getirmiştir. Modern dönemdeki yoğun çevre krizi ile, özellikle son birkaç asırdır, tabiatın ilahi bağlamından kopartılması arasında önemli bir bağlantı vardır Peki dış alemde görülen bütün bu negatif olguların meydana gelmesine sebebiyet veren bakış açıları ve düşüncelerin temelinde yer alan teolojik ve felsefi düşünceler nelerdir? Bizce, sorunun çözümü için öncelikle onun teolojik ve felsefi kaynağına inmek gerekmektedir. Evren ve Tanrı tasavvuru arasındaki yakın ilişkiyi düşündüğümüzde; tevhid dini İslam'ın ana kaynağı olan Kur'an'ı Kerimin ekolojik dengeyi ele alış biçimi ve İslam düşünce ekollerinden külli ilim olarak tarif edilen Kelamın doğru tanrı-evren tasavvuru oluşmasına katkısında Hudus Delili; Tanrı-Evren-İnsan ilişkisini doğru konumlandırmada Teleolojik Delil büyük önem arz etmektedir. ÖZET Bu çalışma, Kelam İlminde ekolojik dengeyle ilgili konuları Allah-âlem tasavvuru bağlamında ele alarak sorunun kaynağına inmeyi, böylelikle, bu alanda yapılacak çalışmalara temel bir bakış açısı sunmayı ve çağımızın en önemli problemlerinin başında yer alan ekolojik denge problemini, Kur'an ayetleri ve Kelam İlmi ışığında yeniden değerlendirerek, tevhidi/bütüncül bakış açısıyla, Yeni İlm-i Kelamın sosyal konularından addedilen çevre teolojisinin geliştirilmesine katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler: Teolojik ve Felsefi Temeller, Tevhid, Tanrı-Evren tasavvuru, Hudus Delili, Teleolojik Delil

EkolojiKur'an-ı KerimTanrı anlayışı+2
Şeyma Erkaya
Dokuz Eylül University · Institute of Graduate Studies in Social Sciences
2019
00

Other supervisors